# Sarı Benizli Adam - Abdullah Ziya Kozanoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Sarı Benizli Adam kimin eseri? Sarı Benizli Adam kitabının yazarı kimdir? Sarı Benizli Adam konusu ve anafikri nedir? Sarı Benizli Adam kitabı ne anlatıyor? Sarı Benizli Adam PDF indirme linki var mı?  Sarı Benizli Adam kitabının yazarı Abdullah Ziya Kozanoğlu kimdir? İşte Sarı Benizli Adam kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/sari-benizli-adam-abdullah-ziya-kozanoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-29T16:00:07+03:00
- Güncelleme: 2022-05-29T16:00:07+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/29/abdullah-ziya-kozanoglu-kimdir-abdullah-ziya-kozanoglu-kitaplari-ve-sozleri-233797.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Abdullah Ziya Kozanoğlu 
 Yayın Evi: Bilge Kültür Sanat 
 İSBN: 9789758509993 
 Sayfa Sayısı: 171 
--reklam--
Sarı Benizli Adam Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kendini beğenmiş ve cesur Yıldırım Bayezıt, Kosova Meydan Savaşında şehit olan babası Murat Bey'in yerine geçmek için, uğraştan dönen kardeşi Yakup Çelebi'yi babasının çadırında boğdurdu. Savcı Bey'i yalan, düzenle... Yakup'u kahpece arkadan vuran kama ortadan silindi. Fakat tarih, bunu affetmedi. Yıldırım'ı, Osmanoğullarına kardeş katilliğini aşılayan ilk sultan olarak sayfalarına geçirdi. Yıldırım zaferden zafere koşmuştu. Artık bütün cihanı, Bursa ve Edirne'de oturan Türk sultanı avucunda tutuyordu.
--reklam--
Sarı Benizli Adam Alıntıları - Sözleri
- Ben mi? Ben kardeş katili olacak kadar bayağı, kendimi öldürtecek kadar da enayi değilim. Ne ölecek, ne de öldüreceğim.
Emretmek için doğmuş olan Sultan Mustafa bir kadın kalbinin içinde kaynaşan gururdan haberdar değildi. İstediği kadını sevebileceğini, her kadının kendi ismi, kendi zenginliği, kendi erkekliği önünde eğileceğini sanıyordu.
Laskaridis somurttu.
- Üç peygamber birden hak olur mu?

- Neden olmasın? Senin içinde kan dökmek hastalığı olmadıktan sonra bin peygamber bile olur. Fakat ille kardeşlerinin kanını içmek, insanları birbirine düşürmek istersen bir peygamberi bile dörde, beşe bölersiniz.
 - Kim böldü?

- Sizin papazlar Ortodoks, Katolik diye; bizim imamlar da Şiî, Sünnî diye peygamberlerini mezhep kavgaları ile parçaladılar.
- Zavallı sultanlık budalası, dedi. Bir padişah hazinesinin ateşten yük, bir padişahlık tahtının kızgın bir saç olduğunu bilmiyor. Dünyanın en kaygısız aptalı benim. Ne peşimde beni öldürmek için koşuşan binlerce atlı, ne yollarımda bana tuzak kurmus katiller var. Kavga etmek için bile benim kendim gidip belâmı aramam lazım geliyor. Sarı Yani'ye kim değer verir de çarpışır!...
- Öyle ise siz de bir gün Bey olursanız sultanım, Türklere padişah olursanız unutmayın, Türkler başlarına geçen büyükleri kendilerini korursa sayarlar, uğrunda canlarını verirler. Fakat o baş, kendilerini unutursa, çevresini saran dalkavukların sözleriyle oturur kalkarsa, sonu böyle düşman elinde can vermekle biter. Pederiniz merhum Sultan, Nigbolu Muharebesini kazandığı günlerde bize dayanıyordu, bizim derdimizle uğraşıyordu. Bizimle yiyor, bizimle içiyordu. Sonraları (Lan) kızı elinden şarap içti. Bizleri unuttu. Sanki kazandığı cenklerde halkın ve bizim hiçbir değerimiz yoktu Memleketiyle uğrasmadı.
Senin gücünün sultanlık şu yana, bu kuleyi bile tutmaya yetmediğini gördüm. Kendinde işi başaracak gücü göremiyorsan yolunu değiştir. Başkalarının yurdımiyle ancak uşak olunur. Beylik, yardımla değil, kuvvetle alınır. Kendine başka iş bul, yoksa ölümün yakındır.
Fakat ben burada kalacağım!... Ben kavga etmekten iğreniyorum. Adem oğullarının birbirlerinin kanını dökmesini niçin olursa olsun hoş görmüyorum. Dünyadan el çekeceğim.
Sofular secde ederler mescidin mihrabına, Yar eşiği kıblegahım, secdegâhım sana ne?
Biraz sonra yorgunluğun verdiği gevşeklikle, yeniçeri eri ile şehzade aynı kerevetin üstünde sarılmış uyumuşlardı. Büyük Türk ulusu o tarihte, bu kerevetin üzerinde birleşen iki adam gibi sarılıp kaynaşabilseydi belki dünyanın hali bugün başka olur, yıkılmış, şehirlerde aç kalmış, davul karınlı sıska çocuklar sokaklarda can vermez, insanlar ayıların bile in diye kabul edemiyecekleri toprak mağaralarda yaşamazdı.
- Demek benim doğuşumda sevilmemekliğim de alnıma yazıldı?

- Hayır! Asıl sevilecek erkek sizsiniz. Kadınlar baş olmak için doğan erkekleri severler. Fakat kılıbık erkeklerle evlenirler.
- Dağlar, bayırlar, erler, halk beni sevsinler sevmesinler, hepsinin canı cehenneme. Ben seni seviyorum, sen de beni...
İşte bu kadar!
Amma garip söz konuşuyorsun? Bir Mustafa hiçbir zaman bir Bizanslının kölesi olamaz... Biz, hürriyetimizi kılıcımızla aldık. Atalarımızın bana bıraktıkları şan ve şerefi bir pis hayatın hatırı için yerlere seremem...
Süleyman, bir koca öküz ne kadar aptalsa, o kadar aptal. Mehmet de bir tilki ne kadar kurnazsa o kadar kurnazdır. Bizans imparatorlarına uşaklık etmek için ya Emir Süleyman gibi öküz veyahut Mehmet gibi bir köpek olmak gerek.
- Sizin papazlar Ortodoks, Katolik diye; bizim imamlar da Şiî, Sünnî diye dinlerini mezhep kavgaları ile parçaladılar.
Adam sende... dedi, giden para olsun. Doldur bir daha. Biz paradan daha değerli neler kaybettik. Alışığız kayba, kazanca.
--reklam--
Sarı Benizli Adam İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Düzmece Mustafa: "Eğer bu dövüşme daha yarım saat sürmüş olsa Mehmet Çelebi öbür dünyayı boylayacaktı; İstanbul'u almak şerefi de Fatih Sultan Mehmet'e değil, Musa Bey'e nasip olacaktı."
Bu sözün tarihi gerçekliğini bilmemekle beraber çok iddialı buldum. Savcı Bey romanının devamı niteliğinde olan bu romanda kardeşlerini öldürüp tahta geçen Bayezid in oğullarının taht mücadelesini anlatıyor." Düzmece Mustafa" denilen Şehzade Mustafa nın ve kardeşlerinin Bizans tarafından nasıl kullanıldığı anlatıyor. Abdullah Ziya Kozanoğlu romanlarını Cüneyt Arkın filmi tadında okuyorsunuz... (Hakan Çelebi) 
Son derece güzel bir tarihi roman. Savcı Bey adlı romanın devamı niteliğinde olan bu romanda. Yıldırım Bayezid, Ankara savaşında mağlup olduktan sonra çıkan taht kavgaları anlatılıyor. Kendine Sarı Yani ismini veren Şehzade Mustafa, Timur'un elinden kaçar ve İstanbul'a kadar gelir. Burada Aleksandra adında bir kadınla tanışır ve aşık olur. Bu taht kavgalarında yer almayı düşünmemektedir ancak Emir Süleyman'ın da tahta geçmesini istemez. Onun aklındaki isim Musa Çelebi'dir. Bunun için yardım eder ancak çeşitli sebepler yüzünden Çelebi Mehmet tahta geçer. Bu arada Bizans ve haliyle Anemas zindan komutanı Laskaridis sarı benizli adamın gerçek kimliğini öğrenir ve onu da Osmanlı eski gücüne kavuşmasın diye tahta kavgalarının içine sürüklemeye çalışır. Acaba başarılı olabilecekler midir? Soluksuz okunan bir roman. (Serdar Poirot) 
Kozanoğlu, tarihi romancılığın üstadıdır bana göre. Birçok kişi ondan etkilenerek yoluna devam etmiş, Yeşilçam'a aktarılan filmlerin çoğu da kitaplarından alınmıştır.

Bu kitapta, Fetret döneminde dönen Bizans entrikaları, başsız kalan ülkenin durumu, şehzadelerin düşünceleri çok güzel yansıtılmış. Düzmece Mustafa olayı denilen meşhur olayı kendi üslubunda yine araya bir aşk sokarak sonlandırmış. :) Malkoçoğlu'nda da yaptı bunu, Kızıl Tuğ'da da. Abdullah Hoca aşksız duramıyor :D

Kitap eski olmasına rağmen akıcı, hemen bitiyor.

Atsız'ın Deli Kurt, romanı da yine o döneme ait o da gerçek bir hikaye üzerine kurulu tek farkı daha yöresel. Onu anımsadım okurken. ^^ (Sezgi) 
--reklam--
Sarı Benizli Adam PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Abdullah Ziya Kozanoğlu - Sarı Benizli Adam kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sarı Benizli Adam PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Abdullah Ziya Kozanoğlu Kimdir?
Abdullah Ziya Kozanoğlu, Abdullah Ziya Bey (d. 16 Ocak 1906, İstanbul - ö. 1966 İstanbul), Türk mimar, müteahhit, romancı, çizgi-roman yazarı.
Tarihi serüven romanı ve piyes türündeki popüler eserleri ile tanınmış milliyetçi bir yazardır. Romandan sonra çizgi roman ve sinema kahramanı olarak ilgi gören Malkoçoğlu, Gültekin, Seyit Ali Reis kurgu-karakterlerin yaratıcısıdır. 1942-1950 arasında Beşiktaş Jimnastik Kulübü başkanlığını yapmış bir spor adamıdır. İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi ve Ankara Hukuk Fakültesi gibi yapıların inşaatını üstlenmiş bir mimar ve müteahhittir.
Manken ve oyuncu Yasemin Kozanoğlu’nun dedesidir.

16 Ocak 1906’da İstanbul’un Beşiktaş semtinde dünyaya geldi. Babası Abdulah Osman Bey, annesi Seyyide Hanım’dır. İlk öğrenimini Nişantaşı İttihat ve Terakki Mektebi’nde gördü. Ortaöğrenimine Gaziosmanpaşa Mektebi’nde başladı; 1922’de Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun oldu. Yükseköğrenimine İstanbul Teknik Üniversitesi Yüksek Mühendislik Bölümü’nde başladıktan sonra beşinci sınıfta okuldan ayrılmak zorunda kalınca Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü’ne girdi; 1929’da Akademiden mezun oldu.  
1929’da Adana Belediye Fen İşleri müdürü olarak atanan Kozanoğlu, 1932’de Milli Eğitim Bakanlığı’nda mimar olarak görevlendirildi. O yıl memuriyetten ayrılarak İstanbul’a döndü ve meslek yaşamına serbest mimarlık, müteahhitlik yaparak devam etti. İnşaat işlerini üstlendiği yapılar arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fen Fakültesi, İstanbul Operası birinci kısım inşaatı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Etibank, Tayyare Fabrikası, Ankara yeraltı suları, Malatya Tütün Fabrikası, Sağmalcılar Cezaevi bulunur.
Öğrencilik yıllarında gazetelerde çizerlik yapan ve roman tefrika etmeye başlayan Kozanoğlu’nun 1925 yılında Resimli Mecmua’da tefrika edilen “Kızıl Tuğ” adlı romanı, 1927’de kitap olarak yayımlandı. Türk edebiyatının ilk tarihsel serüven romanı kabul edilen bu eserin  devamı 1959’da çizgi roman olarak Suat Yalaz’ın çizimleri ile yayımlanmıştır. Yazı yaşamına tarihi serüven romanları ile devam etti. Romanlarında Abdulllah yerine “Aptullah” ismini kullandı. Eserlerinin çizgiromana ve sinemaya uyarlanması için uygun altyapıyı hazırlamakla uğraştı. Pek çok uyarlamayı kendisi yaptı; bu yüzden Türkiye’deki ilk ciddi çizgi roman yazarlarından birisi kabul edilir 
1942-1950 yılları arasında Beşiktaş Jimnastik Kulübü başkanlığında bulundu.
Tiyatroya her zaman ilgi duyan yazar; İstanbul Taksim’de bir apartmaın üst katını tiyatro salonuna dönüştürerek Arena Tiyatrosu’nun kurulmasını sağladı 
Muhittin Hanım ile evliliğinden 3 çocuk sahibi olan Kozanoğlu, 23 Mart 1966’da İstanbul’da hayatını kaybetti. Cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilmiştir.
--reklam--
Abdullah Ziya Kozanoğlu Kitapları - Eserleri
Kızıl Tuğ
Gültekin
Malkoçoğlu
Atlı Han
Türk Korsanları
Savcı Bey
Sarı Benizli Adam
Kolsuz Kahraman
Sencivanoğlu
Hilal ve Haç
Fatih Feneri
Battal Gazi Destanı
Seyit Ali Reis
Patronalılar
Dağlar Delisi
Kızıl Kadırga
Arena Kraliçesi
Kubilay Han’ın Gelini
Atlı Han
--reklam--
Abdullah Ziya Kozanoğlu Alıntıları - Sözleri
"Yürü, bizim yolumuz uğraş yolu, sevdiğimiz at, yavuklumuz sadaktır." (Kızıl Tuğ)
-Dinini, Allah'ını seversen önümden çekil,ne parası?
Balamir tekrar gürledi:
-Bizim dinimiz para, Tanrı'mız kılıçtır. (Atlı Han)
-Dişisini kaybeden sırtlan, onu ararken geberir. (Seyit Ali Reis)
Sana bir şey diyeceğim, bir şey diyeceğim... Ama kafa kafa değil ki... Sanki uğru ambarı. İçerisi karmakarışık, sana diyeceğimi bir türlü bulamıyorum. (Atlı Han)
- Demek Verböçi de Japolya'yı istiyor...
- Evet!.. Fakat Peter Perene falan Ferdinand'ı istiyorlar. "Avusturyalılar kuvvetlidir, bizi Türklere karşı korurlar" diyorlar.
- Sersemler... Sonra Avusturyalılara karşı onları kim koruyacak?.. Böyle iki büyük devletin arasında otururlarsa elbet birisine sığınacaklar. Sonra, sonra... Ben dağlarda gezeli epey şeyler olmuş.'' (Malkoçoğlu)
Ahlâksızlık bu keratalarda; dedikodu, kötülük bu heriflerde; birbirlerinin canına, malına, ırzına göz dikmek bunlarda... (Türk Korsanları)
içinizde bulunan memleket sevgisinden uzak, din kardeşliğinden habersiz, tek amaçları hâlâ yoksul halkı ezmek olan bir topluluk... (Türk Korsanları)
- Sen de Moğol musun?
- Hayır.
- Sen Türk müsün?
- Ben Müslümanım.
- Müslüman ne demek koca baba? Okumuş adama benzersin. Bir adamın önce bağlı olduğu bir bayrağı, bir avulu, bir obası olur. Din gönülleri birleştiren ayrı bir bağdır. İmandır. Ben sana uruğunu, boyunu, dokuz atanı soruyorum; sen bana dinden imandan söz açıyorsun. Uruğunu, soyunu, sopunu bilmiyor musun yoksa?
- Ben de sizdenim.
- Ne pis konuşuyorsun. Türk'üm de be adam. Ne korkuyorsun? Türk'üm diye bağır! Utanacak, korkacak ne var? (Kızıl Tuğ)
Selam Tanrı'ya ki suçlarımızı hoş görsün!.. (Atlı Han)
O dağ gibi Türk arslanını da sevgilisinin yanına çökertti. (Atlı Han)
- Biz bir şey sorunca öyle devedikeni yalamış sıpalar gibi sırıtıp kalmayın bre.
 Ne biçimde benim bayrağım?
 Attilâ'nın bayrağında ne vardı? (Hilal ve Haç)
Burada tutulacak en doğru yol kendi gücümüze güvenmektir.
-Yani?!
-İsyan ediyorum!
-Neye karşı?!
-Her şeye karşı! Haksızlığa, kardeşlerime, yalanlara, tuzaklara, babama ve bütün cihana karşı isyan ediyorum! (Savcı Bey)
Şair Nedimi hasut ve kinli bakışlarile gözlüyorlardı. Arkadan padişahın yaldızlı sandalı gözükmüştü.
Nedim'in sesi çayırı inletitordu:

Geh varub havz kenarında hırâmân olalım
Geh gelüb Kasr-ı Cinân seyrine hayran olalım
Gâh şarki okuyub gah gazel-hân olalım
Gidelim serv-i revânım yürü Sa'd-âbâd'a (Patronalılar)
Halk bu sefer Belizer'den yana döndü. Beyinsiz bir domuz sürüsü gibi nereden yem kokusu gelirse o yana dönüyorlardı... (Arena Kraliçesi)
Kelle Bekir'e göre insan dünyaya üç şey için gelirdi.
1-Yoğurtlu kebap yemek, şarap içmek,
2-Galata'da karı oynatmak,
3-Kavga etmek. (Seyit Ali Reis)
... çok iğrenç gördüğün vücudum yerine sana temiz ve hiç kimsenin olmayan kalbimi verdim. Onu istersen sakla, istersen fırlat at! (Atlı Han)
Korsana denizden ayrılmak yaramaz. (Seyit Ali Reis)
Silâh gücü ve din korkusu; memleketin milyonlarca halkını padişaha esir etmiş, süründürmüş, bilgisiz bırakmış, cihanlara sığmayan cihangir bir milleti ezmişti. (Patronalılar)
"Buğatırlar!.. Cenk kokuları gene kendini gösterdi. Gün şu tepelerden doğup, ay gökte parladıkça Türkler, Moğollar ve bütün danışıklarımız, yoldaşlarımız kılıçlarını indirmeyecek, at üzerinden inmeyecekler,
İşittik ki, atalarımızı köpek Çinliler yendiler; onları buyruklarına tutsak kıldılar. Dedelerimiz bu köpeklere bac vermekte idi. Bugün Timuçin "Tung-Hay" gibi bir serseme bac vermeyi değil, onun ülkesini başına geçirmeyi daha doğru buluyor." (Kızıl Tuğ)
Bir nim neş’e say bu cihanın baharını,
Bir sagar-ı keşideye tut lâlezarını. (Patronalılar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/sari-benizli-adam-abdullah-ziya-kozanoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)