# Taberi Tefsiri - İmam Taberi Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Taberi Tefsiri kimin eseri? Taberi Tefsiri kitabının yazarı kimdir? Taberi Tefsiri konusu ve anafikri nedir? Taberi Tefsiri kitabı ne anlatıyor? Taberi Tefsiri PDF indirme linki var mı?  Taberi Tefsiri kitabının yazarı İmam Taberi kimdir? İşte Taberi Tefsiri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/taberi-tefsiri-imam-taberi-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-10T10:00:08+03:00
- Güncelleme: 2022-04-10T10:00:08+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/10/imam-taberi-kimdir-imam-taberi-kitaplari-ve-sozleri-197106.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: İmam Taberi 
 Yayın Evi: Hikmet Neşriyat 
 İSBN: 9789752906730 
 Sayfa Sayısı: 2994 
--reklam--
Taberi Tefsiri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bütün müfessirlerin ilk kaynağı, eşşiz tefsir...
"Bir benzeri daha tasnif edilmemiştir.
Bu hususta ümmetin ittifakı vardır." İmam Nevevi

"Kendi alanında diğer tefsirlerden üstündür."
İmam Suyuti
--reklam--
Taberi Tefsiri Alıntıları - Sözleri
Peygamber efendimiz sav. şöyle buyurmaktadır:
"Allah, yeryüzünü yaratınca o sallanmaya başladı. Bunun üzerine dağları yarattı ve onları yeryüzüne yerleştirdi. Böylece yeryüzünü karar kıldı. Melekler dağların gücüne hayret ederek şöyle dediler: "Ey rabbimiz, yarattıkların içinde dağlardan daha güçlü ve kuvvetli var mı?" Allah: "Evet var. O, demirdir." bu­yurdu. Melekler: "Ey rabbimiz, yaratıkların içinde demirden daha güçlü ve kuv­vetlisi var mı?" dediler. Allah: "Evet var, o cehennem ateşidir." buyurdu. Me­lekler: "Ey rabbimiz, yarattıkların içinde ateşten daha güçlü ve kuvvetlisi var mı?" dediler. Allah: "Evet var. O, su'dur." buyurdu. Melekler: "Ey rabbimiz, ya­ratıkların içinde sudan daha güçlü ve kuvvetlisi var mı?" dediler. Allah: "Evet var. O, rüzgardır." buyurdu. Melekler: "Ey rabbimiz, yaratıkların içinde rüzgar­dan daha güçlü ve kuvvetlisi var mı?" diye sordular. Allah: "Evet var. O. Âdemoğludur. Sağ eliyle sadaka verir onu sol elinden gizler." buyurdu.
"Rabbim bana yeter" de. O'ndan başka ilâh yoktur: O'ndan başka bir mâbud, tapınılacak bir zât yoktur. O'na dayandım: O'na güvendim, itimat ettim ve yardımına bel bağladım. O bana yardım eder ve destekler. O, büyük Arş'ın Rabbidir: O Yüce Zât her şeyin sahibi ve yaratıcısıdır. Bütün hükümdarlar onun kullarıdır. O, büyük Arş"ın sahibidir ve O'ndan aşağı derecede olan her şey O'nun saltanat ve hükümranlığı altındadır.
"Ey insan, seni yaratan, düzgün bir şekle koyan, mütenâsip kılan ve dilediği şekilde terkip eden o cömert rabbine karşı seni aldatan nedir?"
(İnfitar sûresi 6-8)
40-41- Doğuların ve batıların rabbine yemin ederim ki biz onların yerine daha hayırlılarını getirmeye kadiriz ve kimse önümüze geçemez.

AlIah teala bu âyetlerde, dilerse isyankâr kâfirlerin tümünü helak edip oların yerine itaatkâr müminleri getirebileceğini, bunu yaparken de onun elin­den hiçbir kimsenin kurtulamayacağını beyan ediyor ve bu beyanından önce de "Doğuların ve batıların rabbine yemin ederim ki." diyerek bizzat kendisine ye­min ediyor. Doğunun ve batının birer tane olmalarına rağmen âyette "Doğular ve batılar" diye ifade edilmesinin hikmetini Abdullah b. Abbas şöyle izah etmiş­tir. "Güneş her yıl üç yüz altmış ayrı yerden doğar. Yılın sonunda ilk doğduğu yere istemeyerek döner ve şöyle der: "Rabbim, sen beni, kullarının üzerine doğ­durma. Zira ben, onların sana isyan ettiklerini görüyorum."

42- Ey Muhammed, sen onları kendi hallerine bırak. Varsınlar ken­dilerine vaadedilen gün gelinceye kadar (bâtıl inançlara) dalsınlar ve oya­lanıp dursunlar.
Abdullah b. Abbas diyor ki:
"Resulullahın sahabilerinden biri bir kabirin üzerine, oranın kabir oldu­ğunu bilmeyerek bir çadır kurmuştur. Sonra orada bir kimsenin Mülk suresini sonuna kadar okuduğunu işitmiştir. Sahabi Resulullaha gelip: "Ey Allahın Resu­lü, ben bir kabir üzerine bir çadır kurdum. Oranın kabir olduğunu bilmiyordum. Bir de ne göreyim, onun içinde birisi Mülk suresini okuyor. Sureyi sonuna ka­dar okudu." demiştir. Resulullah: "Bu sure, engel olan ve kurtarıcı olan bir suredir.Bu sure okuyanı kabir azabından kurtarır."
Hz. Aişe (r.a.) diyor ki:
"Ben Resulullahın: "İnsanlar kıyamet gününde yalınayak, çıplak ve sünnetsiz olarak haşrolunacaklardır." buyurduğunu işittim ve dedim ki: "Ey Allahın Resulü, kadınlar ve erkekler bir arada haşrolacaklar ve birbirlerine de bakama­yacaklar mı?" Resulullah: "Ey Aişe, orada durum, birbirlerine bakmaya imkan vermeyecek kadar dehşetlidir." buyurdu.
Hz. Aişe (r.anh.) diyor ki:
"Resulullah devesinin üzerinde iken ona vahiy gelince deve çöker boynu­nu yere uzatırdı."

Zeyti b. Sabit diyor ki:
"Resulullahın dizi benim dizimin üzerinde iken Allah ona vahiy indirdi. Onun dizi o kadar ağırlaştı ki ben dizimin kırılacağını zannettim."
Peygamber efendimiz, kıyamet gününün bu dehşetli halini bizlere şöyle açıklamaktadır: ay´ın ondördünde onu görmek için zorluk çeker misiniz"
Sahabiler: "Hayır ey Allahın Resulü." dediler.
Resulullah: "Bulutsuz bir günde güneşi görmek için sı­kıntı çeker misiniz " dedi.
Sahabiler: "Hayır ey Allahın Resulü." dediler. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: "İşte sizler Allahı da böyle göreceksiniz. Kı­yamet gününde Allah insanları bir araya toplayacak ve onlara "Kim neye tapıyor idiyse şimdi de ona tabi olsun." diyecektir. Bunun üzerine, güneşe tapan güneşe tabi olacak, ay´a tapan ay´a tabi olacak ve Tağutlara tapanlar da Tağutlara tabi olacaklardır. Bu ümmet ise, içinde münafıkları da bulunduğu halde (Diğer bir rivayette, şefaatçileri bulunduğu halde) Rableri gelip "Ben sizin rabbinizim" de­yinceye kadar bunlann dışında kalacaktır. Bunlar, kendi kendilerine: "Rabbimiz gelinceye kadar bizim yerimiz burasıdır. Rabbimiz gelince biz onu tanırız." di­yeceklerdir. Rableri bunlara, tanıyacakları bir şekilde gelecek ve "Ben sizin rab­binizim." diyecek onlar da "Sen bizim rabbimizsin." deyip ona tabi olacaklardır. Cehennemin tam ortasına sırat köprüsü kurulacak. ondan ilk geçen ben ve üm­metim olacağız. O gün, peygamberlerden başka kimse konuşamayacaktır. O gün, peygamberlerin duaları ise "Ey Allahım, kurtar, kurtar." olacaktır. Cehen­nemde sa´dan dikenine benzeyen kancalar bulunmaktadır. Resulullah: "Sizler sa´dan dikenini gördünüz mü " diye sordu. Sahabiler, "Evet ey Allahın Resulü gördük." dediler. Resulullah da "İşte o kancalar, sa´dan dikeni gibidirler. Ancak onların ne kadar büyük olduklarını sadece Allah bilir. İnsanlar, amellerine göre bu kancalara çekileceklerdir. Bazıları ameli yüzünden helak olacak, bazıları ise zerrecikler haline geleceklerdir." buyurdu.
(Buhari)
Ve Herbiriniz kıyamet günü için ne gibi ameller hazırladığına bir baksın
38- Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.
39- Ancak amel defteri sağından verilenler bunun dışındadır.
40-41-42- Onlar cennetlerdedirler. Onlar suçlulara sorarlar: "Sizi "Sakar" cehennemine sürükleyen nedir"
43- Suçlular şöyle cevap verirler:
"Biz, namaz kılanlardan değildik.
44- Yoksullara bir şey yedirmezdik.
45- Batıla dalanlarla beraber biz de dalardık.
46- Ceza gününü yalanlardık.
Bu sûre aynı zamanda, kâfirlerin tek bir millet olduklarını, aralarında taşkınlık ve sapıklık esaslarına dayanan bir dostluk bulunduğunu ve müminlerle kâfirler arasında hiçbir dostluğun bulunmadığını açıklar.

Bununla beraber; müminler arasında tam bir dostluk bulunduğunu, ülkeleri her ne kadar birbirinden uzak ve ırkları ve renkleri farklı olsa da; bir tek ümmet olduklarını, din hususunda kendilerinden yardım isteyenlere yardım etmeleri gerektiğini açıklayarak son bulur.
13- Sur'a bir defa üfürüldüğü zaman.
14- Yer ve dağlar yerlerinden kaldırılıp tek bir çarpışla darmadağın edildiği zaman.
15- Evet, işte o gün, mutlaka gerçekleşecek olan kıyamet kopacaktır.
16- Gök yarılacaktır. O gün gök, zayıf bir hale gelecektir.
17- Melekler göğün etrafındadırlar. O gün Rabbinin arşını o melek­lerin de üstünde sekiz melek yüklenir.¹
Katâde dedi ki: Geceleyin namaz kılmak, kişiyi hayırda daha çok sabit kılar. Gece saatlerindeki okuyuş daha doğru olur. Çünkü o esnada kalb, dünyevî gailelerden arınmıştır.
Peygamber Efendimizin doğruluğuna ve nübüvvetinin gerçekliğine delil olarak, bu mûciz Kur'an yeter. Çünkü o, müşriklerin arasında yaşayan ve kendi milletlerinden olan bir adam olduğu halde Kur'an'ın benzeri sûrelerden on tanesini getirmeleri için onlara meydan okumuştu. Daha sonra bu on sûreyi bir sûreye indirmiş ve sadece bir sûre getirmelerini istemişti. Fakat onlar âciz kaldılar ve bunu yapamadılar. Kendilerinden bir adam olduğu halde, Peygamber Efendimizin yüz on dört sûreyi kendi kafasından uydurmasını, onlarınsa bütün meydan okumalara rağmen Kur'an'ın benzeri bir tek sûreyi meydana getirmekten âciz kalmalarını akıl kabul etmez. Edebiyat ve fesahat erbabı oldukları halde bunu yapamadıklarına göre, Hz. Muhammed Kur'an'ı kendi kafasından uydurmuş olamazdı. Kur'an'ı bir mucize olarak Peygamber Efendimize indiren Allah'ın şânı ne yücedir.
Kur'an, göğüslerdeki cehalet hastalığı için bir ilaçtır. Helâl ve haramı açıklayan bir kitaptır. Allah'ın onunla dilediği mahlukuna acıdığı bir rahmettir. Onun vesilesiyle insanları sapıklıktan kurtarıp doğru yola iletir. Helâkten ve uçuruma yuvarlanmaktan onun sayesinde insanlar kurtulurlar.
--reklam--
Taberi Tefsiri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu eseri karşıma çıkaran Allah-u Zulcelal'a Hamd olsun.

Söylenecek çok şey var.
Fakat ne söylesem eksik, ne desem yetersiz.
Meal okumanın yeterli olmadığını bizzat müşahede etmiş oldum.

Tefsir okumanın lezzeti ve tesiri çok çok bereketli. İlk tefsirim oldu. Başlangıç için en ideal tefsir olduğunu birkaç kişiden duymuştum keza.

Fakat ben bu eseri değil, bu eser beni buldu.
Tevafuk...

Israrcıyım,
İkra! (Oğuzhan Âsım Güneş) 
İMAM TABERİ TEFSİRİ: Tefsirler arasında çok sevdiğim bir tefsirdir. İmam Taberi nin bize sunduğu tefsirde her ayetinde onlarca ders çıkarılacak biçimde sahabeden nakil selef den nakiller hadisler ışığında güzel bir tefsirdir. Okunması gereken tefsirler içinde ilk 10' da. (Doğan Toker) 
İmam Nevevî (R.A) diyor ki: “Tefsîr-i Taberi’nin bir misli daha tas­nif edilmemiştir. Bu hususta ümmet ittifak etmiştir.”
İmam Suyûtî ise: “Tefsiri Taberî, tefsirlerin en çetini, en azîmidir. Kendi vadisinde vesâir tefsirlere üstündür.” demiştir.

Hâsılı Tefsîr-i Taberî ilmî bir harikadır. Bir kaynaktır. Kendisinden önce yazılan bütün rivayet tefsirlerinden öne çıkmış ve sivrilmiştir.. (hakan tz) 
--reklam--
Taberi Tefsiri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İmam Taberi - Taberi Tefsiri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Taberi Tefsiri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İmam Taberi Kimdir?
Ebu Cafer Taberi (d. M.838/H.224), Amul - ö. M.923/H.310) Bağdad), Fıkıh, hadis, tarih, dil, tefsir ve kıraat ilimlerindeki çalışmalarıyla kendini kabul ettirmiş Müslüman bilim adamıdır. Tam adı "Ebu Cafer Muhammed İbn-i Cerir el-Taberi" (Arapça: أبو جعفر محمد بن جرير بن يزيد الطبري‎) olan alim, İran'da tarihi bir bölge olan Taberistan'da (günümüzde Mazenderan) doğduğu için 'Taberi' olarak ünlenmiştir.

En önemli eserlerinden ikisi, İslam dünyasında çok rağbet görmüş bir tefsir kitabı olan "Tefsir'ul Taberi" -(Türkiye'de "Taberi Tefsiri" ismiyle bilinmekte ve yayınlanmaktadır)- ve Taberi Tarihi'dir.
--reklam--
İmam Taberi Kitapları - Eserleri
Taberi Tefsiri
Tarih-i Taberi (4 Cilt Takım)
Milletler ve Hükümdarlar Tarihi I
Milletler ve Hükümdarlar Tarihi II
Milletler ve Hükümdarlar Tarihi III
Et-Tebsir fi Mealimi'd Din
Taberî Tefsiri 1. Cilt
Milletler ve Hükümdarlar Tarihi V
Milletler ve Hükümdarlar Tarihi IV
Tarihu’t-Taberi
Muhtasar Meal Tefsiri
Taberi Tefsiri 2. Cilt
Milletler ve Hükümdarlar Tarihi 2
Tarihu't Taberi 4
Tarihu’t Taberi -3-
Milletler ve Hükümdarlar Tarihi 1
Tarihu’t Taberi -2-
--reklam--
İmam Taberi Alıntıları - Sözleri
Teke tek vuruşmak üzere kalenin dışına çıktılar. İlk olarak dışarı çıkan kişi, cesaretiyle nam salmış Merhab'ın kardeşi Haris'ti. Haris'i gören müslümanlar geri çekildiler.

 Ali ise yerinden sıçrayıp Haris'in karşısına çıktı. Şiddetli bir vuruşma ve çatışma yaşandı. Sonunda Ali onu öldürdü. Yahudiler bozguna uğrayarak kaleye geri döndüler.

 Daha sonra Merhab çıktı. Üst üste iki zırh giymiş, iki kılıç kuşanmış ve başına iki sarık birden bağlamıştı. Elinde ise çatallı bir mızrak vardı.

O ve Ali birbirlerine karşılıklı olarak birer darbe indirdiler. Ali bir darbe indirdi. Başının üzerine yerleştirdiği taş parçasını ve miğferini parçaladı ve kafasını ikiye ayırdı. Kılı. azı dişlerine kadar batmıştı. Yahudiler savaşçıları Merhab'a olanları görünce, bozguna uğramış olarak kaleye döndüler ve kapıları üzerlerine kilitlediler. (Tarih-i Taberi (4 Cilt Takım))
"Rabbim bana yeter" de. O'ndan başka ilâh yoktur: O'ndan başka bir mâbud, tapınılacak bir zât yoktur. O'na dayandım: O'na güvendim, itimat ettim ve yardımına bel bağladım. O bana yardım eder ve destekler. O, büyük Arş'ın Rabbidir: O Yüce Zât her şeyin sahibi ve yaratıcısıdır. Bütün hükümdarlar onun kullarıdır. O, büyük Arş"ın sahibidir ve O'ndan aşağı derecede olan her şey O'nun saltanat ve hükümranlığı altındadır. (Taberi Tefsiri)
"Göklerin ve yerin yaratılmasında,
gece ile gündüzün değişmesinde,
akıl sahipleri için şüphesiz deliller vardır." (Muhtasar Meal Tefsiri)
Yusuf on yedi yaşında iken Mısır'a geldi, azizin, yani Mısır Devleti başvezirinin konağında on üç yıl kaldı. Otuz yaşını doldurduktan sonra Mısır hükümdarı Firavun onu vezir yaptı. (Milletler ve Hükümdarlar Tarihi II)
Taberi, Özellikle Çinlilerin atasının Kabil olduğunu bir hadise dayanarak bize bildirir. "Şarabı, çalgıyı, kopuzu, telli çalgılara kıl takmayı, defe-davula deri geçirmeyi ve bunun gibi işleri ilk önce kim icad etti?" şeklindeki bir soruya Peygamber (s.a.v.)'in cevabı özetle şöyledir:

"Bu sorduğunuz şeyler Kabil oğullarından kaldı. Kabil'in çocukları arasında çok zaman önce bir kişi vardı ki adına Yuan derlerdi. Yuan, şenliği, şadlığı seven bir kişiydi. Şeytan onunla arkadaş oldu. Onu bu gibi eğlencelere alıştırdı, şevklendirdi. Bu gibi çalgıları ona hep İblis öğretti. Öyle ki yaş üzümü sıkıp şira etti. Birkaç gün ekşiyinceye kadar onu bıraktı. Sonra küplere testilere koydu. Çengiler düzdü, eğlenceler kurdu. O şaraptan bir miktar ortaya koyar, herkese içirirdi. Biraz çalgı çalardı, biraz da kalkar oynardı. Onlara bu şeyler gittikçe hoş gelmeye başladı. Herkes bu Yuan gence yakınlaşıp, onunla dostluk ettiler. Sonra İblis, insan formunda geldi, onunla arkadaşlık etti, onunla birlikte yiyip içti. Yuan'ı, güzel sözlerle eğlendirmeye başladı, onun taşkınlıklarını daha da artırdı. İşte bunların hepsi o Yuan'dan kalmıştır. O Yuan'a da Şeytan öğretmiştir." (Milletler ve Hükümdarlar Tarihi I)
Kusay, Mzüdelife'de bulunduğu vakit ateş yakmak adetini ihdas etmiştir. (Milletler ve Hükümdarlar Tarihi IV)
Musa, Mişa'nın oğlu olup, rivayete göre Tanrı tarafından Musa bin İmran'dan önce peygamber olarak gönderilmiştir. (Milletler ve Hükümdarlar Tarihi II)
"Muhakkak göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün değişmesinde, insanlar için faydalı şeylerle denizde akıp giden gemilerde, Allah'ın gökten indirip ölümünden sonra onunla yeryüzünü dirilttiği suda ve orada her canlıyı üretip yaymasında, rüzgarları estirişinde ve gökle yer arasında boyun eğdirilmiş olan bulutlarda, aklını kullanan bir topluluk için nice ayetler/belgeler vardır."
Bakara/164 (Muhtasar Meal Tefsiri)
Ölüm gelirse bir dem
Bari ölürüz kılıçlar elde!
Bir korku duyarsanız ölümden,
Kurtulmaz ne köy nede belde... (Tarih-i Taberi (4 Cilt Takım))
Abdullah b. Abbas diyor ki:
"Resulullahın sahabilerinden biri bir kabirin üzerine, oranın kabir oldu­ğunu bilmeyerek bir çadır kurmuştur. Sonra orada bir kimsenin Mülk suresini sonuna kadar okuduğunu işitmiştir. Sahabi Resulullaha gelip: "Ey Allahın Resu­lü, ben bir kabir üzerine bir çadır kurdum. Oranın kabir olduğunu bilmiyordum. Bir de ne göreyim, onun içinde birisi Mülk suresini okuyor. Sureyi sonuna ka­dar okudu." demiştir. Resulullah: "Bu sure, engel olan ve kurtarıcı olan bir suredir.Bu sure okuyanı kabir azabından kurtarır." (Taberi Tefsiri)
Peygamber Efendimizin doğruluğuna ve nübüvvetinin gerçekliğine delil olarak, bu mûciz Kur'an yeter. Çünkü o, müşriklerin arasında yaşayan ve kendi milletlerinden olan bir adam olduğu halde Kur'an'ın benzeri sûrelerden on tanesini getirmeleri için onlara meydan okumuştu. Daha sonra bu on sûreyi bir sûreye indirmiş ve sadece bir sûre getirmelerini istemişti. Fakat onlar âciz kaldılar ve bunu yapamadılar. Kendilerinden bir adam olduğu halde, Peygamber Efendimizin yüz on dört sûreyi kendi kafasından uydurmasını, onlarınsa bütün meydan okumalara rağmen Kur'an'ın benzeri bir tek sûreyi meydana getirmekten âciz kalmalarını akıl kabul etmez. Edebiyat ve fesahat erbabı oldukları halde bunu yapamadıklarına göre, Hz. Muhammed Kur'an'ı kendi kafasından uydurmuş olamazdı. Kur'an'ı bir mucize olarak Peygamber Efendimize indiren Allah'ın şânı ne yücedir. (Taberi Tefsiri)
Ali kapıya yöneldi ve kapıyı açıncaya kadar zorladı. İnsanların çoğu kalenin etrafındaki hendeğin öbür tarafında bulunuyorlardı ve onunla birlikte karşı tarafa geçmemişlerdi. Ali kalenin kapısını kavradı ve yerinden söktü.

 Onu hendeğin üzerine bir köprü gibi yerleştirdi. Ardından Müslümanlar kapnın üzerinden karşı tarafa geçtiler. Kaleyi ele geçirip sayısız ganimetler elde ettiler.

İbn Amr şöyle der:
"Biz yüce Allah'ın Haber'i Ali aracılığıyla bize açmasına şaşırmadık. Ama Ali'nin tek başına kale kapısını yerinden sökmesine, kapıyı kırk zira arkaya doğru fırlatmasına şaşırdık. Nitekim kırk kişi birden kapıyı yerinden oynatmak için uğraştıysalar da başaramadılar. Bu olay Peygamberimize haber verlince şöyle buyurdu:

"Nefsim elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, ona kırk tane melek yardım ediyordu." "
(el-Emali, Şehy Saduk : el-İrşad, Şeyh Müfid : Biharu'l-Envar Allame Meclisi) (Tarih-i Taberi (4 Cilt Takım))
13- Sur'a bir defa üfürüldüğü zaman.
14- Yer ve dağlar yerlerinden kaldırılıp tek bir çarpışla darmadağın edildiği zaman.
15- Evet, işte o gün, mutlaka gerçekleşecek olan kıyamet kopacaktır.
16- Gök yarılacaktır. O gün gök, zayıf bir hale gelecektir.
17- Melekler göğün etrafındadırlar. O gün Rabbinin arşını o melek­lerin de üstünde sekiz melek yüklenir.¹ (Taberi Tefsiri)
Tanrı elçisi Müslümanlara, Beni Nazır'larla savaşa hazırlanmalarını emretti. Hazırlık bittikten sonra onların üzerine yürüdü, onların çevresine indi. Onlar kalelerine kapandılar. Tanrı elçisi onlara ait hurmalıkların kesilmesi ve yakılmasını emrett. (Milletler ve Hükümdarlar Tarihi V)
Kusay Kabe ve Mekke şehrinin idaresini eline aldı. Kavmini konak yerlerinden Mekke'ye çağırdı, onları Mekke'de topladı, kavmi onu kendilerine hükümdar seçtiler. Böylece Kusay Ka'b bin Lü'ey oğullarından kavminin boyun eğdiği ilk hükümdar oldu. Kabe'nin perdedarlığı, hacılara su dağıtma, hacıları konuk etme, meclisi idare, savaşa giden askere bayrak dikme vazifeleri hep onun eline geçti. Böylece Mekke'nin bütün şerefi onun şahsında toplandı. (Okuyucu notu: Muhammed Peygamber’in başarısında, Mekke'yi sıradan bir tapınak merkezi olmaktan çıkarıp kutsal bir şehir olarak hazırlayan, Fihroğulları’nı da Kureyş'e (Köpek balığı) dönüştüren Kusay'ın önemli bir payının olduğunu kabul etmek gerekiyor. Kusay 4. kuşaktan Muhammed'in atasıdır.) (Milletler ve Hükümdarlar Tarihi IV)
"Beni anın ki Ben de sizi anayım.
Ve Bana şükredin, nankörlük etmeyin."
Bakara/152 (Muhtasar Meal Tefsiri)
Sayılan, her nesne ya çift, yahut tek olur. Sayılan varlık olduğu
takdirde, ondan önce iki sayısının bulunması tabiidir. Bu ise, sayılan nesnelerin evveli ve başlangıcı olduğunu gösterir. Tek olduğu takdirde, onun evveli ve başlangıcı birdir. Bunlardan herbiri bu varlıkların başlangıcı ve evveli bulunduğunu gösterir.
Evveli olan her varlığın ise bir yaradanı bulunması zaruridir. (Milletler ve Hükümdarlar Tarihi I)
Kureyşliler her mevsimde hacıları konuk etmek için harcanan paraları kendi aralarında topladıktan sonra bunu Kusay'a teslim ederler, Kusay bu paralarla vakit ve hali müsait olmayan ve yiyeceği bulunmayan hacılar için yemek hazırlardı. Kusay bu yemeği hazırlamak için Kureyşi vergilere tabi tutarak: Ey Kureyş halkı; siz Tanrının komşuları, onun evinin ve kutlu bölgenin sahibisiniz. Hacılar ise Tanrının konukları, Tanrı evinin ziyaretçileridir. (Okuyucu Notu: Tanrının evi söylevi İslam öncesinde İslama girmiş bir kültürdür. İslam=İslam öncesi kültürü demek daha doğru olur.) (Milletler ve Hükümdarlar Tarihi IV)
Varaka bin Navfel hristiyan dininden olup dini kitapları görmüş ve bunlarda İsmail oğullarından peygamber geleceğine dair haberleri okumuştu. (Milletler ve Hükümdarlar Tarihi IV)
"Bilmez misin ki göklerin ve yerin mülkü (egemenlik ve tasarrufu) Allah'ındır. Allah'tan başka hiçbir veliniz ve hiçbir yardımcınız yoktur." Bakara/107 (Muhtasar Meal Tefsiri)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/taberi-tefsiri-imam-taberi-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)