# Sinan’ın Tekkesinde Ölüm - İvo Andriç Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Sinan’ın Tekkesinde Ölüm kimin eseri? Sinan’ın Tekkesinde Ölüm kitabının yazarı kimdir? Sinan’ın Tekkesinde Ölüm konusu ve anafikri nedir? Sinan’ın Tekkesinde Ölüm kitabı ne anlatıyor? Sinan’ın Tekkesinde Ölüm kitabının yazarı İvo Andriç kimdir? İşte Sinan’ın Tekkesinde Ölüm kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/sinanin-tekkesinde-olum-ivo-andric-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-09T08:00:12+03:00
- Güncelleme: 2022-03-09T08:00:12+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/09/ivo-andric-kimdir-ivo-andric-kitaplari-ve-sozleri-171222.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: İvo Andriç 
 Yayın Evi: İletişim Yayınları 
 İSBN: 9789750527791 
 Sayfa Sayısı: 191 
--reklam--
Sinan’ın Tekkesinde Ölüm Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sinan’ın Tekkesinde Ölüm, Balkanlar’ın Nobel ödüllü büyük yazarı İvo Andriç’in son dönem hikâyelerinden oluşan özgün bir seçki.

Müslüman Türkler, Ortodoks Slavlar, Katolik Hırvatlar, Yahudiler ve Fransisken papazların beraber var olduğu Saraybosna’daki çocukluk ve gençlik yıllarından biriktirdiği anıları keskin bir anlatım yetisiyle hikâyeleştiren Andriç, Sinan’ın Tekkesinde Ölüm’de Balkan coğrafyasının gündelik hayatından canlı portreler sunuyor. Farklı kimlikleri içeren bir ortak yaşam imkânını betimleyen hikâyelerde Balkanlar’ın tarihsel, sanatsal ve insanî zenginliği ortaya seriliyor. Sinan’ın Tekkesinde Ölüm’de Balkan coğrafyasından tüm dünyaya açılan bir ortak yaşam umudunu bulacaksınız.

“İvo Andriç, Yugoslavya’nın Tolstoy’uydu.”
René Wellek
--reklam--
Sinan’ın Tekkesinde Ölüm Alıntıları - Sözleri
çoğumuzun bazen tek ihtiyaç duyduğu şey yalnızca bize yakın birinin sevecen bir sözüdür.
Kötülük dünyanın her yerinde nefreti doğurur çünkü nefret tüketir ve yaratmaz, yıkar ve inşa etmez.
Ve yine halkımız, kendi uydurduğu hakikati, hakikatin gerçek içeriğine tercih eder.
Hayat kolay değildi, ucuz değildi, güvenli değildi fakat insan hayatla ilgili bolca düş kurabilir, hakkında nükteyle, hikmet ve ferasetle konuşabilirdi.
...Çoğumuzun bazen tek ihtiyaç duyduğu şey yalnızca bize yakın birinin sevecen bir sözüdür.
dünyanın her yerinde olduğu gibi insanların kalpleri neyle doluysa gözleri hemen onu görür.
(En şeytani, en uğursuz yüzlere en çok ibadethanelerde, manastırlarda ve derviş tekkelerinde rastlar insan.)
Evet, Bosna bir nefret ülkesidir. Budur Bosna. Ve bununla ne tuhaf çelişkidir ki ( ve aslında o kadar da tuhaf değildir, dikkatli bir analizle kolayca anlaşılabilir muhtemelen) çok az ülkenin böylesi sağlam bir inanca, son derece güçlü bir karaktere, bu kadar şefkate ve tutkuya, bu duygu derinliğine, sadakate ve sarsılmaz adanmışlığa ya da adalet arzusuna sahip olduğu söylenebilir. Fakat içten içe yanan tüm bu nefretin gizli derinliklerinde, dizginlenmiş ve baskılanmış nefret kasırgaları serpilip büyüyor ve saatini bekliyor.
Burada da dünyanın her yerinde olduğu gibi insanların kalpleri neyle doluysa gözleri hemen onu görür. Ve yine halkımız kendi uydurduğu hakikati, hakikatin gerçek içeriğine tercih eder.
Çünkü dört farklı inancın iç içe yaşadığı bu yoksul, geri kalmış ülkenin başka ülkelerden dört kat daha fazla sevgiye, karşılıklı anlayışa ve hoşgörüye ihtiyacı var. Fakat Bosna’da, tersine, anlayışsızlık, düzenli aralıklarla açık nefret yaymak buranın insanının tipik bir özelliği. Farklı inançlar arasındaki uçurum o kadar derin ki bazen yalnızca nefret bunları aşmayı başarıyor.
"Kim cesur ve gururluysa hemen rızkını ve özgürlüğünü, servetini ve hayatını kaybeder, kim başını önüne eğip korkuya teslim oluyorsa o da kendinden çok şey kaybeder, korku içini kemirip durur öyle ki artık hayatının bir kıymeti kalmaz."
O güne kadar her kötü vezir için (ve birçoğu o kadar da kötü değildi) hep en kötüsü bu derlerdi fakat bu seferki için hiçbir şey demediler çünkü en kötü vezirden Celal'e varmak için arada uzun ve korkunç bir yol vardı ve bu yolda korku insanların sesini, belleğini ve mukayese kabiliyetini yitirmesine ya da Celal'in kim ve ne olduğunu anlatabilecek kelime bulamamasına sebep olmuştu.
… Çünkü burada da dünyanın her yerinde olduğu gibi insanların kalpleri ne ile doluysa gözleri hemen onu görür. Ve yine halkımız, kendi uydurduğu hakikati, hakikatin gerçek içeriğine tercih eder.￼
--reklam--
Sinan’ın Tekkesinde Ölüm İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazarın Drina Köprüsü'nden sonra okuduğum ikinci kitabı oldu. Drina Körpüsü daha akıcı bir üsluba sahipken bu kitap biraz daha ağır ilerliyor.

En beğendiğim öyküler Sinan'ın Tekkesinde Ölüm ve Tırmanıcılar oldu. Balkan edebiyatından okunacak kitap arıyorsanız kesinlikle tavsiye edilir. (Yusuf Konakci) 
İvo Andriç, Osmanlı idaresindeki Bosna'da doğmuş, sonrasında Avusturya idaresini ve Yugoslav Krallığını yaşamış. Son olarak ise Yugoslavya vatandaşı olarak ömrünü tamamlamış bir yazar.

Ancak kendisi özelde bir Bosnalı. Travnik civarında doğmuş, Saraybosna, Vişegrad gibi yerlerde yaşamış Bosnalı bir Sırp. Lakin kendisini Yugoslav olarak tanımlıyordu diyebilirim.

Nobel Edebiyat ödülünü kazanmış güçlü bir kalem olan Andriç'in çeşitli zamanlarda, farklı kitaplarda derlenmiş ya da derlenmemiş pek çok hikayesi İletişim Yayınları tarafından cem edilmiş.

Andriç'in iyi bir anlatıcı, büyük bir yazar olduğu kesin. Bosna ve Balkanları bilenler için çok ilgi çekici hikayeler var. Osmanlı dönemiyle ilgili yaklaşımını Drina Köprüsü'nden bildiğimiz yazarın hikayelerinde ilginç bir ifade var. Orada Türk dediği kişi ya da toplumlar aslında Türk değil, Boşnaklar. Yani Müslüman Bosnalılar.

Kimisi uzun kimisi kısa hikayelerin yer aldığı bu kitap, edebiyat anlamında hayli doyurucu. (Mehmet Y.) 
her biri osmanlı coğrafyasında geçen 9 öyküde, vezirlerden, dervişlere, hristiyandan müslümana, istanbul'dan bosna'ya uzanıyoruz.

dinlerimiz farklı olsa da aslında aynı insanlar olduğumuzu görüyoruz. 1800'lerdeki sorunların, 2020'de de olduğundan, bir karakterin bosna için söylediği nefret toplumu iddiasının bugünün türkiye'sinde de geçerli olduğunu üzülerek farkediyoruz.

öyle büyük hikayeler yok, ancak samimi, dili akıcı ve en önemlisi sizi olay örgüsünün içine rahatlıkla çeken bir becerisi var andric'in. kesinlikle okuduğum tek andric eseri olarak kalmayacak.

ülkemiz için söylenegelen çok kültürlülük tespiti üzerine, belki de içindeyken farkedemediğimiz anlamları, bosna-hırvat bölgesinde okuduğumuzda etkilenmemek mümkün değil. kısacası çok kültürlülük nedir sorusu üzerine bir fikir vermesi bakımından da bana faydası oldu.

şöyle berrak bir zihinle, açın hikayelerden birini, yüzyıllar önce atalarımızın hüküm sürdüğü coğrafyalara dair andric hikayelerine dalın. tavsiyemdir. (Gökhan Kahya) 
--reklam--
Sinan’ın Tekkesinde Ölüm PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İvo Andriç - Sinan’ın Tekkesinde Ölüm kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sinan’ın Tekkesinde Ölüm PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İvo Andriç Kimdir?
Ivo Andrić, 1892'de Travnik yakınlarında Dolac'ta doğdu. Zagreb, Viyana ve Krakow'da sürdürdüğü eğitimini Graz Üniversitesi'nde verdiği "Osmanlı Yönetimindeki Bosna-Hersek'te Kültür Yaşamı" konulu doktora tezi ile tamamladı. I. Dünya Savaşı sırasında milliyetçi etkinliklerinden ötürü Avusturya-Macaristan yetkilileri tarafından bir süre gözaltında tutuldu. Savaşı izleyen yıllarda Yugoslavya Dışişleri Bakanlığı'nda çalıştı. Budapeşte, Madrid, Cenevre ve Berlin'de dış görevlerde bulundu.

Yazarın en büyük özelliği kitaplarindaki olayları tarafsızlıkla anlatmasıdır. En acımasız hatta insanlık dışı sayılabilecek eylemlerde dahi yazar yalnızca olayı, o sırada insanların ne düşündüklerini ve hareketlerinin sebeplerini anlatmakta; fakat herhangi bir görüş belirtmemektedir. Hümanist olan Ivo Andrić eserinde çeşitli dinlerin ve soyların kaynaştığı bu bölgede en küçük bir din ve ırk ayrımı yapmadan, anlattığı olaylarda yer alan bütün kişilere eşit bir sevgi ve ilgi göstermiştir.
--reklam--
İvo Andriç Kitapları - Eserleri
Drina Köprüsü
Lanetli Avlu
Irgat Siman
Hanımefendi
Sinan’ın Tekkesinde Ölüm
Travnik Günlüğü
Uğursuz Avlu
Ömer Paşa
Güneşli Tarafta
Veli Paşa'nın Oynaşı
Bosna Hikayeleri
--reklam--
İvo Andriç Alıntıları - Sözleri
Son 18 yılda dilenciler bu evde duygusal bir şekilde ağırlanır ve onalara bolca hediye verilirdi. Bu biliniyordu. Şimdi bunu da değişmesi gerekiyordu. Sadece, Hanımefendi bu hususu, hizmetçiler konusundaki gibi katı ve kestirmeden halledemeyeceğinin farkındaydı. (Hanımefendi)
Çünkü dört farklı inancın iç içe yaşadığı bu yoksul, geri kalmış ülkenin başka ülkelerden dört kat daha fazla sevgiye, karşılıklı anlayışa ve hoşgörüye ihtiyacı var. Fakat Bosna’da, tersine, anlayışsızlık, düzenli aralıklarla açık nefret yaymak buranın insanının tipik bir özelliği. Farklı inançlar arasındaki uçurum o kadar derin ki bazen yalnızca nefret bunları aşmayı başarıyor. (Sinan’ın Tekkesinde Ölüm)
Tuhaftır, mutlu olabilmemiz için ne kadar az şey gerekiyor, çoğunluk bu pek az şeyle yetinmeyişimizse daha da tuhaf! (Irgat Siman)
En iyisi insanı hikâyesini dilediği gibi anlatması için serbest bırakmaktı. (Lanetli Avlu)
Türkiye 'nin dışına giden çiçekli yollar yoktur. Yoktur, hiç olmamıştır. (Ömer Paşa)
... İnsanın kurtuluşuna ve mutluluğuna giden tek yolun insanın dürtülerinden kurtulmasından geçtiğine dair bir teorisi vardı. (Güneşli Tarafta)
--reklam--
«Bir ülkenin ve hükümetinin değerini ölçmek, geleceği hakkında hüküm vermek istiyor musun ? O ülkede, cezaevine tıkılmış namuslu ve suçsuz kişilerle, ellerini kollarını sallayarak dolaşan sabıkalıları bir say.» (Uğursuz Avlu)
"Gözünün önünde hiçbir hayal belirmiyor, mısralar ancak güçlükle kurulabiliyor ve yine de eksik kalıyor, kafiyeler eskiden olduğu üzere artık kıvılcım saçarcasına birbirlerini ateşlemiyorlardı." (Travnik Günlüğü)
Kısacası, fakirlik korkusundan, alçakça ve rezilce düşüncelerden, yontulmamış tabirlerden asla kurtulamadıktan sonra, acı ve göze görünmez ve silinmez bir sefalet insanın her adımında peşinden ayrılmazken ve o güzel hayat bir rüya gibi gözlerimizin önünden silinip giderken, az veya çok bir şeylere sahip olmak ne işe yarardı? (Travnik Günlüğü)
Bana gelince kitap okumayı ve başkalarının hayatına karışmayı sevmem. Herkesin düşüncesi kendine. (Uğursuz Avlu)
"Yaşlanmak, zayıflamak ve ölmek o kadar korkunç bir şey değil. Asıl korkunç olanı, bizi, bizden çok daha farklı olan başkalarının, daha gençlerinin takip edeceğini idrak etmemizdir. İşte asıl ölüm buradadır. Bizi mezara çeken hiç kimse yok, hayır, biz arkamızdan mezara itiliyoruz!" (Travnik Günlüğü)
Anılar ise bir kez harekete geçti mi sadece başlangıçlarda durmuyorlardı. (Hanımefendi)
Dilencilerin dahi geçip gittiği boş ve neşesiz, gülüşmelerin ve sohbetlerin olmadığı, sıcaklıktan ve süslemelerden yoksun olan bu ev, yeni ve sıradaşı misafirler ağırlamaya başlamıştı. Farklı insanların nasıl görünmez bağlarla para ve para arayışı tarafından çekildiği burada görülebiliyordu. (Hanımefendi)
--reklam--
...Çoğumuzun bazen tek ihtiyaç duyduğu şey yalnızca bize yakın birinin sevecen bir sözüdür. (Sinan’ın Tekkesinde Ölüm)
çoğumuzun bazen tek ihtiyaç duyduğu şey yalnızca bize yakın birinin sevecen bir sözüdür. (Sinan’ın Tekkesinde Ölüm)
Çünkü hayâl kırıklığı ve acı, düşünceleri geçmişe götürür. (Irgat Siman)
Genelde böyle olur. Görmeyi umduğumuz kişiler onları düşündüğümüz ve en çok beklediğimiz zamanlarda değil, aklımızdan hiç geçmedikleri anlarda ortaya çıkarlar. Ve onları görmekten duyduğumuz sevincin, içimizin onu bastırdığımız derinliklerinden çıkması biraz zaman alır. (Lanetli Avlu)
O, kim olduğu bilinmeyen masallaştırılmış bir üstaddır. (Drina Köprüsü)
... En soğuk zamanlarda bile bu oda ısıtılmazdım Soğuk zamanlarda gelen konuklara “ Paltolarınızı çıkarmayın” derdi Hanımefendi ve intikamcı bir ses tonuyla eklerdi: “ Zira burada soba yakılmıyor.” (Hanımefendi)
Çünkü kuşku daima insanın kendi içindeydi, daima da alesta beklerdi, biraz uyukladığında, tek gözü açık, bir kulağı delik uyurdu, en küçük bir gürültü, kelebeğin kanat çırpışından daha hafif bir ses uyandırabilirdi onu; kendisini kimse hiçbir şekilde uyandırmazsa şüpheli görülen sessizlikten kendi kendine uyanabilirdi. (Irgat Siman)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/sinanin-tekkesinde-olum-ivo-andric-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)