# Sahibini Arayan Mektuplar - Ümit Yaşar Oğuzcan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Sahibini Arayan Mektuplar kimin eseri? Sahibini Arayan Mektuplar kitabının yazarı kimdir? Sahibini Arayan Mektuplar konusu ve anafikri nedir? Sahibini Arayan Mektuplar kitabı ne anlatıyor? Sahibini Arayan Mektuplar PDF indirme linki var mı?  Sahibini Arayan Mektuplar kitabının yazarı Ümit Yaşar Oğuzcan kimdir? İşte Sahibini Arayan Mektuplar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/sahibini-arayan-mektuplar-umit-yasar-oguzcan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-24T04:00:23+03:00
- Güncelleme: 2022-04-24T04:00:23+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/24/umit-yasar-oguzcan-kimdir-umit-yasar-oguzcan-kitaplari-ve-sozleri-206931.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ümit Yaşar Oğuzcan 
 Yayın Evi: Kültür Kitabevi 
 İSBN: 
 Sayfa Sayısı: 58 
--reklam--
Sahibini Arayan Mektuplar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitaba "Sahibini Arayan Mektuplar" adını verirken yanıldığımı ve sana haksızlık ettiğimi şimdi anlıyorum. Her satırı o kadar seninle dolu ki! ... Yıllar bile her kelimesine düşmüş olan gölgeni silemez artık.

Vurduğun damganın ölmezliğini anlayasın diye bu mektupları sana armağan etmiyor ve adını onlara ad yapmıyorum. Fakat göreceksin; adım söylendikçe adın da söylenecek.

Senden gelen, sana yazılan ve daima seninle anılacak olan Sahibini Arayan Mektupların her satırı için binlerce teşekkür sana.
Ümit YAŞAR
--reklam--
Sahibini Arayan Mektuplar Alıntıları - Sözleri
Bir kurt geyiği kovalıyordu yüreğimde.Geyik soluk soluğaydı,yorgundu,bitkindi.Karların üzerinde akıp giden bir yıldız gibiydi.Koşuyordu.Koşmak kurtuluş değildi belki,ama bir ümitti.Koşmalıydı.

Oysa birer namlu ağzıydı kurdun gözleri.Avına güvenle,şehvetle yaklaşıyordu.Yeni bilenmiş,sedef saplı bıçaklara benziyordu dişleri.Bütün dileği et ve kandı.İstese geyiğe hemen yetişebilirdi,ama uzasın istiyordu bu şehvetli koşu,bu bütün damarlarına yayılan sarhoşluk bitmesin istiyordu.
Gözlerine baktığım zaman susmanın bir sebebi olmalı. Bana kendini anlat. 
Korkularını, dileklerini söyle bana. Aşktan ne bekliyorsun? Dostluk mu? Al, istediğin kadar..Yüreğimi apaçık önüne seriyorum işte! Orada sevdiğin, istediğin ne varsa al, senin olsun. Sana arzularımın ötesinden sesleniyorum. 
Bilinmeyen içkilerin en zevk dolu sarhoşluğunda yaşayalım seninle. Kurtulalım bu korkulardan, bu çaresizliklerden. Beni hiç unutmayacaksan sev, usanmayacaksan sev. Birlikte yaşayacağımız her dakika ömrümüzün bir yılına bedel olmalı. O dakikaları hatıraların sonsuz mezarlığına gömeceksek hiç yaşamayalım. 

Önce zamandan kurtulmalıyız öyleyse, önce zamandan kurtulmalıyız. Birbirini yenilemeli saatlerimiz. Yarın bu günü aratmamalı. Yerçekiminden kurtulurcasına aşmalıyız zamanı seninle. O zamanı, o dost zamanları. 
Özlemenin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. Bir ko­kusu var bütün çiçeklere değişmem. Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.
Unutulmak; ikimize de ayni kadehlerden tattiracagin bir icki olmaliydi.

O ickinin sefil sarhoslugu icinde seni düsünmeli, hep seni özlemeliydik.

Unutamamak sarhoslugumuzu kamcilayan bir kirbac olmaliydi.

Gitgide büyüyen bir yara olmaliydi tenimizde.

Unuttugunu her ikimiz de bilmeli fakat seni hic unutmamaliydik.
Elimi uzatsam tutabilirdim seni, öyle yakındın. Zamana kokun sinmişti. Belki de uzaktın günlerce koşsam yetişemezdim sana. Zamana kokun sinmişti.
Kendimizi ne sanıyoruz?
Biz neyiz ki?
Madem ki benim olmayacaktın neden seni karşıma çıkardılar? Kim yaptı bunu? Bu kötülükler kimin eseri? Tanrının işi yok da bizi mi görsün?
Bana gel dediğin an; mesafeler de anlamını kaybetmeli.
Yolları dakikalarla, günleri kilometrelerle ölçmemeliyiz.
Aldanmak... En büyük yıkıntısı iç dünyamızın.
Bugün bir yalnızlığa düştüm yine. Başımı ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım. Önümde yarıya gelmiş bir konyak şişesi "beni iç" diye fısıldıyordu, "beni iç." Sonra yalvarmaya başladı: "Ne olur" dedi "ne olur haydi iç beni."

Bir bardak doldurdum, tepeme diktim. Şişe rahatladı, sustu. Hani ellerimiz birbirine değince nasıl oluyorduk? İşte öyle oldum. Hani bakışlarımız buluştuğu zaman, bir başka türlü atması vardı yüreklerimizin. Onu hatırladım.
Hiç gel demeyeceğim sana. Aramak neredeyse ben orada­yım. Ayaklarım ne güne duruyor?
Kötü, korkunç bir dünya üzerinde yaşıyoruz. Bütün çaba­mız kendi kendimizi bitirmek ve son vermek insan nesline.
Ayrılık diye bir şey yok. Bu bizim yalanımız. Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
Bugün bir yalnızlığa düştüm yine.
--reklam--
Sahibini Arayan Mektuplar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yenisini bulamayıp sahaf arkadaşımdan rica ettiğimde buldu. İki kişiye bir dünya - sahibini arayan mektuplar ın 95 basımı. Alıntılarımdaki şiirler ilk kısımdan.

Ümit yaşar ı babamdan kaynaklı severdim. Nazım hikmeti de.
Kitaplığının en sık kurcaladığı kısım ikisi idi.
Ara ara sordukça hayatlarından anlatır, o şiir üzerine konuşurduk.

Geçen sefer hikayelerin hikayesi ile bir karar almıştım. Bir yazarı okumadan hayatı hakkında bilgiler edinecektim. Ama ümit yaşarı zaten biraz tanıyordum şimdi aktaracağım.

Evvelinde mektup yazıp kendi adresine gönderip, gelen mektubu sevgilisinden gelmiş duygusu ile okuduğu söylenir. Bu derece de yalnızlık çekmiştir yani.

kendisi kekeme imiş. Ama şiir okurken hiç aksamaz, çok güzel bir şekilde başlar takılmadan bitirirmiş. 24 kez intihar girişiminde bulunmuş amacına ulaşamamıştır (ölüm için de bunu demek, ne bileyim. Başarılı olamamıştır da diyemedim ki. Neyse anladınız siz.) , oğlu da henüz 17sindeyken ilk denemesinde hayata gözlerini yummuştur. Oğlu için ağıtları, yazdıkları çokca dile çevrilen eserlerinden. belki de bu yüzden acıyı, ayrılığı, hasreti, özlemi, kavuşamamayı, ölümü çok başka çok duygulu bir şekilde aktarmıştır.

Çok şiiri olduğundan sevmeyeni eleştireni de çok. Bu kadar da yazılmaz ki arkadaş! diye onlarca kez eleştirilmiştir.
Buna yanıtı ise yine bu kitapta 165. Sayfada: “bana çok yazıyorsun diyorlar. Bir insana sen çok yaşıyorsun artık öl denir mi? Benim yaşamam ve şiirim birbirinden ayrı şeyler değil ki. Yaşarken şairliğimi yaşıyorum ben.”
Devam ediyor 166 da: “her zaman, her yerde söylemişimdir. Hayatımdan şairliğimi çıkarırsanız geriye önemli bir şey kalmaz diye. Yazmamı bana çok görmeyin.”
Yazmasını ümit yaşara çok görmeyelim, onu yazdıklarının adeti ile değil, onlarca şarkıya söz olan şiirleri ile, yazdıklarının içeriği ile eleştirelim.

Şiirlerinin bazısı arabesk koksa, bazısı politiklikten yok yazmasaydı keşke de dedirtse, sahibini arayan mektuplar çok güzeldi. (Halime Çakın) 
•

Bu kitabı `Sahibini Arayan Mektuplar` adını verirken yanıldığımı ve sana haksızlık ettiğimi şim­di anlıyorum. Her satırı o kadar seninle dolu ki! ... Yıllar bile her kelimesine düşmüş olan gölgeni si­lemez artık.

*

Diye başlıyor kitabımıza Ümit Yaşar. 25 tane mektupla bizleri aşka, sevgiye, özleme, tüm güzel duygulara doyuruyor.

°

Ümit Yaşar Oğuzcan benim çok sevdiğim, okurken şiirlerinde sanki ben yazmışım, sanki beni anlatmış dediğim, satırlarında, misralarinda kendimi bulduğum bir şair. Her ne kadar bazı düşünceleri beni rahatsız etse de, genel anlamda hissettirdiklerini seviyorum.

•

Bu sefer de yazdığı mektuplarla devam ettim Ümit Yaşar'i okumaya. Kısacık kitapta, basit cümlelere öyle derin anlamlar katıyor ki, ta içimde hissediyorum yazdıklarını. Mektuplarını da o kadar beğendim ki, her mektupta bir sürü altını çizdiğim cümle oldu ama tabii paylaşmaya kalksam bütün kitabı baştan sona paylaşmam gerekecek diye, her mektuba bir cümle sınırlaması koydum kendimce.

•

Ümit Yaşar beni her seferinde derinden etkileyen, ne hissediyorsam satırlarında onları okuduğum, asla pişman olmadığım hep en sevdiğim şiirlerin sahibi olarak kalacak bir şair..

•

Ve bunlarda alintilarin bazıları;

°

Bugün bir yalnızlığa düştüm yine. Başımı ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım. Syf: 17, Altıncı mektup

°

İnsan bir vapur olmalı bu şehirde, bir tramvay olmalı, bir otomobil olmalı. En iyisi bir bulut olmalı, gelip evinin üstün­de durmalı. Madem ki bulut değilim; ben bu şehirde sensiz ya­şıyamam. Syf: 19, Yedinci mektup

°

Kendimizi ne sanıyoruz? Biz neyiz ki? Sus, cevap verme. Teselliye ihtiyacım yok. Syf: 24 Dokuzuncu mektup

°

Bana «çok yazıyorsun» diyorlar. Bir insana sen çok ya­şıyorsun, artık öl denir mi? Benim yaşamam ve şiirim birbirin­den ayrı şeyler değil ki! Syf: 25 Onuncu mektup

°

Cesaret başkalarına kötülük etme pahasına da olsa yaşamak mı? Cesaret, sürekli bir aldanmaya boyun eğmek mi? Durma­dan aldatmak mı cesaret? Syf: 27 Onbirinci mektup

°

Fakat gelişin her şeyi unutturuyor. Syf:40 Onyedinci mektup

°

Gittiğine inanmıyorum. Gel demiyeceğim. Syf: 47 Yirminci mektup

°

Senin için zalim dediler, demek zulmünde bu kadar gü­zeli olurmuş diye düşündüm. Syf: 50 Yirmiikinci mektup

°

Hep böyle kıskançlığımı besliyecek kadar güzel kal. Syf: 53 Yirmiüçüncü mektup

°

Ne seni unutabiliyorum, ne senden kalanları. Başımın için­de bir kanser tümörü gibi büyüyor büyüyorsun. Syf:54 Yirmidorduncu mektup

°

Seni bensizliğe ve kendimi sana mahkûm ediyorum. Syf:58 Yirmibeşinci mektup (ʙüsʀᴀ ⸙) 
4 kasıma da az kaldı :((: ``
Söz konusu ümit bey olunca okumaya teşvik edelim dedik :)))
 Kendisiyle birlikte şiir dünyasına adım atmış bulunmaktayım tanışalı henüz çok olmadı. Şiirlerinde kendimi en çok da duygularımı buldum. Yavaş yavaş gidelim sindire sindire okuyalım, öğrenelim dedik....
Eh zaman zaman mektuplarında okumak lâzımdı. Her mektubunu okurken satır satır sanki daha önce okumuşum hatta yazmış olsam belki bu kadar icin de hissederdim....

Bir kaç alıntılarındanı bırakayım... Belki birilerinin dikatimi çeker :')

``Seni bensizliğe ve kendimi sana mahkum ediyorum.

``Bir tek kalp varsa yeryüzünde beni seven yine senin kalbindir o...

``Hep böyle kıskançlığımı besliyecek kadar güzel kal.

``Unutma; seni sevdiğim için ölebilirdim, seni sevdiğim için yaşıyacağım.

Güzel daha nice duygularda diyorum ümit beyciğim. Sizinle okur kalmak ve daha çok kişi ye vesile olmak dileğiyle...

Hatırlatmayım dedi sanki o günü unutacağım dan korkar gibi " 4 kasım " (`Münzevi `) 
--reklam--
Sahibini Arayan Mektuplar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ümit Yaşar Oğuzcan - Sahibini Arayan Mektuplar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sahibini Arayan Mektuplar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ümit Yaşar Oğuzcan Kimdir?
Ümit Yaşar Oğuzcan, (22 Ağustos 1926, Tarsus - 4 Kasım 1984), Türk şair.

22 Ağustos 1926 tarihinde Tarsus’ta doğdu. Eskişehir Ticaret Lisesi’ni bitirdi (1946). Türkiye İş Bankası’na girerek Adana, Ankara ve İstanbul’da çalıştı. Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı görevinde iken, hizmette otuz yılını doldurunca kendi isteğiyle emekliye ayrıldı (Haziran 1977). İstanbul’da kendi adını taşıyan bir sanat galerisi kurdu.

Şiire 1940’da Yedigün şairleri arasında başlayan; 1975’te 33 şiir, 4 düzyazı kitabı, 13 antoloji ve biyografik eser, toplam 50 kitap çıkarmış bulunan, şiir plakları, şarkı sözleri ve yergileriyle tanınan Oğuzcan, günümüzün en popüler şairlerinden biridir. Genellikle Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığında ve aşk, ayrılık, özlem temaları ekseninde çoğalttığı şiirini, 1973’te büyük oğlu Vedat’ın ölmesi üzerine, hayatın boşluğu, ölüm ve acı gibi derinliklere, öz ve biçim yoğunlaştırmalarına yöneltti. Şairlik başarısını, daha etkili, aruzla yazdığı rubailerinde gösterdi.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Ümit_Yaşar_Oğuzcan
--reklam--
Ümit Yaşar Oğuzcan Kitapları - Eserleri
Şiir Denizi 1
Şiir Denizi 2
Aşka Dair Nesirler
Anılar Düşünceler
Taşlamalar Hicivler 1
Taşlamalar Hicivler 2
Rubailer Dörtlükler
Beni Unutma
Acılar Denizi
Garip Şiirler Antolojisi
Bir Gün Anlarsın
Sevenler Ölmez
Çigan Gözler
İki Kişiye Bir Dunya Sahibini Arıyan Mektuplar
Yüz Yıl Yanarım Yanmayı Öğrendimse
Göbek Davası
Karanlığın Gözleri
Sözüm Meclisten Dışarı Yergiler
Şiirimizde İstanbul
Şairlerin Seçtikleri
Yeni Dünya Rekoru
Akıllı Maymunlar
Deniz Musikisi
Aşkmıydı O
Seninle Ölmek İstiyorum
Üstüme Varma İstanbul
Halktan Yana
Toprak Olana Kadar
Sahibini Arayan Mektuplar
Avrupa Görmüş Adam
En Eski Yalnızlığımdır Aşk Benim
Şiirimizde Ayrılık
Biraz Kül Biraz Duman
Aşık Veysel
Mihriban'a Şiirler, Mektuplar
Yalan Bitti 
Taşlar ve Başlar Yeni Aşk Şiirleri İle
Hüzün Şarkıları
Sen Aşk Nedir Bilmezdin
Aşkımızın Son Çarşambası
Sadrazamın Sol Kulağı
Önce Sen Sonra Sen
Ben Seni Sevdim Mi
Şiirle 40 Yıl
Şiirimizde Aşk ve Kadın
Ötesi Yok - Rubailer
--reklam--
Ümit Yaşar Oğuzcan Alıntıları - Sözleri
Umman arayıp, damlayı bulmak ne acı (Rubailer Dörtlükler)
SU GAZELİ
Köylüsü, taşralısı, eski İstanbullusu
İnim inim inliyor bütün İstanbullu su
Muslukların ağzını bıçak açmıyor şimdi
Bir damla suya hasret çeşmelerin borusu
Aylar var ki evlerde hayal oldu yıkanmak
Herkesin yüreğinde murdar ölmek korkusu
Su pompası bozulmuş, yedeği de yokmuş, ya
Duyan diyor: - Allahım bu ne gaflet uykusu
Sular İdaresi mi? Yoksa Belediye mi?
Söyleyin de bilelim kim bunun sorumlusu
Pislikten geçilmiyor bu güzel kentte gayrı
Hastalığın her biri kurmuş bir yere pusu
Çanları tehlikenin çalıyor ya, duyan yok
Her evde saldırmaya hazır mikrop ordusu
Yağmurlar yeterince yağmazsa; bu gidişle
Olacağız cümlemiz bir ahret yolcusu
Köylüsü, taşralısı, eski İstanbullusu
İnim inim inliyor bütün İstanbullu su

BURASI İSTANBUL ŞEHRİ
Burası İstanbul şehri
Koca Fatih'in yüzyıllar önce fetheyleyip
Türklüğe armağan ettiği şehir
O yüzden bir çağı değiştiren
Avrupa'yla Asya'yı birleştiren
İlk görenin başını döndüren
Kanını tutuşturan
Ve bağrından nice şairler yetiştiren
Bi mislü baha İstanbul'u Nedim'in
Fikret'in bin kocadan arta kalan bakiresi
Yahya Kemal'in hayal şehri, Aziz İstanbul'u
Sait Faik' in ömür boyu yazdığı
O güzelim insanlar beldesi
Orhan Veli'nin gözleri kapalı dinlediği şehir
Şimdi bir yığın çaresiz ve fakir
İnsanın doldurduğu
Dinmeyen gürültülerin
Başlara sürekli bir çekiç gibi vurduğu
Tüm insanları sinir hastası
Yaşanmaz şehir, unutulmuş şehir
Her semtinde gecekonduların mantar gibi bittiği
İnsanlarının birbirine savaş ilan ettiği
Hor görülmüş şehir, yorulmuş şehir
Hoyrat ellerce
Ta canevinden vurulmuş şehir

BU ŞEHRİ STAMBUL Kİ...
Yüzyıllar önce
"Bu şehr-i Stambul ki bi mislü bahadır
Demiş
Şair Nedim Efendi
Üstelik
"Bir sengine yekpare Acem mülkünü feda eylemiş
Şimdi gel gör bakalım
Neresi bi mislü bahadır
Artık bu şehirde yaşamak
Dayanılmaz bir ezadır
Delik deşik caddeleriyle
Çamur deryası sokaklarıyla
Bu şehirde yürümek bile
İnsanoğluna bir cezadır
Kuyruklar ki uzayıp gider
Dükkanların önünde
Seyri dahi akıllara sezadır
Arama o eski İstanbul efendisini
Bulamazsın
O, yüzyıllar öncesi görülmüş bir rüyadır
Şimdi, şöyle bir çıkıp dolaşırsan
En çok duyacağın sözcük
Ya "çüştür, ya "ohadır
Yanmaz elektrikler günde on saat
Musluk akmaz
Sorarsın: "Bu ne biçim su
Bu nasıl ziyadır?
Sis' i Tevfik Fikret' e göre
"Bir zulmeti beyzadır
Ama, sen bir de İstanbullulara sor
O nasıl bir beladır (Şiirimizde İstanbul)
dinmeyen gürültülerin
başlara sürekli bir çekiç gibi vurduğu
tüm insanları sinir hastası
yaşanmaz şehir (Sözüm Meclisten Dışarı Yergiler)
Birkaç ünüversite bitiren aç geziyor. (Taşlamalar Hicivler 1)
Hani o iki kişilik dünyalar bizimdi
Hani sen iyiydin
Halden anlardın
Hani sen git demeyecektin bana
Ve ben her şeye rağmen gelecektim.. (Aşka Dair Nesirler)
Şair, her yerde her zaman şiiri yaşayan kişidir. Bir bakıma yaşamıyla şiiri birbirine karıştırmıştır, ayrılamaz. Öyle ki yürürken, çalışırken, dinlenirken, düşünürken, soluk alırken öncelikle şiirdir yaşadığı şairin. (Anılar Düşünceler)
Durup durup sebepsiz yere ağladığın oluyor mu
Gözyaşların bir sel misali boşanıyor mu gözlerinden (Toprak Olana Kadar)
Bir kez kimi sevdiyse unutmaz bu yürek
Devran kiri, nisyan pası tutmaz bu yürek
Birgün o muhabbetten eser kalmazsa
Ancak o zaman bir daha atmaz bu yürek. (Yüz Yıl Yanarım Yanmayı Öğrendimse)
Deli eden insanı zaman değil,
Zamanı unutmamak kahrıdır! (Beni Unutma)
her türlü rezalet yoktur
işsizlik, sefalet yoktur
bu yurtta cehalet yoktur
diyenler yalan söylüyor (Sözüm Meclisten Dışarı Yergiler)
İŞSİZ GEMİ
- Yahya Kemal'in Sessiz Gemisine benzetme -
Artık demir almak günü gelmişse iktidardan
Onlar ki ne serden geçerler ne de yardan
Sallanır bu kalkışta tekmeler ve tokatlar
Hiçbiri bilmez her seçim millete neye patlar
Yoklamada kaybeden bu sonuçtan elemli
Günlerce genel Merkeze gider gözleri nemli
Biçare adaylar üzülmeyin ne son seçimdir bu
Nice üyelikler var, ne de son geçimdir bu
Zavallı seçmenler yolunuzu nafile bekler
Bilmez ki dört seneden önce gelmeyecekler
Seçilenler memnun ki maaşıyla işinden
Birçok seneler geçse ayrılamaz peşinden (Taşlar ve Başlar Yeni Aşk Şiirleri İle)
Gözlerimiz kapalı doğduğumuzdan başka
Ömür boyu işimiz körebelik değil mi?
Şimdi fazla üzmüyor beni kekemeliğim
Yaşamak da bir çeşit kekemelik değil mi? (Taşlar ve Başlar Yeni Aşk Şiirleri İle)
Gözlerine baktığım zaman susmanın bir sebebi olmalı. Bana kendini anlat. (İki Kişiye Bir Dunya Sahibini Arıyan Mektuplar)
Gözlerine baktığım zaman susmanın bir sebebi olmalı. Bana kendini anlat. 
Korkularını, dileklerini söyle bana. Aşktan ne bekliyorsun? Dostluk mu? Al, istediğin kadar..Yüreğimi apaçık önüne seriyorum işte! Orada sevdiğin, istediğin ne varsa al, senin olsun. Sana arzularımın ötesinden sesleniyorum.  (Sahibini Arayan Mektuplar)
Korkma! Yalnız geldin, yalnız gideceksin...
Hüzün şarkıları yalnızlığında başladı, yalnızlığında bitecek. (Hüzün Şarkıları)
".. Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var !
Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin....!"(^^).. (Şiir Denizi 2)
Pederin bir gafleti
Ebenin marifeti
Verdiler emaneti
Çıka geldik dünyaya.

Nerde şekermiş, balmış
Acılar bize kalmış
Var'ları eller almış
Yoka geldik dünyaya.

Bugün yarın kaygısı
Yarın ölmek korkusu
Galiba en doğrusu
Şaka geldik dünyaya. (Taşlar ve Başlar Yeni Aşk Şiirleri İle)
"Bütün ışıkları kaldırıp attım bir yana
Anlamıyor musun
Gökyüzü güneş olsa
Sensiz karanlıktayım.." (Aşka Dair Nesirler)
Görünüşe aldanma, meziyetler sahtedir
Bugün iyi sandığın vaziyetler sahtedir
Gösterişten ibaret bizde hayırseverlik
Gördüğün şaşaalı hamiyetler sahtedir
Güvenme bu dünyada kendinden başkasına
Tedbirler kafi değil, emniyetler sahtedir
Kapladı memleketi her türlü sahtekarlık
Sadece fertler değil, cemiyetler sahtedir
Her kalpte gizli niyet, her yüzde bir maske var
Samimiyetler yalan, resmiyetler sahtedir
Arama, hiç kalmadı sahte olmayan bir şey
Kemiyetler sahtedir, keyfiyetler sahtedir
Sen paradan haber ver, her belgeyi alırsın
Diplomalar, pasolar, ehliyetler sahtedir (Taşlamalar Hicivler 1)
"Anlamıyor musun?!..
Gökyüzü güneş olsa, sensiz karanlıktayım." (Karanlığın Gözleri)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/sahibini-arayan-mektuplar-umit-yasar-oguzcan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)