# Sporcu Milletiz Vesselam - Aziz Nesin Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Sporcu Milletiz Vesselam kimin eseri? Sporcu Milletiz Vesselam kitabının yazarı kimdir? Sporcu Milletiz Vesselam konusu ve anafikri nedir? Sporcu Milletiz Vesselam kitabı ne anlatıyor? Sporcu Milletiz Vesselam kitabının yazarı Aziz Nesin kimdir? İşte Sporcu Milletiz Vesselam kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/sporcu-milletiz-vesselam-aziz-nesin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-16T12:00:42+03:00
- Güncelleme: 2022-02-16T12:00:42+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/16/aziz-nesin-kimdir-aziz-nesin-kitaplari-ve-sozleri-153863.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Aziz Nesin 
 Yayın Evi: Nesin Yayınevi 
 İSBN: 9786055794545 
 Sayfa Sayısı: 205 

Sporcu Milletiz Vesselam Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Aziz Nesin, bu kez yeşil sahaların ve er meydanının tozunu attırıyor.

"Sporcu Milletiz Vesselam", Aziz Nesin'in futbol ve güreş yazılarını ilk kez kitap olarak okurla buluşturuyor. 1963-64 yıllarında futbol maçlarına giderek izlenimlerini Akşam gazetesinde "Futbolcuyuz Futbolcu" başlıklı köşesinden aktaran Nesin, elbette spor muhabirliğiyle kalmıyor. Basın tribününden değil halkla birlikte izlediği maçlar üzerinden yazdıkları, sıradan futbol yazıları olmaktan çıkıp futbolu, oyuncuları, taraftarı ve toplumu eleştiren, alaycı ve eğlenceli yazılara dönüşüyor. Nesin'in sonradan bir özdeyiş haline gelen "Ne Sağcıyız Ne Solcu", "Futbolcuyuz Futbolcu" altbaşlığıyla çıkardığı "Zübük" gazetesinden seçilmiş yazılarını, futbolla ilgili anılarıyla öykülerini de kitabın "Futbolcuyuz Futbolcu" bölümünde bulacaksınız.

Sporcu Milletiz Vesselam Alıntıları - Sözleri
Başkasına giren kazığı kendimize girmiş bileceğiz!
Niçin? Çünkü başkası kazıklanınca -bu kazıklanmada çıkarımız olsun olmasın- aldırış etmezsek, önünde sonunda o kazık bize girecek demektir.
Ellibin kişi maç seyrine gidiyor diye bu olayı yerdiğimi sananlar var. Oysa öyle değil. Nüfusu ikimilyonu aşan Istanbul kentinde en önemli bir kitap, bin alıcı bile bulamıyorsa böyle bir toplum dengesizdir. Ayağı anormal büyümüş, kafası küçük kalmış, şaşkaloz, korkunç, acınacak, zavallı bir toplumsal yaratıktır. İşte bunu anlatmak istiyorum Zürfettin. Otuzmilyonluk Türkiye'de bir sanat, bir düşün dergisi onbin okur bulamıyor; hangi onbin, beşbin okur bulamıyor. Bu ayıptır. Bundan sen de benim gibi utanmıyor musun Zürfettin? Türkiye'nin en büyük şehri Istanbul'da hala bir opera yapısı yokken, ellibinlik stadyum yetmiyor bize. Bu ayıptır. Bu rezilliktir.
Beşiktaş-Galatsaray maçının kazancı 302,744 lira. Bitek maç bu. Bir kitap iki yıllık satışıyla masrafını kurtaramıyor. Çok değil, fiyatı beş lira olsun bir kitabın onbin okuru olsa bir maçın ellibin seyircisi yadırganmaz. Ama bir maç için on lira, yirmi lira verenler, canlarını hiçe sayarak ölüm tehlikesini göze alarak stadyuma kaçak girenlerin sayılarının onda biri kadar kitap okuru, dergi okuru, tiyatro seyircisi yoksa o toplum dengesizdir. Anlatabildim mi Zürfettin? İşte bunun için Brecht'in piyesinin oynanmasına engel olunuyor. Fındık kadar kafa, duba kadar karın... İğne başı kadar göz, davlumbaz kadar göbek... Gebeş bir toplum.
Sana birşey daha anlatmak istiyorum. Bundan önceki hükümetler gibi bu hükümet de bunun sürmesini istiyor. Yani kalçası devleşmiş, kafası minnacık kalmış bir toplum istiyor. Böylesi işine geliyor. Yurttaş demek, onun için kendi seçmeni demek, vergi yükümlüsü demek... Sözlerim havada kalmasın, binlerce örnekten bitek örnekle kanıtlayayım sözümü: Kitapların posta ücretinin pahalılığında Türkiye en başta geliyor. Pırasayı postayla biyere göndersen kitaptan ucuza gider. Demek ki halkın kitap okunması istenmiyor. Ama maça gitmesi isteniyor.
Basının da yaptığı bu. Biz gazeteciler de seni afyonluyor, uyutuyoruz. Bunun karşılığında da para alıyoruz. Seni elbirliğiyle aldatıyoruz, aldatıyoruz, aldatıyoruz... Bunun karşılığında da para... Anlıyor musun? Anlıyor mu... Anlı... Anlıyor... An... Anla artık Zürfettin!
-Gerek Gol Kralı isimli mizah romanınızda, gerekse öykülerinizde futbolu yoğun bir biçimde eleştirirsiniz. Gerekçesi nedir?
-Aslında ben futbola karşı değilim. Futbol gerçek anlamda düşününce iyi bir spordur, hatta en güzelidir, bile diyebilirim. Zira futbol kadar kolektif ve coşkuyu ayakta tutan bir spor yoktur. Diğer sporlar bireyciliği, futbol ise özveriyi ve özgeciliği gerektirir. Oysa bütün sporlar sosyalist ve kapitalist ülkelerde yanlış kullanılıyor, ben buna karşıyım. Politik üstünlükler ve propaganda aracı olarak kullanılıyor. Genel olarak toplumun tüm insanlarının sağlıklı ve dirençli olma amacından saptırılarak, tek insanın sportif yeteneklere sahip olması amaçlanıyor. Eğer altı milyonluk Istanbul'da üç tane stadyum varsa ve bunların herbirinde onbirer kişilik iki takım maç yapıyorsa bu, giderek amaçtan uzaklaşıldığını gösterir.
Beyin denilen nesne çok ağır bişey. Ağır olduğu için herkes taşıyamıyor, yukardan aşağı doğru iniyor. Kimisinin beyni midesine iniyor. Politikacıların çoğu böyledir. Onun için mideleriyle düşünürler. Kimisinde beyin daha da aşağılara, göbeğe, göbek altına iner. Beyinleri göbek altında olanları da bilirsin. Bunlar göbek altından düşünürler.
Beyin ine ine bacaklara, ayaklara kadar iner. Eh, şurda çok bişey kalmadı. İki-üç sıkı şut daha çektik mi beynimiz ayaklarımızdan çıkıp stadyum çayırına karışacak, biz de böylece rahata kavuşacağız.
Futbolsever seyircilerimizin belden aşağı, anadan doğma sövgülü nağralarını duyunca içimden, iyi ki yabancılar dilimizi bilmiyormuş, dedim ve Türkçenin uluslararası bir dil olmadığına sevindim.
Kimi inmez otodan, kiminin yok papucu...
Sevgili Kardeşim Zürfettin,
Son mektubunda "Istanbul'da ne var ne yok, bana uzun uzun yaz!" diyorsun. Valla Istanbul'da futboldan başka bişey yok. Vapurda Fenerbahçe, dolmuşta Galatasaray, otobüste Beşiktaş, kahvede Vefa, lokantada Karagümrük... Kadını erkeği, çoluğu çocuğu büyüğü, yediden yetmişe herkes hep bu konuyu konuşuyor. Haftada dört gün maç, radyoda günde üç öğün futbol...
Çocukluğumdanberi benim içimde de gizli bir ulusal özlem yaşar: Ulusal dilimizin -ki gerçekten çok, çok güzel bir dildir- uluslararası bir dil olmasını özler dururum. Ama dün gece... Futbolsever seyircilerimizin belden aşağı, anadan doğma sövgülü nağralarını duyunca içimden, iyi ki yabancılar dilimizi bilmiyormuş, dedim ve Türkçenin uluslararası bir dil olmadığına sevindim.
Bizim insanlarımızın söyledikleriyle anlatmak istedikleri birbirini tutmaz. Örneğin satıcı "Kurabiyeee..." diye bağırdı mı karpuz sattığını anlayacaksın. "Badeeem... Körğe badem..." dedi mi satıcı, kart hıyar yiyeceğini bilmelisin. İktidardakiler de "Demokrasiii..." dite nağralandılar mı millet anlamalıdır ki yeni yeni zamlarla kazık yiyecektir. Bu hesaba göre demek ki "Hastaneye!" denildi mi "siyasi tımarhane" demek olan stadyuma gidildiğini anlamalıyız.
-Anlaşılan, futbol seyircisi hakkında da pek olumlu düşünmüyorsunuz...
-Futbolun insanları aşağıladığının çok örnekleri var. Örneğin bir tiyatro seyircisi düzeyiyle, futbol seyircisi arasındaki ayrım. Kötü, olumsuz ve düzeysiz yığınlara örnek olarak futbol seyircisinin gösterildiğini kim yadsıyabilir?
Sevgili kardeşim zürfettin,
Son mektubunda "istanbulda ne var ne yok,bana uzun uzun yaz!"diyorsun. Vallah Istanbul'da futboldan başka bişey yok .vapurda fenerbahçe ,dolmuşta galatasaray,otobuste Beşiktaş, kahvede vefa lokantada karagümrük...
Kadını erkeği, çoluğu çocuğu büyüğü, yediden yetmişe herkes hep bu konuyu konuşuyor. Hafta dört gün maç radyoda günde üç öğün futbol.
Sevgili kardeşim Zürfettin,
Son mektubunda "İstanbulda ne var ne yok, bana uzun uzun yaz!" diyorsun. Vallah Istanbul'da futboldan başka bişey yok. Vapurda Fenerbahçe, dolmuşta Galatasaray, otobüste Beşiktaş, kahvede Vefa lokantada Karagümrük...
Kadını erkeği, çoluğu çocuğu büyüğü, yediden yetmişe herkes hep bu konuyu konuşuyor. Haftada dört gün maç radyoda günde üç öğün futbol.

Sporcu Milletiz Vesselam İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Aziz Nesin'den Sporcu Milletiz Vesselam: Yine bir Aziz Nesin kitabı... Yine acımadan topa tutulan spor cahilleri, holiganları... Çılgınlar gibi futbola tutkun olanlar, hiçbir maçı kaçırmayanlar, bir takım tutmadan yaşanamayacağına gönülden inanan fedailer ve yine aynı fedailerin göbekli, hantal vücutları ile hem televizyon karşısında hem de stadyum içerisinde "hayvanlaşması."

Futbol nedir? Spor nedir? Sporun amacı nedir? Kas yapmak mı, güçlenmek mi, büyümek mi? Sağlıklı bir yaşam sürdürmek mi? Hayatın bize verdiği sorunlara karşı bir savunma mı? İnsanlar üzerinde bir üstünlük kurma yarışı mı? Spor sadece bir insan için mi var?

Aziz Nesin'in yazılarından ve de kendisinin anılarından ve öykülerinden oluşan güzel bir kitap. Futbol holiganları, spor cahilleri derken aslında Zürfettin'den bahsediyorum. Daha doğrusu Zürfettinler'den. Yani kalabalıklardan.

Düşünme yetisini yitirmiş, bir çobanın ardına takılmış, o ne derse yapan, tabir-i caizse g*t*ne don alacak parası yokken futbolcular için, maçlar için her zaman para bulunduran bir kitle nasıl düşünebilir? Sorsan bir kitaba 10 lira vermez ama futbol maçlarına akıttığı parayı kendisi için harcamaz. Futbol izler, hatta "şöyle vursa, böyle vursa, ben olsam, şu oyuncu olsa, bu faul değil, bu penaltı" gibi laflar ederek, hayatında futbol oynamaya tenezzül etmez. Kahvehanelerde toplanırlar, bir televizyona baş verirler ve başlarlar küfür etmeye. İşte bu bir sürüdür.

Terbiyeden yoksun, beyinsizleşmiş sürülerin spora verdikleri zarar aşikar. Sözde spor aşıklarının ağızlarından eksik olmayan küfürler, sahaya, sporcuya ve izleyenlerine verilen zarar, atılan taş, şişe ve temizlikten, bireye saygıdan yoksun olan şahıslar. Basit bir futbol maçını vatan-millet meselesi haline getiren, küfür eden, eden ve eden... Daha kötüsü bir insanın canına sırf takımını "müdafaa" etmek uğruna kıyanlar. İnsanlık nerede? Gelişen beynimizin kullanılması gerekmez mi?

Kitabı okurken aklıma eniştem ve kuzenimin maç muhabbetleri geldi. Küfürler, olsalar, yapsalar havada uçuşurdu. Aniden yükselen sesler. Maç izlerken avazları çıktıkları kadar bağırarak küfür etmeleri, "Goooolll" diyerek anırmaları...

Sizi bilmiyorum ama bunlar bana çok gereksiz geliyor.

Spor adı altında insanlıktan çıkıyoruz. Birbirimizi yok ediyoruz.

Aynı ülkede takımlar yüzünden birbirimize kıyabilecek hale geldiysek sonumuzu görebiliyor musunuz?

Spor küfür etmek değildir. Spor, çevrene üstünlük kurman için bir araç değildir. Spor serserilik yapmak değildir.

Bu söylediklerime ek olarak ise kitabın içerisinde anlatılanlara kızabilirsiniz, fakat bununla beraber güleceğiniz, tebessüm edeceğiniz yerler mevcut. Aziz Nesin, mizah ve hiciv yazarlığını burada da konuşturmuş.

Ayrıca pek bahsetmemiş olsam da Aziz Nesin'in milli sporumuz olan yağlı güreşle olan anılarını ve öykülerini de bulabilirsiniz. Onlarda bir o kadar eğlenceli ve dikkat edilesi konuları barındıran yazılar.

Keyifli okumalar dilerim.

"Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim." /M. K. Atatürk

(Not: Satın almadan okumak isteyenler için yarın Üskürdar'daki Nevmekan Sahil'in kütüphanesine iade edeceğim. En geç 15.00'a kadar iade etmiş olurum.) (Ömer) 
Sporcu
Bu sayfada Sporcu nedir Sporcu ne demek Sporcu ile ilgili sözler resimler Sporcu hakkında bilgiler cümleler bulmaca kısaca Sporcu anlamı tanımı açılımı Sporcu resimleri ile ilgili sözler görseller, türkçe ingilizce almanca sözlük anlamı ile ilgili bilgiler ve diğer kelime anlamlarını bulabilirsiniz.
 Sporcu • Athletic • Uğraş • Baller • Jock • Spor • Sporculuk • Kimse

Sporcu nedir, Sporcu ne demek
Sporla uğraşan kimse
"Sporcu" ile ilgili cümle örnekleri
"Sporcular da birbirlerini sık sık ziyaret etsinler." - N. Hikmet
Sporcu hakkında bilgiler
[Bakınız: spor]
Sporcu ile ilgili Cümleler
Alman sporcular Kanada'daki kızak dünya şampiyonluğunda dört altın madalya kazandılar.
Ali doğal sporcu.
Ali doğuştan sporcu.
Çok sayıda iyi sporculara karşı yarıştı.
Bu giysinin içinde tıpkı bir sporcu gibi görünüyorum fakat gerçek şu ki hiç spor yapmam.
Okulumuzdaki en iyi sporcudur.
Sporcuların yedikleri yiyecek tam olarak ne tür egzersizleri yaptıkları kadar önemlidir.
Profesyonel sporcular antrenmana saatler harcarlar.
Sporcu anlamı, tanımı:
Spor : Bir hücreli hayvanların çok özelleşmiş olan üreme hücresi. Kullanışı rahat, kolay olan. Çiçeksiz bitkilerde üreme organı. Bedeni veya zihni geliştirmek amacıyla kişisel veya toplu olarak gerçekleştirilen, bazı kurallara göre uygulanan hareketlerin tümü.
Sporculuk : Sporcu olma durumu.
Uğraş : Bir kimsenin kendi isteğiyle seçerek ve zevk alarak yaptığı iş, iş güç, meşguliyet. Bir güçlüğü yenmek için gösterilen sürekli çaba, mücadele. Bir insanın yaptığı iş veya meslek, iş güç, meşguliyet.
Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.
Diğer dillerde Sporcu anlamı nedir?
İngilizce'de Sporcu ne demek? : adj. sportive
n. sportsman, sportswoman, athlete
Fransızca'da Sporcu : sportsman [le], sportif/ive [le][la]
Almanca'da Sporcu : n. Sportler, Sportsmann
Rusça'da Sporcu : n. спортсмен (M) (spor) 
Aziz Nesin’in taşlama yazılarını genel anlamda çok beğenirim ancak bu eserindeki (ölümünden sonra derlendiğini not etmekte fayda görüyorum) taşlamalarına ayrıca hayran oldum. Türkiye’de spor konuşmanın risklerini biliyorsunuzdur. Üç kutsal arasındadır spor, siyaset, din. Bu eserde spor üzerinden öylesine güldürücü taşlamalar var ki zamanın siyasi konjenktürüne dair, ölümüne güldürüyor insanı. Harika bir eser. Kesinlikle okunmalı. (Levent Ü.) 

Kitabın Yazarı Aziz Nesin Kimdir?
20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesinde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulundan mezun oldu. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesinde çalıştı. Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1954ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahirle birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Taninde köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve "Ustura" isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü. 1962de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı. 1972de Çatalcada kimsesiz çocukların eğitimini gerçekleştirmeyi amaçlayan Nesin Vakfını kurdu. Kitaplarının tüm gelirini bu vakfa bağışladı. 1976-1980 arasında her dalda edebiyat ödülleri veren Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığını çıkardı. 1979da seçildiği Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanlığı görevini yıllarca sürdürdü. Sadece Türk edebiyatının değil dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yer alan Aziz Nesin, düşünceleri ve yazıları nedeniyle siyasi iktidarlardan sürekli baskı gördü, tutuklandı, yargılandı, sürgün edildi, cezaevlerinde kaldı. 6 Temmuz 1995 tarihinde yaşamını yitirdi. Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtır. Anlatımında halk edebiyatının ana öğelerinden yararlanır. Yer yer masal temasıyla ve mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirir. Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştiren, genç mizah yazarlarının doğmasına yolaçan yazardır.

Aziz Nesin Kitapları - Eserleri
Zübük
Şimdiki Çocuklar Harika
Ölmüş Eşek
Nazik Alet
Gözüne Gözlük
Biz Adam Olmayız

Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yol
Yokuşun Başı
Yokuş Yukarı
Sizin Memlekette Eşek Yok mu
Tatlı Betüş
İt Kuyruğu

Koltuk
Toros Canavarı
Pırtlatan Bal
Geriye Kalan
Memleketin Birinde
Havadan Sudan
Gıdıgıdı

Aferin
Surname
Merhaba
Az Gittik Uz Gittik
Ben de Çocuktum
Yüz Liraya Bir Deli
Yedek Parça

Aşkım Dinimdir
Sivas Acısı
Fil Hamdi
Zübüklüğün Sonu Yok
Adamı Zorla Deli Ederler
Anıtı Dikilen Sinek
Kördöğüşü

Bir Sürgünün Anıları
İstanbul'un Halleri
Yurt Gezileri
İhtilali Nasıl Yaptık
Hayvan Deyip de Geçme
Deliler Boşandı
Şehirden İndim Köye

Memurlar Memurlar
Gerçeğin Masalı
Bay Düdük
Hoptirinam
Gol Kralı
Bu Yurdu Bize Verenler
Mahmut ile Nigar

Ah Biz Ödlek Aydınlar
İnsanlar Uyanıyor
Tek Yol
Leyla ile Mecnun
Gözünüz Aydın Efendim
Bir Tutam Aydınlık
Nutuk Makinesi

Hangi Parti Kazanacak
Ah Biz Eşekler
Yeşil Renkli Namus Gazı
İnsanlar Konuşa Konuşa
Büyük Grev
Benim Delilerim
Nah Kalkınırız

Poliste
Damda Deli Var
Şimdi Avrupa
Sosyalizm Geliyor Savulun
Rüyalarım Ziyan Olmasın
Kalpazanlık Bile Yapılamıyor
Okuma Güncesi

En Masumlar İçerde
Rıfat Bey Neden Kaşınıyor
Mahallenin Kısmeti
Yetmiş Yaşım Merhaba
Bütün Oyunları - 1
Bütün Oyunları 2
Halimiz Hal Değil

Borçlu Olduklarımız
Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları
Aziz Nesin'den Sıra Dışı
% Kaç Aptalız
Yazarlık, Edebiyat ve Dil Üstüne
Aşk Şiirleri
Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim

Çuvala Doldurulmuş Kediler
Kalem Yapın Beni Kalem!...
Eğitim Üstüne
Batı'ya Giden Yoldayız
Bir Koltuk Nasıl Devrilir
Vatan Sağolsun
Seyyahatname

Türkiye Şarkısı Nazım
Okuduğum Kitaplar
Korkudan Korkmak
Salkım Salkım Asılacak Adamlar
Üçü Birden
Bütün Şiirleri 1
Kazan Töreni

Bütün Şiirleri 2
Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak
Hayvanlar Takımı
Maçinli Kız İçin Ev
Sondan Başa
Sora Sora Cennet Bulunur
Uyusana Tosunum

Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler
Hazret-i Dangalak
Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala
Mum Hala 1
Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı
Sanat Yazıları
Gülmekten Öldüren Öyküler-1

Gülmekten Öldüren Öyküler 2
Alamanya Alamanya Bizden Aptal Bulaman Ya
Mum Hala 2
Soruşturmada
Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez
Herkesin İşi Gücü Var
Suçlanan ve Aklanan Yazılar

Arkadaşım Badem Ağacı
Bir Dokun Bin Dinle
Cumhuriyet Dönemi Türk Mizahı
Unutulmayan Rüyalar
Bekârlık Sultanlıktır
Irak ve Mısır
Taşlamalar

Çocuklara En Güzel Masallar
Aziz Dede'den Masallar
Nasrettin Hoca Gülütler
Okullar İçin Kısa Oyunlar
Sporcu Milletiz Vesselam
Bursaname - Aziz Nesin'in Bursası
Laiklik, Dincilik ve Atatürkçülük

Bayan Aynur ile Bay Buyur
Bilmem Ne Adası
Bir Vicdan Davası
Onursal Doktor Olamamanın Büyük Onuru
Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de Kürtler
Aşk Öyküleri
Aydınlar Üstüne

Büyüklere Masallar 1
Büyüklere Masallar 2
Türkiye Toplumu ve Demokrasi
Bütün Oyunları - 3
Bütün Oyunları 4
Aziz Nesin - Klaus Liebe Harkort Mektuplaşmaları
Aziz Nesin - Saliha Scheinhardt Mektuplaşmaları

Aziz Nesin - Tahsin Saraç Mektuplaşmaları
Tut Elimden Rovni
Erkek Sabahat
Çiçu
Hadi Öldürsene Canikom
Dört Kitap Tek Ciltte
Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 1

Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 2
Azizname
Saçkıran
Gübre Kralı
Şiirin Tam Zamanıdır
Biraz Gelir misiniz?
Bir Aşk Var Bir De Ölüm

Hoşça Kalın
Bişey Yap Met
Qum Qalalar
Hekayələr
Azîz Nesin - Meral Çelen Mektuplaşmaları
Gülmece Öyküleri 9
Bizim Memleket

Gülmece Öyküleri 5
Gülmece Öyküleri 2
Memleketin Birinde - Hoptirinam
Deniz Aslanı
Baba Mirası
Berber Nonoş
Gülmece Öyküleri 3

Üç Kitap Birarada
Nutuk Makinası, Az Gittik Uz Gittik
Gülmece Öyküleri 8
Aziz Nesin Bütün Kitapları
Kendini Yakalamak
Boyalı Tilki Masalı
İstanbul'dan Ne Haber

Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 2
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 1
Seçilmiş Satırlar
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 3
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 4
Sosyalizm Geliyor Savulun

Aziz Nesin Alıntıları - Sözleri
İslamlıktan sonra da .. şimdi de kız çocukları pek makbul sayılmıyor, başlık parasını saymazsan. Müslümanlarca … (Bay Düdük)
Sen insanların zahirine değil zamirine bak. (Toros Canavarı)
Yoksular yaşamları boyunca yalnız bir kez kolaylık görürler, o da öldükten sonra; cenazeleri hemen kalkar, çabucak. (Ben de Çocuktum)
Muayeneye giren çocuğu, içi kül dolu bir kaba yellendirirlermiş. Yel ne denli çok kül kaldırırsa o denli iyi, o denli yiğitlik sayılıyor. Yel hiç kül kaldırmazsa, çok kötü..." Mangalda kül bırakmaz" sözü, sonradan bir alay sözü olarak kullanılmış olsa bile, kabadayılığı, yiğitliği anlatmak için söylenir. (Yokuşun Başı)
Sen artık bu kitapta: noktaları , virgülleri , satırları taşımıyorsun..
Sen artık bu kitapta : koşmuyor , bağırmıyor , alnını kaşımıyorsun..
 Sen artık bu kitapta yaşamıyorsun. (Aşk Şiirleri)
Ayağını sıcak tut, başını serin,
Kendine bir iş bul, düşünme derin. (Nasrettin Hoca Gülütler)

Önce bir sayımdöküm yapmalıyım
Neleri götüreceğim
Geri dönüp alamam
Kendimden hiç bırakmamalıyım geride
Gölgemi de gölgesizliğimi de
Söyleyemediklerim yazamadıklarım Verilemeyen yanıtlarım
Benimle olmalı üzünçlerim acılarım
Utançlarım gözyaşlarım
Söyletilmeyen şarkılarım
Hiç bir kötülüğüm kalmamalı arkamda Aldatmaları sevdiğim kadınların
Kurnazlıkları çıkarcıkları küçük küçük
Zaman zaman kurnazlıklarım
Düşlerimi hiç mi hiç bırakamam
En değerli varlıklarım
Hele sonsuz tasalarım ki yaşama sığmayan
Ve hiç sönmeyen harlı tutkularım
Ne kalır benden geriye
Hiç
O hiçi de kendimle almalıyım (Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak)
Aslında Sayın Başkan Hoobert iyi insandı. Sayın Başkan
iyiydi ama, ne yazık ki çevresindekiler kötüydü. Nedense bu iyi
başkanların çevresini de hep kötü kişiler alıyordu. (Kalpazanlık Bile Yapılamıyor)
Yabancı bir kentte insanın yalnızlığı daha bir katmerleniyor. (Sizin Memlekette Eşek Yok mu)
"Zenginlik sermaye birikimidir; uygarlık kültür birikimidir.Bizde böyle birikimler olmadığı için de , toplumumuz tutarsızdır.
 Ulusal zenginliğin , uygarlığın birikim demek olduğu bizde , daha 19. yüzyıl sonunda anlaşılmıştır.Ama bu bir TERS anlamadır.Bizde bu birikim , devlet gücüyle zengin yetiştirmek diye anlaşılmıştır.TERS işleyen mantık şudur: 'Yurdun kalkınması için zenginlik gerekir. Bizde kendiliğinden zengin yetişmediğine göre , devlet yardımıyla zengin yetiştirmeli , sermaye birikimi saglanmalıdır.'
 ...Devlet zengin yetiştirmeye kalkarsa kimleri seçer? Elbet kendisini devlet yapanları, kendinden olanları... " (Suçlanan ve Aklanan Yazılar)
Bakınız, neden olmaz, izah edeyim. Affedersiniz, ismiâliniz Beyfendi?
Ulvi Bey... Müşerref olduk efendim. Benim adım
Şâzi. Çok memnun oldum. Evet... ne diyorduk?
Ol­maz.. Katiyen olmaz. Çünkü efendim, herşeyden
önce bir maarif plânımız yok. Bendiniz uzun yıllar
maarifte hizmet ettiğimden bu işleri gayet iyi bili­rim. Plânsız, programsız hiçbir iş olmaz efendim.
Affedersiniz Beyfendi, ismiâlinizi öğrenebilir miyim?
Ulvi Bey... Çok güzel, memnun oldum. Benim
adım da Şâzi... Çünkü efendim bizde herşeyden ön­
ce bir tedrisat sistemi yok. Onun içindir ki, biri… (Kördöğüşü)
Bu pis burjuvaların Allah bin türlü belalarını versin!.. (Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala)
"Sarılmak neden güzeldir bilir misin? Çünkü sağ tarafta kalp yoktur, ve orası hep boştur.
Sarılınca, sağ yanını onun kalbi doldurur..."

| (Ah Biz Eşekler)

Amerikada otuzaltı gazeteye birden yazan bir başyazar,
— Sizde, dedi, bir başyazar, kaç gazeteye yazar?
— Bizde, dedim, her gazetenin ayrı bir başyazarı vardır, ama, hepsi de aynı şeyleri yazar!..
— Ayrı ayrı insanlar nasıl aynı şeyi yazarlar?
— Bizde ayrı gayrı yoktur. Birlik, beraberlik falan... İşte öyle...
— Sizde demokrasi var mı?
— Az bişey vardı, ama son zamanlarda yedek parçası kalmadığından kullanamıyoruz? (Yedek Parça)
İnsan, sevebilir miyim diye düşünüyorsa sevemeyecek demektir. İyi ki sevide düşünce yok;yoksa kimse kimseyi sevmezdi. (Aşkım Dinimdir)
Gece yatakta bir elimi attığım zaman, elimin tuttuğu yalnızlık... Korkudan öbür elimi atıyorum, kendimi tutuyorum, soğuk, ıslak, titreşik... (Çiçu)
"Ben ölmüşüm baba,
neden bana hiç demediniz?" (Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz)
“İster altından olsun, ister demirden, kafes kafestir!” (Memleketin Birinde)
Sizin sevdiğiniz her şeyi ben de severim. (Gol Kralı)
İnsanın kendini olduğundan başka göstermek için harcadığı çabalar onu gülünç yapar. Hele bu para konusunda ise gülünçlüğün derecesi daha da artar. (Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/sporcu-milletiz-vesselam-aziz-nesin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)