# Rüzgar Dolu Konaklar - Bejan Matur Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Rüzgar Dolu Konaklar kimin eseri? Rüzgar Dolu Konaklar kitabının yazarı kimdir? Rüzgar Dolu Konaklar konusu ve anafikri nedir? Rüzgar Dolu Konaklar kitabı ne anlatıyor? Rüzgar Dolu Konaklar kitabının yazarı Bejan Matur kimdir? İşte Rüzgar Dolu Konaklar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/ruzgar-dolu-konaklar-bejan-matur-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-10T23:50:50+03:00
- Güncelleme: 2022-02-10T23:50:50+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/10/bejan-matur-kimdir-bejan-matur-kitaplari-ve-sozleri-149264.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Bejan Matur 
 Yayın Evi: Timaş Yayınları 
 İSBN: 6051148151 
 Sayfa Sayısı: 118 

Rüzgar Dolu Konaklar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Doğduğumuzda
Bizim için yaptırdığı sandıklara
Gümüş aynalar
Lacivert taşlar
Ve Halepten kaçak gelen kumaşlar
Dolduran annemiz
Bir zaman sonra
Bizi koyup o sandıklara
Yol
Rüzgâr
Ve konakları fısıldayacaktı kulağımıza.
Yalnız kalmayalım diye karanlıkta
Çocukluğumuzu ekleyecek
Avunmamızı isteyecekti
O çocuklukla.
Sırtımızdan jiletle akıtılan kanın
Karıştığı uzun ırmağa
Bırakıldığımızda
Annemiz bu kadarını istemezdi
Bu yüzden
O uyurken
Uzaklaştık
Diyorduk sulara.
*
Soğuklar başladığında
Atlılar gelmişti bizi almaya
Yaşlı ve tuhaf atlılardı
Korkutmuşlardı bizi
Kar yağmıştı bakışlarına.
Ve hiç konuşmadan bizimle
Bakmadan ellerimizin küçüklüğüne
Konaklara götüreceklerdi bizi
Rüzgârla uğuldayan konaklara.

Rüzgar Dolu Konaklar Alıntıları - Sözleri
¶¶

Konuşmanın ne anlamı var diyordum
İnsanın yankısı olmazsa.

¶¶
¶¶

Suskun konaklar gibiydim
Kapıları gittikçe çoğalan.

¶¶
¶¶

Kanatları varmış gözyaşının
Acıtmazmış düşerken.

¶¶
¶¶

Bir düş sanki olanlar
Uzayan ve uzadıkça acıtan.

¶¶
¶¶

Biz değil miydik inandıkça katılaşan tenimizle
Aldanışın kuytusuna gizlenen?

¶¶
¶¶

Ben azaldıkça kendim mi oluyordum
Başka bir şey, başka biri mi yoksa?

¶¶
¶¶

Aşk kalbi korkuyla doldurur
Sırrı yok eder
Dokunur yalnızlığa.

¶¶
Kanatları varmış gözyaşının
Acıtmazmış düşerken.
gündoğumuyla gelen huzura da
günbatımının sancısına da
yabancısın.
de ki;
sabahın efendisi sen değilsin
kimse değil.
yol gidenin
gün dönenindir
şiir hayatın
ve görenin.
Ve çıktığım her yolculukta
Yorgunluğuma aldırmadan
Düşler kuruyordum
Büyücüm

Tanrıların isimlerini tekrarlamam, ölümü geciktirmiyor.
Kemiklerimi, adak testimin yanında kıvrılmış buluyorum.
Ve şekilsizliğimi unutmaya çalışıyorum.
Nereden geldiğim biraz önemli
Orada kalsaydım daha mı az titretecektim mermeri.
Yüzünü tanıyorum büyücüm
Yaşaması gerekmiyor ellerimin

Yalnız gideceğim oraya
Tanrılara ağlayacağım bu defa
Tanrılar ağlanmaktan yorgundur oysa
Boşluklarının, olmayışlarının sıkıntısını anlatacağım
Susacaklar
Soluksuz nasıl yaşanır sırlarını fısıldayacaklar
Yaşanır mı büyücüm

Işığı yetmiyor gözlerinin
Sadakatini anlatmaya
Yoksun
Yokluğun anlam bulmuyor yakarışında
Çocuksuz olmalısın
Kemiklerin yetiyor anlatmaya

Gri giysili törenler bitti
Ayın ipuçlarını vereceği ânı bekliyorum.
Bir ömre kaç ölüm sığdırılır
Hangi korku adak testisini doldurur bilmiyorum
Büyücüm gecede yıldızlarımın olması günah olur mu
Üstelik birbirlerine göz kırptıkları yok
Ölümlüyüm,
Bundan büyük mutluluk olabilir mi büyücüm.
Susuyor, kıvrılıyorum
Kıvrılınca kemiklerimi sayamıyorum.
Adak testim başucumda içi boş,
Kaçıncı kadınıyım o adamın bilmiyorum.
Kör oldum büyücüm
Ateşin susuz öfkesi artık yok.
Taşınan heykeller gibi kör
Kırılan sütunlar gibi aksak.
Hem büyücüm,
Kadının acıları üşüşünce güneye
Dünyanın dengesi neden bozulmuyor
Anlamıyorum

Dönüş
Gitmek gibi olmayan boşluğuyla
Uzak kalmanın uzunca sürdüğü o yaz ortası.
Kaç gün
Saymadım belki üç
Zamanla işim bitti artık.
Acı çoğaldıkça yumuşaması tenin
Tersi değil miydi söylenen bize
Biz değil miydik inandıkça katılaşan tenimizle
Aldanışın kuytusuna gizlenen.
Ben azaldıkça kendim mi oluyordum
Başka bir şey, başka biri mi yoksa
Bir başka hayatın olmadığı
Her ânın değiştirdiği doğruysa
Her şey dondu büyücüm
Bir mermer soğukluğu kalıcı olan
Bir de dokunuş
Titreyerek sevdiğim her şey
Kesti kanımı
Gönül düşürdüğüm her şey kırılgan
Pencereden göründüğü kadarmış hayat.
gündoğumuyla gelen huzura da
günbatımının sancısına da
yabancısın.
de ki;
sabahın efendisi sen değilsin
kimse değil.
yol gidenin
gün dönenindir
şiir hayatın
ve görenin.

Rüzgar Dolu Konaklar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun,hukuka olan inancını yitirdikten sonra edebiyata yönelmiş,gelecek vaat eden,uzun zamandan beri birçok şiir kitabından alamadığım hazzı duyumsamamı sağlayan önemli şairlerden birinden bahsedeceğim bu incelememde:Bejan Matur.

Biraz araştırma yapma imkanı buldum şairimiz hakkında.Bitirmiş olduğum "Rüzgâr Dolu Konaklar" ile 1997 yılında Halil Kocagöz Şiir Ödülü ve Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülünü kazanmış. Şiirleri Adam Sanat, Defter, Ekin Belleten ve Yazıt gibi fanzin dergilerde yayımlanmış.

Daha önce "İbrahim'in Beni Bırakması"kitabını okumuştum fakat dikkatimi çekmemişti şair.İncelemesini yapıyor olduğum kitabındaysa;duru ve sade bir dil,sakin bir üslubun arkasına saklanmış nice kederlere şahit oldum.Birçok mısrasında kendimden parçalar buldum,kavurucu mısralar doyumsuz bir tat verdi bana kitap serüvenince.

"onun çölünde her gece 
fısıldadım kumlara. 
sordum nasıl yaptıklarını çölü, 
boğmadan koyun koyuna. "
"bir düş sanki olanlar uzayan ve uzadıkça acıtan" dedi ve beni yere serdi.
Sonra Allah'ın çocukluğundan bahsetti:
insanın dönüp döneceği yerdir 
çocukluğu. 
sabah ezanı 
bu yüzden 
müslümanlara 
allahın selamını öğretir. 
allahın çocukluğu 
gündoğumunda 
ölüleri anmakla başlar. 
ve anne ölür 
ezanda ölür anne 
selamı üzerine olan her çocuk 
allahı düşünür. 

dili vardır taşların. 
sabahları en çok 
ıslak bir huzurla 
yatarken onlar 
içleri ıslanmış kadınlar 
pörsümüş yorgun erkekler 
kutsanmak umuduyla 
kıvrılır uyurlar. 

hepsi laf bunların. 
bana kalsa 
ağır bir abdest kokusu 
ince belli sürahiler 
kadınların nemli apış araları kokan 
pazen donları. 
burada 
söz olmamış sesin kederiyle 
başlar gün. 
ve denir ki; 
kaderinizi sevin 
sevin kaderinizi 
ve hayat için 
tatlı bir tesadüf deyin. 

ağır bir abdest kokusu 
ince belli sürahiler 
kadınların apış arası nemli pazen donları 
ve mantarlı ayakları erkeklerin. 
şadırvanda alaca su: 
damlar 
damlar. 
ellerin beyazlığındadır ölüm 
gövdenin kıvrımında. 
benim erkeğimi isterken titreyen 
içimin suyunda 

ben unuttum her şeyi. 
geldiğim yeri 
annemi, babamı, 
mezarlığa gitmeyi. 
orada yapayalnız kaldı meşe 
ölülerin arasında ölümü en iyi anlatan meşe. 

bir ağaç nerede duruyorsa 
benziyor oraya. 
meşe mesela 
akdeniz’de taşların arasında 
farklı mı taşlardan? 
selvi, ölülerin karanlık bir ah’la 
durdukları son anın ipidir. 
salkım söğüt, yaslı söğüt 
suya kaptırmış içini, kırılgan. 
benzer her şey baktığına. 

ben anneme benzerim 
babama da tabii. 
ve büyük halamın evinde yaşayan kediye de. 
aslında şu yeryüzünü denizlerle düşünmemiz yok mu 
hata ediyoruz. 
dünyanın nefes aldığı bir ilk andı denizleri yapan. 
dağları yapan bir öfkeydi 
böyle söylüyor ilk kitaplar. 
her dilin kendinden önce, 
çok önce bir hayatı var. 
ve onu sadece 
bu kitaplar konuşuyor. 
susarak bakıyoruz biz 
hatırlamayarak. 
şairler bir bok anlamıyorlar aslında 
dünyanın çocuk kalmış bir acısı var 
ve bu ezanda çıkıyor ortaya. 
allahın selamı ölülerin üzerine oluyor 
aşk diye bir şeyin farkına varıyor insan 
dönmeyi öğreniyor 
yerden kurtularak 
durmadan dönerek 
çölde yaşayanlara fısıldanmış bir hakikatle 
kurur toprak 

nehir dediğin çölde kaybolur. 
toprağını gizler nehir dediğin. 
hiçliği tarif eden hiçliği anlar. 
yokluğa bürünmek o ilk anda. 
bir nehir tanıyorum 
kayboluyor 
bir çölün şehvetli karnında. 
bir ayan olma hali belki, 
ona en yakın göl 
kayıklarını tutarak içinde, 
balçığını yutuyor. 
ama biliyor ki, 
bir göl yutunca suyunu 
ortada kalır 
bir göl yutunca balıklarını 
kararır. 
tüm göllerini göremeden yeryüzünün 
öleceğiz. 
ne acı. 

gündoğumuyla gelen huzura da 
günbatımının sancısına da 
yabancısın. 
de ki; 
sabahın efendisi sen değilsin 
kimse değil. 
yol gidenin 
gün dönenindir 
şiir hayatın 
ve görenin. 

allahın selamı 
müslümanların ülkesinde 
ölülerin üzerine olsun diyerek 
kanatır günü. 
insanın çocukluğu annenin ölümüyle başlar 
bitmez çocukluğu annesi ölenin. 

de ki; 
sabahın efendisi sen değilsin 
kimse değil. 
kanamış bir solukla bakmaktan 
yoruldum. 
kimsesi yok kimsenin

Bu şiirin ardından incelememi şu şekilde noktalarsam yerinde olur:Yaşadıkları yaşadıklarım;hissettiği ruhi bunalım,hissettiğim ve beni sürekli eksilten öfkeli ruh devinimim;mısraları,dünyanın gizini ve anlamını çözmeye uğraşan meczubun yakarışları gibi.O meczubu sevdim ben çünkü kendimi yok ettiğimden beri biraz da o meczup benim. (Furkan Güreci) 

Kitabın Yazarı Bejan Matur Kimdir?
Bejan Matur, (d. 14 Eylül 1968 Pazarcık), şair, yazar.

14 Eylül 1968 tarihinde Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesi Maksutuşağı Köyü'nde doğdu. Ortaokul ve lise eğitimini Gaziantep'te tamamladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.

İlk kitabı Rüzgâr Dolu Konaklar ile 1997 yılında Halil Kocagöz Şiir Ödülü ve Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülünü kazandı. Şiirleri Adam Sanat, Defter, Ekin Belleten ve Yazıt dergilerinde yayımlandı. Şiirlerinden yapılmış bir seçki 2004 yılında "The Temple of a Patient God" adıyla İngiltere'de Arc yayınevi tarafından, Almanca-Fransızca diğer bir seçki ise Winddurchwehte Herrenhauser adıyla 2006'da Lüksemburg'ta PHI yayınevi tarafından yayımlandı. Bir süre Zaman Gazetesi'nde dil, Alevilik, Kürt Sorunu gibi çeşitli konular üzerine yorum yazıları yazdı. 2008 yılında kurulan Diyarbakır Kültür Sanat Vakfı'nın kurucu başkanıdır. Rudaw gazetesinde haftalık köşe yazıları yazmaktadır.

Bejan Matur Kitapları - Eserleri
Dağın Ardına Bakmak
Rüzgar Dolu Konaklar
Tanrı Görmesin Harflerimi
Ayın Büyüttüğü Oğullar
İbrahim'in Beni Terketmesi
Son Dağ

Onun Çölünde
Aşk Olmayan
Kader Denizi
Dünya Güzeldir Hâlâ
Ayın Büyüttüğü Oğullar

Bejan Matur Alıntıları - Sözleri
Ey Tanrım
Nereye aidim
Bana bildir! (Kader Denizi)
Bu sağırlık
Cennet değilse
Nedir ?
Nedir bu duymamayı yapan
Tamlık (Kader Denizi)
¶¶

Suskun konaklar gibiydim
Kapıları gittikçe çoğalan.

¶¶ (Rüzgar Dolu Konaklar)
Bana ilk kez yaklaştığım o ormanda
Kaybetmeyi öğrettin. (Onun Çölünde)
Pencereden göründüğü kadarmış hayat. (Rüzgar Dolu Konaklar)
Ve sevgilim biliyor musun
Ruhtan da acı bizim ülkemiz. (Aşk Olmayan)

Kader kadar karanlık
Sular
Senin bakışların
Soluğun karanlık... (Kader Denizi)
kaç dağ uzaksın benden
bilemem ki…. (Aşk Olmayan)
Ne çok keder var
Ey Allahım ne çok gidiş. (Son Dağ)
İnsan diyor annem
Bir yerde yaşamakla
İyiliği öğrenmeli,
Taşa baktıkça mesela
Dağa baktıkça
Dokundukça dalına bir ağacın
Görmeli iyiliği. (Son Dağ)
Uyuyor sanıyordum dünyayı.
Her şeyi uyuyor sanıyordum
Avutmuştu bu beni. (Onun Çölünde)
Unutmak değil, hatırlamak yükü bizdeki (Son Dağ)
sessizlik,
kalbimde işleyen gerçek! (Dünya Güzeldir Hâlâ)

Seninle benim aramda dağlar oluşabilir
Dediğimde inanmadın.
Ama bak oluyor işte.
Bozkır bitiyor ve başlıyor dağlar
Acı başlıyor. (İbrahim'in Beni Terketmesi)
Unutmak değil, hatırlamak yükü bizdeki.. (Son Dağ)
Olmuyor işte 
Yan yana uzanmakla karışmıyor çocukluk. (Tanrı Görmesin Harflerimi)
Olmuyor işte 
Yan yana uzanmakla karışmıyor çocukluk. (Tanrı Görmesin Harflerimi)
Avlusunda beklemek olan suskun ev,
Ölüm sandı geceyi.
Ve dünyadan ayrıldı. (Ayın Büyüttüğü Oğullar)
Sözcükler acımızı doldurmayacak. (Ayın Büyüttüğü Oğullar)
Meydanlara çıkıp mücadeleye devam gazı veren hiç kimsenin kendi çocuğunu cephede öne sürmediğini hatırlatmaya gerek var mı ? (Dağın Ardına Bakmak)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/ruzgar-dolu-konaklar-bejan-matur-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)