# Tanzimat ve Bulgar Meselesi - Halil İnalcık Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Tanzimat ve Bulgar Meselesi kimin eseri? Tanzimat ve Bulgar Meselesi kitabının yazarı kimdir? Tanzimat ve Bulgar Meselesi konusu ve anafikri nedir? Tanzimat ve Bulgar Meselesi kitabı ne anlatıyor? Tanzimat ve Bulgar Meselesi PDF indirme linki var mı?  Tanzimat ve Bulgar Meselesi kitabının yazarı Halil İnalcık kimdir? İşte Tanzimat ve Bulgar Meselesi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tanzimat-ve-bulgar-meselesi-halil-inalcik-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-19T22:00:18+03:00
- Güncelleme: 2022-05-19T22:00:18+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/19/halil-inalcik-kimdir-halil-inalcik-kitaplari-ve-sozleri-226506.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Halil İnalcık 
 Yayın Evi: Eren Yayıncılık 
 İSBN: 9789757622117 
 Sayfa Sayısı: 178 
--reklam--
Tanzimat ve Bulgar Meselesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Türk bilimine armağan etmekle gurur duyduğumuz Prof. Dr. Halil İnalcık'ın "Tanzimat ve Bulgar Meselesi" adlı doktora tezi, kanaatimizce iki yönden önem taşımaktadır. Bunlardan birincisi ve başlıcası, büyük bir kudretle meydana getirilen ve bilimsel kıymetini koruyan bu eserin güncel sorunlara ışık tutması ve açıklığa kavuşturmasıdır. İkincisi ise Prof. İnalcık'ın 1942'de doktora tezi olarak takdim ettiği bu eserin, bu sene 50. Yılı dolmuştur. Prof. İnalcık, bu 50 yıl içinde herbiri ayrı bir kıymet taşıyan dokuz kitap ile sayıları üçyüze yaklaşan bilimsel makaleyi yayınlamıştır. Türkiye'yi uluslararası bilimsel alanda temsil eden ve tarih biliminin, özellikle de Osmanlı Tarihi'nin az bilinen sosyal ve ekonomik tarihi ile kurum ve sorunlarına açıklık ve yeni yaklaşımlar getiren Prof. İnalcık'a minnettarlığımızın küçük bir armağanıdır. Ayrıca, mevcudu çıktığı yıllarda tükenen ve aranan bu eserin istek sahiplerince sağlanabilmesinin mutluluğu yegane kazancımız olacaktır.
--reklam--
Tanzimat ve Bulgar Meselesi Alıntıları - Sözleri
İşte Tanzimat, geçen felaketli asırların bıraktığı ve son buhranların pek ziyade sarstığı bu çürük yapıya, muntazam bir devlet kadrosu vermek, Osmanlı Saltanatını modern esaslara dayanan bir Avrupa devleti yapmak iddiasında idi.
Bir bakıma Tanzimat'ı, temel müesseseleri bozulmuş olan Osmanlı İmparatorluğu'nun, yepyeni bir medeniyetle yükselen ve taarruza geçen bir Avrupa'nın ezici üstünlüğü karşısında yeniden teşkilâtlanma teşebbüsünün kat'i safhası olarak telâkki etmek mümkündür.
Umumiyetle bazı Balkanlı müelliflerin de itiraf ettiği gibi, Osmanlıların Balkanlara gelişi burada hüküm süren feodal anarşiye son vermiş, köylüyü ezen eski boyarları kaldırarak sıkı, muntazam bir devlet teşkilatı ve angaryaya, keyfi muamelelere meydan vermeyen sağlam bir zirai-içtimai nizam kurmuştur. Bulgaristan üzerinde bu suretle kuvvetle yerleşmiş ve benimsenmiş olan Osmanlı hakimiyeti beş yüz yıl sürecektir.
Bulgar haklı bilhassa XVIII. asır sonlarında varlığını temelinden tehdid eden büyük bir tehlike karşısında bulunuyordu: Rumlar, onların bütün tarihi ananelerini, hatta konuştukları dili ortadan kaldırmak ve kendilerini Rumlaştırmak gayretinde idi.
Vidin hâdisesi, Büyük Devletlerden Rusya'nın ve İngiltere'nin
bazı teşebbüslerine yol açtığından burada, bundan ayrıca bahsetmek gerekmektedir. Bu isyanla doğrudan doğruya ilgili devlet,
Bulgarlar arasında ötedenberi yaptığı tahrikçi faaliyet hakkında
yukarda bir az malûmat verdiğimiz Rusya'dır Bilindiği üzer le
Vidin isyanı baş gösterdiği sırada Tuna'nın hemen ötesinde , Eflâk'ta bir Rus ordusu bulunmakta idi. Rusların, buradan isyan
üzerinde doğrudan doğruya tesirde bulundukları, vesikalara
göre muhakkak görünmektedir.
Halil İnalcık, moda akımlara uymayan, titiz, kendine özgü edebi bir tarihçi üslubuna sahiptir. Onun için arşiv ve araştırma her şeyin önünde gelir ve talebelerine bunu her zaman telkin etmenin de ötesinde, âdeta şiddetle benimsetmiştir. Osmanlı tarihi için birinci ve doğru kaynak belgedir. Belgeyi ancak belge düzeltir ve belge doğru okunmalıdır.
Türkler, bilhassa Hunlardan beri Karadeniz şimalindeki memleketleri ve Balkanları kendilerine bir yerleşme ve devlet kurma sahası yapmışlardı. Hunlardan sonra, Türklüğün garp kolunu teşkil eden Ogurlar, kalan Hunlarla karışarak Bulgar adı altında bu sahada hakimiyet kurdular ve buradan zaman zaman İstanbul önlerine kadar ilerlediler. (Meselâ 558-559 kışında Kutrigurlar hanı Zebergan'ın İstanbul üzerine yürüyüşü). Bulgarların, sonra onlarla beraber Avarların Bizans'la bu mücadeleleri, idareleri altındaki dağınık İslav kabilelerinin yavaş yavaş Balkanlara sokulup yerleşmesini sağladı ve böylece Balkan Yarımadası, bilhassa V. asır sonlarından itibaren kuvvetle İslavlaşmağa başladı.
Bulgar Türkleri yüksek bir kültür sahibi idiler. Geldikleri yerde sürücülük kadar ziraatla da uğraşıyorlardı ve şehirleri vardı. Onlardan kalan muazzam âbideler, kendilerinin hususî bir yazıları, takvimleri (on iki hayvanlı Türk takvimi) ve Bizans'ınkinden ayrı hususî karakterde bir mimarîleri olduğunu ortaya koymuştur.
Umumiyetle bazı Balkanlı müelliflerin de itiraf ettiği gibi, Osmanlıların Balkanlara gelişi burada hüküm süren feodal anarşiye son vermiş, köylüyü ezen eski boyarları kaldırarak sıkı, muntazam bir devlet teşkilâtı ve angaryaya, keyfî muamelelere meydan vermeyen sağlam bir ziraî-içtimaî nizam kurmuştur. Bulgaristan üzerinde bu suretle kuvvetle yerleşmiş ve benimsenmiş olan Osmanlı hakimiyeti beş yüz yıl sürecektir.
XIX. asır ortalarına doğru Osmanlı Devleti, henüz Avrupa'nın yarısı kadar bir saha üzerinde, üç kıt'aya yayılmış, hemen hemen 36 milyon nüfusu ihtiva eden koca bir İmparatorluk halinde görünmektedir. Fakat hakikatte, bu koca siyasi hey'et, iktisadî, siyasî her türlü birlik esasını kaybederek dağılıp parçalanma yoluna girmiş bir heyûlâdan başka bir şey değildi.
Bir bakıma Tanzimat'ı, temel müesseleri bozulmuş olan Osmanlı İmparatorluğu'nun, yepyeni bir medeniyetle yükselen ve taarruza geçen bir Avrupa'nın ezici üstünlüğü karşısında yeniden teşkilâtlanma teşebbüsünün kat'i safhası olarak telâkki etmek mümkündür. Bizce bu hareketin umumî tarih içinde en geniş manası da budur.
1839 Hatt-ı Hümâyûnu ile resmen açılan Tanzimat devrinin, devleti tensik etme teşebbüsünde esas gaye ve meşguliyeti, hep hukuk müsavatı prensibile Hristiyan tebaayı bağlamak, İmparatorluk vahdetini koruyup sağlamlaştırmak olmuştur. Osmanlılık siyaseti adını verebileceğimiz bu hareketin İmparatorluk tarihinin son devrinde dahilî siyaset, garplılaşma ve ıslâhat hareketleri, isyanlar, hatta haricî politika ile alâkalı veya onları izah eden en temelli hadise olduğuna şüphe yoktur.
Bab-ı Âlî tarafından verilen 1870 Eksarhlık Fermanı, Bulgar milletinin ayrı bir mevcudiyete sahip olduğunu gösteren ilk resmî vesika mahiyetindedir. Fermanın onuncu maddesi "Bulgar Eksarhyasının" hudutlarını çizerken hakikatte Bulgar milletinin hudutlarını çizmekte idi.
XVI. asrın ikinci yarısına kadar yalnız Bulgarlar arasında değil, bütün Balkan yarım adasında umumiyetle reaya isyanları görülmemişti. Fakat inhitat devrinde, biri Osmanlı hamlesinin kırıldığı 1595 yılında, diğeri büyük ric'atın en buhranlı anlarında, 1688'de olmak üzere Bulgarlar arasında iki defa karışıklık çıktığını görüyoruz. Staneff'e göre Veliko- Tırnova havalisinde çıkarak Şarkî Bulgaristan'a yayılan 1595 isyanını Sadrazam Sinan Paşa bizzat gelip bastırmıştır. 1688'de Avusturya orduları Balkanlar'ın ortasına doğru ilerlerken patlayan ikinci isyan ise, Vidin, Pirot, Küstendil ve Üsküp havalisine yayılarak büyük bir kıyam halini aldı; hattâ İslâm ahali artık Rumeli'den ümitlerini keserek Şarka, Anadolu'ya kaçışmaya başladılar. Bu sırada, umumî durumun son derece vehameti dolayısıyla sadarete çağrılan Köprülüzade Fazıl Mustafa Paşa Avusturyalıları püskürttü ve reayaya karşı gayet yumuşak hareket ederek bu havalide sulh ve sükûnu temin etti.
Vidin isyanı, Sırbistan'ın iç işleriyle yakından ilgili bir mesele idi ve bütün bunlar, o zamanki Sırp hükümetini isyan karşısında esas itibariyle yatıştırıcı bir siyaset takibine mecbur etmekte idi. Binaenaleyh, Vidin isyanı için bir vesikada gördüğümüz, "tayife-i Bulgarın işbu hareketleri Rusyalû ve Sırplû taraflarından tasmim olunmuş bir şey" dir iddiası noktası noktasına doğru olarak kabul olunamaz.
--reklam--
Tanzimat ve Bulgar Meselesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabı muhtemelen üçüncü okuyuşum. Her okuduğumda satır aralarında çok önemli bilgiler buluyorum. Nice 75 yıllar geçse de alanda önemini koruyacak bir eser. Balkanlar’da ayaklanmayı ve çözülmeyi anlamak İçin defaatle okumak gerekli. (hobbysalads) 
Bu tezi herhangi bir kitap gibi okuyabilirsiniz ancak şöyle düşündüğünüzde işler bir anda değişiyor. Halil İnalcık Hoca bu tezi yazdığında henüz 26 yaşındaymış. Üstelik 1940'ların Türkiye'si ve şimdilik gibi ulaşım, iletişim, bilgiye erişme imkanları üst seviyede değil. Fevkalade bir titizlikle arşiv çalışmış, çok çalışmış hem de. Bu anlamda günümüzde akademisyenliğin eskisinden iyi olması gerekirken, belki de kötü olduğunu anlayabiliyoruz. Efsanevi tarihçi Halil Hoca'nın tarihçilik kalitesini ortaya koyan, titiz bir eser bu ve Kronik Kitap tarafından yazılışından 75 yıl sonra yeniden basılması da takdire şayan... (Mehmet Y.) 
İlim adamlarını severim ama mütevazı ilim adamlarını daha çok severim.

İlber Ortaylı'nın bacak bacak üstüne atıp karşına Halil İnalcık'ı karşısına aldığı bir televizyon programında görmüştüm kendisini, o zaman ki duruşu mütevaziliği anlatım şekli çok hoşuma gitmişti.

Daha sonra üniversite birdeyken hocamıza ders kitabı olarak okutulabileceğini gösterebilmek için almıştım ama detaylı olarak okumamıştım zaten hocamız da kendi kitabının daha iyi olduğunu iddia etmişti :)

26 yaşındayken yazdığı doktora teziymiş sonradan öğrendim dipnotlara ayrıntılara yer verilmiş, incelikle araştırma yapıldığı belli Osmanlıca, bilmeyenler için dili biraz ağır gelebilir.
Dönemin bölgesel tarihini Bulgaristan'ın toprakları üzerinden okuyorsunuz.

Osmanlı'nın neden çöktüğünü açıkça görüyorsunuz. Derebeylerinden osmanlı devleti sayesinde kurtulan balkanların nasıl ayanlar yöneticiler tarafından derebeylik şeklinde yönetildiğini, bu yönetcilerin halkı nasıl yıldırdıklarını, merkeze yaranmak için her şeyi nasıl örtbas ettiklerini de görüyorsunuz.

İsyanların, huzursuzlukların başta bu beceriksiz yöneticilere olduğunu yerel yöneticilerin baskıları ve zamanla dış güçlerin de etkisiyle nasıl bağımsızlığa evrildiğini de anlatmış.

Milli duygulara yer vermeden, objektif bir şekilde Osmanlı'nın son dönemlerini,neden yıkıldığını anlatmış.

Tanzimat olaylarının etrafında gelişen olaylara ve Vidin İsyanına detaylı olarak yer vermiş

Tarihi belgelerden öğrenmek yerine olayların yaşandığı mekanlarda inceleme ve araştırma yapmak gerçekleri ortaya koymak gerektiğinden de bahsetmektedir.

Yaşantılar,insanlar, mekânlar en iyi ipucudur diyor kitap kısaca... (Meri) 
--reklam--
Tanzimat ve Bulgar Meselesi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Halil İnalcık - Tanzimat ve Bulgar Meselesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tanzimat ve Bulgar Meselesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Halil İnalcık Kimdir?
İnalcık, aslen Kırım Tatarı'dır. Balıkesir Muallim Mektebi'ni tamamladı. 1935 yılında Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Yeni Çağ Tarihi bölümünde yükseköğrenimine başladı. 1942 yılında "Tanzimat ve Bulgar Meselesi" adlı doktora tezini verdi. Uzun yıllar aynı Fakültede Osmanlı ve Avrupa tarihi üzerine dersler verdikten sonra 1972 yılında Chicago Üniversitesi Tarih Bölümü'ne "Osmanlı Tarihi Üniversite Profesörü" olarak davet edildi.

1973 yılında meşhur kitabı The Ottoman Empire The Classical Age 1300-1600 yayımlandı. Yurtiçi ve dışında çeşitli üniversitelerden fahri doktora payeleri aldı. 1993 yılında Bilkent Üniversitesi'ne davet edildi ve burada Tarih bölümünü kurdu. Yazdığı makale ve kitaplarla Osmanlı İmparatorluğu tarihi üzerinde tartışılmaz bir otorite haline gelen Prof. Dr. Halil İnalcık Bilkent Üniversitesi Osmanlı Tarihi Bölümü'nde yüksek lisans ve doktora ögrencilerine seminerler verdi.

Hayatı ve tarihçiliğini anlattığı Tarihçilerin Kutbu Halil İnalcık Kitabı adlı söyleşi kitabı Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından 2005 yılında yayımlanmıştır.
--reklam--
Halil İnalcık Kitapları - Eserleri
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606)
Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler
Devlet-i Aliyye - Tagayyür ve Fesâd (1603-1656)
Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)
Atatürk ve Demokratik Türkiye
Osmanlı'da Devlet, Hukuk ve Adalet
Şâir ve Patron
Devlet-i Aliyye - Köprülüler Devri
Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet
Osmanlılar
Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı
Rönesans Avrupası
Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet
Osmanlı ve Modern Türkiye
Osmanlı ve Avrupa
İmparatorluktan Cumhuriyete
Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları (1302-1481)
Kuruluş - Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak
Tarihçilerin Kutbu
Fatih Sultan Mehemmed Han
Halil İnalcık'ın Merceğinden Osmanlı
Has-Bağçede Ayş u Tarab
Halil İnalcık’ın Merceğinden Tarih Bilinci
Osmanlılar ve Haçlılar
Tarihe Düşülen Notlar
Tanzimat ve Bulgar Meselesi
Osmanlı İmparatorluğu
Tanzimat
Türklük Müslümanlık ve Osmanlı Mirası
Doğu Batı-Makaleler 1
Osmanlı İmparatorluğu: Toplum ve Ekonomi
Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi - Cilt 1
Akademik Ders Notları
Söyleşiler ve Konuşmalar
Adalet Kitabı
Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar 1
Osmanlı Hakimiyetinde Ortadoğu ve Balkanlar
Kırım Hanlığı Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700
Doğu Batı-Makaleler 2
Osmanlı İdare ve Ekonomi Tarihi
The Ottoman Empire and Europe
İstanbul Tarihi Araştırmaları
Osmanlı İmparatorluğunun Ekonomik ve Sosyal Tarihi - Cilt 2
Devlet-i ‘Aliyye
Gazavât-ı Sultân Murâd b. Mehemmed Hân
Halil İnalcık Seti
Türkiye Tekstil Tarihi Üzerine Araştırmalar
Bursa Araştırmaları
Kemal Atatürk Değişim ve Uluslaşma Süreci
The Ottoman Empire
Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar 1
The Survey of Istanbul 1455
Osmanlı İmparatorluğu (2CİLT)
Tarih ve Akademi
Osmanistik Bilimi’ne Katkılar
--reklam--
Halil İnalcık Alıntıları - Sözleri
Bahar geldi, bahar geldi
Sevinelim sevinelim
Dallarda hep bülbüller çağlar
Gelincikler, papatyalar
Uçuşur nazlı kelebekler
Sevinelim sevinelim
Neşe ile bu baharı yad edelim. (Tarihçilerin Kutbu)
Leibnitz'in planı şu şekilde hazırlanmıştı: Osmanlı tehdidi karşında geleneksel Avrupa Hıristiyan birliğinin sağlanması, Doğu'da savaşın devamı. (Osmanlılar)
In Mustafa Nuri Pasha's view, during the third stage (that is, broadly speaking, the 16th century), the love of luxury increased, moral qualities were lost, and the first signs of decline appeared. But if the real decline set is after the repulse before Vienna in 1683, the stage from 1595 to 1683 must be counted as belonging to the period of maturity. (The Ottoman Empire)
Cizye artışları ve tahsilatının, on altıncı yüzyıl sonlarından itibaren
Hıristiyan nüfusun Osmanlı rejimin den soğumasının temel nedenleri
arasında yer aldığını; daha sonraki yüzyıllarda Balkanların çeşitli
bölgelerinde görülen kitlesel ihtida(dininden dönerek Müslüman olma.)olaylarının da ardında cizye artışlarının
yattığını rahatlıkla söyleyebiliriz. (Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi - Cilt 1)
"Fatih ,tahta ciktiğinda henüz memede olan kardesi Ahmed'i "nizâm-ı âlem " uğruna bogdurmustur ." (Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606))
İstanbul’un fethinden sonra Akşemseddin, fethin evliyanın eseri olduğunu söylediği zaman Fatih, “Bu şehir kılıcımla alınmıştır.” Yanıtını vermiştir. (Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet)
"Hükümdarın gücü askeri güce ,askeri güç hazineye , hazine reayanın ödediği vergilere ,vergilerin artışı adalete bağlıdır .Bu nedenle akıllı hükümdar ,kendi egemenliğini korumak ve gücünü arttırmak istiyorsa ,reayaya adaletle muammele etmeli ,zulümden kaçınmalıdır :"Adalet mülkün temelidir." ." (Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet)
Ulug-kent beyi der ki " halk mutlu olmalıdır, halkın mutlu olması için karnının doyması lâzımdır " ( b. 5353-55 ). Zira " Kara budunun kaygısı hep karnıdır...Onların yiyecek ve içeceklerini eksik etme " ( b. 4330, 4327 ). (Osmanlı Hakimiyetinde Ortadoğu ve Balkanlar)
Alp Arslan'ın Malazgird meydan muharebesine başlamadan evvel beyazlar giyinmesi ve atının kuyruğunu bağlaması,eski Şâmanî ananelerinin devamını kat'iyetle göstermektedir. (Adalet Kitabı)
Bugün bilim toplumunda hükümet adamları, siyasiler, herhangi bir meseleyi ele almadan önce, bir hüküm vermeden önce tarihe bakarlar, bu meselenin evveliyatını araştırırlar. Bu ileri devletlerde siyasete yardım eden, siyasileri aydınlatan ve atacakları adımda en emin yürümelerini temin eden bir kurumdur. (Halil İnalcık’ın Merceğinden Tarih Bilinci)
Osmanlı Devleti,kocası ölen kadının erkek evladı yoksa,elinden tarla arazisini alır ve başka bir köylüye aktarır. Eğer dul kadın, oğulları çalışma çağına gelinceye kadar,ırgatla idare edebilirse, onu "bive"adıyla işletmenin sahibi tanıyabilir. (Osmanlı İmparatorluğu)
Savurganlık ve irrasyonellik maalesef halkımız arasında da caridir. Türkiye'de devlet, sonsuz tüketim imkanlarına kavuşan bir azınlık, hatta sıradan halk, kredi kartı zihniyeti ile yaşamaktadır. Hiç kimse giderlerini kaynaklarına göre ayarlamıyor, harcamalarını bitmez tükenmez sandığı kredi kartına göre yapıyor, böylece devlet de, birey de borç, faiz, kısır döngüsü içine düşmüş bulunuyor. (Söyleşiler ve Konuşmalar)
Tüm hayatımı arşivlerde, kütüphanelerde milletimin belgelere dayanan doğru bir tarihini anlatmak için harcadım. Buy benim için yerine getirilmesi gerekli bir şükran borcu idi. (Halil İnalcık’ın Merceğinden Tarih Bilinci)
"İnsan akıl ile yükselir, bilgi ile büyür. Her ikisi ile insan itibar görür."

Yusuf Hâs Hâcib (Osmanlı'da Devlet, Hukuk ve Adalet)
Yaşamını yalnız bir bilgi dalına adayan kişi, ilahi gerçeğin uzağına düşer. (Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600))
Herhangi bir tarih döneminin yorumunda, kurum ve davranışları, günümüz üslup ve kavramlarına indirgeyerek anlatmak, ileri modern kurum tarihçilik gibi algılanır olmuştur. Meselâ; gazâ (ganimet akını), sipahi timarı (fief sahibi atli), ayanlık (feodal düzen) gibi. Modernist yazarlara göre mesela gaza, gazi, fetih gibi tarihi terimlerin kullanılması ulusalcılık, bağnazlıktır. Unutuluyor ki tarih, müşahhasın, (actual/somut olanın) bilgisidir. Osmanlı savaşçısı, savaşırken İslam'ın belli bir inanç ve zihniyetiyle savaşmaktadır; o gelişigüzel bir akıncı değil bir gazidir, aldığı ganimet onun için, dinin kutsallık verdiği bir kazançtır

Cami yaptırmaya niyet eden sultanlar, gazâ seferi düzenler ve ganimet malıyla camisini yapardı; reâyâ vergisinin haram içerdiğine inanilirdi.

Tarihçi, bu inancı, bu ruh haletini, bu zihniyeti görmezlikden gelirse, tarihî müşahhas olanı göz ardı etmiş olur; o zaman yaptığı şey tarih değildir. (Doğu Batı-Makaleler 2)
Herhalde ilk Kırım Hanı sayılan Hacı Giray'dan evvel, atalarının 15. yüzyıl başlarında Kırım'da hâkim oldukları muhakkaktır. (Kırım Hanlığı Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700)
Osmanlılar, kendilerini Allah'ı kılıcı saymakta idiler ve bu görüş Palamas'a ait kayıtların ortaya koyduğu cici, yalnız arasında değil, Bizanslılar arasında da yayılmıştı. İleride Martin Luther de, Osmanlılar hakkında aynı şeyi düşünecek, Allah'ın onları, Hıristiyanları günahlarından dolayı cezalandırmak için gönderdiğini söyleyecektir. (Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606))
Azerbaycan'ın işgal ettikten sonra Şâhruh, I.Mehmed'i uyararak Kara Yusuf'un oğlu İskender'in Osmanlı topraklarına sığınması halinde ona yardım etmemesini istedi (Aralık 1420). Uyarıya cevabında I.Mehmed tam bir teslimiyet ifade etti. Bu sırada Osmanlılar, büyük endişe ile doğu cephesindeki gelişmeleri izliyordu. Akkoyunlu Kara Osman'ın İskender tarafından mağlup edilmesi üzerine (Nisan 1421) Şâhruh, Doğu Anadolu'ya girmiş ve İskender'e karşı ezici bir zafer kazanmıştı (Temmuz 1421). Bu ortamda I.Mehmed, Şâhruh tarafından tehdit edilen Memlükler'le dostane ilişkilerini sürdürmeye çalışıyordu. (Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları (1302-1481))
Kosova savaşı Osmanlı kuvvetlerinin kesin galibiyetiyle sonuçlandı. Başlangıçta Osmanlı sol kolu çöktü, fakat sağ koldaki Yıldırım Bayezid'in büyük gayreti sayesinde zafer kazanıldı. Gazânâme'ye göre I.Murad, birkaç hasekisiyle gelip cesetler arasında dolaşırken, kendisini cesetler arasına saklamış bulunan Miloş Kobilovic tarafından hançerle yaralandı ve az sonra öldü. İç organları çıkarıldıktan sonra şehid düştüğü yerde gömüldü; daha sonra, Yıldırım Bayezid'in tahta çıktığı sırada idam ettiği oğlu Yakub Bey'in cesediyle Bursa'ya götürülüp Çekirge'deki türbesine defnedildi. Yaralandığı ve öldüğü yere Hudâvendigâr Meşhedi denilen bir türbe yapıldı.

(Yakub Bey : I.Murad'ın oğlu) (Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları (1302-1481))

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tanzimat-ve-bulgar-meselesi-halil-inalcik-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)