# Şifre - Jorge Luis Borges Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Şifre kimin eseri? Şifre kitabının yazarı kimdir? Şifre konusu ve anafikri nedir? Şifre kitabı ne anlatıyor? Şifre PDF indirme linki var mı?  Şifre kitabının yazarı Jorge Luis Borges kimdir? İşte Şifre kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/sifre-jorge-luis-borges-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-27T00:00:15+03:00
- Güncelleme: 2022-05-27T00:00:15+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/27/jorge-luis-borges-kimdir-jorge-luis-borges-kitaplari-ve-sozleri-231970.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Jorge Luis Borges 
 Çevirmen: Yıldız E. Canpolat 
 Orijinal Adı: La cifra 
 Yayın Evi: İletişim Yayınevi 
 İSBN: 9789750512377 
 Sayfa Sayısı: 104 
--reklam--
Şifre Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Borges, Şifre’de bir araya getirdiği felsefi ve fantastik şiirler aracılığıyla, okura büyülü dünyasının anahtarını sunuyor.

Borges’in 1978 ila 1981 yılları arasında yazdığı şiirleri bir araya getiren Şifre, yazarın hayatı ve evreni anlamlandırma çabasına ışık tutuyor. Buenos Aires sokakları, aşklar, gizemli diyarlar, aynada değişen insan yüzleri, uzak kökler, yoğun ıstıraplar, şiddetli ölümlerin hatırası... Her biri kitap boyunca bir görünür, bir görünmez oluyor. Bu entelektüel şiirler bünyelerindeki gizemi perde perde açıyor ve okura herkesin ve her şeyin birbirine dönüştüğü büyük oyunun, yani evrenin şifresini veriyor.

“Borges, günümüz okurlarına; sevdiklerimizin sesleri ve sözlerinin, rüyalardan ve başka âlemlerden daha büyülü ve gizemli olduğunu söyler: Güzellik; dünyevi bir aydınlanma, mutluluk, idrak ve farkındalıktır. Borges büyülü dünyamızın klasik sesidir.”
JULIO ORTEGA
--reklam--
Şifre Alıntıları - Sözleri
... Aldatıyorlar beni, yalan olmalıyım.
Yakıyorlar beni, cehennem olmalıyım.
Övmeliyim ve de minnet duymalıyım zamanın her anına.
Her şey benim besinim...
Uykusuzluk nedir?
... düşlere dalmak istemektir ve düşlere dalamamaktır, var olmak ve de var olmayı sürdürmek korkusudur, kuşkulu gün ağarmasıdır.
Devinimsiz bir aynanın yorgunuyum ben!..
Ve (görevimdir) kendimi kurtarmak.
Düşsel göçmen güvercin son sevileri
yakansın; ruhusun ışığın, müziğin ve
çiçeklerin, düşsel göçmen güvercin.
Her şey ilk kez oluyor, ama sonsuz bir biçimde.
Sözcüklerimi okuyan, keşfetmekte onları.
Başım dönüyor biraz.
Alışmadım sonsuzluğa.
Belki ölümün öteki yakasından öğreneceğim
bir sözcük mü yoksa birisi mi olduğumu.
Bir başka kentte doğdum, yine adı Buenos Aires olan. Anımsıyorum demirlerin gürültüsünü içkapıdaki. Anımsıyorum yaseminleri ve sarnici, özlediğim şeyleri. Anımsıyorum kırmızılaşan pembe simgeyi. Anımsıyorum güneşli yeri, öğle uykusunu. Anımsıyorum çölde kullanılmış iki çapraz kılıcı. Anımsıyorum gaz fenerlerini ve sopalı adamı. Anımsıyorum cömert zamanı, habersiz gelen insanları. Anımsıyorum kılıçlı bastonu. Anımsıyorum gördüğümü ve bana anlattıklarını annemle babamın. Makedonyalı'yı, Önce tatlıcısının bir Anımsıyorum köşesinde. Anımsıyorum topraktan yük arabalarını Once'un tozları içinde...
Pitagor ortaya koyuyor Yunanlılarına
zaman biçiminin, çemberin biçimi olduğunu.
Cennetten önceki hangi Adem'in
hangi açıklanamaz tanrısal gücün
kırık bir aynasıyız biz insanlar?"
Çarmıha geriyorlar beni, haç ve çivi olmalıyım.
Kadeh uzatıyorlar bana, baldıran olmalıyım.
Aldatıyorlar beni, yalan olmalıyım.
Yakıyorlar beni, cehennem olmalıyım.
Cennetten önceki handi Adem'in
hangi açıklanamaz tanrısal gücün
kırık bir aynasıyız biz insanlar?
Elindeki zamandır, bitmeyen
Zaman. Yapayalnız kalmış her ansın sen.
--reklam--
Şifre İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ah, en çok şiir okurken eserleri kendi ana dilleriyle okuyamamanın eksikliğini çekiyorum. (Bu defa İspanyolca:) Çünkü doğrudan sözlerdeki ince edebi nüansları anlayamamak anlatımın derinine inmemi zorlaştırıyor.

Deneme, öykü gibi farklı türlerde yazsa da kendini her zaman bir şair olarak nitelendiren Borges’in kavramsal açıdan zengin dizelerini okurken çevirisi ne kadar iyi olsa da eksiklik hissederek okudum biraz, yine de büyülü sözcük birleşimlerinin akışına bıraktım kendimi. Özellikle Üçüncü Adam şiirini çok beğendim.

Şunu söylemeliyim ki ancak Borges’i tanırsak eserlerindeki göndermeleri anlamlandırabiliriz. Bu yüzden tadını almak için güzel bir araştırma yaparak okumanızı tavsiye ederim.

Sağlıklı günler,
artideabooks (artideabooks) 
Kütüphanede aylak aylak gezerken ilgimi çekti ve hemen alıp okudum açıkçası bu yazarı ilk kez okumama rağmen oldukça keyif aldığım bir kitap oldu. Tavsiye ederim. (Merve Akpınar) 
Ne kadar iyi bir çeviri de olsa çeviri şiir düz yazı gibi olmuyor bence. Eksikmiş gibi geliyor hep o eksiklikte şairinin katmaya çalıştığı kendi diline has duygular olsa gerek. Hem bu sebepten hem de kitaptaki şiirlerin gerçek anlamda bana göre çok derin şiirler olmasından pek tat alamadım. (Burak Akgün) 
--reklam--
Şifre PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jorge Luis Borges - Şifre kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şifre PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jorge Luis Borges Kimdir?
Jorge Francisco Isidoro Luis Borges Acevedo veya bilinen adıyla Jorge Luis Borges (d. 24 Ağustos 1899 - ö. 14 Haziran 1986), Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen. Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerindendir ve gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemeleri ile ünlüdür.

Borges, 24 Ağustos 1899 tarihinde Buenos Aires'te doğdu. Babasının annesi İngiliz olduğu ve evde iki lisan birden konuşulduğu için daha çocukken her iki lisanı da çok güzel konuşabiliyordu. Oğluna satranç tahtasında Zeno'nun paradoksunu öğreten Jorge Guillermo Borges avukat ve psikoloji öğretmeniydi. Evlerinde Borges'in muhayyilesini sürekli olarak işgal edecek bir bahçe ve kütüphane vardı.

Babasının görme yetisinin azalması üzerine, aile tedavi için I. Dünya Savaşı'ndan önce (1914) Cenevre'ye taşındı. Burada kaldıkları süre boyunca Borges Calvin Koleji'ne devam ederek, Lâtince, Fransızca ve Almanca öğrendi. Sembolizm akımının örneklerinden Verlaine, Rimbaud ve Mallarmé'in eserleriyle bu sırada tanıştı. Schopenhauer'a olan sevgisi ve Walt Whitman'ı keşfetmesi de Cenevre'deyken başladı.

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ailesiyle birlikte İspanya'ya taşındı. Borges artık yazar olmaya karar vermişti, babasına 1870'lerde geçen bir roman yazmaya yardım ediyordu. Birkaç edebi gruba girme çalışmasından sonra, kendine akıl hocası buldu: Endülüslü şair Rafael Cansinos-Asséns. Onun etkisiyle kendisini "ultraistler" grubundan saymaya başladı ama kısa zamanda aidiyet hissinden sıkılarak kimseye bağlı olmadan birşeyler yapmaya çalıştı. Denemelerle ve şiirle pasifizm, anarşi, Rus devrimi gibi bâzı şeyleri övdüğü, genel düşüncelerini dile getirdiği iki kitap yazdı. Ama sonra yazdıklarından utanarak, her iki kitabı da İspanya'dan ayrılmadan önce imha etti.

1921'de ailesiyle Buenos Aires'e geri dönmesinden sonra, babasının arkadaşı Macedonio Fernandéz'in düşüncelerinden etkilenmesi, düşüncenin yeni yollarına yönelmesine neden oldu. Fernandez'in düşünceleri Schopenhauer, Berkeley ve Hume'ün bir yansıması idi. Edebi stili ekzantrik ve düşünce tarzı karmaşıktı. Borges'e en büyük etkisi her şeye kuşkuculukla bakmasını sağlamasıdır.

1923'te ilk kitabı olan Buenos Aires Tutkusu (Ferver de Buenos Aires)'i çıkardı. 1924-1933 arası Borges için oldukça heyecan verici bir zamandı. Bu dönemde pek çok yazısı ve şiiri basıldı. Luna de Enfrente 1925'te, San Martin Defteri (Cuaderno San Martin) 1929'da basıldı. 1933-1934 yıllarında Critica'da Alçaklığın Evrensel Tarihi (Historia universal de la infamia) yayımlandı. Bu öykü dizisi, önceden basılmış bâzı hikâyelerden alınan karakterler ve fikirler üzerine yeniden hikâye yazmakla oluşmuştu. Gerçeği ve hikâyeyi harmanladığı bu hikâyeler gerçeküstü bir otantizm taşıyorlardı. Daha sonraları bu tarz "büyülü gerçekçilik"in ilk örneklerinden sayılacaktı. Ama onun asıl kariyeri 1935'te yazdığı "Borges stili"nin ilk örneği denilen, hayâli bir romanı eleştirdiği Al-Motasim'e Bir Bakış isimli öyküsüdür. 1936'da denemelerini topladığı "Sonsuzluğun Tarihi Historia de la Eternidad" basıldı. Bu sırada maddi sıkıntılar çekiyordu, bu nedenle 1937'de Belediye Kütüphânesi'nde çalışmaya başladı. Kütüphânedeki işi hafif olan yazar, iş günlerinin kalanını klâsikleri okuyarak ve modern edebiyatın uluslar arası örneklerini İspanyolca'ya çevirerek geçirmiştir. Virginia Woolf'un ve William Faulkner'ın kitapları İspanyolcaya ilk kez bu dönemde Borges tarafından kazandırılmıştır. Yaratıcılığını kaybetmekten korkan Borges, eşşiz bir eser yazmak istedi ve Pierre Menard, Don Quixote'un Yazarı'nı kaleme aldı. Ardından da Tlön, Uqbar, Orbis Tertius geldi. Her iki hikâye Victoria Ocampo'nun Sur edebiyat dergisinde yayınlandı. Bunların başarısının verdiği motivasyonla Babil Kütüphanesi'nin çalışmalarına başladı. 1941'de bu öykülerin toplandığı Yolları Çatallanan Bahçe basıldı. Aynı hikâyeler toparlanarak Artifices'e eklendi ve ve 1944'de Ficciones adıyla yeniden basıldı. 1942'de "Bustos Domecq" takma adı altında Adolfo Bioy Casares ile birlikte polisiye hikâyeler dizisi olan Don İsidro İçin Altı Problem'i yazdılar. Felsefe, gerçekler, fantazi ve gizemleri harmanladığı bu yeni öykülerin yanında, El Hogar'da anti-semitizmi, faşizmi ve nazizmi eşeltiren politik makaleler de yazıyordu. Bu makalelerle oldukça tanındı. 1946'da Juan Peron'un iktidara gelişiyle, kütüphânedeki işinden atıldı. Bu işten atılma onun için bir tür kurtuluş olmuştu, çünkü hem Arjantin'den Uruguay'a kadar pek çok yeri gezip, Budizm'den Blake'e kadar pek çok konuda seminerler veriyor, hem de iyi para kazanıyordu. Ama ailesi Peron'un baskıcı rejiminde zor günler geçirdi, annesi ve kız kardeşi hapse girdi. 1949'da ikinci önemli kısa hikâyeler kitabı Alef (El Alef)basıldı.

1955'de Peron devrilince Borges hayâlindeki meslek olan Arjantin Ulusal Kütüphânesi Müdürlüğü'ne getirildi. Ailesinden gelen hastalık nedeniyle görme bozukluğu çeken Borges bu dönemde görme yetisini tamamen kaybetti. "Bana aynı anda hem 800,000 kitabı hem de karanlığı veren Tanrı'nın muhteşem ironisi" diyerek bu gerçeği kabullenmiştir. (Umberto Eco unutulmaz romanı Gülün Adı'nda yer alan ana karakterlerden kör kütüphaneciyi Borges'ten esinlenerek oluşturmuştur.) 1956'da Buenos Aires Üniversitesi'nde İngiliz ve Amerikan edebiyatı profesörlüğüne atandı ve 12 yıl bu görevi yürüttü. 1961'de Samuel Beckett'le birlikte Uluslararası Yayımcılar Ödülü'nü (Formentor Ödülü) kazandı. Bu ödül ona gecikmiş bir uluslararası ün kazandırdı. Gözlerinin görmeyişini şiire yönelerek telâfi etmeye çalıştı. 1970'li yıllarda ABD'de çeşitli üniversitelerde dersler verdi. 1973'te Peron geri dönünce, görevinden istifa etti. Ders vererek ve yolculuk yaparak geçirdiği zamanın meyvesi 1975'te basılan toplama hikâyelerin olduğu Kum Kitabı (El libro de arena) oldu. Dünya gezilerinin sonucu ona eşlik eden Maria Kodama'nın resimlerini çektiği yazılarını ise kendi yazdığı Atlas(1984)'la sonuçlandı.

Zannedilenin aksine, Nobel ödülünü alamadan 87 yaşında, 14 Haziran 1986'da Cenevre'de karaciğer kanserinden hayatını kaybetti.
--reklam--
Jorge Luis Borges Kitapları - Eserleri
Kum Kitabı
Alçaklığın Evrensel Tarihi
Sonsuz Gül
Alef
Ficciones
25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler
Ölüm ve Pusula
Brodie Raporu
Yedi Gece
Atlas
Düşsel Varlıklar Kitabı
Yolları Çatallanan Bahçe
Sonsuzluğun Tarihi
Yaratan
Şifre
Rüyalar Kitabı
Dantevari Denemeler - Shakespeare'in Belleği
Olağanüstü Masallar
Borges Sekseninde - Sohbetler
Öteki Soruşturmalar
Borges ve Ben
Şu Şiir İşçiliği
İngiliz Edebiyatına Giriş
Gölgeye Övgü
Tartışmalar
Evaristo Carriego
Don Isidro Parodi'ye Altı Bilmece
Altın ve Gölge
Xewn ü Xeyal
Bustos Domecq Vakayinameleri
The Story from Rosendo Juarez
The South
Alef
--reklam--
Jorge Luis Borges Alıntıları - Sözleri
Hayat ölümsüz olmayacak kadar fakirdir aslında. (Sonsuzluğun Tarihi)
Xew dûrketina ji dinyayê bû. (Xewn ü Xeyal)
mantık denen şey bir deliliktir.. (25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler)
... beni derinden ilgilendiriyor, ama -nasıl söyleyeyim?- vazgeçilmez gelmiyor bana. (Ficciones)
...Sonsuzluk daha bereketli 1icattır. Akla mantığa sığmaz oluşu doğrudur ancak sıradan zamanın akışı da öyle değil midir zaten? Sonsuzluğu inkar etmek, şehirlerle, nehirlerle, şenliklerle yüklenmiş yılların topyekün ortadan kalktığını farz etmek, onların topyekûn kurtarıldığını hayal etmek kadar, hatta ondan daha az inandırıcıdır... (Sonsuzluğun Tarihi)
Müslüman inanışına göre, Allah akıl melekesine sahip üç tür varlık yarattı: Nurdan yaratılmış Melekler; ateşten yaratılmış Cinler (tekil hali 'Jinnee' ya da 'Genie') ve topraktan yaratılmış İnsanlar. Cinler, Adem'den binlerce yıl önce, siyah, dumansız bir ateşten yaratıldılar; beş sınıfa ayrılırlar.
Bunların arasında iyi ve kötü Cinler ile erkek ve dişi Cinler'i görüyoruz. Evrenbilimci El-Kasvini, "cinler şeffaf bedenli hava hayvanlarıdır, kılıktan kılığa girebilirler" diyor. Kendilerini ilk önce bulut ya da kocaman sütunlar olarak gösterebilirler; ama biçimleri yoğunlaştığında, belki bir insan, bir çakal, bir kurt, bir aslan, bir akrep ya da bir yılan biçiminde görünür olurlar. Bazıları gerçek mümin, diğerleriyse sapkın ya da dinsizdirler. (Düşsel Varlıklar Kitabı)
Biri dedi ki: Sen uyanıklığa değil, önceki bir düşe uyanmışsın. O düş, bir başka düşle sarmallıdır, o da bir başkasıyla ve bu böyle sonsuza kadar gider, sonsuz da kum tanelerinin sayısıdır. Geriye dönerken izlemen gereken yolun sonu yoktur ve sen bir daha gerçekten uyanmadan öleceksin. (Ölüm ve Pusula)
Yalnızlık bana acı vermiyor, insanın kendisine ve kendi huylarına katlanmasıyla hayat zaten yeterince zor. (Kum Kitabı)
"Hiç aklımda olmadan, böyle bir şeyin başıma geleceğini hiç düşünmeden, inzivaya çekildim. Bir tutukluya dönüştüm, bir hücreye kapandım, ve şimdi anahtarı bulamıyorum; kapı açık da olsa çıkmaya korkacağım." (Öteki Soruşturmalar)
Belki de yoksul, ilkel yaşamlarının tek serveti kindi ve bu yüzden kinlerini biriktiriyorlardı. Hiç farkında olmadan birbirlerinin kölesi olup çıktılar (Brodie Raporu)
.
Şimdi istediğim şey barış, düşüncenin ve dostluğun hazzı. Ve çok hırslı görünse de sevme ve sevilme duygusu.

... (Borges ve Ben)
... ne bir söz, ne bir özlem, ne de bir anı, hiçbir şey bize dokunmadığında biz çoktan ölmüşüzdür. Ben ölü olmadığımı biliyorum. (Altın ve Gölge)
Oscar Wilde, insanın, hayatının her anında, olmuş olduğu her şey ve olacağı her şey olduğunu yazar. (Atlas)
.
Bir kitap, fiziksel nesneler dünyasında fiziksel bir nesnedir. Bu bir dizi ölü semboldür.

Ve sonra doğru okuyucu gelir ve kelimeler daha doğrusu kelimelerin ardındaki şiir, çünkü kelimelerin kendisi sadece semboldür, canlanır ve kelimenin yeniden dirilişini yaşarız.

... (Şu Şiir İşçiliği)
...ilahi iyilik kötülüğü tüketti,
sonsuz hayat ölümü,
güzellik sefaleti eritti içinde... (Sonsuzluğun Tarihi)
"Dante, bir tanrı bilimci, inançlı, erdemli bir insan olarak günahkarları mahkûm ediyor ama duygusal olarak ne mahkûm ediyor ne de bağışlıyor" (La poesia di Dante, 78) (Dantevari Denemeler - Shakespeare'in Belleği)
Kipling'in yazdığı herhangi bir sayfada ki onun eserlerinde tüm Hindistan ve bir şekilde tüm yerküresinin özeti bulunduğundan... (25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler)
Bradley, şimdiki anın, bize doğru akmakta olan geleceğin, geçmişin bağrında parçalanıp dağıldığı an olduğuna inanır; başka bir deyişle, var olmak, yok olup gitmekte olan bir var oluştur; ya da Boileau’nun özleme kapılmadan dediği gibi:

‘Le moment où je parle est
deja loin de moi.’
[Konuşmaya başladığım an,
daha şimdiden uzak benden.] (Atlas)
"Yaşadığımız dünya bir yanılgı, gülünç bir yanılsamaydı." (Alçaklığın Evrensel Tarihi)
Geçmişimin maskelerinden kurtulacağım,
ölüp tamamen unutulunca. (Atlas)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/sifre-jorge-luis-borges-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)