# Şizofreni ve Değişimler Kitabı - Philip K. Dick Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Şizofreni ve Değişimler Kitabı kimin eseri? Şizofreni ve Değişimler Kitabı kitabının yazarı kimdir? Şizofreni ve Değişimler Kitabı konusu ve anafikri nedir? Şizofreni ve Değişimler Kitabı kitabı ne anlatıyor? Şizofreni ve Değişimler Kitabı PDF indirme linki var mı?  Şizofreni ve Değişimler Kitabı kitabının yazarı Philip K. Dick kimdir? İşte Şizofreni ve Değişimler Kitabı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/sizofreni-ve-degisimler-kitabi-philip-k-dick-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-09T09:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-05-09T09:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/09/philip-k-dick-kimdir-philip-k-dick-kitaplari-ve-sozleri-217797.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Philip K. Dick 
 Çevirmen: Murat Karlıtağ 
 Yayın Evi: Altıkırkbeş Basın Yayın 
 İSBN: 9786055532949 
 Sayfa Sayısı: 48 
--reklam--
Şizofreni ve Değişimler Kitabı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Philip K Dick birbirinden enfes çığır açan bilim kurgu romanlarının yanı sıra 60lı yılların başında entelektüel yapısını muazzam ve eğlenceli şekilde ortaya döken bir takım uzun makaleler yazdı ve bunlar ülkesinde küçük kitaplar olarak o yıllarda yayımlandı. 

Altıkırkbeş Yayın bu Philip K Dick özel serisine düşünürün yeni metinleriyle devam edecek. Şizofreni ve Değişimler Kitabı ucu halüsisünatif uyuşturuculara dek varan, yazarın şizofreni üzerine kendi saptamalarının dışa vurumu. 

Kitap Altıkırkbeşin yeni ve özel serisinin bir ürünü olarak sert kapaklı ve bez ciltli, seriye özel ebadıyla okurlarıyla buluşacak!
--reklam--
Şizofreni ve Değişimler Kitabı Alıntıları - Sözleri
"On beşinci kez içine düştüğüm büsbütün çürümenin dehşet verici şartlarından kendimi nasıl kurtarabilirim?"
Tedbirli olun; gereğinden fazla güvenmeyin.
"En azından paranoyaklar -ya da bazı paranoyaklar- açısından 'kuruntuların' sadece kuruntu olmadığını aksine bizlerin ulaşamadığı bir gerçeklik alanına ait kesin algılamalar olduğuna dair (Tanrıya şükür) açık ve kesin bir ihtimalle karşılaşırız."
"LSD etkisindeki bir insan gibi,şizofren, şimdiki zamanda sonsuzun girdabı içinde kaybolmaktadır."
altıncı hisler ve olağanüstü yeteneklerin bazı geçerlilik kanıtlarının olabildiğini hatırlayarak bunun dışında makul bir yaklaşım kurabiliriz. Bir bağlantı var; 1900 yılında Freud’un hastalarıyla yaptığı serbest çağrışım seansları sıra-sında telepati yeteneğinin somut kanıtını elde etmiştir. (Yıllarca ESP ile alay ettiğim için bunu öğrenmek hiç hoşuma gitmemişti; inanılmaz titiz bir gözlemci olan Freud’un belgeleri ESP kavramına güç katıyor).
"...psikoseksüel olgunluk hiçbir zaman gerçekleşmez,bu da kendi içinde çok kötü sayılmaz çünkü hayatta güzel kızlardan başka şeyler de vardır(en azından bana öyle söylüyorlar)."
Eskiden hastalar kalıplaşmış iki sınıfa ayrılırdı: toplumda iş göremeyecek, arabasını yıkayıp cilalayamayacak, elektrik faturalarını ödeyemeyecek ve bir martini içtikten sonra güzel bir sohbeti sürdüremeyecek kadar hasta yani deli oldukları için hastanede tutulması zorunlu olanlar... ve herkesin ayakkabılarının bağını çözmek, evlerinin ya da iş yerlerinin önünden üçtekerli bisikletle geçen çocukları saymak zorunluluğu hissetmek gibi basit “isterik” şikayetler ya da “gerçeklik durumu” ile uyumlu olarak anksiyete haline indirgenen “nevrotik” rahatsızlıklar, özellikle de insansız bir uzay aracının Pazar sabahı tam da söz konusu rahatsız kişi mangalında kızarttığı hamburger köfteleriyle uğraşırken Atlantik okyanusu yerine bahçenin tam ortasına düşeceğine dair ruhsal açıdan sağlıksız, mantıksız korkular yüzünden psikiyatrik yardıma başvuracak kadar akıllı olanları kapsayan nevrotikler.
Negatif halüsinasyon diye bir şey var; bu, hastanın olmayan bir şeyi görmesi yerine olanı görememesi anlamına geliyor (Sanırım Jung bu-nunla ilgili en olağanüstü örneği vermektedir: kafaları olmayan insanlar gören bir hastadan bahseder, bu hasta insanların bedenlerini boyunlarına kadar görebilmekteydi ama o noktadan yukarıda hiçbir şey yoktu). Ancak daha da ürkütücü olanı bu hastanın psikotik bir rahatsızlığının olmamasıydı; hastanın esas itibariyle aslında isterikti –her safhada hipnotizmacı bunu ispat edebilir, çünkü bu türden yanlış algılamalar belirgin bir şekilde sağlıklı insanlarda da uyarılabilir...
Şizofreni-k varoluşu bizim hayal etmekten hoşlandığımızı sandığımız şeyden ayıran zaman unsurdur. İstesin veya istemesin şizofren, her şeyi şimdiki zamanda algılar, film makarasının tama-mı üstüne yıkılmıştır, halbuki biz aynı olayın ilerleyişini kare kare görürüz. Bu yüzden onun için sebep sonuç ilişkisi yoktur. Aksine kuantum fizikçisi Wolfgang Pauli’nin Eşzamanlılık diye adlandırdığı nedensel olmayan bağlayıcı prensip tüm şartlarda işlemektedir, yani bizdeki gibi temelde çalışan tek faktör değildir. LSD etkisindeki bir insan gibi, şizofren, şimdiki zamanda sonsuzun girdabı içinde kaybolmaktadır. Bu hiç de eğlenceli değildir.
Sonuçta bizi eşzamanlılık yıkacaktır; Nihayetinde, sabah saat 4:oo’da kör bir kavşağa ulaşacağız, aynı anda midesi birayla tıka basa dolu bir başka salak da bunu yapacak ve birlikte ölümden sonraki hayata adım atacağız ki muhtemelen orada da aynı sonuç ortaya çıkacaktır. Gördüğünüz gibi eşzamanlılık öngörülemez, bu onun özelliklerinden biridir.
Az bilgi belki tehlikeli olabilir ama çok fazla bilgiye ne demeli?
Bir insan halüsinasyon görmediği halde psikotik olabilir mi? Evet. Paranoyakların temelde 'kuruntulu fikirleri' vardır; onlar da bizim gördüğümüz gerçekliği görürler ama onu daha farklı yorumlarlar ve bu gerçeklik onların sisteminde daha farklı çalışır.
"Uzun bir kışa hazırlan genç adam,daha fazlası ve daha da kötüsü ile yüzleşeceksin."
İstesin veya istemesin şizofren, her şeyi şimdiki zamanda algılar, film makarasının tamamı üstüne yıkılmıştır, halbuki biz aynı olayın ilerleyişini kare kare görürüz. Bu yüzden onun için sebep sonuç ilişkisi yoktur. Aksine kuantum fizikiçisi Wolfgang Pauli’nin Eşzamanlılık diye adlandırdığı nedensel olmayan bağlayıcı prensip tüm şartlarda işlemektedir, yani bizdeki gibi temelde çalışan tek faktör değildir. LSD etkisindeki bir insan gibi, şizofren, şimdiki zamanda sonsuzun girdabı içinde kaybolmaktadır. Bu hiç de eğlenceli değildir.
Uzun yıllar önce, gençlik dönemimde, psikiyatri hakkında pek de dikkat çekmeyen bir kitapta rastladığım bir ifade, tıpkı Hume okuyan Kant gibi, beni zihinsel uyuşukluktan kurtardı. “Psikozlu hasta zarif kanatlarıyla duvarda gezinen dört mavi istiridye gördüğünü sanmaz; onları gerçekten görür. Açıkçası halüsinasyon, beyinde üretilmez; tıpkı bütün “gerçek” duyusal veriler gibi beyin tarafından algılanır; hasta kendine son derece gerçek gelen gerçeklik algılamasına bizim duyusal verilere gösterdiğimiz gibi mantıksal bir tepki gösterir. Her halükarda hastanın “gördüğünü sandığını” varsaymak psikozlunun yaşadığı tecrübeyi yanlış anlamlandırmaktır.”
--reklam--
Şizofreni ve Değişimler Kitabı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir parkta siyah bir kuğu gördüm ve bir tane daha, peki ya beyaz kuğular?: Bilimkurgu yazarı olan Amerikalı yazar Philip K Dick'in yazdığı Şizofreni ve Değişimler Kitabı'nın ucu 'Uyuşturucular, Halüsinasyonlar ve Gerçeğe Arayış'a kadar uzanan bir eserdir. Yazar bu eseri kendisinin yapmış olduğu gözlemleri dışa vurmuş, aslında bakarsanız kendinden bir şeyler de katmış.

Kitap hakkında birkaç şey yazmak gerekirse,

Bu eseri tam anlamıyla idrak etmek için psikolojik bilginin olması gerekiyor. Halihazırda yazar eserinde 'I Ching(Değişimler kitabı)' ndan bahsetmekte ve okumaya teşvik etmekte. Aslında kitap üst kademeye göre yazılmış, Freud'un alıntılarını ve kuramını benimsemiş. Sayfa sayısı çok az, nasıl bittiğini bile anlamıyorsunuz. En ufak bir sıkılma veya geçiştirme yaşanmayacağından eminim. Kısacası bir Bilim- Kurgu yazarından bir ersantane...

Kitap hakkında birkaç şey paylaşmak gerekirse,

''Psikozlu (Deli) hasta zarif kanatlarıyla duvarda gezinen dört mavi istiridye gördüğünü sanmaz; onlar gerçekten görür.'' (16)

Güzel tespit değil mi? Yani demek istediği gördüğü bir halüsinasyon veya yansıma değildir, sadece gördüğünü siz göremiyorsunuz. Öyle ya, bu yüzden ona Psikoz diyorsunuz!

''Paranoyakların temelde ''kuruntulu fikirleri'' vardır; onlar da bizim gördüğümüz gerçekliği görürler ama onu daha farklı yorumlarlar ve bu gerçeklik onların sisteminde daha farklı çalışır.'' (20)

İkinci güzel tespit. Hadi bir örnek üzerinden yorumlayalım. Parkta oturuyorsunuz ve karşınıza beyaz bir kuğu çıkıyor, biraz zaman geçiyor ve bir beyaz kuğu daha gördünüz, sonra tekrar bir beyaz kuğu daha gördünüz; birkaç saat içinde yaklaşık 6 beyaz kuğu gördünüz. Peki ya sizin gördüğünüz sadece beyaz kuğu muydu?

Tümevarımsal bir yolla beyaz kuğuyu gördünüz, ama siyah kuğunun olmadığını söyleyebilir misiniz? Beyaz kuğuları gördünüz evet, peki ya siyah kuğular, görmediniz mi? Hayır mı? Cevabınız bu mu? Hayır. Sorun siz de değil, gördüğünüzü yorumlamanızda. Çünkü siz daha önce bir siyah kuğu görmediniz!

Tanrı'nın hissettiği...

Sana şekil verdim,

mutluluğun ya da kaderin için.

Yaptıkların vasıtasıyla

Yolunu nasıl çizdiğine bakmadım

Mücadelenle, kayıp ya da kazançlarınla

ve yaptıklarınla ilgilenmedim.

Ama bilmek istedim.

''İnsanın halüsinasyonlara bel bağlaması gerekmez, insan başka yolları izleyerek de aklını oynatabilir.''

Keyifli okumalar, keyifli dinlemeler.

Dinlemek isterseniz eğer https://www.youtube.com/watch?v=NNRwfhGvRvs (Eminkolnikov) 
>

Kitaplığımın önüne çökmüş aval aval bakınırken bu kitaba ilişti gözüm. Şöyle bir iki bakayım derken kitabı yarılamışım bile. Sonra pazara gittim geldim derken bitti kitap.

Kısa bir araştırma yaptım nette. Zaten ufacık olan bu kitap, yazarın iki adet yazısından oluşuyormuş. ( Linklerini aşağıya iliştirdim)

Yazar muzip üslubunu, psikoloji biraz da felsefe alanlarındaki akademik konularla harmanlamış ve ortaya farklı bir yazı çıkmış. Temelde toplumdaki halüsinasyon vakalarından ve uyuşturucu maddelerin bu vakalar üzerinde etkisinden bahsetmiş. Sahte şizofren durumuna geçişlerden ve bu durum anında yaşananlara değinmiş. Kendisi de tecrübelerine dayanarak yazdığını söylüyor zaten.

LSD kullanımı ve psikotik durumlar arasında bağ kurmuş. Tabi buradaki çoğu tabiri anlamak için psikiyatrideki hastalık ve terimleri biraz olsun bilmek gerekiyor. Benim yeterliliğim olmadığı için netten baka baka ilerledim.

kitap/i-ching-ya-da-degisimler-kitabi--55403 adlı kitaptan yola çıkarak bazı yöntemlerden ve örneklerden bahsediyor. Bu kitabı da kısa zamanda okumayı düşünüyorum.

En çok üzerinde durduğum konu gerçeklik algısı idi.

>>>>Gerçek nedir?

Gerçek bizim gördüğümüz mü yoksa algıladığımız mı yoksa beynimizin bize söylediği şey mi? Psikoz halindeki bir insanın gerçekliğinin gerçek olmadığının ispatı var mıdır peki? Ya o gerçekten gerçeği görüyorsa?

29. sayfada geçen bir söz çok ilgimi çekti:

>>Psikozlu hasta zarif kanatlarıyla duvarda gezinen dört mavi istiridye gördüğünü sanmaz; onları gerçekten görür. Açıkçası halüsinasyon beyinde üretilmez; tıpkı bütün “gerçek” duygusal veriler gibi beyin tarafından algılanır; hasta kendine son derece gerçek gelen gerçeklik algılamasına bizim duyusal verilere gösterdiğimiz gibi mantıksal bir tepki gösterir. Her halükarda hastanın “gördüğünü sandığını” varsaymak psikozlunun yaşadığı tecrübeyi yanlış anlamlandırmaktır.>Gerçek veya gerçek dışı, algılama sistemi içinde meydana gelir ya da algılama sistemi tarafından geçerli bir şekilde algılanır çünkü bazı kimyasal ajanlar normalde beyin metabolizmasında mevcut veya aktif değildir, “halüsinasyondan kaynaklanan” dediğim bu paylaşılmayan dünya yıkıcıdır

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/sizofreni-ve-degisimler-kitabi-philip-k-dick-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)