# Tanrı Nasıl İsterse - Niccolo Ammaniti Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Tanrı Nasıl İsterse kimin eseri? Tanrı Nasıl İsterse kitabının yazarı kimdir? Tanrı Nasıl İsterse konusu ve anafikri nedir? Tanrı Nasıl İsterse kitabı ne anlatıyor? Tanrı Nasıl İsterse PDF indirme linki var mı?  Tanrı Nasıl İsterse kitabının yazarı Niccolo Ammaniti kimdir? İşte Tanrı Nasıl İsterse kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tanri-nasil-isterse-niccolo-ammaniti-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-04T20:00:11+03:00
- Güncelleme: 2022-05-04T20:00:11+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/04/niccolo-ammaniti-kimdir-niccolo-ammaniti-kitaplari-ve-sozleri-214757.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Niccolo Ammaniti 
 Çevirmen: Yelda Gürlek 
 Orijinal Adı: Come Dio Comanda 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750712753 
 Sayfa Sayısı: 520 
--reklam--
Tanrı Nasıl İsterse Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Genç kuşak İtalyan edebiyatının en parlak kalemlerinden biri olan Ammaniti, bu kez kaybedenlerin İtalyası'ndan, dışlanmış insanların karanlık dünyasından sesleniyor okura. Yazar, zaafları ve tutkularıyla sıradan bir yeniyetme olan Cristiano ile faşist eğilimleri ve alkole düşkünlüğüyle diğer babalara pek benzemeyen Rino Zena'nın, şiddet ve sevgiyle beslenen ilişkileri ekseninde, sefil insanların karanlık ve vahşi dünyasına eşine az rastlanır bir hümanizmle yaklaşıyor.

Hepimize ait gerçeği gün yüzüne çıkarmak için aşırılıktan, uç kişiliklerden yararlanan Ammaniti, sevgiyi başköşeye oturttuğu, trajedinin ve kara mizahın iç içe geçtiği, umutsuzluğun enerjisiyle yazılmış çok sarsıcı ve güçlü bir roman çıkarmış ortaya. Soluk soluğa okuyacağınız kitabın son sayfasına geldiğinizde, ahmakları ve düşkünleri artık daha çok sevdiğinizi fark edecek, edebiyatın gücüne bir kere daha inanacaksınız.

***2007 Strega Ödülü

--reklam--
Tanrı Nasıl İsterse Alıntıları - Sözleri
Basitlik, her işin gerektiği gibi yapılmasının temelidir.
Tanrı, ettiğin yeminler karşısında seninle iyilik sözleşmesi imzalayan bir pazarlamacı değildir.
“Özgürlükten söz etme.Özgürlüğe gelince herkes bülbül kesilir.Özgürlük şöyle,özgürlük böyle.Ağız dolu konuşurlar.Özgür olmak senin ne işine yarar ? Beş paran yoksa, bir işin yoksa dünyanın özgürlüğü senin olmuş ,neye yarar? Gidersin.İyi de nereye? Nasıl gidersin? Evsiz yurtsuz serseriler bu dünyanın en özgür insanları ama parktaki bankların üstünde soğuktan donarak ölüyorlar.Özgürlük sadece insanları kandırmaya yarayan bir sözcük.Kaç serserinin özgürlük uğruna, üstelik ne anlama geldiğini bile bilmeden canından olduğunu biliyor musun? Ya da onlara kimlerin sahip olduğunu? Sadece parası olanlar.Evet,onlar..”
--reklam--
Tanrı Nasıl İsterse İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tanrı Nasıl İsterse - Niccolo Ammaniti

Cristiano, Rino Zena'nın oğlu. Dört Peynir lakaplı biri ve Danilo, Rino'nın yakın arkadaşı.
Rino sert bir insan, hayata gerçeklikle bakan, toz pembe bakmayan bir kişi ve komünistleri sevmeyen biridir. Eşi onu terketmiştir ve Rino, Cristiano ile yaşar. Cri on üç-on dört yaşlarındadır, eğer babası ona iyi bakamazsa sosyal hizmetler Cri'yi babasından ayırırlar.
Cri bir gün kompozisyon ödevi yapar ve faşist sözler yazar. Bunu öğretmenine vermez. Babası ve arkadaşlarına okur. Babası bu ödevi öğretmenine verdiğini iddia eder, endişelenir çünkü ödevi veren öğretmen komünisttir. Cri'yi babası azarlar ve Cri kompozisyonu imha eder.
Dört Peynir ve Danilo vurgun yaparak zengin olmak isterler, Rino onlara katılmak istemez ama olaylar farklı gelişmelerle devam eder. Dört Peynir istemeden birini öldürür, Rino Dört Peynir'i bulur ve durumu düzeltmek ister ve ona bağırır, çağırır. Rino cinayetin olduğu bölgede beyin kanaması geçirir. Bir şekilde Rino oğluna ulaşır ve nerede olduğunu söyler, oğlu onu güç de olsa bulur.
Herkes kendi penceresinden bakarak olayları yorumlar.
Kitap gerçekten güzel, akıcı ve merak uyandırıcıdır, zaten 2007 Strega Ödülü'nü almış bir kitap. (Uğur Kaplan) 
İtalyan yazar Niccolo Ammanıtı'nin 2007 yılında Strega Ödülü alan güzel bir romanı "Tanrı Nasıl İsterse".
(Strega Ödülü (İtalyanca'da Premio Strega), her yıl İtalya’da yayımlanmış bir kitaba verilen en saygın ödüllerden biridir.)

Romana geçmeden önce biraz Niccolo Ammaniti'yi tanıyalım.
25 Eylül 1966’da Roma’da dünyaya gelmiş. İlk romanı "Branchi"yi 1994'te yazmış. Daha sonra "Çamur", " Alır Götürürüm Seni" romanları yayımlanmış. 2001 yılında yazdığı ve sanırım yazarın en meşhur romanı olan "Korkmuyorum" Viareggio Ödülü'nü kazanmış. Daha sonra sırasıyla "Eğlence Başlasın", "Sen ve Ben" yayımlanmış. " Tanrı Nasıl İsterse" romanını okuduğumda "Bu romanın kesinlikle bir filmi ya da dizisi yapılmalı!" diye geçirmiştim içimden. Yazarı araştırırken fark ettim ki zaten "Çamur", "Branchi", "Korkmuyorum", "Sen ve Ben" ve "Tanrı Nasıl isterse" romanları sinemaya uyarlanmış. Buna seviniyor ama hiç şaşırmıyorsunuz. Ammaniti'nin okuduğum ilk kitabı "Tanrı Nasıl İsterse" oldu ancak araştırmalarım sonucunda diğer kitaplarının da bunun kadar sürükleyici olduğu sonucuna vardım dolayısıyla sinemaya uyarlanmaması şaşırtıcı olabilirdi benim için.

Kitapla ilgili söyleyebileceğim ilk şey kesinlikle inanılmaz sürükleyici olmasıdır. Daha 1. sayfadan okuyucuyu içine çekiyor ve de 520. sayfasına dek de bırakmıyor. Sıkıldığım tek bir sayfası dahi olmadı diyebilirim. Kitap okumak için çok vakit yaratamadığım bir dönemde okuduğum için de aklım hep kitapta kaldı.

Roman; sarhoş, işsiz güçsüz baba Rino Zena'nın bir gece vakti komşunun köpeğinin havlamasından rahatsız olmasıyla başlıyor. Hemen ardından on üç-on dört yaşlarındaki oğlu Cristiano Zena'yı uyandırıp onu köpeği öldürmekle görevlendiriyor. Kitap boyunca da kaybeden, ötekileştirilmiş, toplumdan uzaklaşmış, yabancılaşmış sıradan, küçük insanların yaşamlarını; onların başına gelenleri baba Rino Zena ve onun oğlu Cristiano Zena ekseninde okuyoruz.

Rino Zena karısı, Cristiano Zena da annesi tarafından terk edilmiştir. Baba küçük geçici işlerde çalışıyor, oğlan okuluna devam ediyordur. Ancak genel olarak fakir ve öfkelidirler. Onları düzenli olarak Sosyal Hizmetler görevlisi ziyaret etmektedir ve en küçük pürüzde Cristiano'yu alıp bir yatılı okula verecektir. Cristiano okulda arkadaşlarıyla da bağ kuramaz. Daha iyi durumda olan arkadaşlarından gizliden gizliye nefret eder. Hayata karşı duyduğu bütün öfke aslında babası tarafından ona öğretilmiştir.

Rinonun yakın arkadaşı Danilo ise arabada küçük kızı şampuan kapağını yutarak can verirken, kemerini çözememiş ve kızının ölümü sırasında bir şey yapamamış ve sonrasında karısı tarafından terk edilmiştir. Karısının bir gün ona döneceğini düşünür ve büyük bir vurgun yaparak para kazanmanın derdindedir. Diğerleri gibi hayata karşı oldukça serttir, kaybetmiştir, öfkelidir.

Diğer bir hayata öfkeli karakter de Dört Peynir'dir. Asıl adı Corrado Rumitz olan bu karakterimizin ise başına geçmişte türlü türlü felaketler gelmiştir ve biraz da aklı eksiktir. Elektirik akımına kapıldıktan sonra da iyice tuhaflaşmıştır. Dört Peynir, bir porno filmde izlediği kadına takıktır. Sürekli bu filmi düşünür. Hatta bir gün cristiano'nun okul arkadaşı Fabiano'yı porno filmdeki Ramano'ya benzetmesi herkesi çok yakından etkileyen olaylar zincirine neden olur ve roman tüm ülkeyi derinden etkiyen bir cinayet ile sonlanır.

Çoğu zaman bir araya gelen Rino Zena, Cristiano Zena, Danilo ve Dört Peynir günübirlik yaşarlar. Tam bir kaybedenler kulübü. Aslında hepsi şiddet ve zulümle beslenir. Hepsinin ortak bir geçmişi vardır. Hepsi yaşamının bir döneminde birileri tarafından terk edilmiştir. İçten içe tanrıyla konuşurlar. Bazen onun olduğunu hatta onlara işaretler gönderdiğini düşünürler bazen de ondan nefret eder, onun bir pazarlamacı olduğunu düşünürler. Bazen o, insanlarla pazarlık yapan bir pazarlamacı değildir de bokun tekidir bazen de onları seven onlara ışığını gönderendir. Şöyle diyor: "Tanrı ettiğin yeminler karşılığında seninle iyilik sözleşmesi imzalayan bir pazarlamacı değildir." Başka satırlarda şunları okuyoruz: "Tanrı elini kaldırdığında tokadı en fakire iner." Şöyle dediği de oluyor satırların: "... Çünkü Tanrı bokun biridir ve er geç her şeyini alır."

Aslında tüm bu karakterler tanrılarına öfkelidirler. Dünyadaki tüm bu adaletsizliğin kaynağı neydi? Hainler bu gücü nereden alıyordu, hainler nasıl çoğalıyordu? Kitabın ilk bölümünde yer alan şu dizeler bunu gösterir nitelikte:

"davamı önüne getirsem
haklı çıkarsın, ya Rab!
ama adalet konusunda
seninle tartışmak istiyorum.
neden kötülerin işi iyi gidiyor?
neden hainler tasasızca yaşıyor?
onları sen diktin, kök saldılar,
büyüyüp ürün verdiler.
adın, ağızlarından düşmüyor.
yürekleriyse senden uzak."

Tüm bunları yanında Rino Zena ve Cristiano'yu birbirine bağlayan çok derin bir sevgi de vardır. Onu açıkça dile getirmezler, satırların ve duyguların altını kazıyarak sizin ortaya çıkarmanız gerekiyor. Aslında ne kadar sevilmeye muhtaç olduklarını da görüyoruz. Bu romanda öfke ne kadar belirginse sevgi de o kadar gizli belki de. Yer yer nefret edeceğiniz karakterleri yer yer bağrınıza basmak isteyeceksiniz.

Okuyacaklara keyifli zamanlar dilerim :) (lilithyuss) 
İtalyan yazar Niccolo Ammanıtı'nin 2007 yılında Strega Ödülü alan güzel bir romanı "Tanrı Nasıl İsterse".
(Strega Ödülü (İtalyanca'da Premio Strega), her yıl İtalya’da yayımlanmış bir kitaba verilen en saygın ödüllerden biridir.)

Romana geçmeden önce biraz Niccolo Ammaniti'yi tanıyalım.
25 Eylül 1966’da Roma’da dünyaya gelmiş. İlk romanı "Branchi"yi 1994'te yazmış. Daha sonra "Çamur", " Alır Götürürüm Seni" romanları yayımlanmış. 2001 yılında yazdığı ve sanırım yazarın en meşhur romanı olan "Korkmuyorum" Viareggio Ödülü'nü kazanmış. Daha sonra sırasıyla "Eğlence Başlasın", "Sen ve Ben" yayımlanmış. " Tanrı Nasıl İsterse" romanını okuduğumda "Bu romanın kesinlikle bir filmi ya da dizisi yapılmalı!" diye geçirmiştim içimden. Yazarı araştırırken fark ettim ki zaten "Çamur", "Branchi", "Korkmuyorum", "Sen ve Ben" ve "Tanrı Nasıl isterse" romanları sinemaya uyarlanmış. Buna seviniyor ama hiç şaşırmıyorsunuz. Ammaniti'nin okuduğum ilk kitabı "Tanrı Nasıl İsterse" oldu ancak araştırmalarım sonucunda diğer kitaplarının da bunun kadar sürükleyici olduğu sonucuna vardım dolayısıyla sinemaya uyarlanmaması şaşırtıcı olabilirdi benim için.

Kitapla ilgili söyleyebileceğim ilk şey kesinlikle inanılmaz sürükleyici olmasıdır. Daha 1. sayfadan okuyucuyu içine çekiyor ve de 520. sayfasına dek de bırakmıyor. Sıkıldığım tek bir sayfası dahi olmadı diyebilirim. Kitap okumak için çok vakit yaratamadığım bir dönemde okuduğum için de aklım hep kitapta kaldı.

Roman; sarhoş, işsiz güçsüz baba Rino Zena'nın bir gece vakti komşunun köpeğinin havlamasından rahatsız olmasıyla başlıyor. Hemen ardından on üç-on dört yaşlarındaki oğlu Cristiano Zena'yı uyandırıp onu köpeği öldürmekle görevlendiriyor. Kitap boyunca da kaybeden, ötekileştirilmiş, toplumdan uzaklaşmış, yabancılaşmış sıradan, küçük insanların yaşamlarını; onların başına gelenleri baba Rino Zena ve onun oğlu Cristiano Zena ekseninde okuyoruz.

Rino Zena karısı, Cristiano Zena da annesi tarafından terk edilmiştir. Baba küçük geçici işlerde çalışıyor, oğlan okuluna devam ediyordur. Ancak genel olarak fakir ve öfkelidirler. Onları düzenli olarak Sosyal Hizmetler görevlisi ziyaret etmektedir ve en küçük pürüzde Cristiano'yu alıp bir yatılı okula verecektir. Cristiano okulda arkadaşlarıyla da bağ kuramaz. Daha iyi durumda olan arkadaşlarından gizliden gizliye nefret eder. Hayata karşı duyduğu bütün öfke aslında babası tarafından ona öğretilmiştir.

Rinonun yakın arkadaşı Danilo ise arabada küçük kızı şampuan kapağını yutarak can verirken, kemerini çözememiş ve kızının ölümü sırasında bir şey yapamamış ve sonrasında karısı tarafından terk edilmiştir. Karısının bir gün ona döneceğini düşünür ve büyük bir vurgun yaparak para kazanmanın derdindedir. Diğerleri gibi hayata karşı oldukça serttir, kaybetmiştir, öfkelidir.

Diğer bir hayata öfkeli karakter de Dört Peynir'dir. Asıl adı Corrado Rumitz olan bu karakterimizin ise başına geçmişte türlü türlü felaketler gelmiştir ve biraz da aklı eksiktir. Elektirik akımına kapıldıktan sonra da iyice tuhaflaşmıştır. Dört Peynir, bir porno filmde izlediği kadına takıktır. Sürekli bu filmi düşünür. Hatta bir gün cristiano'nun okul arkadaşı Fabiano'yı porno filmdeki Ramano'ya benzetmesi herkesi çok yakından etkileyen olaylar zincirine neden olur ve roman tüm ülkeyi derinden etkiyen bir cinayet ile sonlanır.

Çoğu zaman bir araya gelen Rino Zena, Cristiano Zena, Danilo ve Dört Peynir günübirlik yaşarlar. Tam bir kaybedenler kulübü. Aslında hepsi şiddet ve zulümle beslenir. Hepsinin ortak bir geçmişi vardır. Hepsi yaşamının bir döneminde birileri tarafından terk edilmiştir. İçten içe tanrıyla konuşurlar. Bazen onun olduğunu hatta onlara işaretler gönderdiğini düşünürler bazen de ondan nefret eder, onun bir pazarlamacı olduğunu düşünürler. Bazen o, insanlarla pazarlık yapan bir pazarlamacı değildir de bokun tekidir bazen de onları seven onlara ışığını gönderendir. Şöyle diyor: "Tanrı ettiğin yeminler karşılığında seninle iyilik sözleşmesi imzalayan bir pazarlamacı değildir." Başka satırlarda şunları okuyoruz: "Tanrı elini kaldırdığında tokadı en fakire iner." Şöyle dediği de oluyor satırların: "... Çünkü Tanrı bokun biridir ve er geç her şeyini alır."

Aslında tüm bu karakterler tanrılarına öfkelidirler. Dünyadaki tüm bu adaletsizliğin kaynağı neydi? Hainler bu gücü nereden alıyordu, hainler nasıl çoğalıyordu? Kitabın ilk bölümünde yer alan şu dizeler bunu gösterir nitelikte:

"davamı önüne getirsem
haklı çıkarsın, ya Rab!
ama adalet konusunda
seninle tartışmak istiyorum.
neden kötülerin işi iyi gidiyor?
neden hainler tasasızca yaşıyor?
onları sen diktin, kök saldılar,
büyüyüp ürün verdiler.
adın, ağızlarından düşmüyor.
yürekleriyse senden uzak."

Tüm bunları yanında Rino Zena ve Cristiano'yu birbirine bağlayan çok derin bir sevgi de vardır. Onu açıkça dile getirmezler, satırların ve duyguların altını kazıyarak sizin ortaya çıkarmanız gerekiyor. Aslında ne kadar sevilmeye muhtaç olduklarını da görüyoruz. Bu romanda öfke ne kadar belirginse sevgi de o kadar gizli belki de. Yer yer nefret edeceğiniz karakterleri yer yer bağrınıza basmak isteyeceksiniz.

Okuyacaklara keyifli zamanlar dilerim :) (siyenkov) 
--reklam--
Tanrı Nasıl İsterse PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Niccolo Ammaniti - Tanrı Nasıl İsterse kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tanrı Nasıl İsterse PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Niccolo Ammaniti Kimdir?
Niccolò Ammaniti 1966’da Roma’da doğdu. 1994’te "Branchie" adlı romanı, 1995’te "Nel nome del figlio" adlı denemesi, 1996’da "Fango" adlı öykü derlemesi yayımlandı. Öyküleri "Gioventu cannibale" (1996) ve "Tutti i denti del mostro sono perfetti" (1997) adlı seçkilerde de yer aldı. Kitapları Fransızca, Almanca, İspanyolca, Yunanca ve Rusça’ya çevrildi.
--reklam--
Niccolo Ammaniti Kitapları - Eserleri
Anna
Sen ve Ben
Korkmuyorum
Tanrı Nasıl İsterse
Eğlence Başlasın
Alır Götürürüm Seni
Çamur
--reklam--
Niccolo Ammaniti Alıntıları - Sözleri
Aşkı bilmeden aşık oldum ve hayatı tanıyamadan kaybediyorum. (Eğlence Başlasın)
Ben bilinçaltına ve psikolojiye pek inanmam, herkesin, yaptığı şeyle ölçüldüğüne inanırım. Ama bu durumda öyle sanıyorum ki, benim gizli bir yanım vardı ve kararı da o verdi. (Alır Götürürüm Seni)
"ağlayarak istemekten başlayıp konuşarak istemeye doğru uzanan yolculuğun adı olgunlaşma." (Korkmuyorum)
Doğuyordun, okula gidiyordun, çalışıyor ve ölüyordun. Kim karar vermişti bunun doğru olduğuna? (Sen ve Ben)
But can you save me ?
Comeon and save me
If you could save me
From the ranks of the freaks
Who suspect they could never love anyone (Sen ve Ben)
Virüs, vücutta büyüdüğünde, öksürük başlıyor, insanın nefes alması zorlaşıyor, bütün kasları ağrıyor, burun deliklerinde ve ellerin üzerinde yara oluşuyor. (Anna)
"Biliyorum, çok farklıyız. Ama birbirini tamamlayan da iki insanın farklılıklarıdır." (Anna)
Anılar sık sık yazılmış şeylerle ya da rüyalarla harmanlanıyor, üstelik en çok emin olduklarımız bile zamanla, tıpkı bir bardak suya daldırdığımız fırçanın ucundaki suluboyalar gibi silikleşiyordu. (Anna)
Basitlik, her işin gerektiği gibi yapılmasının temelidir. (Tanrı Nasıl İsterse)
Ciba az daha bayılacağını sandı. Orospu çocuğu
şimdi de yemek tarifleri yazan şişko bir rahibeyle onu bir
tutuyordu. (Eğlence Başlasın)
Aptal, bir dâhinin çocuksu tarafıdır. (Eğlence Başlasın)
Ama beynim bir basamağa takılıp kalıyordu sanki. (Sen ve Ben)
Esprisiz yaşam hüzünlüdür. (Sen ve Ben)
Aşkı bilmeden aşık oldum ve hayatı tanıyamadan kaybediyorum. (Eğlence Başlasın)
Ruhun gerçekten karanlık içinde olduğu bir gecede, saat her zaman sabahın üçüdür. (Sen ve Ben)
Ruhun gerçekten karanlık içinde olduğu bir gecede, saat her zaman sabahın üçüdür. (Sen ve Ben)
Tanrı, ettiğin yeminler karşısında seninle iyilik sözleşmesi imzalayan bir pazarlamacı değildir. (Tanrı Nasıl İsterse)
“Özgürlükten söz etme.Özgürlüğe gelince herkes bülbül kesilir.Özgürlük şöyle,özgürlük böyle.Ağız dolu konuşurlar.Özgür olmak senin ne işine yarar ? Beş paran yoksa, bir işin yoksa dünyanın özgürlüğü senin olmuş ,neye yarar? Gidersin.İyi de nereye? Nasıl gidersin? Evsiz yurtsuz serseriler bu dünyanın en özgür insanları ama parktaki bankların üstünde soğuktan donarak ölüyorlar.Özgürlük sadece insanları kandırmaya yarayan bir sözcük.Kaç serserinin özgürlük uğruna, üstelik ne anlama geldiğini bile bilmeden canından olduğunu biliyor musun? Ya da onlara kimlerin sahip olduğunu? Sadece parası olanlar.Evet,onlar..” (Tanrı Nasıl İsterse)
Tam başardığımı sandığım an, yere düştüm! (Korkmuyorum)
Sen adımını attığın andan itibaren Hira dinginligine dönüşecek ortalık. "Tanrı bizimle de konuşur belki ". ANNA (Bir Tarık Tufan şiiri) (Anna)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tanri-nasil-isterse-niccolo-ammaniti-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)