# Pastoral Senfoni - Dar Kapı - André Gide Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Pastoral Senfoni - Dar Kapı kimin eseri? Pastoral Senfoni - Dar Kapı kitabının yazarı kimdir? Pastoral Senfoni - Dar Kapı konusu ve anafikri nedir? Pastoral Senfoni - Dar Kapı kitabı ne anlatıyor? Pastoral Senfoni - Dar Kapı kitabının yazarı André Gide kimdir? İşte Pastoral Senfoni - Dar Kapı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/pastoral-senfoni-dar-kapi-andr-gide-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-02T14:00:24+03:00
- Güncelleme: 2022-03-02T14:00:24+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/02/andr-gide-kimdir-andr-gide-kitaplari-ve-sozleri-165633.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: André Gide 
 Çevirmen: Leyla Gürsel 
 Orijinal Adı: La Symphonie Pastorale. La Porte Etroite 
 Yayın Evi: Cem Yayınevi 
 İSBN: 9789754062749 
 Sayfa Sayısı: 264 
--reklam--
Pastoral Senfoni - Dar Kapı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yaptığı geziler sonunda, gözlemlerine dayanarak sömürgeciliği ve komünizmi açık yüreklilikle eleştirdi. Evlenmesiyle iki yüzlü yaşamı su yüzüne çıkan Gide, kişisel yaşamında da dinin ahlaksal, cinsel ve toplumsal dar kapılarından kurtulmaya çalıştı. Elinizdeki kitap Gide'nin çok önemli iki yapıtını içeriyor. Pastoral Senfoni ve Dar Kapı.
--reklam--
Pastoral Senfoni - Dar Kapı Alıntıları - Sözleri
Duydukları kargaşayı yaymak yüce ruhlara yakışmaz.
"Ağlamak isterdim. Yazık ki kalbimi bir çölden daha çorak hissediyorum..."
İkimizin de ruhunu, aşk gücüyle aşkın ötesine sürükleyebilmek!...
Ne denli mutlu olursa olsun, ilerleme olanağı sağlamayan bir durumu dileyemem ben. Tanrısal sevinci de Tanrı'da erime olarak değil, sonu gelmeyen, sürekli bir yakınlaşma olarak tasarlıyorum... ve eğer bir sözcük üzerinde oynamaktan korkmasaydım, ilerleyici olmayan bir sevinci hor gördüğümü söylerdim.
Ah! Ne olurdu sevdiğimiz ruha eğilerek onda bir aynada olduğu gibi nasıl bir görüntü bıraktığımızı görebilseydik! Başkalarını kendimiz gibi, kendimizden de daha iyi okuyabilseydik! O zaman şefkat nasıl da huzur içinde, aşk nasıl da arı olurdu!
Onun ruhuna benzeyen ruhlar çevrelerinde tutunacak parmaklıklar, onları koruyacak vasiler ve nöbetçiler hissetmedikleri andan itibaren kaybolduklarını sanırlar. Üstelik kendilerinin feragat ettikleri bir özgürlüğü başkalarında görmeyi hoş karşılamazlar ve kendilerine sevgiyle verilmeye hazır olan şeyleri de baskıyla elde etmeyi arzu ederler.
Çocukluğumuzdan beri kim bilir kaç kez engellemişizdir kendimizi yapmak istediğimiz bir şey için, sırf çevremizdekilerin durmadan ‘yapamaz onu’ demelerini işite işite...
Ey Tanrım! Çok kez erişebileceğim bir mutluluktan koru beni! Mutluluğumu daha ötelere götürmeyi, sana dek ulaştırmayı öğret bana.
"Yaşam, tümüyle uzun bir yolculuk gibi görünür bana. Onunla birlikte kitaplar, insanlar, ülkeler arasında..."

İyi yaratılışlı ruh için üzüntüsüne bir karşılık bekleme düşünüsü kırıcı olur. Erdem bir süs değildir onun için, hayır, güzelliğin biçimidir.
--reklam--
Pastoral Senfoni - Dar Kapı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Seçimlerimin yine beni hayal kırıklığına uğratmadığı, etkileyiciliği ve verimliliğiyle beni sarsan bir kitapla geldim size.
İlk defa okuduğum ve hiç yabancılık çekmeden kalemini benimsediğim yazarın kısa bir geçmişine götürerek başlasak daha yerinde olur onu anlamak için.
Gide;22 Kasım 1869 tarihinde Paris'de doğmuş. Babası Protestan ve köylü kökenli, annesi koyu Katoliktir. 11 yaşındayken hukuk profesörü olan babasını kaybetti. Ailedeki kadınların etkisi ve annesinin katı otoritesi altında büyüdü.
1893'te Kuzey Afrika gezisine çıktı. Arap dünyasının tümüyle farklı değerleriyle tanıştı.
Fransa 'ya döndüğünde oradaki Victorya dönemi yaşantısının olumsuzluklarından rahatsız oldu. 1894'te tekrar Kuzey Afrika' ya gitti ve burada Oscar Wilde ve Lord Alfred Douglas 'la tanıştı. Onların yüreklendirmesiyle baskı altında tuttuğu eşcinselliğini kabul etti.
Fakat kabul etmeyenler vardı bu durumunu.
Katolik kilisesi 1952' de Gide'ın yapıtlarını Index'e yani okunması Katolik kilisesince yasaklanan kitaplar listesine aldı.
Yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savundu. Edebi, siyasal ve toplumsal sorunlara karşı hoşgörülü bir tutum benimsedi. O en başta hümanist'ti...
Onu anlamanın ve tanımanın en kolay yolu kitaplarındaki karakterlerle tanışmaktan geçtiğini söylemişler. Düşüncelerini, hayallerini, ruhsal sorgulamalarını onlarla açığa vurmuştur bir anlamda. İşte Pastoral Senfonisi 'nde bu izleklerine çok rastlarız.
Pastoral Senfoni Beethoven' ın bir eserinin üzerine kurgulanmış, hikaye'nin kahramanlarını da bu eserden etkilenerek yansıtmış yazar bizlere. "Kör olsaydınız günahınız olmazdı"
(incil'den). Gertrude'in gözlerinin görünce Amelie'yi ne kadar mutsuz ettiği ve günahlarını gördüğü temasıyla beraber yine Gertrude'in evli bir rahibe aşık olduktan sonra inancıyla duygularını sorgulaması. Evet ilk hikaye bahsi geçen bir rahip, kör bir genç kız ve rahibin oğlunun aşk üçgeninin ruh tahlillerine dayalı sorgulama ve içsel dönüşümleriyle dolu bir hikaye.
Diğer hikaye ise daha derin ve trajiktir.
Jerome'nin dar kapısı Alissa'dır ve o kapıdan bir türlü geçemez. Alissa'nın dar kapısı ise Tanrı'dır ve o kapıdan geçmiştir. Biri aşkı biri inancı seçtiği için bu dar kapıdan ikisi birden geçemez. Kapının tek geçeni olmak ne kadar mutluluk verir bir insana??? Kocaman bir boşluk!!!
"Dar kapıdan girmeye çabalayınız. Çünkü kişiyi yıkıma götüren kapı büyük ve yol geniştir. Bu kapıdan girenler çoktur. Yaşama götüren kapı ise dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar çok azdır. (incil'den)
Yazarın kendi hayatına ait izlekleri bu günlük şeklindeki hikayelere bölüştürerek, iç dünyasındaki sorgulamalarını, aşk ve erdem _aşk ve inanç hakkındaki düşüncelerini yansıtıyor. Fedakarlık, aşkın mertebeleri, ayrılık, kavuşmak, erdem ve inanç kavramlarını tek tek ince ince ama bir o kadar da acı verici şekliyle işlemiş. Biz normal ve basit sayılabilecek bir aşkı okuyor sanıyorken kendimizi;kahramanları ayrılıkta kavuşmayı yaşıyorlar. Başka bir gizem başka bir boyut bu...
Maddenin mana'ya geçişin ışığıdır...
İnanılmaz psikolojik savaşların verildiği, sarsıcı bir kitaptı. Kesinlikle tavsiyemdir.
Teşekkür ediyorum ️️️ (Yıldız Yalcın) 
Andre Gide'i ilk kez okudum ve aslında üslubunu beğendiğimi söyleyebilirim.
Kitap iki kısımdan oluşuyor. İlk kısım Pastoral Senfoni, ikinci kısım ise Dar Kapı ismini taşıyor. Birinci bölüm günlük tarzında yazılmış ve bu bölümü büyük bir merak ve istekle okudum. Hatta kitabın bitmesini istemediğim için okuma sürecini uzun bir zaman zarfına yaydım. Birinci bölümünün ilerleyişi beni şaşırttığı gibi bitiş şekli de çok şaşırttı çünkü hiç böyle bir son beklemiyordum. Sonunu söylemeyeceğim ama sadece Pastoral Senfoni kısmının olduğu kitap piyasada vardır, okumanızı tavsiye ediyorum.
Ancak Dar Kapı bölümünü anlatacak olursam bu kısım beni çok yıprattı. Jerome ve Alissa'nın aşkını anlatan bu bölüm Jerome'un ağzından yazılmış. Alissa, Jerome'un dayısının kızı ve Jerome'dan bir yaş büyük. Çocukluktan itibaren birbirlerini seviyorlar. Ancak kitap boyunca anlam veremediğim bir sebeple Alissa, Jerome'u çok sevmesine rağmen asla onunla olmak ve nişanlanmak istemiyor. Aralarında çok fazla mektuplaşma oluyor ve bu kısımları okurken çok sıkıldığımı söyleyemeden geçemeyeceğim. Sürekli mektuplaşıyorlar ancak bir sonuca varamıyorlar ve bir okur olarak, kitap boyunca net bir sonuç bekledim ama o net sonucu (Jerome'u sevmesine rağmen neden onunla olmak istemediğini) bir türlü anlayamadım. Dediğim gibi Dar Kapı bölümü çok sıkıcıydı ve spoiler vermeden geçemeyeceğim Alissa kitabın sonunda ölüyor ve yazdığı günlüklerin sonradan Jerome'a verilmesini vasiyetinde belirtiyor. (elöf) 
Kitap yazarın kaleme aldığı iki hikayeden oluşuyor. Dili akıcı ve yazdıkları merak uyandırıcı.

Pastoral Senfoni : Din adamı olan biri (adı aklıma gelmiyor şimdi) bir kızı ailesi ölünce evine alıyor. Bu kız o kadar kötü bakılmış ki konuşamıyor ve pislik içinde. Adam sayesinde konuşmayı öğreniyor. Daha sonra din adamımız bu kıza aşık oluyor. Ama adamımız evli.

Dar Kapı : Bu hikaye de imkansız aşk söz konusu. Alissa ve Jerome. Bir türlü evlenemiyorlar. Kız sevdiği halde Jerome’yi kendinden sürekli uzak tutuyor. Meğerse amacı başkaymış.

Güzeldi. Keyifli okumalar. (Kupa Kızı Sinek Valesi) 
--reklam--
Kitabın Yazarı André Gide Kimdir?
André Paul Guillaume Gide (22 Kasım 1869 Paris - 19 Şubat 1951 Paris) Fransız yazar. 1947 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi.

Gide, 22 Kasım 1869 tarihinde Paris, Fransa`da dünyaya geldi. Babası Protestan ve köylü kökenli, annesi Katolikti. 8 yaşında Paris'te Alsace Okulu'na gönderildi. Sık sık hastalandığı için öğrenimi kesintiye uğradı. Gide henüz 11 yaşındayken (1880) Paris Üniversitesi`nde hukuk profesörü olan babasını kaybetti. Ailedeki kadınların etkisi ve annesinin katı otoritesi altında büyüdü.

1889'da okuldan mezun oldu. Yaşamını yazarak geçirmeye karar verdi.Yazı hayatına 1891’de 21 yaşındayken yayımladığı André Walter'in Günlükleri(Les Cahiers d'André Walter) ve Narsis Üstüne İnceleme ile başladı. Ama ikisi de başarısız bulundu.

1893'te Kuzey Afrika gezisine çıktı. Arap dünyasının tümüyle farklı değerleriyle tanıştı. Fransa'ya döndüğünde oradaki katı Victorya dönemi yaşantısının olumsuzluklarından rahatsız oldu. 1894'te tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Burada Oscar Wilde ve Lord Alfred Douglas'la tanıştı. Onların yüreklendirmesiyle baskı altında tuttuğu eşcinselliğini kabul etti. Annesi hastalanınca Fransa'ya döndü.

1895'te kuzeniyle evlendi. 1896`da Normandiya`da bir komüne belediye başkanı oldu.

1908`de bazı seçkin yazarlarla birlikte Nouvelle Revue Française adında bir edebiyat dergisi kurdu. 1916`da 16 yaşındaki Marc Allégret ile sevgili oldu. Marc Allegret ile eşcinsel ilişkisi ailesinde huzursuzluk yarattı. Eşi Gide'nin kendisine yazdığı mektupları yok etti.

I. Dünya Savaşı yıllarında Kızılhaç ile gönüllü insani kuruluşlarda çalıştı. 1923'te ilk feministlerden ünlü Elizabeth van Byyselberghe ile olan yasak ilişkisinden tek çocuğu kızı Catherine doğdu. 1924 yılında Corydon adlı homoseksüelliği savunan bir kitap yayımladı, fakat eser ilk etapta kınandı.

1925'te Fransız Ekvator Afrikası'na gitti. Burada gördüklerinden de etkilendi. Dönüşünde sömürgeciliği eleştiren yazılar yazdı. 1925 yılında yayımladığı Kalpazanlar Gide`nin en önemli eserlerinden biri olarak görülür. 1926`da otobiyografik eser olan "Si le grain ne meurt"u yayımladı.

Komünizme ilgi duydu. 1936'da büyük umutlarla gittiği Sovyetler Birliği'nden hayal kırıklığı ile döndü. 1938'de eşini kaybetti.

II. Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra 1942'de tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Savaşın sonuna kadar burada yaşadı. 1947'de Oxford Üniversitesi'nden "Edebiyat Doktoru" unvanı aldı. Aynı yıl Kasım ayında da Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi oldu. 19 Şubat 1951'de yaşamını yitirdi.

Yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savundu. Edebi, siyasal ve toplumsal sorunlara karşı hoşgörülü bir tutum benimsedi. Genel ahlak anlayışının karşısında bireysel özgürlüklerin savunucusu oldu. Ama aynı zamanda 19'uncu Yüzyıl Fransız edebiyatının en önemli hümanist ve ahlakçı yazarı olarak tanındı. Düşüncelerindeki bütünlük ve soyluluk, üslubundaki arılık ve uyumla Fransız edebiyatının saygın isimleri arasında yer aldı.

Katolik kilisesi André Gide'in eserlerini 1952 yılında Yasak kitaplar listesi'ne koymuştur.
--reklam--
André Gide Kitapları - Eserleri
Kalpazanlar
Isabelle
Dar Kapı
Theseus
Kadınlar Okulu
Chopin Üzerine Notlar
--reklam--
Tohum Ölmezse
Ayrı Yol
Vatikan'ın Zindanları
Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler
Pastoral Senfoni
Günlük
Sapık Sevgi
--reklam--
Batak
Henri Michaux'yu Tanımak
Seçme Yazılar
Dostoyevski
Pastoral Senfoni - Dar Kapı
Denemeler
SSCB'den Dönüş
--reklam--
Dünya Nimetleri
Cinayet Mahkemesi Anıları
Two Legends: Oedipus and Theseus
Yeni Nimetler
Autumn Leaves
Prometheus ve Theseus
Bataklık
--reklam--
Dostoyevski
--reklam--
André Gide Alıntıları - Sözleri
"Arkadaş, insanların sana sundukları gibi benimseme yaşamı. Yaşamın daha güzel olabileceğine inandır kendini." (Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler)
"İyi duygularladır ki kötü edebiyat yapılır", "Şeytanın yardımı olmayan sanat eseri yoktur." (Seçme Yazılar)
.
Kendin olmaya cesaret et. Bunun da altını çizmeliyim.

Asla yapmacıklık yaparak, insanları sizin gibi yapmak için, taklit ederek ya da çelişme zevki için hiçbir şey yapmayın.

... (Seçme Yazılar)
Hepimiz Tanrı' ya tek başımıza ulaşmak zorundayız. (Dar Kapı)
"Mutsuz değilim. Bu hayatta bana öyle çok şey bahşedilmedi ama bu az şeyle de mutlu olmayı bildim." (Bataklık)
Hasmımı kucaklarım, ama boğmak için. (Denemeler)
--reklam--
Ömrüm beklemekle geçiyor.
Hiç bir şeye başlamağa cesaret edemiyorum. (Günlük)
"..kuruntu sonucu abartılan keder, gerçekteki olguyu aşar. Ah! Eğer, kapılarımızı düşgücümüzün yarattığı canavarlarla kuruntulara açmasaydık, yalnızca yaşamımızdaki kötülükleri görmekle yetinseydik, mutsuzluklarımıza katlanmamız çok daha kolay olurdu." (Pastoral Senfoni)
Çocukluğumuzdan beri kim bilir kaç kez engellemişizdir kendimizi yapmak istediğimiz bir şey için, sırf çevremizdekilerin durmadan ‘yapamaz onu’ demelerini işite işite... (Pastoral Senfoni - Dar Kapı)
"Kurtulduğumu sanırken gittikçe
daha çok tutsak olduğumu, gururuma tutsak olduğumu anlamıyordum.Tanrı'nın beni kafese koyduğunu söylerken bunu demek istiyordum işte.Gururumu erdem gibi gösterdi bana.Tanrı benimle alay etti.Eğleniyor.Kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor benimle." (Kalpazanlar)
Sanat eseri, daima tektir. (Denemeler)
Ama insan sadece kendisi için alçak sesle çaldığında, o tanımlanamaz heyecan bitmek bilemez; sanki, sadece sezinlenen, sevgiye düşman ve insanca yakınlığın giremediği bir dünya karşısında duyulan o neredeyse elle tutulur korkunun da sonu gelmez. (Chopin Üzerine Notlar)
Ah, Tanrım! Ölmek için ölümü beklememeyi bah­şet bana. (Yeni Nimetler)
--reklam--
İş mesut olmakta değil --- mesut oldu­ğumu bilsinler istiyorum. (Günlük)
Aslında, görebileceğiniz en iyi, en dürüst, başkasının ayağına basmayan ve tıpkı bir şair gibi, para kazanmak için yaratılmamış, tersine harcamaya ve vermeye her an hazır bir çocuktu. (Tohum Ölmezse)
Ağlamak isterdim. Yazık ki kalbimi bir çölden daha çorak hissediyordum. (Pastoral Senfoni)
"Düşünceler çiçeklere benzer, bozulmadan en çok dayananlar sabah derilenlerdir." (Isabelle)
Ruh bedende ihtiyar olarak doğar, beden ruhu gençleştirmek için ihtiyarlar. Eflatun, Sokrates'in gençliğidir. (Denemeler)
Umudun bir için araladığı o fazlasıyla ağır kapak yeniden kapanıyordu; kuşkusuz bu hep böyle olacaktı: Yasaklıydım. En eşsiz kurtuluşun karşısında durmadan bir gelenekler ve eylemsizlik duvarının yükseldiğini görecektim...Buna boyun eğmek lazım, diyordum kendi kendime ve elbette en iyisi buna gülüp geçmek; kaderin sillesini yiyip hacıyatmaz gibi yeniden dikildiğimiz için kendimize bir gurur payı çıkartmaktaydık; mizacımız buna müsaitti ve tatsız bir havada başlayan yemek şakalaşmalarla son buldu. (Tohum Ölmezse)
-Demek ki, yataktakiler karı-koca ise yapılanlar sapıklık olmaktan çıkar.
-Karı-koca canları ne isterse yapabilirler; buna hakları vardır. Tekrar ediyorum, bu sizleri ilgilendirmez.
-"Hakları vardır"; evet, bu sözü "normal" sözünden daha çok beğendim. (Sapık Sevgi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/pastoral-senfoni-dar-kapi-andr-gide-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)