# Son Aşkım - Kübra Nur Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Son Aşkım kimin eseri? Son Aşkım kitabının yazarı kimdir? Son Aşkım konusu ve anafikri nedir? Son Aşkım kitabı ne anlatıyor? Son Aşkım PDF indirme linki var mı?  Son Aşkım kitabının yazarı Kübra Nur kimdir? İşte Son Aşkım kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/son-askim-kubra-nur-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-10-25T02:00:12+03:00
- Güncelleme: 2022-10-25T02:00:12+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/10/25/kubra-nur-kimdir-kubra-nur-kitaplari-ve-sozleri-340798.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Kübra Nur 
 Yayın Evi: Agapi Yayınları 
 İSBN: 9786257969192 
 Sayfa Sayısı: 303 
--reklam--
Son Aşkım Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Çöpçatan kelimesinin Türk Dil Kurumu sözlüğündeki karşılığı tam olarak şöyle; Evlenmelerde aracılık eden kimse. Benim yaptığım iş de tam olarak bu. Yani çöpçatanlık. İşimde oldukça da başarılıyım üstelik. Ama sizin bildiğiniz çöpçatanlardan değilim. Benim aşk hakkında en ufak bir fikrim bile yok. İnsanları bir araya getirmekte ve birbirlerine âşık olmalarını sağlamakta başarılı olmak, ne yazık ki beni bir aşk profesörü yapmıyor. İnsanların neden âşık olmak istediklerini, neden bu duygunun peşinde koştuklarını bile bilmiyorum. Fakat küçük bir yalanla başlayıp, Akın Arıkan'la tanışmamla birlikte tuhaf bir maceraya dönüşen hikâyemde hepimizin bazı cevaplar bulabileceğini umuyorum.

(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Son Aşkım Alıntıları - Sözleri
" Doğru zaman her şeyi daha etkileyici kılar. "
Yalan sizi kendisine esir eder.
Bahçeden çıkıp Akın'ın yolun karşısına park ettiği arabasının yanına gittik. Bir beyefendi gibi, benim için kapımı açıp binmemi bekledikten sonra kapıyı kapattı. Ardından şoför koltuğuna yerleşti. Tam arabayı çalıştırmaya hazırlanıyordu ki, bakışları torpidonun üzerindeki bir şeye takıldı. Yarım bir gülüşle uzanıp, orada duran tek dal pembe gülü alıp bana uzattı.
''Bir çiçekçi yolumu kesti ve ondan bir çiçek almam için çok ısrar etti. Öyle ki , almazsam beni lanetleyeceğini falan düşünmeye başladım. En sonunda pes ederek bu gülü aldım ve randevumuz için güzel bir başlangıç olur diye düşündüm.''
 Gülü sapından tutarak aldım ve burnuma götürüp kokladım. ''Teşekkür ederim. Çok hoş,'' dedikten sonra, pembe yapraklarından birini koparıp ağzıma attım.
Akın'ın bana yandan bir bakış attığını, sonra küçük bir hıhlama sesi çıkararak tekrar yola döndüğünü, ardından tekrar bana dönüp kaşlarını şaşkınca çatarak yüzüme baktığını fark ettim. Tüm bunlar iki saniye içinde oluverdi.
''Bir şey mi oldu ? '' diye sordum ağzımdaki yaprağı yutarken.
''Yanlış mı gördüm, yoksa biraz önce sana verdiğim gülü mü yedin ?''
 Bir an durakladım. Çoğu insanın onlara hediye edilen gülü yemedikleri bilgisi her nasılsa beynimin arka köşelerine saklanmıştı. Ve ancak Akın'ın şaşkın bakışlarını gördüğünde saklandığı köşeden çıkma zahmeti göstermişti.
''Hı,hı.'' Usulca mırıldanırsam belki konuyu uzatmaz, öylece geçiştirmeyi tercih ederdi.
"Hani parktaki şu kadının ne kadar tuhaf giyindiğini söylediğimde bana dediğin gibi, kimse senin kafandaki güzellik standartlarına uymak zorunda değil, Mine Araz."
"Eğer Mars'a gidecek olsam seninle gitmek isterdim."
"Neden?"
"Öyle bir gezegeni ancak sen yaşanılır kılarsın çünkü, sevgili Mine."
" Gerçekten aşık olana kadar kimsenin aşk hakkında bir fikri olmaz. "
" Bir insanı sevdiğinizde, onun sevdiği ve ilgilendiği şeyleri de biraz olsun sevmeye başlıyorsunuz sanırım."
"Yanlış bir zamanda mı geldim?" diye sordu Arın.
"Hayır," dedim hemen. "Akın'ın gömleğine bir şey dökülmüş. Ben de çıkarmaya çalışıyordum."
Arın'ın tek kaşı yavaşça yukarı kalktı. "Gömleği mi?"
"Hayır," dedim yine. "Lekeyi. Aslında gömleğini de çıkarmak istedim ama Akın istemedi.
Arın gür sesli bir kahkaha koyuverirken başını iki yana salladı. "Kardeşim hep biraz salak olmuştur."
“Aşkın sabitlerden, değişkenlerden, kısıtlamalardan daha fazlası olduğunu öğrendim. En büyük değişkenin, insanın sol kaburgasının altında sakladığı yüreği olduğunu öğrendim. Kalp ve yüreğin aslında çok da aynı anlama gelmediğini öğrendim. Aşk kimileri için bir yuva, kimileri için huzurdu. Benim içinse akasyalar, ateş böcekleri, yıldızlı gökyüzü ve mavi renk olduğunu öğrendim.”
“Bana uyacak biri nasıl biri, onu soruyorum.” dedi gülerek.
Ortada komik bir şey vardı da ben mi göremeiyordum. Omuz silktim. '“Başvuranlar arasında henüz öyle bir adaya rastlamadım. O yüzden tam bilemiyorum.”
“Sana bu konuda yardımcı olabilirim.”
Önerisine göz devirmemem gerçekten yaptığım en zor şeylerden biriydi. Benim ne kadar başarılı ve profesyonel bir çöpçatan olduğumu buradan anlayabilirdiniz.
“Öyle mi ? Bu... iyi olur.”
Evet, lütfen sana nasıl birini ayarlamamı istediğini anlat bana. Anlat da ağlayarak masanın altına girme aşamasına daha hızlı geleyim.
“Bence...” dedi, benim içimdeki kötü hislerden habersiz,rahat, güzel bir gülümsemeyle.
“Bana uyacak kişi sevimli biri olmalı. Orta boylu, beyaz tenli. Çilli.'”
Bunları saydıktan sonra bir cevap bekliyormuş gibi yüzüme baktı. Ama ne diyebilirdim ki ? Bütün çilli kadın müşterilerimle yollarımızı ayırma planları yapmakla meşguldüm.
Akın küçük bir öksürükten sonra devam etti.
“Çok zeki biri olmalı.” derken kaşları yukarı doğru kavislendi.
“Bana gökyüzünde yıldızların yerini gösterip isimlerini söyleyebilecek kadar zeki.”
Bir dakika. Beklediğim bu değildi... Kaşlarım şüpheyle birbirine yaklaşırken Akın saymaya devam etti.
“Sonra, biraz tuhaf biri olmalı. Erkek köpeğine, bir dişi ismi verecek ya da ona getirilen çiçekleri yiyecek kadar tuhaf biri.”
İşte bunları söylemesinin ardından gözlerim hayretle kocaman açılmıştı. Bu kişi sana da biraz tanıdık geliyor muydu, sayın okur ? Yoksa beynim üzüntüden kendini kapattı da rüyalar âlemine mi geçiş yapmıştım?
“Her güzel şeye, onu anlamak için pürdikkat bakacak biri olmalı.” diye sürdürdü Akın konuşmasını.
“Etrafındaki insanlara ger zaman ayak uyduramasa da onları incitmeden yaşamayı başarmış biri olmalı. Kendisi incinmiş olduğu halde üstelik. Eşsiz biri olmalı. Kendi mucizevi ışığını yaymalı.”
Beynim kendini kapatmış mıydı bilmiyordum ama bana komut vermeyi kestiğine garanti verebilirim.
--reklam--
Son Aşkım İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Serinin ikinci kitabına başlayalım Bakalım bu kitapta da Akın Mine aşkı var
Çöpçatanlık Yapan bir kız Mine
Akınla Küçük Bir yalanla tanışıyor ve aşık oluyorlar
Ve En sonunda Evleniyorlar (Merve Geçit) 
Mine Araz, bir çöpçatan olmasına rağmen hayatında biri yoktur ve bu durumun müşterilerini etkileyeceğini düşününce hayatında biri olduğu yalanını söyler. Bu noktada birinden yardım istemesi gerekmektedir ama çevresinde kimse sahte sevgilisi olmaya uygun değildir. Bir akşam yürüyüş yaparken parkta yalnız başına duran ve muhtemelen aşk acısı çeken Akın ile karşılaşır. Akın, başta Mine’nin deli olduğunu düşünse de ona yardımcı olmayı kabul eder. Karşılığında ise, kendi hayatında aynı başarıyı yakalayamasa da iyi bir çöpçatan olan Mine ona ruh eşini bulacaktır.
Fizik mezunu olan ve çok zeki Mine sosyal konularla biraz beceriksizdir. Akın ise alaycılığı ilk etapta göze çarpsa da sosyal ve sempatik birisidir.
Mine’yi çok sevdim, ilk defa karşılaştığı duygulara verdiği tepkileri, inatla doktora başvurma isteği ve en çok da aklına koyduğu şeyin peşine düşecek cesaretiyle beni kendine hayran bıraktı. Özellikle kitap boyunca nedenini sorguladığım bir durumu öğrenmek Mine’yi daha iyi anlamamı ve daha çok sevmemi sağladı. Akın ise sempatikliği, alaycılığı ve Mine’ye yaptığı jestleri ile gönlümü kazandı.
Son Aşkım, bir çok garipliğin, yenilebilen çiçeklerin ve eşsiz ateş böceklerinin olduğu bir kitaptı. Okurken içinizi ısıtan, Mine’nin hem yüzüne boş boş bakmak hem de yanaklarını sıkıp sevme isteği uyandıran bir kitap. Romantik komedi sevenlerin kaçırmaması gereken bir kitap. Keyifli okumalar (Whocanread) 
| Son Aşkım ~ Kübra Nur
.
Yine bir seriyi karmakarışık okuyarak selamlıyorum sizi. Konular değil karakterler bağlantılı. Yani sadece kronolojik açıdan ters oldu benimki
Mine Araz. Oldukça başarılı bir çöpçatan.Evet evet mesleği bu. İnsanları gözlemleyip notlar alıp birbirine uygunları bir araya getiren bir kadın. Tek eksiği kendi hayatında kimsenin olmaması. Söylediği bir yalanla acil sevgili aramaya başlıyor. Ve o şanslı talihli parkta hüzünle oturan Akın Arıkan. Bir anda karşısına çıkıp onun hakkında çözümlemeler yapıp yardımcı olmak isteyen çılgın kızın isteğini duyunca şaşırıyor ama Akın da en az Mine gibi deli. Sahte sevgili oyunları, birbirlerini tanımaları aşırı eğlenceliydi. Akın hayalimdeki eğlenceli insan diyebilirim. Mine mi? Onu okudukça hem şaşırıp hem alıp içinize sokmak isteyeceksiniz. Düşünün ki erkek köpeğe Yonca adını koyuyor.Ne var yani? Yonca bir bitki ismi tabii ki koyabilir. Alakalı alakasız her şeyde bilimsel enteresan şeyler aklına gelip anlatabilir. Fizik okuduğundan bahsetmem lazım. Ama düşünün fizikçi bir kız neden çöpçatan olur? İşte bu kitapta saklı. Bir de dudak parlatıcılarına bağımlı çantasında onlarca var
Zekası üst düzey ama çöpçatanlık haricinde sosyal çevresi düşük olan kızımızın karşısında fazlasıyla sempatik ve bolca sosyal adam Akın. İkisinin keyifli diyalogları, özellikle Akın’ın abisi, yengesi ve arkadaşları acayip eğlenceliydi. Küçük bir bilgi hepsi aslında benim tersten okuduğum kitapların kahramanları
Öyle karakterler düşünün ki çiçekleri yemek ve ateşböcekleri onlar için özel olsun.Ve o sahnelerde bolca eriyoruz.Akın gibi başlıyorum cümleye; Sevgili Mine, seni hatta sizi çok sevdim. İyi ki hayatımın bir parçası oldunuz
Yazarımızın düşünce yapısını karakterlerine yansıtmasını çok seviyorum.Özellikle şimdiye kadar okuduğum tüm kitaplarını göz önüne alarak söylemeliyim ki güzellik algısını yıkan düşünceleriyle enfes cümleler kuruyor.Çok güzel yakışıklı, sıradan ya da normal tipler olsa da hepsi güzelliğinden ya da çirkinliğinden baş döndüren tipler değil de karakterleri, zekaları ve ruhlarıyla ön plana çıkıyor.Ve böyle kaliteli bir düşünce şekline sahip karakterleri okumaktan keyif alıyorum (Zeynep Şimşek) 
--reklam--
Son Aşkım PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Kübra Nur - Son Aşkım kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Son Aşkım PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Kübra Nur Kimdir?
1994 yılında Van’da doğdum.
Babamın mesleği dolayısıyla İstanbul, Balıkesir, Kastamonu gibi şehirler gezdim.
Şu an Yalova Üniversitesinde Endüstri mühendisliği okumaktayım.
Hikayelerimi yazmaya ise 14 yaşında başladım.
--reklam--
Kübra Nur Kitapları - Eserleri
Üç Yapraklı Ahududu
Bir İstanbul Gecesi
Çirkin Ördek Yavrusu
Son Şansım
Son Çarem
Ben Prenses Değilim!
Lacivert
Son Aşkım
--reklam--
Kübra Nur Alıntıları - Sözleri
Yalan sizi kendisine esir eder. (Son Aşkım)
~ Sokakları denize çıkan bir şehirde yaşamanın hafifletici hissi vardı yüreğimde. / 69

~ Beni yoran şey hayatın ta kendisiydi, ne yazık. / 201

~ Herkesin her duyguyu saklama derdinde olduğu şu dünya...
/ 218

~ Elinizde gerçekten kötü bir örnek varken, iyi olanın aslında ne olduğunu daha kolay öğreniyordunuz. / 273

~ Hayatın çoğu zaman karmaşık olduğu doğruydu fakat çok basit noktaları da vardı. Sevgi bütün yaraları kapatmaya yetmiyordu belki. Her şeyi kolaylaştırdığını da söyleyemezdim ama birçok şeye iyi geldiğini biliyordum. Birine bir evi sevdirmeye yetiyordu. Bazen karanlıkları aydınlatmaya yetiyordu. Bazen tek başımıza kaldığımızda aslında tek başımıza olmadığımızı bilmemize yetiyordu. Sevgi basit bir şeydi. Doğru anda, doğru insanlar arasında filizlenip büyüdüğünde dünyanın en güzel şeyine dönüşüyordu. Birbirini seven iki insan, bu dünyada asla yalnız kalmıyordu. Aralarında kilometreler olsa bile. Bu, her şey demek değildi belki ama birçok insan için çok şey demek olduğunu biliyordum. Benim için öyleydi. / 292

~ Sevgi saklanamazdı. / 316 (Bir İstanbul Gecesi)
"Seninle tanışmadan önce bir insanın bu kadar mutlu olabileceğini de bu kadar üzülebileceğini de bilmiyordum.Yaşamın farklı bir boyutunu keşfetmiş gibiyim.Şimdi de bütün bunları; daha çok hissedebilmeyi, daha içten gülebilmeyi, kalbimin mutluluktan perendeler atışını,tüm güzel rüyalarımı ve nicesini kaybettiğim için müthiş bir azap çekiyorum." (Son Çarem)
"Bakışları almam gereken bir emanetmiş gibi orada öylece bekliyor ve beni her hatırladığımda tekrar tekrar gülümsetiyordu." (Bir İstanbul Gecesi)
"Yanlış bir zamanda mı geldim?" diye sordu Arın.
"Hayır," dedim hemen. "Akın'ın gömleğine bir şey dökülmüş. Ben de çıkarmaya çalışıyordum."
Arın'ın tek kaşı yavaşça yukarı kalktı. "Gömleği mi?"
"Hayır," dedim yine. "Lekeyi. Aslında gömleğini de çıkarmak istedim ama Akın istemedi.
Arın gür sesli bir kahkaha koyuverirken başını iki yana salladı. "Kardeşim hep biraz salak olmuştur." (Son Aşkım)
“Aşkın sabitlerden, değişkenlerden, kısıtlamalardan daha fazlası olduğunu öğrendim. En büyük değişkenin, insanın sol kaburgasının altında sakladığı yüreği olduğunu öğrendim. Kalp ve yüreğin aslında çok da aynı anlama gelmediğini öğrendim. Aşk kimileri için bir yuva, kimileri için huzurdu. Benim içinse akasyalar, ateş böcekleri, yıldızlı gökyüzü ve mavi renk olduğunu öğrendim.” (Son Aşkım)
Sizin derdinizi kendi derdi bilecek insanların olması kalkandır. (Bir İstanbul Gecesi)
Bahçeden çıkıp Akın'ın yolun karşısına park ettiği arabasının yanına gittik. Bir beyefendi gibi, benim için kapımı açıp binmemi bekledikten sonra kapıyı kapattı. Ardından şoför koltuğuna yerleşti. Tam arabayı çalıştırmaya hazırlanıyordu ki, bakışları torpidonun üzerindeki bir şeye takıldı. Yarım bir gülüşle uzanıp, orada duran tek dal pembe gülü alıp bana uzattı.
''Bir çiçekçi yolumu kesti ve ondan bir çiçek almam için çok ısrar etti. Öyle ki , almazsam beni lanetleyeceğini falan düşünmeye başladım. En sonunda pes ederek bu gülü aldım ve randevumuz için güzel bir başlangıç olur diye düşündüm.''
 Gülü sapından tutarak aldım ve burnuma götürüp kokladım. ''Teşekkür ederim. Çok hoş,'' dedikten sonra, pembe yapraklarından birini koparıp ağzıma attım.
Akın'ın bana yandan bir bakış attığını, sonra küçük bir hıhlama sesi çıkararak tekrar yola döndüğünü, ardından tekrar bana dönüp kaşlarını şaşkınca çatarak yüzüme baktığını fark ettim. Tüm bunlar iki saniye içinde oluverdi.
''Bir şey mi oldu ? '' diye sordum ağzımdaki yaprağı yutarken.
''Yanlış mı gördüm, yoksa biraz önce sana verdiğim gülü mü yedin ?''
 Bir an durakladım. Çoğu insanın onlara hediye edilen gülü yemedikleri bilgisi her nasılsa beynimin arka köşelerine saklanmıştı. Ve ancak Akın'ın şaşkın bakışlarını gördüğünde saklandığı köşeden çıkma zahmeti göstermişti.
''Hı,hı.'' Usulca mırıldanırsam belki konuyu uzatmaz, öylece geçiştirmeyi tercih ederdi. (Son Aşkım)
" Bir kadının sevilmeyi ya da kabul görülmeyi hak etmesi için güzel olması gerekmiyordu. Kadınlar, hayatlarındaki iyi şeyleri güzellikleri karşılığında almak zorunda değillerdi. Güzellik, onların sevilmemelerinin karşılığında ödedikleri bedel değildi. " (Çirkin Ördek Yavrusu)
Ben, Damla'yı güzel buluyor, özellikle gözlerini çok beğeniyordum. Ama bu, gözleri mavi olmasa onu sevmeyeceğim anlamına gelmiyordu. Damla'yı beğeniyordum ama insan her beğendiği kadına aşık olmuyordu. Aşk için daha fazlası gerekiyordu; onun için kendinde, kişiliğinde, kalbinde bir yer açabilecek kadar önemsemen gerekiyordu. Ve bu sadece güzellikle olmuyordu. (Çirkin Ördek Yavrusu)
Lacivert diyorum...:
" Siyah kadar asil,mavi kadar güzel. " (Lacivert)
" Sizi öldürmeyen şey güçlendiriyordu. " (Çirkin Ördek Yavrusu)
Eğer ilişkiyi doğru temeller üzerinde başlatırsan en ufak sıkıntıda yıkılmaz (Üç Yapraklı Ahududu)
Terbiyesizin biri kapıma dayandı diye evimden ayrılmam haksızlık."
Elindekileri tekrar sehpanın üzerine bıraktı ve gelip yanıma oturdu. "Elbette haksızlık," diye konuşmaya başladı, içimi titreten bir anlayışla gözlerimin içine bakarken. "Elbette olması gereken o adamın bir yere kapatılması, cezalandırılması ve senin asla bu şekilde rahatsız edilmemen. Elbette bir evde dilediğin gibi tek başına kalabilmelisin, sokakta günün her saatinde dilediğin gibi yürüyebilmelisin, hayatının hiçbir anında hiçbir insan seni rahatsız
 etme hakkını kendinde bulmamalı. Fakat olması gerekenin olduğu bir dünyada yaşamıyoruz,
ne yazık ki. (Son Şansım)
Dudaklarımdan bir homurdanma döküldü."Güçlü kadınmış"diyerek pufladım.
"Bu da yeni moda.Güçlü kadınız diye her şeye şikayet etmeden katlanmamız bekleniyor.Ne hikmetse ya güçlü ya zayıf oluyoruz ,ya hep ya hiç oluyoruz.Bir türlü insan olamıyoruz sizin gözünüzde." (Üç Yapraklı Ahududu)
Kış bitmişti ama tekrar geldiğinde el ele tutuşup yine baharı getirecektik (Son Şansım)
- şimdi sen böyle söyledin ya .
Ben sanki bu şehri fethetmişim gibi hissettim. Ama savaşmadan,kan dökmeden. Acısız bir galibiyet. (Ben Prenses Değilim!)
“Bana uyacak biri nasıl biri, onu soruyorum.” dedi gülerek.
Ortada komik bir şey vardı da ben mi göremeiyordum. Omuz silktim. '“Başvuranlar arasında henüz öyle bir adaya rastlamadım. O yüzden tam bilemiyorum.”
“Sana bu konuda yardımcı olabilirim.”
Önerisine göz devirmemem gerçekten yaptığım en zor şeylerden biriydi. Benim ne kadar başarılı ve profesyonel bir çöpçatan olduğumu buradan anlayabilirdiniz.
“Öyle mi ? Bu... iyi olur.”
Evet, lütfen sana nasıl birini ayarlamamı istediğini anlat bana. Anlat da ağlayarak masanın altına girme aşamasına daha hızlı geleyim.
“Bence...” dedi, benim içimdeki kötü hislerden habersiz,rahat, güzel bir gülümsemeyle.
“Bana uyacak kişi sevimli biri olmalı. Orta boylu, beyaz tenli. Çilli.'”
Bunları saydıktan sonra bir cevap bekliyormuş gibi yüzüme baktı. Ama ne diyebilirdim ki ? Bütün çilli kadın müşterilerimle yollarımızı ayırma planları yapmakla meşguldüm.
Akın küçük bir öksürükten sonra devam etti.
“Çok zeki biri olmalı.” derken kaşları yukarı doğru kavislendi.
“Bana gökyüzünde yıldızların yerini gösterip isimlerini söyleyebilecek kadar zeki.”
Bir dakika. Beklediğim bu değildi... Kaşlarım şüpheyle birbirine yaklaşırken Akın saymaya devam etti.
“Sonra, biraz tuhaf biri olmalı. Erkek köpeğine, bir dişi ismi verecek ya da ona getirilen çiçekleri yiyecek kadar tuhaf biri.”
İşte bunları söylemesinin ardından gözlerim hayretle kocaman açılmıştı. Bu kişi sana da biraz tanıdık geliyor muydu, sayın okur ? Yoksa beynim üzüntüden kendini kapattı da rüyalar âlemine mi geçiş yapmıştım?
“Her güzel şeye, onu anlamak için pürdikkat bakacak biri olmalı.” diye sürdürdü Akın konuşmasını.
“Etrafındaki insanlara ger zaman ayak uyduramasa da onları incitmeden yaşamayı başarmış biri olmalı. Kendisi incinmiş olduğu halde üstelik. Eşsiz biri olmalı. Kendi mucizevi ışığını yaymalı.”
Beynim kendini kapatmış mıydı bilmiyordum ama bana komut vermeyi kestiğine garanti verebilirim. (Son Aşkım)
" Birine güvenmek, aşktan, sevgiden, iyilikten bağımsız bir şeydi.Birine güvenmek, insanın karşısındakinden ziyade ta kendisiyle alakalıydı. " (Ben Prenses Değilim!)
Ama geçiyordu işte. Herşey gelip geçiyordu. Ve geriye yalnız ben kalıyordum.. (Çirkin Ördek Yavrusu)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/son-askim-kubra-nur-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)