# Tanrıların Öyküsü - Derman Bayladı Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Tanrıların Öyküsü kimin eseri? Tanrıların Öyküsü kitabının yazarı kimdir? Tanrıların Öyküsü konusu ve anafikri nedir? Tanrıların Öyküsü kitabı ne anlatıyor? Tanrıların Öyküsü PDF indirme linki var mı?  Tanrıların Öyküsü kitabının yazarı Derman Bayladı kimdir? İşte Tanrıların Öyküsü kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tanrilarin-oykusu-derman-bayladi-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-14T00:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-05-14T00:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/14/derman-bayladi-kimdir-derman-bayladi-kitaplari-ve-sozleri-221777.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Derman Bayladı 
 Yayın Evi: Say Yayınları 
 İSBN: 9789754680898 
 Sayfa Sayısı: 432 
--reklam--
Tanrıların Öyküsü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Mitoloji, ya da dilimizdeki anlamıyla 'efsane bilimi', ilkel insanın doğa olaylarını, dolayısıyla yaradılışını araştırmasının ve yorumlamasının ürünlerinden oluşmaktadır. Tanrıların Öyküsü efsaneler konusunda ilk akla gelen Yunan mitolojisinden söz eder. Bu kitap kuru bilgiler vermek yerine, karanlık çağdaki insanın hayalinde yarattığı ölümsüzlerin doğuşlarını, evreni paylaşmalarını, aşklarını, kıskançlıklarını, kavgalarını, entrikalarını anlatır. Onlarla ilişkili ölümlülerin, perilerin, hayvanların, garip yaratıkların, kralların, sıradan insanların yaşamlarını ilgi çekici bir biçimde sunar.

Batı sanat ve düşüncesinin her alanında, resimde, heykelde, müzikte, tiyatroda, operada, şiirde ve romanda etkili olan mitoloji, bir anlamda da ileri kültürün temeli olarak düşünüldüğünde, bu eser Yunan mitolojisini gereğince tanımak isteyenler için bir temel kaynak sayılmalıdır.
--reklam--
Tanrıların Öyküsü Alıntıları - Sözleri
Kybele'nin en ünlü öyküsü, onun Attis'le olan aşkıdır. Çok güzel bir delikanlıdır Attis. Kybele, kendi tapınağının bakımını bu güzel Phrygialıya emanet etmiştir. Ama bir de koşulu vardır: Attis tanrıçaya verdiği bakir kalma sözünden dönmeyecektir.

Ne var ki bir ölümlüye sevdalanır güzel delikanlı ve ça­buk unutur verdiği sözü. Düğün töreni sırasında tanrıça Kybele de gelerek konuklar arasına karışır. Tanrıçayı gören Attis verdiği sözü hatırlar ve derin bir vicdan azabı ya da bu­nalım sonucu erkeklik organını keser. Attis'in toprağa akan kanlarından menekşeler biter. Delikanlı bununla da yetin­mez; tam kendini asacaktır ki eski sevgilisine acıyan tanrıça onu bir çam ağacına dönüştürür. Çam kozalağı Attis'in sim­gesiymiş.
Her şeyden önce bir doğa tanrısıdır Dionysos. Taşkınlı­ğın, coşkunun, yaşama sevincinin tanrısı. Üzümle simgele­nen şarabın, sarhoşluğun; bu sarhoşluğun getirdiği sınır ta­nımazlığın tanrısı da odur. Bu sınır tanımazlık çılgınlığa ka­dar gider kimi zaman.
"Ate" insanlara kötü eylemlerde bulunmayı esinleyen ve her türlü yıkıma yol açan bir tanrıçadır.
Tüm ilkçağlar boyunca ululanan Toprak Ana, değişik bir kavramla ama özde aynı olarak Hıristiyanlıkta da sürdürü­yor etkisini; Meryem'in kişiliğinde yine Tanrı Anası sıfatıyla.
Moiralar Yazgı tanrıçalarıdır. Moira sözcüğü "pay" anlamı­na geliyor. Kişinin yaşamdan aldığı pay yani.
Koca bir kayayı yüksek bir tepenin doruğuna çıkarmaktı çarpıldığı ceza. Uflaya puflaya, kan ter içinde ite kaka çıkarı­yordu da onu nitekim. Ama tam doruğa oturtacağı sırada ka­ya paldır küldür yuvarlanıyordu aşağı ve Sisyphos bir kez daha başlıyordu yeniden, bu hiç bitmeyecek görevine.
Hermes'in sayılamayacak denli çok olan görevlerinden en önemlisi, hiç kuşku yok ki "tanrıların, özellikle de Zeus'un habercisi ve ulağı" olmasıdır. Eski Yunancada Angelos sözcüğü "haberci" anlamına geliyordu. Bu sözcük daha ilerki yüzyıllarda anlam kaymasıyla "ange", "angel" biçimlerinde Batı dillerine girmiştir. "Melek" demek oluyor bu yeni anlamlarıyla. Zaten meleklerin, özellikle de -Batı' da Gabriel denen- Cebrail'in görevi de bir melek olarak Tanrı haberciliği değil midir?

Kuran'a göre, İsmail'i -Tevrat'a göre İshak'ı- tam kurban edileceği sırada gökten bir koç indirerek kesilmekten kurta­ran Cebrail'dir, Hermes de altın postlu koçla Phriksos ve Helle'yi kurban edilmekten kurtarmıştı. Hermes kimi kabartmalarda bir koçla birlikte görülür. Zaten "Kriophoros" (koç taşıyan) da denirdi ona. Hermes'in bir başka görevi de ruhları öteki dünyaya götürmekti. Bu görevi dolayısıyla "Psykhopompos" (ruhları götüren) sıfatı verilmişti Hermes'e. Bu niteliğiyle de bir can alan meleğin işlevini görüyor.
Titan Iape­tos'un oğlu Prometheus yağmur suyuyla toprağı karıştırarak tanrı suretinde insanı yaratır.

Başka anlatımlara göre, Minerva (Athena), Promethe­us'un bu yapıtının güzelliğine hayran olarak bu ruhsuz göv­deye yaşam soluğu üflemiş (...)

Zeus öfkesini Prometheus'un kolladığı insana yöneltir bu kez. Demirci tanrı Hephaistos'a, bir parça toprağı suyla karıştırarak bir kadın yapmasını söyler. Athena bu kadına el iş­lerini öğretir, Aphrodite arzularla doldurur onun yüreğini, Hermes de yalan dolanlarla donatır içini. Bu da insanın ikin­ci yaratılışıdır.
İmparator Tiberius döneminde bir gemi Ege denizinde yol almaktaymış. Geminin Thamus adında bir dümencisi varmış. Bir akşam rüzgar kesilivermiş birden. Gemideki yol­cular içki içip eğlenirlerken adalardan "Thamus Thamus!" diye dümencinin adını çağıran bir ses yükselmiş. Ses üçüncü kez gelince Thamus da yanıt vermiş. Ses o zaman gemi belir­li bir noktaya varınca dümencinin "Yüce Pan öldü!" diye bağırmasını buyurmuş. Gemideki herkes korku ve dehşetten donakalmış. Thamus'un bu buyruğa uyup uymaması gerek­tiğini tartışmışlar. Thamus o söylenen yere gelindiğinde rüz­gar esiyorsa geçip gitmeyi ama kesilirse buyruğa uymayı ka­rarlaştırmış. Oraya varınca kesilivermiş rüzgar; Thamus da, "Yüce Pan öldü!" diye gırtlağının var gücüyle bağırmış. Su­sar susmaz da sanki bir alay kişi bu haberi almış da çok ke­derlenmiş gibi her yandan iniltiler ve ağlamalar yükselmiş. Gemideki herkes de tanık olmuş bu olaya.

Haber çok geçmeden Roma'da da yayılmış, İmparator Ti­berius, Thamus'u bizzat görmek istemiş ve ona sorguya çekmiş. Bilginleri toplayarak bu Yüce Pan'ın kim olduğunu sor­muş. Bilginler de onun Hermes'le Penelope'nin oğlu olduğunu söylemişler.

Bu olay sonraları, Hıristiyanlığın doğmasıyla eski inanç­ların öldüğü biçiminde yorumlanmış
Atinalılar, Marathon savaşında Pan'ın Persler üzerinde korku estirdiği­ne ve zafere onun sayesinde ulaştıklarına inanıyorlardı.
--reklam--
Tanrıların Öyküsü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yunan mitolojisi başlangıcı için tercih edilebilecek güzel bir kaynak. Konuyu hikayeleştirme ve kronoloji anlamında özellikle tanrıların doğuşunu temiz bir şekilde aktardığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Başlangıç için daha çok tercih edilen "Say Yayınları, Kathleen Sears - Mitoloji 101" kitabında "101" konsepti dolayısıyla bu hikayeleştirme bulunmuyor. Eğer yunan mitolojisi hakkında bilginiz yoksa ve nereden başlayacağınıza emin olamıyorsanız bu kitapla başlayabilirsiniz. Ardından Kathleen Sears'ın kitabını okuyup bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz. Bu temel oluştuktan sonra rahatlıkla Odysseia, İlyada, Theogonya, Bibliotheka, Yunan Mitleri (Robert Graves) kitaplarını korkmadan okuyabilirsiniz.

ve pek tabi bu kitapları okurken yanınızda Azra Erhat'ın çok değerli sözlüğünün bulunması elzemdir.

Tanrıların Öyküsü'nde tek eksik soy ağacı tablolarının bulunmayışı. Fakat bu açığı Azra Erhat'ın sözlüğünde yer alan detaylı soy/döl tabloları ile kapatabilirsiniz. (Bu kitapta 324. sayfada yer alan 4 nolu Titan Dölleri tablosunda "Eros" ve "Letro" kelimelerinin hatalı yazıldığını da belirtmeliyim; Helios ve Selene'nin kardeşi Eros değil "Eos" olacaktır. Aynı şekilde Asterie'nin kardeşi de Letro değil "Leto" olacaktır.) (Hüseyin Çelikoğlu) 
Mutlu Yolculuk

Sis dağılıyor,
Gökyüzü aydınlık,
Ve Aiolos çözmüştü,
Oydu çözen bu korku çemberini.
Rüzgaz uğulduyor,
Dokunuyor gemiciye.
Hızlı! Daha hızlı git dercesine!
Dalgalar açılıyor,
Uzaklar yaklaşıyor;
Ve sonunda karayı görüyorum!

 yazar/i877 (giryanı mecruh) 
Bir ara mitolojiyi merak etmeye başlayınca kitapçıda görüp "aaa bu benim işimi görür." diyerek aldığım kitap. Sade ve anlaşılır bir dili var, olabildiğince basite indirgenmiş -en azında lisansta aldığım mitoloji dersine kıyasla-. Sadece tavsiyem belki okurken not almak isteyebilirsiniz. Zira her seferinde bu adamın olayı neydi diye dönüp bakmak zor olur. (Kereviz) 
--reklam--
Tanrıların Öyküsü PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Derman Bayladı - Tanrıların Öyküsü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tanrıların Öyküsü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Derman Bayladı Kimdir?
Pertevniyal Lisesi ve İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji ve Klasik Filoloji bölümlerinde okudu. TRT İstanbul Radyosu'nda on beş yıl prodüktör olarak görev yaptı ve yüzlerce radyo programına imzasını attı. 1983 yılında gerçekleştirmiş olduğu Bu Şehr-i Stanbul adlı dizi programla Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nce Radyo-TV yayınları dalında 'Yılın Gazetecisi' seçildi. 1985 yılında TRT'deki görevinden kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Halen araştırma ve çevirilerinin yanı sıra 'Profesyonel Turist Rehberi' olarak çalışmaktadır.

Henüz Pertevniyal Lisesi'nde öğrenciyken tarih öğretmeni merhum Reşad Ekrem Koçu'nun anlatmış olduğu "Troilalı Hektor'un öyküsü" ve birlikte gezdikleri İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde gördüğü eserler orda mitolojiye karşı merak uyandırdı. Bu merak onu mitolojinin köklerini aramaya, Eski Yunan ve Latin dillerini öğrenmeye yönlendirdi. Anadolu kültür ve uygarlığı üzerinde yaptığı çalışma ve araştırmalardan edindiği birikimi bir yurt tanıtım hizmeti olarak yabancı konuklara da sunmak amacıyla "Turist Rehberliği" mesleğini seçmiş bulunuyor.

Çin Dağı, Çinçin Dağı adlı masal kitabı, Nesini Söyleyim (Mahmut Alptekin ile) adlı halk edebiyatı araştırması (Varlık Yay.) Tanrıların Öyküsü, Uygarlıklar Kavşağı Anadolu, İstanbul'un Yüreğinde Tarihe Yolculuk, Dinler Kavşağı Anadolu adlı inceleme kitapları, Nağmeler Tahtım Olsa adlı romanı (Say Yayınları) çeşitli edebiyat dergilerindeki ve Cumhuriyet gazetesindeki yazıları, İngilizce ve Fransızcadan yaptığı yirmi kadar çocuk klasiği çevirisi, TRT'de yayımlanan radyofonik oyunları kültürel etkinlikleri arasında yer almaktadır.
--reklam--
Derman Bayladı Kitapları - Eserleri
Tanrıların Öyküsü
Pythagoras
Efsaneler Dünyasında Anadolu
Uygarlıklar Kavşağı Anadolu
Cumhuriyete Kan Verenler
Felsefenin Beşiği Anadolu
Dinler Kavşağı Anadolu
Göbeklitepe'nin Keşfi
Sorularla Mitoloji
İstanbul'un Yüreğinde Tarihe Yolculuk
Ece ile Arda Efsaneler Dizisi
Açıklamalı ve Yorumlarıyla Klasik Mitolojide En Güzel Aşk Masalları
Mavi Kapaklı Defter
Yüzyılın Dahisi
Nağmeler Tahtım Olsaydı
Gençler İçin Bir Demet Mitoloji
Akhilleus
Odysseus; Mitolojik Kahramanlar
Çin Dağı Çin Çin Dağı
Gece Yarısı Çalınan Kapı
Efsaneler Dünyasında Anadolu: Anadolu Mitolojisi
Aşksız ve Yalnız
Tarih ve Efsaneler Diyarı Bursa
Ben İstanbul
Efsaneden Gerçeğe Çanakkale Destanı
Anılarda Kalan Bir Semt Kocamustafapaşa
--reklam--
Derman Bayladı Alıntıları - Sözleri
Ares ile Aphrodite'nin sevişmesinde, iki aşığın tedbirsizliklerinin cezasını asıl Ares'in, güneşin doğuşunu haber vermesi için kapıya gözcü diye koyduğu adamı Alektryon çekmiş. Olacak bu ya, adamcağızın tam güneş doğarken uykusu gelmesin mi! Güneş, ışınları sayesinde olan biteni görüp Hephaistos'a haber vermiş. Ares de bunun üzerine, görevini yerine getirmediği gerekçesiyle Alektryon'u bir horoza dönüştürmüş. İşte bu yüzdendir ki horoz her sabah güneş doğarken uzun uzun öterek kendisini affettirmeye çalışırmış. (Alektryon sözcüğü horoz anlamına geliyor Yunancada.) (Sorularla Mitoloji)
Büyük Konstantinus İstanbul'dan önce ata toprağı olduğuna inandığı Troya'yı başkent yapmak istemiş. Diokletianus ise imparatorluğu yönetmek için oturma yeri olarak Nicomedia'yı (İzmit) seçiyor kendisine. (Uygarlıklar Kavşağı Anadolu)
İmparator Tiberius döneminde bir gemi Ege denizinde yol almaktaymış. Geminin Thamus adında bir dümencisi varmış. Bir akşam rüzgar kesilivermiş birden. Gemideki yol­cular içki içip eğlenirlerken adalardan "Thamus Thamus!" diye dümencinin adını çağıran bir ses yükselmiş. Ses üçüncü kez gelince Thamus da yanıt vermiş. Ses o zaman gemi belir­li bir noktaya varınca dümencinin "Yüce Pan öldü!" diye bağırmasını buyurmuş. Gemideki herkes korku ve dehşetten donakalmış. Thamus'un bu buyruğa uyup uymaması gerek­tiğini tartışmışlar. Thamus o söylenen yere gelindiğinde rüz­gar esiyorsa geçip gitmeyi ama kesilirse buyruğa uymayı ka­rarlaştırmış. Oraya varınca kesilivermiş rüzgar; Thamus da, "Yüce Pan öldü!" diye gırtlağının var gücüyle bağırmış. Su­sar susmaz da sanki bir alay kişi bu haberi almış da çok ke­derlenmiş gibi her yandan iniltiler ve ağlamalar yükselmiş. Gemideki herkes de tanık olmuş bu olaya.

Haber çok geçmeden Roma'da da yayılmış, İmparator Ti­berius, Thamus'u bizzat görmek istemiş ve ona sorguya çekmiş. Bilginleri toplayarak bu Yüce Pan'ın kim olduğunu sor­muş. Bilginler de onun Hermes'le Penelope'nin oğlu olduğunu söylemişler.

Bu olay sonraları, Hıristiyanlığın doğmasıyla eski inanç­ların öldüğü biçiminde yorumlanmış (Tanrıların Öyküsü)
Derler ki kavalı bulan kişi Athena tanrıça imiş. Ama bir gün kavalını çalarken bir dereye yansıyan yüzünü görmüş. Kavalı öttürürken şişen yanakları yüzünden tanrıçanın güzel yüzü çirkin bir görünüm almaktaymiş. Athena öfkeyle atmış kavalı elinden. (Efsaneler Dünyasında Anadolu)
Titan Iape­tos'un oğlu Prometheus yağmur suyuyla toprağı karıştırarak tanrı suretinde insanı yaratır.

Başka anlatımlara göre, Minerva (Athena), Promethe­us'un bu yapıtının güzelliğine hayran olarak bu ruhsuz göv­deye yaşam soluğu üflemiş (...)

Zeus öfkesini Prometheus'un kolladığı insana yöneltir bu kez. Demirci tanrı Hephaistos'a, bir parça toprağı suyla karıştırarak bir kadın yapmasını söyler. Athena bu kadına el iş­lerini öğretir, Aphrodite arzularla doldurur onun yüreğini, Hermes de yalan dolanlarla donatır içini. Bu da insanın ikin­ci yaratılışıdır. (Tanrıların Öyküsü)
Her şeyi önceden bilmesine karşın, kimseyi inandıramadığı için olacakların önünü alamayan, bu yüzden de bilgisi hiçbir işe yaramayan Kassandra'ya bu yeteneği hiçbir zaman mutluluk getirmemiştir. Bu nedenledir ki ölürken lanetler yağdirmistir bu yeteneği veren Tanrı Apollon'a. (Efsaneler Dünyasında Anadolu)
Fatih Sultan Mehmet büyük bir diplomasi ustasıymış da. Bir Anadolulu olarak soyunu Troya'ya bağlar ve Yunanlılar'ı destekleyen Papa Pius'a şu satırları yazar:

"Nasıl oluyor da İtalyanlar bana karşı çıkıyorlar şaşıyorum. Biz de onlar gibi Troyalılar'ın soyundan geliyoruz. Yunanlılar'dan Hektor'un öcünü almak bana olduğu kadar onlara da düşer. Oysa İtalyanlar bana karşı Yunanlılar'ı tutuyorlar." (Uygarlıklar Kavşağı Anadolu)
",Ey Türk, Oğuz Beyleri! İşitin!
Yukarıda mavi gök çökmezse,
Aşağıda yağız yer delinmezse
Senin ilini,
Senin töreni
Kim bozabilir?"
(M.S. 732'de Bilge Kağan'ın diktirdiği Göktürk Anıtı'ndan) (Cumhuriyete Kan Verenler)
Makedonya kralı Büyük İskender'in annesi. Efsaneye göre Zeus bir yılan biçimine girip Olympias'lq birleşmiş ve Büyük İskender doğmuş. Be nedenle Büyük İskender'i tanrı sayiyorlarmiş. (Efsaneler Dünyasında Anadolu)
Ana Tanrıça, Anadolu'da çağ ve toplumlara göre Vuruşemu, Hepat, Arinna, Nana, Ma, Kybele, Leto, Latona, Kupaha olur. Sonra Yunanistan'a geçerek Rhea; Suriye ve Filistin'de Mariamme, Marianna olur. Adlar değişir ama öz hep aynı kalır. Toprağın, doğanın yaratılışının simgesi Toprak Ana'dır o. (Uygarlıklar Kavşağı Anadolu)
"Doğa ile eğitim ve öğretim benzer şeylerdir. Eğitim ve öğretim insanı değiştirir. Ancak bunu yaparken de ikinci bir doğa yaratır." (Felsefenin Beşiği Anadolu)
İlkel insanın, bu sürekli oluşumda erkeğin rolünü fark edememiş olması pek olası. Gözünün önünde belirli bir süre içinde durmadan büyüyen bir karın, derken günün birinde bu karından çıkan bir yeni canlı varken ve de bu oluşum hep kadın tarafından gerçekleştirilirken, hiçbir değişime uğramadan gezinip duran erkeğe bu olayda niye bir etkinlik yükleyecekti ki ilkel insan? (Uygarlıklar Kavşağı Anadolu)
“İnsan ruhu akıl, mantık ve tutku olmak üzere üç bölümlüdür. Akıl ve tutku öteki canlılardada vardır ama mantık yalnızca insanda vardır.” (Pythagoras)
Çok tanrılı dönem Anadolusu ise kadının doğurganlık gücünü toprağın verim gücüyle özleştirerek toprağı kadında simgeleştirmiş ve onu bütün varlıkların yaratıcı gücü olarak görmüş. Yani kutsal kitapların "insanin topraktan yaratıldığı" yargısına daha on bin yıl önce katılmış Anadolu insanı dolaylı bir biçimde de olsa. (Uygarlıklar Kavşağı Anadolu)
Bu yaşamda üç tür insan vardır, tıpkı Olympiyat oyunlarına gelen üç tür halk gibi. En aşağıdaki sınıf alım satım için gelenlerden oluşur. Bunların bir üzerindeki, yarışmak için gelenlerdir. Hepsinin en iyileri ise seyretmek için gelenlerdir. (Pythagoras)
"Ate" insanlara kötü eylemlerde bulunmayı esinleyen ve her türlü yıkıma yol açan bir tanrıçadır. (Tanrıların Öyküsü)
" Samsun limanına bu gemiden atılan
 Demir değil !
 Sarılan anayurda
 Kemal Paşa'nın kollarıydı." Cahit KÜLEBİ (Cumhuriyete Kan Verenler)
Her şeyden önce bir doğa tanrısıdır Dionysos. Taşkınlı­ğın, coşkunun, yaşama sevincinin tanrısı. Üzümle simgele­nen şarabın, sarhoşluğun; bu sarhoşluğun getirdiği sınır ta­nımazlığın tanrısı da odur. Bu sınır tanımazlık çılgınlığa ka­dar gider kimi zaman. (Tanrıların Öyküsü)
Koca bir kayayı yüksek bir tepenin doruğuna çıkarmaktı çarpıldığı ceza. Uflaya puflaya, kan ter içinde ite kaka çıkarı­yordu da onu nitekim. Ama tam doruğa oturtacağı sırada ka­ya paldır küldür yuvarlanıyordu aşağı ve Sisyphos bir kez daha başlıyordu yeniden, bu hiç bitmeyecek görevine. (Tanrıların Öyküsü)
Şu halde evren ezelidir, ebedidir, tektir ve de tek biçimdir. Ne eksilebilir ne de artabilir, ne değişir ne de ağrı ya da acı duyar. Eğer on bin yılda bir saç teli kalınlığında değişseydi, tüm zaman boyu yok olur giderdi. (Felsefenin Beşiği Anadolu)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tanrilarin-oykusu-derman-bayladi-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)