# Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil - Rıfat Ilgaz Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil kimin eseri? Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil kitabının yazarı kimdir? Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil konusu ve anafikri nedir? Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil kitabı ne anlatıyor? Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil kitabının yazarı Rıfat Ilgaz kimdir? İşte Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/soluk-soluga-karakilcik-uzak-degil-rifat-ilgaz-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-17T04:00:59+03:00
- Güncelleme: 2022-02-17T04:00:59+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/17/rifat-ilgaz-kimdir-rifat-ilgaz-kitaplari-ve-sozleri-154601.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Rıfat Ilgaz 
 Yayın Evi: Çınar Yayıncılık 
 İSBN: 9789753480154 
 Sayfa Sayısı: 88 

Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sarıyı Anlatıyorum

Sen yeşilsin yaprak yaprak
Az da turuncu var çiçeğinde
Biz sarıyız düpedüz sarı
İki milyon kişi en azdan
Sarının ülkesinde tutsak
Sarıyız iliklerimize kadar
Gövdemizde sarı bir kabuk
Çıkmaz bıçakla kazısak
Hanlara hamamlara yol sıra
Allı pullu arabalara
Boy boy apartmanlara bak
Her taşın altında biz varız
Biz yaptık bu ehramları
Bu saltanatı biz kurduk

Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil Alıntıları - Sözleri
Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder
Bakışlar neden böyle değişik
Neden soğuk tuttuğumuz eller
Biz böyle mi geldik yeryüzüne
Kan tükürerek mi doğduk
Sen gidiyorsun ya işine yetişmek için
Saçlarını, gözlerini, ellerini
Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya,
Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
Termometrede yükselen çizgi çizgi
Kim bilir nerelerde soğuyorsun?

Senin göz bebeklerin var ya kadın kadın gülen,
İnsan insan bakan göz bebeklerin;
Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta,
Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder.

Ne gelirse onlardan gelir bana,
Çalışma gücü yaşama direnci.
Mutluluk gibi kazanılması zor,
Mutluluk gibi yitirilmesi kolay.

Bir açarsın ki mutluyum,
Bir kaparsın her şey elimden gitmiş.
“düşünceler gibi filizleniyorsun gün geçtikçe,
yaprak yaprak gelişiyorsun.
leylak leylak bakıyorsun gözlerimin içine.
ölümsüz bir mevsim oluyorsun.”
Hem ölmek de nerden aklıma geliyor
İnsanlar uzayda dolaşırken
“Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder.”
Her vazoya baktıkça karşımdasın ne tuhaf
Her kokladıkça dönüp dönüp geliyorsun
Düşünceler gibi filizleniyorsun gün geçtikçe
Yaprak yaprak gelişiyorsun
Leylak leylak bakıyorsun gözlerimin içine
Ölümsüz bir mevsim oluyorsun
Yurt dediğin doğduğun yer değil
Doyduğun yer diye ahkâm çıkarmışız
De bana hemşerim ya öldüğün yer
Özgürlüğüm, aydınlığım, inancım
Hepsi senden mutluluğum gibi anlasana.
"İştahımın gücünden arta kalan
Yarım dilim ekmekten utanıyorum
Açların boyun büktüğü memlekette
Kişi özgürlükten laf etmemeli
...
Kişi ölecekse insanca ölmeli
Böyle tutsak böyle utanç içinde değil
Bir sedyede boylu boyunca uzatılmış
İki eli iki yanında gitmemeli."
Küf yeşili Anadolu'm ayaklar altında
Tüm yalanlara açık ardına kadar
Gerçeklere tabut gibi örtük
Bir gün böyle yadsı böyle tutsak değil
Köy bizim yol bizim yolcu bizden
Dost yüreği sıcaklığında bir yolculuk
Uzak değil
Çaresizlik akşamında düşünülmüş
Bakıp bakıp kör pencereden
Bir yudum suyun bir solukluk havanın
Sudan da havadan da üstün dost yüzünün özleminde
Alıp başımı gitmek. Atsız arabasız
Alıp başımı düşlerin çıkmazından
Karışmak taşa toprağa. Yolculuk...
Kişi ölecekse insanca ölmeli
Böyle tutsak böyle utanç içinde değil
Lokman Hekim'den beri böyle kurulmuştu düzen
İnsanlığın acıları böyle dindirilirdi ancak
Ant içilmişti diplomalar verilirken
Ölmek de vardı düzende taburcu olmak da
Sırf bunun için demişti yanlış anlaşılmasın
Sırf bu yüzden taburcusun demişti hekim
Kediler gibi dengeyi tutturup ustaca ı
Habire çöplenebilmek için hekimlik adına

Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Eser, Rıfat Ilgaz'ın, 1962-1969-1971 yıllarında yayımlanan yirmi şiirinden oluşuyor. Daha önceki şiir kitaplarına kıyasla özellikle Soluk Soluğa eserinde, daha bireysel ve aşk içerikli şiirler bulunuyor. Ben ne kadar bireysel desem de, bütün şiirlerinde toplumsal bir yön var. Bu toplumsal yön sadece eski şiirlerine göre daha az.

Rıfat Ilgaz'ın 1950'lerde yazmış olduğu şiirlerde mizahi bir anlatım vardı. Malum, o yıllar Hababam Sınıfı eserinin yazıldığı yıllar. Bu eserde 1950'lerdeki mizahi anlatımın bulunmadığını, şiirlerinde tekrar 1940'lardaki eleştirel, duygusal çizgiye yöneldiğini görüyoruz. Yazmış olduğu eserler arasında en duygusalının bu şiir kitabı olduğunu düşünüyorum. Aşk bir yandan, hastalık bir yandan, memleket meseleleri bir yandan neler yazdırmış Koca Çınar'a. İyi okumalar... (Bünyamin Müftüoğlu) 
Uzak Değil, kırk beş yıldır şiir yazan Rıfat Ilgaz'in en son ve en büyük eseridir: 1940 dan beri yayımlanmış seçme örnekler ile son yıllarda yazılmiş ve kitaplarına girmemiş siirlerini içine alryor. Bu bakimdan o, sairin yalnızca en güzel şiirlerini kucaklamakla kalmiyor durmadan yükselen gelişme çizgisini de gostermiş oluyor. (red john) 

Kitabın Yazarı Rıfat Ilgaz Kimdir?
1911 yılında Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğdu.7 Temmuz 1993 tarihinde öldü.Rıfat Ilgaz 1940’ların toplumcu-gerçekçi şairlerindendir. 1911 yılında Cide’de doğdu. Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı. İlk şiiri 27 Temmuz 1927 ‘de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı. Ayrıca; Açıkgöz(Kastamonu), Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı. Lise yıllarında babasının ölümü sebebiyle buradan ayrıldı. Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi’nde öğrenim gördü. 1930 yılında mezun oldu.

Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova’da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938 ‘de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı. 1939’da İstanbul Karagümrük Ortaokulu’nda Türkçe Öğretmenliğine başlayan Ilgaz’ın, yazı ve şiirleri dergilerde yayınlanmaya başladı. 1940 ‘da Çığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. Ömer Faruk Toprak ile 9 Eylül 1942’de Yürüyüş Dergisi’ni çıkardılar. Bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik, Cahit Irgat, A.Kadir, Nazım Hikmet (İbrahim Sabri) ile birlikte çalıştılar. 1943’te ilk kitabı "Yarenlik"i yayınladı. Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü. Ocak 1944’de "Sınıf" adlı şiir kitabı çıktı. Sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. 1945’te Gün Dergisi çıktı. Bu dergide yazıları yayınlandı. Aziz Nesin’in Cumartesi Dergisine ortak oldu. Seçici kurulda çalıştı. 1946’da Esat Adil, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte Gerçek Gazetesini çıkardılar. 1946 Ekim ayında Yığın Dergisi’ni Esat Adil ve Adil Yağcı ile birlikte çıkardılar. Öğretmenliğe yeniden döndükten sonra Boğazlayan-Yozgat’a tayini çıktı. Hastalığı nedeniyle Validebağ Sanatoryumunda yattı. Şubat 1947’de Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Mim Uykusuz’un çıkardığı Marko Paşa kadrosuna girdi. Sık sık kapatılan bu derginin daha sonraları sorumlu müdürlüğünü üstlendi. Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Marko Paşa gibi dergilerin adı sık sık değişiyordu. 1950’li yıllarda Ilgaz, gazetecilik yapmaya başladı. Sakıncalı olduğundan gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler.

1952-1960’da Tan Gazetesi’nde dizgici-musahhih ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Turhan ve İlhan Selçuk’un çıkardığı Dolmuş Dergisi’ne "Stepne" takma adıyla yazılar yazdı. Hababam Sınıfı, Pijamalar(Bizim Koğuş), Don Kişot İstanbul’da bu dergide dizi olarak yayınlandı. Hababam Sınıfı’nı da isminin sakıncalı olması nedeniyle "Stepne" (Yedek Lastik) takma adıyla yazdı. Ocak 1953’te Devam adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı. Rıfat Ilgaz Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, Yeni Gün, Yeni Ulus gibi yayın organlarında ve kimi edebiyat dergilerinde yazı yazdı. Sınıf Yayınları’nı kurdu ve kendi kitaplarını yayınlayabildi. 1970’te Basın Şeref Kartı’nı aldı. 1974’te emekli oldu. Doğum yeri olan Cide’ye yerleşti. 12 Eylül 1980 döneminde gözaltına alındı. 70 yaşında gerekçesiz sorguya çekildi ve gözaltında kaldı. Tutukluluğu sona erince İstanbul’da oğlu Aydın Ilgaz ile birlikte ölümüne kadar yaşadı. Bu olaylar "Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra" adlı kitabında anlatılır. Onu hepimiz Hababam Sınıfı’nın yazarı olarak bildik. Altmış kitabı olmasına rağmen onun şairliğini, romancılığını ve öykü yazarlığını unutmamamız gerekir. Rıfat Ilgaz 7 Temmuz 1993 günü öldü.

Rıfat Ilgaz Kitapları - Eserleri
Karartma Geceleri
Halime Kaptan
Hababam Sınıfı
Sarı Yazma
Hababam Sınıfı Uyanıyor
Apartıman Çocukları

Şeker Kutusu
Nerde O Eski Usturalar
Meşrutiyet Kıraathanesi
Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı
Pijamalılar
Hababam Sınıfı İcraatın İçinde
Garibin Horozu

Hababam Sınıfı Baskında
Karadeniz'in Kıyıcığında
Don Kişot İstanbul'da
Yıldız Karayel
Bacaksız Okulda
Sınıf
Bacaksız Paralı Atlet

Bacaksız Kamyon Sürücüsü
Bütün Şiirleri 1927-1991
Dördüncü Bölük
Yokuş Yukarı
Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra
Bacaksız Tatil Köyünde
Sosyal Kadınlar Partisi

Bacaksız Sigara Kaçakçısı
Kumdan Betona
Yaşadıkça
Hoca Nasrettin ve Çömezleri
Çalış Osman Çiftlik Senin
Radarın Anahtarı
Öksüz Civciv

Yarenlik
Rüşvetin Alamancası
Nerede Kalmıştık
Cankurtaran Yılmaz
Devam - Şiirler 1953
Cart Curt
Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler

Satılmışlar
Ocak Katırı Alagöz
Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil
Kulağımız Kirişte
Güvercinim Uyur mu
Üsküdar’da Sabah Oldu
Küçükçekmece Okyanusu

Haydi Yolunuz Açık Olsun
Uzak Değil
Durmak Yok
Bunadı Bu Adam
Fedailer Mangası
Krallar ve Kurallar
Şevket Ustanın Kedisi

Çocuk Bahçesi
Altın Ekicisi
Bütün Şiirleri 1937-1983
Çok Küçüğüm Daha Ben
Kesmeli Bunları

Rıfat Ilgaz Alıntıları - Sözleri
Bizim memlekette zeytin o kadar boldur ki... Ama arayınca tanesini bulamazsınız! Yağını dostlarımıza satarlar, çekirdeğini de bize yuttururlar. (Sosyal Kadınlar Partisi)
Topladığımız gönül çiçekleri
Kucağımızda sararıp solar
Utanır da veremeyiz
Sunamayız dilimiz dolaşır
Oysa neler düşlemişizdir geceden. (Ocak Katırı Alagöz)
"Bakın şu miskinlere, Hababam Sınıfı değil, Hababam Taburu be !" (Hababam Sınıfı)
Sait ne zaman Haluk’la ikimizi bir arada görse süzerdi onu: "İşte benim ustam!" derdi. "Bana gazeteciliği öğreten ilk adam!" (Yokuş Yukarı)
Annem kahve! Emrini alinca, hemen sürerdi cezve yi kahve gelince bos zamanlarinda sardığı sigaralardan birini çıkarır hanım ateş.. Emrini verirdi. Ben kibriti kapıp koşarsam beni terslerdi. Annem karşısında süzüm süzüldukce keyiften bayilirdi. Zevk sahibiydi babam Sandalcı Hamit. (Nerde O Eski Usturalar)
Ben ölmedim
Beni öldürmediler de
Yaşıyorum yaşıyorum işte
At kıçında sinek gibi
Tööbe töbe (Uzak Değil)

Neyimize gerek bizim siyaset.! (Haydi Yolunuz Açık Olsun)
Doğru! Dünyanın parası var İsviç­re'de. Bizimkilerin paraları bile orda! (Hababam Sınıfı Baskında)
"...Ben bugüne kadar tavuk bile kesmedim. Hep bizim büyük hanım keser tavukları."
"Tavuğu kadına mı kestiriyorsun?"
"Kime kestireyim ya?"
"Yenmez kadının kestiği tavuk."
"Pişirdiği pilav yenir de kestiği tavuk mu yenmez,haaa?"
"Asla yenmez."
"Ben yedim oldu Muhzır Efendi. Sana buyur edersem yeme!" (Hoca Nasrettin ve Çömezleri)
Ben kaçıyorum anladın mı, resmen kaçıyorum insanlardan. (Şeker Kutusu)
Poker denilen oyun da particilik gibi… Cebin dolu oldu mu, salla sallayabildiğin kadar. Bu oyunun aslı esası palavra! (Şeker Kutusu)
Gel, değmeden birbirine ellerimiz,
sen günlük işlerinden konuş,
ben sana masallar anlatayım
gelecek günlere dair. (Yarenlik)
"-Sanat gösterisi yapmıyormuşuz da biz ne yapıyormuşuz?
-Gövde gösterisi..." (Dördüncü Bölük)

Açlık ,ekmeğin katığıydı … (Karadeniz'in Kıyıcığında)
Ne demiş en büyük ozanımız
Neden kulak vermiyorsunuz sesine
Bir ağaç gibi hür yaşayın dememiş mi,
Ve bir orman gibi kardeşçesine? (Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler)
"Okuyamadığım kitaplardan kitaplıklar düzdüm." (Sosyal Kadınlar Partisi)
...Aynı bunalımlı günleri birlikte yaşadığımız halde adımı ancak kaşıntılı günlerinde anımsayan dostlara inat! (Yokuş Yukarı)
..Yağlı güreşteki dinç güreşçilere benziyordu balık.Ele,avuca sığmıyordu... (Küçükçekmece Okyanusu)
Allah, bir kapıyı kaparsa bir kapıyı açar. (Apartıman Çocukları)
... değişen hiçbir şey yoktu eğitim, öğretim alanında. Her şey olduğu gibi, bütün düzensizliğiyle sürüp gidiyordu. (Hababam Sınıfı Baskında)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/soluk-soluga-karakilcik-uzak-degil-rifat-ilgaz-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)