# Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın - Fatmagül Berktay Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın kimin eseri? Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın kitabının yazarı kimdir? Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın konusu ve anafikri nedir? Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın kitabı ne anlatıyor? Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın PDF indirme linki var mı?  Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın kitabının yazarı Fatmagül Berktay kimdir? İşte Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tek-tanrili-dinler-karsisinda-kadin-fatmagul-berktay-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-10-24T10:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-10-24T10:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/10/24/fatmagul-berktay-kimdir-fatmagul-berktay-kitaplari-ve-sozleri-340074.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Fatmagül Berktay 
 Yayın Evi: Metis Yayıncılık 
 İSBN: 9789753420969 
 Sayfa Sayısı: 280 
--reklam--
Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Kadının ikincilliğinin doğal kabul edilerek bunun onun bedeninin denetlenmesinin meşru gerekçesi sayılması, her üç tektanrılı dinin ortak özelliği. Bu ortak özellik, tarihsel ve coğrafi olarak üç geleneğin de aşağı yukarı aynı ya da birbirine yakın topraklarda ve benzer maddi koşullarda benzer gereksinimlere yanıt olarak doğup gelişmeleriyle açıklanabilse bile, ilginç olan, bugünkü ifadelerinde de kadınlara ilişkin tutum ve anlayışı odak almaları. Günümüzdeki Protestan ve İslamcı köktendinciliğin de kadının konumu ve denetimi üzerinde yoğunlaştığını ve kendilerini toplumsal cinsiyet ve kadının "doğru" toplumsal rolü aracılığıyla meşrulaştırdıklarını görüyoruz. Karşılaştırmalı yaklaşım, bu konuda da, partikülarizme ve oryantalizme düşülerek dinsel canlanışı salt İslam’a özgü bir olgu olarak görme yanılgısına engel olacak ve köktendinciliğin, İslam’ın "egzotik" alanıyla sınırlı ve anlaşılmaz bir şey olmadığının görülmesine yardım edecektir."
-Fatmagül Berktay-
--reklam--
Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın Alıntıları - Sözleri
Örtünme: Erkeğin Kadın Bedeni Üzerindeki Denetiminin Göstergesi
Kadınlarda yüceltilen erdemler, yumuşak başlılık ve sessizlikti.
Müslüman toplumların, kadınların kendi statülerini değiştirme taleplerine bunca direnmeleri ve bunları Batı’dan ithal edilmiş kavramlar olarak kötülemelerinin nedeni, yalnızca kadınlardan duydukları korku değil, aynı zamanda bireysellikten duydukları korkudur.
Müslümanların kaçınması gereken kadın tipi­ şadaka, yani "çok konuşan kadın" dır.
Ataerkil sistemin doğuşu ve kurumlaşması ile olan etkileşim sonucunda kadını ve erkeği mutlak ve hiyerarşik bir biçimde ikiye bölen katı toplumsal cinsiyet rollerinin vazedilmesi,erkeğin üstünlüğüne dayanan ataerkil aile ilişkisinin kutsanması ve bu bağlamda kadın bedeni üzerindeki denetimin yasallaştırılıp meşrulaştırılması olduğunu söyleyebiliriz .
''Weber, insanı ''anlam peşinde koşan hayvan'', Durkheim ise ''topluluk inşa eden hayvan'' olarak tanımlar.
''Bir kültürün gelenekleri, onun ifade biçimleri; anlam ve imge oluşturma ve düzenli bir dünya, bir kozmos yaratma süreçleridir.''
"Beni kadın yaratmayan Tanrı'ya şükürler olsun."
Yahudi din adamları
Toplumu bütünleştiren ve bir arada tutan bir güç gibi görünmesine karşılık, din bazen bir toplumun bölünmesine de yol açabilir.
--reklam--
Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kadının adı hala yok...: Şükürler olsun ki kadın olarak yaratılmadım. (Yahudi din adamları)

En iyi kadın, ortalıkta en az görünen kadındır. (Eski Yunan anlayışı)

Kadının adet görmesi dinen noksan olduğuna kanıttır. (İsmet Özel)

Kadın, yaratıldığı ilk andan itibaren horlanmış, ikincilleştirilmiş ve erkeğin zevksel emrine verilmiştir. Gerek çok tanrılı dönemlerde, gerekse tek tanrılı dönemlerde artan bir baskıya, şiddete maruz bırakılmıştır. Bu okuduğumuz çalışma, kadının yasak meyveyi yiyip, ilk günaha girdiği günden bugüne adım adım kadının maruz kaldığı şiddeti gözler önüne seriyor. Hiç sona bırakmadan en baştan söyleyeyim, lütfen bu kitabı bütün kadın okurlarımız okusun.

Eski Mezopoyamya'dan itibaren ortaya çıkarılan arkeolojik buluntular bize gösteriyor ki, kadın bugünkü olduğundan daha üst bir kimlikte hayatın içindeydi. Ana Tanrıça inanişi çok yaygındı. Gerek doğanın doğurganlığı, gerekse bireylerin üremesinin Ana Tanrıça aracılığı ile gerçekleştiğine inanılıyordu. Toprak Ana kavramı bunun neticesiydi. Her uygarlık, Tanrıçalarıyla tanınırdı. Kadınlar statü olarak erkekten çok yerde üstün ya da eşitti. Ta ki şehir devletleri kurulana kadar. Tarım ve hayvancılığın gelişmesi kadının ikincil statüye düşmesine yol açtı. Çünkü tarım kadınların icadı olarak bilinir. İ.Ö. 3000'lere kadar tarım küçük bahçecilikten ibaretti. Bu da kadının konumunu korudu. Bahçe işleri ve hayvancılık kadının üzerindeydi. Bu da kadının saygınlığını korudu. Ne zaman ki, mülkiyet sorunu ortaya çıktı, o vakit tarım ve hayvancılık büyüdü, kadın geri plana düştü. Ana Tanrıça kültü yavaş yavaş Göklerin Babası kültüne dönüştü.

Bilinenin aksine Antik Yunan'da kadınlara verilen değer, bugünlerin habercisiydi. Demokrasisi ile ünlü Atina Devletinde kadın resmen ikincildir. Platon, Aristo gibi filozoflar kadının ruhtan yoksun, sadece tohum taşıyıcısı olduğunu düşünürler. Erkek, soyun yaratıcısıdır. Aynen ondan önceki medeniyetlerde olduğu gibi. Gerek Asur yasaları, gerekse Hammurabi kanunu, kadını kölelerin önüne koyar sadece. Erkek kadın adaletinde kadın hep geri plandadır. Tek tanrılı dinlerin kadına bakışı geçmişten mirastı açıkçası.

Gelelim tek tanrılı dinlere..
Yahudilikte kadının değeri yoktur. Eski Ahit oldukça katıdır bu konuda. Yeni ahitte ise özellikle İsanın öğretisinde daha serbesti bir durumda olmasına rağmen, sonradan Hristiyanlığı kurumsallaştıran Pavlus, kuralları katılaştırmıştır. Oysa Yahudi ezici topluluk içinde yeşeren Hristiyanlığın ilk yıllarında isanın izinden ilk kadınların gitmesi şaşırtıcı değildi. Yahudiliğin sert kurallarından bunalan İsaya akın etmeleri de sürpriz değildir. Ancak daha sonradan sertleşen Katolik kilisesi , kadını yine aşağı çekmiştir. Kadının statüsü son din İslam'da da aynen korunmuştur.

Tarih boyunca girişilen yenilikler kadına iyileştirme getirmemiş. Gerek Lutherin reformu, gerekse Rönesans. Aksine ataerkillik daha da sağlamlaştırılmış. Her üç din de kadını aşağılayıp, ikincilleştirmede anlaşmışlar.

Kadının her üç dinde de yeri yok. Erkeğin hizmetinde, evinde kapalı, dışarda örtülü. Kamusal alanda yeri yok. İbadetde yeri yok. Tek görev biçilmiş ona, annelik. Olabildiği kadar doğurmak. Gene yaranamamış. Öyle sapık fikirler var ki, kadın ilk adetini koca evinde görmeliymiş. Evlenme yaşı 8,9 olabilirmiş. Din kadın bedeni üzerinden erkeğe güç gösterisi sunuyor. Yüzyıllar boyunca, ve hala islam coğrafyasında erkeğin zevk aracı olarak görülmüş kadın. Kendine ait hiç amam hiç hakkı yok. Miras, ceza yasaları, evlilik gibi temel haklar erkeğin kontrolünde olöuş. Boşama hakkı yok, isyan, karşı gelme hak getire. Tek yol erkeğe itaat. Hatta öte dünyada kadın, önce namazından ,sonra erkeğine itaatten sorgulanacak.

Bu ülkede kadın olup, hala bu ülkenin kurucusuna, kadını zevk aracı olmaktan kurtarıp insan seviyesine yükselten

 yazar/i1426 'e dil uzatanlar, sizin yatacak yeriniz yok. Bugün hala sizi damdaki hayvanlarınızdan daha aşağı gören kafadan, baştacı eden statüye getiren insanın değerini umarım gün gelir anlarsınız.

Ben kitabı çok beğendim. Derinlemesine güzel bir inceleme olmuş. Tek tek kanıtlarıyla, referanslarıyla, dipnotlarıyla. (Barış) 
Rica ediyorum okuyun bu kitabı: Bu kitabı bitirdiğimde, o kadar fanatikçe sevdim ki hemen bir inceleme yapmanın doğru olmadığına karar verdim. Biraz kitap hakkındaki fikirlerim demlensin istedim. Aradan yaklaşık 5 ay geçti ama ben bu kitabı hâlâ çok ama çok seviyorum.

Genelde kitaplarımı çizemem ben, ikinci el bile olsalar, bu kitabı çizmek durumunda kaldım. Çünkü çizdiğim yerleri tekrar tekrar okumak istiyorum, hatim edene kadar.

Terimlerle dolu, okuması zor bir kitap bir çok insan için. Ben bu nedenle bu kitabı keşfetmeme rağmen, 1 yıl boyunca satın bile almadım okuyamam diye. Elime aldığımda okumam çok hızlı ve kolay oldu ama. Çok iyi yazılmış, terimlerle dolu olsa da okuması kolay, korkmanıza gerçekten gerek yok.

Gerçekleri tokat gibi çarpıyor yazar yüzünüze. Bildiğiniz şeyleri tekrar edecek zannediyorsanız yanılıyorsunuz, farklı açılardan ele alıyor konuyu ve ben bunu hiç böyle düşünmemiştim demenize sebep oluyor.

Elimde olsa bütün kitabı alıntılamak isterdim, ama paragrafları bölümlerden ayırınca o güzel anlamlarını kaybediyorlar gibi geldi, bu nedenle kitaptan alıntı yapamadım. Konuyu merak ediyorsanız acilen alın ve okuyun derim.

Okuduktan sonra kitabı, dini kullanarak cinsiyetçilik ve kadın düşmanlığı yapanların kafasına atmak için de kullanabilirsiniz. Tekrar tekrar okumayı planlamıyorsanız tabii. Atmak yerine okutalım derseniz, okutamazsınız muhtemelen derim. Bu tarz kitapların muhafazakar cinsiyetçilerde olan etkileri, korku filmlerinde kutsal suyun şeytan girmiş çocuklara olan etkileriyle oldukça benzer çünkü, denendi onaylandı. Sadece kitapta yazılan bir kısımcığı savunarak bile, başınıza bela alabilirsiniz, kaldı ki okutmak...

Bu kitabın bu kadar az okunmuş olması utanç verici bir durum. Fatmagül Berktay gerçekten çok az tanınıyor ama çok daha fazlasını hak ediyor. Ama sanırım "pizza olmadığından herkesi mutlu edememiş" yazarımız, hiçbir kitapçıya girip bulamadım kendisini, bazı gereksiz kitapların aksine.

Lafın kısası kitap efsane, destansı, epik ve çok daha fazlası. Okuyun, okutun.

Esen kalın... (Ceren) 
Kitap dört bölümden oluşmakta, bu dört bölümde tek tanrılı dinler arasında gitgeller yaparak kadın imgesini, toplumun kadın algısını, kadın bedenini ve kadın bedeni üzerine kurulan tahakkümün tarihi analizini okuyoruz. Tahmin edeceğiniz üzere en çok atıf Sümerlere ve Asur yasalarına yapılmış, yazar tek tanrılı dinlerin Sümer dininden "ödünç" aldığı ritüelleri ve bu ritüellerin evrim geçirdiği sürede o zamanın toplumunun algısına nasıl uyarlandığını çok net göstermiş. Yaratılıştan başlayıp günümüze kadar gelirken belki de en güncel kadın meselesi olan İranlı kadınların İslam Devletinin tahakkümüyle mücadelesine dair hem kapsamlı hem de öğretici detayları okuyoruz. Verdiğim puandan ve yaptığım alıntılardan anlayacağınız kadarıyla öyle sıradan bir araştırma kitabı değil, aynı zamanda yüzyıllar önceki muamelenin "modernite" adı altında hangi biçimlerde devam ettiğine mercek tutan bir araştırma. İyi okumalar.

Kitapta kaynak gösterilen çalışmalardan bazıları:
kitap/tanrinin-tarihi--23672
kitap/biri-otekidir--72869
kitap/hz-muhammed-ve-arap-islam-kulturu-donemi--274888
kitap/insan-evriminde-din--87741
kitap/dinin-sosyal-gercekligi--25087
kitap/arap-dunyasinda-koktencilik--20767
kitap/tohum-ve-toprak--46207
kitap/medineden-uzaklarda--193329
kitap/dogal-semboller--127345
kitap/saflik-ve-tehlike-kirlilik-ve-tabu-kavramlarinin-bir-cozumlemesi--93457
kitap/kutsal-ve-kutsal-disi--87803
kitap/dinler-tarihine-giris--23029
kitap/cinselligin-tarihi--252
kitap/modern-mahrem--23991
kitap/eski-turk-toplumu-uzerine-incelemeler--26648
kitap/uygarlik-tarihinde-araplar--45613
kitap/hakikatin-arastirilmasi-i--164930
kitap/vahsilerin-cinsel-yasami--87929
kitap/din-ve-ideoloji--52600
kitap/pecenin-otesi-islam-toplumunda-kadin-erkek-dinamikleri--48180
kitap/siyasal-islamin-iflasi--126495
kitap/toplumsal-cinsiyet--45944
kitap/dinin-turk-toplumuna-etkileri--251984
kitap/islam-cagimiza-yanit-verebilir-mi--9272
kitap/harem-ve-kuzenler--22523
kitap/din-ve-modern-toplum--155887
kitap/beden-ve-toplum--206904
kitap/eski-turk-toplumunun-cinsiyet-kulturu--243890
kitap/islam-felsefesi-eski-yunandan-cagdas-dusunceye-dogru--199093
kitap/din-siyaset-ve-kadin-iran-devrimi--126778
kitap/islam-sureklilik-ve-degisim--266996
kitap/gunumuzde-islam-ve-hristiyanlik--182353 (orpheus) 
--reklam--
Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Fatmagül Berktay - Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Fatmagül Berktay Kimdir?
1978 yılında Ankara Üniversitesi SBF'ni bitirdi.
1992 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde araştırma görevlisi oldu.

1995 yılında doçent, 2001 yılında profesör oldu.

İÜ SBF'de 'Siyasal Düşünceler Tarihi', İÜ Kadın Sorunları Araştırma Merkezi'nde 'Feminist Teoriler' dersleri veriyor. Türkiye'yi çeşitli uluslararası platformlarda temsil etti. İngilizce ve Fransızca biliyor.

 

Religion: Discourses of Domination and Resistance (Kadınlar ve Din: Baskı ve Direnme Söylemleri) adlı bir tez yazdı.

Doktorasını AÜSBF'de siyaset bilimi dalında tamamlayan yazar, çeşitli gazete ve dergilerde feminist edebiyat eleştirisi, tarih, siyaset ve felsefe alanlarında yazılar yayımladı; yazılarından bir bölümü Kadın Olmak, Yaşamak, Yazmak (Pencere, 1992) adlı kitapta toplandı. Tektanrılı Dinler Karşısında Kadın (Metis, 1996) adlı kitabı İngilizcede 1998 yılında Black Rose Books tarafından yayımlandı. Sonraki kitabı Tarihin Cinsiyeti (Metis, 2003) Arapçaya çevrilerek Dar Kreideh yayınevi (Beyrut) tarafından 2009'da yayımlandı. 

Yazarın Politikanın Çağrısı (İstanbul Bilgi Üniversitesi, 2010) adlı bir kitabı daha yayımlanmıştır. İÜSBF'de Siyasal Düşünce Tarihi, Siyaset Teorisi ve Feminist Teoriler dersleri veren Fatmagül Berktay'ın ilgi odağını, "politika" ve "politik olan"a ilişkin alışılagelmiş kavramsallaştırmaların ötesine geçmeyi hedefleyen eleştirel teori oluşturuyor.
--reklam--
Fatmagül Berktay Kitapları - Eserleri
Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın
Tarihin Cinsiyeti
Dünyayı Bugünde Sevmek
Kadın Olmak Yaşamak Yazmak
Politikanın Çağrısı
Düşünme Etiği
--reklam--
Fatmagül Berktay Alıntıları - Sözleri
Dünyanın ne olduğunu, onun içinde kendi yerinizin ne olduğunu düşünmek ve sorulara bu temelde yanıtlar bulmak zorundasınız. (Tarihin Cinsiyeti)
Eğer çocuk, fabrika işine mahkum edilirse ya da eğer kız çocuğu annesinin zorunlu olarak yaptığı doğurma işini devralmaya zorlanırsa o zaman yeni bir şeyin başlaması değil, sadece eski döngünün devam ettirilmesi söz konusu olur. Doğumlar, bu durumda, alınıp satılabilen malların, metaların, üretilmesi için gerekli emek gücünü yaratmış olur. Gene de, doğum, yeni bir başlangıcı, yeniye ve daha iyiye yönelmeyi simgeleme gücüne sahiptir. (Dünyayı Bugünde Sevmek)
Özgürlüğün ön koşulu kendini makinenin bir vidası olarak algılayanlar yerine, başlangıç yapma yeteneğine sahip, düşünen ve yargıda bulunan, fail olan insanların varlığıdır. (Düşünme Etiği)
İşte erkekler, kendilerine dayatılan bir erkeklik kalıbına uymak, insan gibi davranmak yerine "erkek gibi davranmak" için bin yıllardır kendilerini helak ediyorlar. Bu da oldukça yorucu bir şey olsa gerek. (Politikanın Çağrısı)
"peki, kazandığımız zaman ne kaybedeceğiz?" (Dünyayı Bugünde Sevmek)
"Felsefe, herkes için olan kamusal bir şeydir, çünkü özünde iletişim vardır." (Dünyayı Bugünde Sevmek)
"Erkeklerin kadınları boyunduruk altına alma arzusunda oldukları ama bunu yapabileceklerinden de kuşku duydukları bir dönemde, kadının cinsel organı tehdit edici bir nitelik kazanır." Fraser Harrison (Tarihin Cinsiyeti)
Kadınlar insanlığın yarısını, bazen daha da çoğunu meydana getiriyorlar ve bilinçli insan varlıkları olarak tarihin yapımına etkin biçimde katılıyorlar; üstelik toplumun varlığının sürdürülmesinde merkezi bir öneme sahipler. Öyle olduğu halde, tarih yazımından böylesine açık bir biçimde dışlanmış olmaları, bu alanın bir iktidar ve egemenlik alanı olduğunun çarpıcı bir göstergesi. (Tarihin Cinsiyeti)
Fransız Devrimi'ne katılan Jironden Olympe de Gouges, "Kadınların giyotine gitme hakları varsa, kürsüye çıkma hakları da vardır" diyordu. Ama "kürsüye çıkmak” istediği için giyotinde can verdi! Suçu, devrim düşmanlığı değildi; "bir politikacı olmak istediği ve cinsine uygun faziletleri unuttupu" için cezalandırılmıştı. Bu "faziletlerin" neler olduğunu da, tabii ki kendi cinsinden olanlar belirlememişti! (Kadın Olmak Yaşamak Yazmak)
Peyami Safa, Fransız tarihçi Elizabeth Badinter'in, "cinselleşmiş düalizm, bütün düalizmlerin paradigmasıdır; dünya tarihinin paradigmasıdır" saptamasını haklı çıkarırcasına, hem Doğu-Batı karşıtlığını, hem de klasik zihin-madde karşıtlığını, kadın-erkek karşıtlığı üzerine kurar. Genelde romanlarında dört baş kişi vardır: Biri Doğu'yu, diğeri Batı'yı temsil temsil eden iki erkek; bunlar arasında bocalayan bir kadın ve bir de yazarı- ve sağduyuyu- temsil eden bilge erkek. Bocalayanın kadın olması doğaldır, çünkü yazara göre, "kadın kalbi dediğimiz tabii sevkler ve şuursuz temayüller mecmuu olan gizli ve muğlak halita" nın ne yapacağı belli olmaz! Kadın, klasik karşıtlığın doğal/duygusal - ve aşağı!- kutbunun dört başı mamur örneğidir. (Tarihin Cinsiyeti)
İtaatsizliği cezalandırmak ve özgürlüğü disiplin altına almak için, aile geleneği, kadınları aşağılayan, çocuklara yalan söylemeyi öğreten ve korku hastalığını yayan bir terör kültürünü sürdürmektedir. İnsan haklarının evde başlaması gerekir. (Eduardo Galeano) (Tarihin Cinsiyeti)
Trabzansız düşünmek... (Dünyayı Bugünde Sevmek)
Toplumsal cinsiyet düşmanlığı en çok, kadına yönelik şiddetin ve LGBTİ+ bireylere saldırıların artmasında ve kazanılmış hakların geri alınması çabasında kendisini gösteriyor. Ekonomik koşullarla ve başka koşullarla baş edemeyen siyasal iktidarlar da buna dört elle sarılıyor. (Düşünme Etiği)
''Weber, insanı ''anlam peşinde koşan hayvan'', Durkheim ise ''topluluk inşa eden hayvan'' olarak tanımlar. (Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın)
...bu noktada, aşırıya varıldığı ve katı biçimde kavrandığı takdirde her erdemin bir kötülüğe dönüşebileceğini söyleyen Montaigne'in sözleri gerçekten anlamlı: ''Erdem, eğer onu fazlasıyla keskin ve şiddetli bir arzuyla kavrarsak bir kötülüğe dönüşebilir.'' (Politikanın Çağrısı)
Ataerkil sistemin doğuşu ve kurumlaşması ile olan etkileşim sonucunda kadını ve erkeği mutlak ve hiyerarşik bir biçimde ikiye bölen katı toplumsal cinsiyet rollerinin vazedilmesi,erkeğin üstünlüğüne dayanan ataerkil aile ilişkisinin kutsanması ve bu bağlamda kadın bedeni üzerindeki denetimin yasallaştırılıp meşrulaştırılması olduğunu söyleyebiliriz . (Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın)
Çünkü Arendt, hangi kimlikle ya da kimliğin hangi yanıyla aşağılanıyorsa gene onunla kendisini savunması gerektiğini daha çocukken öğrenmişti, ama aynı zamanda o kimliğe saygı göstermenin onu-yani bizzat kendisini- eleştirebilmekten ve sabit bir kimliğe çakılıp kalmak anlamına gelen kimlik yüceltmelerine ya da ''mağdur söylemi''ne kapılmamaktan geçtiğini düşünmekteydi. Yahudi konseylerinin tavrına dikkat çekmesinin nedeni Arendt'in ''kendinden nefret eden bir Yahudi'' olması değil, vizyonu belirli bir sabit kimlikle sınırlı olmayan bir düşünürün totalitarizmin sadece suçluları ve muktedirleri değil, mağdurları da dönüştürme potansiyelinin olduğunu saptamasıdır. (Politikanın Çağrısı)
"hadi tartışmaya katılın da bu dünya için bir şeyler yapın" (Dünyayı Bugünde Sevmek)
"Kendi doğumundan önce olanları bilmeyen, sürekli çocuk kalmaya mahkumdur." Cicero (Tarihin Cinsiyeti)
Deneyim, karşılaştırmaya ve anlaşılmaya açıktır, ve karşılaştırma, farklılıklar kadar benzerlikleri aramak için yapılır. (Tarihin Cinsiyeti)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tek-tanrili-dinler-karsisinda-kadin-fatmagul-berktay-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)