# Sonsuz Günbatımı - Furuğ Ferruhzad Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Sonsuz Günbatımı kimin eseri? Sonsuz Günbatımı kitabının yazarı kimdir? Sonsuz Günbatımı konusu ve anafikri nedir? Sonsuz Günbatımı kitabı ne anlatıyor? Sonsuz Günbatımı PDF indirme linki var mı?  Sonsuz Günbatımı kitabının yazarı Furuğ Ferruhzad kimdir? İşte Sonsuz Günbatımı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/sonsuz-gunbatimi-furug-ferruhzad-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-09-19T00:00:09+03:00
- Güncelleme: 2022-09-19T00:00:09+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/09/19/furug-ferruhzad-kimdir-furug-ferruhzad-kitaplari-ve-sozleri-315666.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Furuğ Ferruhzad 
 Çevirmen: Onat Kutlar 
 Çevirmen: Celal Hosrovşahi 
 Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınevi 
 İSBN: 9786052984741 
 Sayfa Sayısı: 80 

Sonsuz Günbatımı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
1965 yılında yaşamöyküsünü ünlü yönetmen Bertolucci’nin belgesel film yaptığı, şiirleri ve hayatıyla tüm dünyada “biricik” yere sahip adlardan Furuğ Ferruhzad.
Kısacık yaşamına rağmen (1935-1967) modern İran şiirinin en parlak temsilcilerindendir Furuğ.
Sonuncusu “tamamlanmamış” olmakla birlikte beş şiir kitabıyla önce İran’da sonra tüm dünyada ezilen kadınların sesi olmuş bir şair aynı zamanda.
Sonsuz Günbatımı, Furuğ’un tüm okuyanları etkisi altına alan duyarlılığıyla; insanı, doğayı, zamanı, mekânı derin şiir diliyle sorguladığı şiirlerinden ustalıklı bir seçki. Onat Kutlar ve hem Kutlar’ın hem de Furuğ’un yakın dostu Celal Hosrovşahi’nin seçtikleri şiirler ve ustalıklı çevirileri, şairin şiir dünyasını tüm yoğunluğuyla aktarıyor.
Sonsuz Günbatımı hacmen küçük ancak her kelimesi, her dizesiyle zihinlerinizde balyoz etkisi yaratacak bir kitap.

Sonsuz Günbatımı Alıntıları - Sözleri
Sönmüş tüm bağlantı ışıkları
Artık kimse güneşle tanıştırmayacak beni
Götür beni ey yüreğimi okşayan umudum
Götür şiirlerin ve coşkuların kentine
Ve sonsuza dek sürüyordu gözleri .
Ta içimden geliyor
yağmak, o büyük buluttan
İnanın ne olur bana
Diri değilim ben !
"Öylesine doluyum ki, tapınıyorlar sesimin üstüne..."
Anladım birden yolum yok yolum yok yolum yok
 Çılgınca sevmekten başka
“Aynada görüyordum onu
Aynanın kendisi gibiydi tertemiz ve ışıklı
Seslendi birden
Ve akasya salkımlarının gelini oldum.”:::!!!
Ve ne kadar yılan yuvasına benziyor bu yeryüzü.
“Birbirimize ihanet ettik senden sonra
Ve sildik tüm anıları
Kurşun parçaları ve akan kanın damlalarıyla
Sokaklar alçı duvarlarından.”:::!!!

Sonsuz Günbatımı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Uzun bir süre yaşasaydı eminim çok kıymetli eserler yazıp, insanlığa armağan edip yol gösterici olacaktı. Özgür kalmak istemenin sesini her şiirinde kusursuzca işleyen haykıran şair, dönemin baskısını, özgür olmamanın özellikle bir kadın için bunu satırlarında içtenlikle haykırmış. Okunması gereken çok güzel bir şiir kitabı, bolca alıntı yapabilirsiniz o kadar çok altı çizilmesi gereken satırlar var ki. Keyifli okumalar... (FIRAT SUBAŞI) 
Sonsuz Günbatımı küçük ancak her kelimesi, her dizesiyle zihinlerimizde etkisini yaratacak bir şiir kitabıdır. Bir şiir kitabının nasıl haykırdığını ilmek ilmek içimize nasıl işlendiğini göreceğimiz bir kitap.
Kısacık yaşamına rağmen bize çok güzel şiirler bıraktığı için şanslı olmalıyız. İçinde beğendiğim bir şiiri ile veda edelim
 “Küpeler yapacağım kulaklarıma
iki çift kirazla
ve tırnaklarımı yıldız çiçekleriyle süsleyeceğim
Bir sokak var, biliyorum,orada
hâlâ bana aşık olan çocuklar
karmakarışık saçları, ince boyunları ve zayıf ayaklarıyla…” (Mehmet mcmem) 
“Ve aşktan benim tüm yaralarım/Aşktan, aşktan, aşktan…”: "Bu bir kitap incelemesi değil, bir mektuptur. Sevgili Füruğ’un anısına kendimce bir saygı duruşudur!"
Sevgili Füruğ,
Ben senden çok sonra ve belki de senin hep özlemini duyduğun şartlarda doğdum. Senin ülkeni şekillendiren ve benim ülkemi şekillendiren tarih aynı zamandı ama ne yazık ki doğduğun zamandaki liderin Rıza Şah ile onun hayran olduğu Atatürk kıyaslanamazdı.
Sen doğduğunda sana “ışık” anlamına gelen adını koydu baban Albay Muhammed. Ama annenin adı pek geçmiyor. Seni ananlar, annenin adından ziyade annenin Turan Veziri Tebar’ın yedi çocuğundan üçüncüsü olması ile ilgileniyor çünkü. Sen kadının adı bile olmadığı bir coğrafyada “kadın” olarak doğdun. Hem de tam bugün… 5 Ocak 1935’te… Baban sana “Füruğ” adını verirken acaba “Adın kaderindir.” söylemini duymuş muydu?
İlk gazellerini babandan gizli yazdın. Tıpkı bizler gibi… Ama öğrense babalarımız, neticesi aynı olmazdı. O yüzden yırttın attın hepsini… Biz, senin gibi ilk gençlik çağlarında şiir yazanlar belki bir hayal kırıklığından yırtıp attık onları ya da asla senin gibi yazamayacağımızı anladığımızdan…
Lise eğitimini bile tamamlamadan bıraktın. Coğrafyanın suçu muydu terzilik derslerini alman? Ama resim de yaptın değil mi o yıllarda? Çünkü sen susmazdın, susamazdın… Bir yandan gizliden gizliye yazdığın şiirlerinle bir yandan resimlerinle anlattın kendi içindeki o dışarıdan bastırılmış “sen”i…
Annen söyledi sana “Sen evlenmeliydin.” Hatta annen önerdi sana senden senelerce önce gelen kuzenin Perviz Şapur’u… Perviz, dönemin İran’ında (güya) aydın bir şahıstı. Entelektüel sayılırdı ve bu evlilik, belki senin için bir tür kurtuluş sayılırdı baskıdan… Böyle düşündün, değil mi? gonderi/98383868
16 yaşındaydın evlendiğinde… Ama belki de senin için en güzel zaman 17 yaşında sevgili biricik oğlun “Kami”yi kucağına aldığın ilk andı. Eminim ki onun, seninki gibi pırıldayan gözlerine bakıp şükrettin Tanrı’na… https://hizliresim.com/jwjxXJ Hayatında ilk defa ait olduğun bir şeyi hissettin çünkü… Merak ediyorum, oğlunun adını sen mi vermiştin, yoksa hep o başkaları mı belirlemişti oğlunun da adını, hayatına hükmetmeye çalışan?
Sonra n’oldu Füruğ? Roşenfekr dergisinde ilk şiirin “Günah”ı yayımlayan Nasir, o adam, gonderi/98390867 o çok güvendiğin ve belki de sevdiğin adam, dergisinde senin hakkında olur olmaz hikâyeler yayımlamaya başlayınca ne hissettin diye sormuyorum. Öyle acıdı ki kalbin hayatının tek ışığı oğlun Kami’ye rağmen ölmeyi istedin. gonderi/98391874
Ama senin coğrafyanda senin istediğin şekilde ölmek de yasaktı. Seni farklı türde öldürmeyi tercih ettiler. Parça parça ederek… Önce Perviz terk etti seni, sonra ailen…Üstelik bu kadarla da kalmadılar… İran’ın hükümlerine göre boşanan bir çiftin çocuğunun velayeti babaya verilirdi. Perviz, seni oğlundan “Kami”den kopardı.
“Kami” senden alındıktan sonra artık ait olduğun bir yer yoktu… Ne doğduğun topraklar ne dünyanın başka bir yeri… gonderi/98379989 Ama ayakta kalacaktın. Çünkü hep bir umut vardı. Kami bir gün seni anlayacaktı belki… Hatta Perviz insafa gelir diye mektup bile yazdın ona. Babana gönderilmeyecek mektuplar biriktirdin… Hiçbirinden cevap gelmedi. Göndersen de göndermesen de…
Perviz’e “Duvar” adlı kitabını bile adadın. Ne oldu Sevgili Füruğ? Yumuşadı mı “duvar”dan kalpleri? gonderi/98374662 Gittiğin Avrupa toprakları derdine deva oldu mu? Yoksa acılarını daha da mı kazıdın içine içine? İbrahim Gülistan o yıllarda çıktı karşına… Hatta birlikte Kara Ev’i
https://www.youtube.com/watch?v=XJGABtligKk&t=161s
 çektiniz. Ve sen… O filmin çektiğin son sahnelerinde bir soru sordun “Üç çirkin şey nedir?” Bir çocuk yüzünde kocaman gülümsemesiyle “Ay, güneş, çiçek, oyun” dedi sana. Ve sen o çocuğu Hüseyin’i kara bağrına taş diye bastın…“Kamyar’ın düşünce ve tasası rahat bırakmıyordu, beni öldürüyordu. Hüseyin geldiğinden beri daha huzurluyum. Aslında bazen onun yüzünde Kamyar’ı görüyorum. Ellerini tutup
saçlarını okşarken Hüseyin mi Kamyar mı diye hiç düşünmüyorum. Farkı yok. Hissediyorum ki o oğlumdur.” O Hüseyin var ya şiirlerini Almancaya çevirdi, o çok sevgili annesinin sesini duyurdu dünyaya… O, ailenin dolduruşuna gelip seni görmeyi reddeden Kami mi? Sen üzülme, o seni anladı ve kendince İran sokaklarında senin sesini farklı bir şekilde hatırlatıyor insanlara https://www.youtube.com/watch?v=-ryEDMCsL0U

Gelelim sevdiğin son adama… İbrahim Gülistan’a… https://www.youtube.com/watch?v=HpKBlm-mQ2c
Sen ona şiir adayacak kadar cesurdun, peki ya o senin kadar cesur olabildi mi Füruğ? Sen öldükten sonra ancak…
Oysa tanıdığın tüm erkekler seni çok sevmişti değil mi… Belki önce babanın sevdiğine inandın, sonra Perviz’in… Sonra Nasih Hodayar’ın, Sonra İbrahim Gülistan’ın… gonderi/98394058
Senin ülkenin değişimini anlatan “Persepolis” filminin finalinde söylendiği gibi “Özgürlüğün hep bir bedeli olmuştur.” Bu bedel, bu kadar ağır olmalı mıydı? Susuyorum…
gonderi/98639996

Henüz 32 yaşındaydın… O çocuklarla dolu servis karşına çıktığında hiç düşünmeden kırdın direksiyonu… Çünkü çocuklar senin için en kıymetli varlıklardı… Ve sen başını son kez bir “taş”a çarptın. gonderi/98352121 Senden geriye kalan o son anının bir fotoğrafı https://hizliresim.com/0jRQWL ve tüm dünyayı saran sesin oldu.
Sen İran’da doğmuş bir kadındın, evet. Ve orada ve burada ve belki de dünyanın her yerinde “kadın” olmak bir suçtu, bir zayıflıktı. En “güzel” (!) acılar kadına çektirilir, yaşanmış her şeyin yükü o “kadın”a yüklenirdi… Ama şairler hep erkekti değil mi? Sen hikâyesi olan bir kadındın. Ama kendini şiir ettin be Kadın… “Şiir benim tanrımdır, işte ben şiiri bu denli seviyorum. Gecem gündüzüm bunu düşünmekle geçiyor, kimsenin söylemediği yeni bir şiir, güzel bir şiir söyleyeyim diye... Kendimle baş başa olmadığım ve şiiri düşünmediğim günüm, anlamsız ve hiç sayılır...”
Sen İran’da doğmuş bir kadındın, evet. Ama “kadın” olmanın anlamına en çok sen vardın belki, biliyor musun bunu da? Her şeye rağmen “kadın” olmaktan asla vazgeçmedin, biliyorum.
gonderi/98635356
Ben senin bu kitabını senden 100 yıl önce senin topraklarında yaşamış yine senin gibi bir kadın şairin Fatimah Baraghani’nin Rû be rû şiiri eşliğinde okudum. Ve senden neredeyse 100 yıl sonra yaşamış Nurcan Toprak’ın çektiği video eşliğinde… Çünkü bu şarkı ve bu video bana hep seni hatırlattı Sevgili Füruğ…
گر به تو افتدم نظر چهره به چهره رو برو
شرح دهم غم تو را نکته به نکته مو به مو

Ger be to oftadam nazar, çehre be çehre, ru be ru

Şarh daham game to ra nokte be nokte mu be mu
Olur da çehrene bir bakış atabilirsem ve yüz yüze gelebilirsek,
Gönlümde taşıdığım derdini anlatırım sana, tek tek, ince ince…
https://www.youtube.com/watch?v=4UINDzh2SXU
Olur da bir gün öte zamanlarda yüz yüze gelebilirsek gönlümüzde taşıdığımız dertleri anlatırız birbirimize ince ince…

İyi ki doğdun, iyi ki geçtin bu dünyadan. Doğum günün kutlu olsun! “Kadın”ın adını tarihe şiirinle ve en nihayet canınla kazıyan kahramanlardan birisin sen…

gonderi/99431115 (Tubistan) 

Sonsuz Günbatımı PDF indirme linki var mı?

Furuğ Ferruhzad - Sonsuz Günbatımı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sonsuz Günbatımı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Furuğ Ferruhzad Kimdir?
Füruğ Ferruhzad, (Farsça: فروغ فرخزاد, Forough Farrokhzad) (d. 5 Ocak 1935 - ö. 13 Şubat 1967), İranlı şair, yazar, oyuncu, yönetmen, ressam. İran'ın 20. yy'da yetiştirdiği en önemli kadın şairlerindendir.

Yaşamı

Babası Albay Muhammed Ferruhzad ve annesi Turan Veziri Tebar'ın yedi çocuğundan üçüncüsüydü. Mahalle mektebinde 9. sınıfa kadar devam ettikten sonra kız sanat okuluna gitti. Burada resim, dikiş-nakış ve el sanatları öğrendi. Hicivci şair Füruğ, 16 ya da 17 yaşlarına geldiğinde Perviz Şapur ile evlendi. Eğitimine kocasının yanında Ahvaz'da devam etti. Bir yıl sonra tek çocuğu olan Kāmyār'ı dünyaya getirdi. Evliliğinden iki yıl sonra 1954 yılında Füruğ, eşinden ayrıldı. Mahkeme Kāmyār'ın velayetini babasına verdi.

Füruğ, Tahran'a geri dönüp şiir yazmaya devam etti ve Esir adını verdiği ilk kitabını yayınladı.

1958 yılında İbrahim Gülistan'la tanışır ve dokuz ayını Avrupa'da geçirir. Şair bu dönemde yaşamının esin kaynağı olan şiirlerine devam eder ve hızla iki kitabını daha piyasaya sürer. Bunlardan ilki Duvar ve diğeri de İsyandır.

İranlı cüzzam hastalarını ve onların sorunları ile ilgili olarak Tebriz'de film yapar. 1962 yılında filmi Kara Ev adını verdiği filmiyle dünyanın çeşitli yerlerinde ödüller kazanır. Film çekimi sırasında cüzzamlılar evinde tanıştığı Hüseyin Mansur isimli çocuğu evlat edinir.

1963 yılında Füruğ, Yeniden Doğuş adlı eserini yayınlar. Artık şiirde olgunlaşma dönemidir ve sanatsal düzeyi yüksektir. Bu kitabıyla şair, İran şiirinde derin ve etkileyici değişikliklere yol açmıştır.

13 Şubat 1967 tarihinde öğleden sonra saat 14.30'da stüdyoya gitmek için hızla seyir halindeyken karşısına çıkan okul aracına çarpamamak için direksiyonu kıran Füruğ, aracından fırlayıp, boynunun kırılmasıyla 32 yaşında hayata gözlerini yummuştur.

Modern İran şiirine önemli katkılar sağlayan şairin ölümünden sonra çalışmaları Soğuk Mevsim adı altında bir kitapta toplandı. Michael Hillman, Yalnız Kadın adıyla onun hayatını ve şiirlerini 1987 yılında yayınladı. Şairin şiirleri ve yaşamı hakkında daha pek çok makale ve kitap yayınlandı, hayatı filme çekildi.

Füruğ Ferruhzad şiirlerinde derin bir yalnızlık duygusu dikkat çeker. Bunun yanında, şiirlerinde kadınların sorunlarını da ele almakta, İran toplumunun kadınlara karşı uyguladığı ayrımcılığı eleştirmektedir. Bu fikirleri zaman zaman şiddetli tartışmalara yol açmıştır. İran'da kadınların yaşamlarının daha iyi hak ve koşullara kavuşmasını savunmaktaydı. Dönemindeki Şah'ın despotluğuna da karşı çıkmıştır. Şiirleri kimi zaman İran toplumunca erotikbulunmuştur.

İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi'nin 1999 yapımı Rüzgar Bizi Sürükleyecek filminin adı, şairin bir dizesinden alıntıdır.

Ödülleri

 1962 yılında yaptığı belgeselle İtalya Belgesel Filmler Festivali'nde birincilik.
 1963 yılında “Kara Ev” filmiyle, Almanya'daki Oberhausen Film Festivali'nde en iyi film ödülü.

Furuğ Ferruhzad Kitapları - Eserleri
Yaralarım Aşktandır
Sonsuz Gün Batımında
Aşk Şiirleri
Yeryüzü Ayetleri
Dünya Sevmek İçin Çok Küçük
Furuğ-i Ferruhzad
İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına
Kederli İpek
Bir Başka Doğuş
Gitmekti Benim Payıma Düşen
Ses, Ses, Yalnız Ses
Hemû Berhem
Sonsuz Günbatımı
Rüzgâr Bizi Götürecek
Önce Ben Öleceğim
Bütün Şiirleri
Sadece Ses Kalıcıdır
Sin: Selected Poems of Forugh Farrokhzad
Duvar
Furuğ - Dünya Şiir Mitosları 2
Ma Baweri Bı Destpekerdışe Mewsime Serdi Biyar
Baweriye Binin Em Bi Destpeka Demsala Sar
Son Gün

Furuğ Ferruhzad Alıntıları - Sözleri
O günlerde çepeçevre dönen kuşlara benziyordum. Karanlık gökyüzü ile çevrilmiş boşlukta kanat açarak yükselmiş, aydınlığın ve ışığın kaynağına doğru uçmak istiyordum. Yolumda yağmurlu ipekler ayağıma dolanıyor, rüzgârların nefesi uçuş seyrimi kesiyor ve bulutların sisi gözlerimi kapatıyordu. Ben kanat çırpıyordum, sürekli kanat çırpıyordum. Yolum uzak bir yoldu. Kanatlarım yorulunca uykunun kucağına dalmak için aşağıya indim. Yorgunluktan uyanık kalma korkusunu unuttum ama uykumda uçuşları düşünüyordum ve şimdi o uykudan uyandım. Yolumda yağmurların, rüzgârların ve bulutların oturup beklemekte olduklarını biliyorum. Ve ben yorgunluktan, acıdan boşalmış kanatlarla ve ümit dolu bir kalple yine de ufkun uzaklarındaki o aydınlık, huzurlu, mutlu ve gerçek özgürlüğün olduğu caddelerde parlayan güneşin hayranı olacağım. (Dünya Sevmek İçin Çok Küçük)
Neden gölgemi uzaklaştırıyorsun benden?
Soruyorum sana:
Acı mıdır yoksa mutluluk mudur karanlık?
Zindan mıdır yoksa özgürlük ovası mıdır beden?
Nedir gecenin karanlığı?
Gece,
Kimin kara ruhunun gölgesidir? (Duvar)
ben pişman değilim
kalbim sanki zamana doğru akmakta
hayat kalbimi tekrarlayacak
rüzgar göletlerinin üzerinde hindiba sürüyor
o beni tekrarlayacak. (Sonsuz Gün Batımında)
„ah...
budur benim payıma düşen
budur benim payıma düşen
benim payıma düşen
Bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür
benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden
inmektir
ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette
benim payıma düşen, anılar bahçesinde hüzünlü gezintidir
ve “ellerini seviyorum” diyen
sesin hüznünde ölmektir” (Ses, Ses, Yalnız Ses)
“Ax, bihêle wenda bibim di dilê te de.”
—Ohhh bırak kalbinde kaybolayım.”:::!!! (Hemû Berhem)
Benim için mutluluk güzel elbiseler, iyi yaşam ya da güzel yemekler değil, ben ru­hen huzurlu olduğumda mutlu oluyorum ve şiir ruhumu huzurlu kılı­yor. (Sonsuz Gün Batımında)
ger min dest bida ser felekê mîna yezdan
min ê rakira ji binî vê feleka han
ji nû ve yeka din a wisa ava bikira ku
kirina mirazê dil bibûya serbest û hêsan

Xeyyam (Baweriye Binin Em Bi Destpeka Demsala Sar)
su akışının sesi...
ve dişi toprak kabuğu üzerine..
yıldız ışığının düşüş sesi ve aşkın yayılma sesi..
Ses, ses, sadece ses kalıcıdır. (Sadece Ses Kalıcıdır)
ben yüreğini yitirmiş bu zamandan korkuyorum (Yeryüzü Ayetleri)
Şklovski der ki: "Biz birbirimizin yüzüne bakarız ama birbirimizi görmeyiz!" (Ses, Ses, Yalnız Ses)
"Titreyen ağlayışım dans ediyor gözyaşlarımla" (Gitmekti Benim Payıma Düşen)
güneş ölmüştü
güneş ölmüştü ve yarın
çocukların belleğinde
belirsiz, yitik bir imgeydi... (Rüzgâr Bizi Götürecek)
ah!
bana düşen budur
bana düşen budur
bana düşen
bir perdenin asılışının benden aldığı gökyüzüdür
bana düşen terk edilmiş bir merdivenden inmek
ve yalnızlık içinde çürümekte olan bir şeye ulaşmaktır
bana düşen hatıralar bahçesinde hüzünle dolaşmaktır (Yeryüzü Ayetleri)
"kalbim, kalbinle birlikte okudu aşk masalını" (Rüzgâr Bizi Götürecek)
Düşünüyorum ama biliyorum ki hiç
gücüm yok bu kafesten kurtulmaya,
gardiyan razı olsa da
takatim yok kanatlanıp uçmaya. (Yeryüzü Ayetleri)
hemî hebûna min ayeteke tarî ye
ku di ber xwe de te dubare dike
dê te bibe berbanga bişkivîn û şînbûnên ebedî
di vê ayetê de min kir axîn ji te re, kir axîn
di vê ayetê de min tu li dar û av û agir lûl kirî (Baweriye Binin Em Bi Destpeka Demsala Sar)
hemû hebûna min ayeteke tarî ye.. (Hemû Berhem)
Gece kara bir toz gibi ağaçları üzerine çökmüştü. Sert bir rüzgar esiyor ve kuru sarı yaprakları caddede bir o yana, bir bu yana sürüklüyordu. O donmuş parmak uçlarıyla pencerenin buharla kaplı camını sildi. Şehrin ışıkları uzaktan göz kırpıyor ve her an daha da soluklaşıyordu. Uzun ağaçların dallarında sanki bir yalvarış vardı, gökyüzüne uzanmış ve yukarıda bir yerde, bulutların arasında bir şeyler arıyordu. (Son Gün)
Ses,ses, sadece ses,
su akışının sesi
ve dişi toprak kabuğu üzerine
yıldız ışığının düşüş sesi ve aşkın yayılma sesi
Ses, ses, sadece ses kalıcıdır. (Sadece Ses Kalıcıdır)
seni gördüm bir gece rüyamda, sarhoşum
ah… yoksa rüyalarda mı göreceğim artık seni (Kederli İpek)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/sonsuz-gunbatimi-furug-ferruhzad-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)