# Tarihe Tanıklığım - Aliya İzzetbegoviç Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Tarihe Tanıklığım kimin eseri? Tarihe Tanıklığım kitabının yazarı kimdir? Tarihe Tanıklığım konusu ve anafikri nedir? Tarihe Tanıklığım kitabı ne anlatıyor? Tarihe Tanıklığım PDF indirme linki var mı?  Tarihe Tanıklığım kitabının yazarı Aliya İzzetbegoviç kimdir? İşte Tarihe Tanıklığım kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tarihe-tanikligim-aliya-izzetbegovic-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-01T19:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-07-01T19:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/01/aliya-izzetbegovic-kimdir-aliya-izzetbegovic-kitaplari-ve-sozleri-260008.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Aliya İzzetbegoviç 
 Çevirmen: Alev Erkilet 
 Çevirmen: Ahmet Demirhan 
 Çevirmen: Hanife Öz 
 Yayın Evi: Klasik Yayınları 
 İSBN: 9789758740086 
 Sayfa Sayısı: 624 
--reklam--
Tarihe Tanıklığım Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Aliya İzzetbegoviç faktörü olmadan Bosna'nın bağımsızlık mücadelesi anlaşılamaz.

Aliya'yı herhangi bir özgürlük savaşçısından ayıran özellik liderliğinin çokyönlü yansımalarında aranmalıdır. Bu kitap, onun kendi kaleminden kişiliğinin yansımalarıdır. Onun hayatı, toplumunun değerlerine sahip çıkan, bu değerlerin entelektüel ve siyasi olarak yeniden diriltilmesine adanmış bir ömürden ibarettir.

Bosnalı Müslümanların, asimile edilerek kimliklerinin silinmesine yönelik sistematik uygulamalara karşı bir aydın olarak direnmiş, yıllarca hapis yatmıştır. Bir özgürlük savaşçısı ve devlet adamı olarak bağımsızlık mücadelesine öncülük etmiş, bağımsız Bosna'nın yeniden kurulmasında belirleyici olmuştur.

Düşünür, özgürlük savaşçısı, devlet adamı olarak Aliya İzzetbegoviç yeni bir lider tipinin öncüsüdür. Bilge kral Aliya İzzetbegoviç'in anılarını okumak, imkansızlıklar içinde büyük umutları besleyen, adaletsizliğe karşı ahlâkın zaferine inanan bir ulusun tarihine tanıklık etmektir.
--reklam--
Tarihe Tanıklığım Alıntıları - Sözleri
....Bağışlayın çok açık konuşacağım ama sorunlara güzel yalanlar değil acı gerçekler derman olur. Batı ne çürümüş ne de dejenere olmuş değil. Komünist sistem,"çürümüş Batı "ifadesiyle kendi kendini kandırmanın bedelini ödedi. Batı çürümüş değil. Batı güçlü, egitimli ve teskilatli .Okulları bizim okullarimizdan daha iyi ve şehirleri bizimkilerden daha temiz. Batı da insan hakları seviyesi daha yüksek, fakirlere ve acizlere yönelik sosyal destek daha organize. Batılı insanlar sorumluluk sahibi ve dakik. Kendilerinin sağladığı ilerlemenin karanlık yönünü de biliyorum ve gözardı ediyor değilim.......
İnsan hastayken tek bir arzusu vardır -iyileşmek. İyileştiğindeyse yüzlerce arzu zuhur eder ve bazen hasta döşeğinde ki halinden daha mutsuz olur.
bir asker öne doğru çıkıp bana şöyle bir soru sordu: Başkanım, barış gelince hiç adaletsizlik olacak mı? Soruya şaşırmıştım, ama yine de şöyle cevap verdim: Evet, maalesef adaletsizlik olacak, sizin de ona karşı tıpkı şimdi düşmana karşı savaştığınız gibi savaşmanız gerecek.
Kendilerine hayranlık duyduğumuz kimseleri düşünün -bunlar gerçek insanlar olabilir, edebi kahramanlar olabilir- bunların hepsi, Sokrat, Antigone, İsa vb. acı çekmiş insanlardır. Yani eğer yalnız bu yaşadığımızdan başka bir hayat yoksa, Tanrı diye bir şey yoksa, bu insanlar kahraman değil, yalnızca kaybetmeye mahkum kimselerdir, yaptıkları fedakalârlıklarınsa hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur.
Yüce Allah'a yemin olsun ki, asla köle olmayacağız.
Diplomasi ve gücün ters orantılı olduğu söylenir. Gücünüz ne kadar çoksa diplomasiye olan ihtiyacınız o denli azdır.
Hayat kısa değil. Bana artık uzun gelmeye başladı.
Politikada gerçekten de kurtlar kanunu geçerli, merhamet yok, hakikatler yok. Sadece hedef var.
"...kontrol edilemeyen her otoritenin başına buyruk bir iradeye dönüşmesi kaçınılmazdır."
Bütün adaletsizlikler aynı değil. Bazıları var ki onları yutup geçmeniz mümkün olmaz.
Belki onlar unutabilir ama biz unutamayız ve unutmamalıyız. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.
Siyasette çok güzel olan fakat gerçekleştirilemeyecek şeylere ilişkin konuşmaktan daha faydasız bir şey yoktur.
"İslam, benim için güzel ve asil olan her şeyin diğer adı.."
Hapishanede altı yıl geçirdiniz mi, ondan sonra başınıza gelen her şey size harika görünür.
Bir ulus savaşın pençesinde inlerken bir soru kaçınılmazdır: Önlenebilir miydi? Bu örnekte cevap: Slovenya ve Hırvatistan ayrılıncaya dek önlenebilirdi; sonrasındaysa önlenemezdi.

Bu ikinci cevap sadece kısmen doğrudur. Bu iki cumhuriyetin önceki ortak devletten ayrılmalarından sonra bile barış korunabilirdi fakat yalnızca kapitülasyon koşuluyla. Bosna ve Boşnaklar açısından bu, Büyük Sırbistan'ın parçası haline gelmek ve Karadzic ve Milosevic'in mutlak ve değiştirilemez otoritesini kabul etmek anlamına gelecekti. Ve kölelik bütün sonuçların en kötüsüdür, savaştan bile daha kötüdür.
--reklam--
Tarihe Tanıklığım İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tarihe Tanıklığım: Aliya İzetbegoviç in gençliğinden Bosna liderliğini resmi olarak terk edenekadarki süreci anlatan güzel bir otobiyografi...
Kitap hakkında bir çok konuya değinilebilir ancak ben sadece şunları söylemek istiyorum:
Kitabın başından sonunakadar görünen batının avrupanın göbeğindede olsa müslüman kimliği olan bir milleti asla savunmayacağı ve arkasında durmayacağına yönelik çıkarımım dır. Verilen sözlerin tutulmaması ve bunlara istinaden meydana gelen katliamlar...
Kitabı okurken anlayacağınız üzere üstad Necip Fazıl'ın söylediği gibi batı tam anlamı ile bir göz bağcı rolünde...
Bir dikkat çekici unsurda maalesef o dönem siyasi manada Türkiye olarak Bosna nın var oluş mücadelesine pekde etki edemediğimiz yönünde(-bu tamamen kitaptaki çıkarımımdır-)...
Sözün özü uzun süreye yayarak okuduğum bu kitabı tarihe tanıklık etmeyi seven arkadaşlara kesinlikle tavsiye ederim ... (Emrah Paşali) 
Kendi deyimiyle kendi doğrularını anlatmış. Kitabı okurken biraz bölgeye dair bilgi şart. Aliya'nın karakterini ortaya koyan bir eser. Okunmalı bölgeye olan merakımı ve hayretimi arttırdı. (Mehmet) 
Özgürlük Mücadelesi: Aliya İzzetbegoviç’in hayatının ve özellikle de siyasi hayatının ve dolayısıyla Bosna’nın özgürlük mücadelesinin detaylı olarak kendi kaleminden anlatıldığı kıymetli bir eser. Eser, özellikle 1990’lı yıllara ait çok sayıda röportaj, konuşma ve söyleşilerden aktarmalarla zenginleştirilmiştir. Ancak bu aktarmalar zaman zaman eseri boğabilmektedir. 580 sayfalık eserin hacmi de buna delalet etmektedir. Eserin tercümesi son derece titiz mütercimlerce yapılmış olup eserde “iğva” kelimesi hariç akıcı ve sade bir dil kullanılmıştır. Hayatın çelişkilerini, diğer bir deyişle ta kendisini, eleştirel düşüncenin ve hoşgörünün değerini anlamak, Bosna özgürlük mücadelesinin zorluklarını ve çıkmazlarını öğrenmek ve ikiyüzlülüğüne rağmen Batı’ya kendini kabul ettirmenin ve düşmanla müzakere etmenin dayanılmaz zorluğunu anlamak için son derece ufuk açıcı bir eser.
Eserde Aliya’nın zihin dünyasına etki eden eserleri de görmek mümkündür: Bergson, Yaratıcı Evrim; Kant, Salt Aklın Eleştirisi; Spengler, Batı’nın Çöküşü; Jean Fourastie, Yarının Medeniyeti; John Esposito, İslam ve Demokrasi; Karl Popper, Açık Toplum ve Düşmanları) (İzzet Eroğlu) 
--reklam--
Tarihe Tanıklığım PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Aliya İzzetbegoviç - Tarihe Tanıklığım kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tarihe Tanıklığım PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Aliya İzzetbegoviç Kimdir?
Alija İzetbegović (Boşnakça söyleyişi: [alija izɛtbɛɡɔʋitɕ]; d. 8 Ağustos 1925 - ö. 19 Ekim 2003), Boşnak devlet adamı ve bağımsız Bosna-Hersek'in ilk cumhurbaşkanı.

Doğumu ve Yetişmesi
Alija İzetbegović, 1925'te bugün Bosna-Hersek'in kuzeybatısında bulunan Bosanski Samac kasabasında Dünya'ya geldi. Ailesi İslâmi duyarlılığa sahip bir aileydi. Ancak İzetbegović, İslam karşıtı ve Müslümanları Avrupa'ya dışarıdan girmiş kimseler olarak gören bir çevrede yetişti. Saraybosna'da bir Alman lisesinde eğitim gördü. Bilime önem veren ve disiplinle çalışan bir öğrenci olarak tanındı.

Lise çağında üstün kabiliyetleriyle ve İslami konulara ilgisiyle öne çıktı. O dönemde bazı arkadaşlarıyla birlikte dini konuları tartışmak amacıyla Mladi Muslimani (Müslüman Gençler Kulübü) adını verdikleri bir kulüp kurdu. Bu kulübü kurduğunda henüz 16 yaşındaydı, fakat oldukça etkin ve üretken bir düşünce kabiliyetine sahip olduğu gözleniyordu. Bu yüzden kurduğu kulüp bir düşünce kulübü olmaktan çıkarak aktivite kulübüne dönüştü. Dolayısıyla birtakım eğitim ve hayır faaliyetlerine öncülük etmeye başladı. Ayrıca genç kızlar için de ayrı bir birim oluşturdu. İkinci Dünya Savaşı esnasında da ihtiyaç sahiplerine yardım etti.

II. Dünya Savaşı Yılları
İzetbegović'in kurduğu Müslüman Gençler Kulübü oldukça önemli faaliyetler gerçekleştirdi. İkinci Dünya Harbi esnasındaki faaliyetleriyle de herkesin dikkatini çeken gözde bir oluşum hâline geldi. Ancak bu savaş esnasında tüm Yugoslavya, Almanların işgaline uğramıştı. Bu savaş esnasında Sırp Çetnikler Alman askerlerinin de desteğinden yararlanarak Bosna'da 100.000 Müslüman'ı öldürdüler.

Komünist Rejim
13 Ocak 1946'da Yugoslavya yeniden bağımsızlığına kavuştu. Ancak bu bağımsızlık hareketinde Komünist Parti yanlıları önemli bir rol üstlendiklerinden bağımsızlık sonrasında da ülkede yönetimi ele geçirdiler. Ülkenin resmi statüsünü de federal cumhuriyetler birliği olarak belirlediler. Buna göre Yugoslavya altı federal cumhuriyet ile iki özerk bölgeden oluşacak, cumhuriyetlerden biri de Bosna-Hersek Cumhuriyeti olacaktı.

Komünist rejimin ülke yönetimini ele geçirmesiyle birlikte dinlere özellikle de İslam'a karşı bir savaş başladı. İzetbegović, İslami faaliyetleriyle tanındığından ve ateizme karşı olduğundan komünist baskının en önemli hedeflerinden biriydi. Bu sebeple 1949'da İslamcılık suçlamasıyla hapse girerek beş yıl hapis cezası çekti.

İzetbegović'in sıkıntıları 1953'te iktidara gelen Tito zamanında daha da arttı. Fakat o bütün baskılara rağmen İslami konularda kafa yormaya, fikirler üretmeye, etrafını aydınlatmaya devam ediyordu. Bu arada sistemin Müslümanların meseleleriyle ilgilenmesi üzere görevlendirdiği Hasan Duzu ile ilişki kurarak onunla irtibat halinde çalışmalar yürütmeye başladı.

Tito'nun 1974'te yeni bir anayasa hazırlamasından sonra yönetim Müslümanlar üzerindeki baskıyı kısmen hafifleterek bazı geleneksel İslami kurumların yeniden işlev kazanmasına imkân sağladı. Bu yumuşama üzerine bazı camiler ve medreseler yeniden açıldı. Küçük çapta da olsa bir yumuşamayla bazı dini kurumların yeniden hayata geçirilmesi Müslümanlar arasında hızlı bir İslami uzlaşıya zemin hazırladı.

İzetbegović'in İslami Manifestosu
1980'de Tito ölünce federasyon cumhurbaşkanlığı konusunda bir anlaşmazlık ortaya çıktı. Bunun üzerine altı federal eyaletin her birinin cumhurbaşkanının sırayla bir yıl federasyon cumhurbaşkanlığı yapması üzere anlaşma sağlandı. Bu gelişmeyle birlikte ülkede kısmen bir demokratikleşme sürecine girilmiş oldu. Çünkü federal eyaletlerde yönetime geçmek isteyenler siyasal partiler vasıtasıyla faaliyetler yürütebiliyorlardı. Buna bağlı olarak hürriyetlerde de bir genişleme oldu. İzetbegović'in oğlu bu ortamdan yararlanarak babasının makalelerini bir kitapta toparlayıp, 1983'te "İslami Manifesto" adıyla yayınladı. İzetbegović'in daha önce 1970'te de bu adla bir kitabı yayınlanmıştı. 1983'te söz konusu kitabın yayınlanması epey bir yankı uyandırdı. Hâkim sistem bu gelişmeye tahammül edemeyerek İzetbegović'i Avrupa'nın ortasında radikal İslami bir cumhuriyet kurmak için çalışmakla suçladı ve tutuklattı. İzetbegović, mahkeme önüne çıkarılıp 'hakim sistemi değiştirmek ve Bosna-Hersek'i İslami devlete dönüştürmek için çalışmak'la itham edildi ve yargılamadan sonra 14 yıl hapis cezasına mahkum edildi. Fakat bu mahkumiyet onun kitabının bütün Bosna'da duyulmasını ve tesirini göstermesini sağladı. Müslümanlar muhtelif yollarla onun söz konusu kitabını temin etmeye çalışıyorlardı. Kitabın yazarının bu kitaptan dolayı hapiste olması okuyanların ruhlarındaki tesirinin daha da artmasına sebep oluyordu.

Hapis Yılları
Yargıtay kararıyla daha sonra mahkûmiyet süresi 11 yıla indirildi. 1988'de çıkarılan bir afla da serbest bırakıldı.

Beş yıllık hapis süresi (1983-1988) İzetbegović'in hayatında önemli etkiler yaptı. Hapiste düşünmeye, fikir üretmeye, daha önce üretilmiş fikirlerden istifade etmeye çokça fırsat buldu. Bunun yanı sıra önemli bir fikri eserinden dolayı hapse atılması olması, onun fikirlerinin çevrede daha çok yankı uyandırmasına sebep oldu. Ayrıca onun hapiste olduğu dönemde yıllarını verdiği "Doğu ve Batı Arasında İslam" adlı meşhur kitabı yayınlandı. Bu kitabını bir arkadaşı neşretti ve çok kısa zamanda geniş bir kitleye ulaşarak büyük yankı uyandırdı. İzetbegović, bu kitabıyla İslam'ı sade ve öz bir şekliyle yetişen nesillere kazandırmayı hedefliyordu.

Siyasi Mücadele

Alija İzetbegović'in 1997 yılındaki Amerika Birleşik Devletleri ziyareti
İzetbegović, hapisten çıktığında Dünya'da komünist rejimler çöküş dönemine girmişti. Yugoslavya'da da eski federatif yapının korunması konusunda çok fazla bir duyarlılık kalmamıştı. Bunun yerine bağımsızlık yanlısı fikirler etkisini göstermeye başlamıştı. Ayrıca eyaletlerde yönetime geçme konusunda etkin siyasi yarışlar başlamıştı. Alija İzetbegović de Bosna-Hersek Özerk Cumhuriyeti'nde Demokratik Eylem Partisi (SDA) adı verilen bir siyasi parti kurdu. Bu parti Bosna-Hersek'te 5 Aralık 1990'da gerçekleştirilen genel seçimleri kazanarak lideri Alija İzetbegović cumhurbaşkanı oldu. Bu seçim SDA'nın girdiği ilk seçim olmasına rağmen büyük bir başarı elde etti ve cumhurbaşkanlığını kazanmasının yanı sıra parlamentoda da 86 sandalye elde etti.

Bağımsızlık Dönemi
1990'lı yıllara girildiğinde Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti içinde bir bağımsızlık hareketi baş gösterdi. Özerk cumhuriyetler birbiri ardından bağımsızlıklarını ilan ediyor ya da bu yönde niyetlerini ortaya koyuyorlardı. Bosna-Hersek de 1 Mart 1992'de gerçekleştirdiği referandum sonrasında bağımsızlığını ilan etti. Çünkü yapılan referandumda halkın % 62,8'i bağımsızlığı tercih etmişti. Ancak Sırplar hemen arkasından Bosna-Hersek yönetiminde söz sahibi olan Müslümanlara karşı savaş açarak yeni bir katliam hareketi başlattılar. Hırvatistan ve Slovenya'nın bağımsızlık mücadelesine destek olan Avrupa ülkeleri ve ABD ise Bosna-Hersek'i Sırp saldırıları karşısında yalnız bıraktılar. Bosna-Hersek Müslümanlarını en çok sıkıntıya sokan da, Avrupa'nın üçüncü büyük ordusu Yugoslavya Federal Ordusu'nun Sırp çetnikleriyle birlikte hareket etmesi, onlara destek vermesiydi. Müslümanlarsa herhangi bir askeri destekten yoksun ve silah yönünden çok zayıftılar. Sonuçta Sırplar Bosna-Hersek'in önemli şehirlerini işgal ettiler. Bu işgal hareketi bir milyona yakın Müslüman'ı göçe zorladı. Sırplar işgal ettikleri yerlerde hem katliam hem de yıkım gerçekleştiriyorlardı. Özellikle camileri ve İslami izler taşıyan tarihi eserleri yıkmaya özen gösteriyorlardı.

Bosna-Hersek meselesinin çözümü için değişik tarihlerde gerçekleştirilen görüşmeler ve arabuluculuk çalışmaları da bir sonuç vermedi. 1994'ün sonuna gelindiğinde Bosna-Hersek'teki iç savaşın aldığı can sayısı 250.000'i, göçe zorladığı insan sayısı ise 1 milyonu aşmıştı.

Bosna-Hersek Cumhuriyeti cumhurbaşkanı Alija İzetbegović çok büyük askeri güce ve imkana sahip olan Sırplarla, her türlü askeri imkandan yoksun ve hiçbir dış desteğe sahip olmayan Bosna-Hersek halkını karşı karşıya getirmemek için önce oldukça temkinli bir politika izledi.

Dayton Anlaşması
Bosna-Hersek Müslümanlarının direnişlerine Müslüman halklar grubu sahip çıktı. İslam dünyasının muhtelif bölgelerinden gençler direnişçiler soykırıma dur demek için bu ülkeye gitti. Direniş ve savaş aynı zamanda Bosna-Hersek Müslümanları arasında İslami bilinçlenmenin artmasını da sağladı. Ancak ülke yönetimleri Bosna-Hersek Müslümanlarını büyük ölçüde yalnız bıraktılar. Buna ek olarak Avrupa ve ABD, ezilen ve katliamlara maruz kalan Bosna-Hersek halkına hiçbir şekilde destek çıkmadı. Katliamın son raddesine vardığı sırada da Sırpların isteklerini kabul etmeleri için Müslümanlara baskı yaptılar. İşte bu siyasi baskılar ve eşit olmayan savaş şartları karşısında İzetbegović, önüne konulan anlaşmayı kabul etmiştir. Çünkü savaşın devam etmesi Bosna Müslümanlarının tam bir soykırımla karşı karşıya gelmeleri gibi sonucun doğmasına sebep olabileceğini düşünüyordu. Neticede 1995'te ABD tarafından dayatılan Dayton Anlaşması'nın imzalanmasıyla savaş sona erdi. Anlaşma Bosna-Hersek topraklarının % 51'ini Müslümanlara ve Hristiyan Hırvatlara, % 49'unu da Bosna-Hersek Sırplarına (veya bu ülkeye yerleşmiş Sırplara) veriyordu. Yönetimin de bu üç halk arasında paylaşılmasını şart koşuyordu. Anlaşmayla Amerika Birleşik Devletleri, aynı zamanda Müslümanlara ellerindeki silahları imha etmelerini ve ABD patentli silahları, yedek parçasız bir şekilde satın almalarını şart koştu.

Bosna-Hersek Savaşı, ABD ve Avrupa'nın haçlı kimliğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bunu bizzat Avrupalı tarihçiler ve yorumcular da itiraf etmiş ve bu savaşta Batılıların 19. yüzyıldaki sömürgeci kimliklerine geri döndüklerine dikkat çekmişlerdir.
--reklam--
Aliya İzzetbegoviç Kitapları - Eserleri
Özgürlüğe Kaçışım
Tarihe Tanıklığım
İslami Yeniden Doğuşun Sorunları
Doğu Batı Arasında İslam
Köle Olmayacağız
Konuşmalar
İslam Deklarasyonu
Kendi Kaleminden Aliya İzzetbegoviç
Geleceği Yenilemek
Bosna Mucizesi Konuşmalar
İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri
Aliya İzzetbegoviç Serisi
Islam Between East and West
--reklam--
Aliya İzzetbegoviç Alıntıları - Sözleri
İslami yeniden doğuş, Müslüman kadınlara ne kadar yardımcı olursa, Müslüman kadınlar da bir o kadarını ve daha da fazlasını İslami yeniden doğuş için yapacaklardır. (İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri)
Devrimler bazen bir milletin bilgeliğini, bazen de kendine ihanet ettiğini gösterir. (İslam Deklarasyonu)
Çocukluk, insanoğlunun yeşerdiği tohumdur. (Bosna Mucizesi Konuşmalar)
All man's failures are either because of the religious denial of man's biological needs or the materialistic denial of man's spiritual desires. (Islam Between East and West)
Bir ulus savaşın pençesinde inlerken bir soru kaçınılmazdır: Önlenebilir miydi? Bu örnekte cevap: Slovenya ve Hırvatistan ayrılıncaya dek önlenebilirdi; sonrasındaysa önlenemezdi.

Bu ikinci cevap sadece kısmen doğrudur. Bu iki cumhuriyetin önceki ortak devletten ayrılmalarından sonra bile barış korunabilirdi fakat yalnızca kapitülasyon koşuluyla. Bosna ve Boşnaklar açısından bu, Büyük Sırbistan'ın parçası haline gelmek ve Karadzic ve Milosevic'in mutlak ve değiştirilemez otoritesini kabul etmek anlamına gelecekti. Ve kölelik bütün sonuçların en kötüsüdür, savaştan bile daha kötüdür. (Tarihe Tanıklığım)
Ümit en son ölen şeydir (Geleceği Yenilemek)
Politikada gerçekten de kurtlar kanunu geçerli, merhamet yok, hakikatler yok. Sadece hedef var. (Tarihe Tanıklığım)
Fitne, esaret ve adaletsizlik dolusu olan bir dünyada, gençliğe sakınmasını, sakin olmasını, itaat etmesini öğütlemek aynı zamanda kendi halkının ezilmesi ve esir edilmesinde ortak olmak değil midir? (İslami Yeniden Doğuşun Sorunları)
Sırf İslam dünyasında karşımıza çıktı diye karşılaştığımız her şeyin İslami, yani Kur’an’ın prensipleri olduğunu zannetmekten daha büyük bir yanılgı olamaz (İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri)
Man's dignity could not be dicovered by biology, psychology, or by any other science, Man's dignity is a spiritual question. After "objective observations," it is easier for science to confirm the inequality of man , and so, "scientific racism" is quite possible and even logical. (Islam Between East and West)
İnsan toplumunun düzeni her şeyden evvel insan terbiyesi meselesi olarak durmaktadır. (İslami Yeniden Doğuşun Sorunları)
Hayatın anlamını kaybetmişsem ölmeliyim. (Özgürlüğe Kaçışım)
"Devlet adamı devleti düşünür, politikacı ise sonraki seçimleri." (Özgürlüğe Kaçışım)
Din ahlaktır onu hayata geçirmek ise terbiyedir. (Köle Olmayacağız)
"İslam kadını alçaltmıyor. Ama siz anneliği alçaltıyorsunuz." (İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri)
'' Eğer önünüzde iki yol varsa, siz zor olanını tercih ediniz, bu her zaman iyidir..'' (Konuşmalar)
Güçlü olmalıyız; fakat Kudüs yarın sadece Müslümanların olsun diye değil tekrar herkese açık hale gelsin ve insanlığın üç büyük nehrinin aktığı berrak bir kaynak olarak kalsın diye. (İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri)
Şimdiye kadar başkaları sebebiyle uğradığımız zarar ve hüsranlardan bahsettik. Sıra kendi kendimize verdiğimiz zarar ve hüsranlardan bahsetmeye geldi. Bu bizim olgunluğumuzun başlangıcı olacaktır. (Geleceği Yenilemek)
Ruh ebedidir;insan ise,zamanla sınırlanmıştır. Ve bu zaman içinde ihmal edilemeyecek bir vazifesi vardır. (Doğu Batı Arasında İslam)
mark ve doların parmaklarına çok kolay yapıştığı insanlardan uzak durun (Köle Olmayacağız)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tarihe-tanikligim-aliya-izzetbegovic-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)