# Son Yaya - Ray Bradbury Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Son Yaya kimin eseri? Son Yaya kitabının yazarı kimdir? Son Yaya konusu ve anafikri nedir? Son Yaya kitabı ne anlatıyor? Son Yaya kitabının yazarı Ray Bradbury kimdir? İşte Son Yaya kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/son-yaya-ray-bradbury-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-18T18:00:14+03:00
- Güncelleme: 2022-02-18T18:00:14+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/18/ray-bradbury-kimdir-ray-bradbury-kitaplari-ve-sozleri-156188.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ray Bradbury 
 Çevirmen: İrma Dolanoğlu 
 Yayın Evi: Nisan Yayınevi 
 İSBN: 
 Sayfa Sayısı: 80 

Son Yaya Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Orada, soğuk suda, karadan uzakta, her gece sisin gelmesini bekledik ve sis geldi, pirinç makineyi yağladık, taş kuledeki sis fenerini yaktık. Kendimizi kurşuni gökyüzünde iki kuş gibi hissederek. McDunn ve ben ışığı gönderdik, kırmızı, sonra beyaz, sonra yine kırmızı, yalnız gemileri gözlemek için. Eğer ışığımızı görmezlerse, o zaman da Ses’imiz vardı,pus parçaları içinden titreyen Sis Düdüğü’müzün büyük, derin çığlığı, martıları, dağıtılan oyun kağıtları gibi ürkütüp kaçıran, dalgaları yükselten köpürten.
“Bu yalnız bir hayat, ama alıştın artık, değil mi?” diye sordu McDunn.
“Evet” dedim. “Neyse ki seninle konuşmak güzel.”
“Yarın karaya çıkma sırası sende” dedi, gülümseyerek, “bayanlarla dansedip cin içersin.”
“Burda yalnız kalınca ne düşünüyorsun, McDunn?”
“Denizin gizlerini”. McDunn piposunu yaktı. Soğuk bir Kasım akşamı saat yediyi çeyrek geçiyordu, ışık, kuyruğunu yüzlerce ayrı yönde sallıyor, Sis Düdüğü kulenin yüksek gırtlağında hırıldıyordu. Kıyının aşağısında yüz milden önce hiç kasaba yoktu, sadece ölü topraklardan yalnız başına denize gelen bir yol, üzerinde birkaç araba, kayamıza uzanan iki millik soğuk su ve tek tük gemiler.
Kitaptan...

Son Yaya Alıntıları - Sözleri
Her şey geceleyin mezar - benzeri evlerde oluyor artık, diye düşündü, hayalini sürdürerek. Mezarlar, televizyon ışığıyla kötü bir biçimde aydınlatılmış, insanların ölü gibi oturduğu; gri ya da çok renkli ışıkların yüzlerine dokunduğu, ama gerçekte onlara dokunmadığı mezarlar.
"Bir boşluk oldu. Bir yokluk. Acı ansızın kesildi. Bitkinlik ve karanlık bastırdı. Bitmişti."
« Bu yalnız bir hayat, ama alıştın artık, değil mi?» diye sordu McDunn.
«Evet,» dedim. «Neyse ki seninle konuşmak güzel.»
Geç vakte kadar yattı, sadece evdeki sessizliği dinledi, ölüm sessizliğine benzemiyordu, iyi ve mutlu yaşayan şeylerin sessizliğiydi bu.
"Geç vakte kadar yattı, sadece evdeki sessizliği dinledi, ölüm sessizliğine benzemiyordu, iyi ve mutlu yaşayan şeylerin sessizliğiydi bu."
"Hayat böyle işte," dedi McDunn. "Biri, hiç gelmeyecek biri için hep bekler. Biri, bir şeyi onun kendisini sevdiğinden daha çok sever. Ve bir süre sonra o şey neyse yok etmek istersin, seni artık üzmesin diye."
"Orda oturdum, keşke söyleyebileceğim bir şey olsa, diye düşündüm."
«Karın çocuğunu sevmiyor, Dave.»

«Ne!»
«Bir bebek doğruyla yanlış arasındaki farkı bilir mi?» diye sordu kadın.
«Hayır. Ama öğrenir.»
Alice ölmüştü.
Evde çıt çıkmıyordu, bir tek yüreğinin sesi.
ölmüştü.
"Bunu kabul etmemen çok doğal. İnsanın sevdiği kişiden nefret edebileceği düşüncesi pek hoşuna gitmez tabii."
«Korkuyorum. Neden bilmiyorum. Söylesem inanmazsın. Deliriyorum galiba.»
Orda oturdum, keşke söyleyebileceğim birşey olsa, diye düşündüm.
Öyle yalnız bir ses yapacağım ki, kimse ,özlemeyecek, kim duyarsa yüreği kan ağlayacak, ocaklar daha sıcak görünecek, uzak kasabalarda onu duyan herkese evde olmak daha güzel gelecek. Kendime bir ses ve bir araç yapacağım, Sis Düdüğü diyecekler, duyan herkes sonsuzluğun hüznünü, yaşamın kısalığını anlayacak.
Barutlu aydınlığın ışıltılarında yağmur damlalarından ordular gördüler, geniş, kıpırtısız bir kehribarda asılı kalmış, bir an için, patlamanın etkisinden duraksar gibi, onbeş milyar damlacık, on beş milyar gözyaşı, on beş milyar sus, beyaz kadifeden bir zemin üstünde duran değerli taşlar. Ve sonra, ışık sönünce, resimlerinin çekilmesini beklemiş olan damlalar, aşağıya saldırmayı yarı bırakmış damlalar, üzerlerine düştü, batarak, soğuk ve acıtan bir böcek bulutu halinde.

Son Yaya İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Toplam 5 hikaye ve 80 sayfadan oluşan, çerezlik bir Bradbury kitabıdır kendisi. İçerisindeki hikayeler Sis Düdüğü, Küçük Katil, Tırpan, Uzun Yağmur ve Son Yaya öyküleridir.

Sis Düdüğü, Güneşin Altın Elmaları kitabında geçerken; Uzun Yağmur ise Resimli Adam kitabında geçmektedir. Diğer hikayeleri ise ilk defa okudum. Korku öğeleri barındıran hikayeler olduğunu da belirtmeliyiz tabi.

Küçük Katil öyküsüne dikkat etmemiz gerekiyor. Bir annenin hisleri ne dereceye varıyor, bir çocuğa bakış açısında neler yaşıyor bunları göreceğiz ve biraz irkileceğiz de. Dikkat etmek çok gereklidir. Tırpan ise kırsalda geçen acı dolu bir hikaye.

Son yaya ise dikkat çekici bir öyküdür. 2052 yılında geçen bir hikaye bu. Kimsenin sokakta olmadığı bir gelecek var ki bu da bana 28 Gün Sonra filminde anlatılan giriş bölümü sahnesini hatırlattı. Tabi bununla onun alakası yok. Çünkü bu gelecekte herkes evinde ve kimse dışarı çıkmıyor. Şu kitaplı romanında kendi kendine atıfta bulunmuş aslında zorlanılsa romana dönecek bir kurgu var ortada.

Keyifli okumalar, iyi akşamlar dilerim.. (Sadık Kocak) 

Kitabın Yazarı Ray Bradbury Kimdir?
Raymond Douglas Bradbury, 22 Ağustos 1920 tarihinde, Waukegan, Illinois, ABD.’de dünyaya geldi. İsveç göçmeni bir anne ve telefon hatları çekerek geçimini sağlayan bir babanın oğlu olan Bradbury, gençlik yıllarının çoğunu Waukegan’da bulunan Carnegie Kütüphanesi’nde geçirdi.

Kütüphaneleri çok seven yazar, her gün saatlerini orada geçirirken, bir yandan da ileriki yıllarda yazacağı romanların temellerini atıyordu. 1934 yılında, henüz 13 yaşındayken, ailesinin Los Angeles’a taşınması nedeniyle Waukegan’dan kopan Bradbury, Los Angeles Lisesi’ne kayıt oldu ve 1938 yılında bu okulu başarıyla bitirdi. Çok iyi bir öğrenci olmasına rağmen üniversiteye kayıt olmayan Bradbury, bunun yerine gazete satmayı tercih etti.

..."Beni kütüphane yetiştirdi. Kolej ya da üniversite gibi kavramlara inanmıyorum. Kütüphaneleri seviyorum çünkü çoğu öğrenci üniversiteleri karşılayacak maddi olanaklara sahip değil. Liseden mezun olduğumda depresyonun kenarındaydım ve hiç param yoktu; ben de 10 yıl boyunca haftanın 3 günü kütüphaneye giderek kendimi geliştirdim."...

Flash Gordon ve Buck Rogers gibi erken dönem bilimkurgu kahramanlarından büyük oranda etkilenen Bradbury, 1938 yılından itibaren yazdığı öyküleri fanzinlere satarak para kazanmaya başlamıştı. Los Angeles Bilimkurgu Cemiyeti’ne katılan yazar, Robert A. Heinlein, Fredric Brown ve Jack Williamson gibi ustalarda orada tanıştı.

1938 yılında Imagination! Adlı fan dergisinde Hollerbochen’s Dilemma adını taşıyan ilk öyküsünü yayınlamayı başaran Bradbury, 1939 yılında ise Futuria Fantasia adını taşına bir dergiyi yayınlamaya başladı. Sadece 4 sayı çıkan ve her biri 100’er kopya olarak hazırlanan Futuria Fantasia kısa ömürlü olduysa da, yazarın önünü açması açısından faydası tartışılmazdı.

Bradbury 1941 yılında Pendulum adlı kısa hikayesini Super Science Stories dergisine 15 dolar karşılığında satmayı başardı; bu yazarın edebi yeteneği sayesinde kazandığı ilk paraydı. İki yıl içerisinde tam zamanlı bir yazarak olarak çalışmaya başlayıp bütün diğer işlerini bırakan Bradbury, 1947 yılında ise kısa hikayelerin toplamından oluşan ilk romanı olan Dark Carnival’ı piyacasa çıkarttı.

400’ün üzerinde kısa hikaye ve novella yazan, 50’nin üzerinde antoloji kitabında öyküleri yayınlanan, 20’den fazla tiyatro oyunu, onlarca çocuk edebiyatı, kurgu-dışı hikaye ve t.v. senaryosu kaleme almış olan Bradbury, çağımızın en üretken yazarlarından birisidir. Hayranları tarafından bir bilimkurgu yazarı olarak tanımlansa da bu tanımlamaya katılmayan Bradbury, bu konuda şu açıklamayı yapmıştır;

..."Öncelikle, ben bilimkurgu yazmıyorum. Yazdığım tek bilimkurgu kitabı var; o da Fahrenheit 451. Çünkü o kitap gerçeğe dayanılarak yazıldı. Bilimkurgu gerçeğin tasviridir, fantazi ise değildir. Fahrenheit 451 dışında bilimkurgu alanında verdiğim eser yoktur."...

1947 yılında Marguerite McClure ile evlenen Bradbury, bu evlilikten 4 kız çocuğu sahibi oldu. Los Angelas’da yaşayan yazar, hikayelerini kaleme almaya devam etti. Onlarca eseri çizgiroman, tv dizisi ve sinema filmi olarak uyarlanmış olan yazarın üzerine bir de belgesel çalışması yapılmıştır; Ray Bradbury; Story of a Writer.

Ray Bradbury, 5 Haziran 2012 tarihinde 92 yaşında Los Angeles, Kaliforniya, ABD'de ölmüştür.

Ray Bradbury Kitapları - Eserleri
Fahrenheit 451
Eve Dönüş
Şimdi ve Daima
Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana
Deliler Mezarlığı
Sonbahar Ülkesi

Yakma Zevki
Yazın Sanatı ve Yaratıcı Yazarlık
Karahindiba Şarabı
Ateş ve Buz
Fahrenheit 451
Güneşin Altın Elmaları
Son Yaya

Cadılar Bayramı Ağacı
Ertelenen Aşk
Resimli Adam
Mars Yıllıkları
Dünyalıların Gelişi
The Velt
A Medicine for Melancholy and Other Stories

Gök Gürültüsünün Sesi
Papa ile Papağan
Death Is a Lonely Business
Topraktan Dönenler

Ray Bradbury Alıntıları - Sözleri
"Sıkıntı şu ki, insanların bize sadece bir noktaya kadar inanmasını sağlamalıyız! Eğer bize haddinden fazla inanırlarsa; çekiçlerini dövmeye, kazıklarını bilemeye, çarmıhlarını kurmaya ve aynalarını asmaya başlarlar. İki ucu boklu değnek. Savaştığımızı belli etmeden nasıl savaşacağız? Fazla net olmadan nasıl aşikâr olacağız? Gereğince gömüldüğümüzü fakat ölü olmadığımızı mı söyleyeceğiz?" (Topraktan Dönenler)
”Neşelen, yeğenim. Aslında senin için her şey çok daha renkli. Bizim dünyamız ölü bir dünya. Her yer mezar taşı grisi. Hayat yaşayanlara güzeldir, her bir anı altın kadar değerli!” (Eve Dönüş)
İnce buzda paten yapmak en iyisidir, hafifçe. Durursaniz, dikkatinizin ağırlığı kabuğu kirabilir. Kabuğun içine batarsiniz, öylesine derin, öylesine uzak derinliklerde bogulursunuz ki, bütün geçmiş orada mezar taşı mermerlerine kazılı durmaktadır. Buzlu su damarlarınıza şırınga edilecektir. Aynanın kenarında mıhlanmışsanız, orada, bakışlarınızı Zaman'ın duzeltmelerinden ayıramadan, sonsuza dek orada kalırsınız. (Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana)
Bu gece neredesin?
Tuzlu bir denizin kenarında, çamur çukurlarının,buharın ve sessizliğin yanında. Güneş batıyor burada. (Eve Dönüş)
Gün batımı kaybolduğu için sevilir.
Çiçekler solduğu için sevilir.
Bahçedeki köpekler ve mutfaktaki kediler, yakında gitmeleri gerektiği için sevilir.
Başka sebepler de vardır tabii, ama sabah sefalarının ve öğleden sonra gülücüklerinin kalbinde bir veda vaadi yatar. Yaşlı bir köpeğin gri burnunda hoşça kal yazar. Eski dostların yorgun yüzlerinden, dönüşü olmayan uzun yolculuklar okunur. (Topraktan Dönenler)
Kurtları kovabilirlerdi ama anıları hayır, hayaletleri hayır. (Cadılar Bayramı Ağacı)

"Hayvan koleksiyonu ile hayvanat bahçesi arasındaki fark ne?" (Deliler Mezarlığı)
"Güneşin doğmasına çok uzun bir yol vardır, şafak da epey uzaktır, o yüzden hayatının bütün aptalca şeylerini toplarsın, o denli iyi tanıdığın ve şimdi o denli ölü olan kişilerle yapılmış olan aptal hoş şeyleri." (Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana)
Onlar sadece kendilerine göre alışıldık olan bir akıl hastalığına tahammül gösteriyorlardı... (Mars Yıllıkları)
"Bir ses bir defa çıkarıldı mı bir daha asla kaybolmaz," diye açıkladı Small. "Hepsi elektrik bulutları halinde saklanmıştır, yerlerini tespit edebilirsek, unutulup gitmiş savaşların gürültüsüne, uzun yaz mevsimlerinin insana miskinlik veren tınısına, tabiatın sonbaharın geldiğini haber veren o hüzünlü sesine bir dokunuşla yeniden erişebiliriz." (Şimdi ve Daima)
“Çünkü sen onları gerçekten bir kez bile okumadan, Bay Poe'nun bütün kitaplarını yaktın. Onları yakmak ihtiyacında olan insanların sözü üzerine tümünü yaktın. Eğer onları okumuş olsaydın, biraz önce bu kata indiğimizde ne yapmayı planladığımı hemen anlardın. Cahillik öldürücüdür Bay Garrett.” (Mars Yıllıkları)
Ve bu şekilde koştular. Yıldız ışığında üç hayvan gibi. Siyah bir su samuru. Bir kedi. Bir tavşan.
Ben, diye düşündü Will, ben tavşanım.
Ve rengi beyazdı ve çok korkuyordu. (Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana)
"Büyüyünce ne olacaksın Bob?"
"Yazar..."
"Kararlısın demek... Ama, unutma ki yazar olmak kolay iş değil... Çok uğraşmak gerek..."
"Biliyorum. Ama şansımı deneyeceğim. Çok okuyorum." (Ertelenen Aşk)

"Ne yapabilirim? Berbat ve boş bir hayatı telafi etmek için yapabileceğim bir şey var mı şimdi?" (Resimli Adam)
Temmuz sıcağına yürek ferahlatan bir serinlik, kış soğuna insanların iliklerini ısıtan bir sıcaklı veriyordu sanki... (Ertelenen Aşk)
"Şunu açıkca söyleyeyim. İnsanlar her gün psikolojik açıdan ölüyor. Bazı parçaları yoruluyor. Ve bu yorgun parça tüm kişiyi öldürmeye çalışıyor". (Sonbahar Ülkesi)
Bütün bunlar kocaman bir yanlışlık (Ertelenen Aşk)
"İnsanlar hep yarın yaşamaktan söz ediyordu, yarın ölmekten değil." (Ateş ve Buz)
En azından maskeyi görmen gerekir ki darben ardındaki yüze ulaşsın. (Topraktan Dönenler)
Eğer şevk, zevk, sevgi, eğlence olmadan yazıyorsan yarım bir yazarsındır. Yani bir gözün piyasada, bir kulağın avangart zümrelerdeyken kendin olamıyorsun demektir. Hatta kendini bile tanımıyorsun. Çünkü bir yazarın hissetmesi gereken en önemli şey heyecandır. Duygu ve heves dolu olmalıdır. Böyle bir enerjisi yoksa gitsin şeftali toplasın ya da çukur kazsın daha iyi. Allah bilir sağlığı için daha iyi olacaktır. (Yazın Sanatı ve Yaratıcı Yazarlık)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/son-yaya-ray-bradbury-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)