# Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler - Ece Ayhan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler kimin eseri? Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler kitabının yazarı kimdir? Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler konusu ve anafikri nedir? Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler kitabı ne anlatıyor? Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler PDF indirme linki var mı?  Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler kitabının yazarı Ece Ayhan kimdir? İşte Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/siirimiz-mor-kulhanidir-abiler-ece-ayhan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-19T19:00:08+03:00
- Güncelleme: 2022-06-19T19:00:08+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/19/ece-ayhan-kimdir-ece-ayhan-kitaplari-ve-sozleri-250479.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ece Ayhan 
 Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları 
 İSBN: 9789750815010 
 Sayfa Sayısı: 124 
--reklam--
Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Şiirimiz karadır abiler"
"Şiirimiz her işi yapar abiler"
"Şiirimiz gül kurutur abiler"
"Şiirimiz erkek emzirir abiler"
"Şiirimiz mor külhanidir abiler"
"Şiirimiz kentten içeridir abiler"
--reklam--
Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler Alıntıları - Sözleri
-
denizleri kirletiyor şimdi
boğulmuş arkadaşlarımın sesi
-
- Sence çocuklar,
Çiçeklerin koynunda uyumalıydı değil mi..!
Göğsünde ağır bir kelebek.
İçinde kırık çekmeceler.
Biliyorsun; ölüm
Artık ayakta karşılanmıyor, karşılanmaz!
Sen kader ağacı değilsin - nedeni bu
Tutkularına bırak kendini
Bir soluk var yaşıyor uzak uzak
Bu daha ölmemişsin demektir
Önce bitir bu şarkıyı
Bir bardak doldur mavi
- hiçbiri açmıyor mu seni -
Ve git bu gelmediğin yere
Kurtulamayan - nedeni bu..
“Sokaklar çok daraldı
okunacak kitap kalmamış evde
korku daha da yaklaştı
öpülen yerleri kadının
yavaş yavaş çürüyor”
Sonra korkunç gülümsemeler bitti
sonra hiç kimseyi göremedim
Akıl, yürütülüyor, yürüttüm bu kentte.
Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler
"Hayatın zorluklarını
Birlikte karşılıyormuşuz"
lafta
Kuşlar havada, insan karada
Ölmek istemezler!
Bir şair tanırım
Onunki içler acısı
Kalbini asla vermemiş
Çalmışlar
Kalbi eski bir efsanede saklı
vücudunun yüzde yetmişi su olan bir canlının nasıl olur da içi yanar..
Velhasıl onlar vurdu biz büyüdük kardeşim.
--reklam--
Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ece Ayhan ilginçtir.Onu anlayabilmek için kültür sözlüğü gerekir.Ece Ayhan şiirleri bozuk çalar,denizlere dökülür,erkek emzirir,gül kurutur,her işi yapar,iadeler,kötülükten çıkar,şiirde kalmaz,taş atar,topal çocuk toplar,yeder. (Ayşe Baykuş) 
Bu durumu yazar/Ece-Ayhan umursamaz ama ben yine de yazmak istedim. Büyük çok büyük beklentilerle başladığım bu kitabı yarım bırakmıştım. Kendisine haksızlık ettiğimi ve ikinci bir şans daha vermem gerektiğini düşündüm ve düşük beklentilerle kitabı tekrar okumaya başladım. Sanırım bu sefer taşlar yerine oturdu.

Ne okuduğuma gelirsek; şiir ayrı, Ece Ayhan şiiri ayrı gibi bir tanım yapabilirim sanırım. Kendine has çok farklı bir dili var. Anlam kaygısı taşımayı kendine amaç edinmemiş. Aslında sanat denilen şey esasında bu olmalı. Her zaman kendinden öncekileri taklit etmek sıradanlığa girer.

Okuyucunun akıl sınırlarını fazlaca zorlamış. Belki de bir tek benim aklımın sınırlarını zorlamış oldu bilemem. Gerçeğin dışında dolaşmış durmuş dizeleri. Benim yazabileceklerim bu kadar. Buradan gerisini kitaptan bir cümle ile noktalıyorum.

"Ayakta şiirdir, aykırı şiirdir, bellek şiirdir, delikanlı şiirdir, düşünce şiirdir, genç şiirdir, kara şiirdir, kentten içeri şiirdir, logaritmalı şiirdir, mobil şiirdir, mor külhani şiirdir, parasız yatılı şiirdir, sayısal şiirdir, sessiz çekilen şiirdir, sıkı şiirdir, sivil şiirdir, şiirde kalmayan şiirdir, uç şiirdir, uyaksız ölçüsüz şiirdir, vişne çürüğü şiirdir, yalınayak şiirdir, yeri olumsuz şiirdir." (DUA) 
Ece Ayhan'ın kendine özgü, karmaşık bir dili olduğunu biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum. Şiirleri hiç sevemedim, şairin bir şeyleri anlatmak amacıyla dili kullanma şeklini de hiç ama hiç benimseyemedim. Okurken sürekli burada ne demek istemiş, nasıl bir kelime oyunu var diye düşündüysem de işin içinden çıkamadım, zaten yoğun ve derin şiirler kaleme aldığını da düşünmüyorum.

Ece Ayhan yeri geldiğinde siyaseti, tarihi ve tarihi kişilikleri bile konu edinip ele alarak şiir yazan bir şair. Bu kitabı bir kez daha okuyacağım ama üzerinde yapılan incelemeleri okuyarak. Ancak o zaman taşlar yerine oturabilir diye düşünüyorum.

Keyif okuması yapılacak bir şiir kitabı olduğunu düşünmediğim için okumayı düşünen arkadaşları Ece Ayhan'ı ve şiir dilini araştırıp almaları konusunda uyarabilirim. Ben tekrar okuyacak olsam da bir şiir kitabından beklediğim hiçbir şeyi ne Ece Ayhan'da ne de Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler'de bulabildim. (Dilek) 
--reklam--
Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ece Ayhan - Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ece Ayhan Kimdir?
Ece Ayhan Çağlar (d. Datça, 10 Eylül 1931 - ö. İzmir, 13 Temmuz 2002) Türk şair, etikçi. İkinci Yeni şiir akımının öncülerindendir.

Ön yaşamı

Tam adı Ece Ayhan Çağlar'dır. Babasının mal müdürlüğü göreviyle bulunduğu Datça’da, ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Behzat Çağlar, Geliboluludur. Annesi Ayşe Hanım’ın baba tarafı Gelibolu’nun Kavak köyünden göçerek Eceabat’ın Yalova köyüne yerleşmiştir. Behzat Bey’in babası ağır ceza mahkemesi başkâtipliği, dedesi de Gelibolu müftülüğü görevlerinde bulunmuşlardır. Ayşe Hanım’ın babası Hafız İbrahim Deniz, yarı çiftçilik, yarı tüccarlıkla uğraşmış, Eceabat’a bağlı Sivli Köyü halkının imam istemesi üzerine, atandığı bu köyde imamlık yapmıştır.

1932’de Küre’ye mal müdürü olarak atanan Behzat Bey, 1933’e kadar sürdürdüğü bu görevinden istifa edip Çanakkale’ye yerleşmiş ve bir avukatın yanında arzuhalcilik yaparak ailesini geçindirmeye çalışmıştır. Ece Ayhan, ilkokula 1938’de Eceabat’ta başlar, ikinci sınıfı Çanakkale’nin İstiklâl İlkokulu’nda okur. Ailesinin 1940 Kasım’ında Çanakkale’den ayrılarak İstanbul’a yerleşmesi üzerine, üçüncü sınıfa Karagümrük / Atikkale’de bulunan “19. İlkokul”da [daha sonraki adı Hırka-i Şerif İlkokulu] devam eder ve ilk öğrenimini bu okulda tamamlar. Orta okulu, Vefa Lisesi’nin karşısında bulunan Zeyrek Ortaokulu’nda; lise öğrenimini de Taksim Lisesi’nde [daha sonraki adlarıyla Beyoğlu Lisesi, İstanbul Atatürk Erkek Lisesi] tamamlar. Yüksek öğrenimine 1953’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde başlar ve 1959’da mezun olur. Aynı yıl, İstanbul maiyet memurluğunda başladığı stajını ve kaymakamlık kursunu tamamlar. 1962’de Deniz Hafize Hanım’la evlenir ve kaymakam olarak atandığı Gürün’de (Sivas) göreve başlar. 1963’te Alaca’da (Çorum) kaymakamlık ve belediye başkanlığı görevlerine atanır; aynı yıl tek çocuğu olan Ege dünyaya gelir. 1964’te Tuzla Piyade Okulu’nda yedek subay öğrenci olarak başladığı askerlik hizmetini tamamlar ve 1965’te Çardak (Denizli) kaymakamlığına atanır. 

Kariyeri

Disiplinli bir yaşam tarzı ve memurluk hayatı, edebiyat çevrelerinde bugün de “hırçın şair”, “huysuz şair” olarak anılan Ece Ayhan’ın yaradılış özelliğiyle bağdaşmayacak olgulardır. Ece Ayhan, 1966’da devlet memurluğu görevinden ayrılarak “soluk alıp verdiğini gerçekten duyduğum tek kent” dediği İstanbul’a yerleşir. Kısa aralıklarla birçok işe giren sanatçının İstanbul’da yaptığı başlıca işler arasında; Meydan Larousse ansiklopedisinde yazarlık, Sinematek’te ve Yeni Sinema Dergisi’nde müdürlük, Genç Sinema Grubu’nda yöneticilik, Ağaoğlu Yayınevi’nde çok kısa bir süre redaktörlük sayılabilir. Kansere yakalanan eşi Deniz Hafize Hanım’ı 1968’de kaybeder. Ekonomik durumunun çok kötü olması ve yaşının küçüklüğü gibi nedenlerle oğlunun bakımını eşinin ebeveynine bırakır.

Hastalık dönemi

Ece Ayhan, 1974’ten ölümüne kadar, beynindeki tümörün yol açtığı birtakım hastalıkların sıkıntılarıyla yaşamıştır. Sağ kulağının ileri derecede işitme engeline ve sağ gözünde de hasara sebebiyet veren tümör, dünyaca ünlü beyin cerrahı Prof. Dr. Gazi Yaşargil’in ameliyatlarıyla ölümcül olmaktan çıkarılmıştır. Ancak, tümörün diğer organlarda meydana getirdiği hasarlar, sanatçıya yaşamı boyunca sıkıntı vermiştir. Büyük bir ekonomik sıkıntı içinde yaşayan sanatçı, Çanakkale Belediye Başkanlığının yardımlarını görür. Belediyenin geçici işçi kadrosuna alınarak sosyal güvenliğe kavuşması sağlanır ve böylece SSK hastanesinden ücretsiz olarak yararlanır. Ancak, sağlığının günden güne bozulması ve bacaklarının felç olması üzerine, yakın dostu şair Metin Üstündağ’ın yardımıyla Ağustos 1999’da Çapa Tıp Fakültesi’ne yatırılır. Buradaki tedavi giderleri SSK tarafından karşılanır. Sigorta kapsamı dışında kalan kurumlarda gördüğü tedavilerin giderleri ise, arkadaşlarının ve eserlerinin yayın hakkını alan Yapı Kredi Yayıncılık’ın yardımlarıyla karşılanır. İstanbul’da önce Maltepe Huzurevi’ne, daha sonra da şair arkadaşı (dönemin başbakanı) Bülent Ecevit’in isteğiyle bakım şartları ve fizikî kapasitesi daha iyi olan Özel Acıbadem Huzurevi’ne yerleştirilir. Bu süre içinde, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Haseki Hastanesi, Haydarpaşa Hastanesi, Şişli Osmanoğlu Kliniği (2 defa), Central Hospital ve en son da Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yatılı tedavi görür. Bütün bu tedavilerin sonucunda felçten kurtulup ayağa kalkabilen sanatçı, Nisan 2001’de tekrar Çanakkale’ye yerleşir ve geçimini telif hakkını Yapı Kredi Yayınları’na verdiği eserlerinin geliriyle sağlar. Düzenli ve yerleşik bir yaşam tarzını bir türlü sevemeyen Ece Ayhan, âdeta tüm sevenlerini ve dostlarını terk ederek tedavi görmekte olduğu Çanakkale’den Temmuz 2002’de ayrılmış ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Gürçeşme Huzurevi'ne yerleşti ve 13 Temmuz 2002’de burada vefat etti. 16 Temmuz 2002’de, Çanakkale’nin Eceabat ilçesi Yalova köyünde toprağa verildi.

Şiir Kitapları

 Kınar Hanım'ın Denizleri (1959)
 Bakışsız Bir Kedi Kara (1965)
 Ortodoksluklar (1968)
 Devlet ve Tabiat (1973)
 Yort Savul (Toplu Şiirler, 1977)
 Zambaklı Padişah (1981)
 Çok Eski Adıyladır (1982)
 Çanakkaleli Melâhat’a İki El Mektup ya da Özel Bir Fuhuş Tarihi (1991)
 Sivil Şiirler (1993)
 Son Şiirler (1993)
 Bütün Yort Savul’lar! (1994)
 Bütün Yort Savul’lar! (1999, Gen. 2. Baskı)
--reklam--
Ece Ayhan Kitapları - Eserleri
Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler
Bütün Yort Savul'lar!
Zambaklı Padişah
Kınar Hanımın Denizleri
İyi Bir Güneş
Morötesi Requiem
Sivil Denemeler
Aynalı Denemeler
Son Şiirler
Ortodoksluklar 50 Yaşında
Bir Şiirin Bakır Çağı
Adım Ece Ayhan Çağlar
Çok Eski Adıyladır
Yort Savul
Başıbozuk Günceler
Hoşça Kal
Hay Hak! Söyleşiler
Bakışsız Bir Kedi Kara
Şiirin Bir Altın Çağı
Ece Ayhan Çağlar Anlatıyor
Kardeşim Akif
Defterler
Devlet ve Tabiat
Kolsuz Bir Hattat
Çanakkaleli Melahat'a İki El Mektup ya da Özel Bir Fuhuş Tarihi
Hoş Çakal Hoş Tilki
Sivil Şiirler
Anacığım Merhaba
Yalnız Kardeşçe
Yeni Defterler
Öküz’lemeler
--reklam--
Ece Ayhan Alıntıları - Sözleri
Kesinlikle bizim toplumumuza kırgın filan değilim, ancak bir insan toplumuna kırılınabilir diyorum. (Hoşça Kal)
“İnsan gözünün soldan sağa okuma alışkanlığı!” (Bütün Yort Savul'lar!)
Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler. (Devlet ve Tabiat)
ღ.
"Göğsünde ağır bir kelebek,
İçinde kırık çekmeceler..." (Ece Ayhan Çağlar Anlatıyor)
Sonra korkunç gülümsemeler bitti
Sonra hiç kimseyi göremedim (Kınar Hanımın Denizleri)
Gerçekle söylentiler arasında her konuda ve her zaman, değil öyle küçük uçurum, derin uçurumlar vardır, olabilir. (Sivil Denemeler)
Yeryüzünde şarkıdan başka birşey yoktur yok. (Başıbozuk Günceler)
"Şehrin dışına çıktı. Ağlıyordu. Biri onu tanıdı.
'Ne mesutsun, insan değilsin' dedi." (İyi Bir Güneş)
Bir puhu kuşu kılığında baştanbaşa dolaşmaya çıkıyor kenti. Dönmemek üzere bir daha. (Ortodoksluklar 50 Yaşında)
-Kim benimle arkadaşlık edebilir? Kim?
En yalın yanıtları almıştır:
-İplere dizili çiçekler ve çocuklar! (Hoşça Kal)
0664
Ortodoksluklar'ın bu özel baskısı, 1968'de de Yayınevi tarafından yayımlanışının 50. yılı dolayısıyla bir kereliğine yapılmış ve basılan 3000 nüsha numaralandırılmıştır. (Ortodoksluklar 50 Yaşında)
vücudunun yüzde yetmişi su olan bir canlının nasıl olur da içi yanar.. (Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler)
İncirin dudak yalabıklatan sütü. Keçiler, keçiler.. Artık Akdeniz koyları kaldı mı? Var mı? Bizler için? Bilmiyorum. (Defterler)
İnsan, zor olanı başardığı, olması gerektiği gibi olduğu, sözünü kendinden bile esirgemediği, nabza göre şerbet vermediği, sözün kısası 'tam sivil' olmayı başardığı zaman, yadırganıyor galiba. Oysa sahte samimiyet, özünde bir tür hakaret değil mi? (Aynalı Denemeler)
Oysa ve bence ve temelde 'marjinallik', herhalde, her türlü toplum­sal cendere'nin ya da çember'in olabildiğince ve gerçekten de en 'uc'unda, (bir 'uçbeyi ' gibi kalarak) insanın kendi işlediği iş'e karınca kararınca bir katkı'da bulunması anlamına da alınmalı. Asıl böyle alınmalıdır. (Şiirin Bir Altın Çağı)
"Bir dahaki gelişte dünyaya, nehir yollarından döneceğiz" (Yort Savul)
yalnızlık ne güzel bir hiç (Kınar Hanımın Denizleri)
Şair: "Zırlamadan anlat!" dedi. (Anlat!)
Anlat kimlerin yüreğinde kız kulesi gibi grev çivileri var? (İyi Bir Güneş)
Evet, belirli bir 'kültürün içinde oturmak' için,
 gerçekten de bütün sıfatların silinmesi gerektiğine
inanıyorum ben. İnanırım. Karşımızdakiler
neye yorarlarsa yorsunlar, 'düşüncede bir şeyler
yapılacaksa, biz 'çıfıt çarşısı' ya da 'küçük' kültürleri bile biriktirelim derim. (Şiirin Bir Altın Çağı)
kadavranın içi açılmamıştır, insan insanın hiç. (Çok Eski Adıyladır)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/siirimiz-mor-kulhanidir-abiler-ece-ayhan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)