# Sigurd ile Gudrun Efsanesi - J. R. R. Tolkien Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Sigurd ile Gudrun Efsanesi kimin eseri? Sigurd ile Gudrun Efsanesi kitabının yazarı kimdir? Sigurd ile Gudrun Efsanesi konusu ve anafikri nedir? Sigurd ile Gudrun Efsanesi kitabı ne anlatıyor? Sigurd ile Gudrun Efsanesi kitabının yazarı J. R. R. Tolkien kimdir? İşte Sigurd ile Gudrun Efsanesi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/sigurd-ile-gudrun-efsanesi-j-r-r-tolkien-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-11T06:00:18+03:00
- Güncelleme: 2022-03-11T06:00:18+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/11/j-r-r-tolkien-kimdir-j-r-r-tolkien-kitaplari-ve-sozleri-173061.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: J. R. R. Tolkien 
 Çevirmen: Niran Elçi 
 Orijinal Adı: The Legend of Sigurd & Gudrún 
 Yayın Evi: İthaki Yayınları 
 İSBN: 9786053750772 
 Sayfa Sayısı: 352 
--reklam--
Sigurd ile Gudrun Efsanesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
J. R. R. Tolkien'in Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi'ni yazmadan evvel kaleme aldığı ve daha önce yayımlanmamış ünlü eseri Sigurd ve Gudrún Efsanesi nihayet Türk okurlarıyla buluşuyor. 

Tolkien'in şimdiye kadar yayımlanmış tüm eserlerine kaynaklık eden bir niteliğe sahip olan bu epik eser, okuyuculara Tolkien'in yarattığı dünyayı daha yakından tanıma fırsatı sunuyor. "Gömülü hazine arama ya da korsanlarla savaşma arzusu duymuyordum, bu yüzden Hazine Adası beni pek açmadı. Kızılderililer daha iyiydi: Bu tür hikâyelerde oklar ve yaylar (iyi bir okçu olma konusunda tatmin edilememiş bir arzuyu o zaman da duyuyordum, şimdi de duyuyorum), yabancı diller, arkaik bir yaşam tarzına dair tasvirler ve, her şeyden öte, ormanlar vardı. Ama Merlin ile Arthur'un diyarı bunlardan daha iyiydi. En iyisi de Sigurd ile Völsungların isimsiz Kuzey'i ve tüm ejderhaların prensiydi. Bu tür diyarlar hepsinden daha cazipti." 
J. R. R. Tolkien, Peri Masalları Üzerine (1947)
--reklam--
Sigurd ile Gudrun Efsanesi Alıntıları - Sözleri
Yara en çok avucunun içindeyse sana aittir; Sıkarsın avucunu, Canın yanar ama senden başka kimse bilmez neden acıdığını...
I don't much approve of The Hobbit myself, preferring my own mythology with its consistent nomenclature...to this rabble of Eddaic-named dwarves out of Völuspá, newfangled hobbits and gollums (invented in an idle hour) and Anglo-Saxon runes.
Yara en çok avucunun içindeyse sana aittir.
''Ve düşler düştür yalnız,
bela öngörmediklerinde;
ama belaya katlanmalı,
düşler öngörse de.''
Old English verse has an attraction in places that is immediate. But Old English verse does not attempt to hit you in the eye. To hit you in the eye was the deliberate intention of the Norse poet.
'We are in the presence of great poetry that can still move us as poetry. Its style is universally and rightly praised: rapid, terse, vigorous -- while maintaining, within its narrow limits, characterization. The poet who wrote it knew how to produce the grim and deadly atmosphere his theme demanded. It lives in the memory as one of the things in the Edda most instinct with that demonic energy and force which one finds in Old Norse verse.'
Then darkened shall the sunlight be,
and Earth shall founder under sea,
and from the cloven heavens all
the gleaming stars shall flee and fall;
the steam shall rise in roaring spires
and heaven's roof be licked with fires.
Yara en çok avucunun içindeyse sana aittir; Sıkarsın avucunu, Canın yanar ama senden başka kimse bilmez neden acıdığını..
...ve Sigmund onunla konuşur, şifa umudu olmadığını, zaten iyileşmek istemediğini, Çünkü Odin'in onu çağırdığını söyler; doğmamış oğlu Sigurd'dan da bahseder ve karısına kılıcının parçalarını saklamasını, kılıcın yeniden yapılması gerektiğini söyler.
Sonra Fafnir Gnitaheidi'ye çıkarak bir in yapar ve (Nargothrond'da Glaurung'un yaptığı gibi) kendini ejderhaya dönüştürerek altının üzerine uzanır.
--reklam--
Sigurd ile Gudrun Efsanesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
4/5 Stars (%79/100)

It is obvious that Tolkien was heavily inspired by a variety of myths and mythological characters. However, it seems that he was really interested in Norse mythology not only because of this book. Tolkien borrowed many names from Norse mythology either directly or changing it slightly. (This can be observed especially with the names of the dwarves in The Hobbit) Some of the stories in Silmarillion and Unfinished Tales are also similar to Norse myths.

Sigurd is a famous hero that slew the greedy dragon Fafnir. (Previously a famous dwarf) The myth of Sigurd does not end with Fafnir. Perhaps even more famous story is about him is his relationship between Gudrun and indirectly Brynhild. Völsunga Saga talks about Sigurd in great detail. Tolkien was interested in these tales and wanted to contribute to it. These tales are of grief, love, and sorrow which is very prominent in many of Tolkien's other works. This is a great book that needs more love. So, if you are interested in mythology and Tolkien, you should one hundred percent check this book out. (Mert Öncel) 
Eski norse mitolojisinde geçen epik öykülerin manzum tarzda kaleme alınmasıyla oluşturulan gizemli Tolkien eseri. Tolkien, kitabı 1920'li ve 1930'lu yıllarda, Oxford Üniversitesi'nde ders verirken yazmıştır. Kitapta Tolkien'in İskandinav destanlarından ne kadar çok etkilendiğini ve romanlarındaki karakter ve yer isimlerinden çoğunun İskandinav destanlarından alındığını görebiliriz. Kitap sayesinde Tolkien'in İskandinav destanlarına olan hayranlığını da görebiliriz. (karanlıkrüya) 
Sigurd ile Gudrun Efsanesi... Türkçe'sini edinemeyince kütüphaneden İngilizce'sini bulup kaptım hemen. Yapacağım inceleme objektif olamayabilir.
Şiirden bu kadar haz etmeyip keyif aldığım tek edebiyat türünün fantastik/mitolojik olması beni yoruyor. Bu kitap da Germanic mitolojide görebileceğimiz Völsungları konu alıyor kısaca. Sigurd adında bir kahraman. Gudrun adında acılardan bir türlü kurtulamayan bir kadın. Ve bu ikisinin trajikomik aşkı.
Aralarda tanıdık karakterler görüyoruz: Odin, Hoenir, Loki...
Hatta Attila the Hun da çıkıyor karşımıza. Zavallı Gudrun, yalvarsa da yakarsa da Sigurd'dan başkasını sevemem diye, Atli (Attila) ile evleniyor. Sonrası ayrı bir trajedi.
Konuyu fazla incelemek istemiyorum, şiirin büyüsünü bozmamak lazım. Bu kitapta bahsedilmesi gereken şeylerden belki en önemlisi Christopher Tolkien'in önsözü, açıklamaları ve şiir sonrası incelemeleri. Çünkü şiir zaten eski İngilizce'yle yazılmış, üstüne bir de okuyamadığımız ya da aralarında bağ kuramadığımız bir avuç karakter var. Christopher olmasaydı bu şiirleri anlamak bir kat daha zor olurdu.
Girişte çok geniş bir şekilde babasının Oxford'da ders verirken bu şiir üzerine aldığı notlardan, şiirin çeviri değil de yorumlama olduğundan ve kendi mitolojisini yaratırken bu ve benzeri Eski Nordiklerden etkilendiğinden bahsediyor. Buraları okumak ayrı bir keyif veriyordu, Tolkien'i yakından tanımak her zaman ayrı bir keyif veriyor.
Şiirlerin hemen ardından yazdığı Commentary bölümü ise okuduğumuz şiirin hem biraz özeti hem de karakter analizi ve karşılaştırması gibi. Tolkien'in yazdığı ile eski Edda'larda yazılanları karşılaştırıp Tolkien'in karakterlere hangi perspektiften yaklaştığını incelemiş, kıta kıta şiirlerin alt metinlerini açıklamış ve hatta bilinmeyecek kadar eski kelimeleri tanımlamış. Şiirin tadını çıkarmaya dalıp hiçbir şey anlamadığınızı fark ettiğinizde bu Commentary bölümüne bir göz atmanız yeterli olacaktır.
Ziyadesiyle keyif aldığım başka bir konu ise Orta Dünya ile bu şiir arasındaki bağları görebilmek, Tolkien'in ilham aldığı kaynakları tanıyabilmek. Mirkwood'un Myrkviðr'dan geldiğini fark etmek. Bir hobinin başka bir hobiye açtığı kapı ve ikinci hobinin bir şahesere dönüştüğü o an. Aynı şekilde Hobbit isimlerinin de eski Nordik mitolojideki karakterlerden alındığını da biliyoruz.
Her ne kadar şiir sevmeyen biri olsam da bu kitaptan aşırı keyif aldım diyebilirim. Bu da Tolkien'in etkisi. Keyifli okumalar. (orpheus) 
--reklam--
Sigurd ile Gudrun Efsanesi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
J. R. R. Tolkien - Sigurd ile Gudrun Efsanesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sigurd ile Gudrun Efsanesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı J. R. R. Tolkien Kimdir?
John Ronald Reuel Tolkien (3 Ocak 1892 - 2 Eylül 1973), İngiliz yazar, şair, filolog ve profesör unvanlı akademisyen. Uzmanlık alanı Anglo-Saxon Dili ve Edebiyatıdır. Hobbit, Yüzüklerin Efendisi ve Silmarillion gibi fantastik kurgu eserleriyle tanınır.

Hayatı
İngiliz sömürgesi olan Güney Afrika'nın Bloemfontein şehrinde doğdu. Ronald'ın babası Arthur Tolkien banka müdürü idi. İngiltere Birminghamlı olan aile kendilerine yeni bir hayat kurmak amacıyla Güney Afrika'ya yerleşmişti. Fakat iklimin getirdiği olmusuzluklar kısa zamanda anne Mabel'i Ronald'i ve küçük kardeş Hilary'i de alıp İngiltere'ye dönmeye itti. Aile bir süre sonra baba Arthur'un da dönmesi ile eski günlerine kavuşmayı umuyordu. Fakat 15 Şubat 1896'da Güney Afrika'dan Arthur'un ölüm haberi geldi. Bunun üzerine Mabel çocukları alıp küçük bir köy olan Sarehole'a yerleşti. Bu köy Ronald'da derin etkiler bırakacak, ömrünün kısa bir süresini burada geçirmesine rağmen hayallerinde yarattığı Hobbit diyarı Shire ile defalarca Sarehole'u ziyaret edecekti. Sarehole'da Tolkien'i etkileyen sadece yemyeşil doğa değildi. Köy yakınındaki Moseley Bataklığı, kardeşi Hillary ile her zaman oynamaya gittikleri Cole Bank Road değirmeni ve devamlı kendilerini kovaladığı için "Beyaz Ogr" adını taktıkları değirmencinin oğlu da Ronald üzerinde derin izler bıraktı.

Ronald, Birmingham'daki King Edward's Okulu'na başlayınca aile bir kez daha taşınmak zorunda kaldı. Ronald yeni taşındıkları Olver Road'a yakın olan St. Philips okuluna verildi. Bir yıl sonra burs kazanınca tekrar King Edward's Okulu'na dönen Ronald birkaç yıl sonra (1904 yılında) da şeker hastalığı yüzünden annesi Mabel'i kaybetti. Bunun üzerine çocuklar teyzeleri Beatrice'in yanına gitti ve Peder Francis Morgan'ın gözetimine verildi. King Edward's Okulu'nda iken Ronald'ın dillere büyük yatkınlığı olduğu ortaya çıktı ve bu dönemde Ronald kendine ait bir dil tasarlamaya başladı. Böylece Elf dillerinin temelleri atıldı.

Çocukluktan delikanlılık yıllarına geçerken oturdukları Birmingham kentinde Ronald'ı etkileyen iki büyük yapı vardı. 29 metrelik Perrott's Folly kulesi o yıllara göre olağanüstü büyüklüğü ile Ronald'ın beynine kazınmıştı. 1758 yılında John Perrott tarafından yapılan bu kule tuhaf mimarisi ile "Perrott'un divaneliği" ismini almıştı. Hemen bu kulenin yanında ise bir başka kule vardı. Ve bu iki kule daha sonra yazacağı Yüzüklerin Efendisi için esin kaynağı oldu. Ronald'ın gençlik yıllarına dair bir diğer önemli not ise Gamgee ismi ile o yıllarda tanışmış olmasıdır. Bu yerel pamuk markası Gamgee, Ronald'ı etkilemiş olmalı ki Frodo'nun sadık dostu Sam'e bu soyadını vermiştir.

16 yaşındayken hayatını değiştirecek bir olay oldu ve hayattaki tek gerçek aşkı olan Edith ile tanıştı. Fakat Peder Morgan iki gencin görüşmelerini yasakladı. 1911 yılında Tolkien klasik diller eğitimi almak için Exeter Koleji'ne gitti ve 21 yaşını doldurduğunda hiçbir zaman unutamadığı Edith'i buldu (Söylenir ki Edith ormanda dolaştıkları bir gün onun için dans etmiş ve bu dans genç Tolkien'i çok etkilemiştir). Gençler 22 Mart 1916'da evlendiler. Üstelik Tolkien onu ikinci kez bulduğunda Edith bir başkası ile nişanlıydı.

Bu arada I. Dünya Savaşı başlamıştır. Kısa bir süre sonra Tolkien de orduya katıldı ve Fransa cephesinde savaştı. İki yakın dostunu bu savaşta kaybeden Tolkien çok yakınında patlayan bir bomba yüzünden İngiltere'ye geri döndü. Fakat savaş bu genç insan üzerinde unutulmaz etkiler bırakmıştır. Savaş bittiğinde Oxford English Dictionary'de iş bulan Tolkien, savaştan döndükten sonra hayatının büyük bir kısmını Oxford'da geçirdi. 1945 yılında Oxford'da profesör olmasına kadar geçen zaman içerisinde 4 çocuk sahibi oldu. Bu süre içerisinde devasa hayal dünyası Orta Dünya'yı oluşturmaya devam edti. Bir çeviri olan ilk kitabı Sir Gawain and The Green Knight yayınlandı. Entelektüel bir topluluk olan "Inklings"i yakın dostu C.S. Lewis ile kurdu ve 1937 yılında Hobbit'i yayınldı. Roman hem olumlu hem de olumsuz tepkiler aldı. Bazıları, Oxford'da profesör olan Tolkien'den nasıl olup da bir masal kitabı çıktığını sorduyordu. Ama olumsuz eleştiriler bir işe yaramadı ve Hobbit kısa zamanda popüler oldu.

Hobbit, aslında, Yüzüklerin Efendisi serisinin başlangıcıdır. Orta Dünya ilk kez bu kitapta okuyucuların karşısına çıkar. Bundan sonra Tolkien Yüzüklerin Efendisi (The Lord Of The Rings) için çalışmaya başlar.

29 Kasım 1971'de karısı Edith vefat eder. Tolkien bunun üzerine sadece iki yıl yaşayabilir ve 2 Eylül 1973'de Kraliçe'den krallığın en önemli nişanlarından biri olan Commander of the Order of the British Empire (CBE) ünvanını almasından kısa bir süre sonra 81 yaşında İngiltere'nin Bournemouth şehrinde ölür.
--reklam--
J. R. R. Tolkien Kitapları - Eserleri
Hobbit
Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği
Yüzüklerin Efendisi - İki Kule
Yüzüklerin Efendisi - Kralın Dönüşü
Silmarillion
Yüzüklerin Efendisi
Hurin'in Çocukları
Roverandom
Beren and Lúthien
Tom Bombadil’in Maceraları
Güç Yüzüklerine Dair
Ham'li Çiftçi Giles
Büyük Wootton Demircisi
Kullervo'nun Hikayesi
Gondolin'in Düşüşü
Tehlikeli Diyardan Öyküler
Masallar
Peri Masalları Üzerine
Kayıp Öyküler Kitabı 1
Noel Baba'dan Mektuplar
Sigurd ile Gudrun Efsanesi
Tolkien Mirası
Kayıp Öyküler Kitabı 2
Hobbit
Beowulf
The Hobbit The Lord Of The Rings Boxed
Sir Gawain and the Green Knight, Pearl and Sir Orfeo
Morgoth's Ring
Leaf by Niggle
The Fall of Arthur
Sauron Defeated
The Return of the Shadow
The Lays of Beleriand
The Treason of Isengard
The War Of The Ring
The Nature of Middle-earth
The Letters of J.R.R Tolkien
A Secret Vice
The Lay of Aotrou and Itroun
The Monsters and Critics
The Road Goes Ever On: A Song Cycle
Bilbo's Last Song
The War Of The Jewels
The Lost Road
The Peoples of Middle-earth
Mr. Bliss
Tree and Leaf
Finn and Hengest
The Shaping of Middle-Earth
The End of the Third Age
--reklam--
J. R. R. Tolkien Alıntıları - Sözleri
Sevgi buysa, al bunu benden ne olur, çok can yakıyor... Demek sevgin gerçekmiş.. (The Hobbit The Lord Of The Rings Boxed)
Keşke biz diye bir şey olsaydı: Yapayalnız olmak korkunç. (Hobbit)
uzun zamandır yabancılaştırılmış olsa da, İnsan ne tamamen kaybedilmiş ne de tamamen değiştirilmiştir (Peri Masalları Üzerine)
Philology has been dethroned from the high place it once had in this court of inquiry. Max Muller’s view of mythology as a ‘disease of language’ can be abandoned without regret. Mythology is not a disease at all, though it may like all human things become diseased. You might as well say that thinking is a disease of the mind. It would be more near the truth to say that languages, especially modern European languages, are a disease of mythology. But Language cannot, all the same, be dismissed. The incarnate mind, the tongue, and the tale are in our world coeval. The human mind, endowed with the powers of generalisation and abstraction, sees not only green-grass, discriminating it from other things (and finding it fair to look nupon), but sees that it is green as well as being grass. But how powerful, how stimulating to the very faculty that produced it, was the invention of the adjective: no spell or incantation in Faerie is more potent. And that is not surprising: such incantations might indeed be said to be only another view of adjectives, a part of speech in a mythical grammar. The mind that thought of light, heavy, grey, yellow, still, swift, also conceived of magic that would make heavy things light and able to fly, turn grey lead into yellow gold, and the still rock into swift water. If it could do the one, it could do the other; it inevitably did both. When we can take green from grass, blue from heaven, and red from blood, we have already an enchanter’s power - upon one plane; and the desire to wield that power in the world external to our minds awakes. It does not follow that we shall use that power well upon any plane. We may put a deadly green upon a man’s face and produce a horror; we may make the rare and terrible blue moon to shine; or we may cause woods to spring with silver leaves and rams to wear fleeces of gold, and put hot fire into the belly of the cold worm. But in such ‘fantasy’, as it is called, new form is made; Faerie begins; Man becomes a sub-creator. (The Monsters and Critics)
"Endure your trouble today. Bear up and be the man I expect you to be" (Beowulf)
Bazıları yaprağı havada yakalamanın mutlu bir gün, mutlu bir ay, hatta on iki mutlu ay getirdiğini söyler. (Tom Bombadil’in Maceraları)
--reklam--
“Şelaleler dökülürken bile
Nihayetsiz akan sulara boyun eğmez.
Nasıl ki usta bir şarkıcı
Bütün bildiklerini harcayıncaya kadar söylemez.” (Kullervo'nun Hikayesi)
Olayarın gidişatı Giles'a büyük bir zevk veriyordu. Köpeğine de. Vaat edilen kamçıları hiç yemedi. Giles kendine göre adil bir adamdı, içten içe Garm'ın da olaylardaki rölünü kabul ediyordu, ama bunu dile getirecek kadar da ileri gitmiyordu. Canı istediğinde köpeğe sert sözler ve sert nesneler fırlatıyordu, ama pek çok küçük geziye de göz yumuyordu. Garm yürüyüşe çıktığında daha uzaklara gitmeye başladı. Çiftçi daha çalımlı yürüyordu ve şans yüzüne güldü. Güz ve kış başı iyi geçti. Her şey yolunda gidiyor gibiydi -ta ki ejderha gelene kadar. (Tehlikeli Diyardan Öyküler)
.
Gölge sadece küçük ve geçici bir şeydi.

Erişemeyeceği her zaman ışık ve yüksek güzellik vardı.

... (The Return of the Shadow)
† I am not Gandalf, being a transcendent Sub-creator in this little world. As far as any character is 'like me' it is Faramir – except that I lack what all my characters possess (let the psychoanalysts note!) Courage. (The Letters of J.R.R Tolkien)
“Sadık bir yüreğin asi bir dili olabilir.” (Yüzüklerin Efendisi - İki Kule)
Elinde bitmesi gereken epey resim vardı; çoğu onun yeteneklerine göre fazla büyük ve iddialıydı. Niggle ağaçtan çok yaprak resmedebilen türden bir ressamdı. Tek bir yaprak üzerinde uzun uzun çalışır, şeklini, rengini , kenarlarından parıldayan çiy damlalarını yakalamaya uğraşırdı. Buna rağmen , her bir yaprağın farklı, ancak aynı tarzda resmedilmiş olduğu koca bir ağaç çizmek de isterdi. (Tehlikeli Diyardan Öyküler)
"Çok az kişi sonuna gelmeden yolun onları nereye götüreceğini görebilir. " (Yüzüklerin Efendisi - İki Kule)
--reklam--
"Önümüze konulan çorbayla tatmin olmalı ve içinde kaynatılmış olan öküzün kemiklerini görmeyi arzu etmemeliyiz." (Peri Masalları Üzerine)
"Önümüze konan çorbayla iktifa edip kaynatılıp özü çıkartılmış olan öküzün kemiklerini görmeyi arzu etmemeliyiz." (Kullervo'nun Hikayesi)
I don't much approve of The Hobbit myself, preferring my own mythology with its consistent nomenclature...to this rabble of Eddaic-named dwarves out of Völuspá, newfangled hobbits and gollums (invented in an idle hour) and Anglo-Saxon runes. (Sigurd ile Gudrun Efsanesi)
Ama ileri bakan biri şunu görmeli: hiçbir şey eskisi gibi kalmayacak. (Hurin'in Çocukları)
"Ama Sauron, daima haindi." (Güç Yüzüklerine Dair)
Bayağı yalanlar iltifat sayılalıberi mutlu bir dünya olmadı asla. (Büyük Wootton Demircisi)
"Öyle işler vardır ki, sonu karanlık bile olsa, bu işlere başlamak, yapmayı reddetmekten daha iyidir." (Yüzüklerin Efendisi - İki Kule)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/sigurd-ile-gudrun-efsanesi-j-r-r-tolkien-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)