# Rüyalar, Masallar, Mitler - Erich Fromm Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Rüyalar, Masallar, Mitler kimin eseri? Rüyalar, Masallar, Mitler kitabının yazarı kimdir? Rüyalar, Masallar, Mitler konusu ve anafikri nedir? Rüyalar, Masallar, Mitler kitabı ne anlatıyor? Rüyalar, Masallar, Mitler PDF indirme linki var mı?  Rüyalar, Masallar, Mitler kitabının yazarı Erich Fromm kimdir? İşte Rüyalar, Masallar, Mitler kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/ruyalar-masallar-mitler-erich-fromm-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-29T19:00:20+03:00
- Güncelleme: 2022-05-29T19:00:20+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/29/erich-fromm-kimdir-erich-fromm-kitaplari-ve-sozleri-233888.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Erich Fromm 
 Çevirmen: Kaan H. Ökten 
 Çevirmen: Aydın Arıtan 
 Orijinal Adı: The Forgotten Language. An Introduction to the Understanding of Dreams Fairy Tales and Myths 
 Yayın Evi: Say Yayınları 
 İSBN: 9786050203585 
 Sayfa Sayısı: 256 
--reklam--
Rüyalar, Masallar, Mitler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Rüyalarımızın çoğu ortak bir özelliğe sahiptir; uyanık halimizin en büyük özelliği olan mantık kurallarına uymazlar. Orada uzay ve zaman kategorileri de artık geçersizdir. Ölmüş dostlarımız yaşıyormuş gibi karşımıza çıkabilir ya da eskiden başımızdan geçen ve unutmuş olduğumuz olaylar birdenbire gözümüzün önünde canlanabilir. Gerçekte hiç mümkün olmayacak biçimde, iki ayrı olayı aynı anda oluyormuş gibi görebiliriz. Uykumuzda zamana olduğu kadar, uzayın kurallarına da uymayız. Uzak bir yere bir anda gitmek, iki farklı yerde aynı anda bulunmak, iki değişik insanı bir tek insan olarak görmek veya bir insanı ansızın başka bir insana dönüştürmek bizim için hiç de zor değildir. Kısaca, bedenimizin faaliyetine sınırlar koyan zaman ve uzayın kaybolduğu bir dünyayı rüyalarımızda yaratmak pek kolaydır.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Rüyalar, Masallar, Mitler Alıntıları - Sözleri
Sokrates rüyaları, vicdanımızın bir sesi olarak değerlendiriyor ve insanların bu sesi ciddiye alıp ona uymaları gerektiğini ileri sürüyordu.
Arzuladığımız birçok şeyin temelinde kişiliğimizin güçsüz yanları gizlidir. Arzular, bu eksikliği gidermek ve dengelemek için doğarlar.
Saçmalıklarımızın, bazen kişiliğimizin en bilge sesleri olduğunu siz de biliyorsunuz artık.
Eğer birisi rüyasında çıplak olduğunu görmüşse, artık gerçek benliğine dönmek ya da tüm önyargılarından kurtulmak istediğini dile getiriyor olabilir.
çocukluğumuz bize utanç duygularından uzak bir cennet gibi gelmektedir.
Uyumak ve uyanık olmak varolmanın iki kutup noktasıdır.
Hangi işi ruhen en fazla takip edersek ya da hangi işin bizi hoşnut kıldığını anlarsak veya aklımızın daha çok uğraştığı şey, işte çoğunlukla rüyalarımızda bunlarla karşılaşırız.
Çünkü sevgi denilen şey, insanlığın yarattığı en yüce fakat aynı zamanda ulaşması da o denli zor olan bir eserdir.
İnsanlar yeni tanıştıkları kişiler hakkında ilk anda çoğunlukla doğru olan görüşler elde ederler ve o esnada oluşan karmaşık bireysel işleyişlerin de hiç farkına varmazlar.
“Bütün bilgeliklerin başlangıcında hayret ve merak vardır. Eğer bu varsayım doğruysa, günümüz insanının bilgeliğine epeyce gölge düşmüş olur” #thebeginning
Ve ilerleyen yaşımızla beraber, hayret etme yeteneğimiz de giderek azalır. Genelde önem verdiğimiz husus, her zaman en doğru cevabı vermektir. Ama doğru soruları sormayı bilmek, sanki daha az önemsizmiş gibi gelir bize.
Freud, Rousseau’nun aksini iddia ederek, insanların ilk başta kötü dürtülerin egemenliğinde bulunduklarını söylüyordu.
Doğa kendi başına ne iyi ne de kötüdür. Bizim tutumumuza bağlı olarak bize karşı yararlı ya da tehlikeli olabilir.
Rüyalar, kaynakları geçmiş yıllara uzanan arzuları temsil eder ama rüyalar aynı zamanda geleceğe de yönelmişlerdir ve rüya gören kişinin hedef ve düşüncelerine ışık tutarlar.
İç huzuru ve iç güvenliği kaybolan insanlar, eksiklik ve bozukluklarını dengeleyebilmek için “meşhur” olmak”, “ dikkat çekmek” gibi garip yollara başvurmaya başlamışlardır. Böylece insanlardaki onur ve birlik duyguları zamanla yok olmaya yüz tutmuş, herkes birbirinin üzerinde egemenlik kurmaya çalışır olmuştur. İnsanlar kendilerini artık bir ürün ya da bir eşya olarak görmektedirler. Onurlu olmak, kendini pazarlayabilmek ya da başarılı olmak ile ölçülmeye başlanmıştır.
--reklam--
Rüyalar, Masallar, Mitler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Franz Kafka'nın Dava kitabı ile ilgili araştırma yaparken karşıma çıktı bu kitap... Oldukça ilgimi çekti ve okumak istedim...
.
Rüyaların kaynağı, geçmiş hatıra ve tecrübelerden oluşan bir depo olarak gördüğü bilinçaltı olduğunu söylüyor Erich Fromm... Özellikle de çoğu zaman rüyaları sembol diliyle gördüğümüzü belirtiyor... Bu sebeple de evrensel dil olan sembol dilinin yabancı dil olarak okutulması gerektiği yönünde düşüncesi... Tabii sadece bu değil, o sembolün ne anlama geldiğini anlayabilmek için, kişinin ruhsal durumu da bilinmeli... Benzer rüya gören ama anlamları kişiye göre değişen rüya örnekleri de veriliyor...
.
Rüyaları, Freud ve Jung tarafından değerlendirip kendi kişisel görüşlerine yer veriyor... Yapılan bazı deneylerden de söz ediyor... Mesela hipnoz altında rüyasını gayet iyi yorumlayan bir kişi, hipnoz etkisinden çıkınca rüyasını saçma bulmuş...
.
Fromm genel olarak rüyaların hem akıldışı hem de akılcı yönlerimizin bir dışavurumu ve yansıması olduğu görüşünde...
.
Son bölümde ise mitlerdeki, masallardaki ve bir de "Dava" kitabındaki sembolik dili açıklıyor...
.
Verilen örnek rüyalar ve ardından yapılan çıkarımlar da gerçekten okunmaya değer... (Emet Denizci) 
Dili o kadar akıcı ve ilgi çekici ki akıp giden içine çeken bir anlatıma sahip. Anlattıkları elbette daha değerli ve anlamlı. Rüyalara hiç bu açıdan bakmamıştım ve bu konuda hiç bu kadar aydınlanmamıştım. Her rüya bir sembolmüş meğer. (Gizem yaz) 
İnsanlık tarihi boyunca gizemini koruyan rüyalar günümüzün modern araç ve yöntemleri ile dahi hala tam olarak aydınlatılabilmiş değildir. Bir insanın rüya görürken beyninde hangi bölgelerin aktif olduğunu, rüya esnasında sinir hücrelerinin birbirleriyle ne tür bir etkileşime girdiğini, bazı rüyaların uykumuzun sürekliliğini sağlamaya nasıl hizmet ettiğini biliyoruz. Rüyaları videoya kaydedebiliyoruz. Ancak bir olgu olarak evirip çevirdiğimiz ve hatta akışına müdahale bilee edebildiğimiz rüyaların ruhsal dünyamızla bağlantısını tam olarak açıklayamıyoruz.
Her şeyi bilebileceğimize, aklın çözemeyeceği hiçbir sırrın olmadığına inandığımız bir çağda bu denli karmaşık olan rüyalar, modernizmin ilk dönemlerinde önemsenmiyor, ruhun saçmalıkları olarak değerlendiriliyordu. Ancak yavaş yavaş bu alandaki ilgi giderek artıyor. Kuşkusuz beyin üzerine yapılan araştırma ve çalışmaların sonucunda elde edilen bulguların ve geliştirilen yöntemlerin yardımı ve bunların sağladığı cesaret bu noktada oldukça önemli bi destek sağlıyor.
Erick Fromm da rüyalar üzerine çalışmalar yapan, kendine özgü bir rüya yorumu bulunan, rüyaları psikolojik temelde açıklamaya çabalayan bilim insanlarından biridir. Ona göre rüyaların bir dili vardır ve anlaşılmaları için öncelikle bu dilin çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Bu dil insanların konuştuğu ilk dil olan ve evrensel olan sembol dilidir. Sembol dili ona göre yalnızca rüyalarımızda değil tarih boyunca yaratılmış, kuşaklar boyunca anlatılmış olan masallar ve mitoslarda da kullanılmaktadır.
Sembol dilinin öğrenilmesi rüyaların anlaşılabilmesi için atılması gereken ilk adımdır ancak elbette yeterli değildir. O bir insanın rüyasını doğru olarak yorumlayabilmek için kişiliğinin, karakterinin, içinde bulunduğu duygu durumunun, geçmiş yaşantılarının ve günlük yaşamının da iyi bilinmesi gerektiğini savunmaktadır. Çünkü sembollerin birden fazla anlamı olabilir ve bu farklı anlamlar kişinin tüm bu nitelik ve yaşantılarındaki değişim ve gelişmelerle açıklığa kavuşturulabilir.
Erick Fromm için saçma bir rüya yoktur. rüyalar zaman ve uzay kurallarına bağlı olmadıkları için onları “saçma” olarak değerlendiririz. Bazen de bilinçli zihnimizin kabul edemeyeceği rüyalar görür, bu rüyaların duygu dünyamızdaki olumsuz yansımalarını veya kabul edilemez doğasını yok sayma eğiliminde olabiliriz ancak bilinçli zihnimizin tüm bu manipülasyonlarına rağmen rüyalar benliğimizin bilmediğimiz veya kabul etmek istemediğimiz yönlerini ortaya çıkarmakta ve bize bir şeyler anlatmaya çalışmaktadır. Kendimizi daha yakından tanımak, yaşadığımız sorunlara ilişkin daha derinlikli bir anlayışa sahip olmak ve benliğimizin susturulmuş taraflarının çığlığına kulak vermek için rüyalarımızın rehberliğinden faydalanmaya çalışmalıyız.
Erick Fromm’un sade ve akıcı bir üslupla kaleme aldığı bu kitabı keyifle okuyacağınıza, okuduktan sonra kendinize ve yaşamınıza daha farklı bir gözle bakacağınıza ve elbette rüyalarınız hakkında daha farklı düşünüp daha dikkatli olacağınıza eminim. Kısacası bu kitap kendi benliğinize yapacağınız bir yolculuk ve her yolculuk kadar heyecan verici, tehlikeli, ilham verici ve öğretici. (Merve Demirdöven) 
--reklam--
Rüyalar, Masallar, Mitler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Erich Fromm - Rüyalar, Masallar, Mitler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Rüyalar, Masallar, Mitler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Erich Fromm Kimdir?
Erich Fromm (23 Mart 1900, Frankfurt - 18 Mart 1980), Musevi kökenli Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur. Ruh bilimine Marksist - Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir.
Hayatı 

Heidelberg ve Münih Üniversiteleri'nde toplum bilim ve psikanaliz eğitimleri gördü. 1922 yılında Heidelberg Üniversitesi'nde doktora öğrenimini tamamladı. Münih'te ruh hekimliği ve ruh bilim üzerine ek incelemeler yaptıktan sonra, Berlin Psikanaliz Enstitüsü'nde eğitim gördü ve 1931 yılında mezun oldu.
30'lu yılların başlarında Almanya'da Nazi hareketinin güçlemesi nedeni ile İsviçre'nin Cenevre şehrine yerleşti. 1933 yılında Chicago Ruh çözümleme Enstitüsü'nden aldığı davet üzerine Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. 1934 yılında , 1938'e kadar kadrosunda bir uzman olarak görev aldığı Frankfurt Toplumsal Araştırma Enstitüsü ile birlikte New York'a taşındı. Özel çalışmalarını sürdürdü ve Columbia Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1946 yılında William Alonson White Ruh Hekimliği , Ruh Çözümleme ve Ruh Bilim Enstitüsü'nün kurucuları arasında yer aldı. Yale Üniversitesi , New York Üniversitesi Bennington Koleji , Michigan Eyalet Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1949 yılında Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi'nden gelen bir profesörlük önerisini kabul etti ve tıp fakültesi lisansüstü bölümünde ruh çözümleme şubesini kurdu , 1965 yılında emekli olana kadar orada çalıştı.
Emeklilik yıllarını geçirdiği 1980 yılında İsviçre'de öldü.
Marxist ve sosyalist , insancıl dünya görüşünü benimseyen Fromm , batı kapitalizmi ve SSCB komünizmini reddetmiştir.
Biyofili hipotezine olan katkıları, evrimsel psikoloji konusundaki araştırmalara temel sağlamıştır.
Erich Fromm'un çalışmaları birçok dile çevrilmiştir.
--reklam--
Erich Fromm Kitapları - Eserleri
Kendini Savunan İnsan
Sahip Olmak ya da Olmak
Sevme Sanatı
Özgürlükten Kaçış
Barışın Tekniği ve Stratejisi
İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri
İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri (İkinci Kitap)
Freud Düşüncesinin Büyüklüğü ve Sınırları
Hayatı Sevmek
Sağlıklı Toplum
İtaatsizlik Üzerine
Özgürlük Korkusu
Sevginin ve Şiddetin Kaynağı
Umut Devrimi
Psikanaliz ve Din
Psikanalizin Bunalımı
Psikanaliz ve Zen Budizm
Rüyalar, Masallar, Mitler
Çağımızın Özgürlük Sorunu
Marx'ın İnsan Anlayışı
Yaşama Sanatı
Yanılsama Zinciri
Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum
Erdem ve Mutluluk
Cinsellik ve Cinsel Sapmalar
Tanrılar Gibi Olacaksınız
Olma Sanatı
Sigmund Freud’un Misyonu
İsa Dogması
İnsan Bilgisi ve Hümanist Planlama
Çağdaş Toplumların Geleceği
Psikanalize Yeni Bir Bakış
Toplumsal Bilinçaltının Araştırılması
Dinleme Sanatı
Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları
İnsan Olmak Üzerine
Çağımızda Kişilik Sorunu
İnsanlık Başarabilecek mi?
Die Kunst des Liebens
Kendini Savunan İnsan - Ahlak Felsefesinin Psikolojisine İlişkin Bir Araştırma
Psixoanaliz ve Din
Liebe, Sexualität und Matriarchat
--reklam--
Erich Fromm Alıntıları - Sözleri
Ama eğer yaşamıyorsam nasıl erdemli olabilirim? Ve eğer hiçbir şeyin bilincinde değilsem nasıl iyi bir törelbilincim olabiillir? (Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum)
Peygamber hakikati vahiy eder, Lao-tse ve Buda da böyle yapmıştı. Ancak peygamber aynı zamanda siyasal bir liderdir, siyasal eylem ve sosyal adaletle çok yakından ilgilenmektedir. (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
"... anaerkil ilke; hayat, birlik ve huzurdur... anaerkilliğin ilkesi evrenselliktir." (Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları)
Cinsel sevgi iki kişilik yalnızlıktır. Oysa sevdiği kişide insan tüm insanlığı, yaşayan ne varsa hepsini sever. (Sevme Sanatı)
Verilen şey yitirilmez, tam tersine sıkı sıkıya tutulan şeylerdir biten ve yok olanlar. (Sahip Olmak ya da Olmak)
İnsanlar yeni tanıştıkları kişiler hakkında ilk anda çoğunlukla doğru olan görüşler elde ederler ve o esnada oluşan karmaşık bireysel işleyişlerin de hiç farkına varmazlar. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
Bugüne değin herhangi bir sıradan insandan bile daha az sevme yeteneğine sahipmiş gibi görünüyordun. Bu aşk nasıl olabiliyor? Madem bu kadar aşıksın, kadının fikirleriyle çelişen ilkelerinden neden vazgeçmiyor, fedakarlık yapmıyorsun? Neden daima kendinden ve kendi kaderinden söz ediyor, ama sevdiğin kadının duygularına pek aldırmıyorsun? (Yanılsama Zinciri)
"Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı." (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
Yoksa zihinsel olarak 20.yüzyılda ama duygusal olarak taş devrinde mi yaşıyoruz? (İnsan Olmak Üzerine)
Erkek kibri neler yapabileceğini, hiçbir zaman başarısız olmayacağını gösterir. Buna karşı kadınlara özgü kibir esas olarak cezp etme ve kendi kendine cazip olduğunu kanıtlama ihtiyacından kaynaklanmaktadır. (İsa Dogması)
Biz neden her ay yeniden âşık olmuyoruz ? Çünkü her ayrılıkta , yüreğimizden bir parça da birlikte ayrılıp gidiyor . Biz neden herkesle arkadaş olmuyoruz ? Çünkü onun kaybı ve mutsuzluğu da bizi derinden etkileyecektir . (Sigmund Freud’un Misyonu)
“karakter insanın kaderidir”. (Çağımızın Özgürlük Sorunu)
Özgür insan ölümü, her şeyden az düşünür; onun bilgeliği, ölüme değil yaşama yoğunlaşmasından doğar (Sevginin ve Şiddetin Kaynağı)
Insan bir nesneye dönüştürülüp nesne gibi yönetildiğinde onun yöneticileri de nesne haline gelir; nesnelerin iradesi yoktur, vizyonu yoktur, planı yoktur. (İnsanlık Başarabilecek mi?)
... canlı bir varlığı acıya tahammül etmeye zorlamaktan daha büyük bir güç gösterisi yoktur. (Cinsellik ve Cinsel Sapmalar)
İnsan nesnelliğini ne ölçüde geliştirirse, gerçeklikle ne ölçüde ilişki kurabilirse, ne denli olgunlaşırsa, içinde rahat edebileceği insancıl bir dünya yaratmaya o denli yaklaşmış olur. (Sağlıklı Toplum)
“Geçmişe yönelik tutum minnettarlık, âna yönelik tutum hizmet, geleceğe yönelik tutum sorumluluk olmalıdır.
Zen’de yaşamak … yolunuza çıkan her şeyi ekonomik ve ahlaki açıdan eksiksiz kullanmak demektir.
Zen’in amacı … eksiksiz bir emniyet ve korkusuzluğa erişmek, esaretten özgürlüğe ilerlemektir.
Zen … akıl değil karakter meselesidir, bu da Zen’in yaşamın ilk prensibi olarak iradeden doğması demektir.” (Psikanaliz ve Zen Budizm)
Artık yabancılaşma yalnızca el emeği ile çalışan insanlarda görülmüyor; yabancılaşma memurlar, pazarlamacılar ya da profesyonel yöneticiler arasında bile hızla yayılıyor. Hatta bunlar belki de basit bir ustabaşından daha çok yabancılaşmış insanlardır. Çünkü bir ustabaşının emeği, yine de beceri, güvenilirlik ve benzeri kişisel özelliklere bağlıdır. Yetenekli bir ustabaşı; kişiliğini, gülümseyişini ve kendi fikirlerini, demin saydığımız insanların aksine, iş sözleşmeleri nedeniyle satmak durumunda değildir. Öte yandan, insanları ve toplumsal değerleri (simgeleri) etkileyip bunları yönlendirmekle görevli kişiler, kendilerini işverenlerine yalnızca becerileri için satmaz. Ayrıca onlardan uyumlu ve "istenilen kişilik tipi"ni taşımaları, rahat yönlendirilip etkilenebilir olmaları da beklenir. İşte bunlara, "örgütlenmiş (organize edilmiş) insanlar" diyoruz. Bu insanların kendilerine özgü belirli bir idealleri yoktur; idealleri, çalıştıkları şirketlerin çıkarları ve idealleri ile aynı olmuştur. Günümüzde bir el emekçisi ile bir masa başı emekçisinin (çalışanının) tüketim kalıp ve davranışlarında bir benzerlik görülmektedir. Çünkü bu insanların hepsi tek bir arzuyla yanıp tutuşmaktadır. O da, daha yeni eşyalara ya da piyasaya çıkan en son şeylere sahip olmak ve bunları kullanıp tüketmek arzusudur. Bu insanlar; edilgen, kabul edici ve tüketicidir. Onlar, yapay olarak yaratılan ihtiyaçlarını tatmin eden eşyaların buyundurukları altına girmiş olan güçsüz insanlardır. (Marx'ın İnsan Anlayışı)
Ve ilerleyen yaşımızla beraber, hayret etme yeteneğimiz de giderek azalır. Genelde önem verdiğimiz husus, her zaman en doğru cevabı vermektir. Ama doğru soruları sormayı bilmek, sanki daha az önemsizmiş gibi gelir bize. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
" Çoğa sahip olabilen değil de, çok şey olabilen insan, bütünüyle gelişmiş ve gerçekten beşeri olan insandır." (Çağımızda Kişilik Sorunu)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/ruyalar-masallar-mitler-erich-fromm-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)