# Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine - Friedrich Nietzsche Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine kimin eseri? Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine kitabının yazarı kimdir? Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine konusu ve anafikri nedir? Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine kitabı ne anlatıyor? Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine kitabının yazarı Friedrich Nietzsche kimdir? İşte Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tarihin-yasam-icin-yarari-ve-yararsizligi-uzerine-friedrich-nietzsche-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-08T21:40:35+03:00
- Güncelleme: 2022-02-08T21:40:35+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/08/friedrich-nietzsche-kimdir-friedrich-nietzsche-kitaplari-ve-sozleri-147719.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Friedrich Nietzsche 
 Çevirmen: Nejat Bozkurt 
 Yayın Evi: Say Yayınları 
 İSBN: 9789754680607 
 Sayfa Sayısı: 136 

Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tarihle her şeyden önce, etkin ve güçlü olan, büyük bir savaşa girip de örneklere, ustalara, avutucu ve öğüt vericilere, ermişlere gereksinim duyan ve bunları çağdaşlarıyla arkadaşları arasında bulamayan kimse ilgilenir. Schiller de tarihle böyle ilgilendi: Çünkü zamanımız öylesine kötü ki, diyor Goethe, artık ozana kendi çevresindeki insanların yaşamı içinde yararlanabileceği örnek bir yapı görünmüyor pek.

Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine Alıntıları - Sözleri
bırakın ölüler yaşayanları gömsün.
Hayır, hiç olmazsa dürüst olun!
Tarihe yalnızca güçlü kişilikler dayanabilir, zayıfları ise tarih tamamen siler.
Ama dünya bu adamlardan ve yaşlılardan kurtulmuş olsaydı, kesinlikle kendi de kurtulurdu. Çünkü o zaman gençliğin egemenliği başlardı.
Bırakın ölüler yaşayanları gömsün.
Tanrım, beni benden koru
Nasıl yani, dinler sönüp göçmek üzere mi?
Bırakın ölüler yaşayanları gömsünler!
"Bırakın ölüler yaşayanları gömsünler!"
"Tarihin gücü karşısında el pençe divan durmayı ve boyun eğmeyi öğrenmiş birisi, ister bir hükümet olsun, ister bir kamuoyu ya da bir sayısal çoğunluk, her güç karşısında sonunda Çin usülü mekanik bir biçimde "evet" dercesine başını sallıyor ve ellerini ayaklarını, tam olarak her hangi bir "güç" ün ipleri çektiği ritme göre hareket ettiriyor."
Sokrates, erdemli olmadığı halde kendisini erdemli sanmak kuruntusuna kapılmayı, deliliğe yakın acı bir şey olarak kabul eder
Yaşama önem vermeyen, onu en güzel şekilde yaşar çünkü.
Tarih ancak güçlü kişilikler tarafından çekilip,taşınır, güçsüzler ise bütünüyle söndürürler onu
“tarih kültürü” gittikçe gelişmiş kimseler için önemsiz olmalıdır.
“Tin bir harekette bulundu mu, biz filozoflar da yerimizden oynarız”

Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Daha öncesinde kitap/david-strauss--172488 incelememde sırf kendi üşengeçliğimden dolayı yalnızca ilk bölümü incelemiştim,bu sefer daha uzun olacak ama yine kitabın tümünü detaylıca incelemeyeceğim çünkü böyle yaparsam inceleme kitap ile aynı uzunlukta olacaktır.

Önsöze Nietzsche,Goethe'nin ünlü sözü ile başlamış;
''Ayrıca,etkinliğimi artırmadan ya da dolaysızca hareketlendirmeden bana yalnızca bir şey öğreten her şeyden de nefret ederim.''
Bu söz bilimlerin yüzde doksanını * * * Zaman içerisinde değişmiş olan sistematik ve insanlığı bilim fabrikası haline getiren bilimden bahsediyorum,bilim bilgidir,bilgi ise düşüncenin ilk şartıdır,düşünmek için tabi ki de bilmek şart ancak bu artık neden öğrenildiği bilinmeyen bilgiler yığınının oluşmasına neden oluyor * * * tamamen anlamsızlaştırıyor benim gözümde.
Serinin ilk kitabında Nietzsche şöyle bir şey söylüyor.

''...Attığı her adımda şu sorular gelir aklına:Niye? Nereden? Nereye?
Ama ruhu,bir çiçeğin ipçiklerini sayma ya da yoldaki taşları kırma görevinde akkorlaşır ve ilgisinin,zevkinin,gücünün ve hırsının tüm ağırlığını bu işe verir.''

Merak ettiğim şey bu saçmalıklar ile neden uğraştıkları,neden bir insan Osmanlı'nın ne zaman kurulduğuna,kendini adar,yıllarca bunun için çalışır ve bu konuda bir şey başardığı zaman bununla övünür? * * * Daha sonra Halil İnancık örneğini yine vereceğim çünkü bu tarz bilimselcilikten gerçekten hoşlanmıyorum.Sorunum aslında böylesi insanların var olması ile değil,Halil İnancık hakkında konuşurken insanlar hep ''Hocaların Hocası'' ya da ''Hoca'' tabirini kullanıyor,böylesi düşüncesizce çalışan bir insan gerçekten hoca mıdır? * * *
Bütün bunların sizinle ne ilgisi var?
Bilimde de sanayi devrimindeki üretimdeki değişim yaşandı.
Eskiden bir ayakkabıyı bir kişi üretir,her şeyini o yapardı,Sanayi Devrimi ile birlikte ise artık yalnızca bir parçasını yapmaya başladık,otonom hareketler için insanlar görevlendirilmeye başladı.
Tıpatıp aynısı şu an bilimlerin tümünde uygulanmakta,artık dehanın bir önemi yok ----Yine ilk kitapta bu tarz bilimselciliğin dehaya kıymet biçilmememesine neden olduğunu söylüyordu Nietzsche.---
* * * İnsanlığa toplumsal olarak katkı sağlamaya çalışırken,insanın bireysel değeri dibe düşer.Bu sistemin sana söylediği şey şudur;
''Senin benliğine ihtiyacımız yok,yalnızca araştırma yapmak için kullandığımız bir robotsun.''
Bu şekilde işin yalnızca bir ucundan tutarak entelektüel üretim yapılmaya devam ederse , kitap/robotlarin-yukselisi--107272 fiziksel iş gücüyle aynı hızda zihinsel iş gücünü de vuracak ve akademinin tümü kenara koyulacaktır.Bir makine,bir insanın binlerce saatini vererek öğrendiği şeyi dakikalar*belki saniyeler* içerisinde öğrenebilir ve eğer insanın yaptığı tek şey yaratıcı hiçbir şey katmaksızın çalışmaksa,bunu makineler çok daha iyi halledecektir bu yüzden insana ihtiyaç kalmayacaktır. * * *

''Elbette tarihe gereksiniyoruz ama bilgi bahçesindeki şımarık bir aylağın gereksindiğinden farklı bir biçimde gereksiniyoruz... ''

Bu ''bilgi için bilgi'' düşüncesi yakın zamanda ortaya çıktı,bunu da nereye bağlayacağımı biliyorsunuz,tabi ki yine Sanayi Devrimi ve yine Kapitalizm.
Niteliksel olana yönelmek yerine niceliksel ve gösterimsel olana yönelmek bu ikisi ile başladı. * * * Eğer değerli olan şey yaratıcılık değil de bilgi ise kişinin öne çıkmak için yapması gereken şey hep daha ve daha fazlasını öğrenmek olacaktır,yaratıcı bir şey üretmek her zaman ikinci planda kalacaktır çünkü istenen şey senden bu değildir.* * *
Anlamak gerekir ki ne kadar fazla bildiğinizin hiçbir önemi yok!
Bilginizin ne kadarını kullanabildiğinizin önemi var. * * * 100 x bilgiye sahip bir kişi muhtemelen onun ancak onda birini gerçek anlamda kullanabiliyordur,1000 x bilgiye sahip kişi ise o 10 x'i bile kullanamaz çünkü vaktini bilgisini verimli kullanmak doğrultusunda değil,hep daha ve daha fazlasını öğrenmek ile harcamıştır. * * *
Nietzsche doğru yaşam örneğinin Antik Yunan'da olduğunu söylüyor ;

''...Özellikle de Yunanların zamanının bir çömezi olduğum sürece,bu şimdiki zamanın bir çocuğu olan kendim hakkında böyle zamana aykırı deneyimlerde bulunabildiğimi de söyleyeyim ki,rahat edeyim.Bu kadarını bir klasik filolog olarak sırf mesleğimden ötürü bile itiraf edebilmeliyim-bu zamanın içinde zamana aykırı olarak- yani zamana karşı ve böylelikle zamanın üzerinde ve umulur ki gelecekteki bir zamanın yararına- etkili olmaktan başka.''

Şunu söylemem gerek ki Nietzsche'nin Antik Yunan sevdasının gerçekten de işinden kaynaklı olduğunu düşünüyorum.Antik Yunan ile bu denli fazla vakit geçirmiş olması,bu kadar sevmesinin ana nedeni BENCE.

Sonuçta bir çeşit ''Dehalar Cenneti'' olması bakımından Antik Yunan kendisinin doğruluğunu kanıtlamıştır.Daha sonrasında Rönesans Floransa'sında da aynısı görüldü.Aynı anda görülmesine imkan vermeyeceğimiz sayıda deha,düşünsel devrim yaptılar. Antik Yunan'da bu yaşandı,Rönesans'ta bu yaşandı,o halde bu mümkün,entelektüel konularda her zaman için birkaç kişi yetecektir,şu anda Türkiye'de 10-15 deha boşa harcanmaktan kurtarılsa,ülke gerçekten kalkınır,tek bir dehanın daha öncesinde bu ülkeyi kurtardığını hatırlamak gerek.

''Tarih yaşama hizmet ettiği ölçüde,hizmet etmek istiyoruz biz de tarihe - - - Bu elbette tarihe geçmek olarak da değerlendirebilir,kendi eklemem.- - - ama tarih yapmanın bir derecesi ve tarihe değer vermenin yaşamı felç eden ve yozlaştıran bir türü vardır ki: günümüzün dikkate değer semptomlarında deneyimlenmesi hem zorunlu olan hem de acı verebilecek bir fenomendir bu.
Bana yeterince sık eziyet etmiş bir duyguyu betimlemeye çalıştım,kamuya ifşa ederek alıyorum intikamımı ondan.''

Daha sonrasında Nietzsche bu ''Yaşamı felç eden'' tarih yapma derecesini tanımlamaya başlıyor.

''Önünden otlayarak geçen sürüye iyice bak:bilmez dününü bugününü,oraya buraya sıçrar durur,habire otlar,dinlenir sonra,geviş getirir,sonra yine hoplayıp zıplamaya başlar...
Bunu görmek çok dokunur insana,çünkü bu hayvanların karşısında övünür insan insanlığıyla,ama yine de onların mutluluğunu seyreder kıskançlıkla...
Yine de nafile bir istektir bu,çünkü hayvanlar gibi olmasını istemez bunun...''

Alıntıyı daha fazla uzatmayacağım,hayvanların mutluluğu unutabilme kabiliyetinden ve salt şimdide yaşamalarından ileri gelir.
Onların zihinlerinde gelecek de yoktur,geçmiş de tam da bu yüzden mutludurlar.
İnsan için ise tam aksi geçerlidir;
Geçmiş ''...hiçtir,daha sonra da hiçtir, ama yine de bir hortlak gibi çıkagelir ve bir sonraki anın huzurunu bozar.''
Sonuçta mutluluk hayvanlarda en yoğun şekilde görüldüğüne göre bir çeşit ''Unutabilme Becerisidir.''
Nietzsche bu yüzden yaşam felsefesi bakımından Kinikler'in en doğrusu olduğunu söylüyor ve haklıdır da.
Eğer insanın ana amacının mutluluk olduğu söyleniyorsa,başarı ve diğer tüm şeyler mutluluğun arkasından geliyor ise yaşama yöntemi ufak mutluluklar ile yetinmek olmalıdır.
Ancak ben buna katılmıyorum,direkt yaşamın amacının mutluluk olduğunun insanlığın en temel yanılgılarından birisi olduğunu düşünüyorum.
Bu mutlulukların sıralaması da cidden umurumda bile değil,hayvansı hazlar,insansı hazlar,entelektüel hazlar.
Sonuçta hayvansı hazzın peşinde olan kimse de entelektüel hazzın peşinde olan kimse de mutluluğu amaçlıyor,Nietzsche'nin fedakarlığı ve kendi esenliğini yok sayanları insanlıktan uzaklaşmak ile itham etmesini de saçma buluyorum,kendisi kesinlikle yaşama sanatını,anı,yaşam felsefesinde en tepeye koyuyor ama ben böyle düşünmüyorum.Onun mutluluk anlayışındansa Schopenhauer'un mutluluk felsefesi bana çok daha makul geliyor. * * * Schopenhauer mutlu olmanın insan için ulaşılması imkansız bir amaç olduğunu söylüyor,eğer yaşam bir şekilde yaşanmaya çalışılacaksa o kahramanca yaşamaktır diyor.Yaşamda mutluluğu birincil amaca koymaktaki sorun mutluluğun kendiliğinden gelişen bir şey olması,mutlu olacağım diyerek mutlu olamayacağın için kahramanca yaşama ulaşma ihtimalin mutlu bir yaşama ulaşma ihtimalinden daha yüksektir,ayrıca yalnızca davan doğrultusunda çalışmak bile,mutluluğu amaçlayan birinin mutluluğundan daha büyük mutluluğa ulaşmanı sağlayacaktır. * * *
Yine de amacı mutluluk olan kişi şu sözü ezberlemelidir;
''Kesintisiz olduğu ve mutlu kıldığı sürece,en küçük mutluluk,yalnızca gelip geçici olan,adeta anlık bir heves,çılgın bir fikir gibi,katıksız neşesizlik,hırs ve yoksunluk arasında gelen en büyük mutluluktan,su götürmez bir biçimde daha büyük mutluluktur.''
Bu halde bir şey yapmayı amaçlayan kimse de,yani pratik pesimistler,mutluluğu hayatının ana amacı olarak belirleyenler de geçmişi unutmalıdır,elbette farklı amaçlarla. * * * Ayrıca şu söz de kulaklara küpe olmalıdır;
''Dilerim herkes bir gün zengin ve ünlü olur ve hayalini kurduğu her şeye kavuşur. Böylece aranılan esas cevabın bu olmadığını anlar'' - Jim Carrey
Dev hayallere ulaşmanın mutluluk getireceğine dair inançtaki sorun,arzulanan şeyin kişiye şu anda hissettirdiği yoğun hislerin o şeyin elde edilmesinin ardından sürekli olarak hissedilmeye devam edileceği sanrısıdır.Eğer yoğunluğun sürdürülebilir olduğu bir yer arıyorsan,o hayalini kurduğun şeyin hayalidir cevap.
Ancak o aynı yoğunlukta ömür boyu seninle birlikte gelebilir.

Tarihi üçe bölüyoruz;
Anıtsal Tarih,
Antikacı ve
Eleştirel.

Anıtsal tarihin negatif hali basitçe şu alıntı ile açıklanabilir;
''...yalnızca,birer adacık gibi tek tek süslenmiş olgular görünür bu selin üzerinde:görülebilen birkaç kişi,doğadışı ve mucizevi bir şey gibi göze çarpar,adeta Pisagor'un öğrencilerinin ustalarında görmek istedikleri altın kalçalar gibi.''

Anıtsal tarih şu ana kadar beni de en çok ezmiş,yerin dibine sokmuş tarih okuma çeşidi.Bu bakış açısına sahip kişiler tarih anlatıyorlar ve onların tarih anlatıları bizim gözümüzde de belirdiği için Aristoteles'in Allah olduğunu zannetmeye başlıyoruz.
Aristo'yu görmemiş olmak ise bu düşüncenin daha da pekişmesine neden oluyor,çok sevdiğiniz ve yaşayan bir ünlü var ise onunla bir gün tanıştığınızda muhtemelen hayal kırıklığına uğrayacaksınızdır çünkü onu heykelleştirmişsinizdir,Roma Heykellerinden birine dönüştürmüşsünüzdür o kişiyi kendi kafanızda ama gördüğünüz anda hiç de hayal ettiğiniz kadar mükemmel olmadığı ortaya çıkar. * * * Burada anıtsal tarihin insana örnek olan ve dehaya ulaşmak konusunda ona yardımcı olan yönünden değil,insanı ezen yönünden bahsettim.En azından benim adıma anıtsal tarihin negatif etkisi,pozitif etkisinden hep daha çok oldu.Ancak aynı zamanda kişinin her defasında tekerleği yeniden icat etmek zorunda kalmamasının nedeni de anıtsal tarihtir. * * *
Sonuçta ''o adamsa,ben de adamım.'' değil mi? ( yazar/imam-i-azam-ebu-hanife )
Anıtsal tarih,Nietzsche'nin ''kendinden varoluş'' dediği şeyin zehrini her yere bulaştırıyor. * * * Kendinden varoluş,yeteneksiz hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelir ve kişinin sahip olduğu,olacağı her şeyin doğuştan gelme olduğu düşüncesini doğurur,bu kadınlara yalnızca kadın olduğu için zeka yoksunu olduğu ve entelektüel hiçbir şey üretemeyeceği söylenmesi ile aynıdır.Bu düşünce ile yola çıkan insan hiçbir şey üretemeyecektir gerçekten de. * * *
Tarihteki kişilerin bu şekilde varolmak için doğduklarını ve onların doğuştan sahip oldukları yetenekler sayesinde bu noktaya gelmiş olduklarını düşünmek insanı yiyip bitirir ya da Nietzsche'nin deyişi ile ''Hırslıların uykusuz geceler geçirmelerine'' neden olur.Başarıyı en çok hak edenlerin hırslılar olduğu düşünülürse,bu üzücüdür.

Üç tarih anlayışının da kullanması gerektiği ortada bunu düzgün kullanan kimseler için anıtsal tarihin faydası,geçmişte yaşanmış olan ''Deha''lığın yolunun gözlerin önünde olması.
Anıtsal tarihi kendi faydası için kullanan,yaşama hizmet için kullanan kimse için Polybius'un sözünden bahsediyor Nietzsche;

''Eylemci kişiyi göz önünde bulundurarak,siyasal tarihin,bir devletin yönetiminin doğru hazırlanması olduğunu,başkalarının başına gelenleri anımsatma yoluyla,talihin değişikliklerine sürekli tahammül etmemiz için bizi uyaran en mükemmel öğretmen olduğunu söylüyor.''
Ardından şöyle devam ediyor;
''Burada tarihin anlamını idrak etmeyi öğrenmiş birisi,meraklı seyyahları ya da kılı kırk yaranları büyük geçmişlerin piramitlerine tırmanırken gördüğünde keyfi kaçacaktır;kendisinde taklit etme ve daha iyisini yapma isteği uyandıran yerde,eğlence ya da sansasyon peşinde,bir resim galerisinin üst üste yığılmış resim hazineleri arasında dolaşır gibi açgözlülükle dolaşan bir aylakla karşılaşmayı istemez.''

İnsanların bilimlerin işlevini anlamaktan uzak olduğunu düşünüyorum,anlaşılamayan şey edebiyatın da yaşama hizmet etmek için var olduğu,tarihin de bunun için var olduğu,matematiğin de tüm bilimlerin de bunun için var olduğu. * * * Onların bu keyif için çalışmaları,kendilerinden bahsederken sürekli övündükleri ''Hakikat Dostluklarının'' o kadar da gerçek olmadığını gösterir,entelektüel faaliyetler ile uğraşan herkeste birazcık hakikat arayışı vardır ancak onlar için esas konu,hakikat değil can sıkıntısını dindirmek,tam da bu yüzden yalnızca kendi ilgilendikleri tek bir alanda çalışırlar ve alanları çok dar bir nokta ile sınırlıdır,serinin üçüncü kitabında Nietzsche tarihi köstebek deliğine benzetecek ve bu dar görüşlü bilginlerin tarihi anlamakta çok usta olduğunu söyleyecek,çünkü onlar da birer köstebeklerdir. * * *

Keyfiniz için edebiyat okuyamazsınız* * * Sürekli olarak her şeyden fayda beklemek yine bu yeni tür bilimcilikte mevcuttur ancak onların faydacılığı kendi özlerine yönelik değildir,bir fabrika için kullanılan verimlilik kelimesini kullanır onlar fayda için,daha önce de insanlardaki ve bilimin yöntemindeki bu değişikliği sanayi devrimine ve kapitalizme bağladım,aynısını burada da görmek çok kolay.Her yerde insanın davranışları,makineleri ve fabrikaları örnek almakta.Hatta yeni üretilen kelime oyunları ve benzetmeler,doğal olarak içlerinde doğdukları dünya ile alakalı olduğu için,her şey ama her şey makineler ve parçaları ile ilgili olacaktır.* * *,bir şahsın yaşantısının ürünlerini takip edip,ondan çıkarılması gereken dersi çıkartmak için edebiyat okursun,bir dönemin kültürünün bir zihindeki yansımalarını görmek için edebiyat okursun. * Kitap okuyan kişi birden fazla hayat yaşar. *
Geçmişin en büyük adamlarının çizdiği yolu takip etmek ve en önemlisi Utanılası olmayan ( yazar/Leonardo-da-vinci ) bir çırak olmak için tarihi okumalısın.Onların sahip olmadığı şeylere sahip olduğun halde,onları geçemiyorsan,onlarla eşit düzeye çıksan bile başarısız ve utanç vericisindir.21.yüzyılda neredeyse tüm bir insanlık önceden yaşamış ustalarından daha şanslıdır buna rağmen ustaların yanına bile yaklaşamamaktadırlar. * * * Ustalar ile aynı seviyede olur isen,yine utanılasısındır çünkü onların sahip olduğu imkanların tamamen kullanımı ile 10 x başarı elde edilebiliyorsa,o dönemin başarısızı x ,vasatı 5 x,en üst düzeyi 10 x ise şu anda bu tamamen değişmiştir, artık başarısız 5 x , vasat 10 x , üst düzey ise 20 x olmuştur ve sen 10 x olarak vasatsındır. * * *

Şu anda benim elimdeki en büyük fırsat Nietzsche'nin yolunu yaşamadan,onun o yolda çıkarttığı derslerin sonuçları hayatıma katabilme fırsatı,Nietzsche hiçbir zaman Nietzsche okumadı,benim elimde ise bu fırsat var.

''Akıllı adam kendi aklını kullanır,daha akıllı adam başkalarının aklını kullanır.'
- Bernard Shaw

''Kılı kırk yaranlar'' işte bunlar insanlığın yüz karaları ve entelektüel işçiler. * * * Tek görevleri hizmettir onların ve ne uğruna olduğu da belirsizdir. * * *
Hayatını düzenlemek için böylesi bir fırsat sunan tarihi nasıl olur da,bu kadar ahmakça amaçlar için yerlere indirebilir,kendi oyuncağınız haline getirebilirsiniz?
Gerçekten kimsenin umurunda olmamalı Osmanlının Kuruluş Tarihi. * * * Osman Bey hakkında araştırma yapılırken böylesi saçma sapan detaylara takılınıyor oluşunu görmek istemezdi zannımca,onun görmek isteyeceği şey yalnızca saygıyla anılmaktır . * * *
Dostum,Tarihi neden böyle delik deşik ediyor,onun göğsüne yüzlerce defa,saygısızca bıçak saplıyorsun? * * * Kast ettiğim şey,tarihte yaşamış büyük kimselerin asla bu denli detaylı incelenmek isteneceğini sanmıyor oluşum.Onlar yalnızca öğretilerinin ve yaptıklarının kavranmasını istemişti,bu denli detaylı incelemeler onların hatalarını dev boyutta gösterir ve öğretisindeki gerçeklik bozulmaya başlar,subjektif yorumlar üstüne yorumlar yağmaya başlar,başka bir yorum başka bir yorumu etkiler ve bu böyle uzaaaarrr gider . Lütfen Tarihten uzak durun . * * *
Ha 1302,ha 1299 senin için ne değişir?
Sorun şu ki bu tarih algısına sahip insanlar,senin onlar gibi sayılarla ilgilenmiyor oluşunu aşağılıyorlar ve herkesin bunu söylemesi ile sen de doğru olan bu herhalde demeye başlıyorsun. * * * Reddedilme korkusu en büyük zekalarda bile vardır ve yeterince kişi söylerse herkes zamanla ikna olur,hele ki genç iken,tam da bu yüzden 7 yaşında benliğimizi okul adlı mahpusa atmıyorlar mı? * * *

Devamında Eylemci kişi için Nietzsche şunları söylüyor;

''Hedefi ise herhangi bir mutluluktur,belki de kendi mutluluğu değildir,çoğu zaman bir halkın ya da tüm insanlığın mutluluğudur;tevekkülden uzak durur ve tarihten,tevekküle karşı bir araç olarak yararlanır.Çoğunlukla onu bekleyen bir ödül yoktur;en fazla ünlü birisi olma,kendisinin de sonraki kuşaklar için bir öğretmen,bir avutucu ve bir uyarıcı olabildiği tarihinin tapınağında bir şeref köşesinde yer alma adaylığından başka.
Çünkü onun yasası şudur:bir zamanlar ''insan'' kavramını daha geniş kurabilmiş ve içini daha iyi doldurabilmiş bir şey,bunu sonsuza dek yapabilmek için sonsuza dek mevcut olmalıdır...''
Tam bu noktada araya girmem gerek çünkü sonsuzluğa ulaşma anlayışımızda bir sorun ve üzücü bir yön var.Evet ben de tüm emeğimi ölümümden sonra gelmesini istediğim o en yüce ün için sarf ediyorum ancak o ün SONSUZ DEĞİL!---Bu ün tam da bu nedenle gözümde değerini yitirmeye başlıyor,sonsuzluk değil ise,ha yüz yıl,ha bin, ha yüz bin.---
Evet insanlığın sonunun uzunca bir süre gelmeyeceğini varsaysak bile evren yok olacaktır ve anlaşıldığı üzere bu sonsuzluk değil,yalnızca ömrü uzatmak.
Yine de ünlü olmak ve okunmak isteyen kişi bilmelidir ki,kendi döneminde okunmak,ölümünün ardından okunmanın yanında koca bir hiçtir,bu yüzden tüm emeğini ölümünden sonrası için harcamalıdır. * * * Yine de başarı hissinin yaşanabilmesi için,ölümünden sonra ünlü olacağına dair ufak deliller görmelisindir Schopenhauer gibi veya yaşamında ünlü olman gerekir,aksi halde ölümün başarısızlık hissi ile gerçekleşir . * * *

''...Çünkü öncelikle tek bir şeydir istedikleri:her ne pahasına olursa olsun yaşamak.Büyük olanın yaşamını sürdürmesinin tek olanağı olan,anıtsal tarihin o zor meşale yarışını içlerinden kim tahmin edebilir?...''

Fark edilmesi ve üzücü olan şey şu ki,büyük olanın yaşamını sürdürmesi olarak söz ediyor burada,bu yarıştan Nietzsche.Yani büyük olan kendiliğinden sonsuz olma yoluna ilerlemez,burada bir meşale yarışı vardır ve bitişi geçecek olacak kişilerin sayısı sınırlıdır.---Bu yüzden yalnızca 1k'da inceleme yapmıyor bir de maalesef takipe takip yapıyorum ya zaten.---
Yine de geçmişteki büyük olanların,kimisinin melankolisiyle,kimisinin gururu ile kimisinin de merhameti ile bu yarış çizgisini geçmiş olduklarını görüyor olmak onun için bir neşe kaynağıdır.---Bir çeşit dert ortaklığı yaşatıyor,tarihte benzer acılardan sonsuzluğa ulaşmış kişiler,onların acılarını görüyor olmak,bütün bu ızdırabı yalnız senin yaşamadığını hissettiriyor---
''...yaşamı kale almayanın en güzel yaşadığı öğretisini bırakarak yürümüş olduğunu bilmenin,bu acı bitkinin en güzel meyvesi olduğunu düşünerek.''
Burada Nietzsche'nin bu kitapta olmayan bir sözünü anımsadığım kadarıyla söyleyebilirim.
Yaşamın zirvesinde,kişinin en kötü özelliği en iyi özelliği haline gelir.
Bu birisi için melankolidir,yıllar boyunca melankolisi nedeniyle vakit kaybettiğini düşünür,melankolikliğinden dolayı diğerlerinden kendini farklı hisseder ve bu farklı hissediş onu rahatsız eder.Yıllar boyunca bu en kötü duygusu*aynı zamanda en yoğun* onun için bir sorun iken,üretmeye başladığı anda onun için bir lütuf haline gelmiştir ve geçmişteki bütün acılar uçup gider bir anda ve geçmişteki kendi melankolisine karşı açtığı savaşa şaşırır kalır insan.
Dostuna düşman muamelesi çekmiştir yıllarca,onunla uzlaşmak yerine sürekli olarak çatışmıştır ve onu yok etmek istemiştir.

Benim için kitaptaki en rahatlatıcı kısımlardan birisini yazmak istiyorum:

Şimdi zamanı yaşayan kişi geçmişe yönelik anıtsal bakıştan,eski zamanların klasik ve ender ürünleriyle ilgilenmekten nasıl bir yarar elde eder? Büyük olanın bir zamanlar m ü m k ü n olduğu ve bu yüzden bir kez daha mümkün olacağı sonucuna varır;yolunda daha bir cesaretle yürür,çünkü zor saatlerde kapıldığı,imkansız bir şey mi istiyorum yoksa,kuşkusu artık ona ayak bağı olmaktan çıkar.

Yıllardır kafamda aynı kuruntu sürekli olarak dönüyor,acaba başaramayacak mıyım?
Belki de abarttığım kadar yetenekli değilimdir?
Gerçekten deha mıyım?
Tarihte defaatle ve hiç de azımsanamayacak miktarda kişi sonsuzluğa ulaştı ancak kişi görür ki,bu azımsanamayacak miktar orana vurulduğunda binde bir bile değildir.
Şu anda dirilerle yan yana yürüyen ölülerin karşısında artık kimsenin umursamadığı milyonlarca ... ölü var ve onlar gerçekten ölüler*Bu dünyaya artık bir etkileri yok,şu halde bu dünya için ölüler.* ve onların ölmüş olduğunu görmek,az önce ölmemiş olanları hatırlamanın getirdiği rahatlığı anında yok eder,yani üzgünüm ki Nietzsche'nin sözüne bu noktada pek de katılamayacağım.
Ancak şu nokta önemlidir ki aynı kuruntuya Nietzsche de kapılmış ve hem de bu kuruntu deha olduğu konusunda eminken gelmiş,ben de deha olduğuma eminim ancak aynı zamanda bu kuruntu peşimi bırakmıyor.Geçmişteki dehalar ile arada benzerlik kurarak kişi kendini rahatlatabilir ve rahatlatmalıdır çünkü bu paranoyaklık olabileceğinin altında olmana neden olur.Bir örneği benim ilham perim zaten :).

İncelemeyi daha fazla uzatmayacağım,aslında burada bitirmemem gerekir daha tarihin diğer iki türüne bile değinmedim ancak inceleme zaten çok uzun oldu.
Felsefe kitaplarına hep uzun ancak yeterince uzun olmayan incelemeler yapmayı planlıyorum . (Polycephaly) 
Friedrich Nietzche: Dünyanın en harika fılozofu Alman Fılozof Friedrich Nietzchenin Tarihin yaşam için yararı ve sakınacı adlı kitabı Tarih ve insan konusunda hiç bu kadar sıradışı anlamlar ve sonsuz derin bakışlar gördüğün tek isim Nicedir. ismimdende anlaşılıcağı üzere konu tarih insan tarihin insan üzerinde etkisi tarihdışı tarih üstü tarihteki insan oluşumu ve tarih ve insan arasında anlatımında cok sıradışı düşünceleriyle bu eksende kendi görüşlerini harika analizlerini ve aforizmaları felsefisini ve düşünce sistemini ortaya koyuyor.Nice severlerin ve okuyanların mutlaka okuması gereken bir kitap.
FRİEDRİCH NİETZCHE
Tarihe yanlız güçlü kişilikler dayanabilir sayıflar ise tarihi tamamen siler.
Nihayetinde ölüm özlenen yok unutuşu getirir ama bu sıradabir yandanda simdiki zamanı yaşamı vurgular ve yaşamın yalnızca kesintisiz bir olmuşluk olduğu varlığını kendini olumsuzlayarak ve tüketerek kendisiyle çelişerek sürdürebilen bir şey olduğu bilgisine vurur damgasını.
Tüm geçmişleri unutarak anın eşiğine yerleşmeyen bir savaş tanrıçası gibi bir noktada başı dönmeden ve korkuya kapılmadan duramayan birisi mutluluğun ne olduğunu asla öğrenemicektir. ve dahada kötüsü başkalarını mutlu kılan herşeyi asla yapamayacaktır. (Murat Tosun) 
91 SAYFALIK KOCAMAN BİR KİTAP!

En keyifle okuduğum felsefe kitaplarının en ön sıralarında yerini aldı bu kitap. Eminim benden başka okuyanlar ya da okuyacak olanlar da aynı fikirde olacaktır. 91 sayfalık olan bu kocaman kitabı, alıntı yapmaktan okuyamadım bile diyebilirim. İçerisinde o kadar güzel, o kadar dolu cümleler vardı ki tekrar tekrar okumak istedim.

Nietzsche bu kitabında, zamanının gençlerine sesleniyor. Gençlere; Bilimi yüceleştirmemelerini ve hazıra konmamalarını söylüyor. Geleceği, geçmişe bağlı kalıp yönlendirmemelerini öğütlüyor.

Tarihin sadece güçlü insanlardan ibaret olduğunu da söylüyor Nietzsche. Dolayısıyla, gençlerin tarihe bağlı kalmayıp kendilerinin bir şeyler yaratmasını öğütlüyor.

İnsanları 'Tarihsel' ve 'Tarihüstü' olmak üzere iki sınıfta inceleniyor ve bunların sonucunda, ne tarihten tamamen uzak ne de tarihle içli dışlı yaşamamızı öneriyor. Bununla beraber: tarihin aşırılığının yaşamı yozlaştıracağını düşünen Nietzsche, tarihin asla bir matematik gibi saf bilim olmadığını savunuyor.

Nietzsche, o dönemin gençlerine seslense de, (gelecek nesillere de sesleniyor) bizlerin -şimdi ki dönemin gençleri olarak- bu kitabı, olaylara karşı kendi bakış açımızı yaratmamız için ve bazı temel konularda fikir sahibi olmamız için okumamız gerektiğini düşünüyorum. Fakat ne yazık ki, bizler önümüze koyulan yemeği yemeğe alıştık gibi görünüyor. Ama korkmayın, Nietzsche amca size balık yemeği değil balık tutmayı anlatıyor.

İncelemeyi çok uzatıp, okuru sıkmak istemiyorum. Tüm bu anlattıklarım dışında, "Tarihin hayatımızdaki rolü nedir, tarih faydalı mıdır yoksa değil midir, aslında tarih nedir?" gibi soruların da cevaplarını bu kitapta bulabilirsiniz. Felsefe ve tarih kitapları okumayı sevenlerin kesinlikle beğeneceği ve güzel notlar çıkarabileceği bir eser. Öte yandan, tarih okumayı sevenlerin felsefe kitaplarını sevmesini sağlayacağı bir başlangıç kitabı diyebiliriz. Hatta bu kitap, aynı tarih okurları için 'tarihin ne olduğu' hakkında bir fikir sahibi olmasını sağlayacağı, bir rehber niteliğindedir, diyebiliriz.

Okunması, okurunun faydasına...

Son olarak, kitabın 1K platformunda bu kadar az okunması beni çok şaşırttı. Bunun nedeni, felsefe kitapları az okumamızın yanında, Nietzsche'nin üslubununda biraz karmaşık olması olabilir. Fakat Nietzsche'nin dili bu kitabında gayet anlaşılacak kadar basit ve anlatmak istedikleri de gayet açık.

İncelemeyi sonuna kadar okuyan güzel insan, incelemeyi paylaşırsan daha fazla okura ulaşmasını sağlayabilirsin. Maalesef, kitap hakettiği yerde değil.

Saygılarımla. (1000okur) 

Kitabın Yazarı Friedrich Nietzsche Kimdir?
Alman filolog, filozof, kültür eleştirmeni, şair ve besteci. Din, ahlâk, modern kültür, felsefe ve bilim üzerine metafor, ironi ve aforizma dolu bir üslupla eleştirel yazılar yazmıştır. Nietzsche'nin kilit fikirlerini Apollon-Dionysos ikiliği, Perspektivizm, Güç İstenci, "Tanrı'nın ölümü", Üstinsan ve bengi dönüş oluşturur. Felsefesinin merkezini oluşturan şey, kişinin coşkun enerjisini sömüren her türlü öğretinin, toplumsal olarak ne kadar geçerli olursa olsun sorgulanarak "hayatın olumlanması"dır. Hakikatin değeri ve nesnelliği üzerine yürüttüğü kökten sorgulaması, geniş çaplı yorumların odağını oluşturur ve etkisi özellikle kıta felsefesi geleneğinde varoluşçuluk, postmodernizm ve postyapısalcılık da dâhil olmak üzere devam etmektedir.

Nietzsche, kariyerine felsefeye dönmeden önce klasik filolog (Yunan ve Roma metin eleştirmeni) olarak başladı. 1869 yılında yirmi dört yaşındayken Basel Üniversitesinde klasik filoloji kürsüsüne, bu yeri alan en genç kişi olarak atandı. 1879 yazında, hayatının büyük bölümünde kendisine dert olacak olan sağlık sorunları yüzünden istifa etti. 1889'da kırk dört yaşında zihinsel yetilerinin tamamının kaybıyla sonuçlanan bir çöküş yaşadı. Çöküşü sonraları, üçüncü devre sifilis hastalığının yol açtığı, nadir görülen bir genel pareziye yoruldu; fakat bu teşhiste soru işaretleri vardı. Nietzsche, kalan yıllarını 1897'de ölümüne kadar annesinin, 1900'de kendi ölümüne kadar kız kardeşi Elisabeth Förster-Nietzsche'nin bakımında geçirdi.

Bakıcısı olarak kız kardeşi, Nietzsche'nin el yazmalarının idareciliğini ve editörlüğünü üstlendi. Förster-Nietzsche, tanınmış bir Alman milliyetçisi ve antisemitist olan Bernhard Förster ile evliydi ve Nietzsche'nin yayımlanmamış yazılarını, kocasının ideolojisine uyarlamak üzere, Nietzsche'nin belirttiği, antisemitizm ile milliyetçiliğe sert ve bariz biçimde karşı çıktığı görüşlerine genellikle ters düşecek biçimde yeniden düzenledi. Förster-Nietzsche'nin yaptığı değişiklikler sebebiyle Nietzsche'nin adı, sonraları yirminci yüzyıl bilim insanları Nietzsche'nin fikirlerinin yanlış yorumlanmasına karşı harekete geçmiş olsalar da, Alman militarizmi ve Nazizm ile birlikte anılır olmuştur.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Friedrich_Nietzsche

Friedrich Nietzsche Kitapları - Eserleri
Böyle Söyledi Zerdüşt
Aforizmalar
Ahlakın Soykütüğü Üstüne
Alacakaranlık
Deccal
Ecce Homo

Eğitimci Olarak Schopenhauer
Gezgin ve Gölgesi
Güç İstenci
İnsanca, Pek İnsanca 1. Kitap
İyinin ve Kötünün Ötesinde
Yunanlıların Trajik Çağında Felsefe
Wagner Olayı - Nietzsche Wagner'e Karşı

Öğretim Kurumlarımızın Geleceği Üzerine
Putların Alacakaranlığı
Seçilmiş Mektuplar
Şen Bilim
Tan Kızıllığı
Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine
Tragedyanın Doğuşu

Yunan Tragedyası Üzerine İki Konferans
Tanrı ve Günah
Richard Wagner Bayreuth'ta
Karışık Kanılar ve Özdeyişler
Her Şey Dökülmüş Müydü Kelimelere?
Hayat Dediğin Nedir ki?
David Strauss, İtirafçı ve Yazar

Sonsuzluğun Ufkunda
Sabahın Gizeminden Doğanlar
Gelecekteki Felsefe
Dionysos Dithyrambosları
Fridrix Nitsşe Külliyyatından Qızıl Seçmələr
Kendiyle Bir Başına İnsan
Bilim ve Felsefe

Platon Öncesi Filozoflar
Mektuplar 1
Filozofun Kitabı
Alışkanlıkların Tutsaklığı
The Future Of Our Eucational Institutions
Thoughts Out Of Season Part 2
The Birth Of Tragedy Or Hellenism And Pessimism

Otobiyografik Yazılar ve Notlar
Edebiyat Nedir?
İnsan Çoğul ve Tek Başına
Bütün Şiirleri
Homer and Classical Philology
Ahlaki Değerlerin Soyağacı
Yalnızların En Yalnızı

Kahin
Twilight of the Idols with The Antichrist and Ecce Homo
Nietzsche Hauptwerke
Zerdeşt Wıha Ferman Kır
Friedrich Nietzsche (4 Cilt Takım)
The Dionysian Vision of the World
Greek Music Drama

Aphorisms on Love and Hate
Megaralı Theognis Üzerine
Ahlakın Soyağacı
Ecce Homo - Kişi Nasıl Kendi Olur

Friedrich Nietzsche Alıntıları - Sözleri
Kendi yolumda ilerleyip ulaşacağım amacıma. Geride kalanların ve duraklayanların üzerlerinden atlayacağım. Böylece, benim ilerleyişim onların batışları olacak. (Böyle Söyledi Zerdüşt)
Çocuksu merakını seviyorum. (Seçilmiş Mektuplar)
Bir şeyi kabul etmek kimi zaman onu anlamaktan daha zordur. (Eğitimci Olarak Schopenhauer)
(..)
İlişkilerimizin ve dostluklarımızın dayandığı zemin ne kadar da kaygan, soğuk sağanaklar ya da kötü havalar ne kadar yakın, ne kadar da yalnız her insan!" (İnsan Çoğul ve Tek Başına)
İstiyorsan gözlerinle aklın hiç ama hiç solmasın,
Gölgede yürürken, düş pesine güneşin, kaybolmasın! (Şen Bilim)
Belki karınca da ormanda, kendisinin ormanın hedefi ve ereği olduğunu kuruyordur; tıpkı bizim insanlığın sonunu hayal gücümüz­de adeta istemdışı bir biçimde dünyanın sonuyla ilişkilendi­rişimiz gibi... (Gezgin ve Gölgesi)

Insanın bir kez olsun içinde bulunduğu zamana fazlasıyla yabancılaşıp adeta bu zamanın kıyısından geriye, geçmiş hayat felsefelerine sürüklenmesinin büyük yararları vardır. O noktadan sahile bakarken belki de ilk kez o sahilin her yanını bütün olarak görecektir kişi. Böylece oraya yeniden yaklaştığında, etraflıca anlamak açısından, sahili hiç terk etmemiş olanlardan daha avantajlı olacaktır. (Kendiyle Bir Başına İnsan)
Bunu bil,nə qədər ki,səni tərifləyirlər,deməli sən hələ öz yolunu tapmamısan,başqalarına sərf edən yoldasan. (Fridrix Nitsşe Külliyyatından Qızıl Seçmələr)
"Was mich nicht umbringt macht mich stärker."
"What does not kill me, makes me stronger." (Twilight of the Idols with The Antichrist and Ecce Homo)
Burada buluşabilmek için hangi yıldızlardan düştük? (Seçilmiş Mektuplar)
"eskiye geri dönemeyiz , gemileri yakmışızdır; cesur olmak kalır bir tek geriye.." (İnsanca, Pek İnsanca 1. Kitap)
Birbirlerini en çok büyüleyenler, birbirlerini en çok tamamlayanlardır. (Eğitimci Olarak Schopenhauer)
İnançlar hakikat düşmanları olarak yalanlardan daha tehlikelidir. (Sabahın Gizeminden Doğanlar)

İyi kitap zaman ister. (Karışık Kanılar ve Özdeyişler)
Ölümün yaşamın karşıtı olduğunu söylemekten sakınalım. Canlı sadece bir ölü türüdür ve çok ender bir türdür. (Şen Bilim)
İnsanın en büyük suçu
Doğurulmuş olmasıdır. (İnsanca, Pek İnsanca 1. Kitap)
İnsan bugün kimsenin sahip olamadığı şeylere tutkulu olmalı... (Wagner Olayı - Nietzsche Wagner'e Karşı)
Satılık olan, kapmaya çalışır
kaba ellerle
bütün dünyanın çin çin öten boş şöhretini! (Wagner Olayı - Nietzsche Wagner'e Karşı)
... Yalnızca Herakleitos (ve Parmenides) monisttir; çoğulcular, bir yanda Atomcular, öte yanda Platon. Fakat hepsinin içinde içerikten en yoksul, en az semereli olan Parmenides'in son bakış açısıdır, zira hiçbir şey açıklamaz. Aristoteles haklı olarak buna "fizik dışı" der. (Platon Öncesi Filozoflar)
"Arada sıra görgüsüzler kendileriyle baş başa kalır." (David Strauss, İtirafçı ve Yazar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tarihin-yasam-icin-yarari-ve-yararsizligi-uzerine-friedrich-nietzsche-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)