# Rum Memet - Ferhan Şensoy Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Rum Memet kimin eseri? Rum Memet kitabının yazarı kimdir? Rum Memet konusu ve anafikri nedir? Rum Memet kitabı ne anlatıyor? Rum Memet kitabının yazarı Ferhan Şensoy kimdir? İşte Rum Memet kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/rum-memet-ferhan-sensoy-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-23T10:00:27+03:00
- Güncelleme: 2022-02-23T10:00:27+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/23/ferhan-sensoy-kimdir-ferhan-sensoy-kitaplari-ve-sozleri-159692.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ferhan Şensoy 
 Yayın Evi: Ortaoyuncular Yayınları 
 İSBN: 9799757904099 
 Sayfa Sayısı: 205 

Rum Memet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Aşk da bir spordur, özellikle iki taraftan biri istemediği zaman. Her iki taraf istemediğinde ortada sportif bir olay olmuyor zaten. Sadece arkadaş kalınıyor. Taraflardan birinin istemesi, diğerinin istememesi olaya sportif heyecanı, maç duygusunu, tribün tahriğini katıyor.

Gökyüzü gergin. Su yüzeyi durgun. Tabak gibi bir ay gökyüzünde. Çatal, bıçak yok içinde. Yalnızca astronot ayak izleri gözleniyordu çevremizde dolanmayı iş edinmiş bu gezegenin yüzeyinde.

Dikiz aynasına baktı, arabanın dikiz aynasının olmadığını farketti. O da, yolu molu, onu bunu dikizlemeyi saçma buldu. Yoldaki diğer araçlar onu görüyor ve ona göre davranıyordu zaten, onun ayrıca yolu dana gibi uzun uzun incelemesine, sağı solu kerterizlemesine gerek yoktu.

Karıdan ayrılmam iyi oldu, bu kesin. Çünkü kavun kabuğuyla anlaştığın gibi anlaşamıyorsun karıyla. Bir de şu var, karı kısmı kavun kabuğu kadar suskun olmuyor.

Rum Memet Alıntıları - Sözleri
İnsanüstü bir şey bu insanoğlu. Dokuz ay on günü, anamızın karnında değil de, örneğin beyninde geçirseydik çok daha değişik olurdu durum. Bir kere doğmadan önce bir sürü şeyden haberdar olurduk.
İlle o delikten değil, kulaktan da fırt diye çıkabilirdik dünyaya. Kulak zarı ya da şey zarı , hepsi zar işte. İn­sanoğlunun yaratılışında bir sürü üretim hatası var ve fakat üretici firma hakkında eleştiri hakkımız yok. Ya da eleştiri yoluyla oluşumu değiştirmemiz söz konusu değil.
İnsanlar bir iş bulmak için epey çabalayıp, o işi bulup yapmaya koyulduktan ve kendilerini tama­men o işe kaptırdıktan sonra, o işi niye yaptıklarını u­nutuyorlar, yaşamsal ereklerini unutuyorlar, o işin kölesi oluyorlar, bunun adı mesai oluyor, derken tip ha­yatta ne olmak istediğini unutuyor, ne iş olsa yaparım ağbi konumuna yatay geçiş yapıyor. Ondan sonrası sadece emeklilik özlemi. Şunun şurasında ne kaldı ki mezara? İnsan hayatının böyle bir sebze gibi yaşan­ması çok saçma.
Kırk saatte hazırlanamadı Safiye. Onu giydi beğenmedi, bunu giydi kendini şişman buldu. Sanki şişman değilmiş gibi, bütün kabahati o elbiseye bul­du. Kaldırıp o elbiseyi attı, don sütyen, yatak odasın­ daki aynanın karşısında bunalım geçiriyor. Ayna da büyük bir sıkıntı içinde. Her an kırılabileceğini biliyor, ama elinden ne gelir, o sadece uyması gereken optik kurallarını yerine getiriyor. Düz bir aynada Safiye nor­mal olarak böyle görünüyor, ayna ne yapsın? Bu du­rumlarda Safiye'nin hiç üstüne gitmemek, konuya pek karışmamak lazım.
Yuvarlanırken çarptığımız çantası devrildi.
Parfüm, deodorant, göz kalemi, rimel, ruj, muj, oje, törpü, lens gibi bir kadının korkularını temsil eden a­vadanlık ve biri Turkcell, öbürü Telsim iki cep telefonu saçıldı halının üstüne. Ne çok ıvır zıvır taşımak gerektiriyor kadın olmak. Kadın olmak başlıbaşına bir meslek. Pratisyen doktor bir durum; alet çantasız dolaşılamıyor.
Çok uzun, bitmek tükenmek bilmeyen cümlelerle yazmak çok moda. Ve o cümle ne denli karmaşık, ne denli anlaşılmazsa o kadar makbul oluyor, yazar da zorlanıyordur bu upuzun cümleyi kurmak için.
Ekmeğini savaşa banarak ya­şayan, bunu kanıksamış ve bir yaşama biçimi edin­miş ülkeler de var.
-Mutlu bir adamın hayatından daha üzücü bir şey olamaz, diyor Albert Camus.
-Kim?
-Camus!
-Tanımıyorum.
-Biliyorum. Ben de tanışamadım.
Camus'yü tanımıyor da, beni tanıyor mu sanki bu kadın? Ben burada kişi olarak bulunuyorum. Ge­nellikle tamamı çözülemeyen, tam sayfa bir hafta so­nu gazete bulmacasında kaybolmuş durumdayım. Bulmacanın ortasında kocaman vesikalık fotoğrafım var. Yanında bir ok işareti. Resimdeki salak!
Herkes aptal olsaydı belki çok daha huzurlu olacaktı herşey, yalnızca kimilerinin aptal olması den­geyi bozuyor.
Durumun derhal bir faksla Ulaştırma Bakanlığı'na bildirilmesinin bir yararı olur mu? Olmaz. Çünkü Ulaştırma Bakanı hiç bir zaman otobüse binmez. Sen ne kadar faks çekersen çek, o bu konuya eremez, kimin, nereye, nasıl ulaştığının hiç farkında değildir. Otobüse binmeyen bir Ulaştırma Bakanı bizim otobüssel sorunlarımızı çözebilir mi?
Hayır. O zaman ona ne gerek var? O da zaten, şu an Ankara'da kimi sokaklarda trafiği kestirerek, başkent trafiğinin içine-ederek bakanlığına ulaşmanın derdin­ de. O olmasa, Ankara'da o sokaklarda, o kadar karış­mayacak trafik ve herkes daha çabuk ve rahat ulaşa­cak. Ulaştırma Bakanının ulaşımı engelliyor olması salakça!
Üstelik niye vergi veriyorum? Verdiğim vergi nerelere gezmeye gidiyor? Ben onun öyle kötü yola düşeceğini bilsem, verir miyim? Haraç veriyoruz za­ten, ayrıca vergi de ne oluyor? Vermesem bana yap­salar yapsalar, ne yapabilirler? Ve niçin birilerinin birden fazla arabası var, araba hayvan mı ki ürüyor?
Kendimle başkalarıyla anlaştığımdan çok daha iyi anlaşıyorum . Kendi düşüncelerime saygı duyarım ben .
Ülke her zamanki gibi erken se­çim havasında. Bu iş bu hükümetle yürümez, alışıla­ gelmiş duygusu gene egemen. Herkesin parti kurası, bir tarikata giresi, mason olası ve şu memleketi kur­tarmak arzusu depreşmiş durumda. Bu kadar çok ki­şinin kurtarmaya uğraşması tehlikeli elbette. Çünkü esasen o kadar çok kurtarıcı gerekmiyor. En azından, bu kadar çok milletvekili, bu kadar çok bakan gerek­ miyor. Bakan sayısının giderek çoğalması, onların da nereye bakacaklarını tam şavullayamamasına ve ge­reksiz sayıda makam arabasına sebebiyet veriyor.
İyi ki beynimizdeki hücrelerin hepsini kullanmıyoruz, tamamını kullansak kimbilir daha ne salaklıklar üreteceğiz ve ürettiklerimizi önemli düşün­celer sanarak, deli gibi savunacağız.
Herşeyden ve hiç bir şeyden konuştuk. Haya­ta karşıdan bakıyor, bir türlü içine girmek istemiyor bu kadın. Yanlışlıkla bir kor parçasını tutsan, nasıl birden bırakırsın elinden, sözler öylesine dökülüyordu ağ­zından. İlk kez yanılmıyor pisi-bişeyler, beyin bilimsel bir şey değil, aşırı bilinmeyenli, zor bir denklem.
Memet elemelere katılabilmek için gerekli olan ; kimlik, ikametgah senedi, asabiye rapo­ru, cildiye raporu, bevliye raporu, muhtarın tavsiye mektubu, en yakın taksi durağından güvenilir ve istik­rarlı müşteri raporu, hiç bir komünist partiye üye olmadığına ve hiç bir komünist hareketin içinde bulun­madığına dair, Kuran'a el basılmış imam tasdikli yazı­lı yemin, apartman yöneticisinden iyi hal kağıdı, ma­halle bakkalından borcu olmadığına dair yazı ve yazı­yı veren mahalle bakkalının vergi borcu olmadığını kanıtlayan belge, ticaret odasından ticaretle hiç ilgisi olmadığını belirten bir kağıt, gibi ciddi bir dosyayı, de­li gibi koşturarak, harıl harıl tamamlayıp gönderir An­kara'ya ve fakat birden apışıp kalır genç milli takım seçicileri .

Rum Memet İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ferhan Şensoy'u tanıyanlar bilir tarzını bu anlatılmaz tiyatrosuna gidip izlemeniz gerek kitabı da yine kendi tarzıyla anlatılmış yine yurdum insanından, yurdumdan alınan olayları derlemiş olduğu bir kitaptır. Parça Parça anlatmış olayları okurken sıkılmayacağınız bir kitap diyebilirim. (Hünkar ÖZTÜRK) 
Ferhan Şensoy'un tarzı diye bir tarz vardır bence.. Bu kitapta o tarzlardan biri. Özellikle ''Oranın En İyi Balıkçısı'' hikayesi, mükemmel üslupta harika bir eleştiri öyküsü olmuş. Ben çok beğendim. (Enes ŞENTÜRK) 

Kitabın Yazarı Ferhan Şensoy Kimdir?
Ferhan Şensoy (d. 26 Şubat 1951, Çarşamba, Samsun) Türk tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu; roman, deneme, günlük, televizyon dizisi ve film senaryoları yazarı, şair ve Ortaoyuncular tiyatro topluluğunun kurucusudur.

Tek kişilik oyunu Ferhangi Şeyler, 7 Mart 1987 'den beri aralıksız devam eden en tanınmış oyunudur. Birçok kesim tarafından Ferhangi Şeyler'in stand-up komedilerinin ilham kaynağı olduğu düşünülse de, kendisi bunu "Ferhangi Şeyler’den etkilenmiş olabilirler ama Ferhangi Şeyler bir stand up değildir." diyerek açıklamıştır. Kel Hasan Efendi'den günümüze gelen Ortaoyuncuları Kavuğu'nu Münir Özkul'dan devralmış ve Rasim Öztekin'e devretmiştir.

Her oyununa emeği geçenlere, zaman gözetmeksizin oyun gelirlerinden pay vererek mali olarak da Türk Tiyatrosu'nda kendine özgü bir yer edinmiştir.

2021 Haziran ayında anjiyo geçiren, ardından da anjiyoya bağlı olarak gelişen komplikasyonlar nedeniyle tedavi görmeye başlayan usta sanatçı, tüm müdahalelere rağmen 31 Ağustos 2021 tarihinde 70 yaşında vefat etmiştir.

Ferhan Şensoy Kitapları - Eserleri
Kalemimin Sapını Gülle Donattım
Eşeğin Fikri - Her Türkün El Kitabı
Hacı Komünist
İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You
Falınızda Rönesans Var
Ayna Merdiven

Kazancı Yokuşu
Başkaldıran Kurşunkalem
Oteller Kitabı
Elveda SSK
Denememeler
Afitap'ın Kocası İstanbul
Düşbükü

Şahları da Vururlar
Rum Memet
FerhAntoloji
Seçme Sapan Şeyler
Gündeste
Güle Güle Godot
Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı

Karagöz ile Boşverinbeni
Kedittin Direniş
Dündeste
Gecedeste
Çok Tuhaf Soruşturma
Haldun Taner Kabare
Derdeste

Ferhan Şensoy Alıntıları - Sözleri
Durumun derhal bir faksla Ulaştırma Bakanlığı'na bildirilmesinin bir yararı olur mu? Olmaz. Çünkü Ulaştırma Bakanı hiç bir zaman otobüse binmez. Sen ne kadar faks çekersen çek, o bu konuya eremez, kimin, nereye, nasıl ulaştığının hiç farkında değildir. Otobüse binmeyen bir Ulaştırma Bakanı bizim otobüssel sorunlarımızı çözebilir mi?
Hayır. O zaman ona ne gerek var? O da zaten, şu an Ankara'da kimi sokaklarda trafiği kestirerek, başkent trafiğinin içine-ederek bakanlığına ulaşmanın derdin­ de. O olmasa, Ankara'da o sokaklarda, o kadar karış­mayacak trafik ve herkes daha çabuk ve rahat ulaşa­cak. Ulaştırma Bakanının ulaşımı engelliyor olması salakça! (Rum Memet)
Fikrini söyle... Hıyarca da olsa belirt. Belirt ki ne kadar hıyar olduğun anlaşılsın. (Çok Tuhaf Soruşturma)
Biz hiçbir şarkıyı baştan sona söyleyebilen bir millet değiliz. (Hacı Komünist)
Gayet iyi anlaşamıyoruz.. (İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You)
Bolluk kelek bir durum
Kıtlık gayet güzeldir,
Parası olan için! (Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı)
Tiyatrodan korkmayınız. Tiyatro hayatın aynası. Aynaya bakmaktan korkuyorsanız, eve dev aynası alınız! (Kedittin Direniş)

Dünya erkekler dünyası kaldıkça, erkekler bütün kilit noktaları elde tuttukça ve onları kurulu düzenin oyun kuralları uyarınca, yani bir sömürü düzeni içinde yönettikçe, kadınlar da kendilerini ellerindeki tek silahla savunmaya çalışıyorlar. Bu silah, onun güzelliği, dişiliği, çekiciliği, fettanlığı ve zekâsıdır. Erkeklerin zayıf noktasına yöneltilen bu silahla, çıkar koparılmak istenir. Bunu evlenme yoluyla yapanlara bu düzen akıllı ve namuslu, başka yoldan yapmaya kalkanlara da başka bir şey diyor. Oysa namussuz olan, kadını bu derekeye zorlayan erkekler hegemonyasıdır. (Haldun Taner Kabare)
- Baskı rejimleri mizahçıyı, daha ince mizah yapmaya zorluyor. Mizahın bıçağı bileniyor. (Kedittin Direniş)
-Ne iş yapıyor?
-Bir çeşit mafya.
-Zaten artık herkes mafya. Bir mafyanın içinde bulunmayan adamdan sayılmıyor... (Elveda SSK)
Niye anlatır bu meddah, dere tepe düz giderek? Nedir zoru? Kim zorluyor onu buna?
Çağının sıkıntısını ruhunda fırtınayla yaşayan yalnız yalnız adamlardır, meddah dediğin. Anlatarak bir kıssa'yı, hissesiyle çağını değişime zorlayandır, insandan, insanlıktan yana, eğriyi doğruyu gösterendir. Franko döneminin ispanyol meddahları, döner döner Franko'yu anlatır. Karl Valentin bir uyumsuz meddahtır onun işi Adolf Hitler! Sen De Gaulle'ü Coluche'e sor! Denetimden geçen meddahın işi elbet daha zor!
Feylesoftur meddah, al gözüm seyreyle, al kulağım kabakulak, al beyincik ben yoruldum, sen yorumla!
Meddah, çok tehlikeli bir tip! Aristofanes'in başı hergün belada, Nefi canını verir, dili uğruna, çünkü meddah bir söylüyor, pir söylüyor, ondan sonra ne söylesen "söz" olmuyor.
Çağdaş toplum meddahını hoşgörmeli, ona kulak vermeli, meddahına sahip çıkmayı bilmeli, çünkü meddah toplumun sesi. (Denememeler)
kimi çoğul yalnızlıklar... (Gündeste)
“Arkadaşsız yürünmüyor ısırganlı yol.” (Ayna Merdiven)
Ülkenin içinde bulunduğu manzara karşı­sında bu kadar insanın mutlu olabilmesini aklım almıyor. (Kedittin Direniş)

Şahımızın önünde boynumuz kıldan ince
Şairem ki ölüme giderim geze geze
Şiirler ölmüyor ki şairler öldürülse
Şiirler ölmüyor ki şairler öldürülse. (Şahları da Vururlar)
“(…) eczacılık fakültesini bitiren araba galerisi açıyor, iktisat fakültesini bitiren meyhaneci oluyor, İlahiyat okuyor kaymakam oluyor, hukuk fakültesinden çıkan bankacı oluyor, sanat tarihi okuyan milli piyango bayii açıyor, bilgisayar mühendisi bir otelin havuz müdürü oluyor, çok okullar okuyup hiç bir şey olamayan çok!” (Falınızda Rönesans Var)
.- Ben aynı kanıda değilim!
.- Kim aynı kanıda
. - Hangi kanıda?
.- Kanada ! (Güle Güle Godot)
Sizi rahatsız eden laiklik mi? Biliniz ki laiklik ortadan kalkma­yacak. Buna, Atatürk'ün cumhuriyeti emanet ettiği türk gençliği izin vermez.
Atatürk mü sizi rahatsız eden? Orda, bi dak­ka durun! Durmaktan kastım; saygı duruşu! (Kedittin Direniş)
Bir tür bayram değil midir, direniş? (Güle Güle Godot)
Bir gün öyle bir üfleyeceğim ki bu sigaranın dumanını pencereden,
yerle bir olacak rutubetli duvar;
bizim evden deniz görünecek. (Denememeler)
Senin halkın aç geziyor
Ver toprağı köylüye
Umudumuz Musaddık
Biz bu şahtan usandık (Şahları da Vururlar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/rum-memet-ferhan-sensoy-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)