# Tepeden Tırnağa İsyan Nazım Hikmet - Enver Aysever Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Tepeden Tırnağa İsyan Nazım Hikmet kimin eseri? Tepeden Tırnağa İsyan Nazım Hikmet kitabının yazarı kimdir? Tepeden Tırnağa İsyan Nazım Hikmet konusu ve anafikri nedir? Tepeden Tırnağa İsyan Nazım Hikmet kitabı ne anlatıyor? Tepeden Tırnağa İsyan Nazım Hikmet PDF indirme linki var mı?  Tepeden Tırnağa İsyan Nazım Hikmet kitabının yazarı Enver Aysever kimdir? İşte Tepeden Tırnağa İsyan Nazım Hikmet kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tepeden-tirnaga-isyan-nazim-hikmet-enver-aysever-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-01T07:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-06-01T07:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/01/enver-aysever-kimdir-enver-aysever-kitaplari-ve-sozleri-235691.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Enver Aysever 
 Yayın Evi: Doğan Yayınları 
 İSBN: 9786050953367 
 Sayfa Sayısı: 288 
--reklam--
Tepeden Tırnağa İsyan Nazım Hikmet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İstanbul’da bir ceviz ağacıdır o, Gülhane Parkı’nı kendine mesken edinmiş, bin yıllar boyu orada kök salmış. Elleri vardır milyonlarca, uzanır insanlara, insanlığa dallarıyla. Bir hasretlik türküsüdür, bir sokak lambasının solgun ışığında bekler durur sevgiliyi; birdenbire kalkar, köpürür. Çığlık olur göğünde hışırtısı yapraklarının… İstanbul’un… Baharları ilk önce o çiçeklenir, yüzünü döner güneşe, güz gelince hüzünle yavaştan döker altın rengi yapraklarını, bir halı serer üşüyen çıplak ayaklı çocuklara…

Bir İstanbullu şairin öyküsüdür bu, bir vatan haininin. Nereye gitse memleketini yüreğinde taşımış, gittiği her yeri memleket yapmış bir vatan haininin öyküsüdür bu. Bir kanunla Anadolu’dan, yurdundan koparılmaya çalışılan ama halkının dilinde her yeni gün bambaşka bir söz olarak bayraklaşan Nâzım Hikmet’in öyküsüdür…
--reklam--
Tepeden Tırnağa İsyan Nazım Hikmet Alıntıları - Sözleri
Yaşamı boyunca ırkçılıktan nefret eden şairin soyunu bilmek gerekir mi?
Nazım'a ve ona destek veren gençlere "Bunlar savaş zamanı ekmekle beslenmediler, saman karışık hamurla beslendiler" diye seslenir.
Kaleminin gücü yaşamında hem talihi hem de talihsizliğidir.
Değil rağbetsizler, zamanlarında sevilmiş, okunmuş, takdir ve hürmet görmüş olanlar bile vaktinde ölmek zekasını göstermezlerse, işitecekleri evlat ve ahfadın ıslığıdır. Zira hayat fidanları, öldürdüklerinin gübresiyle besler.
Orta zekalılar, anlayamadıkları işlerin düşmanı olurlar. Çoğu dâhiler, birer deli, birer şarlatan, birer suçlu sıfatı ile orta zekanın düşmanlığına kurban gider.
Garip bir memleket bizimki, bir gün el üstünde tutarlarken seni, olmadık bir anda alaşağı ederler de şaşmaz, şaşamazsın.
Şiir yaşamak demektir, şiirle düşünür, şiirle hisseder olmuştur Nâzım, tepeden tırnağa şair, insan...
Kaleminin gücü yaşamında hem talihi hem de talihsizliğidir.
Orta zekalılar, anlayamadıkları işlerin düşmanı olurlar. Çoğu dahiler, birer deli, birer şarlatan, birer suçlu sıfatı ile orta zekanın düşmanlığına kurban gider.
Bana öyle geliyor ki bir tek insana, yüz milyonlarla insana, tek ağaca, bütün ormana, bir tek düşünceye ve fikre âşık olmadan yaşamak yaşamak değil.
Âşık olunan kadın adamın her şeyidir!
Nâzım'ı ilişkileri üzerinde tartışan ve ona "vefasız" diyen, diyecek olanlara yanıtım budur.

Nâzım Hikmet aşkında içten, dirençlidir, yargıçlık kimin haddine ki!
İnsan en güzel eserini ıstırap çekerken verir.
Bu memlekette ilkmektep çocuklarını eroine alıştırmanın, ilkmektep kızlarını randevu evinde çalıştırmanın cezası bir senedir, şiirin cezası 35 sene.
Bu memlekette sevginin her çeşidi mutlak suretle yasaktır...
--reklam--
Tepeden Tırnağa İsyan Nazım Hikmet İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Nazım Hikmet'in hayatını yazıyorsanız, O'nunla ilgili bir kaç cümle yazıyorsanız, üslubunuzun da O'na yaraşır olması gerekir. Ortaokul seviyesinde kurulan cümleler ile Nazım Hikmet'i anlatmak, hem kendisinde hem de okuyucusuna yapılan saygısızlıktır. Eğer üslubu koruyamıyorsanız, fayda vermekten çok zarar verirsiniz. Çünkü bahsettiğiniz kişi, bu ülkenin yetiştirdiği en önemli şair en önemli mücadele insanıdır. Ve ona bu saygıyı göstermek mecburiyeti, sadece şiirseverler ya da komunistler için değil, O'ndan bahseden herkes için doğmuştur. Kendi değerlerine karşı bu kadar gayri ciddi bu kadar lakayt olan başka bir kitle yoktur diye düşünüyorum.
Belki kitabı okuyan kişiler bana hak vermeyecektir, ancak fark etmez. Nazım Hikmet, kızıl çizgimizdir. (yy) 
Tepeden Tırnağa İsyan / Nazım Hikmet: Nazım Hikmet ile ilgili okuduğum kitaplar arasında belki de onu bu kadar iyi anlatan kitaba rastlamamıştım. Kitap bittiği zaman sanki yıllardır yanınız da yer alan bir adamı tanıyormuşum hissine kapılmama sebep olmuştu. Okuru hiç bir şekilde sıkmayan, kitap okumayı sevmeyip Nazım Hikmet'i merak eden bir insan için bile tek bir nefeste okunabilecek harika bir kitaptı. (Koray Gençtürk) 
Nazım Hikmet’ in yaşamını eserlerini ,aşklarını ,dostluklarını araştırmacı kişiliğiyle ela almış.Çok başarılı buldum.Nazım Hikmet’le ilgili çok kitap okudum tavsiye ederim. (beliz şendur nural) 
--reklam--
Tepeden Tırnağa İsyan Nazım Hikmet PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Enver Aysever - Tepeden Tırnağa İsyan Nazım Hikmet kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tepeden Tırnağa İsyan Nazım Hikmet PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Enver Aysever Kimdir?
Hayatı

1971’de İstanbul’da doğdu. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldu. Doğuş, Yeditepe ve Arel üniversitelerinde dersler verdi. Bir yıl CHP PM üyeliği de yapan yazar, evli ve bir çocuk babasıdır.

Tiyatro çalışmaları

Enver Aysever, lise yıllarında amatör olarak tiyatro ile ilgilenmeye başladı. 1992 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji bölümüne başlamadan hemen önce "Durdurulmuş Zamanın Fotoğrafı" adlı ilk profesyonel oyununu yazdı, sahneye koydu ve oyuncu olarak yer aldı. Oyunun provaları Galatasaray Lisesi'nin jesti sayesinde okulun Tevfik Fikret tiyatro salonunda gerçekleştirilebildi. İlk gösterimleri Beyoğlu Tünel semtindeki Baro Han adlı iş hanında bulunan tiyatro salonunda gerçekleştirildi. Kurucusu olduğu Tiyatro Çisenti adlı tiyatro topluluğunda uzun yıllar yazar, yönetmen,oyuncu ve sanat yönetmeni görevlerini yürüttü. "Renkler ve Günce", "Yağmurla Gelen Yüzler", "Yabancı'da Camus", "Açık Evlilik", "Dilekçe", "Frankie and Johnny", "Bir İstanbul Masalı", "Şimdi Yaşa Sonra Öde" gibi oyunların yazarlığını ve yönetmenliğini üstlendi. Atilla İlhan'ın şiirlerinden yararlanarak "Ne Kadınlar Sevdim" adlı oyunu yazdı ve sahneye koydu. Sonraki yıllarda çocuk oyunları yazmaya yöneldi. "Bebişler Karnavalı", "Renkler Cumhuriyeti", "Beyaz Dişler Ülkesi", "Güneşi Güldüren Soytarı", "Kakaolu Olsun", "Yaşamak Güzel Arkadaşım" adlı çocuk oyunları bu döneme aittir.

Yazın çalışmaları

Yazdığı çocuk oyunlarını "Çocuk Oyunları 1" adlı bir kitapta topladı. "Geç Kalmış Romantik" adlı bir öykü kitabının ardından, Bir An Bin Parça adlı bir roman yazdı. Bu romanı ile 2006 Yunus Nadi Roman Ödülü sahibi oldu. Ayrıca "Nasıl Yazar Olunur" ve "Yaralısın Türkiye" adlı deneme kitaplarını yazdı.

Bir yandan çeşitli gazete ve dergilerde yazıları yayınlandı. Finansal Forum, Varlık, Gösteri, İnsancıl, Cumhuriyet ve Birgün gazete ve dergilerde makale, deneme ve araştırma yazıları yayınladı.Televizyon Gazeteciliği ve Sahne Sanatları dersleri verdi. Remzi Kitap gazetesinde Genel Yayın Yönetmenliği yaptı ve başyazıları kaleme aldı. Akbank Kültür Sanat Merkezi'nde Ayın Güncesi adı altında halka açık kültür ve sanat tartışmaları düzenledi. Doğuş Üniversitesi'nde yazarlık atölyesi çalışmalarında bulunmuştur ve hâlen Kültür Sanat Yönetmeni görevini yürütmektedir.

Televizyon programcılığı

TV8’de “Lacivert”, NTV Radyo’da “Kurşun Kalem” adlı edebiyat programlarını hazırladı, sundu. TV8 "Haber Aktif" programının içinde "Yazın Aktif" köşesinin sürekli konuğu olarak yorum ve eleştiriler yaptı.

2007 yılından itibaren Skytürk televizyonunda Sky Türk televizyonunda "Aykırı Sorular" adlı siyasal tartışma programını hazırlayıp, sundu. Yine Sky Türk televizyonunda, aralarında Kemal Kılıçdaroğlu, Dengir Mir Mehmet Fırat, Şaban Dişli ve Metin Karakaş'ın katıldığı tartışmaların da yer aldığı "Ayrıntılar" adlı tartışma programını da hazırlayıp yönetti. Aynı televizyonda “Siyasal Analiz”, “Sokağın Sesi”, “Üç Soru İki Yorum”, “Zamana Karşı” adlı programları hazırladı, sundu ve yorumcu olarak görev aldı. Kanaltürk televizyonunda “Gündem Demokrasi”, “Ters Cephe”, “Pazar Politika” programlarında yorumculuk yaptı.

2011-12 sezonunda CNN Türk televizyonunda “Dört Bir Taraf” programında Altan Öymen, Nazlı Ilıcak ve Nagehan Alçı ile birlikte yorumcu olarak yer aldı. Aysever, CNN Türk'te "Aykırı Sorular" adlı programı hazırlayıp sunmaktadır.

Bir süre, Cem Vakfı'na yakın olan Cem TV kanalının yayın danışmanlığını yaptı.

Siyasi çalışmaları

Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanı seçilmesinden sonra yaptığı davet ile aktif siyasete atıldı. Aysever, o dönemde hem yazılı basında hem televizyonda gazeteciliğe devam etmekteydi. CHP Parti Meclisi'ne seçildikten sonra bu iki görevin bağdaşmayacağını belirterek 13 Nisan 2010 tarihinde Birgün gazetesinden ayrıldı.Aysever, adaylıkların belli olmasının hemen ardından 11 Nisan 2011 tarihinde, Mehmet Haberal ve Sinan Aygün gibi sağ görüşlü isimlerin adaylığına tepki göstererek CHP'deki bütün görevlerinden istifa ettiğini açıkladı.
--reklam--
Enver Aysever Kitapları - Eserleri
Bu Roman O Kız Okusun Diye Yazıldı
Tepeden Tırnağa İsyan Nazım Hikmet
Gece Bekçisinin Rüyası
Kişisel Direniş Kitabı
Bir An Bin Parça
Aykırı Sorular
Yazmak Güzel Şey Be Kardeşim
Nasıl Yazar Olunur?
Yazgıcılar
Edebiyat Ölmelidir!
Yaralısın Türkiye
Geç Kalmış Romantik
Bize Sağanak Aşk Lazım
Nisan'a Mektuplar
Öyle Bir Eylül Yok Artık
Elli Yaşa Buruk Günce-46
Ayrıntıdaki Şeytan
Dostlar Kitabı - Kendi Patikanda Yürümek
Renkler Cumhuriyeti
Bir Semti Kendince Yazmak Ataköy
Semtimize Sağanak Aşk Lazım
Elli Yaşa Buruk Günce - 49
Elli Yaşa Buruk Günce - 48
Bir An Bir Parça
--reklam--
Enver Aysever Alıntıları - Sözleri
daralınca senin gökyüzün
daralacaktır benimkisi de.
kalbinin gümbürtüsü hep yanı başımda
hep yanı başında, kalbimin gümbürtüsü (Yazmak Güzel Şey Be Kardeşim)
"Yanlış bir hayat, doğru yaşanamaz."
 Theodor Adarna (Bir An Bir Parça)
İnsanın sormaya başlaması, en büyük talihsizliğiymiş aslında. (Bir An Bir Parça)
Kaybedilecek vakte tahammül yoktur. Biriktirilmiş bir tümce kurmak içindir çaba. (Aykırı Sorular)
Ahmet Rasim’den İstanbul’u Okumak…
Bir güz akşamı insanın içini yakan, içini ürperten bir rüzgar esiverir aniden İstanbul’da. Hava yavaşça aydınlığını yitirir, yerini kurşun gibi bir gök alır, ardından kararır iyice…Telaşlı İstanbul trafiği akmaya çalışır, cılızlaşır saatler ilerledikçe. Gece yüzünü gösterir bir başka aleme dalar akşamcılar… Bir yerlerden müzik sesleri işitilmeye başlar. Fasıllar, kahkahalar, kavgalar, bir sarhoşun inlemesi, siren sesleri vurur yüzünüze… İstanbul ağırdan Dumalı bir hal alır…Kafalar bulutludur, hüzün ve sevinç yer değiştirerek düşer yüreğe!
Bilenler bilir. Galata’dan ilerlerken Taksim’e doğru, aniden Ahmet Rasim düşer akla…Ahmet Rasim her daim İstanbul’un cilveli kentin ışıltısını, yalnızlığını, yükünü, ağrısını anlatır.
Çoğu zaman hangi kentte yaşadığımızı unutur, günlük yaşamın buğultusunda kaybolup gideriz. Ya da öyle yaşamlar çıkar ki önümüze, bu koca kentte yalnız o insanlar yaşıyor sanırız. Değişen bir kentin yaşamı değildir, aslında toplumsal bir çöküntünün dışa vurumudur. İstanbul’u unutuverir, herhangi bir yermiş gibi algılamaya başlarız. Oysa bu topraklarda ne uygarlık yeşermiş, ne sevdalar yaşanmış, kimler gelmiş, kimler geçmiştir… İşte Ahmet Rasim bize anımsatır bu yaşantıları, yitirdiğimiz duyarlılıkları ve inceden davet eder İstanbullu olmaya…
Kuşku yok ki büyük kentler, renkli çehreleri, halkının çeşitliliği ile ve herkese yer vermesiyle anlamlıdır. Farklılığın çoğulluğun zenginleştirildiği yerlerdir büyük kentler. Hele ki İstanbul gibi kıtaları birleştiren, uygarlıklar arasına bir köprü görevi gören bir kent ayrıca değerlidir, sürprizlidir. Böyle bir kenttin gettoları olur, kendi kimliğini korumaya çalışan azınlıkları olur, müzeleri olur benzersiz denizi, lezzetli balıkları, görkemli manzarası olur. Farklı bir bakış ister sizden İstanbul, farklı bir sevgi ve en önemlisi de direnç ve özen! Bedeli vardır istanbul’da yaşamanın ve keyfine varmak için bir öğretisi bulunur. Eğer işitmeye gönlünüz varsa duyarsınız sesini…

Yahya Kemal’in şiirinde ışıldar İstanbul,Tanpınar’ın romanında, Münir Nurettin’in bestesinde…Sayısız aşkı tanımıştır yüreğinde ve çoklarını da kendine aşık etmiştir. Göğünde taşıdığı pırıltılı yıldızıyla, sonsuza başını diken minareleriyle ve en önemlisi sabah sıraya giren emekçileriyle dolu dolu bir kenttir. İşte bu kentin yüzlerini, 19. yüzyıl sonralarını, 20. yüzyıl başlarını anlatır bize Ahmet Rasim. Bir kent en iyi yaşantılarının izi sürülerek algılanabilir.
Yazık ki Ahmet Rasim pek sık gelmiyor gündeme. Oysa bıraktığı benzersiz kaynaklarıyla çok önemlidir. Halka yakın, cilveli, eğlenceli diliyle anlatır öykülerini. Yaşamlardan çıkan, gerçek öykülerdir bunlar. Yapıtlarındaki ince saptamaları, işaret ettiği konu ve kişiler bize eski İstanbul’u İstanbulluyu betimler iyice.
Belki Türk yazısında benzeri olmayan bir çalışmadır Dünkü İstanbul’da Hovardalık. Bir gece yaşamı belgesidir. Hürmüz’ün evi, Beyoğlu meyhaneleri, karnavallar, güzeller güzeli Eleni, Ermeni’si, Rum’u, Yahudi’si, incesazı, maskaraları, Ramazan eğlenceleri, kabadayıları, Arap bacıları hep bulursunuz içinde. Günler süren göz süzmeler, aşktan ince hastalığa tutulanlar, gece baskıları, jurnalciler, gizli içilen bir kadehin tadı taşar satırlardan. Bir şehri yaşamak, anlamak için öteki yüzünü de bilmek gerekir.; güzel süslerle, inceden alayla anlatır Ahmet Rasim.
Meyhaneci Hiristo dostunuzdur, perukar(Berber) size eşlik eder, uykusuz geçen gecelere beraber katlanırsınız. Beyaz tenli, nur yüzlü dilberin yüzünü bir kerecik görmek için çıkarsınız İstanbul’un meşhur yokuşlarını. Baskınlar yaşarsınız, felaket tellalı imamları görürsünüz, kadınların entrikalarına şahit olursunuz ve bir keyif nargilesi de siz tüttürmek istersiniz aniden… İstanbul’u yaşamak güzeldir. Höpürdeterek içtiğiniz kahvenin tadı bir başkadır, dinlediğiniz kantonun sesi… Ahmet Rasim dost olur, eşlik eder size İstanbul’da.
Ahmet Rasim Darüşşafaka’daki uzun öğrencilik yıllarını, çok sevdiği annesi sayesinde tanıdığı eski İstanbul kadınlarını, Babıali’nin bütün yüzlerini ortaya koyar. Keskin gözlem gücü sayesinde İstanbul’un tüm renklerini taşır kitaplarına. Bu günün okuru için Gecelerim ve Falaka, Ramazan Karşılaması, Ciddiyet ve Mizah ve en önemlisi Dünkü İstanbul’da Hovardalık bir hazinedir. (Nasıl Yazar Olunur?)
Kitaplar ölür mü diye sorduğumda Umberto Eco dünyanın fişi çekildiğinde elinizdeki bilgisayarlar, cep telefonları, tüm sosyal medya, televizyonlar, radyolar, tabletler susacak ve o zaman yine kitaplar konuşacak demişti. Güvenmiyordu bilişime ve olanaklarına. Aptal olmadığını söylüyor ve uçakta okumak için yanına e kitap aldığına işaret ediyordu. Ama mutlaka kütüphaneme bir tane de basılı olanını alıyorum diye gülmüştü. (Kişisel Direniş Kitabı)
Meğer sevgiliden gelen en ufak bir ışığa ne denli muhtaçmış deneyimsiz yürek! (Bu Roman O Kız Okusun Diye Yazıldı)
“Aşk, yüreklileri sever.” (Geç Kalmış Romantik)
Kaleminin gücü yaşamında hem talihi hem de talihsizliğidir. (Tepeden Tırnağa İsyan Nazım Hikmet)
"Peki sonuçlarla mı yaşamı kavrıyoruz, süreçlerle mi?" (Gece Bekçisinin Rüyası)
Başka yerlerde de yazdım: Yusuf Atılgan'a sormuşlar, "Üstat niye yazmıyorsunuz?" diye. Bilge bir cevap vermiş: "Ben yazmaktan çok okumayı seviyorum. "İşte bu tam beni yansıtıyordu. (Edebiyat Ölmelidir!)
"Kitaplar ölür mü?" diye sorduğumda, Umberto Eco, "Dünyanın fişi çekildiğinde elinizdeki bilgisayarlar, cep telefonları, tüm sosyal medya, televizyonlar, radyolar, tabletler susacak ve o zaman yine kitaplar konuşacak" demişti. Güvenmiyordu bilişime ve olanaklarına. Aptal olmadığını söylüyor ve uçakta okumak için yanına e-kitap aldığına işaret ediyordu. "Ama mutlaka kütüphaneme bir tane de basılı olanını alıyorum" diye gülmüştü... (Kişisel Direniş Kitabı)
“Vicdan tanrıysa eğer, herkesinki biricikti işte.” (Öyle Bir Eylül Yok Artık)
“Yaşasın özgür ölüm. Mümkün müydü ki bu.” (Öyle Bir Eylül Yok Artık)
Günahlar içinde kavrulan insanların olmadığı bir ülke hayaliydi benimki! (Bu Roman O Kız Okusun Diye Yazıldı)
Bir yaşam süresince kendini sıfırlamak, temiz bir sayfa açıp yaşama yeniden başlamak mümkün mü? (Aykırı Sorular)
Rüzgâr yalnız yaprak dökmez ağaçlardan (Bize Sağanak Aşk Lazım)
Orta zekalılar, anlayamadıkları işlerin düşmanı olurlar. Çoğu dâhiler, birer deli, birer şarlatan, birer suçlu sıfatı ile orta zekanın düşmanlığına kurban gider. (Tepeden Tırnağa İsyan Nazım Hikmet)
Kitaplıklarda bir de alınıp, daha sonra okunmak üzere kenara konmuş olanlar vardır.
Onlar için şahane bir kum saati işler. Zamanı vardır her kitabın... (Kişisel Direniş Kitabı)
Ölüm; kısa yolun uzun sonu... (Bu Roman O Kız Okusun Diye Yazıldı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tepeden-tirnaga-isyan-nazim-hikmet-enver-aysever-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)