# Tek Ses İçin - Susanna Tamaro Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Tek Ses İçin kimin eseri? Tek Ses İçin kitabının yazarı kimdir? Tek Ses İçin konusu ve anafikri nedir? Tek Ses İçin kitabı ne anlatıyor? Tek Ses İçin kitabının yazarı Susanna Tamaro kimdir? İşte Tek Ses İçin kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tek-ses-icin-susanna-tamaro-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-16T20:00:07+03:00
- Güncelleme: 2022-02-16T20:00:07+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/16/susanna-tamaro-kimdir-susanna-tamaro-kitaplari-ve-sozleri-154423.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Susanna Tamaro 
 Çevirmen: Semin Sayıt 
 Orijinal Adı: Per Voce Sola 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789755106809 
 Sayfa Sayısı: 160 

Tek Ses İçin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Tek Ses İçin", günümüze ters düşen, çağdışı, inanılması güç öyküleri içeriyor. Yalnız, mutsuz ve hırpalanmış çocukların dehşet verici, içe işleyen öyküleri, dünyanın vahşiliğinden incinen duyarlı insanların günceleri ve konuşmaları, yaşamanın onulmaz hastalığına ilişkin tanılar ve bilgiler, bu kitabın ana izleği. Tamaro, olağanüstü büyük ilgiyle karşılanan "Yüreğinin Götürdüğü Yere Git" adlı romanından önce kaleme aldığı "Tek Ses İçin"i kendi çocukluğunun duygularına ve anılarına dayanarak yazdı. Zekasının ortalamanın altında olduğuna inanan ve aşırı duyarlılık göstererek kendini mutlak sessizliğe mahkum eden bir çocuğun çektiği acıları dile getirdi. Hem doğal, hem şiirsel, şaşırtıcı ve çarpıcı, hem serüven dolu, hem tüyler ürpertici bu anlatımda, yazar ve öbür kahramanlar, acıyı tanıyan kurban kişiliğinde birleşiyorlar.

Tek Ses İçin Alıntıları - Sözleri
Güz mevsiminin özelliği budur zaten: her şey ölür, gömülür, çürür ve sonra yeniden doğar.
“Öğretmenler daha iyi eğitilmeliydiler, tabii. Tarih ve coğrafyanın yanı sıra duyarlı olmayı öğrenmeliydiler. Bilmem bu öğretilebilir mi, yoksa insanın kendi içinden mi gelir; her neyse, bizim öğretmende duyarlılığın zerresi yoktu. Hep avazı çıktığı kadar bağırır, ancak çok yorgun olduğu zamanlar susardı.”
Banyonun musluğundan dakikada dört litre su akarsa ve banyo altmış litre su alıyorsa ne kadar zamanda dolar? Benden başka herkesin banyosu doğru saatte dolardı benim banyomun üstündeki tavan çöker, tavanla birlikte üst kattaki kadın da aşağı düşer, sular yalnız dışarı taşmakla kalmaz, kadının ölüsü de banyonun içinde kalırdı.
“İyi insan masalına inanmıyorum, belki bir yerlerde vardır bir iyi insan, ama görmek gerek. Ben hiç görmedim. Ben de iyi değilim, kendimi aldatacak kadar yalancı olamam, hiç iyi bir insan sayılmam; iyi insana yer yoktur zaten dünyada, bütün bu bizi saran, içimize işleyen, bize hayvanların bile yapamayacakları şeyleri yaptıran, kötülük.... hayvanlar yalnız yenmesi gerekeni yerler; körü körüne, salt eğlenmek için birbirlerini parçalamazlar... Nereden gelir bu eğilim? İnsanlardan, insanların yüreklerinden; kim koydu o yüreği oraya? Herhalde birisi koymuş olmalı, değil mi?”
"Boşuna yaşadım, ölümümde boşuna olacak "
“İstemeden içine sokulduğum bir öyküyü yaşıyorum.”

Tek Ses İçin İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Defaatle düşünürüm. Cezasını o tüm pişmanlığıyla da gerçekten çekmiş ve tamamlanan süresi neticesinde hapisten çıkan birini neredeyse hapisteki yaşamını mumla aratacak bir seviyeye çeken ve işlediği suç, suçlardan çok daha aşağı bir konuma sürükleyen şeyin aslı astarı nedir?

Cemil Meriç, Bir Facianın Hikayesi adlı eserinde şöyle der:
“ Suç, toplumun gölgesidir. “

O halde şunu söyleyebiliriz. O biri ve birilerine de hapisteki hayatını mumla aratan ve suçlara iten toplumun karşılığı bizleriz. Bir bütünlük oluşturmamıza rağmen o tüm ayrıştırmalarımızla, tamamiyle bizler. Zaman ki mühim değil bu konuda elbet, zaman ki şimdimizden geleceğimizi kuşatan. Zaman ki adımlarımızla, çocuklarımızın geleceğini, kararlarını, yaşayacakları dünyayı belirleyen bir dengede.

O halde şunu da diyebiliriz, bu suçun, o bir tek suçun, toplumu karşısına alan suçun karşılığında çocuklarımızda var. Suçtan haberi dahi olmayan, tıpkı bizler gibi…

Susanna Tamaro ile bu ilk karşılaşmamız. Onun o çocuksu ve neşe dolu duru halini daha önce görmüşlüğüm oldu, ancak ilk olan ve neredeyse benimle de aynı yaşlarda olduğu zamanlarda yazmış olduğu bu eser, ben de çok daha farklı bir tesir bıraktı. Yazarın, Tek Ses İçin adını verdiği ve eserinin kalbi hikayesi dediğim hikayesini oluşturan ismiyle de bu yapıtı, Yahudi bir annenin kökeninden gelen acılı bir çocukluğun, Birinci Dünya Harbinde yaşanan yokluğun ayrıca anlatılışının, yitişin, yeniden başlamanın, hukuk eğitimi görmesine rağmen baba sıfatından kısmi de olsa uzak olan bir babanın ve 18 yaşında depremle, 25 yaşında ismini dahi anmaktan çekinerek yalnız ölümcül diye nitelediği bir acıyı anlatan bir hikaye demeti aynı zamanda.

Ve Susanna Tamaro'yu başarılı bir yazar kategorisine koyan, fikrimce, onun “ Toplumcu “ ve “ Gerçekçi “ yönü. Çoğu edebiyatçının ki bu edebiyatçı tabiri mikrofonun aceleyle ele alınıp alına yapıştırıldığı Şarkıcıyım tabiri gibi, Modern Batı Edebiyatının gözdesi Aşk konusuna karşı da bir duruştur. Vampirlerin, Kurt Adamların ve minimum üçgen peynir oğlanların yamacına düşmek için düşecek yer arayan mayhoş kişiliklerin edebiyatından uzak bir edebiyat….

“ Yalnızca ben kimliğinin egemen olduğu ve benliğin bir o kadar da dar olduğu, salt bedenin soluduğu bu “ duygu “ Aşk, olabilir miydi?

Kim bilir, Susanna Tamaro'yu eserinde de ağırlıklı olarak yaşamının gölgesiyle bütün bir halde değindiği Anne, Baba , Aile figürününde asıl teması buydu…

Kim bilir, herhangi bir günlük gazetenin herhangi bir köşesinde görülen, aceleyle bir sonraki habere geçilmiş bir haberde onu ayrıca durduran, bir hayvanla bir insanın, bir canlının “ Papağan- İnsan “ dostluğu karşısında sarsıcı bir etkiyi karşılayan ve ona kitap/luisito-bir-sevgi-oykusu--4534 kitabını yazmasına sebep olan da buydu…

Ve onun gibi zor bir çocukluk geçiren, güçlü bir bağla da yaşamı çerçevesinde yanında olduğu şair Pierluigi Cappello ile dostluğunu anlattığı kitap/bakisinla-aydinlanir-dunya--154158 kitabının konusuda bu...

Onu farklı ve özgün kılan…

" Yazmak, insanın karanlık yönünü ortaya çıkarır " diyor Susanna Tamaro son olarak ve bizler eserde bu karanlık yönü tüm derinliğiyle görmekteyiz. Yazarın kalemiyle…

Paylaşacak ki bir acımız, kurtarılacak bir insanlığımız, her şeyden önce pek kıymetli olan bir varlığımız var. Tüm o egolarımızı ve putlarımızı öncelikle yıkmamız gereken…

Her şey bir çocuğun küskün, dışlanmış, kimsesiz bakışlarını kaldırmakla başlıyor,
Ve eserde tam olarak buradan.

Bir KATİLİ, KATİL kılan nedir?
Bir katilin karşısında yer alan Toplumu temsil eden Biricik Masumiyet de neyin nesi?

“ Kim durmamıştır toplum üzerindeki sözünde? “

Söz konusu, İnsan.
Varlığımızdan başlayan…

Bir insanı kurtarmaktır, bir çocuğun kimsesiz gözleriyle, asıl olan…

" http://unutulmazfilmler.pw/a-quiet-place.html filmin 59 'uncu dakikası dahilindeki o birkaç dakikaya özellikle bakmanızı dilerim. "

https://www.youtube.com/watch?v=1ucTDMFlaGg&t=121s
Tatlı düşler, çocuklar adına…

Vaktiniz için ayrıca teşekkür ederim… (özlem) 
Şubat ayının ilk kitabını okudum.
Beş hikayeden oluşan kitap , sarsıcı ve hüzün doluydu.

Özellikle ilk hikaye beni en çok etkileyen hikaye oldu.
Yazarın dili çok akıcı ve başarılı, okuduğum ilk kitabı.

Tavsiye edermiyim, ederim.

Gözyaşına ve hüzne hazırsanız.. (Şenay Gül) 
Tek Ses İçin: Bir solukta ama zorlanarak okuduğum bir kitaptı. Zihnimde yankı bulan düşünceleri yakalayıp nasıl sözcüklere dökeceğim inanın bilmiyorum. Uzun zamandır beni bu denli sarsan hikayeler okumamıştım. Çok önce aldığım bir kitaptı, kitaplıkta bekliyordu. Ne okusam diye bakınırken gözüme ilişti ve ellerim kitaba gitti, başladım. Başlamasaydım, hiç bilmeseydim, okumasaydım diye düşünmedim değil. Ama diğer yanım da diyor ki: İyi ki rast geldin bu hikayelere… Hayatımda gerçek bir deneyim yaşatmasa bile meslek hayatımda karşı karşıya kalabileceğim durumlar olması beni bir nebze tedirgin etti ama hayat bu her türlü şeyle karşı karşıya kalabiliyoruz değil mi?
Kitap 5 farklı hikayeden oluşuyor. Her birinin kendi anlamı, kendi yaşam öyküleri, acıları var. Belki yaşantılar farklı ama yaşarken ya da geride bıraktığı hisler ortak: acı. Başka hiçbir şey değil. Sayfalarda gezinirken (buna gezinti diyebilir miyim emin değilim) bazen bir çocuk, bazen çocuğunu kaybetmiş bir anne, bazen yaşlı bir kadın oluveriyorsunuz. Yaşadıklarıyla sizi hayatlarının içine çekebiliyorlar.
Uzun uzadıya tonlarca şey söyleyebilirim ama söylemek zor geliyor, bunun için yapamam. 3 hikayenin ortak noktası çocuk istismarı, tecavüzlerden oluşmakta. Farklı kişiler, beden değiştiriyorlar ama kirli ruhlar aynı. Okurken bazı bölümlere defalarca kez döndüm tekrar tekrar okudum, doğru mu anladım, umarım yanlış anlamışımdır dedim… Ama doğruydu. Benim için de zor olan buydu.
Kaçmak, okumamak, gözlerimizi kör edip kulaklarımızı sağır etmek bir işe yaramıyor. Gerçekte var olan binlercesi var bu hikayelerin. Etkilenmemek, sarsılmamak elimde değil. Görmezden gelinmemesi gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Gerçekleri, farklı yaşamlarla gözler önüne seren sayfalardı. (Hazel) 

Kitabın Yazarı Susanna Tamaro Kimdir?
Susanna Tamaro, İtalyan kent soylu bir ailenin kızı. Trieste'de 1957 yılında doğdu, Orvieto yakınlarında kedileri ve köpeğiyle birlikte yaşamaktadır. Zor bir çocukluk dönemi geçiren Tamaro, 18 yaşındayken, bir depreme tanık olur, 25 yaşındayken ölümcül bir hastalık geçirir ve 27 yaşında yazmaya başlar.

Her başarıya ulaşmış yazarın yaşamış olduklarını o da yaşar. İlk denemelerinde başarısız olur ama bunlara aldırmadan yoluna devam eden Tamaro “Tek Bir Ses İçin” adlı kitabıyla büyük ses getirir. ”Yüreğinin Götürdüğü Yere Git” adlı bu eser de ona daha büyük bir ün kazandırır. (Bu kitap aylarca İtalya'da liste başı olmuştur.) Genelde günlük ya da mektuplar şeklinde yazar. Olayları birinci ağızdan anlatır. Eserlerinde hep bir hüzün vardır. Kahramanları genellikle ölümün eşiğine gelmiş ama bu durumu kabullenmiş; hayatta aradığını bulamamış insanlardır.

Susanna Tamaro Kitapları - Eserleri
Yüreğinin Götürdüğü Yere Git
Kitaplardan Korkan Çocuk
Yüreğimin Sesini Dinle
Kökler, Yollar ve Yitik Benler
Anima Mundi
Luisito: Bir Sevgi Öyküsü

Sonsuza Kadar
Sevgili Mathilda, İnsanın Yürümesini Dört Gözle Bekliyorum
Tek Ses İçin
Kaplan ve Cambaz
Her Melek Korkunçtur
Aklı Bir Karış Havada
Düşünen Bir Yürek

Büyülü Çember
Daha Çok Ateş Daha Çok Rüzgar
Yanıtla Beni
Rüzgar Ne Diyor
Tombul Yürek
Ulu Ağaç
Her Sözcük Bir Tohumdur

Bakışınla Aydınlanır Dünya
Büyük Bir Aşk Hikâyesi
Sessizlik Bir Erdemdir
Var Olan Ada
Tobia ve Melek
Atla, Bart!
Eve Doğru

Rüzgar Ne Diyor

Susanna Tamaro Alıntıları - Sözleri
Benim için gerçekten her kitap son kitaptı. Sonuncuydu çünkü ufka baktığımda hiçbir şey göremiyordum, belki de yazmanın bıraktığı yorgunluk ve halsizlik içindeydim; öte yandan- belirişi ve işlenişiyle- her kitabın çevresinde bir mucize halesi oluyordu. Bilindiği üzere mucizenin, buyrukla yaratılması mümkün değildir. (Her Melek Korkunçtur)
O ekim ayında, bir parçam- umut etmiş, hayal kurmuş olan parçam- bütünüyle ölmüştü. O günden sonra artık onunla birlikte yaşamayı öğrenmem gerektiğini biliyordum. Belki bir süreliğine gizli tutabilirdim ama sonra güçlü çürüme kokusu gerçek durumumu başkalarına da açık edecekti. (Her Melek Korkunçtur)
"Uyku sırları ortaya çıkartıyor." (Rüzgar Ne Diyor)
(...)
"Eh, en azından senin bir sürü kardeşin var."
"O kadar çok olunca yok sayılır. Zaten artık yoklar."
"Nereye gittiler?"
"Derin donduruculara herhalde."
O anda yeniden utanç yüklü bir sessizlik oldu. Bart, Zoe'nin akrabasını yemiş olma olasılığını düşündü.
 (...) (Atla, Bart!)
Sakin, korunaklı ve ufuksuz. Kesinlikle benden, senden daha iyi yaşayacaklardır ama hayat gerçekten o mudur? Bu, arzu duyulacak bir yaşam mıdır? Ölüm döşeğinde "Bu olağanüstü bir serüven miydi?" diye sordurabilecek bir yaşam mıdır? Yoksa bir yaşam putu mudur? Gizemi olmayan —ve bununla karşılaşma hevesi taşımayan— hayat bitmek bilmeyen esnemelerden başka nedir ki? (Luisito: Bir Sevgi Öyküsü)
Gerçekte insan hayatı nedir? İki karanlık arasındaki ışıklı bir yarılmadır... Nereden geliyoruz? Nereye gidiyoruz? (Var Olan Ada)

Düzen ve saygı bizi hayvanlardan ayıran biricik değerlerdi. (Rüzgar Ne Diyor)
Sözcüklerin arkasında sözcükler gizlidir, ama sessizliğin içinde "herhangi bir şey" yuvalanmış olabilir. (Rüzgar Ne Diyor)
Büyüklerin dünyasında yasalar, sevgiden daha ağır basar.. (Luisito: Bir Sevgi Öyküsü)
Ansızın kollarını göğe doğru kaldırdı, ellerini bir orkestra şefi gibi sallayarak şöyle dedi: " Ve sonra hayata şükrediyorum! Ağaçlara, çuha çiçeklerine, boraya, üveyiklere ve serçelere, çocuklara, otlara şükrediyorum ve tümünü kutsuyorum! Çünkü her şey kutsaldır ve bir lütuftur." (Her Melek Korkunçtur)
‘Eğer’ler dünyası bir girdap, bir hortum, bir kara deliktir. İnsan bir an dengesini yitirirse, içine yuvarlanmaması olanaksızdır. (Daha Çok Ateş Daha Çok Rüzgar)
Demekle yapmak arasında uçurumlar var. (Büyük Bir Aşk Hikâyesi)
Sonra, belki de ölmeden bir an önce, hayatımızı bir an için seyredeceğiz ve gerçekten bizim olan, gerçekten dolu geçen anların farkına varacağız;bunlar belki de bir çiçeğe bakarak,bir ağacın biçimini seyrederek,yanımızdan geçen bir çocuğun başını okşayarak zaman yitirdiğimiz anlar olacaklar. (Her Sözcük Bir Tohumdur)

“ Bilgelik dolu yazılara bakarsanız işin hoş yanı da sürprizlerdir ama hele bunu gerçekte yaşayın da görün. “ (Tombul Yürek)
Bir hayvan neydi gerçekten? Günlük konuşmanın küçümseyici tavrında bu sözcüğün kökeninde yatan öz kolayca unutuluyordu. Can. Evet, hayvan can sahibi olan biriydi. İnsanların büyük bölümü için aynı şeyin söylenebileceğinden ise emin değildi. (Luisito: Bir Sevgi Öyküsü)
"Gitmek ya da gitmemek, beslediğin ateşe bağlıdır."

"Ateş beslenir mi?"

"Yakıp yok eden buz gibi bir ateş vardır, bir de sıcak, yeniden yapan bir ateş. Her ikisi de bizim yüreğimizdedir. Hangisinin alevleneceğine biz karar veririz." (Kaplan ve Cambaz)
"Gerçek yüzlerini en baştan gösterseler, büyük bir olasılıkla hiçbir zaman evlenemezler." (Anima Mundi)
"Boşuna yaşadım, ölümümde boşuna olacak " (Tek Ses İçin)
"Her şeye içine girmeden yukarıdan bakabilmenin ne güzel olacağını düşündü." (Rüzgar Ne Diyor)
“Kovalayandan kaçarım, kaçanı kovalarım.” (Büyük Bir Aşk Hikâyesi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tek-ses-icin-susanna-tamaro-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)