# Rousseau ve Toplum Sözleşmesi - Emile Durkheim Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Rousseau ve Toplum Sözleşmesi kimin eseri? Rousseau ve Toplum Sözleşmesi kitabının yazarı kimdir? Rousseau ve Toplum Sözleşmesi konusu ve anafikri nedir? Rousseau ve Toplum Sözleşmesi kitabı ne anlatıyor? Rousseau ve Toplum Sözleşmesi PDF indirme linki var mı?  Rousseau ve Toplum Sözleşmesi kitabının yazarı Emile Durkheim kimdir? İşte Rousseau ve Toplum Sözleşmesi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/rousseau-ve-toplum-sozlesmesi-emile-durkheim-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-23T04:00:08+03:00
- Güncelleme: 2022-04-23T04:00:08+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/23/emile-durkheim-kimdir-emile-durkheim-kitaplari-ve-sozleri-206123.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Emile Durkheim 
 Çevirmen: Özge Bilge Kara 
 Yayın Evi: Pinhan Yayıncılık 
 İSBN: 9786059460712 
 Sayfa Sayısı: 80 
--reklam--
Rousseau ve Toplum Sözleşmesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Sosyal düzenin kilit taşı olan hukukun bireylerden üstün olması yeterli değildir. Bunun yanında ayrıca bir de doğaya dayandırılmalıdır, yani bu üstünlük hayali değil akılla ispatlanabilir olmalıdır. Aksi halde kendisi de sonuçları da güvenilmez olacaktır. Ondan doğan düzen de istikrarlı olmayacaktır; doğal düzeni belirleyen zorunluluğa ve değişmezliğe sahip olmayacaktır. Her an ortadan kalkabilecek tesadüfi birleşimler sayesinde sürüp gidebilecektir. Eğer bireysel iradeler sosyal düzene bağımlılığın meşru olduğunu hissetmezlerse, düzen istikrarsızlaşır. Öyleyse topluma gerekli olan şey ‘gerçek doğadan gelen ve aklın üzerine inşa edilen ilkelerdir.’”
Sosyolojinin kurucularından Durkheim, Aydınlanmacı modern siyaset felsefesinin kurucularından Rousseau’yu inceliyor. Durkheim hayatının sonlarında, belki Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı koşullara da tanık olmasının sonucunda modern Batılı toplumlarda eğitim vasıtasıyla yükseltilecek bilincin ne kadar önemli olduğunu fark etmişti. Ayrıca Rousseau’yu da sosyolojinin öncülerinden biri olarak görüyordu. Hakkında uzun bir makale kaleme almıştı. Ona göre Rousseau, doğa durumundaki doğal bir varlık olarak insanın ancak toplum içerisinde beşeri bir varlığa dönüştüğünü çok önceden anlamış ve bize anlatmaya çalışmıştı. Bu dönüşümün teorisinin incelendiği çalışmayı Türkçede ilk kez okuru ile buluşturuyoruz.
--reklam--
Rousseau ve Toplum Sözleşmesi Alıntıları - Sözleri
... üzerinde yükseldiği sarsılmaz temeli görebilmek için yapıyı kuşatan tozu ve kumu bertaraf etmek gerekir.
İnsanların doğa durumunu muhafaza etmelerinin önündeki engeller, her bireyin bu durumda varlığını sürdürebilmek için kullanması gereken kaynaklardan daha güçlü olduklarını ortaya koyar. O zaman bu ilkel durum daha fazla sürüp gidemez ve insan türü var olma biçimini değiştirmezse telef olup gider.
Büyük tufanlar,deniz taşkınları,volkanik patlamalar, büyük depremler, ormanları yok eden yıldırım sebepli yangınlar, tüm bunlar bir ülkenin yabanıl sakinlerini korkutmuş ve dört bir yana dağıtmış ama sonrasında ortak kayıplarını telafi etmek için bir araya gelmelerini gerektirmiştir.
“Yeryüzünde sürekli bahar olduğunu düşünün, insanın doğanın ellerinden çıkıp böyle bir ortamda yayıldığını hayal edin. Doğal tembelliğe bu kadar uygun olan ilkel özgürlüklerinden nasıl vazgeçtiklerini ve izole yaşamlarına son verdiklerini anlayamıyorum”
Egemen, eylem halinde olan halktır; halk ise pasif durumda olan egemendir.
Eşitsizliğin gelişimi toplumsal evrimle tetiklendi; "yasaların ve mülkiyetin yerleşmesi yoluyla da bu eşitsizlikler oturdu ve meşru bir hâl aldı."
"Kendini başkalarının efendisi sanan kimse onlardan daha fazla köle olmaktan geri kalamaz"
"Hükmetme kamuoyuna dayandığı zaman bizzat kölece bir hâl alır."
"İnsan hür doğmuştur ama her yerde zincire vurulmuştur"
“ İnsan Hür Doğmuştur Ama Heryerde Zincire Vurulmuştur.. “
İnsan arzu ettiği her şeye sahiptir zira sadece sahip olduklarını arzu eder.
Bir kere birbirine yaklaşma alışkanlığı kazanıldı mı artık yalnız yaşamak zor gelmeye başlar.
Toplum ortaya çıkmıştır çünkü insanlar birbirlerine ihtiyaç duymuşlardır.
--reklam--
Rousseau ve Toplum Sözleşmesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Toplumun, tarihsel süreç içerisinde gunumuze en yaklaştığı dönem olan Fransız ihtilali döneminin en önemli dusunurlerinden rousseau, toplumsal düzenin nasil oluştuğunu ve nasil olması gerektiğini bana göre çok duru olmayan bir dille anlatmış.Acıkçası kitabi okurken bir altyapınız yoksa anlamsal olarak sıkıntı çekebilirsiniz. Ama herseye rağmen okunup bilinmesi gereken bir kitap diyebilirim. (Winston churchill) 
--reklam--
Rousseau ve Toplum Sözleşmesi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Emile Durkheim - Rousseau ve Toplum Sözleşmesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Rousseau ve Toplum Sözleşmesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Emile Durkheim Kimdir?
Émile Durkheim (15 Nisan 1858, Epinal - 15 Kasım 1917, Paris); Fransız sosyolog, sosyolojinin kurucularından sayılmaktadır.
Sosyoloji adı her ne kadar August Comte tarafından verilmiş olsa da, Fransız Sosyolojisi 19. yüzyılın sonundaki güçlü etkisini ona ve onun kurmuş olduğu L'Année Sociologique isimli yayına borçludur.

Hayatı ve Düşüncesi 

15 Nisan 1858 tarihinde Epinal, Loren'de bir Yahudi Hahambaşı'nın oğlu olarak dünyaya geldi. Felsefe öğretmenliği yaptı. 1885 de Almanya'da bulundu. Fransa'ya dönüşte yayımladığı makaleler ilgi topladı. 1887 Bordeaux Üniversitesi'nde ders vermeye başladı. 1902 yılında Sorbonne Edebiyat Fakültesi'nde çalışmalarını sürdürdü. 1906 yılında Buisson'un ölümü üzerine Sorbonne Eğitimbilim Profesörlüğüne getirildi.
Durkheim toplumbilimi kendi olgularını kendi ön dayanaklarıyla işleyen bir bilim durumuna getirdi. Auguste Comte'un fiziği, Herbert Spencer'in biyolojiyi örnek alıp inceledikleri toplumsal olaylar ona göre yalnız kendi türünden olaylarla açıklanabilir, "toplumsal olay" bireye bağlı ve bireyle başlayıp biten bir süreç değildir. Toplumsal olay bireyi aşkındır, birey ona katılır. Her birey için toplumsal olaya katılmak kaçınılmaz bir zorunluktur. Çünkü toplumsal olaylar; genel zorunlu bireyi ve bireyler arası ilişkileri belirleyen din, ekonomi, hukuk, ahlâk, siyaset, bilim ve sanat türünden olaylardır. İnsanın kendine özgü bireyliğini ve topluma özgü toplumsallığını saptar. İnsan genel doğruları hazırca, tartışıp araştırmadan toplumdan alır. Bu doğrular: bireyin, kendisi, başkaları, insanlar arası ilişkiler, doğa, evren olguları üzerine yargılarına temel dayanak olur.
Toplum bir başka yanıyla da insana ilişkin her kurumun temeli olup doğal bir bileşimdir. Kurumlar örneğin din ve Tanrı anlayışı da topluma bağlıdır ve onunla birlikte gelişip evrimleşir.
Durkheim bilgi anlayışında toplumun görüşünü örnek alır. Bilgide en genel kavramlar tek tek şeylerin tümünden bağımsız olmayıp tersine onlara uygulanabilen, topluma ilişkin kavramlar olduklarından en geçerli kavramlardır. Bunların mutlak, öncesiz sonrasızca doğru ve kesin kavramlar oldukları da söylenemez. Bilginin temel taşları olan genel kavramlar toplumla birlikte zaman ve uzam bağlamında değişip gelişen kavramlardır.
Din sosyolojisi ile ciddi olarak ilgilenen Durkheim'in eserlerinin bir kısmı Türkçeye çevrilmiştir. Comte'un takipçisidir. Toplumu, Tanrı yerine koymuştur. Burada kasıt inançlı bir kimse davranışlarda bulunurken Tanrı'sını nasıl gözetirse "birey"inde davranışlarda bulunurken toplumu aynı şekilde gözettiğidir.
15 Kasım 1917'de Paris'te ölmüştür.
--reklam--
Emile Durkheim Kitapları - Eserleri
İntihar
Sosyolojik Yöntemin Kuralları
Sosyoloji ve Felsefe
Ensest Yasağı ve Kökenleri
Dini Hayatın İlkel Biçimleri
Toplumsal İşbölümü
Ahlak ve Toplum
Eğitim ve Sosyoloji
Sosyoloji Dersleri
Rousseau ve Toplum Sözleşmesi
Ahlak Eğitimi
Hobbes Üzerine
Felsefe Dersleri
Meslek Ahlakı
Sosyolojinin Öncüleri: Montesquieu ve Rousseau
Dinsel Yaşamın İlk Biçimleri
Sosyalizm Dersleri
Montesquieu ve Sosyal Bilimin Gelişimi
Pragmacılık ve Toplumbilim
Terbiye ve Sosyoloji
Eğitim ve Sosyoloji
Dini Hayatın İlk Şekilleri
Sosyoloji ve Eylem
--reklam--
Emile Durkheim Alıntıları - Sözleri
Kendi kendimize yaratmadığımız bir dilde konuşuruz; icat etmediğimiz araç gereçler kullanırız; kendi başımıza tesis etmediğimiz hakları savunuruz; her nesil kendileri bir araya getirmediği bir bilgi hazinesini miras olarak alır ve böylece devam eder...

İnsan ancak medenileştiği için insandır. (Dini Hayatın İlkel Biçimleri)
Özgürlük, kendi iradesini gerçekleştirmekten ziyade başkasının iradesine boyun eğmemeye dayanır, bir de başkasının iradesini kendi irademize boyun eğdirmemeye. Efendi olan kişi özgür olamaz. (Sosyolojinin Öncüleri: Montesquieu ve Rousseau)
Ruhumun yalnızlığı öyle bir kefendi ki insanları değil ,sadece doğayı ve Allah'ı görmek istiyordum. (İntihar)
Kendi tanrısına boyun eğen ve bundan dolayı da tanrısının kendisiyle beraber olduğunu düşünen insan, dünyaya güvenle ve artan bir enerji hissiyle yaklaşır. (Dini Hayatın İlkel Biçimleri)
bir vicdan ne kadar bilgisizlik karanlığında ise
değişime de o denli karşı çıkar .. (Toplumsal İşbölümü)
İnsan, medeniyet olmaksızın yalnızca bir hayvandır. (Ahlak Eğitimi)
Bugün bir hayli yükseklere çıkardığımız bilim ve eleştirel düşünce, uzun zamandır şüpheyle zapt edilmekteydi. (Eğitim ve Sosyoloji)
Kamu duygusunu inciten suçlar, ağırlık derecelerine göre genel tepkiler doğurabilecek güçte olan suçlardır. (Meslek Ahlakı)
Ekonomik fonksiyonlar millet kuvvetlerinin büyük bir bölümünü emmektedir. Birçok fertlerin hayatı ticaret ve sanat muhitlerinde geçiyor. Dolayısıyla da, bunların hayatının büyük bir bölümü her türlü ahlak faliyetinin dışında geçiyor. Çünkü bu muhitte ahlakın ancak pek zayıf bir izi vardır. Böyle bir durumun, büyük bir ahlak düşkünlüğü kaynağı olmaması mümkün müdür? (Meslek Ahlakı)
İnsan arzu ettiği her şeye sahiptir zira sadece sahip olduklarını arzu eder. (Rousseau ve Toplum Sözleşmesi)
Kendimizin icat etmediği bir dili konuşuruz; kendimizin bulmadığı aletleri kullanırız; kendimizin tesis etmediği haklardan söz ederiz. Her nesil, kendisinin biriktirmediği bir bilgi hazinesini miras alır vs. Medeniyetin bu türlü türlü menfaatl erini, topluma borçluyuz (Dini Hayatın İlkel Biçimleri)
Ancak din, vardır; o verili bir olgular sistemidir; bir başka ifadeyle, o bir gerçekliktir. (Dini Hayatın İlkel Biçimleri)
İnsanlık ilerleme kaydettikçe, fertler arasındaki anlaşmazlık artıyor. Öyleyse bugünden çıkaracağımız ders geçmiştekiyle aynı. Akıl, hakikate ulaşmaya muktedir değil. (Felsefe Dersleri)
Din başlarda yerine getirdiği iki işlevden birini ve sadece birini, yani spekülatif işlevi giderek terk etme eğilimindedir. Bilimin dinde karşı çıktığı şey, onun var olma hakkı değil, aksine şeylerin doğasını dogmatikleştirme talebi , insanı ve doğayı açıklayacak özel uzmanlığa sahip olduğu iddiasıdır. (Sosyoloji ve Felsefe)
"Kendini başkalarının efendisi sanan kimse onlardan daha fazla köle olmaktan geri kalamaz" (Rousseau ve Toplum Sözleşmesi)
Rousseau, Hobbes'un teorisini reddeder; her ne kadar Hobbes'un dehasından övgüyle söz etse de teorisini sıklıkla eleştirir. Savaş durumu hipotezi¹ iki nedenle ona kabul edilemez gelmektedir: 1) Savaşın ortaya çıkış sebebi bile - yani giderilmemiş ihtiyaçlar - mevcut değildir. İnsan kendisine lazım olan şeylere sahipse, neden başkalarına saldırsın? Hobbes kendi sistemine ancak medeni insanın karmaşık hassasiyetini doğa insanına atfederek ulaşmıştı; 2) Hobbes haksız yere ilkel insanın tüm acıma duygusunu yok saymıştır. Böyle bir erdem her türlü düşünceden önce geldiğinden doğa durumunda olmadığını söylemeye hakkımız yoktur. (Sosyolojinin Öncüleri: Montesquieu ve Rousseau)
Baskıcılar, düşüncenin denetlenemeyen bir şey olduğunu her fark ettiklerinde, onu yok etmeye çalışırlar. (Felsefe Dersleri)
Öyle de kana her türlü doğaüstü özelliği atfettirmiş olan bu kaba batıl inancın insanlığın ahlaki gelişiminin üzerinde muazzam bir etkisi olmuştur. Bu işin süresi boyunca bu etkinin sadece ensest meselesini hissettirmekle kalmadığı bile görülmüştür. Aynı sebebe bağlı olan başka türden fenomenler var: Bunlar genelde cinsiyetlerin ayrımına dair örf ve adetlerdir. Yukarıda aktardığımız olgularla günümüzde gözlerimiz önünde cereyan edenler arasındaki benzerliğe okurun şaşırmaması mümkün değil. Bütün bu benzerlikten hareketle, eğer okullarımızda, gündelik toplantılarımızda cinsiyet arasında bir çeşit engel varsa, eğer her bir cinsiyet adetler hatta yasalarla kendisine dayatılan belirli bir giyim tarzına sahipse, erkeğin kadına yasaklı -kadın bunları yerine getirmeye muktedir olmasına rağmen- rolleri varsa, kadının da erkeğe yasaklı rolleri varsa, kadınlarla ilişkimizde özel bir dil, özel davranışlar benimsemişsek, bunun nedeni kısmen binlerce yıldır babalarımızın genelde kanın, özellikle de regl kanının, yani bahsettiğimiz kan algısının tesiri altında olmalarıdır. Her tür varoluş nedeninden uzun zamandır yoksun, bu eski önyargıları fark etmeden, hala açıklanamaz bir alışkanlıkla itaat etmiyor elbette. Bununla birlikte, bunlar ortadan kaybolmadan önce, kendilerinden sonra ayakta kalan ve bizim de bağlandığımız davranış biçimlerinin doğmasına yol açtılar. (Ensest Yasağı ve Kökenleri)
Gerçek iktidar ve özgürlüğün ilk koşulu kendine hâkimiyettir. (Ahlak Eğitimi)
... üzerinde yükseldiği sarsılmaz temeli görebilmek için yapıyı kuşatan tozu ve kumu bertaraf etmek gerekir. (Rousseau ve Toplum Sözleşmesi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/rousseau-ve-toplum-sozlesmesi-emile-durkheim-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)