# Tartışmalar - Muhammed Kutub Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Tartışmalar kimin eseri? Tartışmalar kitabının yazarı kimdir? Tartışmalar konusu ve anafikri nedir? Tartışmalar kitabı ne anlatıyor? Tartışmalar kitabının yazarı Muhammed Kutub kimdir? İşte Tartışmalar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tartismalar-muhammed-kutub-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-13T04:00:13+03:00
- Güncelleme: 2022-02-13T04:00:13+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/13/muhammed-kutub-kimdir-muhammed-kutub-kitaplari-ve-sozleri-150845.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Muhammed Kutub 
 Çevirmen: M. Beşir Eryarsoy 
 Yayın Evi: Beka Yayıncılık 
 İSBN: 9786054486717 
 Sayfa Sayısı: 136 

Tartışmalar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Üstad Muhammed Kutub bu kitabında, Batı’da ortaya çıkan kavramaları İslam’a uyarlamaya çalışan ve bundan dolayı da hatalara düşen Müslüman düşünürlere eleştiriler getirmekte ve İslam’a mal edilmeye çalışılan bu kavramların tartışmasını yapmaktadır.

Din ile deneyiminde, dini ancak din adamları aracılığı ile bilen, dini uygulamayı da ancak bu din adamlarının kendilerine öğrettiği yol ile bilip öğrenebilen Batı’ya göre, biz Müslümanların kendimize ait özel bir bakışımızın olması daha doğru değil midir? Çünkü bizim dini deneyimimiz temelinden farklıdır. Bunun hem teorik esasları bakımından hem de bilimsel uygulamaları açısından kıyas yapılamayacak kadar farklıdır.

Tartışmalar Alıntıları - Sözleri
Şeriatı olmadan yalnızca bir akide ile ilgilenen bütün dinlerin din adamları "kahinlere" ve kul ile rab arasında aracılara dönüşür.
Robert Briffault, İnsanlığın Yapısı (Making of Humanity) adlı eserinde şunları söylüyor:

"Şüphesiz bilim, Arap uygarlığının modern dünyaya cömertçe sunduğu en önemli armağanı olmuştur. Fakat mahsulleri geç olgunlaştı. Arap kültürünün İspanya'da doğurduğu deha, ancak o uygarlığın karanlık bulutlar arkasına gizlenmesinden uzun bir süre sonra ayağa kalkabilmiştir. Hatta İslâm uygarlığının daha başka pek çok etkeni Avrupa hayatına ilk ışınlarını göndermiş bulunuyordu. Avrupa'daki yükselişin yönlerinden her birini kesin bir şekilde İslâm kültürünün etkenlerine bağlamak kesinlikle mümkündür. Şüphesiz bu etkenler en açık ve en önemli bir su rette modern bilim adamının değişmez ve farklı bir gücünü teşkil eden o gücün ortaya çıkışında yani onun yükselişinin güçlü kaynağında kendisini göstermektedir. Bundan maksadımız ise tabiî bilimler ile bilimsel araştırma ruhudur."
Laiklere diyoruz ki: Taklitçi kölenin olumlu iş yapabilecek gücü bulunmaz. O sadece olumsuzlukları yapabilir. Çünkü bütün bunlar, bağnı çözmekten daha fazla bir şey gerektirmez.

Olumlulukları yapabilmek ise samimi bir kararlılığı, ciddi bir çalışmayı ve çaba ve gayret ortaya koymak için israrlı faaliyeti gerektirir. Taklitçi köle ise köle olması sebebi ile bunların hiçbirine sahip olamaz.

Bunun delili ise Batı'nın taklit edilmesi ve onun eteklerine yapışılması çabasının bir yüzyılı aşan bir zamanlık deneyimidir.

Bu durum zayıflığımızı, zilletimizi ve diğer insanlar nazarında de ğersizliğimizi artırmaktan başka bir işe yaramadı. Şimdi onlara meşhur Ingiliz tarihçisi Toynbee'nin geçen asrın ellili yıllarının başlarında söylediği şu doğru sözünü hatırlatmak istiyoruz:

"Türk insanını dinini terk etmesi için kovalayıp durduk, ona hep hücum ettik. Çünkü o adeta yabani domuzlarmışız gibi bize yukarıdan bakıyordu. O, dinini bırakıp bize uyunca biz de onu küçümsedik. Çünkü artık onda verecek bir şey kalmamıştı."

Yanılgılarında gafletle uyuyan ve modernizmin Batı'ya uydukları takdirde Batı'nın kendilerine saygı duyup onlara kendilerinin dengi imiş gibi davranacağını zanneden kimseleri uyandırmak için bu doğru söz yeterlidir.
Allah'ım! Bize hakkı hak olarak göster ve bize ona uymayı nasip et. Bize bâtılı da bâtıl olarak göster ve bize ondan uzak durmayı nasip et."
Şüphesiz ki Avrupa kendi özel terimlerini, " Avrupa dünyanın kendisidir. Avrupa tarihi, dünya tarihi demektir. Avrupa'nın durumları ve gelişmeleri, dünyanın durumları ve gelişmelerini ifade eder." düşüncesi ile gurura kapılmış halde bütün beşeriyet tarihi hakkında kullanır.
İngiliz tarihçi Wells şunları söylüyor:
" Derin basiret sahibi bir kimse, on altıncı asrın başında dünyaya bakma imkanı olsa muhtemelen şu sonucu çıkartabilir: Birkaç asır geçmeden artık bütün dünya bir Moğol dünyası haline gelecekti, belki de İslâmi bir dünya halini alacaktı..."
Her şeyden önce İslâm'da "din adamları" yoktur. Bu dinde özel kıyafetlere sahip, kutsallığı bulunan, razı olması Allah'ın razı olması, kızıp öfkelenmesi de Allah'ın kızıp öfkelenmesi demek olan, onlar aracılığı ile insanların günahlarının bağışlandığı, yine onlar tarafından ahirette melekûtten mahrum kalmanın gerçekleştiği, kul ile Rab arasında aracı olmalarına istinaden, insanların üzerinde ruhî bir otoritesi bulunan ve kutsallıkları olan "ikliros (din adamları hiyerarşisi) " heyeti bulunmamaktadır. Bu dinde bundan önceki bölümde söylediğimiz gibi yalnızca ilim adamları vardır, fakihler vardır. Bunlara da ilimleri dolayısıyla ve ilimleri ölçüsünde saygı gösterilir. Fakat bunların ne kutsallıkları vardır ne de söyleyip yaptıklarında masumiyet (günahsızlık) söz konusudur. Onların hepsinin sözünün bir kısmı alınır, bir kısmı da reddedilebilir.
Daha önceleri Kilise'nin ve Kilise adamlarının elinde bilinen anlamı ile "bir bilim" yoktu. Kilisenin bu kâinattaki her şey hakkında verdiği cevap, "bunu Allah böyle yarattı" demekten ibaretti.
Allah'ın her bir şeyi insanın gördüğü bu şekil üzere yaratmış olduğu özü itibari ile gerçektir. Fakat böyle bir cevap, eşyanın insan zihninde kapalı kalmasına sebep olur ve eşyanın hiçbir hareketini, hiçbir değişimini ve meydana geliş sebeplerini açıklayamaz. Fakat Newton, bütün bunların ötesinde birtakım nedenler olduğunu keşfedince bu keşfi Avrupa'nın kuramına büyük bir darbe oldu ve onu derinden sarstı. Bu sarsıntıları sırasında ise şu iki gerçek arasında bir çelişki bulunmadığını idrak edemedi: Eşyanın hareketi ve değişimlerinin arkasındaki birtakım sebeplerin varlığı ile Yüce Allah'ın bunları hareket edip değişikliğe uğradıkları bu şekilde yaratmış olduğu gerçeği arasında bir çelişki bulunmadığını idrak edemedi. İşte bu tutum nedensellik yasasından etkilenen Avrupa aklını, nedenselliği Allah'ın alternatifi, bilimi de dinin alternatifi olarak görmek noktasına getirdi. Böylelikle akılcılık, dine düşmanlık eden "bilimsel bir akılcılık" halini aldı.
Ne kadar uzarsa uzasın, herhangi bir zaman diliminde yeryüzünde başarılı olmak ve imkan ve iktidar sahibi olmak bunun devam edeceğinin garantisi değildir:
"Nice ülkeler var ki, zulmedip dururlarken onlara mühlet verdim. Sonunda onları yakaladım. Dönüş yalnız banadır. (Hac 22/48)"
Bir zamanlar komünizm oldukça köklü bir dağ gibi idi. Sonra Allah onu, almak için takdir etmiş olduğu vadesinde yakaladı. Sanki hiç var olmamış gibi oldu.
Şimdi onlara meşhur ingiliz tarihçi Toynbee'nin geçen asrın ellili yıllarının başlarında söylediği şu doğru sözünü hatırlatmak istiyoruz:

"Türk insanını dinini terk etmesi için kovalayıp durduk, ona hep hücum ettik. Çünkü o adeta yabani domuzlarmışız gibi bize yukarıdan bakıyordu. O, dinini bırakıp bize uyunca biz de onu küçümsedik. Çünkü artık onda verecek bir şey kalmamıştı."

Yanılgılarında gafletle uyuyan ve modernizmin Batı'ya uydukları takdirde Batı'nın kendilerine saygı duyup onlara kendilerinin dengi imiş gibi davranacağını zanneden kimseleri uyandırmak için bu doğru söz yeterlidir.
Şeriatı olmadan yalnızca bir akide ile ilgilenen bütün dinlerin din adamları "kahinlere" ve kul ile Rab arasında aracılara dönüşür.
Van Grunebaum Orta Çağların İslam'ı adlı eserinde şunları söylemektedir:

İslam'ın pay sahibi olmadığı ve Batılının geleneksel bilgi birikimini arttırmadığı hiçbir insani bilgi alanı yoktur.
Bu gece düne ne kadar da benziyor...
karanlık içinde yaşadıkları halde karanlıkta yaşadıklarını hissetmiyorlardı.
Laiklerin kendi fildişi kulelerinde yaşadıklarını, ve uzay boşluğunda yüzmeye mahkum teoriler üreten teorisyenler olup hiçbir zaman ümmeti kötü durumundan daha iyi bir duruma çıkarmak için vakıadaki çalışma alanına inmediklerini göz önünde bulundurmadan diyoruz ki: Durumu düzeltmeye çağıranların hakkında anlaşmazlığa düştükleri konu yöntem meselesidir.
Laikler, biz batılı yöntemi alalım diyorlar. Yüce Allah ise şöyle buyuruyor:

 "Anlaşmazlığa düştüğünüz hususta onu Allah ve Rasulüne götürün; bu hem hayırlı hem de netice bakımından daha güzeldir."

Nisa/59

Tartışmalar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitabın Yazarı Muhammed Kutub Kimdir?
Muhammed Kutub 26 nisan 1919 yılında Mısır’ın Asyut şehrinde Muşa ilçesinde  doğdu. Babası Hacı İbrahim Kutub Asyut’a bağlı Kâlia köyünde sayılan birisi idi.  Muhammed Kutub, Şehid Seyyid Kutub’un en küçük kardeşidir. Diğer kardeşleri ise  Nefise, Emine ve Hamide Kutub’tur. 
Muhammed Kutub liseyi bitirdikten sonra, Kâhire üniversitesi, İngiliz filolojisi  bölümünü ve Yüksek öğretmen okulunu 1940 yılında bitirdi. Üniversite yıllarında  bir yandan psikoloji üzerine eğitim gördü ve eğitim ve psikoloji diploması aldı. Öte yandan da İslami araştırma ve incelemelerde bulundu.  
Son yaptığı görev ise Mekke de Ümmü-l Kur’a üniversitesinde İslamiyet mukayeseli  dinler profesörü. Ayrıca Muhammed Kutub akademik çalışma yapan öğrencilerin  araştırmalarını yönetmekle meşgul oldu. 
Muhammed Kutub eserlerinde özellikle “ilim” kılığı adı altında Müslümanlar  arasında yerleştirilmek istenen ateizm ve onun uzantıları durumundaki belli başlı  çağdaş fikir adımlarıyla hesaplaşarak, Müslümanları böyle cahili düşüncelere  karşı uyanık bulunmalarını sağlamaya çalıştı. 
En son M.İslamoğlu’nun yaptığı röportajda dediğine göre:”O kendini Osmanlı olarak  gören biri ”…Bu yüzden İstanbul’u mesken tutmuş, yıllarca her yılın bir kısmını  İstanbul Beylerbeyin de geçirirmiş. İstediği şey ise iki oğlunun da Türkçeyi  vatanından öğrenmeleri ve zaten istediğini de elde etmiş. Muhammed Kutub’un büyük  oğlu Üsame, M.İslamoğlu’na kılavuzluk etmiş ve röportaj sırasında hep Türkçe  konuşmuş. 
 Muhammed Kutub abisinin kendisine tefekkür ve yazarlık konusunda rehberlik  yaptığını söylüyor ve.“Merhum Seyyid sayesinde İslami bir yazar olarak  tanındım.”diyor. 
Muhammed Kutub’un hapsi: 
Üstad Muhammed Kutub ta 7yıla yakın hapiste yattı ve abisinin mücadelesine ortak  oldu. Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnâsır yönetimine karşı verdiği mücadeleden  dolayı 1954 yılında hapse giren Muhammed Kutub 1955 yılında serbest bırakıldı.  Ancak 1965 yılının Ağustos ayında tekrar tutuklandı. 
 Üstad’ın tutuklanmasını Zeynep Gazali şöyle anlatır:” 5 ağustos günü Seyyid  Kutub’un tutuklandığını öğrendim. Muhammed Kutub’ta zaten birkaç gün evvel  tutuklanmıştı.” Zeynep Gazali zindanlardayken ona soruyorlar: Muhammed Kutub’un teşkilatı nedir? Diye. Cevap veriyor :” Daha önce bunun cevabını verdim Muhammed Kutub’un teşkilatı olmadığını, sadece İslam konusunda yazan bir araştırmacı olduğunu söyledim. Bütün işi insanlara doğru yolu göstermektir. Müslümanlara İslam düşüncesini açıklamak ve anlatmaktır. İnsanlar bunu öğrendikten sonra inandıkları ve tercih ettikleri  şekilde davranırlar.” dedim, diyor… 
Ve Muhammed Kutub’un hapsi 1971’e kadar devam etmiş… 
Muhammed Kutub’un hapse atılmasına sebep gösterilen konu ise “Tekâmül mü  Soysuzlaşma mı” ve “20.Asrın cahiliyeti” kitaplarından dolayı, bir grup genç soru  sormaya geliyorlar ve bu toplantıların asıl sebebinin Cemal Abdünnâsır’ı  öldürme planı olduğunu sanıp(!) Muhammed Kutub’u hapse atıyorlar.
 Şehid Seyyid Kutub kardeşi Muhammed ‘in hapse atılmasını şöyle anlatır: 
“29 Temmuz da kardeşim Muhammed tutuklandı. Ben de 2 veya 3 Ağustos ta Kahire’ye  geldim. Muhammed’i arayan polisler 2 gün önce evin her tarafını didik didik  etmişlerdi. Kahire ye gelir gelmez yeğenlerimden Azmi Bekr ve ya Rıfat Bekr’den biri ile  Yüzbaşı Ahmed Rasih’e bir yazı göndererek Muhammed’in durumunu karakoldan sordum. 
Yazıda kanunsuzca tutuklanan ve nerede olduğunu bilmediğimiz Muhammed’in  tutuklanmasını ve hastalığıma karşın evde bana yapılan muameleyi şikâyet ettim.  Çünkü iki gün önce gece yarısı emniyet görevlileri pencereden girerek evimizi 
zorla aramış ve bana insanlık dışı hakaretler yapmıştı… 
Gönderdiğim şikâyet dilekçesinde, Bertrand Russell’in (ünlü İngiliz filozofu)  hükümeti eleştirdiği için tutuklanırken gördüğü muamele ile Muhammed’in  tutuklanması sırasında gördüğü muamele arasında karşılaştırma yaparak dağlar  kadar fark bulunduğunu, oysa Muhammed’inde onun gibi bir düşünür ve yazar  olduğunu belirttim. Hiç olmazsa Muhammed’in nerede tutuklu bulunduğunu öğrenmek  istediğimizi de ekledim. Bu dilekçeden 5 gün sonra 9 Ağustos günü bende  tutuklandım.” 
 Oysa Muhammed Kutub emniyet raporlarında yer aldığı gibi Müslüman Kardeşler  teşkilatına üye değildi. Onun tutuklanmasıyla Müslüman Kardeşlerin başına büyük  tehlikelerin geleceği bir bakıma haber verilmiş oluyordu.  Böylece Muhammed Kutub, hiç mahkeme önüne de çıkarılmadan ömrünün 7 yılını  hapiste türlü işkencelere maruz kalarak geçirmiş oldu.  Daha sonra da Mısır’ı terk edip Suudi Arabistan’a yerleşti. 
Muhammed Kutub, eserlerinde özellikle “ilim” adıyla Müslümanlar arasında  yerleştirilmek istenen ateizm ve onun uzantıları durumundaki belli başlı çağdaş  fikir adımlarıyla hesaplaşarak, Müslümanları böylesi düşüncelere karşı uyanık  bulunmalarını sağlamaya çalıştığı biliniyor.
Muhammed Kutub’un 30 u aşkın eseri var ve çoğu Türkçeye çevrildiği için Türkiye  de tanınan bir İslam Mütefekkiridir…  Hayatını ilim ve irşada adamış bir mütefekkir olarak tarif edilen ve uzunca bir  süredir Medine'de sürgün yaşayan Muhammed Kutub yakın zamanda Mekke'de  kaldırıldığı hastanede 4.nisan.2014 tarihinde cuma sabahı 95 yaşında hayatını  kaybetti. 
Allah (CC) rahmet etsin.
Eserleri
31 arapça kitabın linki
27 arapça kitap linki
*1000 Soruda 4 Raşit Halife / POLEN YAYINLARI
1000 Soruda Peygamberimizin (s.a.v) Hayatı POLEN YAYINLARI 
20. Asrın Cahiliyesi BEKA YAYINLARI 
Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (sav) BEKA YAYINLARI 
Asrımızda İslam Uygulanabilir mi? RAVZA YAYINLARI 
Batıcı Söylemler ve İslam BURUC YAYINLARI 
Benzerini Getiremezler BEKA YAYINLARI 
Biz Müslüman mıyız? AĞAÇ KİTABEVİ YAYINLARI 
Biz Müslüman mıyız? HİLAL YAYINLARI 
Biz Müslümanmıyız ŞURA YAYINEVİ 
Bosna Hersek Katliamı TEVHİD YAYINLARI 
Çağdaş Dünyaya İslami Bakış BEKA YAYINLARI 
Çağdaş Fikir Akımları (3 Cilt Takım) RAVZA YAYINLARI 
Çağdaş Fikir Akımları 1- Demokrasi RAVZA YAYINLARI 
Çağdaş Fikir Akımları 2 -Komünizm- RAVZA YAYINLARI 
Çağdaş Fikir Akımları 3 -Sekülarizm, Rasyonalizm, Milliyetçilik- RAVZA YAYINLARI 
Çağdaş Fikir Akımları BEKA YAYINLARI 
Çağdaş Konumumuz BEKA YAYINLARI 
Çocuklar İçin Peygamberlerin Hayatı BEKA YAYINLARI 
Düzeltilmesi Gereken Kavramlar RİSALE 
Evrim ve Değişmezlik BEKA YAYINLARI 
Gelenekler Çatışması BEKA YAYINLARI 
Hz. Muhammed'in Hayatı / Gençler İçin İLKE YAYINCILIK 
Hz. Peygamberden Gençlere 50 Nasihat İLKE YAYINCILIK 
İman ve İnkar Aynasında İki Kadın Portresi İLKE YAYINCILIK 
İnsan Psikolojisi Üzerine Etüdler RAVZA YAYINLARI 
İslam Budur BEKA YAYINLARI 
İslam Dünyasında Aydınlanma Sorunu BEKA YAYINLARI 
İslam Etrafındaki Şüpheler HİSAR YAYINLARI 
İslam İnancı RİSALE /Nureddin Yıldız 
İslam Kahramanları Ashab-ı Kiram (5 Kitap Takım) HİSAR YAYINLARI 
İslam Terbiye ve Ahlak Sistemi HİSAR YAYINLARI 
İslama Göre İnsan Psikolojisi ESMA YAYINLARI 
İslamın Etrafındaki Şüpheler TUĞRA NEŞRİYAT 
İslami Açıdan Tarihe Bakışımız RİSALE 
Kadının Özgürlüğü ve Tesettür RAVZA YAYINLARI 
Kadının Özgürlük Savaşı RAVZA YAYINLARI 
Kur'an Araştırmaları Medeni Ayetler Cilt 2 SERİYYE YAYINEVİ 
Kur'an Araştırmaları Mekki Ayetler Cilt 1 SERİYYE YAYINEVİ 
Kur'an Kıssaları BEKA YAYINLARI 
Kur'an'ı Nasıl Okuyalım İŞARET YAYINLARI 
Küreselleşme ve Müslümanlar BEKA YAYINLARI 
La İlahe İllallah BEKA YAYINLARI 
La İlahe İllellah / Akide, Şeriat ve Hayat Yolu RAVZA YAYINLARI 
Lailahe İllallah İHTAR YAYINLARI 
Nasıl Davet Edelim? BEKA YAYINLARI 
Örnek İslam Toplumu RİSALE 
Peygamberden Parıltılar BEKA YAYINLARI 
Peygamberimizin Savaşları HİSAR YAYINLARI 
Peygamberimizin Seriyyeleri HİSAR YAYINLARI 
Sosyal Bilimlerin İslami Temelleri BEKA YAYINLARI 
Tartışmalar BEKA YAYINLARI 
Tih'den Çıkış BURUC YAYINLARI .

Muhammed Kutub Kitapları - Eserleri
Düzeltilmesi Gereken Kavramlar
Biz Müslüman Mıyız?
Kur'an'ı Nasıl Okuyalım
La İlahe İllallah
İslam İnancı
Hz. Peygamber'den Gençlere 50 Nasihat

20. Asrın Cahiliyesi
Tih'ten Çıkış
İslam'ın Etrafındaki Şüpheler
Nasıl Davet Edelim?
İnsan Psikolojisi Üzerine Etüdler
Kadının Özgürlük Savaşı
İslam Budur

Hanım Sahabiler
Sosyal Bilimlerin İslami Temelleri
İman ve İnkar Aynasında İki Kadın Portresi
Kur'an Kıssaları
Çağdaş Fikir Akımları (3 Cilt Bir Arada)
İslam Dünyasında Aydınlanma Sorunu
Örnek İslam Toplumu

Gelenekler Çatışması
Tevhid
Çağdaş Fikir Akımları 1 - Demokrasi
Enfal Suresinden Eğitici Dersler
İki Kadın
Tartışmalar
İslama Göre İnsan Psikolojisi

Çağdaş Fikir Akımları 2 - Komünizm
Peygamberden Parıltılar
Küreselleşme ve Müslümanlar
Çağdaş Fikir Akımları 3 - Sekülarizm, Rasyonalizm, Milliyetçilik
Çağdaş Dünyaya İslami Bakış
Oryantalistler ve İslam
Çağdaş Konumumuz

Kur'an-ı Kerim'den Eğitici Dersler
1000 Soruda 4 Raşit Halife
Taklitlerin Çarpışması
İslami Tarih Yorumu
Gençler İçin Hz. Muhammed’in Hayatı
Benzerini Getiremezler
Asrımızda İslam Uygulanabilir mi?

İslami Eğitim Metodu
Tekamül Mü? Soysuzlaşma Mı? - Cilt 2
Alemlere Rahmet Hz. Muhammed
Evrim ve Değişmezlik
Tekamül mü? Soysuzlaşma mı? - Cilt 1
İslami Açıdan Tarihe Bakışımız
İslami Çalışmada Eğitimin Önemi

İslam ve Materyalizme Göre İnsan
Kavramlar
Kur'an Araştırmaları Medeni Ayetler Cilt 2
Kur'an Araştırmaları Mekki Ayetler Cilt 1
1000 Soruda Peygamberimizin (s.a.v) Hayatı
Batıcı Söylemler ve İslam
İslam'da Eğitim Metodu

Muhammed Kutub Alıntıları - Sözleri
İman temeni ve tahalüllerle (süslemelerle) değil, kalblerde yerleşmesiyle, amelin de onu tasdik etmesiyle vücut bulur. (Biz Müslüman Mıyız?)
İman arzu ile , salih kişi görüntüsü ile olmaz.
Müminin imanı öyle bir hakikattır ki kalbde yer tutar ve ameli de onu doğrular ... ( Enes r.a. ) dan (Biz Müslüman Mıyız?)
"Ya Resulallah, bana islâm'da senden sonra (ya da senden başkasına) sormayacağım bir söz söyle." dedim. Buyurdu ki: "Allah'a iman ettim de ve istikamet üzere ol.
Süfyan b.abdullah es-sakafi
(Müslim'in rivayet) (Düzeltilmesi Gereken Kavramlar)
İmanın gerçek sırrı, Allah’ın dinini yaşamakla ortaya çıkar. (İslam İnancı)
Şüphesiz bu din, bütün yönleri ile hayatın tamamını kapsamak üzere inmiştir. Özel önemi ve hacmi ne olursa olsun hayatın sadece bir yanını işgal etmek için değil (Küreselleşme ve Müslümanlar)
"Kıskançlık, kin doğurur. Kin; başkalarında görülen nimetin varlığını çekememek ve bunun yitirilmesi için elinden geleni yapmaktır. Azim ise, o insanın sahip olduğu nimete gıpta etmek ve var gücüyle, bütün enerjisiyle o nimetin aynısına sahip olmaya, o kişiye benzemeye ve bu konuda onu geçmeye çalışmaktır." (Hz. Peygamber'den Gençlere 50 Nasihat)

...,kendileri Rabbani yoldan koptular ve Avrupa cahiliyesinin ardından koşmaya başladılar. Arkalarından koşmak için izin istiyorlar. (Kadının Özgürlük Savaşı)
Yahudiler ahlakı-ve özellikle de cinsi ahlakı-parçalamaya kalkıştılar, cinsi anarşi ve çözülüşü yaygınlık kazandırarak. Ademoğullarını değirmenlerini çevirecek bineklere dönüştürmek şeklindeki geniş çerçevede planlarını uygulamaya engel olan iffet kalıplarına karşı savaş açtılar. Bu bakımdan filozofları iffet meselesinin geri kalmış zirai toplumdaki erkeğin bencilliğinden dolayı önem kazandığını ileri sürüyor. Çünkü bu toplumda kazanan ve harcama yapan erkek daha sonra bencilliğine hizmet etmesi için gereğinden fazla önem vererek iffet bahsine din ve ahlak kılıfını da giydirdi. Kesin evrimin sonucunda bunun elbetteki gülünç olan önemini yitirdiği açıktır. Artık evrim geçirmiş toplumda onun yerini daha başka bir fazilet almış bulunuyor bu ise kadının "Hürriyet ve bağımsızlığı"dır (Çağdaş Fikir Akımları 1 - Demokrasi)
Kör ile gören, karanlıklar ile ışık ve gölgelikle sıcaklık bir değildir. Yaşayanlarla ölenler de bir olmaz. (Çağdaş Fikir Akımları (3 Cilt Bir Arada))
İslâm, kendisine bağlanan herkese açık bir dindir. Kavrama yetenekleri oranınca bu dinin gerçeklerini anlayabilir, bilgide derinleşebilir. Bu din, belli bir sınıfın tekelinde değildir. Yani dinin naslarını kendi tekeline alan, kendisinden başka kimseye bu nasları yorumlama hakkı tanımayan, dilediği zaman kuralları değiştirme yetkisine sahip bir kutsallar sınıfı söz konusu değildir. (Çağdaş Konumumuz)
Hiç bir zaman için normal bir psikolojik yapıya sahip olan insana, nefret duygusu hakim olmaz. Sapık ve hasta psikopotlarin dışında bu nefret duygusu hiç bir zaman için bir kin ve çekememezlik durumuna geçmez. Çünkü insanın varlığını hissettiği sevgi bütün insanların sevgisidir...
Muhammed KUTUB (İslama Göre İnsan Psikolojisi)
İslâm'ın esnek bir din olduğu doğrudur. Uygarlığa açık bir din olduğu da doğrudur. Ama bu, Allah'ın tespit etmiş olduğu sabitler/değişmezlerin sınırları içerisinde söz konusudur. Aynı zamanda fakihler tarafından bilinen ictihadın şartı da haram bir şeyi helâl kılmaması, helâl bir şeyi haram saymaması ve şeriatın maksatları ile çatışmamasıdır. (Oryantalistler ve İslam)
Her bakıp düşünen, kendisini imana götürecek işaretler bulur. (Tevhid)

Siyon Hâkimlerinin Protokolleri adlı kitapta şu ifadeler yer almaktadır: "Her alanda ahlâkın yıkılması için çalışmamız gerekmektedir. Bu, bizim egemenlik kurmamızı kolaylaştıracaktır. Freud bizdendir. O, cinsel ilişkileri aydınlığa kavuşturmaya devam edecektir. Böylelikle gençliğin nazarında kutsal bir şey kalmayacak ve bütün çabaları cinsel güdülerini tatmin etmek olacaktır. İşte o vakit de gençliğin ahlâkı yıkılacaktır." (Evrim ve Değişmezlik)
İster ilim, ister sanat, isterse başka herhangi bir alanda olsun, tabiatın tanrılaştırılması, Avrupa’nın sığınmış olduğu vicdanî birkaçıştır. Avrupa; ruhî, fıkrî, malî, siyasî, ilmî ve hayatın geri kalan diğer bütün alanlarında Kilise tarafından kendisine köleler peydah edilen “rab” veya “rabler”den kaçmak için bunu yapmış; daha sonra da kendisine başka bir ilâh uydurmak zorunda kalınca yaratıcı, yoktan var edici, şekillendirici Allah’ın pek çok sıfatlarını taşıyan, fakat kilisesi olmayan ve birtakım görevler yüklemeyen bir tanrı olarak 'tabiat'ı uydurmuştur. (Çağdaş Fikir Akımları (3 Cilt Bir Arada))
Şu ana kadar etkilerini yaşamakta olduğumuz gerçekten çok büyük hadiseler meydana geldi. Bunların ilki ise Avrupa'nın ön plana çıkması olmuştur. Çünkü Avrupa, İslam'ın geri çekildiği zeminden, maddî ve manevî zeminden öne çıkıp ilerlemiştir.

İslam ümmeti bir karışlık araziden ne kadar geri çekildi ise yahut bir karış kadar değer ve ilkelerden ne kadar geri kaldıysa, orada bu cahilî ümmet öne çıkmış oldu ve onun boşalttığı yeri işgal etti. (Enfal Suresinden Eğitici Dersler)
"İlim öğrenin; çünkü ilmin Allah için öğrenilmesi bir haşyettir, onu öğrenmeye çalışmak bir ibadettir. Müzakere edilmesi tesbihtir, araştırılması cihaddır, bilmeyene öğretilmesi sadakadır. Ehil olan kimselere karşılık beklemeden verilmesi de Allah'a yakınlaştırıcı bir ameldir."
-Âcurrî, Ahlâku'l-Ulemâ,s.24 (Peygamberden Parıltılar)
Ey müslüman kadın!

Kız evlat... Kız kardeş... Anne!

Dedikleri gibi "sen toplumun yarısısın". Fakat şöyle demek daha doğru olacaktır: "Kesinlikle sen toplumun tamamısın." Bu, daha doğru ve daha isabetli bir yaklaşım. Çünkü nesillerden öncelikli ve ilk sorumlu olan kişi sensin. (İki Kadın)
Ümmetin genel bir karakterini ifade eden ve onun birçok halini bozan/ifsad eden korkunç üçlü;

-Hizmetinde düzenden hoşlanmayan düzensizlik,
-Planlamaktan nefret eden gelişigüzellik,
-Çabucak alevlenip çabucak sönen kısa nefeslilik... (İslam Dünyasında Aydınlanma Sorunu)
SORU: İslam devletini kurabilmek için fiilen atılması gereken adımlar nelerdir?

CEVAP: Atılacak adımlar İmam Hasan el-Bennâ'nın açıkladığı şekilde, Müslüman insanı inşa etmek, Müslüman aileyi inşa etmek, Müslüman toplumu inşa etmektir. Bunun neticesinde otomatik olarak İslam devleti de ortaya çıkacaktır. (Enfal Suresinden Eğitici Dersler)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tartismalar-muhammed-kutub-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)