# Pislik - Irvine Welsh Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Pislik kimin eseri? Pislik kitabının yazarı kimdir? Pislik konusu ve anafikri nedir? Pislik kitabı ne anlatıyor? Pislik PDF indirme linki var mı?  Pislik kitabının yazarı Irvine Welsh kimdir? İşte Pislik kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/pislik-irvine-welsh-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-07T11:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-06-07T11:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/07/irvine-welsh-kimdir-irvine-welsh-kitaplari-ve-sozleri-240531.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Irvine Welsh 
 Çevirmen: Cihat Taşçıoğlu 
 Yayın Evi: Nora Yayıncılık 
 İSBN: 9789752473485 
 Sayfa Sayısı: 512 
--reklam--
Pislik Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Bekledik ve düşündük ve kuşku duyduk ve nefret ettik.

‘Neler hissediyorsun?’

Hepsinden baskın olan duygu öfke. Olduğumuzdan farklı biri

olamadığımız için kendimizden nefret ediyoruz.

Daha iyi olamadığımız için. Öfke duyuyoruz.”

Yeraltı edebiyatının en önemli isimlerinden İskoç yazar

Irvine Welsh, kendine has üslubuyla okurlarını yine eşsiz bir

serüvenin içine sürüklüyor. Tüm hayatı baştan aşağıya kötü alışkanlıklardan ve dalaverelerden ibaret olan Dedektif Çavuş Bruce Robertson’ın hayatına dâhil olduğunuz bu

serüvende, öfkelenmekten, irkilmekten ve bolca kahkaha

atmaktan kendinizi alamayacaksınız.

“Welsh, dehalara özgü bir ustalık, kıvraklık ve şefkatle yazıyor. Welsh, son dönemde İngiliz edebiyatının başına gelen en iyi şey…”

-Sunday Times

“Irvine Welsh’in Trainspotting’den sonraki en iyi romanının anti-kahramanı olan Edinburghlu ahlaksız polis, bir anlamda bağımlılık yaratan bir karakter: Öyle dehşet verici bir güce sahip ki insan kitabı elinden bırakamıyor…”

-Village Voice Literary Supplement
--reklam--
Pislik Alıntıları - Sözleri
Belki de iyi bir şeydir bu. Belki nihayet durumumuzla temasa geçmişizdir. Nihayetinde kaçınılmaz olarak yapayalnız öleceğimiz korkunç bir şey ama yapayalnız yaşamaktan daha korkunç değil...
" ayrılıkların kalpleri sevgiyle doldurmaya hizmet ettiğini düşünüyorum. Ona gereksiniyor, ona özlem duyuyorum. "
Toplantı bitince Gus'la kalkıp kapıya yürüdük ama odadan çıkamadan Amanda Durummond yolumu kesti. "Biraz konuşabilir miyiz, Bruce?"
"Sen ne zaman istersen yapabiliriz bunu canım." Sırıttım. Buzul kalpli bir lezbiyene sırıtmak zaman kaybından başka bir şey değildi ama ısıyı sürekli yüksek tuttuğunda buzulların bile erimeye başladığını akıldan çıkarmamak gerek. Ve Bruce Robertson eğer bir şeyi iyi biliyorsa, o da harareti yüksek tutmaktır.
Ben de birileriyle birlikte olmak isterdim; gerçek insanların yaptığı gibi yani. Ben de gerçek bir insanmışım gibi yani.
Bu hayatta vicdan, insanın gücünün yetmeyeceği bir şeydir; zenginlerin lüksü, geri kalanın toplumsal ayak bağı, kösteğidir.
Aynı kurallar geçerlidir.
"Belki de fazla çaresiz görünüyorsundur, Ray; karılara 'ne pahasına olursa olsun donuna dalmak istiyorum' hissi veriyorsundur."
"Beni sevdiğini söylemiştin ya... Hatırladın mı?" Sesi bir oktav tizleşti. "Yoksa sırf duymak istediğim için mi söyledin?"

Uydurmuştum elbette, çünkü o lafı ederken benimki kalkmıştı ve kalkmış sikin vicdanı, imanı olmaz. Ve o kalkmış sik Bruce Robertson'ın bedenine takılıysa vicdan kelimesini bile duymamıştır. Bu hayatta vicdan, insanın gücünün yetmeyeceği bir şeydir. Zenginlerin lüksü, geri kalanın toplumsal ayak bağı, kösteğidir. Vicdan sahibi olmak istesem bile -ki kesinlikle istemem- öyle bir şeyi nereden bulacağıma dair en ufak bir fikrim yok.
Biz bu toplumun yasa koruyucularıyız. Şu sinsi pezevenkler -politşkacılar, avukatlar, yargıçlar, gazeteciler, devlet memurları ve diğer tipler- yüzünden layığıyla yapamadığı iş için para alanlarız biz. Edinburgh kentini ele alalım mesela. Beni silahlandırın ve yatağımın yanındaki komodinin en üst çekmecesinde tuttuğum kara kaplı ufak defteri şöyle bir karıştırayım. Birkaç ev ziyareti yaparım, azcık kurşun saçarım ve birkaç ay içinde suç rakamlarının düştüğünü görürsünüz. Robertson çözümü. Gerçek sıfır tolerans.
Bladesey'in sesi tiz bir cıyaklamaya dönüşmüştü sanki. "Bir ırkçı olarak Motown'ı nasıl sevebilirsin ki?" diye mızıklandı. "Hem ırkçı olup hem Marvin Gaye'den nasıl hoşlanabilirsin?"
"Marvin Gaye zenci değildi."
"Ne?"
"Bana göre zenci değildi. Onu vuran göt zenciydi. Siktiğimin bir zencisi."
"Adamı babası vurdu!"
"Evet, o zenciydi işte."
Sıçramadan önce etrafa bakmak gerek.
Alenen düşman edinmeden imha ilkesini izle. Ticari dünyanın sistemi.
Herifin teki zamanında, umutla yolculuk etmenin bir yerlere varmaktan iyi olduğunu söylemiş ve bunu düşünmek bile insanın o amcığın kafasına odunla girişme isteğine kapılmasına neden oluyor, çünkü dediği şey geçerliyse çoktan güzelce sikilip atılmışız demektir.
"Evet efendim," dedim alçak sesle.
"Sen bir yüz karasısın Robertson." dedi bize. "Bu dünyanın gördüğü en kötü, en rezil insan bokusun."
"Sanırım öyleyim." diye kabullendik. Yüzkarasıydık. Hepimiz.
Bruce Robertson'ı sikmeye kalkmayın. Aynı kurallar geçerlidir. Benim yöntemlerim benim yöntemlerimdir ve hepsi benim yöntemimdir.
--reklam--
Pislik İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Irvine Welsh. Bu yazarın okuduğum ilk kitabı. Pislik'ten hem nefret ettim hem de aşırı sevdim. Sürükleyici ve sürprizli. Baş karakter kitabın adı gibi pislik. Bir ara acıyor gibi oluyorsunuz ama kitabın sonu... efsane. Okumalısınız. Bu arada kitabı filme uyarlamışlar, "Filth" ismiyle. Izlemek isteyenlere duyrulur. Irvine Welsh'in diğer kitaplarını da okuyacağım. Nefret ve takdiri aynı anda hissettiğim ilk ve tek yazar. Başarılı bir kitap gerçekten. (Clarkie) 
Kötü bir adam düşünün; eroinman, alkolik, seks bağımlısı, zorba, kaba ve ırkçı. Bütün bu olumsuz özelliklere haiz birine toplumda belki rastlayabilirisiniz fakat, bu adam toplum düzeninden sorumlu bir polis memuruysa eğer? Durumun vehametini belki tahmin edebilirsiniz. Belki de böyle insanlar, sadece romanlarda, filmlerde vardır ve sonunda iyiler kazanır. Bu romandaki bütün suçları, bütün günahları doğrudan bunları işleyenin kendi anlatımıyla yani bu kokuşmuş polisimizin ağzıyla dinliyoruz; neler yapıyor neler...
Romanın yazılma amacı; Welsh'in toplumdaki aykırı insanları betimleyerek, okuyucuya buradaki insanların iç dünyalarını yansıtma isteği ve böylelikle bu insanlara karşı toplumda oluşan önyargıları budama talebidir. Irvine Welsh'in bütün romanları bu doğrultudadır. 'Pislik' romanında da toplum için oldukça tehlikeli olan roman karakterimizin çocukluğuna da gidiliyor. Tahmin edileceği üzere kişinin kötü karakterliliği, çocukluk dönemlerinde yaşanan ağır travmalardan kalan bir miras. Romanda okuyucu, bu adamın akla hayale sığmaz, kabul edilemez suçlarını okuduktan sonra, iyiden iyiye nefret eder olduktan sonra, adamın çocukluk hikayesini okuyunca aynı okuyucu, duruma illa ki farklı bir açıdan bakacaktır.
Romanda argo kelimeler, küfürler çok yoğun olsa da kanımca başarılı bir romandır.
İyi okumalar... (Black Garden) 
Antikahraman denince aklıma gelicek olan ilk isim, Bruce Robertson'dır artık. Bir o kadar kötü, bencil, narsist, düşüncesiz ve gerçekten pislik olan Bruce'un içten içe sevgiye aç olması. Aslında Bruce'un etrafındaki her şeye bu kadar kin ve nefret dolu oluşunun; aile içi şiddet, toplumun ona karşı olan tavrı, sevilmemesi, sevmeyi bilmemesi, dışlanması, ne yaparsa yapsın takdir edilmemesi gibi etkenlerin kendisine trvama yaratmış. Tabi ki bu etkenler Bruce'un bu kadar kötü ve bencil olmasını gerektirmez fakat mental açıdan da çok zarar görmüş bir adam. Yazar, karakterin geçmişine ışık tuttukça ister istemez yer yer Bruce'u haklı bulduğunuz zamanlar oluyor. Ama bu Bruce'un bir antikahraman olduğu gerçeğini değiştirmez. Bruce, kendince iyi bir insan olmak için çok çabaladı fakat bir okur olarak yeterince çabaladığını düşünmüyorum. Okurken yer yer eğlendiğim yer yer tiksindiğim çok şey oldu, ana karakterimiz insanların tekerine çomak sokan, kaostan beslenen, seks ve uyuşturucu bağımlısı olan ayrıca ırkçı bir adam. Buna rağmen karaktere karşı bir empati besledim ve üzüldüm. Yalnız yaşamaktansa ölmeyi tercih etmesi de bir hayli dokunaklıydı. Bence okunabilir bir kitap ve yazarın kalemi çok akıcı ayrıca eğlendiren ve düşündüren bir mizahı da var. Sadece bazı okurları çekmek için kullandığı smut stuff'lar rahatsız edici, argo kelimeler de fazlasıyla var fakat karakterin yaşantısına bakarsak olmasına şaşmamalı. Irvıne Welsh, bende biraz travma yarattın, teşekkürler. (yağmur bölükoğlu) 
--reklam--
Pislik PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Irvine Welsh - Pislik kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Pislik PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Irvine Welsh Kimdir?
Irvine Welsh (d. 27 Eylül 1958, Leith, Edinburgh, İskoçya), Trainspotting romanıyla ünlü İskoç yazar. Çok sayıda kısa film yönetmiş olmasının yanı sıra, oyun ve senaryo yazarıdır.

Yaşamının ilk yılları ve öğrenimi

1961'de Leith'ta doğdu. 4 yaşındayken, ailesiyle işçi mahallesi olan Muirhouse'a taşındı. Burada büyüdü. 16 yaşında okulu bırakarak yeni oluşmaya başlayan Punk Rock piyasasına katılmak için Londra'ya taşındı. Londra'da çeşitli işlerde çalıştı ve uyuşturucu kullanmaya başladı. 1980 sonlarında yeniden Edinburgh'a döndü ve üniversitede bilgisayar okurken bir yandan da yazmaya başladı.

Yazarlığı

The Acid House Britanya'da 1994 yılında basıldı, aynı sene 1993 yılında yazmış olduğu Trainspotting de yayımlandı. Yazarın bu romanı sinemaya uyarlandı ve büyük ün kazandı. Bir sonraki romanı, Marabou Stork Nightmares oldu. Bu roman, hastanede komada yatan bir holiganın yaşamının ve düşüncelerinin keşfidir. Daha sonra Ecstasy adlı kitabı çıktı, üç uzun hikâyeden oluşan bir kitabı da eleştirmenlerden olumlu eleştiriler aldı. Filth,Welsh 'in her zamanki birinci tekil şahıs anlatımından ahlaksız, şiddet yanlısı ve kindar bir polisin hikâyesini anlatır. Kitap olumlu eleştiriler alır veVillage Voice Literary Supplement tarafından 1998 yılının en iyi 25 kitabı arasında gösterilir.

Welsh'in en uzun ve tutkulu çalışması Glue, 2001 baharında satışa çıkar. Edinburgh'un sosyal konutlarından dört çocukluk arkadaşının hikâyesi yaklaşık 40 yıl sürer ve onları orta yaşlarına kadar takip eder. Yazarın imzası haline gelen kara mizah ve makineli tüfek hızındaki diyaloglar yerli yerinde dursalar da, eleştirmenler romanın yazarın olgunluk çağını ve dinginlğini haber verdiğini söylerler. Trainspotting 'in devamı Porno 2002 temmuzunda çıktı. Oyun yazarı olarak In-yer-face akımına dahil edilebilecek eserler vermiş olan Irvine Welsh bekardır ve Londra ve Edinburgh'da yaşamaktadır.
--reklam--
Irvine Welsh Kitapları - Eserleri
Trainspotting
Porno
Pislik
Düzgün Muamele
Siyam İkizlerinin Seks Yaşamı
Tutkal
Büyük Şeflerin Yatak Odası Sırları
Olağanüstü
--reklam--
Irvine Welsh Alıntıları - Sözleri
Hayat bir daha asla eskisi gibi olmayacak. (Düzgün Muamele)
Kodese girmenin iki yolu var; biri masum olarak diğeri ise gerçekten suçlu olarak. Benim girme sebebimin ne olduğunu tam olarak bilemiyorum, ama suçların en büyüğü aptallık suçudur. (Tutkal)
''Onlar kılını bile kıpırdatmazken birileri cefasını çekiyor. Onların parası var, gücü var. Kendilerini tatmin etmek ve caka satmak için oradalar. Ama masum insanların canına kıyan ve yaralanan ya da öldürülen ne kendileri, ne kızları ne de oğlanları. Oraya giden insanlar aslında hiçbir şeyi olmayan, kavga bile edemeyen, kişiliksizleştirilen insanlar... Sen daha Harry Potter ya da Steven Spielberg ya da Mary- Kate ve Ashley kardeşler ve Britney ve Big Brothers ve Bridget Jones' u izleyedur, belediye baş müdürü olmak için hayaller kur ve tüm bu olup bitenleri görmezden gel... Aslında ne kadar aciz, ne kadar yetkisiz, ne kadar köle olduğunu ve bencil, sözde dindar, sözde dini-bütün kasaplara nasıl kölelik ettiğini, kendi yarattıkları ve tıpkı kendilerine benzettikleri bencil, tabansız ve yararsız dünyayı görmezden gel...'' (Büyük Şeflerin Yatak Odası Sırları)
Ben de birileriyle birlikte olmak isterdim; gerçek insanların yaptığı gibi yani. Ben de gerçek bir insanmışım gibi yani. (Pislik)
Gülümsüyorum onlara. Önyargılarımdan sıyrılıp insanlara insan muamelesi yapmayı öğrenmeliyim. (Trainspotting)
...elde edemediğin şey için yanıp tutuşurken sana gümüş tepside sunulanlar umurunda bile olmaz. (Trainspotting)
“Tehlikeye atılıp sikişmişin tekinin kıçını kurtarıyorsun ve suçlu muamelesi görüyorsun. Bu ne boktan memleket böyle? Amerika bu mu? Geldiğimiz hal bu mu? Tam bir ucube şovu be!” (Siyam İkizlerinin Seks Yaşamı)
Bu hayatta vicdan, insanın gücünün yetmeyeceği bir şeydir; zenginlerin lüksü, geri kalanın toplumsal ayak bağı, kösteğidir. (Pislik)
..."çünkü dürüstlük, bir ilişkiye katabileceğin en makbul değerdir." (Siyam İkizlerinin Seks Yaşamı)
Bazı insanlar birilerini sömürmekten başka şey yapamaz. Kendilerini en yüce tür olarak görürler ama gerçekte sıçandan, hamamböceğinden, zaman kaybına neden olan lanet haşaratlardan öte değildirler. Diğerleriyle olan ilişkilerimizde tedbirli, dikkatli, basiretli davranmayı öğrenmemiz için varlardır. ama haşarattırlar ve ezilmeleri gerekir . Ölüp gitmelerinde pişmanlık duyulacak , kahredilecek bir şey kesinlikle olamaz. (Siyam İkizlerinin Seks Yaşamı)
Senin sorunun işte bu, her şey sana tabakta sunuldu küçük hanım. Belki de bizim hatamız. Bizim yapamadığımız her şeyi senin yapmanı istedik... (Olağanüstü)
İlk kez bu dünyaya ait birisi için var olduğumu hissediyordum. (Olağanüstü)
''..çünkü son zamanlarda düşünceler karanlık, ürkünç, siyah oldu.'' (Porno)
Dışarıda bir sürü onun bunun çocuğu boktan herif var. (Siyam İkizlerinin Seks Yaşamı)
''Kendini toparlayıp geri dönmeye her çalıştığın seferde biraz daha fazla şey eksik oluyor. Ya, cidden de modern hayata uyum sağlamak için tasarlanmamışım, bu kadar işte.'' (Porno)
Büyükler genelde böyledir: Kendilerinden daha genç, popüler ve hayat dolu insanları sınırlayıp denetlemeye kalkarlar; çünkü gençlerde olup da kendilerinde olmayan özellikleri kıskanırlar. Bu fikirler genelde iyimser, korumacı bir havada başlar. (Büyük Şeflerin Yatak Odası Sırları)
Aynı kurallar geçerlidir. (Pislik)
Akrabalarını son derece sıkıcı buluyordu. Yaşamın acımasızlığına karşı sıradanlığa tutunuyorlardı; sıradanlık onları bir arada tutan tutkal görevi görüyordu. (Trainspotting)
Bu iş için kaç para aldıklarını merak ediyorum. Nezaketleri ve her zaman gülmeleri. Gerçekten mutlular mı, yoksa işte Amerikan tarzı müşteri memnuniyeti yalakalığı mı? Yaşadığımız dünyada hizmet endüstrisinin duygusal ilişkileri. Kalbin kan ağlasa bile güleceksin. Hepimiz birer köle gibiyiz, sonumuzun ne olacağını bilmesek bile 'Her şey gayet iyi patron ; demek durumundayız. (Tutkal)
Nezaketleri ve her zaman gülmeleri. Gerçekten mutlular mı, yoksa müşteri memnuniyeti yalakalığı mı? Yaşadığımız dünyada hizmet endüstrisinin duygusal ilişkileri yok mu... Kalbin kan ağlasa bile güleceksin. Hepimiz birer köle gibiyiz, sonumuzun ne olacağını bilmesek bile 'Her şey gayet iyi patron ; demek
durumundayız. (Tutkal)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/pislik-irvine-welsh-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)