# Şahane Gazeller 1- Fuzuli  - İskender Pala Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Şahane Gazeller 1- Fuzuli  kimin eseri? Şahane Gazeller 1- Fuzuli  kitabının yazarı kimdir? Şahane Gazeller 1- Fuzuli  konusu ve anafikri nedir? Şahane Gazeller 1- Fuzuli  kitabı ne anlatıyor? Şahane Gazeller 1- Fuzuli  kitabının yazarı İskender Pala kimdir? İşte Şahane Gazeller 1- Fuzuli  kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/sahane-gazeller-1-fuzuli-iskender-pala-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-05T02:19:10+03:00
- Güncelleme: 2022-02-05T02:19:10+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/05/iskender-pala-kimdir-iskender-pala-kitaplari-ve-sozleri-144404.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: İskender Pala 
 Yayın Evi: Kapı Yayınları 
 İSBN: 9789758950058 
 Sayfa Sayısı: 80 

Şahane Gazeller 1- Fuzuli  Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
1. Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlare su Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çare su
2. Ab-gündur günbed-i devvar rengi bilmezem Ya mühit olmuş gözümden günbed-i devvare su
3. Zevk-i tiğından aceb yoh olsa gönlüm çak çak
Kim mürür ilen bırağır rahneler divare su
4. Vehm ilen söyler dil-i mecruh peykanın sözün ihtiyat ilen ier her kimde olsa yare su
5. Suya versin bağban gülzarı zahmet çekmesin Bir gül açılmaz yüzün-teg verse bin gülzare su

Şahane Gazeller 1- Fuzuli  Alıntıları - Sözleri
Mey biter saki kalır,
Her renk solar haki kalır,
Diploma insanın cehlini alsa da;
Hamurunda varsa eşeklik, baki kalır.
Bana başka güzellerden bahsetmeyin.
Bülbül gül için inleyip dururken hiç lale ona deva olabilirmi?
Topraktan olanı toprağa vermek gerek…
Her renk solar haki kalır,
Diploma insanın cehlini alsa da;
Hamurunda varsa eşeklik, baki kalır..
devran bîsukûn, Dert çok, hemdert yok,
düşman kavi, tali’zebun
....
Dost vefasız, dünya merhametsiz, devir huzursuz, dert çok, derdimi paylaşan yok, düşman kuvvetli, talihim zavallı ve çaresiz...
Karıncayı bile incitmem deme!!
"Bile'den "incinir karınca söz söylemek İrfan ister
Anlamak "insan"
Dem-â-dem cevrlerdir çekdiğim bi-rahm bütlerden

Bu kafirler esiri bir müselman olmasın ya Rab

Sadeleştirilmişi:

Eziyet ve cefa görmekteyim merhametsiz güzellerden daima.
Tanrım! Bir müslümanı bu kafirlere tutsak etme aman!
(Yoksa onu dinden imandan çıkarırlar.)
Bende Mecnun'dan füzûn aşıklık istidadı var Aşık-ı sadık benim Mecnun'un ancak adı var

Günümüz Türkçesi:

Mecnun'dan çok âşıklık yeteneği var bende. Mecnun'un adı çıkmış ama benim asıl, sevgiliye bağımlılığın timsali.
N'olacaktır terk-i aşk etme Fuzuli vehm edip

Gayeti derler ola bir bende sultanım sever

Günümüz Türkçesi:

En Fuzûli Boş yere korkup aşkı terk etme!
Deseler deseler, bir köle bir sultanı sever derler.
Şifa-yı vasl kaderin gece ile bimar olandan sor
Zülaâl-ş şevk zevkin teşne-i didar olandan sor

Günümüz Türkçesi:

Kavuşmanın nice bir şifa olduğunu, ayrılık ile hasta olandan sor.
Bir içim suya benzer tatlı dudağının lezzetini, yüzünü görmeye susayandan sor.
Sergeşteliğim kâkül-i müşginin ucundan
Aşüfteliğim zülf-i perişanın içindir

Günümüz Türkçesi:

Başımın dönmesi, misk kokulu kâküllerinden;
düşkünlüğümse, dağınık saçlarını hatırlamamdan...
Aciz olmuş yıkmağa kuğu Kûh-ken
Neylesin miskin anun aşkı hem ol mikdar imiş

Günümüz Türkçesi:

Kabe ziyareti için ihrama bel bağladı dediler Sofu için
(İhram giymek ile günahtan kurtulacağını sandı zavallı)
araştırdım, meğer onun beline bağladığı papaz kuşağı imiş, ihram değil.
(Dış görünüş yetmiyor içi kurtarmaya)
Yeter tavus teg ucb ile kıl arayiş-i suret
Vücudundan geçip alemde bir ad eyle Anka teg

Günümüz Türkçesi:

Tavus gibi kabarıp dış görünüşünü süslemen daha yetmeyecek mi?
Varlığından sıyrılıp şu dünyada Anka kuşu gibi bir ad bırakmaya bak!...
Vefa her kimseden kim istedim ondan cefa gördüm
Kimi kim bivefa dünyada gördüm bivefa gördüm

Günümüz Türkçesi:

Her kimden bir vefa istedim; ancak cefa gördüm.
Her kimi gördüysem vefasız dünyada; vefasızlığını da gördüm.
Kime kim derdimi izhar kıldım isteyip derman
Özümden bin beter derd ü belaya müptela gördüm

Günümüz Türkçesi:

Derman isteyerek her kime bir dert yandımsa;
Onu kendimden bin beter dert ve belaya düşmüş gördüm.

Şahane Gazeller 1- Fuzuli  İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ey Aşk Adamı Fuzuli: Fuzuli deyince aklınıza ne geliyor?
Gereksiz, boş, lüzumsuz dediğinizi duyar gibiyim. Hatta şöyle cümle kullananınız da olmuştur. Fuzuli işlerle boş yere vaktini harcama.

Böyle düşünmeniz normal. Zira Türk Dil Kurumu'nun internet sitesinde yer alan sözlüklerde Fuzuli ismini arattırdığınız da karşınıza "yersiz, gereksiz" anlamları çıkıyor.

Ama bizim kitabımızın yazarı olan Fuzuli bu manalarla namütenasip bir hayat felsefesi ve kişiliği var. Ona aşk acısı ile çektiği çileden lezzet alan Aşk adamı demek çok doğru olur sanırım.

Fuzuli, aslen Irak'lı olan Türk Divan edebiyatını derinden etkileyip izler bırakmış, aşk gazelleri ile meşhur olmuş, Azerice şiirini önemli ölçüde etkilediğinden olsa gerek Azerilerin sahiplendiği bir Türk Divan şairidir.

Onun gazellerini okuyunca, bendeki dert de dert mi Fuzuli'nin yanında diyorum. Aşkın her türlüsünü, acısını, cefasını, çilesini çeken ve bunları anlatmasının yanında aynı zamanda vefadan ve dünya hayatından çektiği ızdırapları da konu edinmiş bu kitabında.

Aşk neymiş, Leyla ile Mecnun ne demekmiş, sevgili olmak neymiş, kime denirmiş bu kitapta öğreniyorsun.

Şuraya Fuzuli'ye ait sadeleştirilmiş iki mısra yazayım benim anlatamadığımı Fuzuli anlatsın.

"Varımı yok ettim, sevgilinin yüzüne öykünerek.
Ebedi zevk dedikleri şey, sevgilinin yüzünü görmekmiş meğer!.." (Ömer Yaşar) 

Kitabın Yazarı İskender Pala Kimdir?
İskender Pala, 8 Haziran 1958 tarihinde Uşak‘ta Kayaağılı köyünde doğmuştur. Uşak Cumhuriyet ilkokulunda okudu. Kütahya Lisesi’nden mezun oldu. 1979 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Lisans tez çalışması Câmiu’n-Nezâir’dir. Yine İstanbul Üniversitesi’nde “Aşkî, Hayatı, Edebî Şahsiyeti ve Divânı” konusunda Doktora çalışması yaptı. 1983 yılında Doktorasını tamamladı.

1983 yılında Divan edebiyatı dalında doktor, 1993 yılında İstanbul Üniversitesi‘nde doçent ve 1998 yılında Kültür Üniversitesi‘nde profesör oldu. Ortaokul ve liseler için Türkçe ve Edebiyat ders kitapları yazdı. Denemeler, hikayeler, fıkralar ve edebiyat araştırmacısı olarak çeşitli ansiklopedi ve dergilerde bilimsel ve edebi makaleler yayımladı. Düzenlediği Divan Edebiyatı seminerleri ve konferansları geniş kitleler tarafından takip edildi.

1979-1982 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji seminer kütüphane memurluğu yaptı. Hayatının ilerleyen dönemlerinde çeşitli sebeplerden dolayı askerlik mesleğini tercih eden İskender Pala, öğretmen subay olarak 1982 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığına girdi. 14 yıl 7 ay görev yaptıktan sonra 1996 yılında TSK‘dan ihraç edildi.

1982-1984 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Deniz Lisesi Komutanlığı’nda teğmen, 1984-1986 yılları arasında Üsteğmen olarak görev yaptı.

1986-1987 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde part-time Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi olarak çalıştı.

1987-1994 yılları arasında Yüzbaşı olarak, Dz.K.K.lığı Tarihi Deniz Arşivi kuruluş ve faaliyetleri görevinde çalıştı.

1994-1996 yılları arasında Tarihi Deniz Arşiv Araştırmaları ve Dz.K.K.lığı yayın faaliyetlerinin yürütülmesi görevinde çalıştı.

1996-1997 yılları arasında Öğretim yılı, MSÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Eski Türk Edebiyatı öğretim üyesi ve İSAM redakte kurulu üyeliği yaptı.

1997 yılında Öğretim yılında İstanbul Kültür Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Aynı zamanda Uşak Üniversitesi öğretim üyesidir.

İskender Pala, 1980 yılında F. Hülya Avcı ile evlendi. Hilye Banu, Elif Dilasa adında iki kızı, Alperen Ahmet adında bir oğlu vardır.

Ödülleri :
1989 – Türkiye Yazarlar Birliği dil ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü)
1990 – AKDTYK Türk Dil Kurumu ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü)
1996 – Türkiye Yazarlar Birliği inceleme ödülü, (Şairlerin Dilinden)
2001 – Aydınlar Ocağı Kayseri Şb. Yılın Edebiyat Adamı ödülü,
2001 – YTB Uşak Halk Kahramanı ödülü,
2003 – “Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk” Yılın Romanı Ödülü
2013 – Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü,
Türk Patent Enstitüsü Marka Ödülü

İskender Pala Kitapları - Eserleri
Şah ve Sultan
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk
Od
Kitab-ı Aşk
Aşkname
Aşina Güzeller

Ah Mine'l-Aşk
... Ve Gazel Yeniden
Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü
Atasözleri
Ayine
Katre-i Matem
Boğaziçi'ndeki Mücevher

Divan Edebiyatı
Divane Güzeller
Dört Güzeller - Toprak, Su, Hava, Ateş
Düşte Kalan
Efsane Güzeller
Gözgü
Gül Şiirleri

Güldeste
İki Darbe Arasında
Hayriyye
İki Dirhem Bir Çekirdek
Kadılar Kitabı
Kahve Molası
Kırk Ambar

Kırk Güzeller Çeşmesi
Kırkıncı Kapı
Kudemanın Kırk Atlısı
Leyla ile Mecnun
Mir'at
Muhteşem Şair Muhibbi
Müstesna Güzeller

Perişan Gazeller
Perî-şan Güzeller
Su Kasidesi
Şair Fatih: Avni
Şairlerin Dilinden
Şiirler Şairler Meclisler
Şir-i Kadim

Tavan Arası
Akademik Divan Şiiri Araştırmaları
Kronolojik Divan Şiiri Antolojisi
Aşka Dair
Mevlana
Efsane
Hoş Sadâ

Kırklar Meclisi
Lale Devri
Mihmandar
İstanbulcunun Sandığı
Bülbülün Kırk Şarkısı
Şahane Gazeller 1
Üstatlar konuşuyor

Fetih ve Fatih
Nurundandır Bütün Nurlar
Mesela
İstanbul Bir Rüya
Karun ve Anarşist
Şahane Gazeller 2
Şahane Gazeller 3

Uzmanlar Konuşuyor
Barbarossa
Tarihimiz Konuşuyor
Türk Dili ve Kompozisyon
Yunus Emre
Şahane Gazeller 1- Fuzuli 
Nabi

Naili
Namık Kemal'in Tarihi Biyografileri
Necati
Nedim
Nef'i
Şeyh Galip
Aşkî

Baki
Fatih Sultan Mehmet
Fatih'in Şiirleri
Abum Rabum
İtiraf
Kalp
Akşam Yıldızı

Şiirin Sultanları
Ortaöğretim için Divan Şiiri
Ahmed Paşa
Jennifer’ın Düğünü
Darbe: Kan ve Sultan
Aşk Bir Zamanlar
Neyzen Tevfik

Vali Hanım
Süleyman
Leyla ile Mecnun
Nizamülmülk
Kılıçarslan
Kervan
Düşte Kalan

Güldeste
Mevlanâ Celaleddin
Ah Mine'l Aşk
A-71
Şehir ve Kültür İstanbul

İskender Pala Alıntıları - Sözleri
Aşk da, âşıklık da en güzel meslektir bize. Ve Sevgili'nin yüzü yoksa eğer gözümüzde, aşk da haramdır bize, âşıklık da. (Mevlana)
"Sevgilinin Mahallesinde âşık kavgası hiç eksik olmaz,hatta sevgilinin Mahallesinin köpekleri onların kanları ile beslenir." (Şir-i Kadim)
Hak kulundan intikamın yine abdiyle alır
Bilmeyen ilm-i ledünni anı kul yaptı sanır (Şiirler Şairler Meclisler)
İlk aşk günahı cennette işlenmiş, onun için aşk cennet duygusudur. Aşk cennetten çıkarıldığı için insana bu kadar fedakarlık yaptırır. (Ortaöğretim için Divan Şiiri)
Mutluluğun zevki paylaşılarak çıkar küçüğüm, lakin üzüntü tek başına yaşanır. (Abum Rabum)
Mezarlık bir ibrethanedir. İnsanı duaya sevk eden esrarlı sessizliklerin en muhteşem mabedidir o. (Tavan Arası)

Âşıkın ciğeri yandıkça, gözü yaş (su) döker. (Ah Mine'l Aşk)
Göz... Savaşı başlatan haberci.
Bakış... Elde olmayan kader; ilahi kaza.
Ve Aşk... Kalple göz arasında kutlu bir hadise... (Kitab-ı Aşk)
Dilberin eziyeti, rakibin düşmanlığı, ayrılığın ateşi ve gönlün zafiyeti... Meğer Allah beni bunca türlü dert için yaratmış. (Şiirin Sultanları)
21. Derecelenme ve zıtlıklar olmayınca âlem yıkılır. Nitekim cahil de âlimin yerini tutamaz.
22. Su, ateşin yaptığı işi yapamadığı gibi; toprak da rüzgarın görevini yere getiremez.
23. Demirin işini altın beceremez; tuzun tadını ve çeşnisini de mücevher veremez.
24. Elin yaptığını ayak başaramaz; kalem de kılıcın çıktığı makama ulaşamaz.
25. Gözün yaptığını kulak yapamadığı gibi fare, akıl edip de zehiri düşünemez.
26. Çiftçinin yerini kuyumcu tutamaz, dülger de ayakabıcının işinden anlamaz.
27. Efendinin işini nasıl köle bilmezse, sultan da halkın işini bilemez.
28. Sıcak soğuğun yaptığını yapamazken; kuru hiç yaşın sonunu bilebilir mi?
29. Gölge güneşin eserini ne anlasın? İçki de Cemşit'in neşesini anlamaz ki zaten..
30. İşte her şeyin bir zıddı vardır. Artık yaratılışındaki kabiliyet ölçüsünde bunu anlayıp hisseni al. (Hayriyye)
Mihr-ü mah ister cemalinden zekat
Failatün Failatün Failat..

(Ey sevgili! Güneş ile ay (bile, sana hayranlıklarından dolayı) güzelliğinin zekatını isterler.) (Hoş Sadâ)
Sakın terk-i edebden kûy-ı mahbûb-ı Hudâdır bu
Nazargâh-ı ilâhidir Makâm-ı Mustafa’dır bu
NÂ Bî (Nabi)
Dahi mecâz u hakîkat ne olduğunu bilmez
Hevâ-yı aşk sanır bir dil-i harâbım var
|Nailî

Benim, aşka tutulduğunu zanneden harabeye dönmüş bir kalbim var ki henüz neyin mecaz, neyin gerçek aşk olduğunu bile bilmiyor. (Şahane Gazeller 2)

Kişi kalbinde olanı Allah'tan başkasına bildirmeye mecbur değildir. (Kervan)
Geçmiş zamanın puslu hatıralarıdır kimlikler giydiren ruhlarımıza ve geçmiş zamanlar neşeli ve sevinçleriyle, hüzünleri ve acılarıyla en çok tavan arasında saklanırlar. (Tavan Arası)
Hamdım, piştim, yandım... (Mevlana)
Yıkılıptır şu cihân sanma ki bizde düzele
Devleti çerh-i deni verdi kamu mübtezele
Şimdi ebvab-ı saadette gezen hep hezele
İşimiz kaldı heman merhamet-i Lemyezele
İkbali / Cihangir (Şiirin Sultanları)
Ölüm... Acı olduğu kadar mecbur, ürkütücü olduğu kadar alışılmış, aykırı görüldüğü denli doğal ve kovulmak istendiğince kucaklanmış. Hayatla birlikte var; insanla birlikte yok. (Mir'at)
gel, yine gel, ne olursan ol yine gel (Mevlanâ Celaleddin)
Sevmek, tanımakla başlar. (Müstesna Güzeller)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/sahane-gazeller-1-fuzuli-iskender-pala-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)