# Soluk Bir An - Behçet Çelik Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Soluk Bir An kimin eseri? Soluk Bir An kitabının yazarı kimdir? Soluk Bir An konusu ve anafikri nedir? Soluk Bir An kitabı ne anlatıyor? Soluk Bir An PDF indirme linki var mı?  Soluk Bir An kitabının yazarı Behçet Çelik kimdir? İşte Soluk Bir An kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/soluk-bir-an-behcet-celik-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-15T09:00:14+03:00
- Güncelleme: 2022-05-15T09:00:14+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/15/behcet-celik-kimdir-behcet-celik-kitaplari-ve-sozleri-222751.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Behçet Çelik 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750714375 
 Sayfa Sayısı: 220 
--reklam--
Soluk Bir An Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Son yılların en dikkat çekici yazarlarından Behçet Çelik'in yeni romanı Soluk Bir An, yazarın önceki kitaplarından izler taşıyor; bireyin yalnızlığı, dış dünya ile zamanın insanın üzerinde yarattığı baskı, iletişimsizlik ve hiç dinmeyen boşunalık duygusuyla iç içe geçmiş, her durumda kendisine bir yol çizebilen yaşama isteği... Soluk Bir An, sıradan, açık ve anlaşılır görünen hayatlarımızın gerçekte nasıl bir iç karmaşa taşıdığını anlatıyor. 

Herkesin yürüdüğü yoldan yürümenin daha sorunsuz ve kolay olacağı umuduyla hayati konulardaki seçimlerini yapmış olan Taner'in, hiç beklemediği bir anda, ummadığı bir solukla altüst olan dünyasını tanıyoruz Soluk Bir An'da. Behçet Çelik, Taner'in hikâyesinden yola çıkarak zamanın ve aşkın uğultusuna kulak kabartıyor. 

İkili ilişkilerin kırılganlaştığı, yaşama inancın pamuk ipliğine bağlandığı o "soluk an"ları büyük bir başarıyla anlatıyor Behçet Çelik. En çözümsüz sorunların yine böyle soluk anlarda çözüme kavuşabileceğini de unutmuyor. Soluk Bir An, kusursuz, akıcı bir Türkçeyle yazılmış, tadına vara vara okunabilecek bir roman.
--reklam--
Soluk Bir An Alıntıları - Sözleri
Acının hareketle bir bağı var; adımını atarsın diken batar, durduğun yerde canını yakan acı değil çürümedir olsa olsa
Bir insan başka bir insanı kendi geçmişine konuk edebilirmiş, bütün o yılların üzerinden birlikte geçebilirlermiş gibi,sonrasında konuk da o hayatın bir parçası olurmuş, onca yılı apayrı yerlerde yaşamamışçasına.
Zamanın durduğunu ise ondan başka hisseden yoktu
“Bir insanı başka bir insanla aldatırız sanmak ne yanlış. Bir insanı ancak onunla aldatırız. Ona başka biri muamelesi yaptığımızda.”
'Herkesin kendini övdüğü bir çağda yaşıyordu.Kimse utanmıyor bundan.' Behçet Çelik - Soluk Bir An
İnsan ömrünü kendine bir benlik, kişilik oluşturmakla geçiriyor, sonra gün geliyor önündeki en büyük engelin bunlar olduğunu fark ediyor.
"Kurcalandıkça hissizleşiyor hassas yerler." (s.70)

-Behçet Çelik, Soluk Bir An
"Sevinmeyi öğrenmemiş olanlar üzülemiyorlar da. Dehşet duyuyorlar ancak. Canlanacak gibiyken, büyüsü ya da duası tutmamış tahta bir oyuncağın kalakalmışlığı, olmamışlık, olamamışlık - başka bir seferin imkansızlığı. Üzülmek de akış istiyor sevinmek gibi. Bu yüzden hep sarhoş olmalı. En azından bir kımıltıdır."
Acı böyle zamanlarda tutunacak dal olur,kendi acısın sarılır insan,kendini sarıp sarmalar, mümkünmüş gibi.Gözpınarında birikmeye başlayan yaşlar acının değil kendine acımanın işidir. Ya acı duymasaydık,ya hissetmeseydik bu boşluğu bile....
"Herkesin yaptığını yapmaya karar vermek, karar vermek midir?"
"Sesler bazen karşılık geldikleri anlamların sınırlarından kurtulur, çıktıkları ağzı, çıkarken değdikleri dili, yankılandıkları damağı, dişleri taşırlar dinleyenin kulağına; seslerle birlikte salınan nefesin ılıklığından başka bir anlamları kalmaz."
--reklam--
Soluk Bir An İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ne gidebilen ne kalabilen ne konuşabilen ne de susabilen (dil sussa da gönül susmuyor) bir adamın iç dünyasında dolaşıyoruz. ''Sen koca adamsın ne işin var bu mecralarda?'' diye Taner'e kızmak haksızlık olacaktır. Zira babasından sevinmeyi öğrenememiş, katı kurallardan öte geçememiş, hep başkalarının gözünden kendisinin nasıl göründüğünü düşünen bir adam ve sanırım elinden tutan kadın da o eli çabuk bırakmış. Yorulmuş. Keşke bir de Yasemin'in Taner için ne düşündüğünü öğrenebilseydik. Kitapta bunu görmeyi istedim fakat bu kadarla yetinmek zorundayız. Okursanız elbette kendinize göre bir şeyler bulacaksınız. Ayrıca genelde bir insanın özelde ise bir erkeğin psikolojini anlamanın kapısını açan bir kitap. (Zeynep Karabali) 
Behçet Çelik.. Daha önce Dünyanın Uğultusu ve Gün Ortasında Arzu kitaplarını okumuş ve çok sevmiştim. Şu an bilinmese de bence adını duyuracak bir yazar. Kitaplarının konusu, karakterleri hep aynı eksende; yalnızlık, kaybolmuşluk, hiçlik,boşunalık,aylaklık, melankoli, hüzün.. Bu şekilde çoğaltabiliriz. Ama sanki Oğuz Atay'ın karakterlerini güzel bir üslupla konuşturuyor gibi, dili de bir o kadar akıcı. Altını çizdiğim onlarca paragraf var.

 Kitaba başlamadan önce ne okuyacağımı biliyordum; 'modern dünya'nın gitgide insanları canavarlaştıran, birer kukla haline getiren, dışarda olmasa bile kendiyle başbaşa kaldığında yalnız olduğunu hatırlayan ama buna cesaret edemeyen, korkan, sürekli kendini bir kalabalığa kitleye dahil etmeye çalışan, bunu yaparken de sahteliklerden kendini alamayan, bunun parçası olan ve tabii ki peşisıra sürüklenen insanları okuyacaktım. Atay'ın Hikmet'i, Atılgan'ın Bay C.'si, Perec'in Uyuyan Adam'ı, Sartre'ın Roquentin'i, Kafka'nın Samsa'sı, Camus'nun Mersault'u, Hesse'nin Bozkırkurdu, Dostoyevski'nin Yeraltı Adamı, Gonçarov'un Oblomov'u... Bunlar çoğumuzun bildikleri. Ya bilmediğimiz, fark etmediğimiz belki de kendimiz?

 Kitaba gelecek olursak; aşk üzerinden hayatın genel bir irdelenmesi, sorgulanması diyebiliriz. Şiirlerden, şarkılardan güzel göndermeler var. Sonu ise beklediğimiz gibi; belirsizlik... Zaten belli bir sona bağlansaydı muhtemelen sevemeyeceğim bir aşk romanı olacaktı.

 Bu kitapları hem ayrı seviyor hem de okurken bir rahatsızlık, burukluk hissediyorum. Keyfim kaçıyor, yüzüme tokat gibi çarpıyor satırlar. Ama ilginçtir; yine de vazgeçmiyor, hevesle okuyorum. İyi ki edebiyat dediğimiz bir sığınak var ki bizi bu 'modern dünya'dan bir nebze uzak tutuyor. (Esra) 
Türk edebiyatında okunası yazarları keşfetmeye çalışıyorum. Güncel olanları taradım Behçet Çelik bu okunası yazarlardan biri olarak karşıma çıktı. Ama bir Tanpınar bir P. Safa tutkunu olarak tabi doyurucu gelmedi. Kurgu çok bilindik. İkili ilişkiler, aldatma, aldatırken yaşanan çelişkiler...evet aslında sadece bunlar var. Altyapı daha sağlam olabilirdi. Konu bilindik olsa bile işlenişi çok daha doyurucu ve sağlam olabilirdi. Okurken keşke şunu yapmasaydı, bunu da yapmasaydı da iyi olurdu dediğim oldu. Tabi kült eserlerle kıyasladığım için bu kadar vasat gelmiş olabilir. Ama tekrar tekrar deneyeceğim. Keşfetmek için. Eminim bu yazarımız da zamanla yazılarını çok daha olgunlaştıracaktır. Çünkü üslup güzel. Zaman kavramı, geçmiş ve gelecek arasındaki köprü, geçmiş yaşantıların, kurulan hayallerin var olan hayatımıza etkisi bu kavramlar güzel bir dille işlenmiş. Okumaya değer. Tabi keşkeler var ama bunları aşacaktır yazar umarım. (Nurhan) 
--reklam--
Soluk Bir An PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Behçet Çelik - Soluk Bir An kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Soluk Bir An PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Behçet Çelik Kimdir?
Behçet Çelik 1968'de Adana'da doğdu. Adana Anadolu Lisesinden 1986'da, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1990'da mezun oldu. İlk yazısı 1986'da Yeni Adana gazetesinde, ilk öyküsü 1987'de Varlık'ta yayınlandı. Çeşitli dergilerde öykü, yazı ve çevirileri yayınlanan Çelik, Yazılı Günler ve Virgül dergilerini yayınlayanlar arasında yer aldı. 1989'da Akademi Kitabevi Öykü Başarı Ödülünü kazandı; Gün Ortasında Arzu isimli öykü kitabı 2008'de Sait Faik Hikâye Armağanına, Diken Ucu adlı öykü kitabı da 2011'de Haldun Taner Öykü Ödülüne değer bulundu. İki Deli Derviş(1992), Yazyalnızı (1996), Herkes Kadar (2002), Düğün Birahanesi (2004), Gün Ortasında Arzu (2007), Diken Ucu(2010) adlı öykü kitaplarının yanı sıra Dünyanın Uğultusu (2009) ve Soluk Bir An (2012) adlı romanları ile Sınıfın Yenisi adlı ilkgençlik romanı (2011) yayınlandı. Çelik'in doğup büyüdüğü Adana üzerine yazılmış yazılardan oluşanAdana'ya Kar Yağmış (2006) adlı bir de derlemesi ve Ateşe Atılmış Bir Çiçek/ Yazarlar, Kitaplar, Okuma Notları(2012) adlı bir deneme kitabı bulunmaktadır. Behçet Çelik'in "Çok Tanıdık, Çok Bildik" isimli öyküsü ABD'de yayımlanan Istanbul Noir adlı kitapta, "Soğuk Bir Ateş" adlı öyküsü de Hollanda'da yayımlanan Stad en Mens adlı kitapta yer almıştır.
--reklam--
Behçet Çelik Kitapları - Eserleri
Gün Ortasında Arzu
Belleğin Girdapları
Diken Ucu
Dünyanın Uğultusu
Soluk Bir An
Sınıfın Yenisi
Düğün Birahanesi
Herkes Kadar
Kaldığımız Yer
Yolun Gölgesi
Patikaların İyi Yanı
Yazyalnızı - İki Deli Derviş
Çantasızlar Kampı
Ateşe Atılmış Bir Çiçek
Adana'ya Kar Yağmış
Düğün Birahanesi
Dünyaya Baktığımız Yol
--reklam--
Behçet Çelik Alıntıları - Sözleri
her düşüme sindi şu uyanıklık. (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
“Seyrelmek istemiyor, yok olmak gibi bir şey bu onun için, dağılmak, ortalığa saçılmak, bir daha toparlanamamak.” (Patikaların İyi Yanı)
“Benim güçsüzlüğüm kendini güçlü hissetmene neden oluyor, biliyorum,” dedi.
“Çok yanlış,” dedim. “Bu çok yanlış.”
“Doğru olan ne peki? Çırpınıyorum karşında, susuyorsun. Daha da zorlarsam, kelimelerin yetmediğini söyleyeceksin hep yaptığın gibi. Takılmışsın buna. Beni üzmekten zevk alıyorsun. Yaşadığını böyle hissediyorsun. Kim bilir, kimin öcünü alıyorsun beni böyle sefil hallere sokunca.” (Gün Ortasında Arzu)
Baykuşun tünediği daldayım. Baykuş değil yarasa - baş aşağı asılıyım. (Gün Ortasında Arzu)
Oysa gitmeyi bilen ne de güzel gidiyordu. (Gün Ortasında Arzu)
çevremizi saran incir ağaçlarının kokusu, yalnızca sarhoş olduğum zamanlar duyduğum bir acıyı depreştirdi. yitip gidenin peşinden bakmaya benziyordu. artık göremeyeceğini bildiğin bir dostu, gece rüyanda görüp, sabah ağlayacak
gibi uyanmaya. haymada oturan adamın ufkuna bir iki incir ağacı yerleştirdim. insan neler düşünür böyle bir haymada, bir yola, bir ufka bakarken? (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
incecik bir yara, hiç iyileşmiyor. (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
Her şeyin sonsuza dek değiştiğini ikimiz de anlamıştık, ama tam bize göreydi benim böyle debelenmem ve onun hiçbir şey dememesi. (Diken Ucu)
kardeşim, demezler mi, dostum, canım, bir tanem, nedir bu seni hülyalı hülyalı ortalığa bakmaya zorlayan şey? (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
Neresi olduğunu kestiremediğim bir yerler açıyor içimde. Bedenin mi bana ait olmaktan çıkıyor, acı mı yer değiştiriyor? Kalbim diyorum, karnım diyorum, göğsüm, hepsinin arasında bunca yıldır farkında olmadığım bir boşluk, neresi bilemiyorum. (Yolun Gölgesi)
yaşaya yaşaya, acısını duya duya, uykusuzluğu, açlığı, her şeyi bir umutsuzluğa ulayan karamsarlığıyla bitireceğim bu kederi. bir sabah, belirli ölçekte keder duyup belirli litre gözyaşı akıtınca, aylar yıllar sonra ilk kez, kedere değil de sabah sevincine uyanacağım. (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
tek doğru; her şeyin bir kederle birlikte örüldüğü. (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
(...)Dönüp dolaşıp aynı cümleleri yeniden ısrarla peş peşe yineleyen, sanki bütün dünya onlara bir şeyler-para, mülk, unvan, itibar- borçluymuşçasına mağdur ve bundan her daim haklılık, aksilik ve şirretlik almaşığı bir ömür devşiren adamlarla kadınların evreninde sıkışıp kalmış hissetmekten bıkkın, her yanını balçık bataklık kaplamışçasına hareket edememiş olmaktan yorgun, gecenin korkusundan, kaygısından henüz sıyrılamamış halde ağır aksak yürürken tökezleyiverdi, düşer gibiyken doğruldu. (Patikaların İyi Yanı)
"Bir yemeği güzelleştiren yapan değil yiyenlerdir." (Düğün Birahanesi)
Görüşmelerimiz de bu yüzden seyrelmişti. Bana ev içleri, o ikisine dışarısı batıyordu. Kimselerle görüşmediklerini söylemişlerdi bir keresinde. Şikayetçiye benzemiyorlardı bundan. Yalnızca Aytül, insanların her şeyde bir karşılık beklemelerinden bunaldığını söylemişti.

"Bizim ev her zaman, herkese açık, ama her gelen bizim de onlara 'iade-i ziyaret' e gitmemizi bekliyor," demişti. Kendi sözleriyle dolduruşa gelip sesini yükseltmişti ardından. "Ne bu ya? Arkadaş mıyız, diplomatik misyon şefi miyiz, anlamadım!"

Sezai Aytül'e o akşam, "Şefim, büyükelçim" diye takılmıştı sürekli. (Düğün Birahanesi)
Gözyaşlarım kırık şimdi. (Patikaların İyi Yanı)
Kelimeleri boş verelim, can dostlarımdan birinin dediği gibi, bazı anlamlara gelmiyor onlar. (Kaldığımız Yer)
'Herkesin kendini övdüğü bir çağda yaşıyordu.Kimse utanmıyor bundan.' Behçet Çelik - Soluk Bir An (Soluk Bir An)
Başkasının değil senin ne düşündüğün önemli.... (Patikaların İyi Yanı)
Bunca kapkaranlık bir dünyada, bu rezaletler bileşkesi karşısında, içimizi yakan kendilik kuruntularımızdan kurtulmanın yegâne yolunun sencileyin başkalarına, kendimiz gibi olmayanlara, onların acılarına, sızılarına açılmak olduğunu sezmezden geldik de ne oldu, ne elde ettik kızım? (Kaldığımız Yer)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/soluk-bir-an-behcet-celik-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)