# Seyyahatname - Aziz Nesin Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Seyyahatname kimin eseri? Seyyahatname kitabının yazarı kimdir? Seyyahatname konusu ve anafikri nedir? Seyyahatname kitabı ne anlatıyor? Seyyahatname kitabının yazarı Aziz Nesin kimdir? İşte Seyyahatname kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/seyyahatname-aziz-nesin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-16T12:00:33+03:00
- Güncelleme: 2022-02-16T12:00:33+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/16/aziz-nesin-kimdir-aziz-nesin-kitaplari-ve-sozleri-153863.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Aziz Nesin 
 Yayın Evi: Nesin Yayınevi 
 İSBN: 9789759038441 
 Sayfa Sayısı: 138 

Seyyahatname Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hızır,

- Dile benden ne dilersin? diye sordu.
- Sağlığını, dedim.
- Hey avanak, benim sağlığımdan sana ne? dedi.
- Öyleyse benim sağlığım, dedim. Hızır,
- Para olmayınca, sağlık ne boka yarar hey akılsız!., dedi.
İşte o zaman az önce söylediğim, "Bir zengin olsam ben..." türküsünü ansıdım. Gelgelelim, saygımdan dilim damağıma dolanarak, Hızır Aleyhisselâma "Bir zengin olsam ben!" diyecek yerde, başımın ateşinden mi, şanssızlıktan, yoksa şaşkınlıktan mı, her nedense,
- Bir gezgin olsam ben! demişim. Hızır bir kahkaha atıp,
- Senin gibi şaşkına Hızır neylesin?.. Zengini, gezgini birbirine karıştırırsın hey kafasız! İstediğin gezgin olmaksa, haydi gez, dolaş! Tann seni gezgin eylesin! dedi. Demesiyle gözden yitip karanlıklarda yok oldu.
(Kitabın İçinden)

Seyyahatname Alıntıları - Sözleri
Eller giderken Ay’a,
Gidemeyiz biz yaya.
İlerlenmez yoldaşım,
Yerinde saya saya!
Budur benim bildiğim, gördüğüm:

Başlayınca sıkı, artınca baskı, sahibini dövemeyen eşeğini, eşeğini dövemeyen semerini, semerini dövemeyen çulunu, çulunu dövemeyen kendi başını, dizini döver.

Anlayana buncası çok bile, yeter !
İstanbul’un havası neden böyle kalleştir?
Bu hava insanına, insan havaya eştir!
Tevfik Fikret , İstanbul’a:
Ey bin kocadan arta kalan bive-i bâkir.
(Bin kocadan boşanmış kızoğlankız dul)
Sağlam olsun bul kendine biyer,
Yücelere yükselmekten sakın!
Hiç düşmemek istiyorsan eğer,
Olsun dâim kıçın yere yakın.
Yahu, anlat oğlum Erkal şu kadına ki, biz tarih boyunca gayetle idareci insanlarızdır. Öyle idareciyizdir ki, olanı, olmayanı herşeyi idare ederiz. Bak örneğin İstanbul'da su yoktur, ama koskocaman sular idaresi vardır. İstanbul'da elektrik varla yok arası bişeydir, ama gayet iyi bir Elektrik İdaresi vardır. Demokrasi diye bişey yoktur, ama mükemmel bir demokratik idare vardır. Olmayan şeyleri nasıl idare ettiğimizi, yabancıların kafası almaz. Anlat bunları Bayan Redmavs'a
Bu yola belediye yedi yıl önce asfalt döşemişti. Asfalt döşedikten bir yıl sonra, yolun altına su borularının döşenmesinin unutulduğu anlaşıldığından, taze asfalt sökülmüş, yollar kazılmış, su boruları döşendikten sonra yeniden asfaltlanmış, gelgelelim bir süre sonra, bu sefer de havagazı borularının döşenmesinin unutulduğu anlaşılmış, asfalt yeniden sökülüp yol kazılarak havagazı boruları döşeyip yol bir daha yapılıp asfaltlanmış ki, bu kez de kanalizasyon borularının döşenmesi için yol yeniden kazınmışsa da, o bölgede hiçbir zaman kanalizasyon olmadığından, kanalizasyon boruları da döşenmemiş ama ileride döşenmesi unutulmuş başka bir şey hatıra gelir denilerek, yol bir daha kapatılmamış, öylece delik deşik, çukur mukur bırakılmıştı.
İstanbul’un bir özelliği ve bir güzelliği de budur işte; şuh kadınlar gibidir, kararsızdır, işvelidir, cilvelidir, çok arsızdır. İstanbul’da bigünde dört mevsimin birden yaşandığı bile olur. İşte bu yüzden İstanbul’un havası kalleştir derler. Bu kalleşlik insanlardan mı havasına geçmiştir, yoksa havasından mı insanlara geçmiştir, orasını bilen yoktur. İstanbullular durmadan değişen kararsız bir hava içinde yaşadıklarından, kendileri de kararsız olmuşlardır.
Bu yola belediye yedi yıl önce asfalt döşemişti. Asfalt döşedikten bir yıl sonra, yolun altına su borularının döşenmesinin unutulduğu anlaşıldığından, taze asfalt sökülmüş , yollar kazılmış, su boruları döşendikten sonra yeniden asfaltlanmış, gelgelelim bisüre sonra, bu kez de havagazı borularının döşenmesinin unutulduğu anlaşılmış, asfalt yeniden sökülüp yol kazılarak havagazı boruları döşenip yol bir daha yapılıp asfaltlanmıştı ki, bu kez de kanalizasyon borularının döşenmesi için yol yeniden kazılmışsa da, o bölgede hiçbir zaman kanalizasyon olmadığından , kanalizasyon borularıda döşenmemiş , ama ilerde döşenmesi unutulmuş başka bişey daha hatıra gelir denilerek, yol bir daha kapatılmamış, öylece delik deşik, çukur mukur bırakılmıştı.
Başlayınca sıkı, artınca baskı, sahibini dövemeyen eşeğini, eşeğini dövemeyen semerini, semerini dövemeyen çulunu, çulunu dövemeyen kendi başını, dizini döver.
“Istanbul’un havası neden böyle kalleştir?
Bu hava insanına, insan havaya eştir!”
Binip füzeye gitmek marifet mi uzaya,
Göreyim ki seni geç Mahmutpaşa’dan yaya!
"Eller giderken Ay'a,
Gidemeyiz biz yaya.
İlerlenmez yoldaşım,
Yerinde saya saya!"
"Binip füzeye gitmek marifet mi uzaya,
Göreyim ki seni geç Mahmutpaşa'dan yaya!"
Güme de güm, güme de güm...

Heeey!

Efendi, ağa, bayan, bay, hanım, hey!

Arkadaş, yoldaş, kardeş, heeeyyy!

Duyduk, duymadık demeyin:

Kafanızın içinde varsa beyin,

Kimselere söylemeyin!

Beyni olana coplar iniyor beynine!

Kimbilir nerelerde bu gece,

Yine sürüyor eğlence,

Beyne yapılan işkence!

Başlıyor sorgu,

Suçlular sanığı getirdiler.

Konuşamıyordu.

Belki de yaşamıyordu.

Onun yerine coplar konuşuyordu.

İlk cop vurdu:

-Adı?

-Demokrasi.

-Görülmemiş böylesi,

Çıkmıyor hiç sesi,

Bu nasıl demokrasi?

-Efendim bu 1973 modeli, yerli malı, made in Törkey demokrasi olup canı çıkar, ama çıkmaz sesi.

-Güzel, çıkmıyor sesi.

Peki, ya kokusu?

Nedir bu koku, nedir bu koku?

Sardı Dünyayı,

Kim yedi bu boku?

Budur benim bildiğim, gördüğüm;

Başlayınca sıkı, artınca baskı, sahibini dövemeyen eşeğini, eşeğini dövemeyen semerini, semerini dövemeyen çulunu,çulunu dövemeyen kendi başını,dizini döver.

  

Seyyahatname İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ah Aziz Nesin!
Nasıl güzel yazmış hep. Çok değil okuduğum üçüncü kitabı henüz ama okurken hep güldürür, güldürürken düşündürür Aziz Nesin.
Bu kez baştan sona bir hikaye okudum. Abbas Efendi, Selim Hoca, Tercüman :) Erkal, Mistır Beykır’ı arayan Misis Redmavs..
Bayan Redmavs, Amerika’ya kapağı atan mahalleli Tuncer’in (kitapta bu şekilde mizahi bir dille anlatılıyor), İstanbul’un güzelliklerini göstersinler diye gönderdikleri bir kadın. E haliyle mahalleye Amerikalı bir kadın gelince başta Bekir’in karısı kıskançlık yapsa da, lafta çok bilen gurubu olarak dört adam çıkarlar kadına rehberlik edip İstanbul’u gezdirmeye.
İşte şimdi bakın şamataya :)
Neler gelmedi ki kadının başına. Aman ülkemizi yanlış tanıtmayalım derdine, camdan dökülen bulaşık suyundan, haftada bir gün su verilen mahalle çeşmesinin önünde kafası yarılan kadına kadar her birine ustaca yalanlar uydurup Bayan Redmavs’ı ülkemize hayran bırakan Erkal’ın çabası hepsinden daha komikti. Komikti komikliğine de aynı zamanda da ironikti.
İlla Amerikalı olmasına gerek yok aman rezil olmayalım diye ne yalanlar söyleniyor ayaküstü değil mi?

Kitabım Tekin Yayınevi 1976 basımı ve tahmin edersiniz ki mis gibi kokuyor:)
Kitabı okumadıysanız mutlaka okuyun derim.
Öyle içten ki içinde kendimizi, toplumumuzu bulacaksınız ve hiç sıkılmadan okuyacaksınız.
.
Keyifli okumalar.. (Emine Kaplan Özcan) 
MİLLET GİDER AYA: Aziz Nesin Türk Gülmece edebiyatımızı doruklara çıkartan yazarlarımızdan , bu eserindede bizlere yansıttığı mizahı ile toplumsal sorunlara değinen ve bu sorunlara değiniş biçiminide ‘sahibine laf söyleyemeyen adam , eşeğini döver.’ diyerek açıklayan , bu tarzınıda kitap içerisinde fazlasıyla belirten bir yapıya sahiptir.
Hikayenin ana konusunu bir Amerikalı turistin Türkiyeye gezi amaçlı gelmesi ve ona gönüllü rehberlik eden bir kaç vatandaşın İstanbul şehrinde yaşadığı çeşitli zorluklara değinmektedir. (BERKAY MERT ÖZYURT) 
Aziz Nesin denince akla ne gelirse iyi veya kötü hepsi kulaktan dolma bilgilerdi benim için bu yüzden yazarı kendim tanımak, fikir edinmek için aldığım iki kitabından biriydi seyahatname. Okumaya ilk başladığımda milli duygularım bayaa kabarmış olcak ki, ya dedim duyduğum kötü tanımlar doğruymuş resmen ülkemizi kötülüyor bu kitapta. Daha sonra düşünmeme neden oldu Türkiye her zaman iyi politikalar gütmedi ki her yaptığı doğru değildi üstelik ben bile bazı şeyleri eleştirirken o kadar zorlukların yaşandığı dönemde Aziz Nesin eleştirince neden kötü oluyor? En sonunda okudukça Hak verdiğim tarafları olduğu gibi, burda sanki hicvetmeyi biraz fazla kaçırmış dediğim yerler de olmadı değil. Biraz Nasreddin hoca misali güldürürken düşündüren biraz da Nefi gibi keskin eleştiriler barındıran cümleleri okumak hayli keyifliydi. o şöyle demiş bu böyle demişleri kenara bırakıp benimsemek lazım Necip Fazıl ne kadar bizimse Aziz Nesin de o kadar bizim herkes kendi fikrinde olduğu gibi diğerinin fikrine saygı duymayı da bilmeli bilmiyorsa da öğrensin bi zahmet.
Hasılı Aziz nesini artık kendi fikirlerimde yer edecek kadar tanıdım. Tanımayanlara da tavsiye ederim tanımak için okumak gerek okuyun.. (Aksâ) 

Kitabın Yazarı Aziz Nesin Kimdir?
20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesinde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulundan mezun oldu. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesinde çalıştı. Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1954ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahirle birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Taninde köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve "Ustura" isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü. 1962de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı. 1972de Çatalcada kimsesiz çocukların eğitimini gerçekleştirmeyi amaçlayan Nesin Vakfını kurdu. Kitaplarının tüm gelirini bu vakfa bağışladı. 1976-1980 arasında her dalda edebiyat ödülleri veren Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığını çıkardı. 1979da seçildiği Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanlığı görevini yıllarca sürdürdü. Sadece Türk edebiyatının değil dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yer alan Aziz Nesin, düşünceleri ve yazıları nedeniyle siyasi iktidarlardan sürekli baskı gördü, tutuklandı, yargılandı, sürgün edildi, cezaevlerinde kaldı. 6 Temmuz 1995 tarihinde yaşamını yitirdi. Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtır. Anlatımında halk edebiyatının ana öğelerinden yararlanır. Yer yer masal temasıyla ve mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirir. Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştiren, genç mizah yazarlarının doğmasına yolaçan yazardır.

Aziz Nesin Kitapları - Eserleri
Zübük
Şimdiki Çocuklar Harika
Ölmüş Eşek
Nazik Alet
Gözüne Gözlük
Biz Adam Olmayız

Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yol
Yokuşun Başı
Yokuş Yukarı
Sizin Memlekette Eşek Yok mu
Tatlı Betüş
İt Kuyruğu

Koltuk
Toros Canavarı
Pırtlatan Bal
Geriye Kalan
Memleketin Birinde
Havadan Sudan
Gıdıgıdı

Aferin
Surname
Merhaba
Az Gittik Uz Gittik
Ben de Çocuktum
Yüz Liraya Bir Deli
Yedek Parça

Aşkım Dinimdir
Sivas Acısı
Fil Hamdi
Zübüklüğün Sonu Yok
Adamı Zorla Deli Ederler
Anıtı Dikilen Sinek
Kördöğüşü

Bir Sürgünün Anıları
İstanbul'un Halleri
Yurt Gezileri
İhtilali Nasıl Yaptık
Hayvan Deyip de Geçme
Deliler Boşandı
Şehirden İndim Köye

Memurlar Memurlar
Gerçeğin Masalı
Bay Düdük
Hoptirinam
Gol Kralı
Bu Yurdu Bize Verenler
Mahmut ile Nigar

Ah Biz Ödlek Aydınlar
İnsanlar Uyanıyor
Tek Yol
Leyla ile Mecnun
Gözünüz Aydın Efendim
Bir Tutam Aydınlık
Nutuk Makinesi

Hangi Parti Kazanacak
Ah Biz Eşekler
Yeşil Renkli Namus Gazı
İnsanlar Konuşa Konuşa
Büyük Grev
Benim Delilerim
Nah Kalkınırız

Poliste
Damda Deli Var
Şimdi Avrupa
Sosyalizm Geliyor Savulun
Rüyalarım Ziyan Olmasın
Kalpazanlık Bile Yapılamıyor
Okuma Güncesi

En Masumlar İçerde
Rıfat Bey Neden Kaşınıyor
Mahallenin Kısmeti
Yetmiş Yaşım Merhaba
Bütün Oyunları - 1
Bütün Oyunları 2
Halimiz Hal Değil

Borçlu Olduklarımız
Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları
Aziz Nesin'den Sıra Dışı
% Kaç Aptalız
Yazarlık, Edebiyat ve Dil Üstüne
Aşk Şiirleri
Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim

Çuvala Doldurulmuş Kediler
Kalem Yapın Beni Kalem!...
Eğitim Üstüne
Batı'ya Giden Yoldayız
Bir Koltuk Nasıl Devrilir
Vatan Sağolsun
Seyyahatname

Türkiye Şarkısı Nazım
Okuduğum Kitaplar
Korkudan Korkmak
Salkım Salkım Asılacak Adamlar
Üçü Birden
Bütün Şiirleri 1
Kazan Töreni

Bütün Şiirleri 2
Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak
Hayvanlar Takımı
Maçinli Kız İçin Ev
Sondan Başa
Sora Sora Cennet Bulunur
Uyusana Tosunum

Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler
Hazret-i Dangalak
Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala
Mum Hala 1
Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı
Sanat Yazıları
Gülmekten Öldüren Öyküler-1

Gülmekten Öldüren Öyküler 2
Alamanya Alamanya Bizden Aptal Bulaman Ya
Mum Hala 2
Soruşturmada
Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez
Herkesin İşi Gücü Var
Suçlanan ve Aklanan Yazılar

Arkadaşım Badem Ağacı
Bir Dokun Bin Dinle
Cumhuriyet Dönemi Türk Mizahı
Unutulmayan Rüyalar
Bekârlık Sultanlıktır
Irak ve Mısır
Taşlamalar

Çocuklara En Güzel Masallar
Aziz Dede'den Masallar
Nasrettin Hoca Gülütler
Okullar İçin Kısa Oyunlar
Sporcu Milletiz Vesselam
Bursaname - Aziz Nesin'in Bursası
Laiklik, Dincilik ve Atatürkçülük

Bayan Aynur ile Bay Buyur
Bilmem Ne Adası
Bir Vicdan Davası
Onursal Doktor Olamamanın Büyük Onuru
Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de Kürtler
Aşk Öyküleri
Aydınlar Üstüne

Büyüklere Masallar 1
Büyüklere Masallar 2
Türkiye Toplumu ve Demokrasi
Bütün Oyunları - 3
Bütün Oyunları 4
Aziz Nesin - Klaus Liebe Harkort Mektuplaşmaları
Aziz Nesin - Saliha Scheinhardt Mektuplaşmaları

Aziz Nesin - Tahsin Saraç Mektuplaşmaları
Tut Elimden Rovni
Erkek Sabahat
Çiçu
Hadi Öldürsene Canikom
Dört Kitap Tek Ciltte
Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 1

Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 2
Azizname
Saçkıran
Gübre Kralı
Şiirin Tam Zamanıdır
Biraz Gelir misiniz?
Bir Aşk Var Bir De Ölüm

Hoşça Kalın
Bişey Yap Met
Qum Qalalar
Hekayələr
Azîz Nesin - Meral Çelen Mektuplaşmaları
Gülmece Öyküleri 9
Bizim Memleket

Gülmece Öyküleri 5
Gülmece Öyküleri 2
Memleketin Birinde - Hoptirinam
Deniz Aslanı
Baba Mirası
Berber Nonoş
Gülmece Öyküleri 3

Üç Kitap Birarada
Nutuk Makinası, Az Gittik Uz Gittik
Gülmece Öyküleri 8
Aziz Nesin Bütün Kitapları
Kendini Yakalamak
Boyalı Tilki Masalı
İstanbul'dan Ne Haber

Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 2
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 1
Seçilmiş Satırlar
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 3
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 4
Sosyalizm Geliyor Savulun

Aziz Nesin Alıntıları - Sözleri
İslamlıktan sonra da .. şimdi de kız çocukları pek makbul sayılmıyor, başlık parasını saymazsan. Müslümanlarca … (Bay Düdük)
Sen insanların zahirine değil zamirine bak. (Toros Canavarı)
Yoksular yaşamları boyunca yalnız bir kez kolaylık görürler, o da öldükten sonra; cenazeleri hemen kalkar, çabucak. (Ben de Çocuktum)
Muayeneye giren çocuğu, içi kül dolu bir kaba yellendirirlermiş. Yel ne denli çok kül kaldırırsa o denli iyi, o denli yiğitlik sayılıyor. Yel hiç kül kaldırmazsa, çok kötü..." Mangalda kül bırakmaz" sözü, sonradan bir alay sözü olarak kullanılmış olsa bile, kabadayılığı, yiğitliği anlatmak için söylenir. (Yokuşun Başı)
Sen artık bu kitapta: noktaları , virgülleri , satırları taşımıyorsun..
Sen artık bu kitapta : koşmuyor , bağırmıyor , alnını kaşımıyorsun..
 Sen artık bu kitapta yaşamıyorsun. (Aşk Şiirleri)
Ayağını sıcak tut, başını serin,
Kendine bir iş bul, düşünme derin. (Nasrettin Hoca Gülütler)

Önce bir sayımdöküm yapmalıyım
Neleri götüreceğim
Geri dönüp alamam
Kendimden hiç bırakmamalıyım geride
Gölgemi de gölgesizliğimi de
Söyleyemediklerim yazamadıklarım Verilemeyen yanıtlarım
Benimle olmalı üzünçlerim acılarım
Utançlarım gözyaşlarım
Söyletilmeyen şarkılarım
Hiç bir kötülüğüm kalmamalı arkamda Aldatmaları sevdiğim kadınların
Kurnazlıkları çıkarcıkları küçük küçük
Zaman zaman kurnazlıklarım
Düşlerimi hiç mi hiç bırakamam
En değerli varlıklarım
Hele sonsuz tasalarım ki yaşama sığmayan
Ve hiç sönmeyen harlı tutkularım
Ne kalır benden geriye
Hiç
O hiçi de kendimle almalıyım (Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak)
Aslında Sayın Başkan Hoobert iyi insandı. Sayın Başkan
iyiydi ama, ne yazık ki çevresindekiler kötüydü. Nedense bu iyi
başkanların çevresini de hep kötü kişiler alıyordu. (Kalpazanlık Bile Yapılamıyor)
Yabancı bir kentte insanın yalnızlığı daha bir katmerleniyor. (Sizin Memlekette Eşek Yok mu)
"Zenginlik sermaye birikimidir; uygarlık kültür birikimidir.Bizde böyle birikimler olmadığı için de , toplumumuz tutarsızdır.
 Ulusal zenginliğin , uygarlığın birikim demek olduğu bizde , daha 19. yüzyıl sonunda anlaşılmıştır.Ama bu bir TERS anlamadır.Bizde bu birikim , devlet gücüyle zengin yetiştirmek diye anlaşılmıştır.TERS işleyen mantık şudur: 'Yurdun kalkınması için zenginlik gerekir. Bizde kendiliğinden zengin yetişmediğine göre , devlet yardımıyla zengin yetiştirmeli , sermaye birikimi saglanmalıdır.'
 ...Devlet zengin yetiştirmeye kalkarsa kimleri seçer? Elbet kendisini devlet yapanları, kendinden olanları... " (Suçlanan ve Aklanan Yazılar)
Bakınız, neden olmaz, izah edeyim. Affedersiniz, ismiâliniz Beyfendi?
Ulvi Bey... Müşerref olduk efendim. Benim adım
Şâzi. Çok memnun oldum. Evet... ne diyorduk?
Ol­maz.. Katiyen olmaz. Çünkü efendim, herşeyden
önce bir maarif plânımız yok. Bendiniz uzun yıllar
maarifte hizmet ettiğimden bu işleri gayet iyi bili­rim. Plânsız, programsız hiçbir iş olmaz efendim.
Affedersiniz Beyfendi, ismiâlinizi öğrenebilir miyim?
Ulvi Bey... Çok güzel, memnun oldum. Benim
adım da Şâzi... Çünkü efendim bizde herşeyden ön­
ce bir tedrisat sistemi yok. Onun içindir ki, biri… (Kördöğüşü)
Bu pis burjuvaların Allah bin türlü belalarını versin!.. (Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala)
"Sarılmak neden güzeldir bilir misin? Çünkü sağ tarafta kalp yoktur, ve orası hep boştur.
Sarılınca, sağ yanını onun kalbi doldurur..."

| (Ah Biz Eşekler)

Amerikada otuzaltı gazeteye birden yazan bir başyazar,
— Sizde, dedi, bir başyazar, kaç gazeteye yazar?
— Bizde, dedim, her gazetenin ayrı bir başyazarı vardır, ama, hepsi de aynı şeyleri yazar!..
— Ayrı ayrı insanlar nasıl aynı şeyi yazarlar?
— Bizde ayrı gayrı yoktur. Birlik, beraberlik falan... İşte öyle...
— Sizde demokrasi var mı?
— Az bişey vardı, ama son zamanlarda yedek parçası kalmadığından kullanamıyoruz? (Yedek Parça)
İnsan, sevebilir miyim diye düşünüyorsa sevemeyecek demektir. İyi ki sevide düşünce yok;yoksa kimse kimseyi sevmezdi. (Aşkım Dinimdir)
Gece yatakta bir elimi attığım zaman, elimin tuttuğu yalnızlık... Korkudan öbür elimi atıyorum, kendimi tutuyorum, soğuk, ıslak, titreşik... (Çiçu)
"Ben ölmüşüm baba,
neden bana hiç demediniz?" (Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz)
“İster altından olsun, ister demirden, kafes kafestir!” (Memleketin Birinde)
Sizin sevdiğiniz her şeyi ben de severim. (Gol Kralı)
İnsanın kendini olduğundan başka göstermek için harcadığı çabalar onu gülünç yapar. Hele bu para konusunda ise gülünçlüğün derecesi daha da artar. (Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/seyyahatname-aziz-nesin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)