# Silinir Ayak İzleri - Behçet Necatigil Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Silinir Ayak İzleri kimin eseri? Silinir Ayak İzleri kitabının yazarı kimdir? Silinir Ayak İzleri konusu ve anafikri nedir? Silinir Ayak İzleri kitabı ne anlatıyor? Silinir Ayak İzleri PDF indirme linki var mı?  Silinir Ayak İzleri kitabının yazarı Behçet Necatigil kimdir? İşte Silinir Ayak İzleri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/silinir-ayak-izleri-behcet-necatigil-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-07T12:00:11+03:00
- Güncelleme: 2022-04-07T12:00:11+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/07/behcet-necatigil-kimdir-behcet-necatigil-kitaplari-ve-sozleri-195107.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Behçet Necatigil 
 Yayın Evi: Adam Yayınları 
 İSBN: 9789754187632 
 Sayfa Sayısı: 139 
--reklam--
Silinir Ayak İzleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kışken ilkyaz, sularımda açardı;
Buzlu dağlar gerisine kaçıracak ne vardı?
Eski defterlerde sararmış yaprak.
Beni bana gösterecek anlamdı, almışlar
--reklam--
Silinir Ayak İzleri Alıntıları - Sözleri
Biraz sabır ,küçük çocuk, biraz sabır.
Ama ,Allah 'ın koyduğu yerde,
Yıldızlar daima yalnızdır.
Akşamlara kadar çalışırız ,
Bazen gecelerce.
Trenlerde , gemilerde ,uzaklarda
Yalnız yaşamak... Nerde ?
Savrulmuş paralar , bölüşülmüş ömürler,
Ne olmuşsa bize olmuş, ara yerde.
Bir gölgesin fotoğraflarda şimdi .
Saçlar ağarır ümitlerle beraber...
Eser serin bir rüzgar .
Sen çok sıcaksın.
Koptu senden ellerim , köprü yıkıldı .
Seni benim tarafa nasıl alabilirim ?
Uzaksın.
Düşünce , yüzyıllardır insanların içinde
Yaşıyor , herhangi bir düşünce .
Olup biten bunca şeye karşılık
Ölmüyor , öldürsünler mümkünse.
Oda karanlık
Odadan dışarı çık
Şehir karanlık
Şehirden dışarı çık
Korkma
Yürü bir hayli yürü
Gördün mü
Dağlar başladı artık.
Ne gitmek geçebilir aklımdan
Ne de git demek .
Eli kolu bağlı ben, ağzı dili bağlı
Yaşa yorum
Sevin emi yorum.
Seni karanlıkta yatırıyorlar.
Korkuyorsun geceden:
Bakıp bakıp pencereden ,
Yatağına sokuluyorsun .
Kimi şiirler
Okunur arkasında
Kendi ateşiniz varsa.
Saçlar ağarır ümitlerle beraber...
Yazmak başka oluyor
Azalır yalnızlığım,
Bu çizgiler de olmasa
Çıldırırdım.
Ormanlardan odunumu getirdiğiniz gibi,
Fırınlarda hamurumu pişirdiğiniz gibi,
Lütfen beni mezarıma bırakıverin
Bildiğiniz gibi.
Ey aşk, iki cihanda aziz ol.
Gökyüzü bir üzgün mavi,
Atatürk öldü öleli.
--reklam--
Silinir Ayak İzleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir çöküntü başlar yaşamanda
Her şeyin değersizleştiği an.

Şiire fazlasıyla ihtiyacım olduğu bu Korona günlerinde okumaya başladığım Ülkü Tamer seçkisiyle bir araya getirilmiş Adam Yayınları’nın -hani o yemek tarifi bile bassa okuyacağımız kapaklı kuşetli klasikler serisinden- bastığı Behçet Necatigil şiirleri bunlar.. Behçet Necatigil demişken, internette hakkında araştırma yaparken denk geldim garibime gitti, bilmeyenler için hem de kendime not olsun diye paylaşayım. Şairin asıl adı Mehmet Behçet Gönül’müş. Daha sonra Divan şairlerinden Necati’yi çok sevdiği için mahkemeye başvurup soyadını değiştirmiş. Böyle küçük bir bilgi verdikten sonra kaliteli kitapların okunma sayılarıyla olan bağlantısızlığına bir kez daha esefle değinerek hepinize bu kitabı tavsiye ediyorum.

Şiir kitabı okuyanlar bilirler ki bir şiir kitabındaki tüm şiirleri aynı anda sevemez okuyan kişi. Çünkü onların hepsini aynı kişi yazmamıştır, evet aynı kişi yazmıştır ama farklı kişiliklerde yazmıştır, farklı zamanlarda farklı mekanlarda yazmıştır. O yüzden bir şiir kitabı okurken bütün şiirlerin beğenilmesi beklentisi anlamsızdır. Bu girişten sonra tabi ki benimde bu kitapta beğenmediğim çok şiir oldu. Ancak okuduklarım arasından; Çarmıh, Havasız Soluklar, Camgöz, Ölüm Korkusu, Nilüfer ve “Susanlara hiçbir şey sormayın dizesiyle müsemma İki Başına Yürümek” en beğendiklerim oldu. Size önce bu kitabı sonra da Adam Yayınları’nın tüm şiir klasiklerini şiddetle tavsiye ederim.

İyi okumalar.. (Göksel Göktürk) 
Behçet Bey’in şiirleri, günlük hayatta konuşuyormuş gibi, böyle, biri gelir ve size aniden bir şeyler anlatmaya başlar, ya da arkadaşınızla kahve içmişsinizdir. Dertli dertli konuşursunuz. Bazen de dalgaya vurursunuz hayatı, Yorum Korkusu dersiniz. Her şeyin sonunu ayırırsınız. Benim gibi: yazı yorum. Fakat ilk baştaki şiirlerini sonraki şiirlerine oranla daha çok beğendiğimi dile getirmekle birlikte, Yorum Korkusu, Atatürk ve Sevgilerde’yi çok beğendiğimi dile getirmeden edemeyeceğim.

Esenler olsun. (ilteriş kağan) 
--reklam--
Silinir Ayak İzleri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Behçet Necatigil - Silinir Ayak İzleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Silinir Ayak İzleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Behçet Necatigil Kimdir?
Behçet Necatigil, 16 Nisan 1916'da İstanbul'un Fatih semtinde, Atik Ali Paşa'da doğdu.

Kastamonu'lu olan babası Mehmet Necati Gönül, dersiam vaizdi. Uzun yıllar İstanbul'da, Beyoğlu ilçesinde müftülük yaptıktan sonra Sarıyer müftülüğünden emekli oldu.

Annesi Fatma Bedriye Hanım, Geyve'li müderris hafız İbrahim Hakkı Efendi'nin kızıydı. Sanatkâr ruhlu, duyarlı bir hanım olan annesi Fatma Bedriye Hanım (1896-1918), "mide humması" olarak tanımlanan hastalığının nekahat dönemindeyken, yaşadıkları konak, büyük Fatih yangınında yandı ve Bedriye Hanım yangından son anda kurtarılabildi. Geçirdiği hastalık nedeniyle çok zayıf düşen bünyesi, bu yangının şokunu atlatamadı ve Necatigil, iki yaşındayken annesini kaybetti. Bir süre Karagümrük'te oturan anneannesi ile birlikte yaşadı. Bir yıl sonra babası, Beşiktaş'ta bir saray memurunun kızı olan Saime Hanım'la evlenince, Necatigil için anneannesinin evi ile babasının evi arasında geçecek bir dönem başladı.

Babası Necati Efendi'nin ikinci evliliğinden iki kızı oldu (Sabahat, 1921 ve Fahamet, 1923). Behçet Necatigil ilkokula başlayacağı yıl, anneannesinin de hastalanması üzerine, Karagümrük'ten Beşiktaş'a, babasının yanına geri döndü ve 1923'de Beşiktaş Cevri Usta Okulu'na başladı.

Babasının Singer Dikiş Makineleri firmasında müfettiş olarak işe başlaması ve ailesiyle birlikte Kastamonu'ya taşınmasıyla, Necatigil ilkokul son sınıfı Kastamonu Muallim Tatbikat Mektebi'nde okudu ve 1927'de mezun olarak Kastamonu Lisesi'nde ortaöğrenimine başladı.

Ancak, yıllar önce yetersiz beslenme ve bakımsızlık nedeniyle başlamış olan hastalığı "adenit tüberküloz" yüzünden öğrenimine ara vermek zorunda kaldı. Aile yeniden İstanbul'a taşındı. İstanbul'da ameliyatlar ve elektrik tedavileriyle geçen uzunca bir süreden sonra öğrenimine 1931 yılında Kabataş Lisesi'nde, orta ikinci sınıftan yeniden başladı ve 1936'da okulun edebiyat bölümünden birincilikle mezun oldu.
Edebiyata ilgisi, Kastamonu'da, ortaokul yıllarında başladı. İyi bir raslantı sonucu edebiyat öğretmeni olan şair Zeki Ömer Defne, onu hep destekledi ve yazması için teşvik etti. O yıllardan kalan bir kompozisyon defterinde Zeki Ömer Bey'in 23.1.1930 tarihli şu cümleleri var: "Yarının iyi bir kalemine sahipsin. Boş durma, oku!"

Necatigil ortaokul yıllarında bir de dergi çıkarmaya başladı. Kendi ifadesiyle "17 ekim 1927'den itibaren eskilerin eser-î cedid dedikleri kağıtları "El-Marifet" matbaası adını verdiği hususi matbaasında(yani kendi el yazısıyla) doldurarak hazırladığı Küçük Muharrir adındaki bu dergi, 14. sayısı ile birlikte birinci cildini kapamış ve iki yıllık bir tatilden sonra 20 haziran 1932'den itibaren ikinci cildine başlayarak 12 sayı daha çıkmış". Bugüne kadar saklanmış olan bu dergilerin okuyucuları arkadaşları ve akrabalarıydı.
Aynı yıllarda, Akşam gazetesinin haftalık Çocuk Dünyası sayfasına Küçük Muharrir imzasıyla şiirler,fıkralar, hikâyecikler yazmaya başladı. 1931-1933 yılları arasında sürdürdüğü bu çalışmalarının karşılığında, yıllar sonra yaptığı bir röportajda dediğine göre, dergi yönetiminden telif ücreti de aldı ya çikolata, ya da bonbon olarak!

Necatigil Kabataş Lisesi'ni bitirdikten sonra öğrenimine Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde devam etti. Bu arada Alman Filolojisi'ndeki bazı derslere konuk öğrenci olarak katıldı ve ilk ders yılı sonunda "Deutscher Akademischer Austauschdienst" kuruluşunun davetlisi olarak bursla Berlin'e gönderildi; dört ay Almanya'da kalarak Berlin Üniversitesi'nin dil kurslarına devam etti
Yüksek öğrenimini 1940 yılında tamamlayarak okuldan birincilikle mezun oldu. Aynı yıl Kars Lisesi'ne edebiyat öğretmeni olarak atandı. İklim koşullarına uyum sağlamakta güçlük çekip hastalanması üzerine 1941 yılında Zonguldak Çelikel Lisesi'ne, 1943 Mart ayında da İstanbul'a, Pertevniyal Lisesi'ne tayin edildi. İki ay sonra, yaz dönemine girince yedek subaylık için başvurarak Ankara'ya gitti. Temel eğitim sonrası askerlik görevini İzmir'de levazım subayı olarak yaptı (Ekim 1943- Kasım 1945) ve terhis olmasının ardından İstanbul'a, on beş yıl süreyle çalışacağı Kabataş Lisesi'ne tayin edildi (Aralık 1945). İlk şiir kitabı "Kapalı Çarşı" da aynı yıl yayımlandı.

Yine aynı yıl, İstanbul Üniversitesi Alman Filolojisi'ne kaydını yaptırarak iki yıl süreyle, öğretmenliği ve öğrenciliği birlikte sürdürdü. İki yıl sonra, lisedeki ders saatleri arttığı için, modern Almanca sertifikası alarak Alman Filolojisi'ndeki öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı.
Zonguldak'tan İstanbul'a döndükten bir süre sonra, 1948 yılında Edebiyat Fakültesi öğrencisi olan ve o dönemde Sarıyer Ortaokulu'nda stajyer öğretmen olarak çalışan Huriye Korkut ile tanıştı. Ağustos 1949'da Necatigil'in ailesinin yaşadığı Beşiktaş, Valideçeşmesi, Dibekçi Kamil Sokağı (şimdi Enis Akaygen Sokağı), 22 numaralı evde, aile arasında kıyılan bir nikahla evlenerek yine Valideçeşmesi, Setüstü Sokak, 22 numaralı kiralık eve taşındılar.

1951 yılında ilk kızları Selma dünyaya geldi. 1955 yılında, Beşiktaş Camgöz Sokağı'ndaki 22 numaralı ahşap evi satın alarak oraya taşındılar. 1957 yılında küçük kızları Ayşe doğdu. 1964 yılında yine Beşiktaş'ta, Nüzhetiye Caddesi üzerindeki Deniz Apartmanı'nın bir dairesini satın alarak oraya taşındılar. Necatigil, ölümüne dek bu apartmanın 23 numaralı dairesinde yaşadı.

Necatigil, 1960 yılında Çapa Eğitim Enstitüsü'ne tayin edildi ve 1972 yılında kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Emeklilik dönemini, evinde yoğun bir biçimde çalışarak geçirdi.
1979 yılının Kasım ayında akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne yatırıldı. Kısa bir tedavi döneminin ardından, 13 Aralık 1979 tarihinde aramızdan ayrıldı. İstanbul'da Zincirlikuyu mezarlığında yatıyor.

Ölümünden sonra ailesi tarafından konulan Necatigil Şiir Ödülü, 1980'den beri verilmektedir.
1960 yılında yayımlanan Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü'nde, şiir serüvenini şöyle özetlemiş: "İlk şiiri lisede öğrenciyken, Varlık dergisinde çıkmıştı (Ekim 1935). Şiirde kırk yılını, doğumundan ölümüne, orta halli bir vatandaşın, birey olarak başından geçecek durumları hatırlatmaya; ev-aile-yakın çevre üçgeninde, gerçek ve hayal yaşantılarını iletmeye, duyurmaya harcadı. Arada biçim yenileştirmelerinden ötürü yadırgandığı da oldu, ama genellikle, eleştirmenler, onun için, tutarlı ve özel bir dünyası olan bir şair dediler."

Necatigil'in "Eski Sokak" şiirine konu olan Camgöz Sokağı'nın adı artık "Behçet Necatigil Sokağı". Ölümünün ardından, 1987 yılında yakın arkadaşlarının çabaları ve basının da desteğiyle, yaklaşık on yıl yaşadığı sokağın adı Belediye tarafından "Behçet Necatigil Sokağı" olarak değiştirildi.
Şehr-i İstanbul Derneği de sanatçıların evlerini belgelemek amacıyla yaptığı çalışma kapsamında, 19 Mart 2005 günü düzenlenen bir törenle Behçet Necatigil'in 1964 yılından 1979 yılında ölümüne dek yaşadığı Deniz Apartmanı'nın girişine bir plaket koydu.
--reklam--
Behçet Necatigil Kitapları - Eserleri
Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü
Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca
Sevgilerde
Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü 995 Türk Edebiyatçısının Hayatı ve Eserleri
Kareler Aklar
Eski Sokak
Şiirler
Mektuplar
Düzyazılar 1
Düzyazılar 2
Ertuğrul Faciası
Serin Mavi
Bile/Yazdı
Radyo Oyunları
Yalnızlık Bir Yağmura Benzer Çeviri Şiirler
Şiirler 1972-1979
Şiirler 1938-1958
Naima
Silinir Ayak İzleri
Evliya Çelebi
Eski Toprak
Pencere
Bütün Eserleri
Arada
Küçük Muharrir
Dar Bir Çember İçinde
Divançe
100 Soruda Mitologya
Gece Aşevi
Çevre
İki Başına Yürümek
Üç Turunçlar
Küçük Mitologya Sözlüğü
Bütün Eserleri 1: Şiirler 1
En / Cam
Şiirler
Dost Meclislerinde Kasideler
Evler
Vaktin Zulmüne Karşı Yazmak
Konuş ki Göreyim Seni / Radyo Oyunu Uyarlamaları
Bütün Eserleri 3 Şiirler 3
Gedichte
Yaz Dönemi
Söyleriz
Dar Çağ
Beyler
Kapalıçarşı
Zebra
--reklam--
Behçet Necatigil Alıntıları - Sözleri
Ne gitmek geçebilir aklımdan
Ne de git demek.
Eli kolu bağlı ben, ağzı dili bağlı
Yaşa yorum
Sevin emi yorum. (Eski Sokak)
Asıl söylenecekler hep sonradan hatırlanır. (Eski Sokak)
Ürkek bezgin baktığımız göklerden
Yarınlara güvendi umduğumuz.
Çocuklar, evler ve ekmek...
Ama mutlu muyuz? (Divançe)
Artık alıştık, alışıyor insan. Acılarımızı bir acemilikten sonra ustalıkla taşıyabiliyoruz. Ve gözyaşı dökmeden ağlamasını öğreniyoruz. (Dar Bir Çember İçinde)
Kimi yürüdüğü yol
Kendine yeter de
Hem ne kadar yürüse
Başı göğe erer de. (Şiirler 1972-1979)
"Neden bazı şeyleri pek çabuk unuturuz
 Çünkü apartmanlar o evlerin yerinde."

Çay adlı şiirinden alıntı (Bütün Eserleri 1: Şiirler 1)
Derdimi kimselere anlatamadım, (Ertuğrul Faciası)
Devran büktü belimizi
Geçme kapım önünden
Görüyorsun halimizi. (Çevre)
biliyorum saadet
bana dünyada gelmez
ölümü bekliyorum (Sevgilerde)
"İnsanlık sevgisi lafta kaldı." (Şiirler)
GÖZLEMEVİ MÜDÜRÜ — Azizim! Sokakları öğrenmek için, uzunca bir süre, gün doğmadan yollara düşmek gerekir. Sütçü beygirleri, sebze arabaları geçerken. Erkenci kahvelerde çaylar yeni demlenirken. Sokak, bu vakitlerde sokaktır. Sokakların da bir kişiliği olduğunu unutmayın! (Pencere)
Filozofun şimdiye kadar edebiyat kitaplarında söylenilmek istenmeyen bir tarafı vardır: Filozof gerek vatanda, gerek menfada iken vatan için içten gelen bir sevgi göstermesidir.
...
Yüce Balkanları duman bağlamış
Yine mi gurbetten kara haber var
Seher vakti burda kimler ağlamış
Çimenzar üstünde taze çiyler var (Düzyazılar 1)
Ve şairler boyuna kimlere yazarlar?
Y ıkılınış köprülerin başında
Ürkmüş boşluktan biri inliyorsa
Ve şairler onlara geldiınlere yazarlar.

DAG
Ette cızırtı keyy
Bir kuzgunun indiği bir/ine değdiği
Bizi hep o aşağılar - -
Bağrında her dakika keyy.
Bu sanki ocaktır tav, akşam eza
Sürdürür hastalığı iyi etmez
Tahta perde sevgililer
Yaslanır bakarız özlemle uzaklara.
Ağaçlara dönülür sonra kararır bahçe
Boşluk - - açıkta her şey
Düşünce midir kırılır dal ince
Akşam en/ cam ve keyy. (En / Cam)
Aşklar seslenir, çekingen, tatlı...
Ama inanma, maske! (Bütün Eserleri 1: Şiirler 1)
İnsan, aylı gecelerde bir ağaç altında hiç oturmamışsa, samanyollarından gökyüzü kırlarına hiç tırmanmamışsa, kayan yıldızlara karşı bir dilekte bulunmamışsa, arada bir olsun başını göklere kaldırmamışsa, teleskoplarla bakmış, ne görebilir ki? (Pencere)
Ben senin yolunda
Yaya kaldım, yoruldum. (Şiirler)
"İstediğin hangi şan, hangi övgü
Ey işine akıl ermez kader?
Bak şu halimize,
Neler almadın bizden
Ey zalim yazgı!
Ölümsüz ışık mısın hâlâ?
Bizi genç yap yeniden öyle ise!
Ey tuttuğumuz ellerimizde
İnce yeşil dal;
Solma
Ey ümit!"

Hans Leip (Yalnızlık Bir Yağmura Benzer Çeviri Şiirler)
Evlerin içi oda oda üzüntü,
Evlerin dışı pencere, duvar. (Eski Sokak)
"Sağlığımda esirgenen sevgi
 Ölümümde ölgün bir akşamüstü
 Seslenirse çok geç...
 İstemem, susturunuz." (Bütün Eserleri 1: Şiirler 1)
Geçer gider ömürler kışlar, baharlarla değil,
Eriyen yağlar, tükenen sabunlarla geçer gider.
Çocuklar büyür gider, başlayan şarkılarla değil,
Eskiyen giysiler, tükenen güçlerle büyür gider. (Arada)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/silinir-ayak-izleri-behcet-necatigil-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)