# Surname - Aziz Nesin Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Surname kimin eseri? Surname kitabının yazarı kimdir? Surname konusu ve anafikri nedir? Surname kitabı ne anlatıyor? Surname kitabının yazarı Aziz Nesin kimdir? İşte Surname kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/surname-aziz-nesin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-16T12:00:10+03:00
- Güncelleme: 2022-02-16T12:00:10+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/16/aziz-nesin-kimdir-aziz-nesin-kitaplari-ve-sozleri-153863.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Aziz Nesin 
 Yayın Evi: Nesin Yayınevi 
 İSBN: 9789759038694 
 Sayfa Sayısı: 200 

Surname Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bilindiği üzre Sumâme, Osmanlılar çağında, evlenme, düğün-demek, sünnet gibi sevinçli olaylar dolayısıyla, halkın da katılmasıyla yapılan ve bikaç gün süren zengin şölenleri, renkli törenleri, büyük eğlenceleri, olağanüstü gösterileri, bütün bu şenlikleri betimleyip anlatan kitaplara denilir. Yani Sumâme, kısacası düğün kitabı demektir. Kolayca anlaşılmaktadır ki, bu düğünler, başlık parası veremeyip yavuklusunu kaçırdığı için dama düşenlerin değil, sultanların, şehzadelerin düğünleridir.

Cumhuriyet döneminde, Osmanlı İmparatorluğu çağındaki bu şenliklere taş çıkartan, kırk gün kırk gece süren ve Hüseyin Baykara eğlenceleri örneği öyle düğünler dernekler, döner siteyşınlı nişanlar, görülmemiş şölenler, duyulmamış törenler, içkili fıskili açılışlar, türlü bin türlü şenlikler yapılmışsa da, ne yazık ki bütün bunları anlatan bir Cumhuriyet Surnâmesi bugüne dek yazılmamıştır.

 

Surname Alıntıları - Sözleri
"Tarihten alınan en büyük ders, insanların tarihten ders almadıklarının anlaşılmasıdır."
Her ülkede, onbinlerce, yüzbinlerce kişi keman çalar, piyano çalar, yada başka çalgılar çalarlar. Ama bunların hepsi de piyanocu, kemancı değildir, hepsi de ille konser vermeye kalkmazlar. Ne var ki, kendileri de bir çalgı çaldıkları için, çalgı çalmayanlara göre, müzikten daha çok zevk alırlar, dinledikleri konserleri daha iyi anlarlar. Zevk almak, bişeyden anlamak az şey midir? Şiir de böyleydi işte... Şiir yazan herkes ille de şair olmaz, ama yazmayanlara göre şiirden daha çok zevk alır... Şiirle hiç uğraşmayanlar, o zevki tadamazlar ve bunun ne büyük eksiklik olduğunu bile ayrımsayamazlar...
Sonsuz değişime inanıyorum ben, dedi, herşey, ama herşey durmadan değişiyor.
Ben de değiştim, değişiyorum da... Dört yıl önce çok ağır suç işlemiştim, suçluydum. Ama dört yılda o denli çok değiştim ki, başka bir Hayri oldum, başka insan oldum. O suçu işleyen insan ben değilim artık. Siz, suçlu diye bambaşka bir insan, bambaşka bir Hayri'yi asıyorsunuz, tam bambaşka bir insan olduğum zaman...
ölüm, çok şiddetli bir cezaydı. Çok şiddetli de ne demek! Bütün cezaların en şiddetlisiydi.
insan, değişkenlerin en değişkenidir, değişmesi gerekir..
Tarihten alınan en büyük ders, insanların tarihten ders almadıklarının anlaşılmasıdır.
Hırsızlık suçundan asılan adam, hırsızlığı isteyerek mi seçti, yoksa istemeden hırsızlık yoluna sapmak zorunda mı kaldı?
..."gelecek kuşakların tarihten ders, bizlerden öğüt almaları için, doğrulardan kılpayı ayrılmadık."
"İnsan değişkenlerin en değişkenidir"
İnsan öldürülür ama, hiçbir zaman insanlık ölmez. Öldür ama, insanca öldür.
Kuşkusuz, anlayışsızlık, sevgisizlik, sertlik, haksız çıkarların korunması uğruna gösterilen direnç, değişim zorunluğunu kamçılıyor; değişimi durdurmak isteyenler, haksızlığı ve adaletsizliği arttırdıkları ölçüde kendi egemenliklerinin sonunu hızlandırıyorlar.
"Önemli olan, insanın vicdanını susturması için bir gerekçe uydurması, sonra da uydurduğu gerekçeye kendisinin de inanmasıydı. Bu gerekçeyi uydurmuşlar, vicdan denilen obur hayvanın önüne patlayıncaya dek yiyebileceği denli gerekçe yığmışlardı."
“İnsanın kötüsü olmaz, yeter ki onun pas pis tutmayan gizlideki özünü bul!”
İnsan değişkenlerin en değişkenidir, değişmesi gerekir…

Surname İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Aziz Nesin'in ölüm cezasına karşı bir başkaldırı niteliğinde olan Surname isimli bu eseri, ülkemizde halen ölüm cezasının uygulandığı 1973-1975 yıllarında arasında yazılmış. Bu kitap öyle bir kitaptır ki, hem geçmiş tarihimiz açısından hem de günümüz açısından birçok konuda bize yol gösterici niteliktedir, evrenseldir.

Ölüm cezalarına karşı duruşunuz nasıldır bilemiyorum; ama benim de Aziz Nesin gibi ölüm cezalarına karşı olduğumu bilmenizi isterim. Bu minvalde size spoilerlar eşliğinde kitabı anlatmaya çalışırken kendi düşüncelerimi de yer yer belirterek ölüm cezasının(idamın) olumsuz yanlarını göstermeye çalışacağım.

Öncelikle kitabımızın isminden başlayalım. Surname nedir? Osmanlı Devleti döneminde, evlenme, düğün-dernek, sünnet gibi "sevinçli olaylar" dolayısıyla, halkın da katılmasıyla yapılan ve birkaç gün süren zengin şölenleri, renkli törenleri, büyük eğlenceleri, büyük gösterileri, bütün bu şenlikleri betimleyip anlatan kitaplara denilir. Birçok ünlü yazarın ve şairin Surname'si vardır.

Oysaki Aziz Nesin'in Surname'sinin konusu büyük bir eğlence veya sünnet düğünü değil, bir ölüm cezasının infazıdır. Ölüm cezası verilerek infazı gerçekleştirilecek kişi ise Berber Hayri'dir. Berber Hayri'nin suçu oldukça ağır bir suçtur. O, altı yaşındaki bir erkek çocuğunun ırzına geçtikten sonra çocuğu boğarak cesedini toprağa gömmüştür. Bu noktada dikkatinizi çekmek istediğim bir husus var, Aziz Nesin oldukça ağır bir suçu önümüze koyarak kendisi adına kolaycılığa kaçmamış ve hemen hemen herkesin ölüm cezası ile infazını isteyebileceği bir kişiyi önümüze koyarak zorlu bir yoldan ölüm cezasına karşı olduğunu anlatmaya çalışmıştır. Aziz Nesin'i bu cesur tutumundan dolayı takdir etmemek elde değil. Peki Aziz Nesin altı yaşındaki bir erkek çocuğunun ırzına geçtikten sonra çocuğu boğarak cesedini toprağa gömen Berber Hayri'yi mi savunuyor ya da birazdan Berber Hayri'yi ben mi savunacağım? Asla. Aziz Nesin de ben de Berber Hayri'nin bir suçlu olduğunu ve cezalandırılması gerektiğini kabul ediyoruz. Bizim karşı olduğumuz konu ise, bir suçlu olan Berber Hayri'nin canını alma yetkisinin bir devletin eline verilmemesi noktasında toplanıyor.

Öncelikle suçun ve cezanın ne olduğunu ifade ederek başlamak istiyorum. Çünkü bizim bilgi eksiklerimiz hep temelde yer alan eksiklikler. Hepimizin bazı konularda fikri var; ama maalesef bilgisi yok. Üniversitedeki bir hocamız, "Bilgi olmadan, fikir olmaz." derdi. Bir konuda fikir beyan edeceksek, o konuda yeterince bilgili olmamız gerekir. Devam edelim.

Suç, yasalara aykırı fiil olarak tanımlanır. Peki yasayı kim yapar? Devlet yapar. Peki devleti kim ortaya çıkarmıştır? İnsan çıkarmıştır. Anlaşılan o ki, her şeyin temelinde "insan" vardır. Biraz daha derine inerek suç kavramının ortaya çıkmasındaki amaç ne olabilir diye düşünelim. Bence bu sorunun cevabı, insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamayı sağlamaktır... Peki bunu kim sağlayacaktır? Bizi insan onuruna yakışır şekilde yaşatması için yetki verdiğimiz devlet sağlayacaktır. İnsan devlet için değil, devlet insan için vardır, unutmayın... Tanımlar yaparak devam edelim.

Suç kavramı, içerisinde "haksızlık" kavramını da barındıran bir kavramdır. Haksızlık ise, hukuk düzeninin kişiler arasındaki dengenin bozulması anlamına gelir. Bu durumda yasalarla düzeni sağlamak görevini üstlenen devlet, bir takım yaptırımlarla bozulan dengeyi yeniden tesis etmelidir. Yaptırım dediğimiz şey ise, devletin verdiği "ceza"dır. Cezanın meşruluk zeminini ise, kusur oluşturmaktadır. Yani kusurlu bir şekilde yasalara aykırı gelerek haksızlık yapan birisi devlet tarafından cezalandırılmalıdır.

Ceza yaptırımının ise bir takım özellikleri vardır. Bunlardan birisi, ceza yaptırımının insan haysiyetiyle bağdaşır nitelikte olması gereğidir. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan, kişiye acı ve ızdırap çektirmeyi amaçlayan ceza uygulaması yapılamaz. Tarihte, suç işleyen kişiye ceza olarak onu toplum nazarında küçük düşürmeye, rezil etmeye yönelik uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Yine, ceza olarak, kişinin dayanılamayacak surette acı ve ızdırap çekmesini sağlayacak uygulamalara da başvurulmuştur. Bunlara örnek olarak ise, suçlu kişinin yakılması, taşlanması veya linç edilmesi gösterilebilir... Ölüm cezasının, geniş meydanlarda, darağacına asılmak suretiyle uygulanmasının insan onuruyla bağdaşır hiçbir yanının olmadığını sanırım ifade etmeye gerek yok.

İşte tam bu noktada en önemli kısma gelirsek, cezanın tüm amacı ve işlevi, suç işleyen kişiyi ıslah ederek yeniden topluma kazandırmak, yeniden toplum açısından zararsız ve güvenilir bir kişi haline getirmektir. Bizim insanlar olarak devlete verdiğimiz yetki budur.

Kitaba dönecek olursak, Berber Hayri işlediği suçtan dolayı hapse girer ve pek tabii burada birçok ilginç olayla karşılaşır. Bu kısımlarda Aziz Nesin klasik tarzını yansıtarak birçok olayı önümüze sunar ve yer yer gülümsetirken düşündürür. Ayrıntılı olarak değinmeyeceğim; ancak Berber Hayri hapis hayatının bir döneminde siyasi hükümlülerin olduğu koğuşa girdikten sonra hayata ve kendisine bakış açısı neredeyse 180 derece değişir. Siyasi hükümlülerin arasındaki Ragıp Usta isimli hükümlü ise, müthiş bir adamdır ve kitabın en saygıdeğer kişisidir.

Ragıp Usta'nın düşünceleri Berber Hayri'yi çok etkiler ve devletin hapis ederek, tutuklayarak veya idam ederek elde edemediği ve bu yollarla asla elde edemeyeceği "suçlunun ıslahı"nı, Ragıp Usta Berber Hayri ile konuşarak ve onu hayata karşı bilgilendirerek elde eder. Ragıp Usta ile tanışan Berber Hayri artık eski Berber Hayri değildir. O artık değişmiş ve ıslah olmuş bir suçludur.

Ragıp Usta'ya göre, gerçek suçlu, suçu ve suçluyu yaratan nedenlerdir. Yani doğa ve toplumdur. Doğa ve toplum ise sürekli değişmektedir. Hele insan, bu değişkenlerin en değişken olanıdır. İnsan, insana yaptığı yanlışı bir daha yapmamaya çalışandır. Yanlışından dönen insan, gerçek insandır. Altın pas tutmaz, platin pas tutmaz; ama pisliğe düşünce kirlenir. Tek paslanıp kirlenmeyen insanın özüdür. O öz ki, en kötü sanılan insanın bile içinin bir yerinde gizlidir. Biz insanlar, hepimiz, her hücremizden görünmez milyarlarca iplikle topluma bağlıyız. Bizi o iplerin yönettiğini bilmediğimizden, özgürüz ve bağımsızız sanırız kendimizi. Bir insan bağımsız olsaydı, hiç suç işler miydi?

İşte Berber Hayri, Ragıp Usta'nın bu düşüncelerinden çok etkilenir ve artık değişir. Darağacına çıkmadan önce şu sözleri söyler:

"Ben de değiştim, değişiyorum da... Dört yıl önce çok ağır suç işlemiştim. Ama dört yılda o denli çok değiştim ki, başka bir Hayri oldum, başka insan oldum. O suçu işleyen insan ben değilim artık. Siz, suçlu diye bambaşka bir insanı, bambaşka bir Hayri'yi asıyorsunuz, tam bambaşka bir insan olduğum zaman..."

Görüleceği üzere, Berber Hayri ne canavar ne de kahramandır. O sadece bir insandır ve koşullarının kurbanıdır.

Esasen Berber Hayri değişmiştir, ıslah olmuştur; ancak devletin verdiği ölüm cezası da bu esnada kesinleşmiştir. Artık geri dönüş yoktur... Benim gibi ölüm cezasına karşı gelenlerin en sağlam argümanlarından birisi de ölüm cezasının suçlunun ıslah olmasının engellenmesi, dolayısıyla iyileşme hakkının elinden alınmasıdır. Surname isimli bu kitabın ana argümanı da kişinin iyileşme hakkının elinden alınmaması gerektiğidir. Kitabın kapağındaki darağacında filizlenen dal da tesadüfen filizlenmemiştir ve oldukça manidardır.

Surname, işlediği konu itibarıyla ve işleyiş biçimiyle tam bir şaheser. Edebiyatımızda bu konuyu bu denli cesurca işleyen başka bir kitaba veya yazara daha rastlamadım. Dünya Edebiyatı'nda ise Victor Hugo gibi örnekler mevcut...

Ülkemizde en son 1984 yılında ölüm cezasının infaz edildiği, bu kitabın ise 1973-1975 yılları arasında yazıldığı göz önüne alındığında, bir hukukçu olarak Aziz Nesin'in önünde saygı ile eğilmeyi kendime bir görev olarak görüyorum. Son olarak kitabı bana tavsiye eden ve bir şaheserle tanışmamı sağlayan değerli Nordavind'ya da sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Nordavind bana bu kitabı okutmasaydı ve üzerimde baskı kurmasaydı ben bu kitabı okumayacak ve okuduğunuz bu incelemeyi yazmayacaktım arkadaşlar. Gördüğünüz üzere, özgür olduğumuzu zannetsek de bazı koşullar altında özgürce karar veremiyoruz.

Ne yani şimdi beni idam etmeniz mi gerekiyor? (Semih Doğan) 
Göğsüm Daralıyor, Yüreğim Kanıyor...: 200 sayfayı geçmeyen bu kitabı 13 günde okuyup bitirmişim. Benim için uzun bir süre.. Kitap kötü diye mi o kadar sürdü? "Kitap sarmadı da elin mi gitmedi kitabı raftan almaya?" diye düşünenler olacaktır. Aksine... Her satırdan sonra durdum düşündüm, öyle çok mesaj, öyle çok ders vardı ki, düşüne düşüne, ders çıkara çıkara okudum. Okuduktan sonra nefes almak için durdum, toparlanmak için okumama ara verdim.
Öylesine ibretlik bir kitap ki, herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.

Bu kitabı okumadan önce de idam cezasını desteklemeyen biriydim. Kitabı okuduktan sonra ne denli doğru düşündüğümü bir daha gördüm ve düşüncelerimde haklı olmak kendi gelişimim açısından beni memnun etti.
Gelelim kitabımızın içeriğini ortaya çok fazla dökmeden anlatmaya:
Berber Hayri 6 yaşında bir erkek çocuğuna tecavüz etmekten idam cezasına çarptırılmıştır. Ama gerçekte böyle midir? Karakteri tanımaya devam ettikçe aslında tecavüz eden değil, tecavüze uğrayan kişinin Berber Hayri olduğunu görürüz. Kendine tecavüz eden kişiden bir türlü kurtulamayan Hayri, bir yandan da oğlancı olarak kendi adı çıkmasın diye hal çare düşünürken bir gün dayanamaz ve kendine sürekli tecavüz eden adamın çocuğunu kaçırır, dükkânda tecavüz etmek ister ama yapamaz. Çocuk bağırmaya başlayınca da çocuğu susturayım derken, nefessiz bırakır ve ölümüne sebebiyet verir. Ardından davası görülür ve babadan intikam alabilmek için “ tecavüz ettim ve öldürdüm” der. İdam cezası yürürlüktedir ve cezası idam olarak verilir. Berber Hayri’ye bu aşamaya kadar bir sempati duymayız çünkü o her ne kadar mağdursa da aynı zamanda mücrimdir de.
Sahneler değişir ve biz yeni sahnede hapishane yaşantısını görürüz. Burada şunu ekleyeyim: Hasan İzzettin Dinamo, Aziz Nesin'in gözlemlerinin çok yerinde olduğunu söylemiş ve mahpushane yaşantısını en iyi anlatan kitap Surname'dir demiştir. Hapishane içinde oğlancılığın almış başını gitmiş olduğunu görüyoruz. Koğuş ağaları kendilerine süt gibi oğlanlar ararken Berber Hayri taze bedeniyle bir koğuş ağasının radarına girer ve böylece gel zaman git zaman hapishanenin bütün çakallıklarını öğrenir. Hapishane yönetimi tarafından sevilir, düşman olduğu bir tane mahkûm yoktur. Ama zamanla kendisini kullanan ağaya karşı içinde tarif edilmez bir kin doğar ve onu öldürmek için planlar yapar ama bunu başaramaz. Günler gelip geçerken Hayri siyasi suçluların koğuşuna gidip gelmeye başlar ve çok hızlı bir değişim yaşar. Düşünceleri, kişiliği, hayatı algılayışı değişir.
Hayri’yi tanıdık. Bildik. Şimdi sıra cezaevi içindeki ortamda:
Biz Berber Hayri’nin neler yaptığını okurken Aziz Nesin satır aralarında bize insanoğlunun en büyük ahlaksızlığını göstermiştir. Berber Hayri’nin geldiğini gören diğer tecavüz suçluları kendilerini aklamak için kademe kademe şunları söyleyecektir:
“Ben de aynı suçtan buradayım ama benimki en azından annemdi!
Ben de aynı suçtan buradayım ama benimki en azından kendi karımdı!
Ben de aynı suçtan buradayım ama benimki en azından kız çocuğuydu!”
Gördüğünüz gibi insanoğlunun ne ar damarı var ne de vicdanı!
İncelemeyi fazla uzatmadan şunu da belirteyim,
Halkın da ibret alması için idam halka açık bir alanda yapılır ve toplanan kalabalığa baktığımızda, çürümüş bir ahlak yapısına sahip halkın kınayan bakışlarla ve çokça da mutlu bir şekilde bu idam sahnesini izlediğini görürüz. Çünkü idam sehpasında duran kişi kendileri değildir. Kimse kendine bakmaz, kendini sorgulamaz. Herkes sadece suçu belirlenmiş olan kişinin boynuna ipi geçirip asar.
Berber Hayri son konuşmasında şunları söyler:
“Ben 4 yılda çok değiştim, ben o 4 yıl önceki insan değilim.” der
İdam sırasında son bir sözün var mı dediklerinde de:
“Siz başka birini asıyorsunuz.” der sakince…

İşte tam da burada düğüm üstüne düğüm olmuş boğazınıza oturmuş bir yumru iyice büyüyor. Görüyoruz ki insanlar hatalar yapabilir ama değişebilirler de.
Aziz Nesin böylesine zor bir konuyu, öyle ustaca yazmış ki hayran kalmamak elde değil.
Kitabı bitirdim. Ahmet Kaya'nın 'Yüreğim Kanıyor' parçasını açtım. Bir de içki koydum kendime. Kitabı baştan sona tekrar düşünerek oturup kalakaldım öylece. (Son Ay) 
Konusu, cumhuriyet dönemindeki son olarak halka açık idamdır. Gerçek olan bir olayı Aziz Nesin’in bakışıyla görüyoruz.
Temel olarak idamı ele alsa da alt metinde Türk toplumuna, kurumlara bol bol iğneleme var.
İlk baştaki hapishanedeki olaylar biraz ağır geldi ama kitap bittiğinde iyi ki okudum dedim. (sosyoloğun ajandası) 

Kitabın Yazarı Aziz Nesin Kimdir?
20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesinde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulundan mezun oldu. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesinde çalıştı. Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1954ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahirle birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Taninde köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve "Ustura" isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü. 1962de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı. 1972de Çatalcada kimsesiz çocukların eğitimini gerçekleştirmeyi amaçlayan Nesin Vakfını kurdu. Kitaplarının tüm gelirini bu vakfa bağışladı. 1976-1980 arasında her dalda edebiyat ödülleri veren Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığını çıkardı. 1979da seçildiği Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanlığı görevini yıllarca sürdürdü. Sadece Türk edebiyatının değil dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yer alan Aziz Nesin, düşünceleri ve yazıları nedeniyle siyasi iktidarlardan sürekli baskı gördü, tutuklandı, yargılandı, sürgün edildi, cezaevlerinde kaldı. 6 Temmuz 1995 tarihinde yaşamını yitirdi. Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtır. Anlatımında halk edebiyatının ana öğelerinden yararlanır. Yer yer masal temasıyla ve mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirir. Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştiren, genç mizah yazarlarının doğmasına yolaçan yazardır.

Aziz Nesin Kitapları - Eserleri
Zübük
Şimdiki Çocuklar Harika
Ölmüş Eşek
Nazik Alet
Gözüne Gözlük
Biz Adam Olmayız

Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yol
Yokuşun Başı
Yokuş Yukarı
Sizin Memlekette Eşek Yok mu
Tatlı Betüş
İt Kuyruğu

Koltuk
Toros Canavarı
Pırtlatan Bal
Geriye Kalan
Memleketin Birinde
Havadan Sudan
Gıdıgıdı

Aferin
Surname
Merhaba
Az Gittik Uz Gittik
Ben de Çocuktum
Yüz Liraya Bir Deli
Yedek Parça

Aşkım Dinimdir
Sivas Acısı
Fil Hamdi
Zübüklüğün Sonu Yok
Adamı Zorla Deli Ederler
Anıtı Dikilen Sinek
Kördöğüşü

Bir Sürgünün Anıları
İstanbul'un Halleri
Yurt Gezileri
İhtilali Nasıl Yaptık
Hayvan Deyip de Geçme
Deliler Boşandı
Şehirden İndim Köye

Memurlar Memurlar
Gerçeğin Masalı
Bay Düdük
Hoptirinam
Gol Kralı
Bu Yurdu Bize Verenler
Mahmut ile Nigar

Ah Biz Ödlek Aydınlar
İnsanlar Uyanıyor
Tek Yol
Leyla ile Mecnun
Gözünüz Aydın Efendim
Bir Tutam Aydınlık
Nutuk Makinesi

Hangi Parti Kazanacak
Ah Biz Eşekler
Yeşil Renkli Namus Gazı
İnsanlar Konuşa Konuşa
Büyük Grev
Benim Delilerim
Nah Kalkınırız

Poliste
Damda Deli Var
Şimdi Avrupa
Sosyalizm Geliyor Savulun
Rüyalarım Ziyan Olmasın
Kalpazanlık Bile Yapılamıyor
Okuma Güncesi

En Masumlar İçerde
Rıfat Bey Neden Kaşınıyor
Mahallenin Kısmeti
Yetmiş Yaşım Merhaba
Bütün Oyunları - 1
Bütün Oyunları 2
Halimiz Hal Değil

Borçlu Olduklarımız
Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları
Aziz Nesin'den Sıra Dışı
% Kaç Aptalız
Yazarlık, Edebiyat ve Dil Üstüne
Aşk Şiirleri
Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim

Çuvala Doldurulmuş Kediler
Kalem Yapın Beni Kalem!...
Eğitim Üstüne
Batı'ya Giden Yoldayız
Bir Koltuk Nasıl Devrilir
Vatan Sağolsun
Seyyahatname

Türkiye Şarkısı Nazım
Okuduğum Kitaplar
Korkudan Korkmak
Salkım Salkım Asılacak Adamlar
Üçü Birden
Bütün Şiirleri 1
Kazan Töreni

Bütün Şiirleri 2
Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak
Hayvanlar Takımı
Maçinli Kız İçin Ev
Sondan Başa
Sora Sora Cennet Bulunur
Uyusana Tosunum

Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler
Hazret-i Dangalak
Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala
Mum Hala 1
Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı
Sanat Yazıları
Gülmekten Öldüren Öyküler-1

Gülmekten Öldüren Öyküler 2
Alamanya Alamanya Bizden Aptal Bulaman Ya
Mum Hala 2
Soruşturmada
Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez
Herkesin İşi Gücü Var
Suçlanan ve Aklanan Yazılar

Arkadaşım Badem Ağacı
Bir Dokun Bin Dinle
Cumhuriyet Dönemi Türk Mizahı
Unutulmayan Rüyalar
Bekârlık Sultanlıktır
Irak ve Mısır
Taşlamalar

Çocuklara En Güzel Masallar
Aziz Dede'den Masallar
Nasrettin Hoca Gülütler
Okullar İçin Kısa Oyunlar
Sporcu Milletiz Vesselam
Bursaname - Aziz Nesin'in Bursası
Laiklik, Dincilik ve Atatürkçülük

Bayan Aynur ile Bay Buyur
Bilmem Ne Adası
Bir Vicdan Davası
Onursal Doktor Olamamanın Büyük Onuru
Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de Kürtler
Aşk Öyküleri
Aydınlar Üstüne

Büyüklere Masallar 1
Büyüklere Masallar 2
Türkiye Toplumu ve Demokrasi
Bütün Oyunları - 3
Bütün Oyunları 4
Aziz Nesin - Klaus Liebe Harkort Mektuplaşmaları
Aziz Nesin - Saliha Scheinhardt Mektuplaşmaları

Aziz Nesin - Tahsin Saraç Mektuplaşmaları
Tut Elimden Rovni
Erkek Sabahat
Çiçu
Hadi Öldürsene Canikom
Dört Kitap Tek Ciltte
Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 1

Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 2
Azizname
Saçkıran
Gübre Kralı
Şiirin Tam Zamanıdır
Biraz Gelir misiniz?
Bir Aşk Var Bir De Ölüm

Hoşça Kalın
Bişey Yap Met
Qum Qalalar
Hekayələr
Azîz Nesin - Meral Çelen Mektuplaşmaları
Gülmece Öyküleri 9
Bizim Memleket

Gülmece Öyküleri 5
Gülmece Öyküleri 2
Memleketin Birinde - Hoptirinam
Deniz Aslanı
Baba Mirası
Berber Nonoş
Gülmece Öyküleri 3

Üç Kitap Birarada
Nutuk Makinası, Az Gittik Uz Gittik
Gülmece Öyküleri 8
Aziz Nesin Bütün Kitapları
Kendini Yakalamak
Boyalı Tilki Masalı
İstanbul'dan Ne Haber

Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 2
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 1
Seçilmiş Satırlar
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 3
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 4
Sosyalizm Geliyor Savulun

Aziz Nesin Alıntıları - Sözleri
İslamlıktan sonra da .. şimdi de kız çocukları pek makbul sayılmıyor, başlık parasını saymazsan. Müslümanlarca … (Bay Düdük)
Sen insanların zahirine değil zamirine bak. (Toros Canavarı)
Yoksular yaşamları boyunca yalnız bir kez kolaylık görürler, o da öldükten sonra; cenazeleri hemen kalkar, çabucak. (Ben de Çocuktum)
Muayeneye giren çocuğu, içi kül dolu bir kaba yellendirirlermiş. Yel ne denli çok kül kaldırırsa o denli iyi, o denli yiğitlik sayılıyor. Yel hiç kül kaldırmazsa, çok kötü..." Mangalda kül bırakmaz" sözü, sonradan bir alay sözü olarak kullanılmış olsa bile, kabadayılığı, yiğitliği anlatmak için söylenir. (Yokuşun Başı)
Sen artık bu kitapta: noktaları , virgülleri , satırları taşımıyorsun..
Sen artık bu kitapta : koşmuyor , bağırmıyor , alnını kaşımıyorsun..
 Sen artık bu kitapta yaşamıyorsun. (Aşk Şiirleri)
Ayağını sıcak tut, başını serin,
Kendine bir iş bul, düşünme derin. (Nasrettin Hoca Gülütler)

Önce bir sayımdöküm yapmalıyım
Neleri götüreceğim
Geri dönüp alamam
Kendimden hiç bırakmamalıyım geride
Gölgemi de gölgesizliğimi de
Söyleyemediklerim yazamadıklarım Verilemeyen yanıtlarım
Benimle olmalı üzünçlerim acılarım
Utançlarım gözyaşlarım
Söyletilmeyen şarkılarım
Hiç bir kötülüğüm kalmamalı arkamda Aldatmaları sevdiğim kadınların
Kurnazlıkları çıkarcıkları küçük küçük
Zaman zaman kurnazlıklarım
Düşlerimi hiç mi hiç bırakamam
En değerli varlıklarım
Hele sonsuz tasalarım ki yaşama sığmayan
Ve hiç sönmeyen harlı tutkularım
Ne kalır benden geriye
Hiç
O hiçi de kendimle almalıyım (Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak)
Aslında Sayın Başkan Hoobert iyi insandı. Sayın Başkan
iyiydi ama, ne yazık ki çevresindekiler kötüydü. Nedense bu iyi
başkanların çevresini de hep kötü kişiler alıyordu. (Kalpazanlık Bile Yapılamıyor)
Yabancı bir kentte insanın yalnızlığı daha bir katmerleniyor. (Sizin Memlekette Eşek Yok mu)
"Zenginlik sermaye birikimidir; uygarlık kültür birikimidir.Bizde böyle birikimler olmadığı için de , toplumumuz tutarsızdır.
 Ulusal zenginliğin , uygarlığın birikim demek olduğu bizde , daha 19. yüzyıl sonunda anlaşılmıştır.Ama bu bir TERS anlamadır.Bizde bu birikim , devlet gücüyle zengin yetiştirmek diye anlaşılmıştır.TERS işleyen mantık şudur: 'Yurdun kalkınması için zenginlik gerekir. Bizde kendiliğinden zengin yetişmediğine göre , devlet yardımıyla zengin yetiştirmeli , sermaye birikimi saglanmalıdır.'
 ...Devlet zengin yetiştirmeye kalkarsa kimleri seçer? Elbet kendisini devlet yapanları, kendinden olanları... " (Suçlanan ve Aklanan Yazılar)
Bakınız, neden olmaz, izah edeyim. Affedersiniz, ismiâliniz Beyfendi?
Ulvi Bey... Müşerref olduk efendim. Benim adım
Şâzi. Çok memnun oldum. Evet... ne diyorduk?
Ol­maz.. Katiyen olmaz. Çünkü efendim, herşeyden
önce bir maarif plânımız yok. Bendiniz uzun yıllar
maarifte hizmet ettiğimden bu işleri gayet iyi bili­rim. Plânsız, programsız hiçbir iş olmaz efendim.
Affedersiniz Beyfendi, ismiâlinizi öğrenebilir miyim?
Ulvi Bey... Çok güzel, memnun oldum. Benim
adım da Şâzi... Çünkü efendim bizde herşeyden ön­
ce bir tedrisat sistemi yok. Onun içindir ki, biri… (Kördöğüşü)
Bu pis burjuvaların Allah bin türlü belalarını versin!.. (Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala)
"Sarılmak neden güzeldir bilir misin? Çünkü sağ tarafta kalp yoktur, ve orası hep boştur.
Sarılınca, sağ yanını onun kalbi doldurur..."

| (Ah Biz Eşekler)

Amerikada otuzaltı gazeteye birden yazan bir başyazar,
— Sizde, dedi, bir başyazar, kaç gazeteye yazar?
— Bizde, dedim, her gazetenin ayrı bir başyazarı vardır, ama, hepsi de aynı şeyleri yazar!..
— Ayrı ayrı insanlar nasıl aynı şeyi yazarlar?
— Bizde ayrı gayrı yoktur. Birlik, beraberlik falan... İşte öyle...
— Sizde demokrasi var mı?
— Az bişey vardı, ama son zamanlarda yedek parçası kalmadığından kullanamıyoruz? (Yedek Parça)
İnsan, sevebilir miyim diye düşünüyorsa sevemeyecek demektir. İyi ki sevide düşünce yok;yoksa kimse kimseyi sevmezdi. (Aşkım Dinimdir)
Gece yatakta bir elimi attığım zaman, elimin tuttuğu yalnızlık... Korkudan öbür elimi atıyorum, kendimi tutuyorum, soğuk, ıslak, titreşik... (Çiçu)
"Ben ölmüşüm baba,
neden bana hiç demediniz?" (Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz)
“İster altından olsun, ister demirden, kafes kafestir!” (Memleketin Birinde)
Sizin sevdiğiniz her şeyi ben de severim. (Gol Kralı)
İnsanın kendini olduğundan başka göstermek için harcadığı çabalar onu gülünç yapar. Hele bu para konusunda ise gülünçlüğün derecesi daha da artar. (Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/surname-aziz-nesin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)