# Sizin Memlekette Eşek Yok mu - Aziz Nesin Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Sizin Memlekette Eşek Yok mu kimin eseri? Sizin Memlekette Eşek Yok mu kitabının yazarı kimdir? Sizin Memlekette Eşek Yok mu konusu ve anafikri nedir? Sizin Memlekette Eşek Yok mu kitabı ne anlatıyor? Sizin Memlekette Eşek Yok mu kitabının yazarı Aziz Nesin kimdir? İşte Sizin Memlekette Eşek Yok mu kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/sizin-memlekette-esek-yok-mu-aziz-nesin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-16T12:00:07+03:00
- Güncelleme: 2022-02-16T12:00:07+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/16/aziz-nesin-kimdir-aziz-nesin-kitaplari-ve-sozleri-153863.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Aziz Nesin 
 Yayın Evi: Nesin Yayınevi 
 İSBN: 9786054702138 
 Sayfa Sayısı: 208 

Sizin Memlekette Eşek Yok mu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu seçkidekiler benim en beğendiğim, en güzel, en sevdiğim yapıtlarım mı? Böyle bir savda bulunamam. Ama bu seçkidekiler, en sevdiklerimden ve okurlarımın da seveceklerini umduklarımdan bir demettir.

Bu seçkiye kitaplarımdaki yazılarımdan beğeneceğinizi umduklarımı derleyip aldım. Yanılıp yanılmadığıma siz, okurlarım, karar verebilirsiniz.

Aziz Nesinin yazdığı "Önsöz"den

Sizin Memlekette Eşek Yok mu Alıntıları - Sözleri
Yabancı bir kentte insanın yalnızlığı daha bir katmerleniyor.
Yobazın biri çıkıp 'tuvalete gitmek günahtır' desin. Bundan dolayı altına sıçacak o kadar çok insan var ki bu memlekette..
- [ ] Bir yazar tüm yaşadıklarını yazabilsede ölümünü yazamaz. Oysa ölüm yaşamın en önemli olayıdır.
Yabancı bir kentte insanın yalnızlığı daha bir katmerleniyor.
“İnsanları severim ama uzaktan…”
"Türkiye'de mezarlıklar dinlere göre ayrılmıştır. Dinsizler için mezar yeri yok. Bense Müslümanların "yatacak yeri yok" dediklerindenim."
Benim memleketimde ancak zenginler yaşayabilirler...
Acılar dayanılır gibi değil, dayanılır gibi olmayan acılara dayanıyorum, dayanmamak elimde olmadığı için...”
Türkiye'de mezarlıklar dinlere göre ayrılmıştır. Dinsizler için mezar yeri yok. Bense Müslümanların "yatacak yeri yok" dediklerindenim.
Ne çok insan cenaze törenine katılıp “Son görevimizi yapıyoruz.” diye rahatlayacak, sondan önceki görevini yapmayanlar
Hava iyice aydınlanmıştı, ama ben o evde hep karanlıkta kalmayı yeğlerdim.
Acılar dayanılır gibi değil, dayanılır gibi olmayan acılara dayanıyorum, dayanmamak elimde olmadığı için...
Yürek sancım dindi. Ama dünyayı sırtımda taşımış ve altında ezilmiş gibiyim.

Sizin Memlekette Eşek Yok mu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
O güzel atlara binip giden o güzel insanlardan biriyle, Aziz Nesin'le ve onun kıymetli bir eseriyle tekrar beraberiz sevgili okur dostlarım...

Son günlerde 'timeline'larımızın bu değerli aydınımız ve onun eserleriyle dolup taşmasına vesile olan gonderi/28388406 etkinliğini tertip eden nigra 'ya ve tabii ki etkinliğin fikir babası, Nesin Vakfı'nın fahri temsilcisi, Aziz Nesin'in 1k'da daha çok okunması ve tanıtılması için gerçekten çok büyük bir emek ve mesai harcayan çok değerli dostum Nordavind 'ya en içten teşekkürlerimi gönderiyorum...

İncelemem daha çok Aziz Nesin üzerine odaklanacak ama öncesinde kitapla ilgili kısa bir bilgi paylaşmalıyım sizinle;

kitap/sizin-memlekette-esek-yok-mu--3459 adlı eser, 'Aziz Nesin'in Aziz Nesin'den Seçtikleri' alt başlığıyla ilk olarak 1995 yılında AD yayıncılık tarafından basıldı. AD yayıncılık, Doğan Yayın Holding'e bağlı olan, şimdi Doğan Egmont olarak bildiğimiz yapının ilk versiyonudur. O yıllarda Milliyet Yayıncılık harika bir proje ortaya koydu. Gazete yayıncılığının avantajlarını kullanıp, gazete kağıdına kitaplar basarak ve yine yay-sat aracılığıyla bunu tüm gazete bayiilerine ulaştırarak maliyeti ucuza gelen bu kitapları çok cüzi fiyatlarla okurla buluşturdular. Kitaplarını basacakları yazarlarla da yine sembolik telif anlaşmaları yaptılar. Çünkü bu bir okuma projesiydi ve bu proje sayesinde pek çok kitap yüz binlerce eve girmiş oldu.

İşte Aziz Nesin de AD Yayıncılık'ın yönetmeni Yalvaç Ural'ın teklifi üzerine bu eseri hazırladı. Kendince beğendiği, okurlarının da seveceğini düşündüğü öyküleri bu kitapta bir araya getirdi. Ee böylesine seçmece bir eser olunca, yıllar içerisinde Aziz Nesin'in en çok okunan kitaplarından biri oldu bu kitap... Ben de yayınlandığı sene ilk baskısını alıp okuduğum bu kitabı, 23 yıl sonra tekrar okuma şansı elde etmiş oldum... Meraklısı için ilk baskının görsellerini de paylaşayım sizinle:)

https://i.hizliresim.com/EPjR5A.jpg

https://i.hizliresim.com/XPZXkk.jpg

Şimdi size Aziz Nesin'in gülmece öyküleri gibi komik mi komik, sizi gülmekten kırıp geçirecek, gözünüzden yaşlar akıtacak küçük bir hikaye anlatmak istiyorum...

Zamanın birinde, Doğu ile Batı arasında, tam sınırda kalan güzel bir ülke varmış. Tam sınırda kaldığı için ne Doğu ne de Batı sahipleniyormuş bu ülkeyi... O yüzden bu ülkede yaşananlar yine bu ülkeye mahsus kalıyormuş... Ülkenin ak saçlı, kara kaşlı, buruk bakışlı bir aydını varmış... Bu aydın hayatı boyunca ülkede yaşayan fakir fukaranın, ezilmişlerin, horlanmışların, kenara atılmışların sesi olmaya, onların sesini yukarılara duyurmaya gayret edip durmuş... O kadar çok kitap yazmış ki, kitapları üst üste dizseniz aydının boyunu geçiyormuş neredeyse...

Aydınımızın anlatacak çok hikayesi varmış... Bu hikayelerde toplumun belini büken zamlardan tutun da, arap saçından hallice bürokrasi taşlamalarına kadar ne ararsanız varmış... Aydınımız gittiği her köyde, geçtiği her kasabada mutlaka orada yaşayan insanların arasına girer, onlarla konuşur, dertleşir ve tüm sıkıntılarını dile getirmek için notlar tutarmış... Sonra da evine gelir bunları tek tek kaleme alırmış...

'Yukarıdakiler' lafı düzünden anlamaz veya anlamazdan gelirler diye, edebi kaygıları bir kenara bırakıp bol bol mizah ve güldürü katmış yazılarına... Tabiri caizse her cümlesinde bir taş atıyormuş yukarı doğru... Olur ya, belki birisinin kafasına gözüne isabet eder de, lütfedip aşağı bakar; oradaki insanları da görür diye umut içinde bıkmadan, sıkılmadan yazmaya, konuşmaya, anlatmaya devam etmiş...

Aydınımızın yaptıkları bununla da bitmemiş. O her zaman kendisinin yaşadığı ülkeye ve topluma borçlu olduğunu ve borcunu ödemeden ölmek istemediğini sık sık dile getirirmiş... Yazdıklarından belli bir gelir elde etmeye başlayınca kazandığı o parayla eğitim olanaklarından yoksun çocuklar için bir vakıf kurmuş. Kazandığı her kuruşu işte bu vakfa ve vakıftaki çocuklarının eğitimine harcamış... Çünkü o aydın, toplumu geliştirmenin ve daha iyiye doğru dönüştürmenin yegane yolunun eğitim olduğunu çok iyi biliyormuş...

Sonra efendim, günün birinde aydınımız kültürel bir etkinliğe katılmak üzere yollara düşmüş ve Anadolu'nun bir vilayetine gitmiş... O vilayette kendisi gibi başka okur-yazar-çizer aydınların ve diğer davetlilerin de katılımıyla etkinlik için otelde bir araya gelmişler... Onlar içeride konuşmalarını yapıp dostluk ve birlik mesajlarını iletirken otelin dışında küçük bir kalabalık birikmeye başlamış. Bu kalabalık kısa bir süre sonra gittikçe büyümüş büyümüş ve otelin dışında adım atacak yer kalmamış. Sonra bu kalabalık grup bir anda bağırıp çağırmaya başlamış... Her biri öfkeden çıldıracak duruma gelmiş... Sonra bakmışlar bu iş böyle olmayacak; bağırıp çağırarak öfkelerini dindiremiyorlar... Peki sonra ne yapsalar beğenirsiniz?

Dayanamayıp bizim aydınımızın da içinde olduğu oteli dört bir tarafından ateşe vermesinler mi?

Ve geldik hikayemizin sonuna... O yangın içinde 35 kişi dumandan boğularak ölmüş... Bizim aydın ise can havliyle cama dayanan itfaiye merdivenine kendini zor atmış... Sonra da merdivendeki görevli 'sen misin kurtulmaya çalışan' deyip bizim aydını darp etmiş ve aşağıdaki öfkeli kalabalığın arasına fırlatmış... Tam kalabalık aydınımızı linç etmek üzereyken polisler son anda gelmiş ve her tarafı kan içinde kalan aydını o kalabalığın arasından çekip çıkarmış... Hikaye de böylece bitmiş...

-----------------------------

İyi de neden kimse gülmedi bu hikayeye?

Hikaye yeterince komik mi değildi, yoksa ben mi güzel anlatamadım acaba?

Sanırım ben hikaye anlatırken Aziz Nesin kadar komik olmayı başaramıyorum... Kusur bende mi yoksa benim yazdığım hikayede mi, orasına siz karar verin...

-------------------------------

Ataol Behramoğlu'nun yukarıda bahsettiğim Madımak Katliamı'nda hayatını kaybedenler anısına yazdığı şiiri pek çoğunuz bilirsiniz;

yaşamak bu yangın yerinde
hergün yeniden ölerek
zalimin elinde tutsak
cahile kurban olarak
yalanla kirlenmiş havada
güçlükle soluk alarak
savunmak gerçeği çoğu kez
yalnızlığını bilerek
korkağı, döneği, suskunu
görüp de öfkeyle dolarak
 ***
toplanır ölü arkadaşlar
her biri bir yerden gelerek
kiminin boynunda ilmeği
kimi kanını silerek
kucaklıyor beni metin altıok
aldırma diyor gülerek
yaşamak görevdir yangın yerinde
yaşamak insan kalarak

Aziz Nesin'in hayatını da tek cümleyle özetlemeye kalksak sanırım bu şiirin son iki dizesi gibi etkili bir ifadeyi zor buluruz: Yaşamak görevdir bu yangın yerinde, yaşamak insan kalarak... Çünkü tam da bunu başarmıştır Aziz Nesin, yani başarması belki de en zor olanını... Adına ölüm fetvalarının verildiği, kitaplarının bir dönem okul kütüphanelerine sokulmadığı, adının geçtiği pek çok evde küfür kıyamet koptuğu ve nihayetinde yakılarak yok edilmeye çalışıldığı bir ortamda, daha doğrusu bir yangın yerinde inadına yaşamıştır Aziz Nesin ve inadına insan kalmayı başarabilmiştir son nefesine dek...

Gelelim onu yakmaya gelen ve adına 'Müslüman' deyip Müslümanlığa onarılmaz bir leke süren o insafsız, yüreksiz, vicdansız yobaz takımına...

Onların o oteli yakmaya çalışması tesadüf değil, bilinçli bir tercihtir. Çünkü bildiğiniz gibi yanma eylemi bir şekilde kutsal kitaplardaki cehennem tasviriyle özdeşleşen bir eylemdir. Yani aslında bu yobazlar, oteldeki insanları yakmaya çalışarak haşâ, kendilerini Allah yerine koymuşlar, kendilerince belirledikleri günahkârlara daha ölmeden ceza vererek, yakmak suretiyle sözüm ona bu dünyada o insanlara cehennemi yaşatmışlardır.

Yüzsüzlük bu ya, sonra da bunu yapan o caniler utanmadan, kıldıkları her namazın her rekatında Fatiha suresini büyük bir pişkinlikle okuyabilmişlerdir. Oysa ki Fatiha suresinin 4. ayeti olan 'Maliki yevmid din' ifadesinde Allah'a ithafen 'Hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâlikidir/sahibidir' denmektedir.

İşte bu yobaz takımı, günde 100'den fazla okudukları ayeti idrak edecek şuurdan yoksun oldukları için rahatlıkla kendi başlarına kararlar alıp yalnız Allah'a ait olan hesap ve ceza gününü onun adına veya kendilerini onun yerine koyarak bu dünyada uygulamayı kendilerine reva görmekten hiç çekinmemişlerdir.

-------------------------------

Durun daha bitmedi:) Madem buralara kadar geldik, sonunu da getirelim o halde...

Farklı meallerden defalarca okuduğum Kuran-ı Kerim'de, Allah'ın bizlere vermiş olduğu ve konumuzla yakından ilgili olduğunu düşündüğüm bazı emir ve tavsiyeleri kısa kısa paylaşmak istiyorum sizinle;

* Yetimlere sahip çıkın (sayısız ayet var ama örnek olarak Nisa-36)
* Yoksula ve yolda kalmışa hakkını verin (İsra-26)
* İhtiyacınız olandan fazlasını infak edin/paylaşın (Bakara 215)
* Her kim bir kişiyi,öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur. (Maide-32)

Bir de hadis-i şerif var;

* “Sizin en hayırlınız insanlara en hayırlı olanınızdır.”

Şimdi bu ayetleri ve hadisi şerifi okuyunca insan, üzerine düşünmeden edemiyor... Bir tarafta kendini ateist olarak ifade eden Aziz Nesin, diğer tarafta ise din uğruna onu yakmaya çalışan birtakım yobazlar... İnanın kafam çok karışıyor bazen... Eğer Aziz Nesin yaşasaydı, vakfında, tüm eğitim masraflarını kendi cebinden karşıladığı yetim çocuklarını da yanına alarak şöyle derdi herhalde;

Hadi Müslümanlar, bunu da açıklayın!

Herkese keyifli okumalar dilerim...

https://youtu.be/R0HlRdijGF0 (Necip G.) 
Aziz Nesin, kendi öykülerinden seçtikleriyle bu eseri yeniden var etmiş, edebiyatımızda bu görev genelde Doğan Hızlan beye düşerdi ama yazar bunu kimseye bırakmamış, nevi şahsına münhasır yönü burada da faklılığı yansıtmış :). Kitabın tüm geliri Nesin vakfına gidiyor, ki bu güzel. Aziz Nesin ülkemizin önemli entellektüellerinden muhtemelen paradokslar ve taşlamalar en çok onun diline yakışıyor. Kitapta en sevdiğim öykü “Tülsü’yü Sevmek” adlı hikaye oldu. Bu öyküden bir alıntıyla nihayet olsun:
“- İşinizi sormuştum, dedim.
-Ben de söyledim, dedi, benim işim Tülsü’yü sevmek…
(…)
- Dünyada sevmekten önemli bir iş olur mu?” (İnsanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır.) 
Ben Aziz Nesin'in tarzını çok beğenirim.Bu kitabı da diğer okuduğum kitapları gibi çok güzeldi,ince-ve derinden mizahi hikayeler bulacağınız,çok güleceğiniz bir kitap.Kitaba adını veren hikaye ise en beğendiklerim arasında.keyıfle okunası bir kitap (Hande gunkut) 

Kitabın Yazarı Aziz Nesin Kimdir?
20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesinde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulundan mezun oldu. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesinde çalıştı. Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1954ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahirle birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Taninde köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve "Ustura" isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü. 1962de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı. 1972de Çatalcada kimsesiz çocukların eğitimini gerçekleştirmeyi amaçlayan Nesin Vakfını kurdu. Kitaplarının tüm gelirini bu vakfa bağışladı. 1976-1980 arasında her dalda edebiyat ödülleri veren Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığını çıkardı. 1979da seçildiği Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanlığı görevini yıllarca sürdürdü. Sadece Türk edebiyatının değil dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yer alan Aziz Nesin, düşünceleri ve yazıları nedeniyle siyasi iktidarlardan sürekli baskı gördü, tutuklandı, yargılandı, sürgün edildi, cezaevlerinde kaldı. 6 Temmuz 1995 tarihinde yaşamını yitirdi. Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtır. Anlatımında halk edebiyatının ana öğelerinden yararlanır. Yer yer masal temasıyla ve mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirir. Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştiren, genç mizah yazarlarının doğmasına yolaçan yazardır.

Aziz Nesin Kitapları - Eserleri
Zübük
Şimdiki Çocuklar Harika
Ölmüş Eşek
Nazik Alet
Gözüne Gözlük
Biz Adam Olmayız

Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yol
Yokuşun Başı
Yokuş Yukarı
Sizin Memlekette Eşek Yok mu
Tatlı Betüş
İt Kuyruğu

Koltuk
Toros Canavarı
Pırtlatan Bal
Geriye Kalan
Memleketin Birinde
Havadan Sudan
Gıdıgıdı

Aferin
Surname
Merhaba
Az Gittik Uz Gittik
Ben de Çocuktum
Yüz Liraya Bir Deli
Yedek Parça

Aşkım Dinimdir
Sivas Acısı
Fil Hamdi
Zübüklüğün Sonu Yok
Adamı Zorla Deli Ederler
Anıtı Dikilen Sinek
Kördöğüşü

Bir Sürgünün Anıları
İstanbul'un Halleri
Yurt Gezileri
İhtilali Nasıl Yaptık
Hayvan Deyip de Geçme
Deliler Boşandı
Şehirden İndim Köye

Memurlar Memurlar
Gerçeğin Masalı
Bay Düdük
Hoptirinam
Gol Kralı
Bu Yurdu Bize Verenler
Mahmut ile Nigar

Ah Biz Ödlek Aydınlar
İnsanlar Uyanıyor
Tek Yol
Leyla ile Mecnun
Gözünüz Aydın Efendim
Bir Tutam Aydınlık
Nutuk Makinesi

Hangi Parti Kazanacak
Ah Biz Eşekler
Yeşil Renkli Namus Gazı
İnsanlar Konuşa Konuşa
Büyük Grev
Benim Delilerim
Nah Kalkınırız

Poliste
Damda Deli Var
Şimdi Avrupa
Sosyalizm Geliyor Savulun
Rüyalarım Ziyan Olmasın
Kalpazanlık Bile Yapılamıyor
Okuma Güncesi

En Masumlar İçerde
Rıfat Bey Neden Kaşınıyor
Mahallenin Kısmeti
Yetmiş Yaşım Merhaba
Bütün Oyunları - 1
Bütün Oyunları 2
Halimiz Hal Değil

Borçlu Olduklarımız
Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları
Aziz Nesin'den Sıra Dışı
% Kaç Aptalız
Yazarlık, Edebiyat ve Dil Üstüne
Aşk Şiirleri
Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim

Çuvala Doldurulmuş Kediler
Kalem Yapın Beni Kalem!...
Eğitim Üstüne
Batı'ya Giden Yoldayız
Bir Koltuk Nasıl Devrilir
Vatan Sağolsun
Seyyahatname

Türkiye Şarkısı Nazım
Okuduğum Kitaplar
Korkudan Korkmak
Salkım Salkım Asılacak Adamlar
Üçü Birden
Bütün Şiirleri 1
Kazan Töreni

Bütün Şiirleri 2
Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak
Hayvanlar Takımı
Maçinli Kız İçin Ev
Sondan Başa
Sora Sora Cennet Bulunur
Uyusana Tosunum

Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler
Hazret-i Dangalak
Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala
Mum Hala 1
Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı
Sanat Yazıları
Gülmekten Öldüren Öyküler-1

Gülmekten Öldüren Öyküler 2
Alamanya Alamanya Bizden Aptal Bulaman Ya
Mum Hala 2
Soruşturmada
Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez
Herkesin İşi Gücü Var
Suçlanan ve Aklanan Yazılar

Arkadaşım Badem Ağacı
Bir Dokun Bin Dinle
Cumhuriyet Dönemi Türk Mizahı
Unutulmayan Rüyalar
Bekârlık Sultanlıktır
Irak ve Mısır
Taşlamalar

Çocuklara En Güzel Masallar
Aziz Dede'den Masallar
Nasrettin Hoca Gülütler
Okullar İçin Kısa Oyunlar
Sporcu Milletiz Vesselam
Bursaname - Aziz Nesin'in Bursası
Laiklik, Dincilik ve Atatürkçülük

Bayan Aynur ile Bay Buyur
Bilmem Ne Adası
Bir Vicdan Davası
Onursal Doktor Olamamanın Büyük Onuru
Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de Kürtler
Aşk Öyküleri
Aydınlar Üstüne

Büyüklere Masallar 1
Büyüklere Masallar 2
Türkiye Toplumu ve Demokrasi
Bütün Oyunları - 3
Bütün Oyunları 4
Aziz Nesin - Klaus Liebe Harkort Mektuplaşmaları
Aziz Nesin - Saliha Scheinhardt Mektuplaşmaları

Aziz Nesin - Tahsin Saraç Mektuplaşmaları
Tut Elimden Rovni
Erkek Sabahat
Çiçu
Hadi Öldürsene Canikom
Dört Kitap Tek Ciltte
Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 1

Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 2
Azizname
Saçkıran
Gübre Kralı
Şiirin Tam Zamanıdır
Biraz Gelir misiniz?
Bir Aşk Var Bir De Ölüm

Hoşça Kalın
Bişey Yap Met
Qum Qalalar
Hekayələr
Azîz Nesin - Meral Çelen Mektuplaşmaları
Gülmece Öyküleri 9
Bizim Memleket

Gülmece Öyküleri 5
Gülmece Öyküleri 2
Memleketin Birinde - Hoptirinam
Deniz Aslanı
Baba Mirası
Berber Nonoş
Gülmece Öyküleri 3

Üç Kitap Birarada
Nutuk Makinası, Az Gittik Uz Gittik
Gülmece Öyküleri 8
Aziz Nesin Bütün Kitapları
Kendini Yakalamak
Boyalı Tilki Masalı
İstanbul'dan Ne Haber

Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 2
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 1
Seçilmiş Satırlar
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 3
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 4
Sosyalizm Geliyor Savulun

Aziz Nesin Alıntıları - Sözleri
İslamlıktan sonra da .. şimdi de kız çocukları pek makbul sayılmıyor, başlık parasını saymazsan. Müslümanlarca … (Bay Düdük)
Sen insanların zahirine değil zamirine bak. (Toros Canavarı)
Yoksular yaşamları boyunca yalnız bir kez kolaylık görürler, o da öldükten sonra; cenazeleri hemen kalkar, çabucak. (Ben de Çocuktum)
Muayeneye giren çocuğu, içi kül dolu bir kaba yellendirirlermiş. Yel ne denli çok kül kaldırırsa o denli iyi, o denli yiğitlik sayılıyor. Yel hiç kül kaldırmazsa, çok kötü..." Mangalda kül bırakmaz" sözü, sonradan bir alay sözü olarak kullanılmış olsa bile, kabadayılığı, yiğitliği anlatmak için söylenir. (Yokuşun Başı)
Sen artık bu kitapta: noktaları , virgülleri , satırları taşımıyorsun..
Sen artık bu kitapta : koşmuyor , bağırmıyor , alnını kaşımıyorsun..
 Sen artık bu kitapta yaşamıyorsun. (Aşk Şiirleri)
Ayağını sıcak tut, başını serin,
Kendine bir iş bul, düşünme derin. (Nasrettin Hoca Gülütler)

Önce bir sayımdöküm yapmalıyım
Neleri götüreceğim
Geri dönüp alamam
Kendimden hiç bırakmamalıyım geride
Gölgemi de gölgesizliğimi de
Söyleyemediklerim yazamadıklarım Verilemeyen yanıtlarım
Benimle olmalı üzünçlerim acılarım
Utançlarım gözyaşlarım
Söyletilmeyen şarkılarım
Hiç bir kötülüğüm kalmamalı arkamda Aldatmaları sevdiğim kadınların
Kurnazlıkları çıkarcıkları küçük küçük
Zaman zaman kurnazlıklarım
Düşlerimi hiç mi hiç bırakamam
En değerli varlıklarım
Hele sonsuz tasalarım ki yaşama sığmayan
Ve hiç sönmeyen harlı tutkularım
Ne kalır benden geriye
Hiç
O hiçi de kendimle almalıyım (Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak)
Aslında Sayın Başkan Hoobert iyi insandı. Sayın Başkan
iyiydi ama, ne yazık ki çevresindekiler kötüydü. Nedense bu iyi
başkanların çevresini de hep kötü kişiler alıyordu. (Kalpazanlık Bile Yapılamıyor)
Yabancı bir kentte insanın yalnızlığı daha bir katmerleniyor. (Sizin Memlekette Eşek Yok mu)
"Zenginlik sermaye birikimidir; uygarlık kültür birikimidir.Bizde böyle birikimler olmadığı için de , toplumumuz tutarsızdır.
 Ulusal zenginliğin , uygarlığın birikim demek olduğu bizde , daha 19. yüzyıl sonunda anlaşılmıştır.Ama bu bir TERS anlamadır.Bizde bu birikim , devlet gücüyle zengin yetiştirmek diye anlaşılmıştır.TERS işleyen mantık şudur: 'Yurdun kalkınması için zenginlik gerekir. Bizde kendiliğinden zengin yetişmediğine göre , devlet yardımıyla zengin yetiştirmeli , sermaye birikimi saglanmalıdır.'
 ...Devlet zengin yetiştirmeye kalkarsa kimleri seçer? Elbet kendisini devlet yapanları, kendinden olanları... " (Suçlanan ve Aklanan Yazılar)
Bakınız, neden olmaz, izah edeyim. Affedersiniz, ismiâliniz Beyfendi?
Ulvi Bey... Müşerref olduk efendim. Benim adım
Şâzi. Çok memnun oldum. Evet... ne diyorduk?
Ol­maz.. Katiyen olmaz. Çünkü efendim, herşeyden
önce bir maarif plânımız yok. Bendiniz uzun yıllar
maarifte hizmet ettiğimden bu işleri gayet iyi bili­rim. Plânsız, programsız hiçbir iş olmaz efendim.
Affedersiniz Beyfendi, ismiâlinizi öğrenebilir miyim?
Ulvi Bey... Çok güzel, memnun oldum. Benim
adım da Şâzi... Çünkü efendim bizde herşeyden ön­
ce bir tedrisat sistemi yok. Onun içindir ki, biri… (Kördöğüşü)
Bu pis burjuvaların Allah bin türlü belalarını versin!.. (Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala)
"Sarılmak neden güzeldir bilir misin? Çünkü sağ tarafta kalp yoktur, ve orası hep boştur.
Sarılınca, sağ yanını onun kalbi doldurur..."

| (Ah Biz Eşekler)

Amerikada otuzaltı gazeteye birden yazan bir başyazar,
— Sizde, dedi, bir başyazar, kaç gazeteye yazar?
— Bizde, dedim, her gazetenin ayrı bir başyazarı vardır, ama, hepsi de aynı şeyleri yazar!..
— Ayrı ayrı insanlar nasıl aynı şeyi yazarlar?
— Bizde ayrı gayrı yoktur. Birlik, beraberlik falan... İşte öyle...
— Sizde demokrasi var mı?
— Az bişey vardı, ama son zamanlarda yedek parçası kalmadığından kullanamıyoruz? (Yedek Parça)
İnsan, sevebilir miyim diye düşünüyorsa sevemeyecek demektir. İyi ki sevide düşünce yok;yoksa kimse kimseyi sevmezdi. (Aşkım Dinimdir)
Gece yatakta bir elimi attığım zaman, elimin tuttuğu yalnızlık... Korkudan öbür elimi atıyorum, kendimi tutuyorum, soğuk, ıslak, titreşik... (Çiçu)
"Ben ölmüşüm baba,
neden bana hiç demediniz?" (Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz)
“İster altından olsun, ister demirden, kafes kafestir!” (Memleketin Birinde)
Sizin sevdiğiniz her şeyi ben de severim. (Gol Kralı)
İnsanın kendini olduğundan başka göstermek için harcadığı çabalar onu gülünç yapar. Hele bu para konusunda ise gülünçlüğün derecesi daha da artar. (Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/sizin-memlekette-esek-yok-mu-aziz-nesin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)