# Şairlerin Dilinden - İskender Pala Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Şairlerin Dilinden kimin eseri? Şairlerin Dilinden kitabının yazarı kimdir? Şairlerin Dilinden konusu ve anafikri nedir? Şairlerin Dilinden kitabı ne anlatıyor? Şairlerin Dilinden kitabının yazarı İskender Pala kimdir? İşte Şairlerin Dilinden kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/sairlerin-dilinden-iskender-pala-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-05T02:19:05+03:00
- Güncelleme: 2022-02-05T02:19:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/05/iskender-pala-kimdir-iskender-pala-kitaplari-ve-sozleri-144404.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: İskender Pala 
 Tasarımcı: Utku Lomlu 
 Yayın Evi: Kapı Yayınları 
 İSBN: 9789758950447 
 Sayfa Sayısı: 375 

Şairlerin Dilinden Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Şairler vardı...

Şiiri gönülde duyup fikirde hummaya dönüştürerek tam altı asır yaşamışlardı. Onlar, yürekleri ürpertmekten ziyade, zihni sarhoş etmek için mısralar yazarlardı. Aynı dilber için sevdaya tutulup sonsuz acılar çekerlerken, aynı medeniyetin genel kabulleri içerisinde bilimin, sanatın, felsefenin, edebiyatın tarihini oluşturuyorlardı...
(Arka Kapak'tan)

Şairlerin Dilinden Alıntıları - Sözleri
"Bir medeniyet; hukuku, felsefesi, mantığı, musikisi, mimarisi ile var olur ancak hepsinden önemlisi edebiyatı ve diliyle yaşar."
"Galiba millet olarak topyekûn tövbeye, tecdidi-i imana ve herhâlde bundan böyle halisane şu duayı eylemeye ihtiyacımız var:
-Allah evvelki iyilere rahmet eylesin, sonraki kötülerden muhafaza buyursun!"
Bildik ve tasdik ettik ki canı olan her şey, bir aşk hamuruyla yoğrulmuştur.
"Kelâmından olur malûm kişinin kendi mikdârı." (Lâedrî)
"Ben gizli bir hazine idim; bilinmeyi istedim, âlemi yarattım."
"Saltanat dedikleri ancak cihân gavgâsıdır
 Olmaya baht ü saâdet dünyede vahdet gibi

 Ko bu ayş u işreti çünkim fenâdır âkıbet
 Yâr-i bâkî ister isen olmaya tâat gibi

 Olsa kumlar sayısınca ömrüne hadd ü aded
 Gelmeye bu şîşe-i çerh bir sâat gibi

 Ger huzûr etmek dilersen ey Muhibbî fâriğ ol
 Olmaya vahdet cihânda kûşe-i uzlet gibi"
"Eyleme vaktini zâyi, deme kış yaz; oku, yaz."
"Yunus Emre bu sözü eğri büğrü söyleme
 Seni sîgaya çeker bir Molla Kasım gelir"
"Şâirlik egerci mûteberdir
 Şi'ri tanımak da bir hünerdir"
 (Gerçi şâirlik seçkin bir vasıftır. Ancak şiirin iyisini tanımak da bir hünerdir.)
"Hak şerleri hayr eyler
 Zannetme ki gayr eyler
 Arif anı seyr eyler
 Mevlâ görelim neyler
 Neylerse güzel eyler"
"Âvâzeyi bu âleme Dâvut gibi sal
 Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş"
"Sahi şimdilerde kaçımız seher vakti kuşların, o vecit ve şevk dolu münacaatlarını dinleme şansına sahibiz? Ya o kuşların geldikleri bahçelerde çiçekleri açılırken görenimiz var mı?.."
"Kendi hüsnün hûblar şeklinde peydâ eyledin
Sonra döndün çeşm-i âşıktan temâşâ eyledin"
"Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi
 Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi" (Muhibbi)
"Fânist cihân der o vefâ nîst
 Bâkî heme ost cümle fânîst" (Bâkî)
 (Cihan fanidir ve onda vefa yoktur. Bâkî olan yalnızca "o" dur, gerisi hep geçici.)

Şairlerin Dilinden İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İskender Pala, bu kitapta bizlere aktardığı hikâyelerle, şairlerin bilmediğimiz yönleriyle, her biri birbirinden güzel olan şiirlerle divan edebiyatının hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktadır. Divan şiirinin layıkıyla incelenmesinin mazi ile bağlarımızı berkiteceğinden söz etmektedir.
13-19. yüzyıllar arasında hüküm sürmüş olan bu döneme Batı etkisindeki edebi topluluklar tarafından çeşitli adlandırmalar yapılmıştır. Bu dönem; halkla ilgili olmayan, yüksek zümrelere hitap eden ve millî kültürü hiçe sayan bir dönem olarak nitelendirilmiştir. Bu kadar maharetli bir şekilde yapılmış benzetmeler, şiirdeki incelikler, şairlerin yalnız duygularını değil zekalarını da işin içine katarak kaleme aldığı, ilk okuyuşta anlaşılmayan fakat derine inildiğinde türlü manalar ifade eden şiirler, aşağılanmayı ne kadar hak etmektedir? Bizim bugün dönemi adlandırırken sıklıkla kullandığımız "divan" kelimesi ile koca bir dönemi ifade etmek ise ayrı bir eksikliktir. Bu dönemde şiirlerin toplandığı kitaplar için sadece divan tabiri kullanılmamıştır. Bu dönem içinde yer alan kimi şairlerin de divanı bulunmamaktadır. Hâsılı bu dönem için yapılan adlandırmalar bir aşağılama ve eksiklik teşkil etmektedir. Dönemin sadece eserleri değil adlandırılması da başlı başına tartışma konusu olmuştur. Şairlerin Dilinden, bu karalamalara verilmiş bir cevap gibidir. "Hangi alanda olursa olsun eski çağları değerlendirirken divanlara müracaat, hiç şüphesiz yeni bakış açılarını doğuracak ve bizi biz yapan değerleri daha iyi öğrenmemize kapı aralayacaktır." Bugün önemsenmeyen bu şiirler, yanlış bilinenin aksine sanat, toplum, siyaset, ekonomi, tabiat, coğrafya vb. yönlerden bir şehrin ve bir dönemin birinci dereceden tanıklığını yapmaktadır. Şairlerin Dilinden, dönemin aydınlatılması için okunması gereken eserlerden biridir. (Çalı Kuşuོ) 
İskender Pala divan şiirini sevdiren isim. Gerçekten klasik şiirimizle ilgili bilgi birikimi hayranlık uyandırıyor. Bu birikimi gayet açık ve anlaşılır bir şekilde okuyucuyla paylaşıyor. Şairlerin dilinden bize hem anılar hem kavramlar hem de şiirler aktarıyor. İyi ki varsın İskender Pala ... (Hidayet KARABAY) 
İskender Pala'nın divan edebiyatını sevdiren adam olarak anılmaya başlandığı eski kitaplarından biri. Eski edebiyatımızda yer etmiş bir kısım unsurları muhteşem bir üslup ve harika bir sunumla aktarmakyadır. Zaman zaman tebessüm ettiren zaman zaman bilgilendiren harika bir eser. (Faruk Kaplan) 

Kitabın Yazarı İskender Pala Kimdir?
İskender Pala, 8 Haziran 1958 tarihinde Uşak‘ta Kayaağılı köyünde doğmuştur. Uşak Cumhuriyet ilkokulunda okudu. Kütahya Lisesi’nden mezun oldu. 1979 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Lisans tez çalışması Câmiu’n-Nezâir’dir. Yine İstanbul Üniversitesi’nde “Aşkî, Hayatı, Edebî Şahsiyeti ve Divânı” konusunda Doktora çalışması yaptı. 1983 yılında Doktorasını tamamladı.

1983 yılında Divan edebiyatı dalında doktor, 1993 yılında İstanbul Üniversitesi‘nde doçent ve 1998 yılında Kültür Üniversitesi‘nde profesör oldu. Ortaokul ve liseler için Türkçe ve Edebiyat ders kitapları yazdı. Denemeler, hikayeler, fıkralar ve edebiyat araştırmacısı olarak çeşitli ansiklopedi ve dergilerde bilimsel ve edebi makaleler yayımladı. Düzenlediği Divan Edebiyatı seminerleri ve konferansları geniş kitleler tarafından takip edildi.

1979-1982 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji seminer kütüphane memurluğu yaptı. Hayatının ilerleyen dönemlerinde çeşitli sebeplerden dolayı askerlik mesleğini tercih eden İskender Pala, öğretmen subay olarak 1982 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığına girdi. 14 yıl 7 ay görev yaptıktan sonra 1996 yılında TSK‘dan ihraç edildi.

1982-1984 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Deniz Lisesi Komutanlığı’nda teğmen, 1984-1986 yılları arasında Üsteğmen olarak görev yaptı.

1986-1987 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde part-time Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi olarak çalıştı.

1987-1994 yılları arasında Yüzbaşı olarak, Dz.K.K.lığı Tarihi Deniz Arşivi kuruluş ve faaliyetleri görevinde çalıştı.

1994-1996 yılları arasında Tarihi Deniz Arşiv Araştırmaları ve Dz.K.K.lığı yayın faaliyetlerinin yürütülmesi görevinde çalıştı.

1996-1997 yılları arasında Öğretim yılı, MSÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Eski Türk Edebiyatı öğretim üyesi ve İSAM redakte kurulu üyeliği yaptı.

1997 yılında Öğretim yılında İstanbul Kültür Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Aynı zamanda Uşak Üniversitesi öğretim üyesidir.

İskender Pala, 1980 yılında F. Hülya Avcı ile evlendi. Hilye Banu, Elif Dilasa adında iki kızı, Alperen Ahmet adında bir oğlu vardır.

Ödülleri :
1989 – Türkiye Yazarlar Birliği dil ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü)
1990 – AKDTYK Türk Dil Kurumu ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü)
1996 – Türkiye Yazarlar Birliği inceleme ödülü, (Şairlerin Dilinden)
2001 – Aydınlar Ocağı Kayseri Şb. Yılın Edebiyat Adamı ödülü,
2001 – YTB Uşak Halk Kahramanı ödülü,
2003 – “Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk” Yılın Romanı Ödülü
2013 – Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü,
Türk Patent Enstitüsü Marka Ödülü

İskender Pala Kitapları - Eserleri
Şah ve Sultan
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk
Od
Kitab-ı Aşk
Aşkname
Aşina Güzeller

Ah Mine'l-Aşk
... Ve Gazel Yeniden
Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü
Atasözleri
Ayine
Katre-i Matem
Boğaziçi'ndeki Mücevher

Divan Edebiyatı
Divane Güzeller
Dört Güzeller - Toprak, Su, Hava, Ateş
Düşte Kalan
Efsane Güzeller
Gözgü
Gül Şiirleri

Güldeste
İki Darbe Arasında
Hayriyye
İki Dirhem Bir Çekirdek
Kadılar Kitabı
Kahve Molası
Kırk Ambar

Kırk Güzeller Çeşmesi
Kırkıncı Kapı
Kudemanın Kırk Atlısı
Leyla ile Mecnun
Mir'at
Muhteşem Şair Muhibbi
Müstesna Güzeller

Perişan Gazeller
Perî-şan Güzeller
Su Kasidesi
Şair Fatih: Avni
Şairlerin Dilinden
Şiirler Şairler Meclisler
Şir-i Kadim

Tavan Arası
Akademik Divan Şiiri Araştırmaları
Kronolojik Divan Şiiri Antolojisi
Aşka Dair
Mevlana
Efsane
Hoş Sadâ

Kırklar Meclisi
Lale Devri
Mihmandar
İstanbulcunun Sandığı
Bülbülün Kırk Şarkısı
Şahane Gazeller 1
Üstatlar konuşuyor

Fetih ve Fatih
Nurundandır Bütün Nurlar
Mesela
İstanbul Bir Rüya
Karun ve Anarşist
Şahane Gazeller 2
Şahane Gazeller 3

Uzmanlar Konuşuyor
Barbarossa
Tarihimiz Konuşuyor
Türk Dili ve Kompozisyon
Yunus Emre
Şahane Gazeller 1- Fuzuli 
Nabi

Naili
Namık Kemal'in Tarihi Biyografileri
Necati
Nedim
Nef'i
Şeyh Galip
Aşkî

Baki
Fatih Sultan Mehmet
Fatih'in Şiirleri
Abum Rabum
İtiraf
Kalp
Akşam Yıldızı

Şiirin Sultanları
Ortaöğretim için Divan Şiiri
Ahmed Paşa
Jennifer’ın Düğünü
Darbe: Kan ve Sultan
Aşk Bir Zamanlar
Neyzen Tevfik

Vali Hanım
Süleyman
Leyla ile Mecnun
Nizamülmülk
Kılıçarslan
Kervan
Düşte Kalan

Güldeste
Mevlanâ Celaleddin
Ah Mine'l Aşk
A-71
Şehir ve Kültür İstanbul

İskender Pala Alıntıları - Sözleri
Aşk da, âşıklık da en güzel meslektir bize. Ve Sevgili'nin yüzü yoksa eğer gözümüzde, aşk da haramdır bize, âşıklık da. (Mevlana)
"Sevgilinin Mahallesinde âşık kavgası hiç eksik olmaz,hatta sevgilinin Mahallesinin köpekleri onların kanları ile beslenir." (Şir-i Kadim)
Hak kulundan intikamın yine abdiyle alır
Bilmeyen ilm-i ledünni anı kul yaptı sanır (Şiirler Şairler Meclisler)
İlk aşk günahı cennette işlenmiş, onun için aşk cennet duygusudur. Aşk cennetten çıkarıldığı için insana bu kadar fedakarlık yaptırır. (Ortaöğretim için Divan Şiiri)
Mutluluğun zevki paylaşılarak çıkar küçüğüm, lakin üzüntü tek başına yaşanır. (Abum Rabum)
Mezarlık bir ibrethanedir. İnsanı duaya sevk eden esrarlı sessizliklerin en muhteşem mabedidir o. (Tavan Arası)

Âşıkın ciğeri yandıkça, gözü yaş (su) döker. (Ah Mine'l Aşk)
Göz... Savaşı başlatan haberci.
Bakış... Elde olmayan kader; ilahi kaza.
Ve Aşk... Kalple göz arasında kutlu bir hadise... (Kitab-ı Aşk)
Dilberin eziyeti, rakibin düşmanlığı, ayrılığın ateşi ve gönlün zafiyeti... Meğer Allah beni bunca türlü dert için yaratmış. (Şiirin Sultanları)
21. Derecelenme ve zıtlıklar olmayınca âlem yıkılır. Nitekim cahil de âlimin yerini tutamaz.
22. Su, ateşin yaptığı işi yapamadığı gibi; toprak da rüzgarın görevini yere getiremez.
23. Demirin işini altın beceremez; tuzun tadını ve çeşnisini de mücevher veremez.
24. Elin yaptığını ayak başaramaz; kalem de kılıcın çıktığı makama ulaşamaz.
25. Gözün yaptığını kulak yapamadığı gibi fare, akıl edip de zehiri düşünemez.
26. Çiftçinin yerini kuyumcu tutamaz, dülger de ayakabıcının işinden anlamaz.
27. Efendinin işini nasıl köle bilmezse, sultan da halkın işini bilemez.
28. Sıcak soğuğun yaptığını yapamazken; kuru hiç yaşın sonunu bilebilir mi?
29. Gölge güneşin eserini ne anlasın? İçki de Cemşit'in neşesini anlamaz ki zaten..
30. İşte her şeyin bir zıddı vardır. Artık yaratılışındaki kabiliyet ölçüsünde bunu anlayıp hisseni al. (Hayriyye)
Mihr-ü mah ister cemalinden zekat
Failatün Failatün Failat..

(Ey sevgili! Güneş ile ay (bile, sana hayranlıklarından dolayı) güzelliğinin zekatını isterler.) (Hoş Sadâ)
Sakın terk-i edebden kûy-ı mahbûb-ı Hudâdır bu
Nazargâh-ı ilâhidir Makâm-ı Mustafa’dır bu
NÂ Bî (Nabi)
Dahi mecâz u hakîkat ne olduğunu bilmez
Hevâ-yı aşk sanır bir dil-i harâbım var
|Nailî

Benim, aşka tutulduğunu zanneden harabeye dönmüş bir kalbim var ki henüz neyin mecaz, neyin gerçek aşk olduğunu bile bilmiyor. (Şahane Gazeller 2)

Kişi kalbinde olanı Allah'tan başkasına bildirmeye mecbur değildir. (Kervan)
Geçmiş zamanın puslu hatıralarıdır kimlikler giydiren ruhlarımıza ve geçmiş zamanlar neşeli ve sevinçleriyle, hüzünleri ve acılarıyla en çok tavan arasında saklanırlar. (Tavan Arası)
Hamdım, piştim, yandım... (Mevlana)
Yıkılıptır şu cihân sanma ki bizde düzele
Devleti çerh-i deni verdi kamu mübtezele
Şimdi ebvab-ı saadette gezen hep hezele
İşimiz kaldı heman merhamet-i Lemyezele
İkbali / Cihangir (Şiirin Sultanları)
Ölüm... Acı olduğu kadar mecbur, ürkütücü olduğu kadar alışılmış, aykırı görüldüğü denli doğal ve kovulmak istendiğince kucaklanmış. Hayatla birlikte var; insanla birlikte yok. (Mir'at)
gel, yine gel, ne olursan ol yine gel (Mevlanâ Celaleddin)
Sevmek, tanımakla başlar. (Müstesna Güzeller)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/sairlerin-dilinden-iskender-pala-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)