# Sultan II. Abdülhamid Han - Kadir Mısıroğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Sultan II. Abdülhamid Han kimin eseri? Sultan II. Abdülhamid Han kitabının yazarı kimdir? Sultan II. Abdülhamid Han konusu ve anafikri nedir? Sultan II. Abdülhamid Han kitabı ne anlatıyor? Sultan II. Abdülhamid Han PDF indirme linki var mı?  Sultan II. Abdülhamid Han kitabının yazarı Kadir Mısıroğlu kimdir? İşte Sultan II. Abdülhamid Han kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/sultan-ii-abdulhamid-han-kadir-misiroglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-27T18:00:13+03:00
- Güncelleme: 2022-04-27T18:00:13+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/27/kadir-misiroglu-kimdir-kadir-misiroglu-kitaplari-ve-sozleri-209763.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Kadir Mısıroğlu 
 Yayın Evi: Sebil Yayınevi 
 İSBN: 9755800318 
 Sayfa Sayısı: 656 
--reklam--
Sultan II. Abdülhamid Han Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tarihte az çok uğraşanlar çok iyi takdir ederler ki, bu ülkede iki şahıs hakkıda gerçekleri söylemek, tasavvurun fevkinde bir derecede güçtür.

Sultan II.Abdülhamid ve M. Kemal Paşa’dır. Zira her ikisi hakkında da yazılmış olanların kaahir ekseriyeti yalandır. Bu yalanlar, bunlardan birincisinin aleyhinde, ikincisinin ise, lehinde vaki olmuştur. Sultan II. Abdülhamid hakkında gerçeği söylemek için kaanuni bir mani yoksa da, yalanların kesafeti sebebiyle fiili gerçeklerin tam manasıyla ortaya konulması, imkansıza yakın bir derecede güçtür. Bununla beraber uzun bir çalışmanın mahsulü olan bu eserde, merhum hakkındaki yalan ve yanlışlarla gerçeklerin çarpıtılmasına aid belli başlı iftiraları cevaplandırmaya çalıştığımız görülecektir.
--reklam--
Sultan II. Abdülhamid Han Alıntıları - Sözleri
Propaganda öyle bir silâhtır ki, az-çok herkesi te­siri altına alır.
33 yıl boyunca Devleti Milleti için gece gündüz çalışan Koca Çınar bir gün bile hizmet etmekten vazgeçmedi, Bizler belki yetişemedik onun devrine Lâkin Hamd Olsun Nasipli İnsanlarız ki gerçeklere Muvaffak olduk yaptıkları Hizmetlerin karşılığı olarak Koca Sultanı ömrünün geri kalanında bir oda hapsine layık gördüler.

Halifeliğin gücünü sonuna kadar kullandı, Cennet Mekan ama bir gün olsun Şahsi olarak kendisine bir paye çıkarmak için değil sadece Milleti için Duasında da demiyormuydu Efendimiz (s.a.v) Ümmet'im Ümmet'im dediği gibi Milletim Millet im diyerek Dua da bulunmuyormuydu, Cennet Mekan Allahım bizler inanıyoruz Kul'un Abdülhamid Han Mümin bir Kul Peygamber Sevdalısı bir Aşık senin Rızanı gözeterek hizmet veren bir Devlet Adamıydı Bizler Razıyız kendisinden Sen de Razı ol Ya RAHMAN.."

Sultan Abdülhamid Han gibi millete ve İslama hizmet etmiş bütün ecdadımızdan Allah razı olsun.

Mekânları cennet ruhları şad olsun..
“Milliyet dâvâsı fıska büründü,
Ridâ-yı diyânet yerde süründü,
Türkün ruhu zorla âsi göründü,
Hem Peygamberine, hem Allâh'ına.

Lâkin sen sultânım gavs-ı ekbersin
Âhiretten bile himmet eylersin,
Çok çekti şu millet murada ersin
Şefâat kıl şâhım mededhâhına.”

Ruhun şâd olsun BÜYÜK SULTAN.
"Tarih değil, hatalar tekerrür ediyor!

Sultan II. Abdülhamid Han
“-Arabistanlı mısın?” diye sordular. O yıllarda Türkiye’den Afrika’ya hele Nijerya’ya pek gelen giden yoktu.
“-Hayır, Türkiye’den!” dedim.
Birbirlerine bakıp neresi orası gibisinden yüzüme baktılar. Anka­ra filân dedim gene başlarını salladılar. İstanbul deyince içlerinden birisi şehâdet parmağını kaldırarak:
“-Merkez-i hilâfet!.” dedi ve beni namazda imamlığa davet ettiler.
Daha sonraki Fas, Kamerun, Fildişi Sahili, Gambiya, Senegal gibi ülkelerin camilerinde ancak İstanbul diyerek nereli olduğumu anla­tır oldum ve her namazda da:
“-Merkez-i hilâfetten geliyorsun, namazı sen kıldır!.” denildi.
“Yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı iştihâ sizin
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kimbilir?
Bu hakkıdır gazanızın, evet o hak da elde bir!
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!..”

Baştan İttihatçıları desteklemiş olan Tevfik Fikret’i böylesine isyan ettirerek O’na “hân-ı yağma” (yağma sofrası) şiiri yazdıran hâdise, gûya ülkeyi istibdaddan kurtarmak için İstanbul’a gelen “Hareket Ordusu”nun ilk iş olarak Yıldız Sarayı’nı yağmalamış olmalarıydı.
Osmanlı olsaydı böyle mi olurdu Filistin,
Hilafet olsaydı böyle mi olurdu; Alem-i islam..!!
Tarihle az-çok uğraşanlar çok iyi takdir ederler ki, bu ülkede iki şahıs hakkında gerçekleri söylemek, tasavvurun fevkinde bir derecede güçtür.
Saçak öpmeyenler secde ettiler,
Bir âsî zâbitin pis külâhına! ...
“İnanç özgürlüğü” diye dillerine dolayageldikleri “din hürriyeti”ni Müslümanlar’dan esirgemek!..
Birlik ve beraberlik şuurunun -çeşitli iç ve dış sebeplerle- zaafa uğradığı o hengâmda devletin bekası ancak ve ancak tezatsız bir oto­rite ile sağlanabilirdi. Sultan II. Abdülhamid bu gerçeği erkenden görerek dizginleri dirâyetle eline almasaydı, devlet, daha o zaman hayalperest Mid-hat Paşa ve ekibi elinde çoktan batmış olacaktı.
Nitekim bilâhare, hâdiselerin içyüzüne vâkıf ol­mak imkânını elde edince eskiden yaptığı “hürri­yet münâdiliği”nden dolayı nedâmet gösterenler de az değildir.
M. Kemal Paşa, ... :
— Suriye'de ... bize hiçbir şekil ve sûrette istiklâlin lüzumu yoktur. Biz halifemiz ve padişahımıza merbut (bağlı) olarak câmia-yı Osmaniye dâhilinde bulunacağız, dediler.
Bir Çinlinin, burasının şahsî mülkü olduğuna dâir açtığı dâvânın red kararı olan bu metinde, türbe ve civarının “ebediyyen” böyle kalacağı ifade edilmektedir. Bizdeki vakıfları târumar edenlerin kulakları çınlasın!..
Merkezden uzaklaştırılanlar, devlet memuru olmasalar bile git­tikleri yerde devletten maaş almaktadırlar. İhtimal bu sebepledir ki, İttihadçıların zulüm ve şekâvet devrini idrâk etmiş bulunan Süleyman Nazif:
“Hasret olduk eski istibdada biz”
demek mecburiyetinde kalmıştır. Sultan II.
Abdülhamid’in bu maaşlı sürgünleriyle İttihadçıların tatbikatını mukayese etmek, herhâlde hayli ibretli olsa gerektir!..
Sultan II. Abdülhamid’in yıllardır ithâmına vesile ittihaz edilen bu jurnalciliğin neticesi, nihayet bazı istenmeyen şahısların merkezden uzaklaştırılmasından ibâret olmuştur. Hem de maaşlı olarak!.. Jurnal sebebiyle bir tek şahıs asılıp kesilmemiş, hatta hapse bile atılmamıştır!..
--reklam--
Sultan II. Abdülhamid Han İncelemesi - Şahsi Yorumlar
'Sultan Abdülhamid'i anlamak herşeyi anlamak olacaktır' diyen Üstad Necip Fazıl ne kadar isabetli söylemiş... Ah koca padişah ah.. Kızıl Sultan deyip de bu milleti sana düşman edenler tarihin affetmeyeceğini hesaba katmadı.. Bu kitap bana sadece Hamid Han'ın hayatını değil aynı zamanda siyonizm vb batılın askerlerini de tanıttı.. Tarihimizi bilmek adına herkesin okuması gereken okunduğunda günümüzde cereyan eden olaylara bakış açımızı değiştirecek çok kapsamlı bir eser.. (Elzem Çelik) 
Cennet mekan: Eser ilmi bakımdan sıkıştırılmış balya gibi, belki hakkını vererek okumak için her sayfasını bir gün incelemek lazım. 6 bin sayfadan daha yoğun içeriğe sahip. Kitaba hayran olmamın en temel sebebi ise (paylaştığım alıntılardan da anlaşılır)o günü yaşayan insanların ağzından dökülen ifadeleri bugüne taşıyor olması, çoğu vakayı okurken, yaşadım. (Mehmet) 
Sultan Abdulhamid Han: kitap/sultan-ii-abdulhamid-han--152047 yazar/kadir-misiroglu

Eser , Müellif tarafından Abdulhakim Arvasi k.s ithaf edilmiştir , ve Rıza Tevfik Bölükbaşı'nın istimdâd şiir ile başlamıştır.

Şahşım olarakta takdir ettiğim , 33 yıl Devletin çöküş evresinde tahta kalıp izlediği denge politikası ile durumu stabil tutmuş , bununla birlikte eğitim de yaptığı atılım ile eğitimperver olarak anılmış , yaptırdığı ray sistemleri ile medeniyeti genişletmiş , Sultanlığı boyunca dış tehditten çok iç tehditle uğraşmış buna binayen çok ketum ve şüpheçi bir yönetim uygulamış , kurduğu istihbareti jurnal düzeni ile düşmanları ile harp etmiş , ne yazık kaderki kendi yaptırdığı mekteplerden çıkan talebeler tarafından tahtından edilmiştir.

Muazzam bir siyasi deha olduğunu anlatılan mevzulardan idrak edebiliyoruz , lakin müellifin beyan ettiği gibi kader perspektifi tarafından İslam'ın kış dönemine denk geldiğinden karşı duramamıştır.

Eser , Sultan'ın uyguladığı siyaset üzerine yazılan tahkir ve iftira içerikli neşirlerin bazılarına cevap vermeye çalışmıştır .

Ruhuna Fatiha. (Recep TURAN) 
--reklam--
Sultan II. Abdülhamid Han PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Kadir Mısıroğlu - Sultan II. Abdülhamid Han kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sultan II. Abdülhamid Han PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Kadir Mısıroğlu Kimdir?
Türk tarih araştırmacısı, yazar, şair, hukukçu ve eski gazeteci. Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı mütevelli heyeti başkanı ve Sebil Yayınevi kurucusu. 

1933 yılında Trabzon'un Akçaabat İlçesi'nde doğdu.İlk ve orta tahsilini Akçaabat'ta, liseyi Trabzon'da tamamladı. 1954 senesinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Öğrenciliği müddetince birçok yurt açıp çalıştıran Mısıroğlu, fakülte yıllarından itibaren hukukçuluktan çok tarihçiliğe meylederek yakın tarih ile alakalı araştırmalara başladı. Mısıroğlu, 1964 yılında, ilk eseri olan Lozan; Zafer mi, Hezimet mi?! kitabının birinci cildini kaleme aldı ve aynı sene Sebil Yayınevini kurdu. 1970 Yılının ocak ayında Milli Türk Talebe Birliği'nde Harf Inkılabı ile alakalı verdiği bir konferansı hakkında yargılandı ve Eskişehir Örfi İdare Mahkemesi'nce mahkumiyet kararı verildi. 1976 yılı başından itibaren İslami bir dergi olan Sebil Dergisi'ni çıkarmaya başladı. Bu dergideki birtakım yazılarından dolayı kısa bir müddet sonra hakkında 163. maddeye istinaden davalar açıldı. 1980 ihtilali ile Mısıroğlu'nun da aralarında bulunduğu MSP Merkezi Umumi Heyeti hakkında tevkif kararı verilince yurt dışına kaçtı. 1991 yılında Türkiye'ye geri dönen Kadir Mısıroğlu, çalışmalarına devam etti.

Acıbadem Altunizade Hastanesi'nde 5 Mayıs 2019'da 86 yaşında hayatını kaybetti. Çamlıca Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Üsküdar'daki Nasuhi Mehmet Efendi Camii haziresine defnedildi.

Ödülleri

Mısıroğlu Macar İhtilali isimli kitabı üzerine Hür Macar Yazarlar Birliği'nin en büyük ödüllerinden olan Gümüş Madalya ile taltif edilmiştir. Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın başkanlığını yaptığı Türkiye Milli Kültür Vakfı tarafından Osmanoğullarının Dramı isimli eserinden dolayı Jüri Özel Ödülüne layık görülmüştür.
--reklam--
Kadir Mısıroğlu Kitapları - Eserleri
Lozan - Zafer mi, Hezimet mi? 1
Hayat Felsefesi Yahud Yaşamak Sanatı
Doğru Türkçe Rehberi
İslâmcı Gençliğin El Kitabı
Filistin Dramı'nın Düşündürdükleri
Sultan II. Abdülhamid Han
Yunan Mezalimi
Üstad Necip Fazıl'a Dair
Tarihten Günümüze Tahrif Hareketleri 1
Sultan Vahideddin
Kanlı Düğün
Lozan - Zafer mi, Hezimet mi? - 2
Kurtuluş Savaşında Sarıklı Mücahidler
Tarihten Günümüze Tahrif Hareketleri 3
Geçmis Günü Elerken - 1
Barbaros Hayreddin Paşa
İslam Yazısı'na Dair
Moskof Mezalimi
İslam Dünya Görüşü
Mimar Koca Sinan
Kırık Kılıç
Osmanoğulları'nın Dramı
CHP'nin Günah Galerisinden Sayfalar
Uzunca Sevindik
Sultan Abdülaziz
Muhtasar İslâm Tarihi 1
Düzmece Mustafa
Tarihten Günümüze Tahrif Hareketleri 2
Geçmiş Günü Elerken 2
Lozan - Zafer mi, Hezimet mi? - 3
İthaflı Fıkralar
Geçmişi ve Geleceği ile Hilafet
Zağanos Paşa
Kavuklu İhtilalci
Piri Reis
Cemre
Veli Bayezid'in Bedduası
Amerika'da Zenci Müslümanlık Hareketi
Cem Sultanın Papağanı
Asrın İhaneti
Aşıklar Ölmez
Trabzon Meb'usu Şehid-i Muazzez Ali Şükrü Bey
Osmanlı Tarihi 1.Cilt
Tarihten Günümüze Ermeni Meselesi ve Zulümler
Sokollu Mehmed Paşa
Zoraki Asi
Musul Meselesi ve Irak Türkleri
Makbul Ve Maktul İbrahim Paşa
Benden Tarihe Haberler
Malkoçoğlu Kardeşler
Muhtasar İslâm Tarihi 2
Özlü Sözler
Hicret
Osmanlı Tarihi 2.Cilt
Muhtasar İslâm Tarihi 3
Macar İhtilali
Osmanlı Tarihi 3. Cilt
Of Lala
Üç Hilafetçi Şahsiyet
Zaferden Zafere
Perili Köşk
--reklam--
Kadir Mısıroğlu Alıntıları - Sözleri
Bu nazariyeye göre; Eskiden Dünya hakimiyetinin merkezi Roma şehri idi. Bütün Dünya'ya hükmedenler orada otururlardı. Sonra bu merkezilik Bizans'a yani İstanbul'a geçmiştir.Bu süretle İstanbul '' ikinci Roma '' ya varis olan Moskova, '' Üçüncü Roma '' adıyla yad olunmaya değer bir ehemmiyet kazanmıştır. O halde Moskova'yı Hıristiyanlığın en kuvvetli merkezi olması dolayısıyla '' Üçüncü Roma '' kabul etmek zatureti vardır. Artık Dünya'nın kaderine Moskova'dan hükmedilecektir !... (Moskof Mezalimi)
Bugün Dünya'nın özleyip de bir türlü gerçekleştiremediği, farklılıklara tahammül ve karşılıklı saygı, o devletin temel bir idârî prensibiydi. (Sokollu Mehmed Paşa)
Olacakları evvelden bilmenin faydadan çok zararı olmalı ki, Allah kaderi meçhul kılmıştır!.. (Kırık Kılıç)
"Türkiye arabaların kanunlarından kurtulacaktır" (İleri, 28 Şubat 1340)

(Hilafet Risâleleri, İsmail Kara, sh. 541) (CHP'nin Günah Galerisinden Sayfalar)
İSLAM DAVASI İÇİN ÇALIŞMAYAN ALNINI SECDEDE KALDIRMASA BİLE MESULDÜR!.. (Özlü Sözler)
Bütün lise hayatım boyunca iki dindar hocayla karşılaşabilmiştim. Bunlar coğrafya muallimi merhum İsmail Hakkı Berkmen ile halen hayatta olan Ahmed Saka Bey'lerdi. İdare ve müdürümüz dindarlık ve milliyetçiliğe haşin bir sûrette karşıydı. Bundan dolayı pek çok kereler disiplin kuruluna girip çıkmak mecbûriyetinde kalmışımdır. Bu arada binbir güçlükle temin edebildiğimiz namaz odasına asılmış olan bir takvimin kartonundaki M. Kemal Paşa resmini yırtma sebebiyle üç gün "tard-ı muvakkat" cezasına çarptırılışım zikre değer. Bilahare büyütülen bu hâdise yüzünden, mezuniyet imtihanlarından sonra olgunluk imtihanlarının ikisini vermiştim ki mektepten tamamen uzaklaştırılma cezasına çarptırıldım. Ayrıca, güya beni himaye etmiş olmak töhmetiyle o zamanın başmuâvini İsmail Hakkı Berkmen ve edebiyat muallimi Kaya Bilgegil (sonradan profesör) de altı ay Vekâlet emrinde kalmak sûretiyle iz'ac olunmuşlardır. Ben de müteakip iki imtihan için Giresun'a gittim. O zaman olgunluk imtihanı dört dersten yapılırdı. Sualler bakanlıktan gelirdi. Yolda imtihanların birini kaçırmıştım. Diğerini de Giresun'da vermiştim. Kaçırdığım imtihan için 1954 Ekimi'nde Erzurum'a gittim. Bu dersin imtihanını da Erzurum Lisesi'nde vererek nihâyet lise mezunu olabildim. (Hicret)
Maksadım yazıma başlarken belirttiğim gibi bu mes'elenin ilmi cihetlerini sâdece bir fihrist kabilinden beyan etmektir. Gâyem, böyle büyük bir işe girişmezden evvel yapacağımız işin doğru olup olmadığının hissî ve siyâsî olmaktan ziyade ilmi bir sûrette münakaşa edilmesinin ehemmiyetini belirtmektir. Temas ettiğim mes'elelerin her biri ayrı bir ilim dalıdır. (İslam Yazısı'na Dair)
Bir parkta bulunmuş bir çocuğa, babalık veya analık iddia eden iki insan mevcud olsa, deliller de, ortada olsa, bunlardan biri müslim, diğeri gayri müslim olsa fakat müslim köle olsa, kadı, çocuğu gayri muslim fakat hür olan insana verir. Çünkü bu taktirde çocuk gayri müslim fakat olacaktır.
->Tek başına sırf şu misal bile, İslam'da hürriyete atfedilen ehemmiyeti göstermeye kâfidir. (Amerika'da Zenci Müslümanlık Hareketi)
"--- Râsulullah (s.a.v.)in fitne hakkında olan sözü hanginizin hatırındadır?" deyû sormuş, içlerinden Huzeyfe:
---Ya emirelmü'minin!.. Resûl-i Ekrem'in fitne hakkında olan sözü ayniyle benim hatırımdadır ki, kişinin ıyâl(çocuklar) ve mal ve evlâdından ve komşusundan dolayı fitneye dûçar olmasıdır.Bu misullû günahlara savm ve salât ve emr-i bilma'ruf ve nehy-i anil munker kefaret olur deyu vermiş.
Hz.Ömer:
"--- Muradım o değil, deniz gibi temevvüç edecek fitneyi soruyorum." dedikde Huzeyfe:
"---Ya emirelmü'minin!.. Senin için onda bir beis yok.Senin zamanınla onun arasında kapalı kapı var!.."demiş
Hz.Ömer:
"---Bu kapı kırılacak mı, yoksa açılacak mı?" dedikte Huzeyfe:
"---Kırılacak!.. demekle Hz.Ömer:
"--- Öyleyse artık kapanmaz!.." deyip izhar-ı teessüf etmiş." (Geçmişi ve Geleceği ile Hilafet)
Ağaçlar ayakta ölür!.. (Geçmis Günü Elerken - 1)
Sultan Selim Han, bu suale cevap verip vermemek arasında tereddüdde idi. Paşa'yı uzun uzun süzdükten sonra:"-Paşa! Siz sır tutarsınız. O'nun için size söyleyebilirim. Şehre girmesine elbet gireceğiz, ama karanlık bastırdıktan sonra!.."dedi. (Veli Bayezid'in Bedduası)
M.Kemal Paşa'nın evvelce, İngilizler'le "Hilâfet'i yıkmak" esası üzerine anlaşmış olmasına rağmen, zaferden sonra bu vaadinden vazgeçerek "halife" olmak istediği kat'idir.Ancak bu dinî bir zaruret ve inanıştan ziyade âlemşumûl bir şahsi otorite sağlamak maksadının eseri idi. (Geçmişi ve Geleceği ile Hilafet)
Bugün memleketimizin bir numaralı mes’elesi Güneydoğu Anadolu’daki anarşi değildir!.. Kıbrıs’ın kaybedilmek üzere olması da değildir!.. Bütün bunların hepsinden daha ehemmiyetli olan, lisânımızdaki korkunç tahrîbattır!.. (Doğru Türkçe Rehberi)
Risale-i Nur, harf inkılabından sonra İslam harfleri davasını siyasi bir mesele olmaktan ziyade bir "ibadet" , "Sevap" ve "kültür" mevzu olarak ele almış ve talebeleri bütün gayretlerini bu sahaya hasretmişlerdir.. (İslam Yazısı'na Dair)
Ben tahta değil, bir yangının kızgın külleri üzerine oturdum !
Sultan Vahideddin Merhum (Sultan Vahideddin)
Büyük ve alemşümul İslam nizâmının iman şuur ve vecdini kaybeden bir insan için bayram birkaç dost ziyaretinden başka nedir? Lakin kim kime dostluğuyla, kelimenin hakiki manasıyla yar olup da, onu düştüğü esfel-i safilinden ala illiyyine doğru çekebilir? Ve kimde böyle bir cazibeye kapılmak istidada kaldıki?
Günlük meşgalelerin basit ikliminde bunalmış, ruhen ve bedenen yorgun asrımız insanını kurtaracak, gerçek cehd ve gayret olmadan, kendi kendine sırf günlerin arka arkaya sıralanması sebebi ile gelen ve sadece bir şiarı İslam diye ismen ve şeklen devam eden bayramlar, kime ne verebilir ki? (Aşıklar Ölmez)
Kader geçmişte malum,
 gelecek içinse meçhuldür (Malkoçoğlu Kardeşler)
Bu itibarla bizde hari değişikliği aynı zamanda ve evveliyetle dini bir mes'ele teşkil etmekte olduğu halde, bugüne kadar mes'elenin bu vechesi üzerinde gerektiği şekilde du

rulmamıştır Tarih boyunca milletler iki sebeple allabe değiştirmişlerdir.

a-Din değiştirme, b-Esåret. (İslam Yazısı'na Dair)
Aziz gençler!..  Unutmayınız ki, devletinizi, âlemşümul bir imparatorluktan mânâ ve maddede küçük bir Türkiye hâline getiren dâhili ve hârici düşman faaliyetlerine cevaz, meşrüiyyet ve hattâ itibar bahşeden Lozan'dır!.. Yeniden büyük devlet olma imkân ve ümitlerimizin yegâne kaynağı olan gençler!.. Unutmayınız ki, Lozan'ı yırtıp çiğnemedikçe "Büyük Türkiye" nin şafağı sökmeyecektir.
                           Kadir MISIROĞLU
    27 Ramazan 1390/ 26 Teşrinisani 1970
                          Serencebey/İstanbul (Lozan - Zafer mi, Hezimet mi? 1)
Sultan Abdülaziz merhumu hal' eden devlet içâli arasında birinci derecede rol oynayan dört kişidir. Bunlara “Erkân-ı Erbaa” veyahud da “Hal'erkânı” denilmektedir. Bunlar; Hüseyin Avni paşa, Midhat Paşa, Rüşdü Paşa ve Hasan Hayrulâh Efendi'dir. Bunların terceme-i hâlleri evvelce tafsil edilmiş olduğu üzere, burada ayrıca izah edilecek değildir. Ancak karakter ve niyetleri itibariyle onlar hakkında birkaç cümlelik bir izahatla kısa bir hatırlatma yapmakta fayda görmekteyiz. Bunlardan bir numaralı ele başı Hüseyin Avni Paşa'dır. Evvelce kaynaklara istinâden nakledilmiş olduğu Üzere ahlâksız, sarhoş, muhteris, diktatör ruhlu, kindar ve rüşvetçi bir adamdır. Bu işe karışmaktaki gâyesi, sadece ve sadece saray kadınlarına karşı çirkin bir hareketinden dolayı sürgüne gönderilmiş olması sebebiyle Sultan Abdülaziz'e karşı duyduğu kin ve nefret ile ondan intikam almak ve diktatör olmak heveslerinden ibarettir. (Sultan Abdülaziz)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/sultan-ii-abdulhamid-han-kadir-misiroglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)