# Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda - Ahmet Şık Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda kimin eseri? Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda kitabının yazarı kimdir? Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda konusu ve anafikri nedir? Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda kitabı ne anlatıyor? Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda kitabının yazarı Ahmet Şık kimdir? İşte Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/paralel-yuruduk-biz-bu-yollarda-ahmet-sik-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-16T22:00:16+03:00
- Güncelleme: 2022-02-16T22:00:16+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/16/ahmet-sik-kimdir-ahmet-sik-kitaplari-ve-sozleri-154486.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ahmet Şık 
 Yayın Evi: Postacı Yayınevi 
 İSBN: 9786056435539 
 Sayfa Sayısı: 624 

Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
AKP-Cemaat İttifakı Nasıl Dağıldı?

AKP ve Gülen Cemaati, yakın zamana kadar Türkiye'yi siyasal ve toplumsal olarak birlikte dönüştüren iki iktidar ortağıydı. Devleti soyma amaçlı bir talan zincirini yalanlarla ve hukuku ayaklar altına alarak örtbas etmeye girişen hırsızlar çetesiyle, bunun üzerinden hukuki değil siyasi operasyonlara kalkışanlar geçmişin yol arkadaşlarıydı. Tuzaklar, hileler, sahteliklerle örülü soruşturma ve davalar zincirine imza atan bu iki kirli suç ortağı şimdi, "Yeni Türkiye"nin savaşan güçleri olarak sahnedeler. Tarafların yaptığı savunmalara kimse aldanmasın. 

Bu savaş ne demokrasi ve temiz toplum ne de birilerinin iddia ettiği gibi barış ya da sivilleşme için yaşanıyor. Sadece devletin sahibi kim olacak diye savaşılıyor. Her savaş gibi bu da kirli. Bu yüzden ortalığı kaplayan pislik görünen o ki bir süre daha pis kokular yaymaya devam edecek. Kötü olmadı. 

Zira bu iktidar paylaşım savaşı patlamasaydı kimsenin kuşkusu olmadığı yolsuzluk, rüşvet, hırsızlıkla örülü AKP iktidarının talan çarkı ortaya çıkmayacaktı. Gülen Cemaati'nin, Türkiye'nin yeni derin devleti olmaya çalıştığı bu kadar açık anlatılamayacaktı. Uzun sözün kısası, AKP suçladığı Cemaat kadar çete, Cemaat suçladığı AKP kadar hırsızdır.
(Tanıtım Bülteninden)

Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda Alıntıları - Sözleri
...haysiyetli olmak, alçaklar için zordu.
Hocaefendi'nin Turgut Özal'la başlayıp Çiller'le devam eden siyasi düzlemdeki yolculuğuna sosyalistler hariç yelpazenin her yanında bulunan diğer politikacılar da eşlik edince medyada Gülen adının politik şahsiyetlerle birlikte anılmasıyla daha sık karşılaşılır oldu.
Umudumuz o ki demokratik meşruiyetten yoksun, dini ve siyasal ilkelerden değil, gündelik ya da dönemsel kazanç içeren pragmatizmden kendini var eden tüm yapıların siyasetin çöplüğüne gideceği bir gün gelecek.
Zaten dik durmak omurgalılara mahsustu.
Umudumuz o ki demokratik meşruiyetten yoksun, dini ve siyasal ilkelerden değil, gündelik yada dönemsel kazanç içeren pragmatizmden kendini var eden tüm yapıların siyasetin çöplüğüne gideceği bir gün gelecek.
Dik durmak omurgalılara mahsustu.
İşin kolayına kaçıp güçlünün yanında yer alarak başkasının iktidarına karşı duranlara, esas meselenin kendi iktidarına meydan okuyabilmekte olduğunu anımsatalım yeter.
Cemaat AKP kadar hırsız, AKP cemaat kadar çetedir.
Türkiye'nin yeni derin devleti olmaya çalışan cemaatin, devletin kendisi de olmaya çalışan bir güç olduğu bu kadar açık anlatılmayacaktı.
Demokrasi yoluyla iktidarı ele geçirip demokratik meşruiyetini yitiren güç odakları nedeniyle, toplumla devlet/rejim arasındaki ilişki giderek birbirinden koptu.
Hal böyle olunca ülkenin geniş yığınları aklını, vicdanını ve ahlakını kaybetti.
Tüm düşmanlar siyasal kimliğine bakılarak ya terörist, örgüt üyesi, vatan haini ya da soygun, rüşvet ve yolsuzluk düzeni içinde yer alan hırsızlar oldu.
En nihayetinde esiri olduğu kibir ve sarsılmaz sanılan güç, en az kendisi kadar kibir ve güç budalası olan bir lideri ve iktidarını hedef alınca da yıllardır düşmanlarına yaşattıklarını kendileri yaşamaya başladılar.
Gülen Cemaati'nin, Yeni Türkiye'nin inşasında AKP'nin kontrgerilla gücü olduğu gerçeğini örtse de, bir doğruyu işaret ediyordu.
''Büyük bir menfaat ve dua koalisyonu'' olan AKP. Menfaatlerinin devamı etmesi için de bu savaşı kazanmak zorundadır.

Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Dikkat spoiler içerir.
Daha önceden Ergenekon terör örgütü üyeliği sebebi ile tutuklanan gazeteci yazarın, ülkede Cemaat'in büyümesi ve AKP ile olan savaşını anlatan araştırma eseri. 60lı yıllardan itibaren Cemaati genişletmeye başlayan Gülen'in, Erbakan'a yakınlaşarak kadrosunu genişletmesi, Yazıcılar ve Okuyucular denilen Nur tarikatlarından ayrılması ve siyasetin içinde olmadığını belirtmesine rağmen gırtlağına kadar siyasete dalması ile başlayan kitapta, Erbakan ile anlaşmamasından dolayı Çiller'e yanaşması, sonrasında 28 Şubat'ı desteklemesi ve özellikle Emniyet ile Adliye teşkilatı içerisinde örgütlenmesini anlatıyor. AKP iktidara geldikten sonra asker tehlikesinden dolayı zoraki ittifak kuran bu ikili Ergenekon operasyonları ile Orduyu çalışamaz hale getiriyor ancak MİT'e nüfuz edemeyen Cemaat, Hakan Fidan'ı devre dışı bırakmak için 7 Şubat operasyonunu başlatıyor ve köprüler atılıyor. Sonrasında da dershaneler olayı ve 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları ile savaş başlıyor. Bu arada Taraf gazetesinin Cemaate doğru kayması, Oslo görüşmelerinin sızdırılması, Başbakanın odasına böcek yerleştirilmesi gibi olaylar zaten savaşın 2012'de başladığını gösteriyor. Yolsuzluk operasyonu, devletin medyaya müdahalesi, sızdırılan tapeler ülkede resmen bir sirk kurulduğunu gözler önüne seriyor. Yolsuzluk operasyonu sonrasında hükümetin yaptıkları, Gezi olayları, HSYK'yı cemaatin elinden almak için yapılanlar, o dönem cemaat ve hükümet yetkililerinin operasyonlar hakkındaki açıklamaları ülkedeki korkunç tabloyu apaçık bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu dönemi merak edenlerin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri. (Serdar Poirot) 
Aylardir okuyorum, yeni bitirdim kitabı. Ahmet Şık; cemaat nasıl doğmuş, nasil buyumus, nasil Akp ile devam etmiş, nasıl evdeki hesabi carsiya uyduramayip yalniz kalmis ve daha fazlasini kaynak sunarak anlatmis.Bu kitabi da okuyup sinir olacaksınız ama alin okuyun (Dilek) 
Yarısından çoğu bitti. Kitap, cemaati derinlikle, isim isim ve olay olay inceliyor buraya ladar her şey çok iyi. Ciddi bir çalışma eseri. Yani x tarihli y gazetesindeki yazılardan tutun kim neden içeri girmiş mahkeme tutanaklarına kadar... Lakin erbakan gibi "kürt sorununda " her daim hdp safına daha yakın bir duruş sergilemiş bir lideri sırf antiamerikancılığından dolayı övmesi büyük eksi. O Erbakan ki türkle kürt savaşımda şehit olmaz, tsk da kafirdir gibi söylemleri olan biri. Müntesipleri daha da ileri gidip aleni cumhuriyet düşmanlığı yaparlar...

Yine cemaatin çok milliyetçi, kürt sorununu silahla çözmeye yatkın olduğunu söyleyip gayrı milli yakıştırmasını da anlamadım. ( amerikancılığı dışında bir gayrı millilikten bahsediyor)

Ergenekon soruşturmasını da komple çöpe atması çok tutarsız zira veli küçük albayken susurluk komisyonuna çağırılmasına rağmen ısrarla gelmemiş biridir, doğu perinçek gibi binde 1 oy alan biri jandarma istihbarat bilgilerini aleni gazetesinde yazmaktadır vs vs...

Hem cemaati hem de son yılları okumak isteyen herkese öneriyorum kitabı. Sıkılmadan okunacak bir kitap (Kerem evli) 

Kitabın Yazarı Ahmet Şık Kimdir?
Ahmet Şık (d. 1970), Türk gazetecidir.rnrn1970 yılında Adanada doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun oldu. Mesleğe, üniversitenin birinci sınıfında iken Milliyet gazetesinde stajyer muhabir olarak başladı. 1991 ve 2007 yılları arasında Cumhuriyet, Evrensel ve Yeni Yüzyıl gazeteleri ile Nokta dergisinde muhabir, Reuters haber ajansında da foto muhabir olarak çalıştı.rnrn2005 yılında Radikal gazetesinde çalışırken, Doğan Grubuna alacak davası açtığı için işten çıkarıldı. Sonrasında çalışmaya başladığı Aktüel dergisinden de açtığı dava gerekçe gösterilerek işine son verildi.rnrnHrant Dink suikastı sonrasında Nokta dergisinde yayımlanan "Asker İç Güvenlikten Elini Çekmeli" başlıklı röportaj ve "Hayata Dönüş" operasyonlarının yıldönümünde Bayrampaşa Cezaevinin kadın koğuşunda sağ kurtulan Münevver Köz ile yapılan "Bayrampaşada O gün" başlıklı söyleşi nedeniyle Türk Ceza Kanununun 301. maddesinden yargılandı. 8 Mart 2007’de medyanın askerler tarafından fişlendiğinin iddia edildiği “Askerin medya notları!” başlıklı habere imza attı. rnrnRadikal gazetesinden çalışma arkadaşı Ertuğrul Mavioğlu ile birlikte yazdığı Kontrgerilla ve Ergenekonu Anlama Kılavuzu ve Ergenekonda Kim Kimdir? kitaplarında "Ergenekon Soruşturmasının gizliliğini ihlal ettiği" iddiasıyla üç yıl hapis istemiyle yargılandığı davadan 13 Mayıs 2011de beraat etti.rnrn3 Mart 2011 tarihinde, Ergenekon Soruşturması kapsamında evinde ve İstanbul Bilgi Üniversitesindeki odasında yapılan arama sonrasında gözaltına alındı. Gözaltında iki gün kaldıktan sonra tutuklanma talebiyle mahkemeye sevkedildi. Avukatı Bülent Utku, Şıkın son zamanlarda hazırladığı ve İmamın Ordusu ismini vermeyi düşündüğü Fethullah Gülenin emniyetteki örgütlenmesini anlatan kitabı nedeniyle gözaltına alındığını düşündüğünü dile getirdi. 6 Mart 2011de "Ergenekon terör örgütüne üye olma" suçundan tutuklanarak gazeteci Nedim Şener ile birlikte Metris Cezaevine gönderildi. 12 Mart 2012 tarihinde Nedim Şenerle birlikte tahliye oldu. Ahmet Şık, cezaevinden ayrıldıktan sonra ilk açıklamasında Çok fazla bir şey söylemek istemiyorum. Eksik kalmış adalet, hukuk ve demokrasi getirmeyecek. Sadece benim davamda 5 tutuklu var, 100 civarında gazeteci hala içeride. İfade özgürlüğü meselesi sadece gazetecilerin sorunu değil. 600 civarında öğrenci var. Bunun mücadelesine devam edeceğiz. Bu komployu kuran, yürüten polisler, savcılar ve hakimler bu cezaevine girecek. Onlar buraya girdiğinde adalet gelecek. O cemaat bağlantılı, o çete bağlantılı adamlar buraya girecek. Bunlara sesini çıkarmadığı için siyaseten sorumlu AKP hükümetidir dedi.

Ahmet Şık Kitapları - Eserleri
İmamın Ordusu
000 Kitap 'Dokunan Yanar'
Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda
İtham Ediyorum
Pusu
Ergenekon’da Kim Kimdir?

Kontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Kılavuzu
Kırk Katır Kırk Satır 1 - Kontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Kılavuzu

Ahmet Şık Alıntıları - Sözleri
12 Eylül 1980 cuntasının tüm kurumsal yapıları olduğu gibi yerinde duruyorken, tüm faşizan yasaları daha bir faşizanlaştırılarak uygulanıyorken, toplumsal muhalefetin örgütlenmesinin önündeki yasaklar hâlâ yerli yerindeyken kısacası 12 Eylül faşizminin ruhu ve zihniyeti mıh gibi duruyorken hâlâ bir özeleştiri vermemenin siyaseten hiç ahlâklı olmadığının altını çizmek gerek. (Pusu)
Türkiye'nin yeni derin devleti olmaya çalışan cemaatin, devletin kendisi de olmaya çalışan bir güç olduğu bu kadar açık anlatılmayacaktı. (Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda)
Ne zamanki baskı rejimlerinde güç sahipleri iktidarına ortak olmayanlar üzerinde otorite kurmak ister işte o zaman dolar cezaevleri. İşte bu yüzden Türkiye cezaevleri haber yazan, yorum yapanlara gazetecilerden, parasız eğitim talebini pankartlarında dile getiren öğrencilere, seçilmiş Kürt siyasetçilere kadar binlerce tutsakla dolu bir de bu tutsakları her fırsatta "terörist" yakıştırması yapan siyasetçiden geçilmiyor memleket. (Pusu)
Demokrasi yoluyla iktidarı ele geçirip demokratik meşruiyetini yitiren güç odakları nedeniyle, toplumla devlet/rejim arasındaki ilişki giderek birbirinden koptu. (Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda)
"Bilmelisin ki bir sahibim olsaydı Sezgin Baran Korkmaz’dan istenilen 10 milyon Euro rüşvet için beni de aracı kılmak isterlerdi. Bir sahibim olsaydı ben de Silivri Hapishanesinde değil mafya yöntemleriyle gasp edilmiş Paramount otelde kalırdım."

Ahmet şık (İtham Ediyorum)
Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel de Gülen hakkında 1 yıldır yürüttüğü soruşturmanın sonuna gelmişti. Savcı Yüksel 3 Ağustos 2000’de, Gülen’in tutuklanması talebiyle nöbetçi Ankara 2 No’lu DGM yedek hâkimliğine başvursa da birkaç gün sonra mahkeme bu talebi reddetti. Bunun üzerine Ankara 2 Nolu DGM Fethullah Gülen hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkardı. Gülen’in firari kaçak durumu çok sürmedi ve 28 Ağustos 2000 günü gıyabi tutuklama kararı kaldırıldı. Askerin öfkesini çeken bu kararın ardından Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, adını vererek Gülen’i hedef gösterdi ve gıyabi tutuklama kararının iptal edilmesini cemaatin yargıya sızması olarak değerlendirdi. Her fırsatta hiç bir illegal yapılanma ve örgütlenme içinde olmadığını dile getiren Gülen hakkında düzenlenen iddianame Ankara DGM Başsavcılığı’nca 22 Ağustos 2000’de kabul edildi. 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/1. maddesi uyarınca,
“Anayasal sistemi değiştirerek yerine İslamî esaslara dayalı devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu”
iddiasıyla Gülen hakkında 10 yıla kadar hapis cezası isteniyordu. (000 Kitap 'Dokunan Yanar')

Nihayet 12 Ocak 1986 günü Burdur’da, gözaltına alındı. Bunun üzerine dönemin Başbakanı Turgut Özal devreye girdi. Özal’ın, ‘Memlekette hala sıkıyönetim mi var. Bir suçu varsa mahkemeye sevk edilsin, suçu yoksa serbest bırakılsın' demesi üzerine bir gece Burdur Emniyeti'nde gözaltına alınan Gülen ertesi gün İzmir'e götürülüp serbest bırakıldı. (İmamın Ordusu)
En nihayetinde esiri olduğu kibir ve sarsılmaz sanılan güç, en az kendisi kadar kibir ve güç budalası olan bir lideri ve iktidarını hedef alınca da yıllardır düşmanlarına yaşattıklarını kendileri yaşamaya başladılar. (Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda)
Gülen inkilapçı ruhlardan bahsederken hiç şüphesiz, ‘Altın Nesil’ diye adlandırdığı, kendisinin yetiştirdiği gençliği kastetmektedir. Bu konuda netlik olmamakla beraber, ‘İşte böyle bir dönemde Bediüzzaman gibi inkılâpçı bir ruh çıkıyor’ demekle Atatürk ilke ve inkılâplarına karşı alternatif bir inkılâpçılığı, Bediüzzaman Saidi Nursi’nin söylemleriyle gündeme getirme cesareti gösteriyor... (İmamın Ordusu)
Yalanlarla sürdürülmeye çalışılan kötülüğe; adaletsizlik, eşitlik, haksızlık karşısında gözümüzün, kulağımızın, ağzımızın kapatılmak istemesine; yağma ve talan düzenine tartışmasız bir itaatle razı olmamız istenmesinedir itirazımız. Ve yanlış olana itiraz ediyor olmamız suçlu olduğumuzun değil insan olduğumuzun kanıtıdır. Bizlere yönelik nefretin nedeni de budur (İtham Ediyorum)
Gülen'in bu kitapta, “Seyyid misiniz?” sorusuna, “Olabilir, öyle diyorlar. Kesin bir şey söyleyemem” karşılığını verdiği anımsatılan raporda... (İmamın Ordusu)
Kim çizebilir senden başka , senin yaşamını. " (İmamın Ordusu)
"Kim olduklarını bilmesem de ne olduklarını anlamıştım." (Pusu)

Dini hassasiyetleri kullanıp, “Çocuklarınızı bedava ve millî değerlerinize bağlı olarak okutmak istiyorsanız bize verin” ajitasyonuyla alıp şimdi her biri Türkiye’yi yönetenlerin arasında olan kadrolarının yetişmesini sağlar. Çünkü Gülen’in her daim gözyaşları içinde dile getirdiği “Altın Nesil” yaratma ülküsüdür. (000 Kitap 'Dokunan Yanar')
Herkes düşüncelerini açıklama ve anlatma özgürlüğüne sahiptir. (Pusu)
Tüm düşmanlar siyasal kimliğine bakılarak ya terörist, örgüt üyesi, vatan haini ya da soygun, rüşvet ve yolsuzluk düzeni içinde yer alan hırsızlar oldu. (Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda)
Bakmayın siz üzerindeki kıyafetlerde apolet olmadığına, onların zihniyetleri üniformalı, kafaları apoletli. Uzun lafın kısası, onlar da dini teamüller çerçevesinde bir emir komuta zincirinden oluşan bir başka askerî düzen. (Pusu)
Hal böyle olunca ülkenin geniş yığınları aklını, vicdanını ve ahlakını kaybetti. (Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda)
Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim.Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim.Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim.Benim için geldiklerinde, sesini çıkartacak kimse kalmamıştı. (İmamın Ordusu)
Hocaefendi'nin Turgut Özal'la başlayıp Çiller'le devam eden siyasi düzlemdeki yolculuğuna sosyalistler hariç yelpazenin her yanında bulunan diğer politikacılar da eşlik edince medyada Gülen adının politik şahsiyetlerle birlikte anılmasıyla daha sık karşılaşılır oldu. (Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/paralel-yuruduk-biz-bu-yollarda-ahmet-sik-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)