# Sevgililer Çağı - Walter G. Andrews Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Sevgililer Çağı kimin eseri? Sevgililer Çağı kitabının yazarı kimdir? Sevgililer Çağı konusu ve anafikri nedir? Sevgililer Çağı kitabı ne anlatıyor? Sevgililer Çağı PDF indirme linki var mı?  Sevgililer Çağı kitabının yazarı Walter G. Andrews kimdir? İşte Sevgililer Çağı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/sevgililer-cagi-walter-g-andrews-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-09-15T08:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-09-15T08:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/09/15/walter-g-andrews-kimdir-walter-g-andrews-kitaplari-ve-sozleri-312996.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Walter G. Andrews 
 Yazar: Mehmet Kalpaklı 
 Çevirmen: Zeynep Yelçe 
 Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları 
 İSBN: 9789750842290 
 Sayfa Sayısı: 420 
--reklam--
Sevgililer Çağı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Osmanlı aşk şiiri konusunda bilinen pek çok şeye rağmen, bu aşk şiirini üretenle­rin ve tüketenlerin aslında nasıl bir kültür, ne gibi toplumsal koşullar ve ne tür bir duygusal ortam içinde âşık oldukları hakkında bildiklerimiz şaşılacak kadar azdır.
 
Walter G. Andrews ile Mehmet Kalpaklı’nın ortak çalışması, 15. yüzyılın sonlarından 17. yüzyılın başlarına uzanan dönemde, Osmanlı İmparatorluğu’nun kentlerinde ve özellikle de İstanbul’da, bu uzun 16. yüzyılın, aşkın ve sevgililerin çağı olduğunu ileri sürüyor. Bu çağın sadece Osmanlı’ya, Doğu’ya ya da İslama özgü olmadığını, geç Rönesans Avrupası’ndan seçilmiş örneklerle sergiliyor.
 
Sevgililer Çağı, androjen olarak nitelendirdiği Osmanlı şiirinin hassas alanlarında gezinirken, Osmanlı aşk kültürünün estetik ve sanatsal olmasının yanı sıra siyasal, dinamik ve tarihsel de olduğu; aşkın, cinselliğin ve şiirin, hayatın diğer endişelerin­den ayrı bir alanda durmadığı düşüncesinin zemininde kendini sunuyor.
 
“Okuması eğlenceli harika ve cesur bir kitap… Cinsellik, ruhanilik, siyaset ve iktidarın kesişiminde âşık ile sevgilinin harikulade anlatısı… Muhteşem.”
Orhan Pamuk
“Sevgililer Çağı hem bir hazine hem bir başyapıt. Nefes kesen boyutta özgün araştırmaya dayanarak, davetkâr ve etkileyici bir üslupla çok güzel kaleme alınmış. Bu kitap, Osmanlı edebiyatının dünya edebiyatı klasiklerinin arasına girmesi için verilen ömürlük bir çabanın meyvesi.”
Victoria Holbrook, Aşkın Okunamaz Kıyıları kitabının yazarı
--reklam--
Sevgililer Çağı Alıntıları - Sözleri
Sarayda baştan çıkarışlar hep yukarıya yönelir. Gücü daha az olan kendinden daha güçlü olanın ilgisini, desteğini ve iltifatını kazanmaya çalışır.
O dönemde seks diğer egemenlik ve itaat ilişkilerinden ayrı düşünülmediği gibi, cinsel tercihler de bireyin kimliğini ya da özünü herhangi başka bir tercihinden, mesela banyosunu sıcak suyla yapmaktan hoşlanmasından veya bezelye sevmemesinden daha fazla tanımlıyor değildi.
Rönesans dönemine ait adabımuaşeret kitapları ve vaazlar kadına "üstünde oturan binicinin en hafif dizginlemesiyle dönen, onun istediği şekilde gidip duran bir at gibi itaatkar olup sükunetle ve hevesle boyun eğinceye" kadar terbiye edilmesi gereken dik başlı bir hayvan gözüyle bakar. Beklenen itaatkarlığı sağlamak için başvurulan -şiddet ve zihinsel eziyet de dahil olmak üzere- yöntemler "aslanları, boğaları ve filleri terbiye etme" yöntemleriyle karşılaştırılır. Aslanlar, boğalar ve filler! İkinci derecede görülmesinin sebebi kısmen güçsüzlüğü olan bir cinsi tarif etmek için ne kadar da büyük, korkunç ve tehlikeli bir hayvanlar topluluğu.
Hakimiyet ve itaat ilişkilerini erotik imgelerle kavramsallaştırmak iki yönlü bir şeydi. Batı Oryantalizmi, Doğu Oksidentalizmi'nde karşılık buluyordu. Örneğin, 16. yüzyıl Osmanlıları Avrupa'yla ilişkilerini en bariz şekilde İstanbul'un semtindeki Avrupa mahallerinden bir "Frenk oğlan" üzerine kurulan cinsel hakimiyetle simgeliyorlardı, bunun gibi pek çok örnek vardı. Eleştirel Avrupalılar Venedik'e Türk'ün fahişesi diye hitap ederken, siyasal ilişkileri de derecede erotik bağlamda tahayyül ediyorlardı.
Gelibolulu Mustafa Ali, Aziz-i Mısri hakkında "kadınlardan hoşlanırdı, ama zaten sadece Allah kusursuzdur" demişti.
Gazali'ye göre (Dafi'ü'l-gumum), kadınların cinsellik seviyesi epey yüksektir; buna rağmen eğer kadın ahlaklıysa bir yandan da ilişkiye karşı koyar. Geleneksel bir olguyu tekrarlayarak belirttiği üzere, Allah cinsel arzuyu dağıtırken on parçaya bölmüş. Bir parçasını Adem'e vermiş, kalan dokuz parçayı Havva'ya bahşetmiş. Çok geçmeden iş çığırından çıkmış, Allah da Havva'yı iffet kamçısıyla kırbaçlamak üzere Cebrail'i göndermiş. O zamandan beri kadınlar seksi hem arzu ederler hem de ondan kaçınırlarmış.
"İnsan aşktan bihaber olacak kadar cahil olabilir mi?"
"Olabilir."
arzu ne kadar ateşli ve ne kadar abartılı olursa, bu dünyanın çerçöpü de o kadar kül olup gider. dünyada aşk daima din ile kesişir
Bize çok doğal gelen cinsiyet kategorileri ve söylemleri yalnızca 19. yüzyıldan beri dolaşımda; homoerotik davranışlar en iyi ihtimalle 11. yüzyıla kadar büyük semavi dinler tarafından kınanmamış, 13. ve 14. yüzyıllara kadar aleyhinde kanunlar çıkarılmamıştı
Erkeklerin kadınları korumayı ihmal etmeleri her birinin (kadının) hayvani tabiatına yenik düşüp kendi gönlünde yatan arzuların peşine takılmasına, yabancılarla temas edip iffet perdesini yırtmasına ve namus duvağını edepsizce lime lime etmesine yol açar. Bu durum onları ayağının dibinde zapt eden hayvani şehvet canavarının serbest kalmasını ve (kadınların) doğru ile yanlışı ayırt etmeyi beceremeyip çiftleşme arzusuyla kendilerini alçaltmalarına neden olur. Zira irfan sahipleri şu fikirde birleşirler ki onları kontrol altında tutmayıp sonra da iffetli olmalarını beklemek aletini bir kadının dişilik organına sokmuş, birleşmenin büyüleyiciliği ile şeker tadında kımıldanmalarda olan adama "boşalma" demeye benzer. Ya da günlerce yakıcı sıcaklarda susuz kalmış adamın bir yudum su bulduğunda içmek yerine ellerini yıkamakla tatmin olmasına benzer. Mesela eşsiz güzellikteki kadınların kehribar misali avret yeri ile hızlı iş gören sap misali (erkek) şehvet organı bir araya gelip biri birine "Aman dikkat, kapılmayasın" der ve diğeri de ona "Aman, arzulamayasın" der ise, bu anlamsız bir konuşma, izandan ve idrakten uzak bir boşboğazlık olur.
Çin diyarında ..... diye bir ot vardır derler. Senenin belli bir zamanında çıkar. Bu otun kokusu kadınların burnuna geldiğinde, hepsi çiftleşmek için kontrol edemedikleri bir arzu duyarlar. O diyardaki her bir kimse bu durumu bildiği, hem de gayet iyi bildiği için, kuşkusuz karısını bir ay boyunca kilit altında tutar ve becerebiliyorsa onunla her gece gündüz mümkün olduğunca sık birlikte olup işi yoluna koyar. Zira eğer onları koruyamazlarsa, bütün kadın milletinin namusunu kirleteceği kesindir. İşte gördüğünüz gibi kadınlarını gayretle korudukları buradan anlaşılır çünkü kadınların dizginleri bırakılırsa, (kadınlar) isteseler de istemeseler de karşılarına çıkan her erkekle yatmayı mecburen arzulayacaklardır.

[Gelibolulu Mustafa Ali, Kava'idi'l-Mecalis, s.364-365 (Hazırlayan: Mehmet Şeker)]
--reklam--
Sevgililer Çağı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Netflix ' in osmanlidaki ismi neydi acaba: Osmanlı mahbubları (sevilen erkek) konusunu doğrudan ele alan ilk kitap 1968 yılında gayet bilgili bir gazeteci olan İsmet Zeki Eyüboğlu tarafından yayımlanmıştı. Kitabın adı 'Divan Şiirinde Sapık Sevgi' konu üzerine yayımlanan ilk kitabın neden aynı zamanda son kitap olduğunu da açıklıyor aslında. Oysa kitaba adını veren uzunca bölüm, Osmanlı divan şiirinin Türk edebiyatının önemli bir parçası sayılmamasını ve okul müfredatlarındaki saygın yerini hak etmemesini gerektiren (ahlaki) sebepler üzerine kısmen bir inceleme kısmen de bir tartışma niteliğindeki çalışmanın sadece bir kesitidir. Yine de göründüğü kadarıyla, kitabın ana düşüncesinin Osmanlı seçkinleri arasındaki 'sapık sevgi' nin ortaya dökülmesi olduğu anlaşılıyor.

Bu durumda 'sapık sevgi' erkeklerin (genç) erkeklerle erotik ilişkilere girmesi anlamına geliyor elbette. Ve elbette, Eyüboğlu bu tür ilişkilerin Osmanlı seçkinleri arasında rağbet gördüğünü, bunların şiirin ayrılmaz bir parçası olduğunu, Osmanlı şiirinin ve şiir dünyasının bu yönünün araştırmacılar tarafından bastırıldığını söylemekte haklıydı. (EmrAH) 
Sevgililer Çağı: Osmanlı Şiirine Batılı anlamda eleştirel bir bakış açısı geliştiren Walter G. Andrews, daha önce de İletişim Yayınlarından çıkan Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı kitabında bizim farklı pencerelerden bakmamızı sağlamıştı.
Temelinde bir güç savaşının olduğu dönemde bunun her anlamda olması gerektiğini fakat bunu gerçekleştirenlerin tarihi, ekonomik, siyasi vs. tutumlarında ise birçok altmetnin olabileceğini, sevgili-aşık-rakip üçlemesinde, sevgilinin cinsiyeti hakkındaki görüşüyle, alışılagelmişin dışında bir görüş sunduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda Osmanlı’daki İslam felsefesi ve rönesansı ile, Avrupa’daki dini tutum ve rönesans fikirlerinin paralellik gösterdiğini, bu açıdan da birbirinden bağımsız olamayacaklarını da tanıklarıyla ele almış durumda.
Bu sahaya ilgi duyanların kesinlikle okuması, hatta üzerine yazılacak eleştiriler sayesinde de bu sahayı genişletmek gerektiği kanaatindeyim. yazar/i9764 kitap/kitap--25036 kitap/kitap--121865 (Serkan Demir) 
Walter G. Andrews, on bir bölümden oluşan bu kitabında Osmanlıda şiir ve aşk konusuna ışık tutarak Batının şiir anlayışı ve Osmanlı şiiri arasında köprü olmuştur. Aşkın cinsiyeti üzerine tozlu bilgileri gün ışığına çıkarmış, bilinmeyenleri kısa hikayelerle ve akıcı bir dille aktarmıştır. Osmanlıda aşk, cinsellik, din, kadın ve daha birçok bilgiyi bulabileceğiniz, meraklısına tavsiye edeceğim bir kitap. (Sibelll) 
--reklam--
Sevgililer Çağı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Walter G. Andrews - Sevgililer Çağı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sevgililer Çağı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Walter G. Andrews Kimdir?
Walter G. Andrews (1939), Washington Üniversitesi (Seattle) Yakın Doğu Dillleri ve Kültürü Bölümü’nde profesördür. Michigan Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı üzerine master (1963) ve Türk Dili ve Edebiyatı üzerine doktora yaptı (1970). Çalışmaları arasında, An Introductuon to Ottoman Poetry (Bibliotheca Islamica, 1976; tükenmiştir),Poetry's Voice, Society's Song (W.Ü. Yayınları, 1984; tükenmiştir) ve Ottoman Lyric Poetry (M. Kalpaklı ve N. Black ile) (Texas Üniversitesi Yayınları, 1997) ile Türk edebiyatı ve kültürü üzerine çok sayıda makale bulunmaktadır.
--reklam--
Walter G. Andrews Kitapları - Eserleri
Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı
Sevgililer Çağı
Walter G. Andrews Kitabı
--reklam--
Walter G. Andrews Alıntıları - Sözleri
... Güzellik her iki dünyada da bulunur, ama mükemmel güzellik ancak ilâhi âlemde görülür. (Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı)
Hakimiyet ve itaat ilişkilerini erotik imgelerle kavramsallaştırmak iki yönlü bir şeydi. Batı Oryantalizmi, Doğu Oksidentalizmi'nde karşılık buluyordu. Örneğin, 16. yüzyıl Osmanlıları Avrupa'yla ilişkilerini en bariz şekilde İstanbul'un semtindeki Avrupa mahallerinden bir "Frenk oğlan" üzerine kurulan cinsel hakimiyetle simgeliyorlardı, bunun gibi pek çok örnek vardı. Eleştirel Avrupalılar Venedik'e Türk'ün fahişesi diye hitap ederken, siyasal ilişkileri de derecede erotik bağlamda tahayyül ediyorlardı. (Sevgililer Çağı)
O dönemde seks diğer egemenlik ve itaat ilişkilerinden ayrı düşünülmediği gibi, cinsel tercihler de bireyin kimliğini ya da özünü herhangi başka bir tercihinden, mesela banyosunu sıcak suyla yapmaktan hoşlanmasından veya bezelye sevmemesinden daha fazla tanımlıyor değildi. (Sevgililer Çağı)
Birey, güçlü duyguların esiriyken nispeten çâresizdir. (Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı)
"Şiirin yansıttığı hayatı yaşa!" (Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı)
Şiir, otobiyografi değildir, dolayısıyla şairin anlattığı yaşantıyı gerçekten yaşayıp yaşamadığı yersiz bir sorudur. Ayrıca, şiirde anlatılan yaşantılar, duygusallığın ağırlığını taşıyan yaşantılardır. (Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı)
arzu ne kadar ateşli ve ne kadar abartılı olursa, bu dünyanın çerçöpü de o kadar kül olup gider. dünyada aşk daima din ile kesişir (Sevgililer Çağı)
Onun için her zaman doğru soruları sormak cevaplardan daha önemlidir. O daima Osmanlı edebiyatı çalışmalarında yaygın olarak kullanılan metotların, transkripsiyon ve metin edisyonu sistemlerinin altında yatan felsefeyi ve ön kabulleri sorgulayıp eleştirel bir süzgeçten geçirmeden bu alanda ilerleme katetmemizin çok zor olduğunu vurgular.

SEVİM KEBELİ - MURAT UMUT İNAN (Walter G. Andrews Kitabı)
Fani dünyanın mutluluğu geçicidir. (Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı)
- " (…) Türklerin bir gün tarihî edebiyatlarını yeniden keşfedeceklerine ve buna katkıda bulunabileceğime inanıyordum.
Bu tuhaftı.
Sırtlarını çevirdikleri muhteşem ve büyüleyici bir tarihin izleriyle çevrelenmiş bütün bir ülke.
Buna inanamadım..." (Walter G. Andrews Kitabı)
"Hayat uçup gidiyor, ölüm mukadder." (Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı)
Gelibolulu Mustafa Ali, Aziz-i Mısri hakkında "kadınlardan hoşlanırdı, ama zaten sadece Allah kusursuzdur" demişti. (Sevgililer Çağı)
Gazali'ye göre (Dafi'ü'l-gumum), kadınların cinsellik seviyesi epey yüksektir; buna rağmen eğer kadın ahlaklıysa bir yandan da ilişkiye karşı koyar. Geleneksel bir olguyu tekrarlayarak belirttiği üzere, Allah cinsel arzuyu dağıtırken on parçaya bölmüş. Bir parçasını Adem'e vermiş, kalan dokuz parçayı Havva'ya bahşetmiş. Çok geçmeden iş çığırından çıkmış, Allah da Havva'yı iffet kamçısıyla kırbaçlamak üzere Cebrail'i göndermiş. O zamandan beri kadınlar seksi hem arzu ederler hem de ondan kaçınırlarmış. (Sevgililer Çağı)
Erkeklerin kadınları korumayı ihmal etmeleri her birinin (kadının) hayvani tabiatına yenik düşüp kendi gönlünde yatan arzuların peşine takılmasına, yabancılarla temas edip iffet perdesini yırtmasına ve namus duvağını edepsizce lime lime etmesine yol açar. Bu durum onları ayağının dibinde zapt eden hayvani şehvet canavarının serbest kalmasını ve (kadınların) doğru ile yanlışı ayırt etmeyi beceremeyip çiftleşme arzusuyla kendilerini alçaltmalarına neden olur. Zira irfan sahipleri şu fikirde birleşirler ki onları kontrol altında tutmayıp sonra da iffetli olmalarını beklemek aletini bir kadının dişilik organına sokmuş, birleşmenin büyüleyiciliği ile şeker tadında kımıldanmalarda olan adama "boşalma" demeye benzer. Ya da günlerce yakıcı sıcaklarda susuz kalmış adamın bir yudum su bulduğunda içmek yerine ellerini yıkamakla tatmin olmasına benzer. Mesela eşsiz güzellikteki kadınların kehribar misali avret yeri ile hızlı iş gören sap misali (erkek) şehvet organı bir araya gelip biri birine "Aman dikkat, kapılmayasın" der ve diğeri de ona "Aman, arzulamayasın" der ise, bu anlamsız bir konuşma, izandan ve idrakten uzak bir boşboğazlık olur.
Çin diyarında ..... diye bir ot vardır derler. Senenin belli bir zamanında çıkar. Bu otun kokusu kadınların burnuna geldiğinde, hepsi çiftleşmek için kontrol edemedikleri bir arzu duyarlar. O diyardaki her bir kimse bu durumu bildiği, hem de gayet iyi bildiği için, kuşkusuz karısını bir ay boyunca kilit altında tutar ve becerebiliyorsa onunla her gece gündüz mümkün olduğunca sık birlikte olup işi yoluna koyar. Zira eğer onları koruyamazlarsa, bütün kadın milletinin namusunu kirleteceği kesindir. İşte gördüğünüz gibi kadınlarını gayretle korudukları buradan anlaşılır çünkü kadınların dizginleri bırakılırsa, (kadınlar) isteseler de istemeseler de karşılarına çıkan her erkekle yatmayı mecburen arzulayacaklardır.

[Gelibolulu Mustafa Ali, Kava'idi'l-Mecalis, s.364-365 (Hazırlayan: Mehmet Şeker)] (Sevgililer Çağı)
Walter halen etkin bir sporcudur. Golf, tenis ve bisiklet sporlarını aksatmaz. İyi bir marangozdur. Evinin garajını bir marangoz atölyesi haline getirmiştir. Burada yaptığı sanatsal ahşap ürünler görülmeye değer. Walter aynı zamanda iyi bir hattattır. Gençlik yıllarında Hamit Aytaç'tan dersler almış, sonrasında kendisini geliştirmiştir.

MEHMET KALPAKLI (Walter G. Andrews Kitabı)
Sarayda baştan çıkarışlar hep yukarıya yönelir. Gücü daha az olan kendinden daha güçlü olanın ilgisini, desteğini ve iltifatını kazanmaya çalışır. (Sevgililer Çağı)
"İnsan aşktan bihaber olacak kadar cahil olabilir mi?"
"Olabilir." (Sevgililer Çağı)
Walter G. Andrews ile çalışmak bana ve eminim ki onunla yolları kesişen herkese sadece akademik hayata değil, gündelik hayata dair de birçok şeyi fark ettirdi: aynı anda birden fazla işle uğraşılıp hepsinde başarılı olunabileceğini, bir şeye karar verildiyse mutlaka harekete geçilmesi gerektiğini, yirmi dört saat çalışmanın ya da uykusuz kalmanın insanı öldürmediğini, bilgisayar başında çalışmaktan kaynaklanan bel ve boyun ağrılarının birkaç gün sonra geçtiğini, "yapamam" kelimesini sözlüğünüzden çıkarmanız gerektiğini, hep aynı yolu izlerseniz aynı yere varılacağını, bazen yolunuzu değiştirmeniz gerektiğini, olmayacak (!) hayallerin ardına düşülebileceğini...

GÜLŞAH TAŞKIN (Walter G. Andrews Kitabı)
Rönesans dönemine ait adabımuaşeret kitapları ve vaazlar kadına "üstünde oturan binicinin en hafif dizginlemesiyle dönen, onun istediği şekilde gidip duran bir at gibi itaatkar olup sükunetle ve hevesle boyun eğinceye" kadar terbiye edilmesi gereken dik başlı bir hayvan gözüyle bakar. Beklenen itaatkarlığı sağlamak için başvurulan -şiddet ve zihinsel eziyet de dahil olmak üzere- yöntemler "aslanları, boğaları ve filleri terbiye etme" yöntemleriyle karşılaştırılır. Aslanlar, boğalar ve filler! İkinci derecede görülmesinin sebebi kısmen güçsüzlüğü olan bir cinsi tarif etmek için ne kadar da büyük, korkunç ve tehlikeli bir hayvanlar topluluğu. (Sevgililer Çağı)
Walter'dan o kadar çok şey öğrendim ki, şimdi hangisinden bahsedeceğimi bilemiyorum. Fildişi kuleleri olmaktan çok uzaklaşan Amerikan üniversitelerinde erken modern Osmanlı edebiyatı gibi bir konunun önemini anlatmanın garip zevkini. Tarih dediğimiz ve bizden çok uzakta görünen o kavramı bugüne bağlama becerisini. Belki de kimsenin fark etmeyeceği bir noktayı, mesela yanlış çevrilmiş bir kelimeyi, kendine yedirememeyi. Yaptığın işe karşı hafif saplantılı bir bağlılık hissetmenin çok acayip olmadığını. Geçmiş ve bugünkü meslektaşların haklarını mutlaka teslim etmeyi. Ve en önemlisi, işine kendini bu kadar adamışken arada sevdiklerine kaçabilmeyi. Yani aslında Walter'dan nasıl hem bilimle uğraşıp hem de insan olacağımı öğrendim.

DİDEM HAVLİOĞLU (Walter G. Andrews Kitabı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/sevgililer-cagi-walter-g-andrews-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)