# Sefer - Adem Özköse Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Sefer kimin eseri? Sefer kitabının yazarı kimdir? Sefer konusu ve anafikri nedir? Sefer kitabı ne anlatıyor? Sefer kitabının yazarı Adem Özköse kimdir? İşte Sefer kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/sefer-adem-ozkose-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-18T02:51:42+03:00
- Güncelleme: 2022-02-18T02:51:42+03:00
- Yazar: NASRETTİN GÜNEŞ
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/18/adem-ozkose-kimdir-adem-ozkose-kitaplari-ve-sozleri-155496.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Adem Özköse 
 Yayın Evi: Pınar Yayınları 
 İSBN: 9789753525503 
 Sayfa Sayısı: 253 

Sefer Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Uzaklara gitmenin ilginç bir cazibesi vardır. Her şeyi arkamızda bırakıp yola koyulduğumuzda yeni bir başlangıca doğru açıldığımızı hissederiz. Sefer yepyeni bir nefes ve farklı bir heyecandır. İnsan önce hayal ve rüyalarında seyahat eder sonra da bu hayal ve rüyalar ülkelere, şehirlere, sokaklara, farklı kültür ve insanlara dönüşür. Eğer gittiğimiz yer içimizdeki merak duygusunu kışkırtıyor ve bize farklı bir bakış açısı sunuyorsa o iyi bir yolculuktur. Tarihin kırılma anlarının çoğunda da bir kişinin veya toplulukların gerçekleştirdiği yolculukların etkisi vardır. Bu anlamda sefer, dönüştürücü olduğu kadar inşa edicidir de. Kuran’da arzullahi vasia, yani “Allah’ın arzı geniştir.” diye buyurulur. İnsan, Allah’ın arzında yolları kat edip yeni insanlar ve şehirler tanıdıkça kendi dünyasında da genişleme hisseder.
Endülüs’den Orta Asya’ya, Kafkaslardan Balkanlara, Avrupa’dan Afrika’ya kadar dünyanın dört bir yanına yaptığım gezilerin yer aldığı Sefer’de sadece ülkeler, şehirler, gezilip görülmesi gereken yerler değil; aynı zamanda düşünsel bir yolculukla da karşılaşacaksınız. Siyahi Müslüman lider Malcolm X; “Dar düşünceli insanların her şeyi ne kadar berbat edebildiklerini gördüğümden beri ufkumu genişletmek için seyahat ediyorum.” diyor. Bu yolculuklar da bana çok şey kattı ve kendime, ülkeme, İslam dünyasına, yeryüzüne bakışımda yeni ufukların açılmasına neden oldu.

Sefer Alıntıları - Sözleri
"Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar: ya bir insan yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir."
Mülteci kamplarındaki çocukların her biri gözüme tıpkı bataklıkta açmış bir çiçek gibi gözüküyor. Kamplardaki şartlar nasıl olursa olsun çocuklar güldükçe sanki kampları bir bahar havası kaplıyor. Bu kamplarda tebessüm etmek özgürlük; tebessümü ve umudu kaybetmekse gerçek esarettir.
“Yavaş yavaş ölürler,
Alışkanlıklara esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını değiştirmeyen ve genişletemeyenler…”
Fransız Şair Baudelaire; “Her nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi geliyor.” der. Gerçekten de uzaklara gitmenin ilginç bir cazibesi vardır. Her şeyi arkamızda bırakıp yola koyulduğumuzda yeni bir başlangıca doğru açıldığımızı hissederiz.
Bazı şehirler hep kişilerle anılır.Tıpkı
LONDRA’nın —> SHAKESPEARE ,
PARİS’in —>BALZAC,
St.PETERSBURG’un—> PUŞKİN VE DOSTOYEVSKİ
ile anılması gibi ,
PRAG denince akla hemen FRANZ KAFKA gelir.

Eserlerinde bunalım yüklü insanı anlatırken modern edebiyatın da temellerini atan Kafka,Prag’dan sürekli kaçıp uzaklaşmayı düşünmüş .Prag’dan ayrılır ayrılmaz ise şehre geri dönmeye çalışmış.Her insanın kendi içinde yaşadığı gelgitleri bir şehir üzerinden deneyimleyen Kafka,hayatı boyunca ne Prag’la yapabilmiş ne de Prag’sız.

NOT: (sayfa:195)
1924 yılında 41 yaşında iken veremden dolayı ölen Kafka,vefatından önce pek fazla tanınan bir yazar değildir.Hatta Kafka ölmeden önce “DAVA,MİLENA’YA MEKTUPLAR ,ŞATO,AMERİKA,BABA’YA MEKTUP”
 gibi eserlerini yok etmesi için arkadaşı Max Brod’a verir.Fakat Max Brod ,Kafka’nın talimatını görmezden gelerek Kafka’nın ölümünden sonra bunları yayımlar ve Kafka bu eserleriyle tüm dünyada tanınan bir yazar haline gelir.

Hayatı boyunca Dostoyevski,Goethe,Gogol gibi yazarların eserlerine duyduğu düşkünlükle bilinen Kafka’nın
“BENİM YALNIZLIĞIM İNSANLARLA DOLUDUR”
sözü aslında yazarın ruh dünyasını ve hayatını özetliyor.
"Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar. Ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir.
 Tolstoy
İslam medeniyetine ait kadim şehirler sadece bir coğrafyadan veya taş yığınından ibaret değildir. Bu şehirler bir düşünce ve hissetme biçiminin de yansımalarıdır. Bu nedenle bize ufuk verdikleri gibi bir medeniyet zevki, yaşama kültürü de sunarlar.
İnsan bir kez alışkanlıklarının esiri olduğunda bir süre sonra artık var olmanın heyecanını da kaybeder. Hayatımız sıradanlaştığında dünya bize dar gelir ve umutla bir çıkış yolu ararız…
Ben bir Müslüman olarak özgürlük sorununun , ancak insanı tüm bağlardan kurtarıp mutlak hakikate bağlayan islamın tevhid mesajının gerçek manada anlaşılmasıyla çözülebileceğini düşünüyorum. Çünkü insan ancak tevhidle özgürleşir, özünü gür kılabilir…
Asıl kahramanlar barışan ve inşa edenlerdir.
 Nelson Mandela
Sınırsız özgürlük mü, sınırlı ve düzenli bir hayat mı?
Red Light Districh'i gördükten sonra uzun uzun özgürlük üzerine düşündüm. İslam'a göre insan sınırlarını bildikçe özgürleşirken bugünkü Batı medeniyetine göre sınırlarından kurtuldukça özgürleşiyor. Oysaki insan kendi benliğini, evini, toprağını ancak sınırlarına önem vererek koruyabilir. Sınırları aştığında rahatsız ve huzursuz olur; sınırlarına tekrar geri döndüğünde rahatlar. Sınır insan için aslında vazgeçilmez bir kalkandır. Fakat bu meselede Batı'nın ahlâki sınırsızlığına dikkat kesilip kendimizi de temize çıkaramayız.
Batı insanların hayatlarını kolaylaştırmak için gerçekten iyi imkânlar ve güç markalar üretmiş. Fakat hep daha fazla kazanıp daha fazla tüketmek insan için asla gerçek gaye olamaz. Çünkü insanın hayatı anlamlandırabilmesi için her şeyden önce insani, vicdani ve ilahi amaçlara sahip olması gerekir.
"Bulmak, keşfetmek için çıktığım seyahatlerde yolda olmak daha da anlamlı hale gelmeye başlamış, yollar düşünsel arayışımız güç vermişti. Dervişlerin pirlerinden Feridüddin Attar'ın dediği gibi belki de "Menzili maksud yolculuğun ta kendisiydi."

Sefer İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İnsanın ufkunu genişletmesi için 2 şeye ihtiyacı vardır . Bunlar okumak ve seyahat etmek.Âdem Özköse'nin dünyanın dört bir tarafına yaptığı yolculuklar ve bu yolculuklar esnasında dil, din, ırk vs. ayrımı yapmadan tefekkür ederek edindiği tecrübeleri konu alıyor.Endülüs'ten Orta Asya'ya,Kafkaslar'dan Balkanlar'a, Avrupa'dan Afrika'ya kadar dünyanın dört bir yanına yaptığı gezileri anlatan yazar, seyahat etmenin insanın ufkunu ne derece genişlettiğini ancak bu kadar güzel anlatabilirdi... Gezilen yerler ile birlikte düşünsel bir yolculuğa da çıkıyorsunuz bu kitapta. Demişti ya Adem Özköse;Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar: ya bir insan yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir."iyi okumalar:) (Esra Akçay) 
İnsanın ufkunu genişletmesi için 2 şeye ihtiyacı vardır . Bunlar okumak ve seyahat etmek .
Endülüs ; birgün inşallah gerçekleştireceğim hayalimden bahsediyor . Endülüs'ü görüp İslam'ın insanın ufkunu nasıl açtığına bizzat şahit olmak istiyorum .
Balkanlar ; Osmanlı'yı hakkıyla tanıyabilmek için gitmek istediğim yer .
Orta Asya ; İmam Maturidiler'in , İbni Sinalar'ın ve daha nicelerinin memleketi . Velhasıl-ı kelam Allah'ın arzını Allah'ın kulu olarak gezmek istiyorum .
Kitap çok güzel . Bir çırpıda okunacak bir kitap . Adem abinin emeğine sağlık . (Talha) 
Adem Özköse sadece gördüğü şehirleri, ülkeleri anlatmaz, düşündürür, sorgulatır, doğu ile batının, modern ile geleneğin kıyasını da yaptırır, seyahat etmemiz için teşvik eder, yüreklendirir...

Bu sebeple özel bir yeri olsun bence kitaplıklarımızda... (Sümeyye Asan) 

Kitabın Yazarı Adem Özköse Kimdir?
Gazeteci, yazar. 1978 yılında Samsun’un Çarşamba ilçesinde doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun oldu. Gazeteciliğe 2004 yılında Vakit gazetesinde başladı. Başta Irak, Afganistan, Patani, Keşmir, Suriye, Güney Lübnan, Gazze, Arakan, Darfur ve Moro olmak üzere dünyanın birçok savaş ve kriz bölgesinde gazetecilik yaptı.

2007-2011 yılları arasında Suriye’nin başkenti Şam’da dört sene kalarak Gerçek Hayat dergisinin Ortadoğu Temsilciliği’ni yürüttü. Sancaktar dergisini çıkaran kadroda yer aldı. Diriliş Postası’nda günlük yazılar yazdı. Dünyanın dört bir tarafına yaptığı uzun yolculuklar belgesellere dönüştü. Bu belgeseller başta TRT olmak üzere birçok televizyon kanalında gösterildi. Kitapları farklı dillere çevrildi.

ESERLERİ:
Cennete Otostop (2011, 2017), Söz Direnişçilerde (Söyleşiler, 2011), Ümmet Coğrafyası (Gezi, 2017), Seyyah (Gezi, 2014), Rotamız Alem-i İslam (Gezi, 2017), Kaçak Yolcu (Gezi, 2017), Esir & Gerçek Bir Esaret Hikayesi (Roman, 2019)

Adem Özköse Kitapları - Eserleri
Cennete Otostop
Kaçak Yolcu
Esir
Ümmet Coğrafyası
Seyyah
Söz Direnişçilerde

Rotamız Alem-i İslam
Sefer

Adem Özköse Alıntıları - Sözleri
Ey Gazze! Sen bizim özgürlüğümüzsün ve Sen özgür olmadan kendimizi asla özgür hissetmeyeceğiz. (Rotamız Alem-i İslam)
Hilafet’in sona ermesine rağmen Türkiye’nin İslâm dünyasındaki etkisi hala devam ediyor.
~Morolu bir Müslüman~ (Ümmet Coğrafyası)
'Müslüman bir direnişçi savaşırken asla İslâm'ın sınırlarını, ölçülerini çiğnememeli. Çünkü ölçüsüz cihad olmaz.' (Ümmet Coğrafyası)
Mülteci kamplarındaki çocukların her biri gözüme tıpkı bataklıkta açmış bir çiçek gibi gözüküyor. Kamplardaki şartlar nasıl olursa olsun çocuklar güldükçe sanki kampları bir bahar havası kaplıyor. Bu kamplarda tebessüm etmek özgürlük; tebessümü ve umudu kaybetmekse gerçek esarettir. (Sefer)
Niçin Müziği bıraktın Müslüman olduktan sonra? İslam'ın müziği yasakladığını mı düşünüyorsun?

Alman Julia Jawairiyah(Hanımefendi):
Müslüman olmadan önce müziği ruhum için bir ihtiyaç olarak görüyordum. İçimdeki mutsuzluktan, karışıklıklardan müzik sayesinde kurtulmaya çalışıyordum. Fakat şu an çok huzurlu ve mutluyum. Müziğe artık ihtiyacım yok. Ruhuma en çok huzur veren şey ise Kur'an okumak ve dinlemek. (Cennete Otostop)
Çocuklara işkence edenler, insanları acımasızca öldürenler küçük bir kuşa merhamet eder miydi ? (Esir)

"Bulmak, keşfetmek için çıktığım seyahatlerde yolda olmak daha da anlamlı hale gelmeye başlamış, yollar düşünsel arayışımız güç vermişti. Dervişlerin pirlerinden Feridüddin Attar'ın dediği gibi belki de "Menzili maksud yolculuğun ta kendisiydi." (Sefer)
Batı insanların hayatlarını kolaylaştırmak için gerçekten iyi imkânlar ve güç markalar üretmiş. Fakat hep daha fazla kazanıp daha fazla tüketmek insan için asla gerçek gaye olamaz. Çünkü insanın hayatı anlamlandırabilmesi için her şeyden önce insani, vicdani ve ilahi amaçlara sahip olması gerekir. (Sefer)
Abdülhamid’in torunları Filistin’i, Kudüs’ü asla terk etmediler ve etmeyecekler… (Ümmet Coğrafyası)
Sınırsız özgürlük mü, sınırlı ve düzenli bir hayat mı?
Red Light Districh'i gördükten sonra uzun uzun özgürlük üzerine düşündüm. İslam'a göre insan sınırlarını bildikçe özgürleşirken bugünkü Batı medeniyetine göre sınırlarından kurtuldukça özgürleşiyor. Oysaki insan kendi benliğini, evini, toprağını ancak sınırlarına önem vererek koruyabilir. Sınırları aştığında rahatsız ve huzursuz olur; sınırlarına tekrar geri döndüğünde rahatlar. Sınır insan için aslında vazgeçilmez bir kalkandır. Fakat bu meselede Batı'nın ahlâki sınırsızlığına dikkat kesilip kendimizi de temize çıkaramayız. (Sefer)
Amman Batılılar tarafından Âlem-i Islam'ı bölüp parçalara ayırmak için uygulanan ulusçu projelerin doğurduğu bir şehirdir. Ulusçu zihinler ancak Amman gibi şehirler kurabilirler. Ümmetçi zihinler ve kalpler ise Saraybosna, İstanbul, Şam-ı Şerif ve Kudüs gibi şehirler... (Seyyah)
"Çocuklar her geçen gün daha da çirkinleşen bu dünya da benim için huzur adası gibiydiler." (Kaçak Yolcu)
Hayatımda ilk ezan sesini Nil Nehri'nin kenarında gezinirken duydum. Ezan okunurken neler söylendiğini anlamıyordum; fakat ezan sesi tıpkı üniversitedeki dinler tarihi hocamızi etkilediği gibi beni de çok etkiledi. O an içimden Allah'a secde etmek geldi ve bir camiye giderek dakikalarca Allah'a secde ettim. (Cennete Otostop)

“Yavaş yavaş ölürler,
Alışkanlıklara esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını değiştirmeyen ve genişletemeyenler…” (Sefer)
Batılı emperyalistler Islam dünyasını terk ederken arkalarında da yerli dostlarını bıraktılar. İslam topraklan yıllarca bu diktatörler eliyle esir alındı. Müslümanların tarihi, kültürü , değerleri aşağılandı, hakir görüldü. Topraklarımızdaki zenginliklerimiz yağmalandı , sömürüldü. Ümmet-i Muhammed'in kutsalları çiğnendi, özgürlüklerine prangalar vuruldu . Kimiülkelerde askeri ve siyasi, kimi ülkelerde de kültürel ve fikri kuşatmalar oluşturuldu. Yeni nesiller ruh köklerinden uzaklaştırılmak istendi . Bütün bunlara başkaldıranlar ise ya hapsedildi ya da idam sehpalarına gönderildi .
Fakat İslam topraklarına musallat olan sömürgeciler her şeyin aslına rücü edeceğini unuttular. Hangi mesafeleri kat
ederse etsin, hangi engellerle karşılaşırsa karşılaşsın suyun bir gün yatağını bulacağını hiç hesaba katmadılar. Ümmet Coğrafyası'nın halkları , aralarına sınırlar konulan kardeşler sonunda sessizliklerini bozdular. Kahire'den, Şam-ı Şerif'den,
İstanbul'dan, Gazze'den, Bingazi'den yükselen özgürlük çığlıkları İslam dünyasının yüzyıldır süren suskunluğunu sonunda yerle bir etti. Suskunluk yerini direnişe, çaresizlik ise umuda bıraktı. İslam dünyası küllerinden yeniden doğmaya , dirilmeye başladı. Artık rüzgar tersine dönüyor. Bir çağ kapanıyor ve yeni bir çağ açılıyor. Teslimiyet kültüründen direniş kültürüne geçiliyor. İslam dünyasının minarelerinden özgürlük sesleri yükseliyor. Yıllardır ezilen Müslümanlar adalet temelli yeni bir İslam dünyası kurmak istiyorlar. Müslüman
halkların kararlılık ve cesareti tarihin kapılarını yeniden zorluyor. (Ümmet Coğrafyası)
Kendi olamayan insanların başkası olmaya çalışırken nasıl da komikleştiklerini seyretmek insanı güldürse de aslında acı vericidir. (Seyyah)
“Dünya İslamla özgürleşecektir”

Çakal Carlos (venezuela’lı aktivist-halen fransız hapishanelerinde) (Söz Direnişçilerde)
İslam'a girdikten sonra Müslümanlara dair hiç hayal kırıklıklarınız oldu mu?

- Evet, hem de çok. Önceleri, Müslümanların hepsinin kapitalizmin sunduğu hayat tarzına karşı çıktıklarını düşünüyordum. Fakat Müslüman olduktan sonra tanıştığım Müslümanların bazılarının yaşamları beni şaşırttı. Bir Müslüman hem İslam'a inanip hem de nasıl bu kadar lüks yaşayabilir? Bunu aklim bir türlü almıyor. Çünkü Hz. Muhammed (s.a.v) hayatı boyunca hiç lüks yaşamadı. İsa Mesih de aynı şekilde lüks yaşayanların sonlarının iyi olmayacağı ni söylüyor. İkinci hayal kırıklığım ise Müslümanların Kur'an'ı çok az okumaları oldu. Bu da beni oldukça şaşırtıyor. Çünkü Allah bize sürekli olarak Kur'an okumamızı, ancak Kur'an okuyarak doğru yola ulaşabileceğimizi haber veriyor. (Cennete Otostop)
'İstanbul sadece bir şehir değil; aynı zamanda bir manadır... Âlem-i İslâm'ın geleceği de, yüzyıl önce elimizden alınan İstanbul'un sahip olduğu bu manada gizlidir.' (Rotamız Alem-i İslam)
Çocukların katledildiği dünyada biz yaşamasak da olur (Esir)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/sefer-adem-ozkose-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)