# Tehdit Değil Teklif - İsmet Özel Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Tehdit Değil Teklif kimin eseri? Tehdit Değil Teklif kitabının yazarı kimdir? Tehdit Değil Teklif konusu ve anafikri nedir? Tehdit Değil Teklif kitabı ne anlatıyor? Tehdit Değil Teklif PDF indirme linki var mı?  Tehdit Değil Teklif kitabının yazarı İsmet Özel kimdir? İşte Tehdit Değil Teklif kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tehdit-degil-teklif-ismet-ozel-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-08T03:00:26+03:00
- Güncelleme: 2022-05-08T03:00:26+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/08/ismet-ozel-kimdir-ismet-ozel-kitaplari-ve-sozleri-216973.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: İsmet Özel 
 Yayın Evi: Şule Yayınları 
 İSBN: 9757796328 
 Sayfa Sayısı: 197 
--reklam--
Tehdit Değil Teklif Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İslâm’ı bir tehdit olarak görenlerin korkularının kaynağı İslâm değil kendi geçmişleridir. İnsanların akın akın İslâm’a yöneldikleri günümüzde müslümana düşen görev, İslâm’ın bir tehdit değil bütün insanlığı kurtuluşa davet eden bir teklif olduğunu gösterebilmektir…

İsmet Özel, Tehdit Değil Teklif adlı bu eserinde bir sorumluluk olarak gördüğü denemelerinden seçkin örnekler veriyor.
--reklam--
Tehdit Değil Teklif Alıntıları - Sözleri
Türkiye'de yaşamanın en güvenli, en rahat yolu, herhangi bir düşünceyi sonuna kadar ve ciddiyetle savunmadığını, gerektiğinde kendi görüşlerinden cayabileceğini ve kendine düşman olan tarafın tezlerine yaklaşabileceğini göstermekten geçer.
Basit, gösterişsiz, mütevazi fikirlerimiz bizi tedirgin etmemeli. Fikirler sade olsun, yeterki bizim olsun.
İnandıklarından sorumlu olan kimse, sorumluluğunu aynı türden ve otorite ile desteklemedikçe doğrularla bağlantısını koparmış durumdadır. "Aynı türden otorite" ne demek? Şu demek: İdeal müslümanlığın tasvirini yapan ve yaşanması gereken budur diyen kişi, kendisinin bu ideal duruma neden uymadığı sorusuna cevap olarak, yeni şartların doğması hâlinde durumu değiştireceğini söylüyorsa, bu kimse öne sürdüğü doğruları aynı türden bir otorite ile desteklemiyor demektir. Doğru kişi ile doğruluk arasında, yer ve zaman bakımından mesafe koyan insanlar, ya fiilen zorbadır veya kendini yeni zorbalığa hazırlamaktadır.
Yeryüzünde zorbalık, bildiğim kadarıyla, söylenenle yapılan arasında bir fark bulunuşundan doğuyor. İnsanlar sözlerini, bu sözlerin kaynağına yabancı olan bir yolla geçerli ve hükümran kılabiliyorsa zorbalık tesis edilmiş oluyor. Teklif ve tavsiyelerini, bu teklif ve tavsiyelerle aynı tabiatta olmayan bir kuvvetle, bir otoriteyle destekliyorlarsa yeryüzünde bozgunculuk ve fesat çıkarıyorlar demektir. Zorbaların gücü, kendileriyle aynı eksikleri paylaşan herkes tarafından desteklenir.
Müslümanlık hakkında konuşacak olanlar, neyi teklif ediyorlarsa, o teklif ettiklerinin içinde olması gerekenlerdir. Doğrunun teminatını da, insanlar arasında salih otoritenin gerekçesini de burada bulabiliriz.
Türkiye’deki müslümanlar, çoğunlukta olduklarını anladıkları zaman azınlık olmasını bilmek, azınlıkta kaldıklarını kavradıkları zaman da, çoğunluğun bir parçası olduklarını hatırlamak göreviyle yüklüdürler.

Çok sayıda oldukları zaman çoğunluk ruh durumunu benimsemek ne kadar müslümanları iş görmez hale sokacaksa, az sayıda oldukları zamanda da azınlık psikolojisiyle hareket etmek onları felç edecektir..
Türkiye XIV. asırda müslümanlık sebebiyle ortaya çıkmış bir devletin, müslümanlığı adapte gayesiyle ayakta durma çabalarının, müslümanlığı gözden çıkarma noktasına varmasıyla kurulmuş bir organizasyondur.
Eğer kimleri dışarıda bıraktığımız anlaşılmıyorsa, kimlerin arasında olduğumuz da bilinemez.
Müslüman oluşumuz, İslâm kelimesinin zikredildiği her yerin ilgi alanımız içine girmesini zorunlu kılar.
Tuzak iyi kuruldu. Öylesine iyi kuruldu ki bunun bir tuzak olduğunu anlamak oldukça zor.
Her dolandırıcı sırtından para kazanabileceği bir saf adama bağımlıdır. Her yalancı, yalanına kanacak bir enayiye bağımlıdır. Hatta her katil, bir katil olabilmek için öldüreceği kurbanına bağımlıdır. Demek ki iş, bağımlı olmakla açıklanamaz; yalnızca kimin kurban, kimin enayi, kimin soyulan olduğunu da anlamak gerek.
Tuzak iyi kuruldu. Öylesine iyi kuruldu ki bunun bir tuzak olduğunu anlamak oldukça zor.
Halkın katılımını aldatarak elde ettiğiniz takdirde, içten çürümüş bir toplum yapısına varacağınızı düşünemiyor musunuz?
Eğer kimleri dışarıda bıraktığımız anlaşılmıyorsa kimlerin arasında olduğumuz da bilinmez. Takındığımız bazı tutumlardan dolayı ihanet içinde olmamız ,ihtimal dahiline girmiyorsa , başka bazı tutumlarımızdan dolayı da sadakat gösterdiğimiz bahis konusu olamaz..
Siyaset, dünyanın şöyle veya böyle şekil almamasıyla doğrudan ve her yönden bağımlı bir faaliyet alanı. Siyasete bulaşmadığını söyleyen insanlar, bilerek veya bilmeyerek beşeri ve dünyevi iktidara boyun eğdiklerini itiraf etmiş olurlar. Kendi hayat şartlarına yapılan müdahaleye ses çıkarmadıklarını, insan elinden çıkma bir sosyal mekanizmaya teslim olduklarını dile getirirler. Çünkü yalnız çağımızda değil bütün zamanlarda, insan topluluklarının aldığı şekil doğrudan doğruya siyasetin alanı içinde hükme bağlanan bir vakıanın tezahürüdür. Modern zamanlar öncesinde siyasetin insan hayatıyla böylesine sıkı bağı sadece savaşlar ve sosyal heyecanlar sırasında belirginlik kazanabilirdi. Zira makinanın, bankanın ve şehir hayatının insan üzerindeki denetimi mutlak değildi. İnsanlar kendi profesyonel çevrimleri içinde düzenlerini kurabiliyor, bu yüzden de isterlerse amatör bir uğraşla hayatla rını zenginleştirebiliyorlardı. Boş zamanların bile ticarileştirildiği günümüzde siyaset, özel hayatını savunmak isteyen herkesin kaçınılmaz meşguliyetlerinden biridir. Çünkü özel hayat ancak insana yapılan müdahaleye o belli insanın nasıl tepki gösterdiğiyle temin edilebilmektedir.
Eğer kimleri dışarıda bıraktığımız anlaşılmıyorsa kimlerin arasında olduğumuzda bilinemez takındığımız bazı durumlardan dolayı ihanet içinde olmamız ihtimal dahiline girmiyorsa başka bazı tutumlarımız dan dolayı da Sadakat gösterdiğimiz bahis Konusu olamaz.
Müslüman oluşumuz, İslâm kelimesinin zikredildiği her yerin ilgi alanımız içine girmesini zorunlu kılar.
--reklam--
Tehdit Değil Teklif İncelemesi - Şahsi Yorumlar
--reklam--
Tehdit Değil Teklif PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İsmet Özel - Tehdit Değil Teklif kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tehdit Değil Teklif PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İsmet Özel Kimdir?
1944 yılında Söke 'li bir polis memurunun altıncı çocuğu olarak Kayseri'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kastamonu, Çankırı ve Ankara'da yaptı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde bir süre okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi'ne geçerek Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1977). Ataol Behramoğlu ile birlikte Halkın Dostları dergisini çıkardı. Devlet Konservatuarı'nda Fransızca okutmanı olarak çalıştı. İstiklal Marşı Derneği kurucusudur. Evlidir. Dört çocuğu vardır.
--reklam--
İsmet Özel Kitapları - Eserleri
Tavşanın Randevusu
Waldo Sen Neden Burada Değilsin?
Bir Yusuf Masalı
Henry Sen Neden Buradasın 1
İrtica Elden Gidiyor
Henry Sen Neden Buradasın 2
Surat Asmak Hakkımız
Tahrir Vazifeleri
Toparlanın Gitmiyoruz 1
Erbain
Taşları Yemek Yasak
Bakanlar Ve Görenler
Üç Mesele
Kırk Hadis
Şiir Okuma Kılavuzu
Zor Zamanda Konuşmak
İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir
Neyi Kaybettiğini Hatırla
Kalın Türk
Of Not Being A Jew
Faydasız Randevu
Çatlıycak Kadar Aşki
Ve'l-Asr
Sorulunca Söylenen
Desem Öldürürler Demesem Öldüm
Küfrün İhsanı Olmaz
Cuma Mektupları 1
Faydasız Yazılar
Tehdit Değil Teklif
Cuma Mektupları 2
Cuma Mektupları 3
Cuma Mektupları 4
Cuma Mektupları 5
Cuma Mektupları 6
Cuma Mektupları 7
Cuma Mektupları 8
Cuma Mektupları 9
Evet İsyan
Cinayetler Kitabı
Geceleyin Bir Koşu
Şiir Resitali
Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar
Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2
Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 1
Bilinç Bile İlginç
Allah'ın Emri Zaid / Plus Peygamberin Kavli
Bileşenleriyle Basit
Siper Beden
Karz-ı Hasen
Neredeyizim
Başbaş Başbaşa Başabaş
Evet Mi, Hayır Mı?
Muvazzaf
Toparlanın Gitmiyoruz 2
Toparlanın Gitmiyoruz 3
Ebruli Külah
Evlenseydik Boşanacaktık
Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı
Hayatın Manası Versus Manalı Bir Hayat
Çenebazlık
Dil ile İkrar
Tok Kurda Puslu Hava
Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar
Şiir Kitabı
Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir
Tahrir Vazifeleri 2
Tahrir Vazifeleri 4
Tahrir Vazifeleri 3
Tahrir Vazifeleri 5
Tahrir Vazifeleri 6
Tahrir Vazifeleri 7
Tahrir Vazifeleri 8
Tahrir Vazifeleri 9
Tahrir Vazifeleri 10
Cuma mektupları 10
Tahrir Vazifeleri 11
Tahrir Vazifeleri 12
Türküm Doğruyum İntikamım Ülkemdir
Bir Vefa Daha
Pergelin Yazmaz Sivri Ucu
İslamla Damgalanmış Varoluş
Tekne Kazıntısı
--reklam--
İsmet Özel Alıntıları - Sözleri
Biz Türkiye'de yaşayan insanlar olarak öyle yalan yanlış seylere inandırılmış, öyle
kabul edilemez şeyleri kabul etmişiz ki, insanlara kendileri hakkında ya da birlikte yaşadıkları insanlar hakkında ne söylersen söyle söylediğin şeyler asla mantıklı gelmez. (Çenebazlık)
Türkiye, bir imparatorluk ihdas etme üstünlüğü gösterdiğimiz için değil, dar-ül İslam olması, dar-ül İslam vasfı kazanması sebebiyle vatanımızdı. (Cuma Mektupları 6)
ölümle ölüme yaraşan bağı nasıl kurabiliriz? (Tahrir Vazifeleri 3)
Taarruz bombalarının tahrip gücü kadar gürültüsü de önemlidir. Çünkü düşman yalnızca öldürülerek veya mevzileri yıkılarak püskürtülmez, aynı zamanda düşmanı, başına büyük bir felâket geleceğine inandırmak da gereklidir. Bu yüzden toplumda hâkimiyet tesis etmeye yönelmiş her hareketin, yürürlüğe koyduğu işler kadar kopardığı gürültü de önemlidir. Nitekim son birkaç yılda Müslümanlara karşı haçlı ve Siyonist seferberlik düzenlemiş odakların kopardıkları gürültü bir hesap sonucudur.

Diyelim ki, tesettüre uyan öğrencileri üniversiteye almayacaklar. Bunu idarî tedbirlerle sessiz sedasız uygulamaya koyabilecekleri halde, bu konuda bir kamuoyu husule getirmek üzere, basın organlarının büyük bir şamata çıkarması istenmiştir.

Bir gürültü koparan siyasî hareket, taarruza geçmeye hazırlanmış ve belki de taarruzu fiilen başlatmış demektir. Taarruza geçen kuvvet, büyük ve geniş taleplerle insanların önüne çıkar. Onun düsturu şudur: Çok çok istemeliyim ki, az az versinler. Bu tutumun beynelmilel arenada en iyi uygulayıcısı İsrail olmuştur. İsrail, henüz üzerinde devlet olmaya çalıştığı toprakların kendi hakkı olup olmadığı tartışma konusu iken, daha geniş topraklara ihtiyacı olduğunu dile getirmiştir. Yani her zaman çok çok istemiş ve alabildiği az miktarı yanına kâr bilmiştir. Böylece ilk yerleştiği toprakları tartışma konusu olmaktan çıkarılmış ve işgal ettiği topraklar görüşmelere esas alınır olmuştur.

Türkiye'deki İslâm düşmanları çok çok neyi istiyorlar ve az az neye razı olacaklar? Onların çok çok istedikleri, Müslümanların Türkiye'de hiçbir sosyal varlık gösterememeleridir. Yani tek parti, tek şef döneminde olduğu gibi, Müslümanlar kendi memleketlerinde sürgün muamelesi görmelidirler. Ticarî hayatta geri plana itilmeli, iyi eğitim veren mekteplere sokulmamalı ve bürokraside yükselme sınırları pek düşük tutulmalıdır. Bu en geniş taleplerin tam tamına gerçekleşmeyeceğini bildiklerinden, kopardıkları gürültüyle bir tek siyasî sonuca razıdırlar. O da, Müslümanların bağımsız bir siyasî alternatif olarak ortaya çıkmamaları ve gözleri yılarak kimliği Müslüman olmayan siyasî organizasyonların şemsiyesi altında olmayı nimet bilmeleridir. (İrtica Elden Gidiyor)
İnsanın gereğinden çok şeyi fark ediyor olması, esas olan şeyi fark etmekten mahrum kalması anlamına da gelebilir. (Kırk Hadis)
İnsanlar artık aya , güneşe Lât ve Menât putuna tapmıyorlar ama devlet adamlarına , piyasaya , makinalara, teşkilatlara, teorilere tapıyorlar. Yeni putları mukaddes kılabilmek için kitaplı dinleri terkediyorlar. Bu tarz putperestliğin Doğu'da ve Batı'da birbirinden farkı yok. (Üç Mesele)
Bugün yaşama biçimi olarak dünya çapında yaygın bir batılılaşma var. Mutfaklar yemek hazırlama laboratuvarı, televizyonlu yaşama alanları bir kamu toplantısının dinlenme anı gibi, yatak odalarımıza değil koğuşlara gidiyoruz. Çalışma ve eğitim hayatımız mekanik ölçüleri hiçbir zaman aşamıyor. (Bakanlar Ve Görenler)
Daha doğrusu bir ordu ilgili olduğu toplumun bir ürünü olduğu oranda gerçektir. Ordunun gerçekliğinin gösterilebilir iki dayanağı var: Bir toplum kendi savaş gücünü ne oranda yeniden üretebiliyor? Bir toplum kendi değerlerine ne oranda sahip çıkıyor? Savaş gücünü yeniden üretebilmenin toplumun sermaye gücüyle olduğu kadar nitelikli insan potansiyeliyle doğrudan ilgisi var.
ABD Pearl Harbour baskınında bombalanan gemilerini bir yıl içinde yeniden inşa etti. Bunun için malî güce elbet sahipti, ama yeniden üretim için gerekli uzmanlığı da ithal etmek zorunda değildi. Bir toplumun kendi değerlerine sahip çıkmasının iki parlak örneği Almanya ve Japonya'dır. Her iki dünya savaşından yenik çıkmış Almanya'nın ve son savaştan sonra ordusuzluğa mahkûm edilmiş Japonya'nın bugün beymelmilel sahada hâlâ belli bir belirleyici güç sahibi olmalarının her iki toplumun da kendi değerlerinden vazgeçmeyişlerinden başka bir açıklaması yoktur. (Cuma Mektupları 3)
Neyi öğrenmek istiyorsak zihnimizi onu öğrenmeye müsait duruma getirmek zorundayız. Bazı şeyleri bütün çabalarımıza rağmen bir türlü öğrenemiyorsak, bunun sebebini zihnimizin düştüğü elverişsiz durumdan başka bir şeye bağlamayalım.
Âmiyâne bir ifadeye başvurarak şöyle diyebiliriz:
Ancak işimize gelen şeyler aklımıza yatar veya aklımız ancak işimize gelen şeylere yatar.

Dünyaya isteklerimiz doğrultusunda bakarız. Zihnimizin dış dünyayla ilişkisinde bütün mesele "irade" (istem) meselesinden ibaret değildir. Bir de zihin kilitleri meselesi var. Nelerin işimize geldiğini tanımamız açısından bazı bölgelerde zihnimiz kilitlenmiştir. Bazen menfaatimizi zihnimizin kilitleri sayesinde koruyabiliriz. Bazen de zihnimizdeki kilitleri kırmak menfaatimizi korumanın kaçınılmaz gerek-sartı olur.
Zihnimizdeki kilitlerin hangilerinden güç almanın vakti ne zamandır?
Hangi zihin kilitlerimizi ve ne vakit kırmalıyız? (Henry Sen Neden Buradasın 1)
İslâm’a yerküre üzerinde hangi varoluş tarzı yakışıyorsa Türkler o tarzı tecessüm ettirmekle bir kavim karakteri edinmişlerdir. Türk’ü İslâm’dan, İslâm’ı Türk’ten ayırın geriye ne Türk kalır, ne İslâm. Amerikalıyı paradan, parayı Amerikalıdan ayırın geriye ne Amerikalı kalır, ne para. (Pergelin Yazmaz Sivri Ucu)
gitti deriz
ölenler için
yalnız yaşayanların işidir
yola çıkmak, yolu kat etmek. (Bir Yusuf Masalı)
İnsanlar içlerinde yaşattıkları bir mükemmelliğin özlemini duyarak hep varolan şartları beğenmediler. (Bileşenleriyle Basit)
tam düşecekken tutunduğum tuğlayı
kendime rabb bellemeyeceğim
razı değilim beni tanımayan tarihe
beni sinesine sarmayan
tabiattan rıza dilenmeyeceğim. (İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir)
Çin, Mı­sır, Aztek, Yunan, Roma ve İslam medeniyetlerinin kendilerine özgü teknolojileri el­bette vardı; ama insan hayatının devamını böylesine yaygın ve karmaşık mekanik sü­reçlerin işleyiş şartına bağlayan bir başka medeniyet bilmiyoruz. (Tahrir Vazifeleri 7)
"Bana göre insanın tarifi: "Geç kalmış yaratıktır." Neye geç kalmıştır? Her şeye." (Tahrir Vazifeleri 12)
kalbe gizlice batan kıymık geçecek. (Şiir Resitali)
İnanıştaki doğruluk inanılan "şey"in doğruluğuna delil olur. Görürüz ki inancı arayan onu yalnızca inananda bulabilir, inandıranda değil. (Tahrir Vazifeleri 7)
Canının kıymetini bilmek insanın kendi nefsini en rahat edeceği, azami derecede zevk alma ortamında bulunmak anlamına gelseydi batı medeniyetinin hakimiyet kurmasıyla biçimlenen dünya şartları haklılık kazanmış olurdu. (Tahrir Vazifeleri 9)
Oysa salaklar hayati kalin cizgilerle cevrelemekten hoslanir (Henry Sen Neden Buradasın 2)
"İslâmi hareket sözkonusu olduğunda Türkiye'ye dünyanın herhangi bir yerine verdiğimden daha çok önem veriyorum." (Cuma Mektupları 1)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tehdit-degil-teklif-ismet-ozel-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)