# Şeytandan Korunmanın Yolu - Abdulhamid Bilali Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Şeytandan Korunmanın Yolu kimin eseri? Şeytandan Korunmanın Yolu kitabının yazarı kimdir? Şeytandan Korunmanın Yolu konusu ve anafikri nedir? Şeytandan Korunmanın Yolu kitabı ne anlatıyor? Şeytandan Korunmanın Yolu kitabının yazarı Abdulhamid Bilali kimdir? İşte Şeytandan Korunmanın Yolu kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/seytandan-korunmanin-yolu-abdulhamid-bilali-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-18T02:49:09+03:00
- Güncelleme: 2022-02-18T02:49:09+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/18/abdulhamid-bilali-kimdir-abdulhamid-bilali-kitaplari-ve-sozleri-155484.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Abdulhamid Bilali 
 Çevirmen: İhsan Cerrah 
 Orijinal Adı: El-Beyan fi Medahili'ş-Şeytan 
 Yayın Evi: Buruc Yayınları 
 İSBN: 9750174308 
 Sayfa Sayısı: 213 

Şeytandan Korunmanın Yolu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Dünyanın tek bir güç tarafından idare edildiği, tağutların hüküm sürdüğü, müslümanların izzet ve hakimiyetlerinin kaybolduğu bir dünyada yaşıyoruz. Uluslararası dünya küfründen kurtulabilmek için müslümanlar çareler araştırıyor, çıkış yolu bulmaya çalışıyorlar. Herkesin suçunu dışarıda aradığı dünya sistemine ve uluslararası siyonist planlarına bağladığı bir ortamda Abdülhamid Bilali olayın bu tarafını inkâr etmeden sebeplerin bundan ibaret olmadığını aslında yenilgimizin temelinin nefsimizde başladığını şeytanın hile ve desiselerine karşı uyanık bulunmamızı, eğer bunu başarabilirsek önce nefsimizi, sonra ailemizi, sonra bulunduğumuz mahalli, sonra ülkeyi daha sonra tüm insanlığı kurtarabileceğimizi Şeytandan Korunma Yolu'nda izah etmeye çalışmaktadır. kitap okunduğunda; şeytan ile tağut, şeytan ile uluslararası şebeke birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğu görülecektir.

Şeytandan Korunmanın Yolu Alıntıları - Sözleri
"... Aklınızı kullanıyor musunuz? "

Yâsin sûresi | 62. ayet
Denilir ki Allah'ı anmayı unutmak ölümdür. Böyle insanların kalp ve bedenleri, kabirden önceki kabirdedir. Şeytan gittiği yolu bile göremeyecek şekilde insanı kör edebilir.
Bu dupsiz kuyuya bu korkunç karanlıklar içine düşenler artık aydınlığı sevmez bir hale geliyorlar. Çünki ne zaman ışığın parlaklığını görseler,gözleri kamaşıyor, elleriyle hemen gözlerini kapıyorlar ve korkunç karanlığın dalgaları arasına kendilerini atıveriyorlar.
Şeytanın günümüz insanına telkin ettiği en büyük şer,
Hakk'ın muhakemesini terkedip tağutlar önünde muhakeme olunmak;
batılla hükmetmek ve beşerin vazettiği kanunlara yapışmaktır.
Yolun sonundaki elemli azap, yolun bitmesine sevinmelerini engelliyor.
İşte batıl yolunun sonu...
Şeytanın nefse nüfuz etmek için başvurduğu yolların en tehlikelilerinden birisi de kötülüklere karşı sessiz kalmayı insana teşvik etmektir.
İmam Şafii bir şiirinde şöyle demiştir:
"Akılsız kimse, bana en kötü şekilde hitap eder, Ben ise ona cevap vermekten tiksinirim.
Ateş yandıkça, öd ağacının hoş kokusunu artırdığı gibi
O akılsızlığını artırır, Ben ise hilmimi."
Denilir ki, Allah'ı anmayı unutmak ölümdür.
İmam İbnu'l-Kayyım der ki:
Âdemoğlu, yeryüzünden yaratılmıştır. Ruhu ise göğün melekûtundandır.
İnsan, bu ikisini bir araya getirir.
Kişi, bedenini aç ve uykusuz bıraktığında ruhunda bir hafiflik ve rahatlama tezahür eder. Böylece yaratılışının aslına ulaşmak hususunda kuvvet bulur, ulvi âleme meyleder.
Kişi, bedenini doyurduğu, uyuttuğu ve sırf onun hizmet ve rahatı için uğraştığı vakit, beden yaratılmış olduğu şeye saplanıp kalır.
Ruh da onunla birlikte yere doğru çekilir. Bu durumda ruh âdeta bir zindana girmiş olur. Şayet ruhun bu zindana alınma kabiliyeti bulunmasaydı, işkence altındakilerin feryat edip yardım istediği gibi, yaratılışının aslı olan ulvî âlemden ayrı kalışının acısıyla mutlaka feryat eder, haykırırdı.
Kiminle savaştığını düşmanının zayıf taraflarını,planlarıni, sahip olduğu silahları ve miktarını,askerinin sayısını ve zaaf noktalarını bilmeyen bir insan düşmanı ile savaşamaz.
Bütün bir ümmet haktan sapıyor.
Hoş kokulu güzel çiçekleri toplamaya koşuyor fakat çiçeklerin altındaki dikenden habersiz...
...Bu karanlik çukurdan -Rabbani hidayet nurlarına yapışmasi için-onu dışarı çıkaracak şey,Allah yöneliş ve tevbedir.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki: "Vefatımdan sonra, erkekler için insanlar arasında en büyük fitne olarak kadınları bıraktım." (150 Müslim)
Kadınlardan erkeklere ulaşan ilk zarar mahrem olan kadınlara bakmaktır. Harama bakmanın en zararlı fitne olmasının sebebi, kalpte kulluğun manasını yok etmesidir. Şeyhülislam İbn Teymiyye bu gerçeği şöyle dile getirir: "Bakmak sevgiyi güçlendirir. Böylelikle, kalbi sevgiliye bağlayan bir alaka meydana gelir. Sonra kuvvetli bir tutku oluşur. Daha sonra vazgeçilmez bir sevgiye dönüşür. Neticede insanı sevgiliye kul köle eden bir aşk meydana gelir. Aşık olan kimse, maşuğunun kölesi haline gelir. Allah'a aşık olan, Allah'ın kölesi olur. Böylelikle belki kardeş ve hizmetçi olmaya bile layık olmayan kimseye kalp kul köle olur. Bu hastalığa ancak Allah'a karşı ihlasları sakat olan kimseler müptela olur."
Gerçek zenginlik mal çokluğu değil kalbin zenginliğidir( Buhari ve Müslim)
Hz Adem'in duası
Araf Suresi 7/23:Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Sen bizi bağışlamaz, bize rahmet etmezsen muhakkak ki hüsrana uğrayanlardan oluruz.

Şeytandan Korunmanın Yolu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap günlük hayatımızda farkında olmadan
 yaptığımız bize hoş gelen şeylerin aslında şeytanın birer oyunu olduğunu çok güzel bir şekilde anlatmış. Allah’ın kabul etmediği ama bizim farkında olmadan yaptığımız bir takım davranışların farkına varmamızı sağlıyor. Unutmayalım en büyük düşmanımız olan şeytan ile baş etmemiz çok zordur çünkü o bizi çok iyi tanıyor ama biz onu tanımıyoruz tam olarak. Bizim de tanımaktan ziyade ondan korunma yollarını aramamız lazım çünkü bizim onunla baş edebilmemiz çok zor. Ondan kaçmamız lazım ona karşı savunma yapmamız lazım. Ve onun şerrinden Allah’a sığınmamız lazım aslında sadece İblisin değil bütün şeytanların hem cin olan hemde insan olan şeytanların şerrinden Allah’a sığınmamız lazım.
Unutmayalım Şeytan kovulmuş manasına gelen bir sıfattır dolayısıyla hem cinler aleminden hemde insanlar aleminden şeytanlar olabilir… (Abdulkadir Öz) 
Şeytandan korunmanın matematiği: İncelememe bence kitabın en önemli bölümleri olan şu iki bölümün (5. ve 6.) başlıklarıyla başlamak istiyorum.

- Şeytanın Nefse Giriş Yolları -

1- Kötülüğü emretmek
2- Unutturmak
3- Vesveseyle arayı bozmak
4- Fakirlikle korkutmak
5- Onlardan korkmayın (düşmanla korkutmak)
6- Sahte temenniler
7- Hevâya hitap edip şaşırtmak
8- Tartışma ilham etmek
9- Allah'ın helal kıldığını haram kılmak
10- Ümitsizliğe düşürmek
11- Sarsmak
12- Ortaklık
13- Aileyi dağıtmak
14- Öfke
15- Mizah tutkusu
16- Fısıldaşma
17- Suizan
18- Dedikodu
19- Ayıp aramak
20- Şeytanın süslü göstermesi
21- Vesvese
22- Fazilet açısından düşük amellerle meşgul olmak
23- En zayıf iman

- Çare -

1- Sığınmak (istiâze)
2- Muavvizeteyn sûreleri
3- Âyetü'l-Kürsî
4- Bakara sûresinin son iki ayeti
5- Gözü haramdan sakındırmak
6- Boş sözden kaçınmak, susmayı tercih etmek
7- Oruç
8- Evlilik
9- Aile bağlarını kuvvetlendirmek
10- Güzel ve tatlı söz
11- Tebessüm
12- Allah yolunda infak etmek
13- Zikir
14- Cihad
15- Cemaate bağlanmak
16- Muhasebe
17- Dünyanın gerçek yüzünü görmek
18- İhlas
19- Riyanın neticelerini görmek
20- Sahih sünnete tabi olmak

Kitap, Hz. Âdem'in yaratılışı ve şeytanın ona secde emrine itaat etmemesiyle başlıyor.
Ve böylece şeytan, hem Allah'a hem de insanlığa savaş açtığını alenen duyurmuş oluyor.
Allah azze ve celle şeytanı en iyi tanıyandır, çünkü onu kendisi yaratmıştır . Ve O, bizi o kadar çok seviyor ki insanoğlunun düşmanı olan iblis hakkında insana yetecek kadar birçok bilgi, ipucu veriyor aslında.

Hep duyarız, insan düşmanını çok iyi tanırsa ancak o zaman ona galip gelmeyi başarabilir. Çünkü her huyunu, stratejilerini bilmeden nereden, nasıl bir şekilde yaklaşacağını bilemez.

İşte bu kitapta yazar, Kur'ân ve hadisler ışığında bizlere şeytanın hırsını, sıfatlarını, işlerini, nefse giriş yollarını, ona itaat edenlerin ahiretteki hallerini ve son olarak da şeytandan korunmanın çarelerini anlatmış ve çok anlaşılır bir şekilde örneklendirmeler yapmış.
Ve ben kitabın sonunda anladım ki şeytandan korunmanın da matematiği var aslında, formülleri var bizi daima doğru sonuca götürecek olan..

Ara ara okunması gereken bir kitap.
Allah yazardan razı olsun.
Allah öğrendiklerimizle amel edebilmeyi nasip etsin.
İstifadeli okumalar.. (Büşra Batmaz) 

Kitabın Yazarı Abdulhamid Bilali Kimdir?
İlk ve orta öğreniminden sonra, 1971 yılında Endüstri Mühendisliği eğitimi gördü. İlmi araştırmalar için gittiği İngiltere'nin Burmas Üniversitesi'nde 1978 yılında Elektrik Mühendisi oldu.

Daha sonra gittiği ABD'nin Dayton Üniversitesi'nde Elektronik Mühendisliği eğitimini tamamlayarak 1990 yılında ülkesine döndü. Ülkesinde yeni yeni gelişen teknik konularda öncülük etti.

Öğrenciliğinden beri davet çalışmalarında aktif rol alan Bilali, çeşitli konferanslar verdi, hutbeler okudu, değişik gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Bir çok radyo ve televizyon programlarına katıldı, programlar düzenledi. Araştırmacı yazar olarak tanındı.

Hasan el Benna'nın açtığı yoldan yürümeye çalıştı, cemaatte aktif görevler aldı. Ülkesinde ıslahı en zor olan alanı seçti ve uyuşturucu bağımlılarını iyileştirme amacıyla "Beşairu'l Hayr" adında bir cemiyetin kuruluşunda bulundu ve aynı cemiyetin başkanı oldu, halen bu görevi yürütmektedir.

Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında aktif olarak rol almaktadır.

İslami mücadelede, kültür, eğitim, ahlak, davet eğitimi gibi alanlarda çokça kitaplar yazdı. Yazdığı kitaplar; Türkçe, İngilizce, Fransızca, Farsça, Urduca, Malayca dillerine tercüme edildi.

Abdulhamid Bilali Kitapları - Eserleri
Arınma Yolu 2
Şeytandan Korunmanın Yolu
İman ve Salih Amel
Arınma Yolu 1
Davet Ahlakı
Fecirle Gelen Hakikatler

Gerçek Hayattan Hikmetli Kıssalar
Örtülü Olmayan Hanımlara
Davetçi Eğitimi ve Ahlakı
Eğitici Dersler
Rasulullah'ın Hayatından Eğitici Dersler
Kötülükten Sakındırma Yolu
Edeb ve Sekinet

Resulullah'ın Hayatından Eğitici Dersler
Arınma Yolu

Abdulhamid Bilali Alıntıları - Sözleri
"Ölümün tufanı geldi, takva gemilerine bin." (Arınma Yolu 2)
Bismillahirrahmanirrahim
Ebu Hureyre (r.a.)’tan rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.) şöyle buyurmaktadır:
“Bir kimse bir mü'minin dünya sıkıntılarından bir sıkıntısını giderirse, Allah da o kimsenin kıyamet gününün sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Bir kimse, darda bulunan bir kimseye kolaylık gösterirse, Allah da o kimsenin dünya ve ahiret darlıklarında kolaylık verir.”
[Müslim, Zikr 38 (2699); Ebu Davud, Edeb 60 (4946)] Kaynak: Bir mü'minin dünya sıkıntısını gideren (Gerçek Hayattan Hikmetli Kıssalar)
İngiltere dışişleri bakanı Kurson, Türkiye Cumhuriyeti ile vuku bulanları anlatmak için İngiltere Avvam kamara’sına geldiğinde bazı İngiliz parlementerler, Kurson’a şiddetle saldırdılar ve Türkiye’nin istiklalini nasıl tanımış olabileceğini garipsediler. Çünkü Türkiye, İslam devletlerini etrafına toplayıp ikinci bir kez batıya hücuma geçebilirdi. Kurson bunlara verdiği cevapta; Türkiye bungünden sonra hiçbir şekilde İslam ittifakı kuramayacak, çünkü biz ellerindeki iki kozu aldık. Bu iki koz da İslam ve Hilafettir. (Eğitici Dersler)
Tabiin ulemasindan birini avamdan biri birgün onu aşağılar.Arkadaşlarindan biri adama karşılık vermek ister, âlim onu engeller ve kıbleye dönerek gözlerini semaya diker ve şöyle dua eder:"Allah'ım! Şu adamın bana musallat olmasına sebep kıldığın günahımı bağışla." (Davetçi Eğitimi ve Ahlakı)
"...Eğer kalpleriniz temizlenseydi, Allah azze ve celle kelamına doyamazdınız..." (Arınma Yolu 2)
Bütün bir ümmet haktan sapıyor.
Hoş kokulu güzel çiçekleri toplamaya koşuyor fakat çiçeklerin altındaki dikenden habersiz... (Şeytandan Korunmanın Yolu)

"Güçlü kimse, çabuk davranan demek değildir. Asıl güçlü, ofkelendigi zaman kendine hâkim olan kimse demektir." (Davetçi Eğitimi ve Ahlakı)
Huzeyfe'nin Ölüme Seslenişi
Rasulullah (sav)in sırdaşı Huzeyfe b. el-Yeman ölüm döşeğindeyken, ölümden sonrasına hazırlananın ölümü seveceği gerçeğine, şöyle temas etmiştir:
"Zorla zorlayabildiğin kadar, şiddetlen şiddetlenebildiğin kadar ey ölüm! Kalbim senden başkasını sevmiyor. Hayat senden sonra rahata erecek. Ey ölüm, fakirlik ve muhtaçlığın ardından gelen bir sevgili gibisin. İçimde hiçbir pişmanlık duymuyorum. Geride bıraktıklarımı bilmiyor muyum? Allah'a şükürler olsun ki ölüm bana, fitneler zuhur etmeden geldi.” (165)
Ölümü sevmesinin sebebi, ahirete yönelik salih ameller işlediğini bilmesi ve dünya lezzetlerinin tamamının ahiret lezzetlerinden birine dahi denk olmadığına inanmasıdır. Bu sebeple ölüme hitaben: "Senden sonra hayat rahata erecek" demiştir. Ölümden hoşlanmasının diğer bir sebebi de, hiç kimsenin ayağının kayıp kaymayacağından emin olmadığı fitnelerin zuhurundan önce ölmesidir. (İman ve Salih Amel)
"İşte bunlar Allah'ın kendilerine nimet verdiği Adem'in soyundan, Nuh ile (gemide) taşıdıklarımızın soyundan, İbrahim ve İsmail soyundan olan peygamberlerdendir. Bizim hak yola ilettiğimiz ve seçtiklerimizdendir. Onlara Rahman'ın âyetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı." (Meryem,58)
...
Ömer b. Hattab (ra) Meryem Sûresi'ni okudu ardından secde etti ve şöyle dedi: İşte secde... Ama nerede ağlayabilmek?" (İman ve Salih Amel)
"Bizi , bir göz açıp kapama anı kadar dahi olsa nefsimizle baş başa bırakma..." (Davetçi Eğitimi ve Ahlakı)
Her insanın övgüyle bahse dilebilecek güzel bir yanı, iyi bir huyu vardır. Fakat içimizdeki sevgi tohumları büyümeden, bunları göremeyiz ve keşfedemeyiz. (Arınma Yolu 1)
“Göz kalbin elçisidir.” (Davet Ahlakı)
İhlâs, kişinin açık ve gizli amellerden aynı olmasıdır.
Riya ise, açık amellerin gizli amellerden daha iyi olmasıdır. (Davetçi Eğitimi ve Ahlakı)

Bu değer ellibin kişiyi geçmeyen bir orduyu İran ve Bizans imparatorluklarına karşı savaşa itmişti. Bu iki imparatorluk bugünkü tabirle, zamanlarının birer süper gücü durumundaydılar. Yine bu değer İslâm'ın Avrupa'ya kadar ulaşmasını sağlamıştı. Eğer iman değerinden uzaklaşmak ve dünyaya yönelmek Olmasaydı İslâm neredeyse bütün Avrupa'yı kaplayacaktı.
İslâm'ın altın çağından günümüze değin tarihi süreci inceleyen bir araştırmacı bütün yenilgilerimizin en büyük sebeblerinden birinin maddi değerlere yönelmemiz olduğunu görecektir. Bu duruma Uhud ve Huneyn gazvelerini ve günümüzde yahudilerle yaptığımız savaşları delil göstermeye sanırım gerek yoktur.
Iman değeri, Filistinli çocukları göğüslerini kurşunlara siper ederek ölüme koşmaya sevk etmiştir. Onlar yahudileri toplarla değil taşlarla korkutabilmektedirler.
İman değeri, Afganlı mücahidlerin dünyanın en büyük ordusu olan, Rus ordusuna ağır hasarlar vermesini ve Afganistan'ın ingilizler'den sonra Ruslar'a mezar olmasını sağlamış, Rusları mücahidlerden aldığı darbeler karşısında geri çekilmeye sevk etmişti.
Bu değer, alimlerimizin geçmişte azgın ve zalim sultanlar karşısında durup Allah'tan başka hiç kimseden korkmadan, bazen herkesin önünde bazen o sultanlarla başbaşa kaldıklarında onlara karşı çıkabilmelerini sağlamıştır.
Bu değer İslâm'ın her nesilden davetçilerine Allah yolunda olduğu sürece kamçıları ve her türlü işkenceyi tatlı göstermiştir. Onlar çağdaş materyalizmin çocuklarının anlayamayacağı bir kararlılıkla ölüme gülümseyebilmişlerdir.
İşte bütün bunlardan dolayı, davetçilerin, çağdaş toplumun bünyesindeki bu iman eksikliğine yönelmeleri, imani değerleri kaybetmesinden dolayı şahsiyetini de kaybeden bu ümmetin şeref ve önderliğine geri dönebilmesi için gayretle çalışmaları gerekmektedir. (İman ve Salih Amel)
Denilir ki, Allah'ı anmayı unutmak ölümdür. (Şeytandan Korunmanın Yolu)
Halkların kendi başlarına gerçekleri anlamaya çalışması , tağutlar için tehlike arz eder ve kendilerini batılların içerisinde nasıl boğduklarını ortaya çıkarır. Çünkü tağutlar ancak halkları batılların içerisinde boğarak yaşamlarını devam ettirirler. (Arınma Yolu 1)
Üsâme b. Zeyd"in işitip naklettiğine göre…, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü bir adam getirilip cehenneme atılır ve bağırsakları dışarı fırlar. O kişi, eşeğin değirmen taşı ile döndüğü gibi bağırsaklarıyla birlikte dönmeye başlar. Derken etrafına cehennemlikler toplanır ve "Ey falan, ne bu hâl? Sen iyiliği emredip, kötülükten alıkoymaz mıydın?" derler. O da, "Evet, ben iyiliği emrederdim, ama onu kendim yapmazdım. Kötülükten alıkoyardım, ama onu kendim yapardım." diye karşılık verir.”

(M7483 Müslim, Zühd, 51) (Arınma Yolu 1)
Dünya denizine bakıp, dalgaların nasıl buluştuğunu görerek zorlu günlerin karşı koyuşuna nasıl sabredileceğini öğrenen ,sıkıntıları büyütmez . Rahatlık karşısında da sevinmez . (İman ve Salih Amel)
Bazen fecir vaktinden biraz önce uyanırsın. Uykun kaçmış bir kere, ne yapsan kâr etmiyor. Bu saatler aslında bir müslümanın hayatında ki en değerli ve en önemli saatlerdir. Çünkü yüce Allah bu vakitler ilk semaya iner ve şöyle seslenir:" Bir şey isteyen yok mu vereyim... Tevbe eden yok mu tevbesini kabul edeyim." (Fecirle Gelen Hakikatler)
Şeytanın günümüz insanına telkin ettiği en büyük şer,
Hakk'ın muhakemesini terkedip tağutlar önünde muhakeme olunmak;
batılla hükmetmek ve beşerin vazettiği kanunlara yapışmaktır. (Şeytandan Korunmanın Yolu)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/seytandan-korunmanin-yolu-abdulhamid-bilali-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)