# Sessizliğin Anarşisi - Işık Ergüden Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Sessizliğin Anarşisi kimin eseri? Sessizliğin Anarşisi kitabının yazarı kimdir? Sessizliğin Anarşisi konusu ve anafikri nedir? Sessizliğin Anarşisi kitabı ne anlatıyor? Sessizliğin Anarşisi PDF indirme linki var mı?  Sessizliğin Anarşisi kitabının yazarı Işık Ergüden kimdir? İşte Sessizliğin Anarşisi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/sessizligin-anarsisi-isik-erguden-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-02T05:00:15+03:00
- Güncelleme: 2022-06-02T05:00:15+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/02/isik-erguden-kimdir-isik-erguden-kitaplari-ve-sozleri-236512.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Işık Ergüden 
 Tasarımcı: Alp Piroğlu 
 Yayın Evi: Kaos Yayınevi 
 İSBN: 9789757005377 
 Sayfa Sayısı: 94 
--reklam--
Sessizliğin Anarşisi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hayatın bütün ilişkilerine sinen ve üstünkörü bir bakışla göremediğimiz güç ve iktidar kabullenişlerini, içimizdeki iktidarı, gündelik yaşamımızdaki ayrıntılar üzerinde durarak sorgulayan bir kitap.

Kitle ve iktidar, birey ve toplum, güç ve tahakküm gibi kavramları, otorite ve özgürlük, boyun eğiş ve isyan geriliminin genel zemini üzerinde ele alan sessizliğin anarşisi, toplumsallığın koyu gölgesiyle kuşatılan insanı, ses, söz, görüntü, gürültü ve hareketin tutsak edici tahakkümüne karşı çekilmeye, sessizliğe ve düşünmeye çağırıyor.
--reklam--
Sessizliğin Anarşisi Alıntıları - Sözleri
İntihar etmeyip yaşıyorsak, anlamın büyüklüğünden değil, hayatın içine düşmüş olmaktan, muzır bir merak ile ıstıraplı bir inadın götüreceği yeri görme isteğinden...
İntihar etmeyip yaşıyorsak, anlamın büyüklüğünden değil, hayatın içine düşmüş olmaktan, muzır bir merak ile ıstıraplı bir inadın götüreceği yeri görme isteğinden...
"İntihar etmeyip yaşıyorsak, anlamın büyüklüğünden değil, hayatın içine düşmüş olmaktan, muzır bir merak ile ıstıraplı bir inadın götüreceği yeri görme isteğinden; bir de, üstüne üstlük, şahsi duruşun gölgesinin topluma bir lanet olarak düşmesini diliyor olmaktan başka bir anlamı yoktur her güne yeniden başlamanın."
“Kendini bilme”, toplumun bireyi değil, bireyin kendini eğitmesidir. Toplumsal, kurumsal eğitimin getirdiklerinin unutulmasıdır.
Arabacı atını kamçılar, yalnızca at görülür, bedeni, iri, devasa, şaklayan kırbaçlar ve atın yüzü, güçsüz, acılı. Arabacı, kaba saba, halk, yığın, kırbaçlar birbiri ardına, bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz... Yaşlı, kocaman bir adam, atı görür, ağlamaya başlar, hıçkıra hıçkıra, çaresiz, bakışları ata kitlenmiş, hıçkıra hıçkıra, inen kırbaçlara, gırtlağını sıkamadığı arabacıya ağlar. Arabacının, şimdi o atı kırbaçlayan arabacının, başka bir zamanda, aynı zamanda, efendisinin kırbaçları altındayken, efendisinin ayaklarına kapandığını bilir. Beyninde artık başka bir ses çınlamamaktadır, şaklayan kırbaçların sesi, beyninde tek bir şey...
Kalıp koyucu, tekrarlatıcı toplum, ezberletir ve karbon kağıdıyla çoğaltılmış yaşantılar saçılır ortalığa, birbirinin aynısı ve soyut...
“Kendini bilme”, toplumun bireyi değil, bireyin kendini eğitmesidir. Toplumsal, kurumsal eğitimin getirdiklerinin unutulmasıdır.
Gündelik hayat, yeri ve zamanı ince ince hesaplanmış bir kuşatmanın, operasyonun alanıdır..
Dinin, iktisadın, felsefenin, politikanın tarihi; insan üzerindeki zorbalıkların tarihidir. İnsanın “neyse o” olma haline izin verilmez.
"Söz, söz değil artık: gürültü, dedikodu, itiraf, ifşaat; iftira, ispiyon, ironi, parodi... her türlü sahi­ci ilişki ihtimalini ortadan kaldıracak kadar aşırı-gerçek, bu nedenle de sahte bir söylem manzume­si. Hemen hemen her söz basitleştirilmiş ya da kabalaştırılmış; dolaşımın ve pazarın çoktan parçası; iktidarların, kitlenin işgali altında..."
İnsan: hayal kuran varlık, tahayyül ile gerçek arasına sıkışmış, kendini, sıkıştığı yerden dışarı, dışına fırlatan, sürekli, yaşayan, ölen..
"İnsan: hayal kuran varlık, tahayyül ile gerçek arasına sıkışmış, kendini, sıkıştığı yerden dışarı, dışına fırlatan, sürekli, yaşayan, ölen."
İnsanın bir haliyle diğer halleri arasına sınır çekip, temel-tali, sahici-sahte ilişkisi kuran anlayışlar (Hegel-Marx çizgisinde kendinde-şey/kendi-için-şey, Heidegger’de otantik olan/olmayan hal, Nietzsche’de üstinsan, Freud’da ben/üstben...) hep insan ruhunun karşıtlıklarını çözmeyi, onu bütünlemeyi, müphem yanını ortadan kaldırmayı amaç edinmiştir; uyumlu, çelişkisiz, bütün insana böylece kavuşulacaktır!... İnsanı maddi (iktisadi) koşulların, bilinçaltının, cinselliğinin ya da güç istencinin... belirlediği fikri, sonuç olarak, hep indirgeyici, onu somut-kaotik varlığından koparan, sakatlayan anlayışlardır (felsefe, diğer iktidar kurumları gibi, soyutlayıcı, tümleyicidir).
Kimse tek başına değil, kimse bir köprüde değil. Herkes, tek tek ve anonim, çok ve adsız..
Efendi olma ihtimali peşinde koşan, bu ümidin taşıyıcısı yığın, aldatılsa da kandırılsa da, inancı, politika alanının ve oyununun yapı taşlarından biridir.
--reklam--
Sessizliğin Anarşisi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Işık Ergüden'in notuyla, "Yazının (sözün, hatta görüntünün) bittiği, biterken de, onca sözün, yazının, görüntünün boğduğu insanı da peşinden sürüklediği bir dönemde, bu metin, ümitsiz, hüzünlü, karabasanlı bir edim, iktidarsızlığıyla varolabilen bir teşebbüs olarak, ancak laneti bulaştırma arzusundadır." Bu metin 'bence' sadece notların bir araya getirildiği ancak tamamlanmamış bir pasif tanıklık -saptama- projesi hissi veriyor. Çaresizliği ve çözümsüzlüğü ile fazlasıyla Albert Caraco ve Jean Baudrillard anıştırdı; yanında tuz biber olarak Schopenhauer ve Nietzsche. Zaten kitaptaki "son imge" Nietzsche'ye selam çakıyor. Ancak yeni bir şey yok.
Işık Ergüden'in güzel çevirilerini tercih ederim. (Barış Ağca) 
Jack Torrance'den Işık Ergüden'e: Stanley Kubrick'in The Shining filmini izleyenler bilir. Jack Torrance karakterinin otelde yazdığı kitabı da hatırlarsınız. Bütün satırlar aynıdır. İşte bu kitap da öyle. Bütün satırlar aynı, yeni hiçbir şey yok. Jack Torrance = Işık Ergüden.
 Uzun zamandır okumak istediğim ve beklentimin yüksek olduğu ama bir türlü denk gelemediğim için okuyamadığım bir kitaptı. Kitabın ilk 20 sayfasından sonra hayal kırıklığına uğradım. Ve bir an önce bitse de kurtulsam dediğim tek kitap bu oldu sanırım. Gerek olur olmadık yerde yığınla virgül kullanılması(Youtube'de video aralarına giren reklamlar kadar diyeyim siz düşünün artık), gerekse aynı kelimelerin yerini değiştirip önümüze tekrar tekrar sunması(temcit pilavı sevenler düşünülmüş kitapta), gerekse de iki cümlede bir konu saptığı için haliyle cümlelerin alt metinle desteklenmemiş olmasından dolayı da havada kalmıştır. Bu yüzden okurken gına geldi.
 Bu kitaptan sonra Işık Ergüden'i yazar kimliğiyle değil de, kaliteli bir çevirmen kimliğiyle hatırlamak daha yerinde olacaktır. (Ümit ÖZCAN) 
--reklam--
Sessizliğin Anarşisi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Işık Ergüden - Sessizliğin Anarşisi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sessizliğin Anarşisi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Işık Ergüden Kimdir?
Deneme yazarı, çevirmen. 24 Şubat 1960, İstanbul doğumlu. Tam adı Ali Işık Ergüden. General Galip Ergüden’in oğlu.
Galatasaray Lisesi mezunu. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümündeki öğrenimini yarım bıraktı. Siyasi faaliyetleri nedeniyle 1979-91 arası hapiste kaldı. Redaktör ve çevirmen olarak yayınevleri ve dergilerde çalıştı. Çalışmalarını İstanbul’daki bir yayınevinde redaktör olarak sürdürdü.
--reklam--
Işık Ergüden Kitapları - Eserleri
Sessizliğin Anarşisi
Hapishane Çağı
Zifir Olsun!
Kurgusuz ve Yaşanmamış
Kurşunkalemle
--reklam--
Işık Ergüden Alıntıları - Sözleri
“Benden günlük şeyleri
yaşama yeteneği olan
bir insan yarat.”
KAFKA (Kurgusuz ve Yaşanmamış)
Sen takıldığı girdapları gerçek sananlardansin. O keskin duyarlığın bu yaşamın en güzel anlarını hep tuz buz eder, deşeler. Senin gibi rüzgârını yanında taşıyanları barındırmaz hiçbir yer. Unut artık! (Kurşunkalemle)
"Hayatımdaki hiçbir şeyin henüz kalıcı olmadığını düşünerek kurşunkalemle yazıyordum..." (Kurşunkalemle)
Aptallaştırılmış, etikten değerden yoksun, paradan ve sopadan başka tapacak şeyi kalmamış, ırkçı, milliyetçi bir güruh, hapishaneye herkes kadar yakın ve uzak dururken, kitaba ve düşünceye muhtemelen hep uzak kalacaktır. (Hapishane Çağı)
Gövdemdeki çözülmeyi seziyorum ama bunu kimseye anlatamam. Kendime sahip değilim. Toparlayamadığım bir dağılma süreci bu yaşadığım (Kurgusuz ve Yaşanmamış)
Oradaydım. Kendimi kendimden uzakta, başka hayatların eşiğinde, hazırlıksız hissediyordum. Onca açık seçikliğin yanında benim varlığım da yokluğum da ancak bir rüya olarak sürebilirdi. Her şey bana temas eder, sürtünürken ben hiç iz bırakamazdım; bir uyku haliydim.

Oradayım: İnsanların beni benimsemeleri, yeniden aralarına almaları için düzenlenmiş bir törende.

Bütün eşyaların üzeri örtülü, her şey naylon torbalar içinde. Sadece kristal taklidi avizenin ışıkları dolaşıyor ortalıkta. Susuyorum. Önceki susuşlarım gibi. Konuşursam özenle yumuşatılmış bu ortam, sesime alışık olmayan kadehler, tabaklar, biblolar gibi kırılacak. (Kurşunkalemle)
Hayali bir kendim yaratıyorum her şeyin ve herkesin tertemiz olduğu. Araya zamanı ekliyorum, her şeyin ve herkesin giderek yozlaşıp çirkinleştiği. Kendimin de. (Zifir Olsun!)
"Beni en fazla korkutan şey unutmak, duygularımı unutmak, düşüncelerimi unutmak, unuttukça aynı şeyleri yaşamak, hep aynı şeyleri, tıpkı bu toplum gibi..." (Zifir Olsun!)
Bekliyordum.
Hiçbir ilişkinin -eğer ilişki varsa- ve sözün -eğer söz varsa- öncesi ve sonrası olmadığını, her şeyin başka şeyler arasında bir yerlerde var olduğunu -durduğunu- bilerek bekliyordum. (Kurşunkalemle)
Oldukları gibi yaşamaktan kaçanlar, anlık görüntülerine özen gösteriyorlar (Kurgusuz ve Yaşanmamış)
Uyanmak yetmiyor (Kurgusuz ve Yaşanmamış)
İnsan, kendi trajedisine ağlamamayı, yaşamının lirik şiirini, yurtsuzluğuna ve kopukluğuna övgü yaparak taşımayı bilmelidir (Hapishane Çağı)
"Ölümden söz ederken ölüyoruz hepimiz. Sussan ya, iki sözcük arasındaki bir sus zamanı değil midir yaşam?" (Kurşunkalemle)
Hiçbir yaşantı düşlendi diye gerçek olmaz (Kurgusuz ve Yaşanmamış)
Kimse tek başına değil, kimse bir köprüde değil. Herkes, tek tek ve anonim, çok ve adsız.. (Sessizliğin Anarşisi)
Kendinden kaçma (Kurgusuz ve Yaşanmamış)
bazen geçmiş de uzun sürer sevgilim
gün uzar gece uzar kadehte aşk uzar
papatya falı bakmaktan yorulur hayat
yol uzar (Zifir Olsun!)
Okuduğu tek kitabın kendi içini sürekli okuyarak yazdığı bir kitap olduğunu, hayatı seyreder haliyle başkalarının hayatlarına katıldığını anlamak için kımıltıstızlığına dikkatle bakmak yeterliydi. Kımıltısızlıkta bir oyun muzipliği de olabilirdi, hep ölümüne koşmuş bir insanın sonunda yakalayıp durdurduğu ölüm hali de. (Kurşunkalemle)
Yaşadıkça yok oluyor insan, yaşamaktan neden sakınayım? (Kurşunkalemle)
"Söz, söz değil artık: gürültü, dedikodu, itiraf, ifşaat; iftira, ispiyon, ironi, parodi... her türlü sahi­ci ilişki ihtimalini ortadan kaldıracak kadar aşırı-gerçek, bu nedenle de sahte bir söylem manzume­si. Hemen hemen her söz basitleştirilmiş ya da kabalaştırılmış; dolaşımın ve pazarın çoktan parçası; iktidarların, kitlenin işgali altında..." (Sessizliğin Anarşisi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/sessizligin-anarsisi-isik-erguden-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)