# Suyun Ayak Sesi - Sohrab Sepehri Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Suyun Ayak Sesi kimin eseri? Suyun Ayak Sesi kitabının yazarı kimdir? Suyun Ayak Sesi konusu ve anafikri nedir? Suyun Ayak Sesi kitabı ne anlatıyor? Suyun Ayak Sesi PDF indirme linki var mı?  Suyun Ayak Sesi kitabının yazarı Sohrab Sepehri kimdir? İşte Suyun Ayak Sesi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/suyun-ayak-sesi-sohrab-sepehri-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-09-23T12:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-09-23T12:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/09/23/sohrab-sepehri-kimdir-sohrab-sepehri-kitaplari-ve-sozleri-318777.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Sohrab Sepehri 
 Çevirmen: Şirin Mehran 
 Orijinal Adı: صدای پای آب 
 Yayın Evi: Pan Yayıncılık 
 İSBN: 9789944396493 
 Sayfa Sayısı: 80 
--reklam--
Suyun Ayak Sesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İran'ın çağdaş şairlerinden ve ressamlarından olan Sohrab Sepehri 6 Ekim 1928'de Kum kentinde dünyaya geldi. Kaşan'da büyüdü. Sepehri 1950'li yılların sanatçılarındandır. Ahmed Şamlu'nun ifadesiyle "Bu neslin sanatçılarının en belirgin özelliği karmaşık dünyanın karşısında nerede durduklarını ve kendi kimliklerine nasıl sahip çıkacaklarını bilmeleriydi."
Sepehri, Avrupa, Mısır, Pakistan, Hindistan ve Japonya'da bulundu. Hindistan'da Doğu bilgeliğiyle ve Japonya'da Zen-Budizmle tanıştıktan sonra kendine has bir üslup elde etti. Bunu şiirlerine ve resimlerine aktardı.
Sepehri, resimleriyle şiir yazar, şiirleriyle resim yapar.

Kaşan şehrindenim.
İşim resim yapmaktır.
Bazen bir kafes boyar,
Size satarım.
Orda mahpus çayırkuşu, sesiyle
yalnız gönlünüzü tazelesin diye.
Bu bir hayal, bu bir hayal,
Biliyorum,
Tuvalim cansızdır.
İyi biliyorum,
Çizdiğim havuz balıksızdır.
--reklam--
Suyun Ayak Sesi Alıntıları - Sözleri
Bir şair gördüm, konuşurken bir zambağa siz diyordu…
Tanelerine ayırıyorum bir narı.
Gönlüme,
“insanların gönülleri de tanelere ayrılabilse,
ne güzel olurdu.” dedim.
Bizim işimiz değil kırmızı gülün sırrını anlamak.
Bizim işimiz belki de:
kırmızı gülün büyüsünde yüzmektir.
Şemsiyeleri kapatmalı.
Yağmur altında yürümeli.
Düşünceleri, hatıraları yağmur altına getirmeli.
Şehir bütün halkıyla yağmur altına gitmeli.
Dostu yağmur altında görmeli.
Aşkı yağmur altında aramalı.
Yağmur altında bir kadınla sevişmeli.
Yağmur altında oyun oynamalı.
Yağmur altında yazmalı, konuşmalı, nilüfer dikmeli.
Yaşam sürekli ıslanmaktır.
Yaşam "şimdi" havuzunda suya girmektir.

Çıkaralım giysileri:
Suya bir adım var.
Gönlümde bir şey var,
bir ışık ormanı,
sabah uykusu gibi
ve öylesine huzursuzum
Ovanın sonuna kadar koşmak istiyorum,
Dağın başına kadar gitmek istiyorum.
Gözleri yıkamalı, başka türlü görmeli.
Kelimeleri yıkamalı.
Kelime rüzgar olmalı, yağmur olmalı.
Bizim işimiz belki de,
Nilüfer çiçeği ve çağımız arasında,
Hakikat şarkısının peşinde koşmaktır.
Kaç kilo kavun istiyorsun? diye sordu manav bana.
Sordum: Gönül hoşluğunun gramı kaça?
Ruhum, nesnelerin tazeliklerine akar,
Benim ruhum, gençtir.
Ruhum bazen heyecandan kekeler,
· Benim ruhum, işsizdir:
Yağmur damlalarını, duvardaki tuğlaları sayar..
Zirveye doğru gidiyorum,
Kanat doluyum.
Zifiri karanlıkta yolu görüyorum,
Fener doluyum.
Işık ve kum doluyum,
Ağaç, yol, köprü, nehir, dalga doluyum.
Yaprağın sudaki gölgesiyle doluyum,
“Ama ne kadar da yalnız içim.”
--reklam--
Suyun Ayak Sesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sohrab Sepehri'yi bu dizelerinden tanıyordum sadece:
"Bir şair gördüm, konuşurken,
 bir zambağa “siz” diyordu."
Fazlasıyla narin gelmişti bana. Okumak da şimdiye kısmetmiş.

Dünya misafirliğinde, sıkıntı ovasında, irfan bağında... gördüklerini içe işleyen bir üslup ve hitapla öyle bir döktürmüş ki! Hüznün, durgunluğun üzerime düşmesine engel olamadım.
"Ben birbirine düşman iki çam görmedim" derken düşman kardeşler canlandı gözümde..

"Karaağaç kovuğunu bağışlar kargaya" derken birbirinden en basit şeyleri esirgeyenleri gördüm..

Velhasılı kelam her bir dizeyle bir sahne canlandı bize dair; insanlığımıza, dünya misafirliğinde misafirliğimizi bilemememize dair..

"Yaşam hoş bir adet" diye başlayarak insani hassasiyetlerimizi kapsayan basit bir yaşam tarifi ne de güzeldi..
Ve "Yaşam bir tabak yıkamaktır"
Gökyüzü bizimdir, pencere, yeryüzü, hava aşk, yeryüzü...
"Ne önemi var
bazen büyürse
gurbetin mantarları"

"Gözleri yıkamalı, başka türlü görmeli" herşey de olan güzelliği görmeye ne güzel bir davet "Ve nerdeyiz diye sormayalım,
Hastahanenin taze çiçeklerini koklayalım."

Etkilendim, sevdim.. Satırlarda kendine dair bir şey görmesi insanı ele geçirmeye yetiyor ki burda büyük bir ele geçirme var. İnsanın hayat misafirliğini adım adım, duygu duygu şiire dökmesi az bir şey değil.
Hüzün vardı en başta ama sonra başka bir gözle bakmaya daveti huzur da verdi.

Beklentisiz çıkılan yolculukların büyüsü de bir başka oluyor. Hazine olduğunu bilerek kazmayla, toprağı eşelerken rastlamanın etkisi de bir olmuyor haliyle.

Bu kadar etkilemesine rağmen hayata bakışımız kopuyor bir yerde ve kopmalı da insandan insana fark var. Çok sevdiğim bir başka şairin de dediği gibi "İnsandan insana şükür ki fark var"..

Kısacık, soluksuz okunabilecek bir kitap. İyi okumalar dilerim. (Hîm) 
İranlı bir arkadaşım demişti ki "Ben zamanında Sohrab'dan nefret ederdim. Dünyada bu kadar insan ölüyor, birçok insan hapishanelerde işkence görüyor; Sohrab yaşamaktan, gülden çiçekten, solucandan bahsediyor. Ama büyüdükçe anladım ki Sohrab şiirle acıları dindirmeye, huzur vermeye çalışıyor."
Sohrab'ın da dediği gibi, "Hayat bir elmadır, onu ısırmalıyız hem de kabuğuyla" (Pierid) 
20 Şubat 2022

İran Edebiyatı

Şiir

Pan Yayıncılık

Sohrap Sepehri ressam da olduğundan şiirlerinde bunun izleri görülüyor. Dizelerini yazarken bir fırçanın ucundan akan renklerle oluşturduğunu anlıyorsunuz.

Yaşam hoş bir adettir,
Yaşamın ölüm genişliğinde kanatları vardır,
Aşk kadar sıçrayabilir,
·Yaşam, alışkanlık rafına kaldırıp
unutulacak birşey değildir.
****
Ve eğer ölüm olmasaydı, neyin peşine koşacaktık
***
Ve ölümden korkmayalım,
(ölüm güvercinin sonu değildir.
***
Bizim işimiz değil kırmızı gülün sırrını anlamak.
Bizim işimiz belki de:
kırmızı gülün büyüsünde yüzmektir.
***
Ben de ona, "Hayat bir elmadır, onu ısırmalıyız
hem de kabuğuyla" dedim.
***
Gönlüme,
"insanların gönülleri de tanelere ayrılabilse,
ne güzel olurdu." dedim. (Arzu Demirel) 
--reklam--
Suyun Ayak Sesi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sohrab Sepehri - Suyun Ayak Sesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Suyun Ayak Sesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sohrab Sepehri Kimdir?
7 Ekim 1928; Kaşhan, İsfahan - 21 Nisan 1980, Tahran), İranlı modern şair ve ressam.

İsfahan'a bağlı Kaşhan'da doğdu. İran şiirinde ölçü ya da ritme bağlı olmayan "Yeni Şiir" akımının beş ünlü şairinden biridir. Diğerleri Nima Youshij, Ahmad Shamlou, Mehdi Akhavan-Sales ve Füruğ Ferruhzad'dır.

1980'de Tahran'daki Pars Hastanesi'nde lösemi nedeniyle öldü. Şiirinde insancıllık hakimdir. Doğayı sever ve şiirlerinde sıkça yer verirdi. Şiirleri Fransızca, İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, İsveççe, Rusça ve Türkçe gibi birçok dile çevrildi. Türkçeye çevrilen eserleri arasında, 1996 yılında YKY tarafından basılan ve çevirisini Cavit Mukaddes'in yaptığı şiir seçkisi Başlangıcın Sesi de bulunur. Bir diğer Türkçeye çevrilen şiirleri de, 2011 yılında Balkon Sanat Yayınları'ndan çıkan Faysal Soysal çevirili Akdenizdeki Çöl'de yer almaktadır.

İran seçimleri sırasında aday Musevi için yapılan mitinglerde okunan şu şiiri 17 Haziran 2009 'da Hürriyet Gazetesinde çıkmıştır: "Yağmura gitmeli , gözlerimizi yıkamalı ve dünyayı başka gözlerle görmeliyiz." Ayrıca Türkçeye çevrilen kitapları arasında Pan Yayıncılık ve Avesta Basın Yayın 'dan çıkan "Suyun Ayak Sesi" ,Epos Yayınlarından "Sekiz Kitaptan Seçmeler" kitapları da bulunmaktadır
--reklam--
Sohrab Sepehri Kitapları - Eserleri
Suyun Ayak Sesi
Sekiz Kitap
Rengin Ölümü
Başlangıcın Sesi
Biz Hiç, Biz Bakış
Kederin Doğusu ve Suyun Ayak Sesi
Yalnızlığımın Çinisi
Rengin Ölümü ve Yolcu
Henüz Yolcuyum Özyaşam Öyküsü, Anılar
Sekiz Kitap'tan Seçmeler
Toplu Şiirler
Hemu Helbest
--reklam--
Sohrab Sepehri Alıntıları - Sözleri
Ve yağmurun sesini duyuyorum aşkın ıslak gözkapaklarında. (Kederin Doğusu ve Suyun Ayak Sesi)
“Aydınlık kapıların ardından gelmeli biri.” (Biz Hiç, Biz Bakış)
bugün ben aaah, ne denli yeşilim!
ne denli uyanıktır gövdem!
dağın ardından bir hüzün çıkıvermez umarım! (Yalnızlığımın Çinisi)
Kapatmak gerek kitabı. Kalkmak gerek,
Zaman boyunca yürümek, Çiceğe bakmak,
Belirsizliği duymak gerek.” (Biz Hiç, Biz Bakış)
Bir şair gördüm
bir zambağa hitap ederken
Siz diyordu. (Toplu Şiirler)
Ruhum bazen yoldaki taş kadar gerçektir (Kederin Doğusu ve Suyun Ayak Sesi)
"Yalnız” kapısının ardında kalmıştım ben.
Bir “yalnız” kapısının ardında görmüşümdür kendimi hep. (Sekiz Kitap)
“Bir anlam ver ki kanada
Aklımın kanadı yansın kıskançlıktan.” (Biz Hiç, Biz Bakış)
Bir gölge geçti duvarın üzerinden
Hüzün kattı benim hüzünlerime. (Rengin Ölümü)
"dışarıya açılan kapıydım sensiz,
çoraklığa doğru bir ses,
ve sonsuzluğu seyreden bakıştım..” (Başlangıcın Sesi)
Dünyadaki bütün kuşların kanatlarının açıklığı vardı ciğerlerimde. (Biz Hiç, Biz Bakış)
Seni senden çalmışlar,
Ne derin yalnızlık! (Sekiz Kitap'tan Seçmeler)
anlar çıplaktır
kendi anlarının sen tenine
hüzün elbisesi giydirme sakın (Yalnızlığımın Çinisi)
" Ve sesleneceğim içerden : Ey sepetleriyle uyku dolu olanlar ! Elma getirdim , elmaa.. Kızıl güneş , geleceğim. Dilenciye bir yasemin vereceğim. Cüzzamlı bir kadına da yeni bir küpe . Köre diyeceğim ki : bak, nasıl da güzel bahçe .." (Toplu Şiirler)
Bizim işimiz değil kırmızı gülün sırrını anlamak.
Bizim işimiz belki de:
kırmızı gülün büyüsünde yüzmektir. (Suyun Ayak Sesi)
"karıştı bir özlem, bir hayrete (Sekiz Kitap'tan Seçmeler)
Pencereden,
Çocukluk duvarından, günbatımına bakıyorum.
Boş yere bakıyorum, boş yere.
Yeşil bahçe kapılarının üzerine çöktü bu duvar.
Oyunların altın zinciri ve hikâyelerin aydınlık saçan
Kapıları, bu enkazın altında kaldı.
Öbür tarafta, karanlığım göründü:
Samanlı çamurdan yapılmış kubbe üzerinde durmuşum
 tıpkı bir üzüntü gibi. (Başlangıcın Sesi)
Şemsiyeleri kapatmalı.
Yağmur altında yürümeli.
Düşünceleri, hatıraları yağmur altına getirmeli.
Şehir bütün halkıyla yağmur altına gitmeli.
Dostu yağmur altında görmeli.
Aşkı yağmur altında aramalı.
Yağmur altında bir kadınla sevişmeli.
Yağmur altında oyun oynamalı.
Yağmur altında yazmalı, konuşmalı, nilüfer dikmeli.
Yaşam sürekli ıslanmaktır.
Yaşam "şimdi" havuzunda suya girmektir.

Çıkaralım giysileri:
Suya bir adım var. (Suyun Ayak Sesi)
“…
 çağır beni
senin sesin iyidir
senin sesin hüznün samimiyetinin
sonunda yeşeren
o tuhaf bitkinin yeşilliğidir…” (Sekiz Kitap'tan Seçmeler)
Bizim aramızda çöllerin derbederliği var
Gecelerin kandilsizliği,
gurbetlerin toprak yatağı
ateşlerin unutulmuşluğu
Bizim aramızda binbir gece arayışları var (Toplu Şiirler)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/suyun-ayak-sesi-sohrab-sepehri-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)