# Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe - Klaus Schmidt Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe kimin eseri? Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe kitabının yazarı kimdir? Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe konusu ve anafikri nedir? Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe kitabı ne anlatıyor? Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe PDF indirme linki var mı?  Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe kitabının yazarı Klaus Schmidt kimdir? İşte Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tas-cagi-avcilarinin-gizemli-kutsal-alani-gobekli-tepe-klaus-schmidt-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2023-07-01T03:00:14+03:00
- Güncelleme: 2023-07-01T03:00:14+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2023/07/01/klaus-schmidt-kimdir-klaus-schmidt-kitaplari-ve-sozleri-435279.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Klaus Schmidt 
 Çevirmen: Rüstem Aslan 
 Orijinal Adı: Sie Bauten Die Ersten Tempel 
 Yayın Evi: Arkeoloji ve Sanat Yayınları 
 İSBN: 9789944750219 
 Sayfa Sayısı: 316 
--reklam--
Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yaklaşık 12.000 yıl önce, Fırat ve Dicle Nehirleri arasında kalan bölgede, insanlık tarihinin en önemli değişimlerinden biri yaşanmaktaydı. İnsanoğlu avcı-toplayıcı bir yaşam tarzından, yerleşik hayata, çiftçi-üretici düzene geçmek üzereydi. Binlerce yıl öncesinin avcı-toplayıcılarının bu geçiş döneminde, sandığımız gibi mütevazi ve basit bir yaşam tarzıyla yetinmemiş olduklarını, aksine, görkemli bir evre yaşadıklarını, Göbekli Tepe'de bize bıraktıkları izlerde görebiliyoruz. Göbekli Tepe'nin etkileyici anıtsal buluntuları yetkin bir taş işçiliğini yansıtmakta, taş üzerinde kabartma tekniğiyle yapılarak aktarılan motiflerin içerik zenginliği ise karmaşık bir düşünsel düzeye ulaşıldığını göstermektedir.12.000 yıl öncesinden günümüze ilettiği kapsamlı bilgi hazinesi ile, geçmişimizin önemli bir zaman dilimi hakkında daha önce düşünmemizin dahi mümkün olmadığı soruları üretebilmemizi sağlayan Göbekli Tepe, emsalsizliği ile biz bilim insanlarını olduğu kadar, belki daha da fazla, bulunduğu toprakların insanlarını etkileyen, haklı olarak gururlandıran eşsiz bir değerdir.
Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe Alıntıları - Sözleri
Arkeolojik kalıntı, dikkatsizliği affetmez.
Yaklaşık 12.000 yıl önce. Fırat ve Dicle Nehirleri ara­sında kalan bölgede, insanlık tarihinin en önemli de­ O işimlerinden biri yaşanmaktaydı . insanoğlu avcı­ toplayıcı bir yaşam tarzından, yerleşik hayata, çiftçi­ üretici düzene geçmek üzereydi . Binlerce yıl öncesi­nin avcı toplayıcıları nın bu geçiş döneminde, sandı­ Oımız gibi m ütevazi ve basit bir yaşam tarzıyla yetin­memiş oldukları nı, aksine, görkemli bir evre yaşadık­larını, Göbekli Tepe'de bize bıraktıkları izlerde görebi­liyoruz. Göbekli Tepe'nin etkileyici anıtsal buluntuları yetkin bir taş işçiliğini yansıtmakta, taş üzerinde ka­bartma tekniğiyle yapılarak aktarılan motiflerin içerik zenginliği ise karmaşık bir düşünsel düzeye ulaşıldı­ğını göstermektedir. Tüm bu bulguların yanında, eserlerin nitelik ve nicelikleri gözlemlendiğinde, ras­lantısal değil düzenli bir tekrarlama şeklinde saptanabilen büyük boyutluluk, anıtsallık ve sayısal yoğun­luk, arka planda olması gereken gelişkin sosyal dü­zenin. organizasyon ve koordinasyon kabiliyetinin ipuçlarını vermektedir. 12.000 yıl öncesinden günü­müze ilettiği bu kapsamlı bilgi hazinesi ile, geçm işi­mizin önemli bir zaman dilimi hakkında daha önce düşünmemizin dahi mümkün olmadığı soruları ürete­bilmemizi sağlayan Göbekli Tepe , emsalsizliği ile biz bilim insanlarını olduğu kadar, belki daha da fazla, bulunduğu toprakların insanlarını etkileyen. haklı ola­rak gururlandıran eşşiz bir değerdir.
Bilgi akışı, bilgiye bakış açısının deği­şimi ve bunun düşünce sistemimize olan etkisi, uygarlık tarihiyle ilgilenen herkesi heyecanlandıracak ölçüdedir.
Kesin olan, Göbekli Te­pe'de Neolitik Çağ insanlarının sadece görkemli mimariye sahip ol­madıkları, aynı zamanda büyük bir sembol hazinesine ve mesajları­nı hem kendi dönemlerindeki hem de kendilerinden sonraki kuşak­lara anlaşılır bir şekilde bırakabilecekleri çok ayrınlılı bir işaret dili­ne sahip olduklarıdır.
Yabani hayvanlar normalde evcilleştirilebilir. Evcilleştirme kavramını ev hayvanı olmakla, yani domestikasyon ile bir tutmak ya da karıştırma­mak lazım. Hayvanat bahçesi hayvanları genelde evcilleştirilmiş, daha doğrusu insana alışmıştır. Ama buna rağmen evcilleştirilmiş karaca bir ev hayvanı değildir. Karaca ve pek çok diğer hayvan, içinde yaşadıkla­rı çevre ile olan bütüncül ilişkileri nedeniyle evcilleştirilemezler. Hap­sedilmiş bir yabani hayvan bu duruma tepkisini kısır kalarak gösterir.
Taş Çağı'nda bulduğumuz işaret ve sembollere uzmanlık dilinde piklogram - bire bir çevirecek olursak , resim işare­ti- denilmektedir. Bunlar dilden bağımsız bilgiler aktarır. Bu işaretler olmadan, pek çok ulustan insanın bulunduğu hava alanlarımız çok büyük olasılıkla işleyemezdi.
Arkeolojik kazı yapmak aynı zaman da, buluntu ve yapıların içinde bulunduğu kontekstin .. açılarak, geri dönüşü olmayan bir şekile de tahrip edilmesidir. Elde edilen bilginin sınanması için deneyin tekrarlanma olasılığı olan doğabi­limcileri çalışmalarının tersine, arkeolojie de bir kazının yeniden yapılması imkanı yoktur.
Göbekli Te­pe'deki taşlan yuvarlak planlı yapılan ise kazılıncaya kadar, insanlar gör­meden binyıllarca toprak altında kalmıştır. Ancak öte yandan böylece tahribattan da korunmuşlardır. işte bu nedenle de Göbekli Tepe'deki taştan yuvarlak planlı yapılar, kendisinden birkaç bin yıl daha genç olan uzaklardaki üvey kardeşinden daha iyi korunduğu izlenimi vermektedir.
Bu nedenle de gelecekle Göbekli Tepe'deki anıtların uygun bir şekilde korunacağını ummaktayız. Kazı bütçesinin elverdiği koşullarda geliştir­diğimiz koruma çatısı sistemi geçici bir çözüm de olsa , oldukça karmaşık bir planı ve zahmetli çalışmayı gerektirmiştir
Bir kültürü sadece arkeolojik kalıntılardan yola çıkarak, o kültürle ilgili yazıli belgelere sahipmişcesine, o dönemde yaşamış birinin bakış açısıyla açıklar gibi anlatmak imkansızdır. Ancak bütün bunlara rağmen Eriha 'da olduğu gibi Ayn Gazal 'da da -burada aynı zamanda Göbekli Tepe'deki daha zengin buluntularla önemli karşılaştırma yapabilme fırsatı doğmakta somut kalıntılar o dönem insa­nının kültsel ritüellere ve uygulamalara karşı büyük ilgi gösterdikleri­ni ortaya koymaktadır.
İlk Neolitiğin zengin ve neredeyse bereketli denebilecek resim dünyası, olasılıkla Buzul Çağı'ndaki kamp ateşinin ışıltılarıyla biraz daha aydınlanabilir, böylece daha sonra ki binyılların mütevazi maddesel kültürü, çok eski insan geçmişinin desenleriyle süslenebilirdi. Geçmişin taştan şahitleriyle geri­ye bakmak, belki sonunda bazı yerlerin ve bazı Eski Doğu mitolojik öykülerinin çok ama çok geriye doğru uzanan izlerini bulmamıza yardımcı olabilir.
Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hepimizin duyduğu çok azımızın gördüğü, insanlık tarihinin ilk tapınağı Göbekli Tepe. Urfa’ya yalnızca 22 km uzaklıkta tarihin akışını değiştiren bir gizeme ev sahipliği yapıyor.

Peki tarihin ilk tapınağı olan Göbekli Tepe nasıl keşfediliyor? İlginç hikaye şöyle:

1963 yılında Halet Çambel ve Amerikalı bir Arkeolog grubu bölgede calışmalar yapar hatta önemli gördükleri için işaretlerler bırakırlar fakat kazı çalışmaları başlamaz. 1986 yılına kadar tarih sessiz bir yumak halinde kaderini bekler.1986 yılında tarlasını süren bir Ciftci iki heykel bulur, bunların değeri karşılığında bir seyler alacağını düşünüp müzeye götürür ancak müze yoneticileri,bırakın çiftçiyi ödüllendirmeyi heykeli dahi incelemeden onu değersiz sıfatıyla depoya atar.Aradan 8 yıl geçtikten sonra Klaus Schimidt ve arkadaşları bölge taraması yaptıkları sırada bir kez daha uğrarlar Göbekli Tepe’ye. İlk keşifleri esnasında toprağın doğal değil yığma bir toprak olduğunu anlarlar. Ardından heykelleri incelemek için Urfa Müzesine gittiklerinde büyük bir heyecanla gerekli finansmanları bulmaya çalışır,kazı grubunu da oluşturduktan sonra (çoğu bölge halkından oluşmakta) çalışmalara başlarlar.

Göbekli Tepe’de şimdiye kadar neler ortaya çıktı ?

1994 yılından beri yapılan kazılarla beraber su ana kadar 4 bölüm ve onlarca dikilitaş ortaya çıkarıldı fakat yapılan radar taramaları 20 yapının daha gün yüzüne çıkarılabileceğini gösteriyor, bu yaklaşık 20 futbol sahası büyüklüğünde bir alan demek. Tekerleğin henüz icat edilmediği, hayvanların evcilleştirilmediği bir dönemde her biri en az 10 ton ağırlığında olan taşlar bölgeye nasıl ve hangi güçle taşındı? Schmidt’e göre Bunu şimdilik yorumlamak imkansız.

Schimidt’in amaci bir makale ortaya koymaktan çok okuyucuyu Göbekli Tepe ile tanıştırmak, eseri okumak için en güzel sebep bu, bizi bizle tanıştırıyor bir kere. Binlerce yıllık bir yolculuğa çıkarken bu muhteşem insanın heyecanına ortak olmak da cabası.
Schmidt 2014 yılında evinin havuzunda geçirdiği bir kalp krizi sonrası hayatını kaybedince Göbekli Tepe de amiyane tabiriyle babasız kalır. Konuyla ilgili araştırma yaptığım esnada eşinin yıllardır Urfa müzesinde depoda yer alan eserlerle ilgili araştırma yapmak istediği fakat müze müdürlüğü tarafından kendisine gerekli iznin bir türlü verilmediği haberlerini okudum.
Kültürümüze yaptığımız sayısız kötülükten yalnızca biri bu durum !...

Toparlayacak olursam,MÖ 12 binlerde Buz devrinin hemen sonlarında, insanları bir amaç doğrultusunda bir araya getiren,ilkel bir sosyal düzen oluşturan ve kendisini yapanlar tarafından gömülen;. İnsanların tarımla beraber yerleşik hayata geçtiği inancını toptan yıkıp tarihin akışını değiştiren bir yerden bahsediyoruz . İçinde yaşadığı coğrafyayı tanıyan onu sahiplenen nice gençlerin bu kitapla ve tabii ki Göbekli Tepe ile tanışması ümidiyle... (Ebru Gök) 
Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Klaus Schmidt - Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Klaus Schmidt Kimdir?
11 Aralık 1953'da Feuchtwangen'da dünyaya geldi. 1974-1983 yılları arasında Heidelberg Üniversitesi ve Erlangen Üniversitesi'nde Prehistorya, Yakın tarih, Klasik arkeoloji ve Jeoloji alanında öğrenim gördü. Öğrencilik yıllarından itibaren Almanya, Yunanistan, Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün’de çeşitli arkeoloji projelerinde yer aldı. 1978 ve 1979 yılında Elazığ Müzesi’nde Norşuntepe kazısı malzemesi üzerinde yaptığı buluntu çalışmalarını doktora tezi yapan Schmidt, 1983’te Heidelberg Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı.

1984-1986 yıllarında Alman Arkeoloji Enstitüsü (DAI) seyahat bursunu kazandı. 1986 -1995 yılları arasında Alman Araştırma Vakfı(DFG) araştırma bursunu kazandı ve Heidelberg Üniversitesi‘ nde Prehistorya anabilimdalında araştırmacı olarak çalıştı. Doçentlik tezini 1999 yılında Nürnberg Üniversitesi’nde bitirdi ve 2007 yılında aynı üniversitede profesor unvanını aldı. 2001 yılından itibaren çalışmalarını Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün Berlin'de bulunan merkezinde Orient Bölümünde araştırmacı ve Erlangen Üniversite'sinde öğretim görevlisi olarak sürdürmüştür.

Klaus Schmidt, Göbeklitepe’de 1995’te Şanlıurfa Müzesi ve Alman Arkeoloji Enstitüsü ortak projesi olarak başlayan, 2007 yılından itibaren “Bakanlar Kurulu kararlı kazı” statüsünde devam eden kazının başkanlığını yürütmüştür. Ayrıca Ürdün’de bulunan “Aqaba” projesinde Ricardo Eichmann ve Lutfi Halil ile birlikte proje başkanlığını yürütmüştür.

Arkeolog Çiğdem Köksal ile evli olan Klaus Schmidt, geçirdiği kalp krizi nedeniyle 20 Temmuz 2014’te Almanya’da hayatını kaybetti.
--reklam--
Klaus Schmidt Kitapları - Eserleri
Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe
--reklam--
Klaus Schmidt Alıntıları - Sözleri
İlk Neolitiğin zengin ve neredeyse bereketli denebilecek resim dünyası, olasılıkla Buzul Çağı'ndaki kamp ateşinin ışıltılarıyla biraz daha aydınlanabilir, böylece daha sonra ki binyılların mütevazi maddesel kültürü, çok eski insan geçmişinin desenleriyle süslenebilirdi. Geçmişin taştan şahitleriyle geri­ye bakmak, belki sonunda bazı yerlerin ve bazı Eski Doğu mitolojik öykülerinin çok ama çok geriye doğru uzanan izlerini bulmamıza yardımcı olabilir. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
Göbekli Te­pe'deki taşlan yuvarlak planlı yapılan ise kazılıncaya kadar, insanlar gör­meden binyıllarca toprak altında kalmıştır. Ancak öte yandan böylece tahribattan da korunmuşlardır. işte bu nedenle de Göbekli Tepe'deki taştan yuvarlak planlı yapılar, kendisinden birkaç bin yıl daha genç olan uzaklardaki üvey kardeşinden daha iyi korunduğu izlenimi vermektedir.
Bu nedenle de gelecekle Göbekli Tepe'deki anıtların uygun bir şekilde korunacağını ummaktayız. Kazı bütçesinin elverdiği koşullarda geliştir­diğimiz koruma çatısı sistemi geçici bir çözüm de olsa , oldukça karmaşık bir planı ve zahmetli çalışmayı gerektirmiştir (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
Kesin olan, Göbekli Te­pe'de Neolitik Çağ insanlarının sadece görkemli mimariye sahip ol­madıkları, aynı zamanda büyük bir sembol hazinesine ve mesajları­nı hem kendi dönemlerindeki hem de kendilerinden sonraki kuşak­lara anlaşılır bir şekilde bırakabilecekleri çok ayrınlılı bir işaret dili­ne sahip olduklarıdır. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
Taş Çağı'nda bulduğumuz işaret ve sembollere uzmanlık dilinde piklogram - bire bir çevirecek olursak , resim işare­ti- denilmektedir. Bunlar dilden bağımsız bilgiler aktarır. Bu işaretler olmadan, pek çok ulustan insanın bulunduğu hava alanlarımız çok büyük olasılıkla işleyemezdi. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
Arkeolojik kalıntı, dikkatsizliği affetmez. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
Bilgi akışı, bilgiye bakış açısının deği­şimi ve bunun düşünce sistemimize olan etkisi, uygarlık tarihiyle ilgilenen herkesi heyecanlandıracak ölçüdedir. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
Bir kültürü sadece arkeolojik kalıntılardan yola çıkarak, o kültürle ilgili yazıli belgelere sahipmişcesine, o dönemde yaşamış birinin bakış açısıyla açıklar gibi anlatmak imkansızdır. Ancak bütün bunlara rağmen Eriha 'da olduğu gibi Ayn Gazal 'da da -burada aynı zamanda Göbekli Tepe'deki daha zengin buluntularla önemli karşılaştırma yapabilme fırsatı doğmakta somut kalıntılar o dönem insa­nının kültsel ritüellere ve uygulamalara karşı büyük ilgi gösterdikleri­ni ortaya koymaktadır. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
Yaklaşık 12.000 yıl önce. Fırat ve Dicle Nehirleri ara­sında kalan bölgede, insanlık tarihinin en önemli de­ O işimlerinden biri yaşanmaktaydı . insanoğlu avcı­ toplayıcı bir yaşam tarzından, yerleşik hayata, çiftçi­ üretici düzene geçmek üzereydi . Binlerce yıl öncesi­nin avcı toplayıcıları nın bu geçiş döneminde, sandı­ Oımız gibi m ütevazi ve basit bir yaşam tarzıyla yetin­memiş oldukları nı, aksine, görkemli bir evre yaşadık­larını, Göbekli Tepe'de bize bıraktıkları izlerde görebi­liyoruz. Göbekli Tepe'nin etkileyici anıtsal buluntuları yetkin bir taş işçiliğini yansıtmakta, taş üzerinde ka­bartma tekniğiyle yapılarak aktarılan motiflerin içerik zenginliği ise karmaşık bir düşünsel düzeye ulaşıldı­ğını göstermektedir. Tüm bu bulguların yanında, eserlerin nitelik ve nicelikleri gözlemlendiğinde, ras­lantısal değil düzenli bir tekrarlama şeklinde saptanabilen büyük boyutluluk, anıtsallık ve sayısal yoğun­luk, arka planda olması gereken gelişkin sosyal dü­zenin. organizasyon ve koordinasyon kabiliyetinin ipuçlarını vermektedir. 12.000 yıl öncesinden günü­müze ilettiği bu kapsamlı bilgi hazinesi ile, geçm işi­mizin önemli bir zaman dilimi hakkında daha önce düşünmemizin dahi mümkün olmadığı soruları ürete­bilmemizi sağlayan Göbekli Tepe , emsalsizliği ile biz bilim insanlarını olduğu kadar, belki daha da fazla, bulunduğu toprakların insanlarını etkileyen. haklı ola­rak gururlandıran eşşiz bir değerdir. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
Yabani hayvanlar normalde evcilleştirilebilir. Evcilleştirme kavramını ev hayvanı olmakla, yani domestikasyon ile bir tutmak ya da karıştırma­mak lazım. Hayvanat bahçesi hayvanları genelde evcilleştirilmiş, daha doğrusu insana alışmıştır. Ama buna rağmen evcilleştirilmiş karaca bir ev hayvanı değildir. Karaca ve pek çok diğer hayvan, içinde yaşadıkla­rı çevre ile olan bütüncül ilişkileri nedeniyle evcilleştirilemezler. Hap­sedilmiş bir yabani hayvan bu duruma tepkisini kısır kalarak gösterir. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)
Arkeolojik kazı yapmak aynı zaman da, buluntu ve yapıların içinde bulunduğu kontekstin .. açılarak, geri dönüşü olmayan bir şekile de tahrip edilmesidir. Elde edilen bilginin sınanması için deneyin tekrarlanma olasılığı olan doğabi­limcileri çalışmalarının tersine, arkeolojie de bir kazının yeniden yapılması imkanı yoktur. (Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı - Göbekli Tepe)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tas-cagi-avcilarinin-gizemli-kutsal-alani-gobekli-tepe-klaus-schmidt-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)