# Tanrı Görmesin Harflerimi - Bejan Matur Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Tanrı Görmesin Harflerimi kimin eseri? Tanrı Görmesin Harflerimi kitabının yazarı kimdir? Tanrı Görmesin Harflerimi konusu ve anafikri nedir? Tanrı Görmesin Harflerimi kitabı ne anlatıyor? Tanrı Görmesin Harflerimi kitabının yazarı Bejan Matur kimdir? İşte Tanrı Görmesin Harflerimi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tanri-gormesin-harflerimi-bejan-matur-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-10T23:50:51+03:00
- Güncelleme: 2022-02-10T23:50:51+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/10/bejan-matur-kimdir-bejan-matur-kitaplari-ve-sozleri-149264.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Bejan Matur 
 Yayın Evi: Timaş Yayınları 
 İSBN: 9789753422444 
 Sayfa Sayısı: 94 

Tanrı Görmesin Harflerimi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Rüzgâr Dolu Konaklar ile tanınan şairin ikinci şiir kitabı. En az onun kadar güzel. Bu kez kitabın kapanış şiirini verelim:

DÜNYADA OLMAK ACIDIR. ÖĞRENDİM.

Yeryüzündeki tüm kızıl taşlara

Tanrının kanı sürülmüştür.

Bu yüzden kızıl taşlar

Çocukluğumuzu öğretir.

Tanrı, biz çocukken,

Yanımızda dolaşır.

Küpemize dokunur

Ve kolyemize.

Pabuçlarımıza ve kurdelamızın

Kızçocuk olmak kıvrımına girer

Saklanır.

Kızıl bir elbise ve yatak almalıyım,

Kızıl bir yüzük,

Ve lamba.

O zaman olmalı ki,

Annenin zamanı başlar ve tükenir.

Beklemeyi bilen kan,

Taş olmayı da bilir.

Dünyada olmak acıdır. Öğrendim.

Kızıl karanlık

Mavi karanlık

Ve başlangıç

Bir anlamı olmalı ki bunların,

Bırakmaz bizi annemiz ve tanrımız.

Tanrı Görmesin Harflerimi Alıntıları - Sözleri
Olmuyor işte 
Yan yana uzanmakla karışmıyor çocukluk.
Biri dese ki
Ruhtan öncedir ışık
Ve kusura yakın
İnan.

Hayat ne kadar karmaşıksa
İyilik o kadar yalın.
Beklemeyi bilen kan,
Taş olmayı da bilir
Dünyada olmak acıdır. Öğrendim.
Olmuyor işte 
Yan yana uzanmakla karışmıyor çocukluk.
Biri dese ki
Ruhtan öncedir ışık
Ve kusura yakın
İnan.

Hayat ne kadar karmaşıksa
İyilik o kadar yalın.
Olmuyor işte 
Yan yana uzanmakla karışmıyor çocukluk.
Neyimiz var ki başka
Bir ay,
Bir güneş
Yan yana olmaya korkan
beklemeyi bilen kan, taş olmayı da bilir. dünyada olmak acıdır. öğrendim.
Gitmeliyim
Kendime varmak için.
Bir insanı en iyi sevişirken tanırız.
Kalbimizi birlikte çürütürken.
Biri dese ki
Ruhtan öncedir ışık
Ve kusura yakın
İnan.

Hayat ne kadar karmaşıksa
İyilik o kadar yalın.
Biri dese ki
Ruhtan öncedir ışık
Ve kusura yakın
İnan.

Hayat ne kadar karmaşıksa
İyilik o kadar yalın.
Beklemeyi bilen kan,
Taş olmayı da bilir
Dünyada olmak acıdır. Öğrendim.

Tanrı Görmesin Harflerimi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yeni kitaplar keşfetme yolculuğumda karşıma çıkan kitaplardan biri Tanrı Görmesin Harflerimi. Kitabın ilk başta ismi dikkatimi çekti. "Bu isimde bir yaşanmışlık kokusu var. Bu yüzden bu kitabı okusam iyi olacak." dedim. Başladım şiirleri okumaya.

Ben her zaman şairin içindeki duyguları şiirlerine yansıttığına inanırım. Bu kitaptaki şiirlerde de şairin hissettiklerine şahit oldum. Sanki şiirler bana sesleniyordu. Seslenirken imgeler karşıma çıktı. Bir amacı olan imgeler. Kadın, kan, çocuk, tarih, su, ölüm, Tanrı, yaşam, ağaç imgeleri süsledi belleğimi. Dünyada sıkışıp kalmış bir ruh sesleniyordu bana. Sanki barınamayan terk edilen ya da gitmek zorunda kalınan yerlerden gelen seslerin izlerini takip eden bir ruh. Kendine bir yer bulmaya çalışan ama bulunduğu yerlerdeki suların kan kırmızısı aktığı, tarihin baştan yazılıp tekrardan inşa edilmeye çalışıldığını fark ettiğinde içindeki sesi kağıtlara aktarmalıydı.

"İyilik de
Kötülük de
Bizde başlıyor
Ve bitiyordu bizde."

Şiirlerde; aşk, ölüm, yalnızlık gibi temalar işlenmiş. Şair, imgelerin ahenkli kullanımı ile masalsı bir dil ile okuyucularına sesleniyor. Sanki çocukluğa geri dönme arzusu, yaşanılması gereken bir çocukluk izlenimi hissettim şiirlerde. Anne olmanın, kadın olmanın önemine dem vurmuş şiirlerinde.

"Fırtına Çocukluğu Uçurur
Fırtına çocukluğu uçurur
Kemikler kalır geride.
Sularda olmak aşkla birdir
Bunu anlamıştın sen.
Şimdi bakıyorum
Zayıflamışsın, kendine bakmalısın
Derkenki yakınlığın,
Hatırladığım ne?
Anne oldum Deniz’e
Onun çocukluğunu emzireceğim
Ona içimi göstereceğim
Aklımı kaybetmediğimin hesabını vereceğim
Aklımı neden tuttuğumun hesabını
Bedenimde."

Okuduğum bir röportajda Bejan Mahur şiiri hakkında şu sözleri söylemiştir:

"Aklımdan hiçbir zaman çıkarmadığım bir söz var: “İnsanlar içinde bir insan ol”. Hazreti Ali’nin bu sözü beni çoğu zaman uyandırmıştır. Şiirde yapmaya çalıştığım da çok farklı değil aslında. Daha doğrusu şiirin bana geliş biçimi, insanın sonsuzluk içinde biriktirdiklerine dairdir. O sözün hiç karmaşık olmadığını bir şair, sezgileriyle bilir. Ona ulaşmak ise zordur. Yeterince ulaştığımı sanmıyorum. Ben bir taş kadar fasılasız ve kendi hakikatinin merkezinde bir şiir yazmanın derdindeyim. O şiiri yazabilirsem sadeliği yakalamış olurum. Daha çok yol var..."

 "Kaynak konusuna gelince, bunu hep söyledim; benim şiirimle ilgili bir kaynak aranıyorsa içinden geldiğim toplumun tarihine, köklerine bakılmalı. O toplumun acılarına bakılmalı. Şiirim oradan besleniyor. Ve tüm ruhumla oraya bağlıyım hâlâ. O dilsiz dünyanın taşlarını, rüzgârını, ağacını konuşturmak derdiyle bağlı ruhum. "

Kendi benliğini ve ruhunu şiirlerinin içine nakış gibi sermiş. Ondan parçalar bulacağınız şiirler yazmış.

Okuduğum röportajda kitabın içinde bulunan bir şiirin hikayesinden bahsetmiş.

"Ağaçların Hayatı
I
Boynumu uzatıp
Ağaçların gölgesizliğinden bir ölüm yapacağım
Kalbi derinde bir ölüm
Yapraklarınkiyle aynı.
II
Yağmur yağınca yaprakların soluğu kesiliyor
Buharlaşarak konuşuyorlar.
Yatağıma gelip
Beni bir yalnızlık olarak buluyorlar.
Eskimiş bir yalnızlık,
Geçmiş bir hayattan.
Gövdemin orantısı, ellerime bakılırsa
Eski
Çok eski.
Schubert dinliyorum sanki
Ve sevgilime bir yaprak olarak sunuyorum kendimi.
Islanmış az önce ve ışıkla buharlaşmış.
Mevsimlere uyduğunda
Nefes almasa da olur insan.
Bir ağaç girer uykusuna
Bir başkası gözleriyle olur
Yahut olmaz.
III
Bir ağaç gölgesi gibi yalnızlık
Damarlarını yavaşça toprağa veren
Görünmezde hüküm süren bir ağaç.
IV
Kalbime benziyor yaprakları ağacın.
Kalbimin susuşu gibi kışın.
Hiçbir ses avutmuyor beni
Hiçbir bakışı sevgilimin.
Nereden çıktın sen diyorlar
Bir kuyudan diyorum
Bir kuyudan.
V
Karanlık bir ormanın şarkısını
Fısıldadı kulağıma
Nemini.
Aşk için göğe bakmak
Dalların gölgeli yumuşaklığına.
Toprağın teninde avunan
Dipleri duymaz.
VI
Gövdesinden meyvesini çıkarıp
Dalına taşıyan ağaç
Öğretti bana.
Yolun bahşettiğidir hayat.
Aron Adası-İskoçya, Mayıs ‘98"

"Benim çocukluk ağacım meşe. Bir meşe ağacının altında oturup düşünen, yaprakların hayatını ezber eden bir çocuk olarak büyüdüm. Aslında sadece o ağacı anlatarak da bir hayat geçirebilirdim! Köyün mezarlığında, tarlaların, ıssız tepelerin ortasında bir işaret gibi duran meşe ağaçları. Sonra daha kadim bir ziyaret tepesi var ki, oradan çıkan ‘temmuz meleği’ şiiri az bile söyledi. Sadece o ağaçla olan konuşmamı anlatan bir kitap yazmayı düşünüyorum. Uzun hikâye. Şimdilik bu kadarını söyleyeyim. "

Acıların ve kederlerin yazılması gerektiğini düşünüyor. Acılar anlatılmazsa tarih nasıl değişecektir? Şair Orhon Murat Arıburnu Şiir ödülü ve Halil Kocagöz ödüllerine sahiptir.

"Sonsuzluk Bilgisi
Eskidenmiş
Sonsuzluk, bizden dışarda ve içerde
İkili bir sessizlikle
Bahşedermiş dinginliği.
I
Yıldızların karanlık bir rahimde doğmadan
Durmaları gibi
Öylece asılı ve ışıklı
Safmışım ben.
Safmışım ve şiir öyle varmış.
İçime yıldız ışığıyla
Bir dövme yaptırmak istediğimde
Tanrı kızdı.
Ve kaldım.
Her beyazlık çağırdı beni
Dedi ki;
Yumuşaksa eğer tenin
Başka bir şey olur senle
Aşk olur mesela ve bu zordur.
Aşk olur ve bu çok zordur.
II
Her şey yolunda gittiğinde kalır kalp.
Donmuş bir göl gibi tıpkı.
İçimdeki genişliğe dedim ki,
Sonsuzluk benden çıkan ve bana dönen değil
Benden çıkan ve bana dönmeyendir.
Dönmeyendir sonsuzluk.
III
Prusyalılar acayip bir simetriyle kurduklarında şehirlerini
Tanrı’nın geniş kalbini düşünmüşlerdi.
Ve biliyorlardı, kıyısında ağaçlar olan bir göl
Her millete iyi gelir.
Ama gel gör ki
Orada, o göle yansıyan simetride boğuldu tarih
Aklın simetrisi ve dalganın kırık kalbinde
Yıkıldı ihtişamı iyiliğin.
Ve düzen bozuldu
Ve o günden sonra
Sonsuzluk bizden koptu
Ve o günden sonra sonsuzluk
Geri dönmedi.
Potsdam-Berlin, Şubat ‘97"

Dilini anlatmak istediklerini çok beğendim. Diğer kitaplarına da bakacağım. (fulden ufacık) 

Kitabın Yazarı Bejan Matur Kimdir?
Bejan Matur, (d. 14 Eylül 1968 Pazarcık), şair, yazar.

14 Eylül 1968 tarihinde Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesi Maksutuşağı Köyü'nde doğdu. Ortaokul ve lise eğitimini Gaziantep'te tamamladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.

İlk kitabı Rüzgâr Dolu Konaklar ile 1997 yılında Halil Kocagöz Şiir Ödülü ve Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülünü kazandı. Şiirleri Adam Sanat, Defter, Ekin Belleten ve Yazıt dergilerinde yayımlandı. Şiirlerinden yapılmış bir seçki 2004 yılında "The Temple of a Patient God" adıyla İngiltere'de Arc yayınevi tarafından, Almanca-Fransızca diğer bir seçki ise Winddurchwehte Herrenhauser adıyla 2006'da Lüksemburg'ta PHI yayınevi tarafından yayımlandı. Bir süre Zaman Gazetesi'nde dil, Alevilik, Kürt Sorunu gibi çeşitli konular üzerine yorum yazıları yazdı. 2008 yılında kurulan Diyarbakır Kültür Sanat Vakfı'nın kurucu başkanıdır. Rudaw gazetesinde haftalık köşe yazıları yazmaktadır.

Bejan Matur Kitapları - Eserleri
Dağın Ardına Bakmak
Rüzgar Dolu Konaklar
Tanrı Görmesin Harflerimi
Ayın Büyüttüğü Oğullar
İbrahim'in Beni Terketmesi
Son Dağ

Onun Çölünde
Aşk Olmayan
Kader Denizi
Dünya Güzeldir Hâlâ
Ayın Büyüttüğü Oğullar

Bejan Matur Alıntıları - Sözleri
Ey Tanrım
Nereye aidim
Bana bildir! (Kader Denizi)
Bu sağırlık
Cennet değilse
Nedir ?
Nedir bu duymamayı yapan
Tamlık (Kader Denizi)
¶¶

Suskun konaklar gibiydim
Kapıları gittikçe çoğalan.

¶¶ (Rüzgar Dolu Konaklar)
Bana ilk kez yaklaştığım o ormanda
Kaybetmeyi öğrettin. (Onun Çölünde)
Pencereden göründüğü kadarmış hayat. (Rüzgar Dolu Konaklar)
Ve sevgilim biliyor musun
Ruhtan da acı bizim ülkemiz. (Aşk Olmayan)

Kader kadar karanlık
Sular
Senin bakışların
Soluğun karanlık... (Kader Denizi)
kaç dağ uzaksın benden
bilemem ki…. (Aşk Olmayan)
Ne çok keder var
Ey Allahım ne çok gidiş. (Son Dağ)
İnsan diyor annem
Bir yerde yaşamakla
İyiliği öğrenmeli,
Taşa baktıkça mesela
Dağa baktıkça
Dokundukça dalına bir ağacın
Görmeli iyiliği. (Son Dağ)
Uyuyor sanıyordum dünyayı.
Her şeyi uyuyor sanıyordum
Avutmuştu bu beni. (Onun Çölünde)
Unutmak değil, hatırlamak yükü bizdeki (Son Dağ)
sessizlik,
kalbimde işleyen gerçek! (Dünya Güzeldir Hâlâ)

Seninle benim aramda dağlar oluşabilir
Dediğimde inanmadın.
Ama bak oluyor işte.
Bozkır bitiyor ve başlıyor dağlar
Acı başlıyor. (İbrahim'in Beni Terketmesi)
Unutmak değil, hatırlamak yükü bizdeki.. (Son Dağ)
Olmuyor işte 
Yan yana uzanmakla karışmıyor çocukluk. (Tanrı Görmesin Harflerimi)
Olmuyor işte 
Yan yana uzanmakla karışmıyor çocukluk. (Tanrı Görmesin Harflerimi)
Avlusunda beklemek olan suskun ev,
Ölüm sandı geceyi.
Ve dünyadan ayrıldı. (Ayın Büyüttüğü Oğullar)
Sözcükler acımızı doldurmayacak. (Ayın Büyüttüğü Oğullar)
Meydanlara çıkıp mücadeleye devam gazı veren hiç kimsenin kendi çocuğunu cephede öne sürmediğini hatırlatmaya gerek var mı ? (Dağın Ardına Bakmak)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tanri-gormesin-harflerimi-bejan-matur-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)