# Tam O Anda - Dino Buzzati Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Tam O Anda kimin eseri? Tam O Anda kitabının yazarı kimdir? Tam O Anda konusu ve anafikri nedir? Tam O Anda kitabı ne anlatıyor? Tam O Anda PDF indirme linki var mı?  Tam O Anda kitabının yazarı Dino Buzzati kimdir? İşte Tam O Anda kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tam-o-anda-dino-buzzati-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-06T01:00:09+03:00
- Güncelleme: 2022-06-06T01:00:09+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/06/dino-buzzati-kimdir-dino-buzzati-kitaplari-ve-sozleri-239499.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Dino Buzzati 
 Çevirmen: Eren Yücesan Cendey 
 Orijinal Adı: In quel preciso momento 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750738166 
 Sayfa Sayısı: 288 
--reklam--
Tam O Anda Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Yalvarıyorum yaz. İki satırcık olsun yaz, ruhun altüst, sinirlerin laçka olduysa da yaz. Ama her gün. Dişlerini sıksan da, anlamsız saçmalıklar da olsa yaz. Yazmak en gülünç ve en patetik hayallerimizden biridir. Ak kâğıt üzerine kara kıvırcık çizgiler çizerek önemli şeyler yaptığımızı sanırız. Gene de senin işin bu, sadece seçtiğin değil, kaderinin sana lütfettiği işin, şayet bir kaçış yolu bulman olasıysa bulabileceğin tek kapı bu. Yaz, yaz. Nihayetinde tonlarca kâğıt atılsa bile, tek bir satır canını kurtarabilir. (Belki).”
İlk defa 1950’de yayımlanan Tam O Anda, yazarının deyişiyle metin “parçacıkları”ndan oluşuyor: Kimisi bir sayfayı geçmeyen kısa anlatıların, notların, taslakların, anıların, günce yazılarının, gündelik yaşama dair gözlemlerin, yazarın kimi konular üzerine düşüncelerinin bir araya getirildiği değerli bir tür “kişisel bohça”.
Tam O Anda, Dino Buzzati’nin yüreğini, zihnini meşgul eden meselelerle yazı aracılığıyla hesaplaşmasına dair bir yolculuk. İkinci Dünya Savaşı’nın beraberinde getirdiği umutsuzluk ortamına hiç de uzak olmayan bir dönemde kaleme alınmış bu metinlerde o ruh hali hissediliyor: Akıp giden zamana karşı koyamayışın yılgınlığı, ölümle girişilen daimi düello, bekleyiş, yalnızlık gibi Buzzati’nin poetikasını oluşturan temel izleklerle örülü hepsi. Kimi kurmaca, kimi otobiyografik olan bu metinler, yazar Buzzati’nin özündeki “insan” Buzzati’yi daha yakından tanımamıza olanak sağlayan birer yapboz parçası. "
--reklam--
Tam O Anda Alıntıları - Sözleri
Yalnızlığın hoş olabileceği tek şekilde kendini yalnız hissetmek ne güzel..
Sabahımızı da aldılar elimizden, o serinliği. Hasretleriyle günbatımını ve bize çok faydası dokunmuş ezgilerini...
Bu lanet olası iş bittiğinde, son ateşler söndüğünde, nefretler yorgun düştüğünde, hatta bellek uykuya daldığında, çekilen acılar uzakmış gibi göründüğünde (ne zaman, ah ne zaman?)... işte ancak o zaman hayatımızın önemli kısmını aştığımızı ve iyi olanın sadece bitişte yer alacak kadar azaldığını idrak edeceğiz. Nihayet bu iğrenç uykudan uyandığımızda ve her birimiz askıda bırakmak zorunda kaldığımız kişisel öykümüzü ele almaya niyetlendiğimizde bize bunun yasak olduğunu, iyi ya da kötü uykunun hayat yerine sayıldığını ve bunu bilmiyorsak suçun bizde olduğunu söyleyecekler. Yarıda kesilmiş konuşmaya devama yeltendiğimizde hiç kimse, hatta belki biz de söze nereden başladığımızı hatırlayamayacağız. Ya da sabanımızın yarıda bıraktığı izleri tamamlamak için aletlerimizi aldığımızda, orada sanki asla bir kul çalışmamış gibi izlerin tümden silindiğini göreceğiz. İşte o zaman tek çarenin sanki yirmi yaşınday mışız ve bütün gelecek önümüzde uzanıyormuş ve o olası yol bizi hiç korkutmuyormuş gibi en baştan başla mak olduğunu anlayacağız. Ne var ki artık yirmi yaşında olmayacağız, hatta yüzlerimiz solmuş, saçlarımız kırlaşmış, neşemiz günden güne azalmış olacak.
Ve günün birinde geriye baktığımda bu engin dünyaya ait az, pek az şeyden başka kumun arasında boy gösteren bir-iki döküntüden başka bir şey bulamayacağım.
Bazen hayatta adalet yerine getirilir ,insan kolay unutsa ve sadece gurur duyduğu eylemlerini anımsasa da her şeyin ,varlığımızın her ânının kaydedildiği defterler vardır ,öyle ki bize son kuruşumuza kadar hak ettiğimiz verilir .
Her sabah uyandığımda kendime şunu sorarım: bugün, o gün olacak mı? Her akşam yatağa yeni bir hayal kırıklığı ile girerim. Ve hayat gelip geçer. Güneşten mahrumiyet nedeniyle solan yüzlerimizde derin çizgiler belirir.
Kendin olmayı başarman yeterli - sana özgü bütün aptallıklarınla - ama özgün olacaksın bunda da, kuşkuya mahal vermeyecek biçimde özgün. Mutlak samimiyet kendi başına belge sayılır!
Gene de içimde her şeyin yeniden başlayabileceğine ilişkin hiç dinmeyen bir duygu var.
Bazen hayatta adalet yerine getirilir, insan kolay unutsa ve sadece gurur duyduğu eylemlerini anımsasa da her şeyin, varlığımızın her anını kaydedildiği defterler vardır, öyle ki bize son kurusuna kadar hak ettiğimiz verilir.
Ama bir başka aydınlık pencereden bildik bir tıkırtı geliyor. Daktilo. Sanki soluklanmak için verdiği küçük esler dışında coşkuyla tıkırdıyor, hiç durmuyor, tereddüt etmiyor... Hangi acıya doğru koşuyor? Bana bazı geceleri anımsatıyor, ah yıllar önceydi, ne çok zaman geçti.
Ömür boyunca günden güne ertelediğimiz ve şimdi şu bezgin yüzlerimizle kır saçlarımızla baştan ayağa ani öfkemizle, Neden esirgendi bizden? diye soracağız. İşte o zaman bizi görmezden gelen kentin devasa ve şehvetli cüssesine bakarak ayağa kalkacağız￼. Ama öfkemiz gibi bununda geç ve yararsız olduğunu anlayacağız.
Hayat haksız olma lüksü için fazlasıyla kısa, hayat haklı olabilmek için fazlasıyla uzun.
26 Ekim 1957
Yalvarıyorum yaz. İki satırcık olsun yaz, ruhun altüst, sinirlerin laçka olduysa da yaz. Ama her gün. Dişlerini sıksan da, anlamsız saçmalıklar da olsa yaz. Yazmak en gülünç ve en patetik hayallerimizden biridir. Ak kağıt üzerine kara kıvırcık çizgiler çizerek önemli şeyler yaptığımızı sanırız. Gene de senin işin bu, sadece seçtiğin değil, kaderinin sana lutfettiği işin, şayet bir kaçış yolu bulman olasıysa bulabileceğin tek kapı bu. Yaz, yaz. Nihayetinde tonlarca kağıt atılsa bile, tek bir satır canını kurtarabilir. (Belki).
TAM O ANDA. Şimdiden ayın 28'i oldu ve ben daha hiçbir şey yapmadım. Öte yandan zihnimde dolaşan şiir de şimdi bir şuraya bir buraya kaçıyor. Sabah uyanıyorum, üzerinde düşünüyorum, hepsi bu yağmurlu günlerin ıslak solgunluğuna gömülüyor. Yitirdiğim yolu yakalamak için aksaya topallaya ilerliyorum. "Dur! Bekle! Dur" diye bağırıyorum yokuşun dibinde. Ama sayfalar yavaş yavaş, çok yavaş dökülüyor, bunu kabullenmek zorundayım ama hiç durup dinlenmiyorlar. Asla biz insanlar gibi değil. Durup çevreye bakıyoruz, bir sigara yakıyoruz, biraz çene çalıyoruz. Hayatın sayfaları, saatler yani, astronomik günler ve aptal mecazlara ihtiyaç duymayan aylar, hızla birbirlerini izliyorlar; kabul etmek gerek, böyle bir ağırbaşlılıkla geçişlerini görenler onların düşmanlarımız olduğunu söylemez. Pek ağır, pek asil ilerliyorlar. Ama asla durmuyor lanet olasıca, bir an bile soluklanmıyor, önümüzde daima koşturma, hazırlama, planlama, hesaplama, tasarlama bulunuyor. İnsanız ve arada bir durmaya gereksinme duyuyoruz. Duruyor ve uyuyakalıyoruz. Ama işte böyle, biz yolun kenarında durmuş, tuhaf şeylerin rüyasına dalmış ken saatler, günler, aylar ve yıllar bize birer birer yetişiyor, iğrenç yavaşlıklarıyla bizi geçiyor, yolun sonunda görünmez oluyorlar. Sonra sabah uyandığımızda geç kaldığımızı fark ediyoruz, peşlerine düşüyoruz. İşte tam o anda, amiyane bir deyişle, gençlik bitiyor, demek geliyor içimizden.
Tanrı aşkına umuyorum bize bu avuntu bırakılır. Sonunda elimizde kalacak somut şey, yapmayı başardıklarımızdır.
--reklam--
Tam O Anda İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Öncelikle Dino Buzatti demek etkileyici ve aynı zamanda düşündürücü bir mizah anlayışı demek. Kendine bile çok güzel göndermeler yapıp bunun üzerinden hem kendini hem okuyanı sorgulatması demek.
Tatar çölüyle tanıdığımız ve dimağımızda müthiş bir haz bırakan yazarın bu kitabı tam bir kişisel bohça olarak adlandırılıyor. Yazarın gelip gidip tuttuğu defter notları, yaşanmışlık var..
Yani bir okur olarak yazarın iç dünyasına sızmak içinde olup bitenleri anlamaya çalışmak. Hangi kafayla yazıyorlar dediğimiz kitapların nasıl bir kafadan çıktığına şahit olmak bir bakıma. Ruh hallerinin değişkenliğine vakıf olup, hayal dünyalarına şahit olmak.
Editörü ile uzun süren bir mektuplaşmanın, çok fazla emeğin ve ciddi uğraşların ürünü bir kitap.
Bazı yazılar “bu nedir, nasıl bir düşünce ve yazım biçimidir” diye okuyanı hayrete düşürecek yazılar, bazıları da orta halli olup tekrar okunduğunda anlayacağınız yazılar. Ve isim üzerinde çok düşünülmüş aşırı derecede titizlenmiştir.Nihayetinde kitabı en iyi anlatan “Tam O Anda” ismi verilmiştir.
Kitabın başlangıcında bunları daha detaylı anlatan bir yazı okuyacaksınız. Ve ondan sonra kitap daha bir anlam kazanacak sizin için.
“Yazarı tanımak için bu kitabı okumak elzemdir” diye bir cümle ile karşılaşıyorsunuz. İç dünyasının anahtarı yani.
Netice olarak kitapta o kadar çok yer çizdim not aldım ve en önemlisi doldum ki her sayfadan sayfalarca yazı çıkardım defterime. İç sesimi harekete geçirdi kendi kendime konuşmamı ve yazmamı sağladı. Velhasıl dert sahibi yaptı beni..
Sayfaları çevirdikçe yaşının ilerlediğini doğal olarak sonuca doğru yaklaştığınızı hissettiriyor. Gençlikten ihtiyarlığa doğru bir akış, roman tadında bir günlük. Zaten Buzattinin özelliği zamanın akışına kapılıp gittiğimizi ve sanki hiç gayesizmiş gibi yaşadığımıza gönderme yapması. Aslında bir bakıma bize, kendine “kalk silkelen, yeniden başlayabilirsin, böyle miskin olma, kabullenişten vazgeç dirençli ol, bir sebebe tutun sen sadece bundan ibaret değilsin” gibi mesajları çok güçlü bir alt metinle veriyor bize.

Okuru içine hapsedip günlerce başka bir kitabı elinize aldırmayacak bir kitap. Kitap bitti sorgulama bitmedi yani..

Yazarın kendisi iç dünyası başlı başına kitap olduğu için hem yazarı hem kitabı anlatmış oldum aslında.
Karşılıklı günlerce konuşabileceğimiz bir yazar ve kitap. Dertlenmek, sorgulamak ve en önemlisi tanımak için okumalıyız mutlaka.
ufak bir dipnot: yazarın ressam olma özelliği olduğu için kitabın kapak resmi Dino Buzatti’ye ait. Sırf kapağı ile bile konuşan bir kitaptan bahsediyorum yani..

 kitap/tam-o-anda--117184 yazar/Dino-Buzzati (Yağmur) 
"Gene de içimde her şeyin yeniden başlayabileceğine ilişkin hiç dinmeyen bir duygu var."
.
.
Dino Buzzati Traverso, İtalyan romancı, öykü yazarı, ressam, şair ve gazeteci.
Hukuk fakültesi mezunu.
Şiir ve resim tutkunu.
Yazar - eser ayrımını hep hatırlatıyorum kendime ama bugüne kadar bir şeyi ne eserden ayırabildim ne yazardan; savaşın sönmüş yüzünü.
İkinci Dünya Savaşı'nı görmüş tüm yazarların kalemi, savaşın arta kalanından yapılma. Kalemlerinin ucu enkazı yazıyor; bu romantik akşam yemeğinin şarabını kanla değişiyor.
.
Buzzati bizde "Tatar Çölü" ile ünlendi fakat bu durum bize has değil. Fransa'da aynı eserle ünlenmesi sonucu (kendi ülkesi dahil) tanınan, geç fark edilmiş bir yazar kendisi. Okuyanından yüksek puanlar alan bu yazarla tanışma kitabı olarak onun ânlık cinnetlerini kaydettiği bir "günce" seçtim diyebilirim.
.
Korkunç bir genelleme yapıyorum şu an ; özellikle savaş görmüş yazarların kısa yazılar yazması parlak bir fikir değil. Gördükleri ve yaşadıkları o kadar yoğun ki tüm bunlardan sonra anlatmak; kelimenin eğilip bükülmesini gerektiren meşakkatli bir icraate dönüşüyor. Bu noktada yazılan bütün kısa metinlerde duyguların havada asılı kaldığını görebiliriz diye düşünüyorum.
.
Kısa metinlerin o havada kalmış havası dikkatimi tam olarak kitaba vermemi engelledi. Huzursuzluğun Kitabı'nı okuyanlar bu içeriğin ne kadar zor olduğunu zaten deneyimlemiştir: Bu, o kitabın kötü bir denemesi gibi geldi bana.
.
Buzzati ile yollarımız başka bir zamanda tekrar kesişecek fakat o zaman bu zaman değil. (Gülcan Durak) 
Bu yıl daha da iyi fark ettiğim üzere anlatı türünden hoşlanıyorum.Anlatı ise tek oturuşta okunacak bir tür değil. Ben bu kitabı okurken. Baya zamana yaydım. Eğer hızlı okumak gibi bir gayem olsaydı aynı tadı almazdım. Gelelim kitabımıza ‘Tam o anda’ leziz bir örnek teşkil ediyor.//// İçimde zamanın bıraktığı iç çekişlerle çok da hüzünlenmeden ama aynı zamanda çoşmadan okudum beni bir yaşlanma korkusudur aldı gitti sormayın.Gerçi son sayfalarda ben de buzatti gibi zamanı kabul ettim ne yaparsın eninde sonunda yaşlanacağız ve yerimize yeniler gelecek.////Zaman tek çizgi hiç bir anımıza geri dönemeyeceğiz. Üzüntü de aşk da bir kere yaşanıyor yaşanacak. Geriye dönemeyeciğimiz aşikar. Buzatti bu konuda baya hayıflanmış, farklı başlıklarda içinden geldiği gibi yazmış, anlatmış ben sevdim////. Bana sorarsanız okuyun istikrarlı kişiler için yol gösterici bile olabilir. (Nastasya F) 
--reklam--
Tam O Anda PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Dino Buzzati - Tam O Anda kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tam O Anda PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Dino Buzzati Kimdir?
Dino Buzatti, 16 Ekim 1906 tarihinde İtalya'da San Pellegrino'da doğdu. Ailesi sonradan Milano'ya yerleşti. Buzzati, hukuk fakültesini bitirdikten sonra, Corriera della sera gazetesinde çalışmaya başladı. Onu sonraki yazarlık yaşamına hazırlayan üç tutkusu vardı: Dağ, resim, şiir. İlk romanı olan Barnabo delle Montagne'yi 1935'te yazdı. Başyapıtı sayılan Tatar Çölü'nü 1940'da yayınladı. 1939'da Corriera della sera adıans avaş muhabiri olarak Addis Ababa'ya gitti ve gözlemci olarak da olsa, katıldığı çarpışmaları yazdı. Buzzatı'nin ayrıca Il Segreto del Bosco, Vecchio, I sette messaggeri, Paula alla Scala, Il gtande ritratto, Sessanta racconti Il Colombre gibi yapıtları yanında tiyatroya uyarlanmış çalışmaları ve resimleri de vardır. 

Üslubu, birçok bakımdan Kafka'ya benzetilen Buzzati değeri geç anlaşılmış bir yazardır. Hatta önce kendi memleketi olan İtalya'da değil, Fransa'da ilgi görmüştür. 

28 Ocak 1972'de Milano'da ölmüştür.
--reklam--
Dino Buzzati Kitapları - Eserleri
Tatar Çölü
Tanrı'yı Gören Köpek
Bir Aşk
Yaşlı Ormanın Gizemi
Dağların Adamı Barnabo
Colombre
Yedi Ulak
Tam O Anda
Ayıların Meşhur Sicilya Baskını
K. Balığı
Büyülü Öyküler
Fırçanın Ucundaki Hikayeler
Büyücü
Catastrophe
--reklam--
Dino Buzzati Alıntıları - Sözleri
N'aparsın? Böyleyiz biz işte, günahkârız Tanrı'nın bağışlamasına gereksinme duyan zavallı günahkâr böcekleriz. (Büyülü Öyküler)
Her şey eskisi gibi.
 Gerçekten hiçbir şey olmadı. (Dağların Adamı Barnabo)
Ama bir başka aydınlık pencereden bildik bir tıkırtı geliyor. Daktilo. Sanki soluklanmak için verdiği küçük esler dışında coşkuyla tıkırdıyor, hiç durmuyor, tereddüt etmiyor... Hangi acıya doğru koşuyor? Bana bazı geceleri anımsatıyor, ah yıllar önceydi, ne çok zaman geçti. (Tam O Anda)
"O yaşlı görünümüyle çekişen hafif, hızlı adımlarla, sadece yirmi yaşlarındaki mutlu insanlara özgü bir neşeyle yürüyordu." (Yedi Ulak)
Tanrı aşkına umuyorum bize bu avuntu bırakılır. Sonunda elimizde kalacak somut şey, yapmayı başardıklarımızdır. (Tam O Anda)
Fazlasıyla bir öncekine benzeyen günler artık birbirine karışıyordu. (Yedi Ulak)
Büyük bir engeldir büyümek. Genellikle insanın başına uykusunda gelir. (Yaşlı Ormanın Gizemi)
Yitirdiğin savaşların madalyalarıyla süslüsün; yarınki savaşta talih senden yana olacaktı ama tam o gün ölüverdin. (Colombre)
"Doğanın yüce bir gösterisi karşısında bizim ruhsal coşkumuz sadece kendimizi ilgilendirse ve başka bir varlığa doğru yayılamasa ne kadar acıklı olurdu." (Bir Aşk)
Ruhların ve nesnelerin birbirine benzeyen sesleri ve ışıkları arasındaki çöküşte apartmanların kasvetli gölgesinde, beton ve kireç duvarlar arasında, dizginlenemeyen yalnızlık içinde bir tür çiçekti o. (Bir Aşk)
Sadece yalanın uydurulmaya ihtiyacı vardır. (Yaşlı Ormanın Gizemi)
intikam alma ihtiyacını gerçekten hissetmiyor.
O alçaklık anı artık uzaklarda kalan bir olay. (Dağların Adamı Barnabo)
Her sabah uyandığımda kendime şunu sorarım: bugün, o gün olacak mı? Her akşam yatağa yeni bir hayal kırıklığı ile girerim. Ve hayat gelip geçer. Güneşten mahrumiyet nedeniyle solan yüzlerimizde derin çizgiler belirir. (Tam O Anda)
“İkindi vaktiydi daha, oldukça güneşliydi hava. Sokakta biriyle karşılaştım. “Günaydın” dedim. Baktı bana ve “İyi akşamlar” cevabını verdi.” (Tanrı'yı Gören Köpek)
“Sıkmayın canınızı. Artık çok geç. Umut ışığı kalmadı bizim için.” (Büyülü Öyküler)
"Senin gibiler cehennemi çocukluklarından beri içlerinde taşır." (Colombre)
"Sen başkalarının kederlerini ödünç aldın." (Colombre)
Gene de içimde her şeyin yeniden başlayabileceğine ilişkin hiç dinmeyen bir duygu var. (Tam O Anda)
Elbette, doğan güneşten ya da görkemli dolunaydan farklı olarak cömert ve dokunaklı yıldızlar, insanı dünyanın mutluluklarını değil, tam aksine nadir görülen şeylerini sevmeye teşvik ediyorlar ve aslında ihtiyaçlarımıza daha çok karşılık veriyor gibi görünüyorlardı. (Yedi Ulak)
"Henüz dibe vurmadım; küçük bir pay daha kaldı oraya ve umarım onun tadını alabilirim." (Colombre)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tam-o-anda-dino-buzzati-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)