# Sosyal Bilimlerin İslami Temelleri - Muhammed Kutub Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Sosyal Bilimlerin İslami Temelleri kimin eseri? Sosyal Bilimlerin İslami Temelleri kitabının yazarı kimdir? Sosyal Bilimlerin İslami Temelleri konusu ve anafikri nedir? Sosyal Bilimlerin İslami Temelleri kitabı ne anlatıyor? Sosyal Bilimlerin İslami Temelleri kitabının yazarı Muhammed Kutub kimdir? İşte Sosyal Bilimlerin İslami Temelleri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/sosyal-bilimlerin-islami-temelleri-muhammed-kutub-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-13T04:00:11+03:00
- Güncelleme: 2022-02-13T04:00:11+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/13/muhammed-kutub-kimdir-muhammed-kutub-kitaplari-ve-sozleri-150845.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Muhammed Kutub 
 Çevirmen: M. Beşir Eryarsoy 
 Yayın Evi: Beka Yayınları 
 İSBN: 
 Sayfa Sayısı: 216 

Sosyal Bilimlerin İslami Temelleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Gerçek şu ki Batılı bilim adamı, bu bilimleri ele alırken her şeyiyle kendini bilime verdiğini ve pozitif bir dikkatle konusuna eğildiğini sanmaktadır. Oysa o; birtakım ön kabullerle sahaya girmiş olduğunun ve –farkında olsun ya da olmasın- bu ön kabullerin, konuyu ele alış şeklinde ve araştırmasından çıkardığı sonuçlarda etkili olduğunun da farkında değildir… Bu ön kabuller ise dini ve dinden alınan bütün ilhamları bütünüyle araştırma alanının dışına çıkarma gereğini duymaktır. Hatta batılı bilim adamı, bu ön kabule dayalı böyle bir tutumun üzerinde ısrarla durmasının, bilimsel araştırma karakterinin kendisine dayattığı bir görev olduğunu; çıkartılacak sonuçların doğruluk ve gerçeklik boyutlarının da bu ‘kutsal’’ görevi yerine getirişindeki samimiyetin boyutuna bağlı olduğunu sanmaktadır.
İşte bizim yolumuz bu noktada onların yolundan ayrılmakta ya da ayrılması gerekmektedir.

Sosyal Bilimlerin İslami Temelleri Alıntıları - Sözleri
"Gerçek şu ki bir toplum kendi özünde olanı değiştirmedikçe Allah da onların hallerini değiştirip bozmaz." (Rad 13/11)
 Bu ümmet samimi ve doğru olarak İslam'a geri dönmedikçe Allah da ona şanını, şerefini, imkânını, iktidarını ve gücünü geri vermeyecektir.
İnsanda aslolan imandır. Küfür ise kalplere isabet eden ve bunun sonucunda kalplerin asıldan/imandan sapmasına neden olan hastalıktır.
Şehvet ve arzuların önünde kapılar sonuna kadar açık tutulduğu zaman, doymak gibi bir tabiata sahip olmazlar. Aksine sahiplerini helâke götürünceye kadar aç gözlülüğünün ve saldırgalığının artıp durması onda bir karakter halini alır.
Bizzat Mısır'a - kesin olarak bildiğimiz - iki peygamber gönderilmiştir.Bunlar da Yusuf ve Musa aleyhisselam'dır.Bununla birlikte onlardan önce Kur'an-ı Kerim'de yüce Allah'ın kıssalarını anlatmadığı başka peygamberlerin gönderilmiş olma ihtimali de vardır
(Nisa 164.165 Ayet)Bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah Musa ile gerçekten konuştu. müjdeleyici ve sakındırıcı olarak peygamberler gönderdik ki insanların peygamberlerden sonra Allah´a karşı bir bahaneleri olmasın! Allah izzet ve hikmet sahibidir.
Böyle bir peygamberin gönderilmiş olma ihtimali ağırlık kazandıran şey , "Ölüler kitabı"nın; ahiret gününe, o gün de gerçekleşecek olan hesaba, amellerin tartılmasına, insanlara Rasul olarak gönderilmiş bir peygamber bu hususu kendilerine bildirmedikce kendiliklerinden düşünemedikleri daha başka birtakım hususlara dair oldukça ayrıntılı nitelemeler ihtiva etmesidir.Diğer taraftan, Mısırlıların melekleri tanıdıklarını da şuradan anlıyoruz" Yusuf Aleyhisselam'ın güzelliği dolayısıyla gözleri kamaştıran kadınlar şöyle söylemişlerdi:
"Allah'ı tenzih ederiz!Bu Bir beşer değildir. Bu ancak çok şerefli bir melektir" (Yusuf,12/31)
Firavun'un kendi kavmini Musa (a.s) iman etmekten alıkoymak isterken söylediği sözler de buna delildir:
"Hem üzerine altın bilezikler bırakılmalı yahut onunla birlikte melekler gelmeli değil miydi?" (Zuhruf 43/53)
Onlara rasuller gönderilmiş olmasına rağmen Firavun'u ilah bilip ona ibadet ettiler. Ona dualar ediyor, kurbanlar sunuyorlardı. Onun, "Ey ileri gelenler! Sizin benden başka ilahınız olduğunu bilmiyorum" (Kasas 28/38) şeklindeki sözünü de kabul etmişlerdi.
Batı, kendisinin dünya ile özdeş olduğu vehmine kapılmıştır. Onun benimsediği ölçülere bütün insanlığın da boyun eğmesi gerektiğini, kendisinden aynı ve farklı düşünen kimsenin ise tutumunu düzelt mesi ve "doğru ölçü"ye boyun eğmesi gereken, hata içinde bulu nan kişi olduğunu sanmaya itmiştir.
Hayatın bütün alanlarında onun (İslâm'ın) ya bir yasası ya da bir yol göstermesi vardır. Öyle ki hiçbir şey, kesinlikle şeriatın öngördüğü beş halin dışında kalmamaktadır: Ya helâldir, ya haramdır, ya mübahtır, ya müstehaptır, ya da mekruhtur.
Yeryüzünde meydana gelen bütün ekonomik zulmün kaynağı Allah'ın indirdiklerinden başkalarına uymaktır. Ekonomik zulümle birlikte her zaman siyasal zulüm, sosyal zulüm ve fikrî sapma da bulunur.
İslâm'da din, hayatın kendisidir. Hayatın tümü, her şeyiyle, bütün yönleriyle ve bütün alanlarıyla...
Her şeyi bilen ve sonsuz hikmet sahibi olan Allah, ruhbanlığı onlara da, başkalarına da farz kılmamıştır. Çünkü şanı yüce Allah, ruhbanlığın hataya elverişli bir düzen olmadığını ve insanın yaratılış gayesini gerçekleştiremeyeceğini bilendir. Çünkü Allah, insanı; yeryüzünde bir halife olması, orada çalışıp çabalaması, orayı imar etmesi, - göklerdeki ve yerdeki imkânları insanın emrine verdiği için- çeşitli alanları üzerinde otoritesini sağlaması için yaratmıştır.
Bütün sosyal bilimlerin temel konusu "insan"dır. Bu bilim alanlarında ilerleyişimiz insan tasavvurumuza göre şekillenir. Eğer bizler insanın evrim geçirmiş bir hayvan olduğunu, onu yaratanın da onu yaratmakta bir amacının olmadığını farzedersek, acaba insanı var eden yaratıcı tarafından belirli bir hedefi olmaksızın var olan bu hayvanî yapıda "değerler"in yeri neresidir, dersiniz? ...Onun yaptığı işlerin hangisini hayırlı ve iyi diye nitelendireceğiz, hangisini kötü ve şer diye nitelendireceğiz? Yoksa hayır ve şer diye bir şey yoktur ve hepsinin değeri terazide aynı mıdır?
İnsan, fıtratı itibarıyla ibadet eden bir varlıktır.. İbadet etmek onun için kaçınılmazdır. Bir insanla bir diğeri arasındaki fark, birinin ibadet etmesi, diğerinin de ibadet etmemesi değildir. Aksine fark, bir insanın Hak olan ilâha ibadet etmesiyle diğerinin Allah ile birlikte başka birtakım şeylere yâhut onun dışında birtakım tanrılara ibadet etmesi şeklinde ortaya çıkar. Gurura kapılması ya da başkaldırması anında insan, kesinlikle hiçbir şeye ibadet etmediği izlenimine kapıldığı için ise, aslında kendi hevâsına tapmaktadır.
Şuur, irade ve özgürlük, insanî yapının tâ kendisidir... İnsanın yükseldiği ve alçaldığı bütün durumlarında ve iradesiyle yaptığı bütün tasarruflarında onunla birlikte bulunan şey, insanın gerçeğidir. O şuuruyla ve iradesiyle yüceldiği gibi, şuurlu ve iradeli olarak alçalır. Her zaman için dilediğinde kendisiyle yükseleceği, dilediğinde de alçalacağı kadar özgürlükten bir payı vardır. Yapısındaki ruhun aydınlığı parlayıp onu Allah'a kavuşturarak nefsini arındırdığı vakit yükselir; bu ilham verici parıldayış yapısında söndüğü zaman şehvet ve arzuların ağırlığıyla da alçalır.
İslam toplumu meleklerin oluşturduğu bir toplum olmadığı gibi, insanlar da hiçbir zaman -bir gün olsun- melek toplumu olamayacaklardır. Çünkü onlar beşerdir; birbirleriyle kavga eder, anlaşmazlık yaşar, aralarında çatışır ve mücadele ederler. Ama bununla birlikte onlar yine de Allah'a ve âhiret gününe iman etmeyen ve hak dine bağlı olarak yaşamayan kimselerden psikolojik ve ahlâkî bakımdan daha üstün/yüce olmayı sürdürürler.
Diğer taraftan onun bu yaratılışı gereğince hayvan ya da melek gibi tek bir yolu değil, iki yolu vardır. Hayvanın yolu, onun işlerini belirleyen, tasarruflarını sınırlandıran ve muhalefet etme imkânı bulamadığı hayvanî güdülerden ibarettir. Meleğin yolu ise nuranî ve şeffaf bir yoldur. Eğer buna güdü adını vermemiz doğru olursa bu, Allah'a ihlâsla itaat ve Allah için ihlâsla yapılan ibadet güdüsünden ibarettir.
Ya Rabbanî nidaya karşı geçici bir gaflet içindedir; bunun arkasından kendine geliş, uyanış, istiğfar ve tevbe söz konusu olur. (İşte bu müminlerin halidir). Ya da Rabbanî seslenişe karşı tam bir gaflet, şeytanın seslenişine de şuurlu ve eksiksiz bir itaat söz konusu olur. Bu da -Allah'a sığındığımız bir hâl olan- küfürdür.

Sosyal Bilimlerin İslami Temelleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kendime rağmen -ilk defa yapıyorum- bu kitabı ikinci kez okudum. Tekrar tekrar okunabilir mi? Evet, yine yeniden okunabilir, okunmalı. Her bir satırı çok derin ve elzem anlamlar muhteva ediyor. Düşünerek okumaya, öylece okuyup geçememeye özen gösterdim. Ve fark ettim ki yine çok uzak kalmışız inançlarımızdan, değerlerimizden. Sömürge altında yaşamamışız ama Batı'dan ithal edilen düşünceler ile ( yazarın kendi ifadesidir) fikri sömürgeye maruz kalmışız hem de iliklerimize kadar. Bu din hayatın ta kendisiydi oysa. Yapılması hoş görülenleri ve görülmeyenleri bütün her şeyin sahibi Allah-u Teala belirler. Bunları bilim, birtakım ideolojiler, teoriler, devlet politikaları belirlemez. Müslüman isek ve bu din hayatın kendisi ise haramları, helalleri , mubahları inandığımız bu dine göre yaşamalıyız. Tarih bize gösteriyor ki Ümmet'i Muhammed olarak bu dine-eğitiminden ekonomisine-sıkı sıkı bağlanırsak refaha ulaşamamız mümkün hale gelir. (Büşra Ökten) 
Yazar, bilim dalları ne kadar ayrı olsa da; merkezde hepsinin insana hizmet ettiğini, dolayısıyla insana bakışın bilime bakış olduğunu açıklayarak, Batı'nın ve İslam'ın bilime bakışındaki farklılıkları ele alarak başlamış.
Batı'nın tarihindeki engizisyon mahkemeleri, dinde reformla dinden uzaklaşmaları ve benimsenen Darwinizm ile aslında Batı'nın insanın hayvani özelliklerine yoğunlaştıkları gibi izahlarla Batı'nın biliminin çürük temellerinden bahsetmiş. Devamında sosyoloji, tarih, psikoloji ve eğitime dair çizgileri ele almış ve mükemmel izahlarda bulunmuş.
Bazı kitapları okurken doyduğunuzu hissedersiniz. Bu, tam da böyle bir kitap. Oldukça akıcı, tekrara düşerek okuyucu sıkmıyor ve inceliklerle dolu. Çok beğenerek okudum. (Ayşenur) 

Kitabın Yazarı Muhammed Kutub Kimdir?
Muhammed Kutub 26 nisan 1919 yılında Mısır’ın Asyut şehrinde Muşa ilçesinde  doğdu. Babası Hacı İbrahim Kutub Asyut’a bağlı Kâlia köyünde sayılan birisi idi.  Muhammed Kutub, Şehid Seyyid Kutub’un en küçük kardeşidir. Diğer kardeşleri ise  Nefise, Emine ve Hamide Kutub’tur. 
Muhammed Kutub liseyi bitirdikten sonra, Kâhire üniversitesi, İngiliz filolojisi  bölümünü ve Yüksek öğretmen okulunu 1940 yılında bitirdi. Üniversite yıllarında  bir yandan psikoloji üzerine eğitim gördü ve eğitim ve psikoloji diploması aldı. Öte yandan da İslami araştırma ve incelemelerde bulundu.  
Son yaptığı görev ise Mekke de Ümmü-l Kur’a üniversitesinde İslamiyet mukayeseli  dinler profesörü. Ayrıca Muhammed Kutub akademik çalışma yapan öğrencilerin  araştırmalarını yönetmekle meşgul oldu. 
Muhammed Kutub eserlerinde özellikle “ilim” kılığı adı altında Müslümanlar  arasında yerleştirilmek istenen ateizm ve onun uzantıları durumundaki belli başlı  çağdaş fikir adımlarıyla hesaplaşarak, Müslümanları böyle cahili düşüncelere  karşı uyanık bulunmalarını sağlamaya çalıştı. 
En son M.İslamoğlu’nun yaptığı röportajda dediğine göre:”O kendini Osmanlı olarak  gören biri ”…Bu yüzden İstanbul’u mesken tutmuş, yıllarca her yılın bir kısmını  İstanbul Beylerbeyin de geçirirmiş. İstediği şey ise iki oğlunun da Türkçeyi  vatanından öğrenmeleri ve zaten istediğini de elde etmiş. Muhammed Kutub’un büyük  oğlu Üsame, M.İslamoğlu’na kılavuzluk etmiş ve röportaj sırasında hep Türkçe  konuşmuş. 
 Muhammed Kutub abisinin kendisine tefekkür ve yazarlık konusunda rehberlik  yaptığını söylüyor ve.“Merhum Seyyid sayesinde İslami bir yazar olarak  tanındım.”diyor. 
Muhammed Kutub’un hapsi: 
Üstad Muhammed Kutub ta 7yıla yakın hapiste yattı ve abisinin mücadelesine ortak  oldu. Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnâsır yönetimine karşı verdiği mücadeleden  dolayı 1954 yılında hapse giren Muhammed Kutub 1955 yılında serbest bırakıldı.  Ancak 1965 yılının Ağustos ayında tekrar tutuklandı. 
 Üstad’ın tutuklanmasını Zeynep Gazali şöyle anlatır:” 5 ağustos günü Seyyid  Kutub’un tutuklandığını öğrendim. Muhammed Kutub’ta zaten birkaç gün evvel  tutuklanmıştı.” Zeynep Gazali zindanlardayken ona soruyorlar: Muhammed Kutub’un teşkilatı nedir? Diye. Cevap veriyor :” Daha önce bunun cevabını verdim Muhammed Kutub’un teşkilatı olmadığını, sadece İslam konusunda yazan bir araştırmacı olduğunu söyledim. Bütün işi insanlara doğru yolu göstermektir. Müslümanlara İslam düşüncesini açıklamak ve anlatmaktır. İnsanlar bunu öğrendikten sonra inandıkları ve tercih ettikleri  şekilde davranırlar.” dedim, diyor… 
Ve Muhammed Kutub’un hapsi 1971’e kadar devam etmiş… 
Muhammed Kutub’un hapse atılmasına sebep gösterilen konu ise “Tekâmül mü  Soysuzlaşma mı” ve “20.Asrın cahiliyeti” kitaplarından dolayı, bir grup genç soru  sormaya geliyorlar ve bu toplantıların asıl sebebinin Cemal Abdünnâsır’ı  öldürme planı olduğunu sanıp(!) Muhammed Kutub’u hapse atıyorlar.
 Şehid Seyyid Kutub kardeşi Muhammed ‘in hapse atılmasını şöyle anlatır: 
“29 Temmuz da kardeşim Muhammed tutuklandı. Ben de 2 veya 3 Ağustos ta Kahire’ye  geldim. Muhammed’i arayan polisler 2 gün önce evin her tarafını didik didik  etmişlerdi. Kahire ye gelir gelmez yeğenlerimden Azmi Bekr ve ya Rıfat Bekr’den biri ile  Yüzbaşı Ahmed Rasih’e bir yazı göndererek Muhammed’in durumunu karakoldan sordum. 
Yazıda kanunsuzca tutuklanan ve nerede olduğunu bilmediğimiz Muhammed’in  tutuklanmasını ve hastalığıma karşın evde bana yapılan muameleyi şikâyet ettim.  Çünkü iki gün önce gece yarısı emniyet görevlileri pencereden girerek evimizi 
zorla aramış ve bana insanlık dışı hakaretler yapmıştı… 
Gönderdiğim şikâyet dilekçesinde, Bertrand Russell’in (ünlü İngiliz filozofu)  hükümeti eleştirdiği için tutuklanırken gördüğü muamele ile Muhammed’in  tutuklanması sırasında gördüğü muamele arasında karşılaştırma yaparak dağlar  kadar fark bulunduğunu, oysa Muhammed’inde onun gibi bir düşünür ve yazar  olduğunu belirttim. Hiç olmazsa Muhammed’in nerede tutuklu bulunduğunu öğrenmek  istediğimizi de ekledim. Bu dilekçeden 5 gün sonra 9 Ağustos günü bende  tutuklandım.” 
 Oysa Muhammed Kutub emniyet raporlarında yer aldığı gibi Müslüman Kardeşler  teşkilatına üye değildi. Onun tutuklanmasıyla Müslüman Kardeşlerin başına büyük  tehlikelerin geleceği bir bakıma haber verilmiş oluyordu.  Böylece Muhammed Kutub, hiç mahkeme önüne de çıkarılmadan ömrünün 7 yılını  hapiste türlü işkencelere maruz kalarak geçirmiş oldu.  Daha sonra da Mısır’ı terk edip Suudi Arabistan’a yerleşti. 
Muhammed Kutub, eserlerinde özellikle “ilim” adıyla Müslümanlar arasında  yerleştirilmek istenen ateizm ve onun uzantıları durumundaki belli başlı çağdaş  fikir adımlarıyla hesaplaşarak, Müslümanları böylesi düşüncelere karşı uyanık  bulunmalarını sağlamaya çalıştığı biliniyor.
Muhammed Kutub’un 30 u aşkın eseri var ve çoğu Türkçeye çevrildiği için Türkiye  de tanınan bir İslam Mütefekkiridir…  Hayatını ilim ve irşada adamış bir mütefekkir olarak tarif edilen ve uzunca bir  süredir Medine'de sürgün yaşayan Muhammed Kutub yakın zamanda Mekke'de  kaldırıldığı hastanede 4.nisan.2014 tarihinde cuma sabahı 95 yaşında hayatını  kaybetti. 
Allah (CC) rahmet etsin.
Eserleri
31 arapça kitabın linki
27 arapça kitap linki
*1000 Soruda 4 Raşit Halife / POLEN YAYINLARI
1000 Soruda Peygamberimizin (s.a.v) Hayatı POLEN YAYINLARI 
20. Asrın Cahiliyesi BEKA YAYINLARI 
Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (sav) BEKA YAYINLARI 
Asrımızda İslam Uygulanabilir mi? RAVZA YAYINLARI 
Batıcı Söylemler ve İslam BURUC YAYINLARI 
Benzerini Getiremezler BEKA YAYINLARI 
Biz Müslüman mıyız? AĞAÇ KİTABEVİ YAYINLARI 
Biz Müslüman mıyız? HİLAL YAYINLARI 
Biz Müslümanmıyız ŞURA YAYINEVİ 
Bosna Hersek Katliamı TEVHİD YAYINLARI 
Çağdaş Dünyaya İslami Bakış BEKA YAYINLARI 
Çağdaş Fikir Akımları (3 Cilt Takım) RAVZA YAYINLARI 
Çağdaş Fikir Akımları 1- Demokrasi RAVZA YAYINLARI 
Çağdaş Fikir Akımları 2 -Komünizm- RAVZA YAYINLARI 
Çağdaş Fikir Akımları 3 -Sekülarizm, Rasyonalizm, Milliyetçilik- RAVZA YAYINLARI 
Çağdaş Fikir Akımları BEKA YAYINLARI 
Çağdaş Konumumuz BEKA YAYINLARI 
Çocuklar İçin Peygamberlerin Hayatı BEKA YAYINLARI 
Düzeltilmesi Gereken Kavramlar RİSALE 
Evrim ve Değişmezlik BEKA YAYINLARI 
Gelenekler Çatışması BEKA YAYINLARI 
Hz. Muhammed'in Hayatı / Gençler İçin İLKE YAYINCILIK 
Hz. Peygamberden Gençlere 50 Nasihat İLKE YAYINCILIK 
İman ve İnkar Aynasında İki Kadın Portresi İLKE YAYINCILIK 
İnsan Psikolojisi Üzerine Etüdler RAVZA YAYINLARI 
İslam Budur BEKA YAYINLARI 
İslam Dünyasında Aydınlanma Sorunu BEKA YAYINLARI 
İslam Etrafındaki Şüpheler HİSAR YAYINLARI 
İslam İnancı RİSALE /Nureddin Yıldız 
İslam Kahramanları Ashab-ı Kiram (5 Kitap Takım) HİSAR YAYINLARI 
İslam Terbiye ve Ahlak Sistemi HİSAR YAYINLARI 
İslama Göre İnsan Psikolojisi ESMA YAYINLARI 
İslamın Etrafındaki Şüpheler TUĞRA NEŞRİYAT 
İslami Açıdan Tarihe Bakışımız RİSALE 
Kadının Özgürlüğü ve Tesettür RAVZA YAYINLARI 
Kadının Özgürlük Savaşı RAVZA YAYINLARI 
Kur'an Araştırmaları Medeni Ayetler Cilt 2 SERİYYE YAYINEVİ 
Kur'an Araştırmaları Mekki Ayetler Cilt 1 SERİYYE YAYINEVİ 
Kur'an Kıssaları BEKA YAYINLARI 
Kur'an'ı Nasıl Okuyalım İŞARET YAYINLARI 
Küreselleşme ve Müslümanlar BEKA YAYINLARI 
La İlahe İllallah BEKA YAYINLARI 
La İlahe İllellah / Akide, Şeriat ve Hayat Yolu RAVZA YAYINLARI 
Lailahe İllallah İHTAR YAYINLARI 
Nasıl Davet Edelim? BEKA YAYINLARI 
Örnek İslam Toplumu RİSALE 
Peygamberden Parıltılar BEKA YAYINLARI 
Peygamberimizin Savaşları HİSAR YAYINLARI 
Peygamberimizin Seriyyeleri HİSAR YAYINLARI 
Sosyal Bilimlerin İslami Temelleri BEKA YAYINLARI 
Tartışmalar BEKA YAYINLARI 
Tih'den Çıkış BURUC YAYINLARI .

Muhammed Kutub Kitapları - Eserleri
Düzeltilmesi Gereken Kavramlar
Biz Müslüman Mıyız?
Kur'an'ı Nasıl Okuyalım
La İlahe İllallah
İslam İnancı
Hz. Peygamber'den Gençlere 50 Nasihat

20. Asrın Cahiliyesi
Tih'ten Çıkış
İslam'ın Etrafındaki Şüpheler
Nasıl Davet Edelim?
İnsan Psikolojisi Üzerine Etüdler
Kadının Özgürlük Savaşı
İslam Budur

Hanım Sahabiler
Sosyal Bilimlerin İslami Temelleri
İman ve İnkar Aynasında İki Kadın Portresi
Kur'an Kıssaları
Çağdaş Fikir Akımları (3 Cilt Bir Arada)
İslam Dünyasında Aydınlanma Sorunu
Örnek İslam Toplumu

Gelenekler Çatışması
Tevhid
Çağdaş Fikir Akımları 1 - Demokrasi
Enfal Suresinden Eğitici Dersler
İki Kadın
Tartışmalar
İslama Göre İnsan Psikolojisi

Çağdaş Fikir Akımları 2 - Komünizm
Peygamberden Parıltılar
Küreselleşme ve Müslümanlar
Çağdaş Fikir Akımları 3 - Sekülarizm, Rasyonalizm, Milliyetçilik
Çağdaş Dünyaya İslami Bakış
Oryantalistler ve İslam
Çağdaş Konumumuz

Kur'an-ı Kerim'den Eğitici Dersler
1000 Soruda 4 Raşit Halife
Taklitlerin Çarpışması
İslami Tarih Yorumu
Gençler İçin Hz. Muhammed’in Hayatı
Benzerini Getiremezler
Asrımızda İslam Uygulanabilir mi?

İslami Eğitim Metodu
Tekamül Mü? Soysuzlaşma Mı? - Cilt 2
Alemlere Rahmet Hz. Muhammed
Evrim ve Değişmezlik
Tekamül mü? Soysuzlaşma mı? - Cilt 1
İslami Açıdan Tarihe Bakışımız
İslami Çalışmada Eğitimin Önemi

İslam ve Materyalizme Göre İnsan
Kavramlar
Kur'an Araştırmaları Medeni Ayetler Cilt 2
Kur'an Araştırmaları Mekki Ayetler Cilt 1
1000 Soruda Peygamberimizin (s.a.v) Hayatı
Batıcı Söylemler ve İslam
İslam'da Eğitim Metodu

Muhammed Kutub Alıntıları - Sözleri
İman temeni ve tahalüllerle (süslemelerle) değil, kalblerde yerleşmesiyle, amelin de onu tasdik etmesiyle vücut bulur. (Biz Müslüman Mıyız?)
İman arzu ile , salih kişi görüntüsü ile olmaz.
Müminin imanı öyle bir hakikattır ki kalbde yer tutar ve ameli de onu doğrular ... ( Enes r.a. ) dan (Biz Müslüman Mıyız?)
"Ya Resulallah, bana islâm'da senden sonra (ya da senden başkasına) sormayacağım bir söz söyle." dedim. Buyurdu ki: "Allah'a iman ettim de ve istikamet üzere ol.
Süfyan b.abdullah es-sakafi
(Müslim'in rivayet) (Düzeltilmesi Gereken Kavramlar)
İmanın gerçek sırrı, Allah’ın dinini yaşamakla ortaya çıkar. (İslam İnancı)
Şüphesiz bu din, bütün yönleri ile hayatın tamamını kapsamak üzere inmiştir. Özel önemi ve hacmi ne olursa olsun hayatın sadece bir yanını işgal etmek için değil (Küreselleşme ve Müslümanlar)
"Kıskançlık, kin doğurur. Kin; başkalarında görülen nimetin varlığını çekememek ve bunun yitirilmesi için elinden geleni yapmaktır. Azim ise, o insanın sahip olduğu nimete gıpta etmek ve var gücüyle, bütün enerjisiyle o nimetin aynısına sahip olmaya, o kişiye benzemeye ve bu konuda onu geçmeye çalışmaktır." (Hz. Peygamber'den Gençlere 50 Nasihat)

...,kendileri Rabbani yoldan koptular ve Avrupa cahiliyesinin ardından koşmaya başladılar. Arkalarından koşmak için izin istiyorlar. (Kadının Özgürlük Savaşı)
Yahudiler ahlakı-ve özellikle de cinsi ahlakı-parçalamaya kalkıştılar, cinsi anarşi ve çözülüşü yaygınlık kazandırarak. Ademoğullarını değirmenlerini çevirecek bineklere dönüştürmek şeklindeki geniş çerçevede planlarını uygulamaya engel olan iffet kalıplarına karşı savaş açtılar. Bu bakımdan filozofları iffet meselesinin geri kalmış zirai toplumdaki erkeğin bencilliğinden dolayı önem kazandığını ileri sürüyor. Çünkü bu toplumda kazanan ve harcama yapan erkek daha sonra bencilliğine hizmet etmesi için gereğinden fazla önem vererek iffet bahsine din ve ahlak kılıfını da giydirdi. Kesin evrimin sonucunda bunun elbetteki gülünç olan önemini yitirdiği açıktır. Artık evrim geçirmiş toplumda onun yerini daha başka bir fazilet almış bulunuyor bu ise kadının "Hürriyet ve bağımsızlığı"dır (Çağdaş Fikir Akımları 1 - Demokrasi)
Kör ile gören, karanlıklar ile ışık ve gölgelikle sıcaklık bir değildir. Yaşayanlarla ölenler de bir olmaz. (Çağdaş Fikir Akımları (3 Cilt Bir Arada))
İslâm, kendisine bağlanan herkese açık bir dindir. Kavrama yetenekleri oranınca bu dinin gerçeklerini anlayabilir, bilgide derinleşebilir. Bu din, belli bir sınıfın tekelinde değildir. Yani dinin naslarını kendi tekeline alan, kendisinden başka kimseye bu nasları yorumlama hakkı tanımayan, dilediği zaman kuralları değiştirme yetkisine sahip bir kutsallar sınıfı söz konusu değildir. (Çağdaş Konumumuz)
Hiç bir zaman için normal bir psikolojik yapıya sahip olan insana, nefret duygusu hakim olmaz. Sapık ve hasta psikopotlarin dışında bu nefret duygusu hiç bir zaman için bir kin ve çekememezlik durumuna geçmez. Çünkü insanın varlığını hissettiği sevgi bütün insanların sevgisidir...
Muhammed KUTUB (İslama Göre İnsan Psikolojisi)
İslâm'ın esnek bir din olduğu doğrudur. Uygarlığa açık bir din olduğu da doğrudur. Ama bu, Allah'ın tespit etmiş olduğu sabitler/değişmezlerin sınırları içerisinde söz konusudur. Aynı zamanda fakihler tarafından bilinen ictihadın şartı da haram bir şeyi helâl kılmaması, helâl bir şeyi haram saymaması ve şeriatın maksatları ile çatışmamasıdır. (Oryantalistler ve İslam)
Her bakıp düşünen, kendisini imana götürecek işaretler bulur. (Tevhid)

Siyon Hâkimlerinin Protokolleri adlı kitapta şu ifadeler yer almaktadır: "Her alanda ahlâkın yıkılması için çalışmamız gerekmektedir. Bu, bizim egemenlik kurmamızı kolaylaştıracaktır. Freud bizdendir. O, cinsel ilişkileri aydınlığa kavuşturmaya devam edecektir. Böylelikle gençliğin nazarında kutsal bir şey kalmayacak ve bütün çabaları cinsel güdülerini tatmin etmek olacaktır. İşte o vakit de gençliğin ahlâkı yıkılacaktır." (Evrim ve Değişmezlik)
İster ilim, ister sanat, isterse başka herhangi bir alanda olsun, tabiatın tanrılaştırılması, Avrupa’nın sığınmış olduğu vicdanî birkaçıştır. Avrupa; ruhî, fıkrî, malî, siyasî, ilmî ve hayatın geri kalan diğer bütün alanlarında Kilise tarafından kendisine köleler peydah edilen “rab” veya “rabler”den kaçmak için bunu yapmış; daha sonra da kendisine başka bir ilâh uydurmak zorunda kalınca yaratıcı, yoktan var edici, şekillendirici Allah’ın pek çok sıfatlarını taşıyan, fakat kilisesi olmayan ve birtakım görevler yüklemeyen bir tanrı olarak 'tabiat'ı uydurmuştur. (Çağdaş Fikir Akımları (3 Cilt Bir Arada))
Şu ana kadar etkilerini yaşamakta olduğumuz gerçekten çok büyük hadiseler meydana geldi. Bunların ilki ise Avrupa'nın ön plana çıkması olmuştur. Çünkü Avrupa, İslam'ın geri çekildiği zeminden, maddî ve manevî zeminden öne çıkıp ilerlemiştir.

İslam ümmeti bir karışlık araziden ne kadar geri çekildi ise yahut bir karış kadar değer ve ilkelerden ne kadar geri kaldıysa, orada bu cahilî ümmet öne çıkmış oldu ve onun boşalttığı yeri işgal etti. (Enfal Suresinden Eğitici Dersler)
"İlim öğrenin; çünkü ilmin Allah için öğrenilmesi bir haşyettir, onu öğrenmeye çalışmak bir ibadettir. Müzakere edilmesi tesbihtir, araştırılması cihaddır, bilmeyene öğretilmesi sadakadır. Ehil olan kimselere karşılık beklemeden verilmesi de Allah'a yakınlaştırıcı bir ameldir."
-Âcurrî, Ahlâku'l-Ulemâ,s.24 (Peygamberden Parıltılar)
Ey müslüman kadın!

Kız evlat... Kız kardeş... Anne!

Dedikleri gibi "sen toplumun yarısısın". Fakat şöyle demek daha doğru olacaktır: "Kesinlikle sen toplumun tamamısın." Bu, daha doğru ve daha isabetli bir yaklaşım. Çünkü nesillerden öncelikli ve ilk sorumlu olan kişi sensin. (İki Kadın)
Ümmetin genel bir karakterini ifade eden ve onun birçok halini bozan/ifsad eden korkunç üçlü;

-Hizmetinde düzenden hoşlanmayan düzensizlik,
-Planlamaktan nefret eden gelişigüzellik,
-Çabucak alevlenip çabucak sönen kısa nefeslilik... (İslam Dünyasında Aydınlanma Sorunu)
SORU: İslam devletini kurabilmek için fiilen atılması gereken adımlar nelerdir?

CEVAP: Atılacak adımlar İmam Hasan el-Bennâ'nın açıkladığı şekilde, Müslüman insanı inşa etmek, Müslüman aileyi inşa etmek, Müslüman toplumu inşa etmektir. Bunun neticesinde otomatik olarak İslam devleti de ortaya çıkacaktır. (Enfal Suresinden Eğitici Dersler)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/sosyal-bilimlerin-islami-temelleri-muhammed-kutub-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)