# Tevhid Akidesinin Esasları - İmam Gazali Kitap özeti, konusu ve incelemesi - PDF indir

> Tevhid Akidesinin Esasları kimin eseri? Tevhid Akidesinin Esasları kitabının yazarı kimdir? Tevhid Akidesinin Esasları konusu ve anafikri nedir? Tevhid Akidesinin Esasları kitabı ne anlatıyor? Tevhid Akidesinin Esasları PDF indirme linki var mı?  Tevhid Akidesinin Esasları kitabının yazarı İmam Gazali kimdir? İşte Tevhid Akidesinin Esasları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tevhid-akidesinin-esaslari-imam-gazali-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi-pdf-indir
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-16T00:00:35+03:00
- Güncelleme: 2022-04-27T22:33:00+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/16/imam-gazali-kimdir-imam-gazali-kitaplari-ve-sozleri-177127.jpg

Kitap Künyesi

Yazar: İmam Gazali

Çevirmen: Abdulhalık Duran

Yayın Evi: Hikmet Neşriyat

İSBN: 9789752906280

Sayfa Sayısı: 142

--reklam--

Tevhid Akidesinin Esasları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

 

--reklam--

Tevhid Akidesinin Esasları Alıntıları - Sözleri


Vaazda lafzın güzelliğinden çok, mânanın sağlık ve sağlamlığına önem vermek lâzım­dır. Vâiz o âile reisine benzer ki, evine doğru hırçın bir selin gelmekte olduğunu görür ve onun ev halkı­nı, çoluk ve çocuğunu boğmasından korkar. Bu kor­kunun verdiği dehşet ve telâş ile eve koşar ve oradakilere seslenerek, "Hey çocuklar! Yavrularım! Ciğer parelerim! Çabuk evi terk edin. Sel geliyor, ölüm geli­yor!" der. Bu vaziyetteki bir adam, sözlerini güzelleş­tirmeye, onları edebî sanatlarla süslemeye, şiir, şath, işâret ve nüktelerle kompozisyon halinegetirmeye çalışır mı? Buna çalıştığı zaman, verdiği haberin cid­diyetini ve yaptığı uyarının etki inandırıcılığını boz­maz mı? Duymadınız mı ki, Allah Resûlu Aleyhissa­latu vesselam, hutbe okurken sanki duvarların arka­sına yetişmiş büyük bir düşman ordusunu haber ve­rir gibi konuşurdu ve vermeye çalıştığı mesajın etkisi önce kendisinde görülürdü. Bu yüzden de, sözün ko­nusuna göre, yüzü kızarır, sararır ve değişirdi. Orta­ da gelen bir sel mi vardır? Evet, bir sel, hem de bir ateş seli vardır. Ve gelip yetişmekte olan ateş selinin önünden iman ve salih amelden başka hiçbir tedbir ve güçle kaçmak ve kurtulmak mümkün değildir. Bu ateş selini haber veren âyetlerden iki tanesi şöyledir: "Biz takva sahiplerini o ateşten kurtarırız. Zâlim­leri ise içine batırırız." "Kendinizi ve evlad-u iyâlinizi ateşten koru­ yun." Onun için, vaaz eden kişi, cemaati coşturmak, memnun etmek, "Ne güzel konuşuyor!" dedirtmek gibi ihlâs bozucu niyet ve hayaller taşımamalı, onun yeğane niyeti dinleyenlerin dikkatlerini dünyadan âhirete çevirmek, onları günahlardan tâatlara çek­mek, gafletten uyandırmak, tevbe ve takvaya sevk et­mek, zühd ve ubudiyeti sevdirmek olmalıdır. Vaazın hedefine ulaşması da, dinleyenlerin dünya rağbetin­den vazgeçmeleri, kötü huy ve âdetlerini terk etmele­ri, işledikleri günah ve kötülüklerden iğrenip onlar­dan uzaklaşmaları, hayır ve sevaplara ilgi ve sevgile­rinin artması, ahlâklarının değişmesi, yeni bir iman ve kararla ev ve işlerine dönmeleri şeklindedir. Bu he­defi gerçekleştirmeyen bir vaaz boş yere çene çalmak­tır. Böyle bir çene çalmayı vaaz zannetmek ise, hem konuşan, hem de dinleyenler için yanıltıcı. Çünkü va­az etmek farz-ı kifâye, onu dinlemek de farz-ı ayndır. Çene çalmak ve onu dinlemek ise, ne vaaz etmenin, ne de vaaz dinlemenin yerini tutmaz. Bu hal, abdestsiz namaz kılmak gibidir. Abdestsiz namaz kılmak ise, namaz kılma farzını ortadan kaldırmaz.

Bismillâhirrahmânirrahîm Allah teâlâ birdir, ortağı yoktur. Tektir, benzeri yoktur. Zıddı yoktur. Rakibi yoktur. Kadîmdir, öncesi yoktur. Ezelîdir, başlangıcı yoktur. Ebedîdir, sonu yoktur. Dâimdir, kesintisi yoktur. Kayyum'dur, yıkıl­ması ve zevâli yoktur. Hep vardı ve hep var olacaktır. Yüce sıfatlarla vasıflıdır. Sıfatları da zati gibi, ezelî ve ebedîdirler. KuTân-ı Kerim'de belirtildiği gibi, "O ev­vel ve âhirdir, zâhir ve bâtındır. O her şeyi bilendir."

Îlim tahsil etmenin gayesi, Allah teâlâ'yı tanımak ve O'na doğru bir şekilde ve güzel bir biçimde kulluk etmek olmalıdır. Bu gaye dışında ilim tahsil etmek ise, ömrü boş yere zâyi etmektir, ilimlerle dışını ma­mur hale getirip içini harâbe halinde bırakmak akıl işi değildir.

Gece karanlığında bir kumru öttü. Bir dal üstünde. Ben ise uykudaydım. Yalancıyım vallahi! Eğer sevseydim. Kumru ağlarken ben yatıp uyumazdım. Ben, "Rabbimi seviyorum." diyorsam da, Yalandır! Kumru bana bunu öğretti.

Amelsiz ilim için çalışmak deliliktir. Çünkü böy­le bir ilim, sahibi aleyhinde delildir. Kendi aleyhinde delil toplamak ise, akıl işi değildir. İlimsiz amel etmek de boşuna yorulmaktır. Çünkü böyle bir amel genel­ de yanlıştır. Yanlış olan amel de kabul edilmez. Bil ki, ilim, dünyada seni günahlardan uzaklaştır­ mazsa, âhirette de cehennem ateşinden koruyamaz. Sen hayatta iken çalışıp eksiklerini tamamlamazsan, ölünce, "Beni geri çevirin, sâlih amel işleyeyim." di­ye yalvaracaksın. O zaman da, "Ey akılsız! Şimdiye kadar neredeydin!" diye azarlanacaksın.

Sufilerin şeyhi ve en büyüğü sayılan Cüneyd el-Bağdadî rahimehüllah vefat ettikten sonra, bir seveni onu rüyada görür ve kendisine, "Orada en çok neyin faydasını gördünüz?" diye sorar. Cüneyd rahimehüllah şu cevabı verir: "İlim ve tasavvuf adına söylediğimiz sözler, yaptığımız işaretler, bulduğumuz nükteler, uydurduğumuz merasimler hiçbir işe yaramadılar. Biz yalnızca, gece karanlığında sessiz, riyasız ve iddiasız bir şekilde kıldığımız birkaç rekât namazın faydası­nı gördük."

Allah Resûlü Aleyhissalatu vesselâm buyurmuş­tur: "Akıllı kimse odur ki, nefsini dizginler ve ölümden sonrası için amel eder. Akılsız kimse de odur ki, nefsinin dizginini salıverir ve buna rağmen cennete gideceğini umar."

Hergün Allah teâlâ katından bir çağrı bütün kalplere yöneltilir. Gâfil olan kalplerin duymadığı bu çağrı şöyledir: "Ey kul! Sen yalnız bana muhtaç iken, başkasına gösterdiğin bu önem nedendir?"

-Peki, öğrendiğin bu şeyleri anlat bakalım. -İnsanlara baktım ve gördüm ki, herkes kendisine bir sevgili seçmiştir. Ancak bu sevgililerin bir kısmı hastalık zamanına kadar, bir kısmı da ölüm zamanına kadar sevenleriyle beraber olurlar. Bundan sonra onları terk ederler. Bunun üzerine ben, hastalık ve darlık zamanında da, ölüp kabre girdiğim zaman da benimle beraber olacak ve bana ünsiyet verecek bir sevgili aradım. Sâlih amelden başka böyle bir sevgili bulunmadığını görünce de, onu (salih ameli) kendime sevgili ettim. -İyi etmişsin. -İnsanlara baktım ve onların nefis ve heveslerine esir olduklarını gördüm. Sonra, şu âyet üzerinde tefekkür ettim: "Rabbinin azabından korkup nefsini heveslerden çeken kimse için cennet vardır." Bu tefekkürde, Allah teâlâ'nın sözünün hak olduğunu ve kurtuluşun nefis ve heveslerle mücâdele etmekte olduğunu dü­şündüm. Bu sebeple, kendimi bu mücâdeleye verdim ve nefsimi Allah teâlâ'ya itâat etmeye râzı oluncaya kadar sıktım ve sıkıştırdım. -Allah, fehm ve gayretini artırsın! -İnsanlara baktım ve onlardan her birinin dünyaya âit ve burada kalacak olan bir şey için çalışıp didindiğini gördüm. Sonra, şu âyet üzerinde tefekkür ettim: "Dünyada kalan şeyler yok olucudur. Allah yanında olan şeyler ise kalıcıdır." Bundan anladım ki, yığılıp biriktirilen şeyler zâyi olup gidecektir. Bunun üzerine, çalışıp kazandığım şeyleri fakir ve muhtaçlara dağıtıp onların Allah teâlâ yanında kalıcı hale gelmelerini sağladım. -İyi etmişsin. -İnsanlara baktım ve gördüm ki, kimileri şeref ve yüceliğin dost ve akraba kalabalığında olduğunu, kimileri onun mal ve evlâd çokluğunda, kimileri de onun gasp, zulüm, zorbalık ve kabalıkta olduğunu zannediyor ve onu bu yollarla kazanmaya çalışıyorlar. Sonra, şu âyet üzerinde tefekkür ettim: "Allah yanında en şerefli ve itibarlı olanınız takvası en fazla olanınızdır." Bundan anladım ki, insanlar şeref ve yüceliği yanlış yerlerde arıyorlar. Bundan dolayı ben, şerefe ve yücelik kazanmak için takvayı seçtim. -Doğru olanı yapmışsın. -İnsanlara baktım ve gördüm ki, bunlar mal ve makam gibi dünyaya âit olan şeyler yüzünden birbirlerini kıskanıyor ve birbirlerine kızıyorlar. Sonra, şu âyet üzerinde tefekkür ettim: "Onların maişet ve rızklarını aralarında biz taksim etmişiz ve bu konuda onlardan bazılarını bazılarından üstün kılmışız." Bundan anladım ki, rızk taksimi ezelde yapılmış ve onun tayininde kimsenin rey ve görüşüne yer verilmemiştir. Bundan dolayı, Allah teâlâ'nın taksimine râzı oldum ve kıskanmakla kızmayı bırakıp insanlarla barıştım. -İyi etmişsin. -İnsanlara baktım ve onların şeytanın tahriklerine uyarak birbirlerine adavet ve düşmanlık ettiklerini gördüm. Sonra, şu âyetleri okudum: "Şeytan size düşmanlık ediyor. Siz de ona düş­ manlık edin." "Ey Adem Oğulları! Ben size, "Şeytana dost olmayın. O sizin açık düşmanmızdır." demedim mi?" Bundan anladım ki, düşmanlık etmem gerekenler şeytan ve onun hizbi ve cemaatidir. Bu sebeple, onları kendime düşman belledim ve onlara uymak yerine, Rabbimin emirlerine uymaya ve O'nun üzerimdeki itâat hakkını gözetmeye karar verdim. Benim gibi O'na iman ve itâat edenlere düşmanlık etmek için de bir sebep olmadığını gördüm. -İsâbet etmişsin. -İnsanlara baktım ve herkesin bütün gücünü rızk temini için seferber ettiğini, rızk bulamama endişesiyle şüpheli ve haram işlere de tevessül ettiklerini gördüm. Sonra şu âyetler üzerinde tefekkür ettim: "Yerde tepinen bütün canlıların dünyadaki rızkı Allah'a âittir. O bunların durdukları ve dolaştıkları mekânları da bilir." "Ahirette insan için ancak çalışmasının karşılığı vardır. Çalışması değerlendirilecek ve kendisine bunun karşılığı verilecektir." Bundan anladım ki, dünya rızkı Allah teâlâ'nın taahhüdü altına alınmıştır; âhiret işi ise herkesin kendi çalışmasına bırakılmıştır. Bunun üzerine, dünya rızkı için Allah teâlâ'nın taahhüdüne güvendim ve çalışmamı âhireti kazanmak cihetine teksif ettim. -Doğru yapmışsın. -İnsanlara baktım ve onlardan kiminin mal ve mülküne, kiminin ilim ve sanatına, kiminin kendisi gibi bir yaratığa tevekkül edip güvendiğini gördüm. Sonra şu âyetler üzerinde tefekkür ettim: "Yalnız Allah'a tevekkül edip güvenin." "Kim Allah'a tevekkül ederse, Allah ona kâfi ve yeterlidir." Bunun üzerine, Allah teâlâ'ya tevekkül edip güvendim ve O'nun bana yettiğini düşünüp huzur buldum. -İsâbet etmişsin. Ey Hâtim! Allah teâlâ, fehmini arttırsın! Sen dört kitabın (Tevrat, Zebur, İncil, Kur'ân) özünü anlamış ve onu almışsın.

Nefse muhâlefet ise, ilk adım olarak kötü insanlardan uzaklaşmayı gerektirir.

Tasavvufun ne olduğunu sormuşsun. Bil ki, tasavvufun çok tarifleri vardır. Fakat özetlemek gerekirse, o (tasavvuf) iki şeyden oluşur. Bunlar, Allah teâlâ'ya karşı kullukta sâdık olmak ve insanlara karşı muâmele ve münâsebette fedâkâr ve diğergam olmaktır. Bu iki hasleti kendisinde ger­çekleştiren herkes, tasavvuf ehli ve sufidir. Bunun için, ayrıca bir tarikata dâhil olmak zorunlu bir şart değildir. Bu hasletleri gerçekleştirmeyen bir kimse ise, tarikata dâhil olsa ve sufi olduğunu söylese bile, o bir yalancıdır. Allah teâlâ'ya karşı sâdık olmak, kendi çı­kar ve keyfini, O'nun emriyle çatıştığı zaman rahatlıkla ve gönüllü olarak terk etmektir. İnsanlara karşı fedâkâr ve diğergam olmak ise, onların meşrû olan isteklerini kendi kişisel isteklerinden üstün tutmaktır. Şeriat, herkesin hukukunu kendi hakları seviyesinde tutmayı farz kılmıştır. Onun için, Allah Resûlü Aleyhissalatu vesselâm şöyle buyurmuştur: "Biriniz kendisi için istediği şeyleri din kardeşleri için de istemedikçe iman etmiş olmaz." Şeriat içinde daha ince bir disiplin olan tasavvuf ve hakikat ise, başkalarının haklarını kendi haklarından üstün tutmayı öngörmüştür.

Allah teâlâ'ya karşı sâdık olmak, kendi çı­kar ve keyfini, O'nun emriyle çatıştığı zaman rahatlıkla ve gönüllü olarak terk etmektir.

Tevekkülün ne olduğunu sormuşsun. Bil ki, tevekkül, Allah teâlâ'nın va'dettıği şeyin (şeylerin) kesinlikle gerçekleşeceğine inanmak ve bu konuda güven duymaktır. Tevekküldeki bu inanç ve güven o kadar kuvvetlidirler ki, o şeyin(şeylerin) ger­çekleşmeyeceği ihtimalini öne çıkaran muhalif hadiseler ve sebepler ne kadar çok ve ürkütücü de olsalar, onlar hiç sarsılmazlar. Bu yüzden, tevekkül sahibi olan bir kimse, kendisi için takdir edilmiş olan şeyin (şeylerin), bütün dünya ehlinin karşı çıkmasına ve muhalefet etmesine rağ­men, kendisine ulaşacağına, takdir edilmemiş olan şeyin (şeylerin) de bütün dünya ehlinin yardım ve desteğine rağmen, eline geçmeyeceğine yakın derecesinde (kesin bir şekilde) inanır ve bu inancın verdiği güven, rahatlık ve huzuru duyar.

İhlasın ne olduğunu sormuşsun? Bil ki, ihlâs amelin Allah teâlâ'nın rızasını kazanmak için yapılması ve ne onun yapılması sırasında, ne de daha sonra kalpte bundan başka bir mülâhazanın bulunmamasıdır. İhlâs o kadar incedir ki, meselâ, gece namazı kılarken, onun nurunun yüzünde belirmesini veya secde izinin alnında görülmesini istemek gibi mülâhazalar da onu bozarlar. İhlâsın var olduğunun alâmetlerinden birisi, yaptığı amelden dolayı kimseden her hangi bir karşılık beklememek ve övülmekten hoşlanmamaktır. Onun için şöyle demişlerdir: "Kulun gönlünde, övülmekle yerilmek aynı şey haline gelmedikçe, kendisi ihlâs kazanamaz."

...insan ihtiyaçları çok, gücü az ve eli kısa bir varlıktır.


--reklam--

Tevhid Akidesinin Esasları İncelemesi - Şahsi Yorumlar

--reklam--

Tevhid Akidesinin Esasları PDF indirme linki var mı?

--reklam--

İmam Gazali - Tevhid Akidesinin Esasları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tevhid Akidesinin Esasları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı İmam Gazali Kimdir?

Gazzâlî (Farsça: الغزّالی) (d. 1058, Tus - ö. 18 Aralık 1111, Tus), Büyük Selçuklu Devleti devrinin İslam âlimi, filozofu, mutasavvıfı ve müderrisi. Fars asıllı olduğu sanılan Gazzâlî'nin lakapları Hüccetü’l-İslâm ve Zeynüddîn'dir. Genel olarak Gazzâlî ve İmam-ı Gazzâlî isimleriyle tanınmaktadır.

 

Hayatı ve yaşadığı dönem

 

Gazzâlî Hicri 450 (Miladi 1058) yılında Horasan'ın Tus şehrinde doğmuştur. İlk öğrenimini Tus'ta Ahmed bin Muhammed er-Razikânî’den almış, daha sonra Cürcân şehrine giderek Ebû Nasr el-İsmailî’den eğitim görmüş daha sonra 28 yaşına kadar Nişabur Nizamiye Medresesi’nde öğrenim görmüş, itikadî düşünce olarak Ebü'l Hasan Eş'arî’den ve ameli görüş olarak ise Şafiî'den etkilenmiştir. Hocası İmam-ı Harameyn lakaplı Abdülmelik el-Cüveynî 1085 yılında ölünce Nişabur’dan Büyük Selçuklu Devleti’nin veziri Nizamülmülk’ün yanına gider. Nizamülmülk'ün huzurunda olan bir toplantıda verdiği cevaplarla diğer bilginlerden üstünlüğünü kanıtlayarak 1091 yılında Bağdat’taki Nizamiye Medresesi'nin baş müderrisliğine tayin edilir. Burada bilgisi ve edindiği öğrenci topluluğuyla kısa sürede ün ve saygınlık kazandı. Tasavvuf'a yöneldi ve Ebû Alî Farmedî'nin tesiriyle bu alanda yoğunlaştı. Bu ilgi ve hac arzusuyla medresedeki vazifesini bırakarak 1095 yılında Bağdat'tan ayrıldı ve Şam'a gitti. Şam da iki yıl kaldıktan sonra 1097 yılında hacca gitti.

 

Hac sonrası Şam'a döndü ve buradan Bağdat yoluyla Tus'a geçti. Şam ve Tus'ta bulunduğu sürede uzlet yaşamı sürdü ve tasavvuf alanında ilerledi. Bağdat'tan ayrılışından on bir yıl sonra 1106 yılında Nizamülmülk’ün oğlu Fahrülmülk'ün ricası üzerine Nişabur Nizamiye Medresesinde tekrar eğitim vermeye başladı. Buradan kısa süre sonra Tus'a dönerek yaptırdığı tekkede müritleriyle birlikte sufi yaşamı sürdü. Gazzâlî 1111 (Hicri 505) yılında doğum yeri olan İran'ın Tus şehrinde öldü.

 

Gazzâlî’nin yaşadığı dönemde İslam âleminde siyasî ve fikrî büyük bir karmaşa hakimdi. Bağdat’ta Abbasi halifelerinin gücü zayıflamasına karşın Büyük Selçuklu Devleti’nin sınırları genişliyor ve nüfuzu artıyordu. Melikşah’ın veziri Nizamülmülk savaş meydanlarında zaferler kazanıyor, ilim meclisleri denilen tartışma ortamlarını ve medreseleri açıyordu. Bu dönemde Mısır tahtında Şiî-Fâtımî hanedanı vardı. Avrupa’da ise Endülüs Emevi Devleti gerilemekte idi.

 

İlk Haçlı Seferi de Gazzâlî döneminde yapılmış, Gazzâlî 40 yaşında iken Antakya haçlılarca kuşatılmış bir yıl sonra da Kudüs ele geçirilmiştir. Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam da Gazzâlî ile aynı çağda yaşayan tanınmış kişilerdir. İslam âlemindeki bu karışıklığı fikrî bir çöküntü tamamlıyordu.

 

Gazzâlî'nin öğrenme merakı onun çok sayıda dini ve fikrî akımları araştırmasına neden oldu. Yaşadığı dönemde hakikati bulmak isteyen insanların dört kısıma ayrıldığını ve her birinin hakikati kendi yolunda aradığını gördü. Bunlar; felsefeciler, kelâmcılar, sûfiler, bâtınîlerdi. Hepsinin görüşlerini inceleyerek; kelâm, felsefe ve Bâtınîlik yolunu kitaplarında ayrıntılarıyla tenkit etti ve sûfilerin yolu olan tasavvufa yönelerek hakikati bu yolda aradı.

--reklam--

İmam Gazali Kitapları - Eserleri


Ahiret Hayatı: Ölüm, Kabir, Kıyamet

Ahlak Kitabı

Kudsi Hadisler

Ölüm ve Ötesi

Kalplerin Keşfi

El-Münkız Mine'd-Dalal Dalaletten Hidayete

İhyâ-u Ulumi'd-Din

Kimyâ-i Saâdet

Yöneticilere Altın Öğütler

Aldananlar

İlahi Nizam

Abidler Yolu

Namazın Sırları ve Fazileti

Tevhid ve Ledün Risaleleri

Helaller ve Haramlar

Bana Arkadaşını Söyle

İbadetlerin Ruhu

Mişkatu'l Envar Nurlar Alemi

Kıyamet ve Ahiret

Kalp Risalesi

Filozofların Tutarsızlığı

Fatihatü'l- Ulum

Tefekkür

Müslümanca Bir Hayat

Dünyanın Aldatmasından Korunmak

Evlenme Adabı ve Şehvetin Kırılması

Ahiret Aleminin Sırları

Gıybet

İslam'da Dostluk ve Kardeşlik Adabı

Oruç / Sırları ve Fazileti

Mülkün Sultanlarına / Nasihatül'l-Mülük

Uzlet - Yalnızlığın Faziletleri

Mü'minler İçin Yükselme Basamakları

Yaratılış Hikmetleri

İlme Teşvik

Düşünme, Konuşma ve Söz Üzerine

Minhacü'l Arifin - Ariflerin Yolu (Cep boy)

Meva'ız-i Kudsiyye

Hak Yolunun Esasları

Afetler Kitabı

Hakikatler Kitabı

Kalbin İlacı

Kendini Bulmak

Müslümanlığın Rükunları

Nefis Terbiyesi

Niyet ve İhlas

Tevekkül ve Tevhid

Gerçeği Arayanların Yolu

Ledün Risalesi

Öğrencinin Rehberi / Minhacü'l Müteallim

Dil Belası

Adab Kitabı

Her Durumda Adaletli Olma

Cehennem ve Cehennemlikler

İnançların Esasları / Kavâidi'l Akâid

Cennet ve Cennetlikler

Arayışlar Kitabı

İnsanın Aldanışı

İlmin Fazileti

İslam'da Müsamaha

İmam-ı Gazali'den Kulluğun Haritası

Tevbe Risalesi

El-Mürşidü'l Emin 'ila Mev'izeti'l-Mü'minin

İlim Kapısı

Sabredenler ve Şükredenler

Tevbe Kitabı

İman Kitabı

Akaid Esasları

Tevhid Akidesinin Esasları

Hikmetler Kitabı

İnançta Hassas Ölçüler İlcamü'l Avam An İlmi'l-Kelam

Zâdü'l-Âhire - Yolculuk Azığı

Kur'an Okumanın Adâbı ve Fazileti

Adaletin Esasları

Öğütler Kitabı

Belalar ve Musibetler

İslam Ahlakı

Felsefenin Temel İlkeleri

Nefsimi Nasıl Dizginleyebilirim?

Batınilerin Belini Kıran Deliller / Te'vilin Temel İlkeleri

Cimrilik ve Mal Tutkusundan Korunmak

Hakikat Bilgisine Yükseliş

Müslümanlık Bilgileri

İslam'da Evlilik ve Aile Hayatı

Arayanların Bahçesi

Müslümanın Edepleri

İlâhî Muhabbet

Dinde Kırk Prensip

Ey Oğul

Alemlerin Sırrı

İhya Dersleri İbadetlerimiz

Gazali'den Vaazlar

Yol, Bilgi ve Varlık

İki Risale

Temizlik Usulleri

Vasiyetname

İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn - Cilt 1

İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn - Cilt 2

İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn - Cilt 3

İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn - Cilt 4

İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn - Cilt 5

İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn - Cilt 6

İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn - Cilt 7

İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn - Cilt 8

İtikadda Orta Yol

El-Kıstasü'l-Müstakim

İlahi Saadet

Faziletler Kitabı

Kavaidü`l Akaid (Akidenin Esasları)

Cömertliğin Fazileti ve Cimrilik

Hıristiyanlık Üzerine Değerlendirmeler

Salihler Bahçesi

Câh ve Riya - İnsanı Helâka Götüren Hâl ve Davranışlar

İlahi Sır

Nasıl İyi Bir Kul Olunur?

Dua'nın Edepleri

Dua ve Zikir

Gündüzlerin ve Gecelerin İhyasının Fazileti

Marifetullah

Esmaül Hüsna Şerhi

Kur'an'ın Cevherleri

Muhabbet Kitabı

İyiliği Emretmek ve Kötülükten Menetmek

Hüccetü'l İslam

Haccın Sırları

Yeme İçme Adabı

Zekat Sırları ve Fazileti

Tevhid Risalesi

İhyau Ulûm'id-Di'den Seçmeler

Hakikat Yolcusuna Notlar

Evliliğin Hüküm ve Hikmetleri

Kurtuluş Vesilesi

Misbahü’l Necah: Terbiye

Halkların Dostluk ve Kardeşliği

Ey Nefsim

Kazanç Yolları

İtikatta Sözün Özü

Tasavvufun Esasları

Batıniliğin İçyüzü

Günahtan Korunmak

Mustasfa

Günlük Vazifeler

Gazali Külliyatı

Tasavvuf Külliyatı

Kur'an'ı Okumak ve Anlamak

Cahillikten Nasıl Korunabilirim 1

Minhacül Abidin ilal Cenneti Rabbil Alemin 1. Cilt

Mi'yâru'l-İlm

Aşk İle

Kelam ve Halk

Kırk Kudsi Hadis

Parlayan Nurlar

Çocuk Nasıl Yetiştirilir

Ahiret Halleri

İslâm'ın Sınırları

İman ve Küfür Çizgisi

Hakikat Çağrısı

Ecel - Kıyamet (Ölüm ve Ötesi)

Kardeşlik Hukuku

Amellerde İlahi Terazi

Kalplere Şifa

Selefi Salihinin Mezhebi

İbadetle Arınmanın Sırları

Kimyâ-yı Saâdet - 2. Cilt

Kimyâ-yı Saâdet - 3. Cilt

Kimyâ-yı Saâdet - 4. Cilt

Mekasıdü’l-Felasife

İlahi Nur'lar

Müzik Ve Manevi Coşku Kitabı

İki Madnun

Fakr ve Zühd

Uzletin Edepleri

Yolculuk Edepleri

İhyau Ulumi'd-Din Tercümesi Cilt - 5

İhyau Ulumi'd-Din Tercümesi Cilt - 6

Namazın Faziletleri

Aşkın Hâlleri

Düşünmede Doğru Yöntem

Müslümanın Şahsiyeti

İhyâu Ulumi'd-Dîn Tercümesi Cilt - 7

Nefs Terbiyesi ve Ahlâkı Güzelleştirme

El Afak (Murada Giden Yol)

Mizanü'l Amel

Ehli İçin

Mustasfâ - Cilt 1

Mustasfâ - Cilt 2

Kalplerin Tesellisi

Ölüm ve Sonrası

Açıklamalı Dua Mecmuası

Ölüm Korkusu ve Şiddeti

Kabir Azabı ve Şiddeti

Kendini Bilmek

Tasavvufun Prensipleri

İhyau Ulumi'd-Din Tercümesi Cilt - 8

Allah Teala'nın Yarattıklarında Tefekkür Etmek

Evlilik ve Nikah Adabı

İmam-ı Gazzalî’den Üç Risale Güzel Ahlakın Ölçüsü - Dostluk ve Muhabbet Terazisi - Zafer Meşalesi

Korku ve Ümit

Tevhid ve Tevekkül

Cevahirul Kuran (Kuran Cevherleri)

Namazın Önemi ve Sırları

İyilik Erleri

Nefs ve Gurur

İslam Kardeşliği

İslam'da Eğitim

Kur'an'ın Cevherleri ve İncileri

Müslümanın Günlük Edepleri

Yalan Dünya - Dünyanın Zemmi

Peygamberimizin (Sav) Edeb ve Ahlakı

Esâsü'l-Kıyâs

Kalbin Halleri

İlim Kitabı

İrfan Ordusu

Helaller Ve Haramlar

İyiliği Emretme Ve Kötülükten Alıkoyma

Tefekkür Kitabı

İki Şehveti Dizginlemek - Mide ve Cinsellik

Ölüm ve Ötesi

Filozofların Maksatları

Nefsin Hileleri ve Terbiye Yolları

Niyet ve İhlas

Kalbin Sırları

Allah İçin Sevmek


--reklam--

İmam Gazali Alıntıları - Sözleri


Uykudan sonraki uyanıklık gibi, uyanıkken öyle bir hâle geçiverirsin ki uyanıklığın da o hâle nispetle uyku gibi olur ve o hâle geçtiğinde aklınla kurguladığın şeylerin tamamen hayal ürünü olduğunu anlarsın. (Arayışlar Kitabı)

"Yüceliklere ucuza ermek istersin, Hiç arı olmadan bal olur mu? Sen cahilken, benim senden razı olmamı istersin, O cahil halinle sevgililer senden hoşnut olur mu?." (Alemlerin Sırrı)

"Kişi, dostunun dini (yolu ve gidişatı) üzeredir; öyleyse sizden biri kiminle dostluk yaptığına baksın." (Uzletin Edepleri)

Nikâhta beş türlü fayda vardır: Çocuk sahibi olmak, Şehvetin teskin edilmesi, Ev işlerinin yönetilmesi, Sülâlenin çoğalması, Nefis mücâdelesinin yapılması. (Evlenme Adabı ve Şehvetin Kırılması)

"Akıl, insanın bir sıkıntıya düştüğü zaman ondan nasıl güzellikle kurtulurum diye gayret etmesi değildir; gerçek akıl, kurtuluş arayacağı bir tehlike ve sıkıntıya düşmemektir." (Yöneticilere Altın Öğütler)

Zira sebebe vâkıf olmak, kaderin sırrına vâkif olmak demektir. (Korku ve Ümit)

"Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir. Onlar namazlarında huşû içindedirler" (Mü'minûn 23/1-2). (Namazın Sırları ve Fazileti)

قال صلى الله ... : وهل ينفع القرآن إلا بالعلم؟ ... (İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn - Cilt 1)

Ey oğul, diğer aylarda da oruç tut. Çünkü Resûlullah (s.a.v) buyurmuştur ki: Kim ki, ayların perşembe, pazartesi günleri oruç tutarsa Allah Teâlâ ona yediyüz yıllık sevap ihsan eder. (Hüccetü'l İslam)

Hazreti Enes'in bir hizmetçisi vardı; son günlerinde Enes ona öğretti. Dua "Bismillahirrahmanirrahim. şudur: Bismillahillezi lâ yedurru mea ismihi şey'ün filarzı hüvessemîul alîm." Sabah akşam bu duayı okursan bütün belalardan emin olursun. (Hüccetü'l İslam)

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Cennet bahçelerinden geçtiğiniz zaman, oralardan faydalanın!” buyurdu. Kendisine “Ey Allah'ın Rasûlü! Cennet bahçeleri ile neyi murad ediyorsunuz?” diye sorulduğunda cevaben: « “Zikir meclisleri...” » buyurdu... (İlme Teşvik)

"Amelsiz, cenneti istemek, günahlardan bir günahtır." (Hüccetü'l İslam)

Bilmiş ol ki seni bugün günahlardan uzaklaştırmayan ve ibadete yönlendirmeyen ilim, yarın da cehennem ateşinden korumayacaktır. Bugün ilminle amel etmez, geçmiş günleri telafi etmezsen yarın kıyamet gününde: "Bizi (dünyaya) geri gönder de salih ameller işleyelim" dersin; sana şöyle cevap ve rirler: "Ey akılsız! Zaten oradan geliyorsun!" (Hakikat Çağrısı)

Bakara Sûresi'nin son iki âyeti'ni (Âmenerresûlü) okumak, geceyi ihyâ etmeye ve kötülüklerden korunmaya kâfi (yeterli)'dir. İmâm-ı Nevevi . (İbadetlerin Ruhu)

Sizlerden biriniz dünyâda bildiğiniz bir ölmüş kimsenin kabrine uğrayıp da, selâm verince, o mü'min sizi tanır ve selâmınıza cevâb verir. (Kıyamet ve Ahiret)

"Biz müslümanlar, nedense kendimizi aciz ve çaresiz konumunda görüp kötü gelişmeler karşısında tepki olarak yalnızca sizlanmak ve şikayette bulunmaktan zevk alırız ." (İtikadda Orta Yol)

Efendimiz Aleyhisselâm şöyle buyurdu: "Sizden sonra öyle insanlar gelecek ki, türlü ve zevkli yemekler yiyecek renkli ve rahat binitlere binecek, rengârenk ve güzel kadınlarla evlenecek, kat kat ve nefis kumaşlar giyecektir. Onların bir mîdeleri var ki az ile doymaz, onların bir istekleri var ki çoğa da kanaat etmez. Dünyaya bağlanmışlar. Akşam-sabah düşündükleri ve taptıkları dünyaları. Onu Allahu Teâlâ'nın dışında ilâh ve Rablerinden başka rab kabul ederler. Bütün çabaları dünya içindir. Yalnız hevâ ve heveslerinin peşinde koşarlar. Abdullah'’ın oğlu Muhammed'in katî sözü şudur ki, sizin veyâ onların peşinden, sizden sonra veyâ onlardan da sonra gelenlerden o güne yetişenler, bunlara selâm vermesin, nastatarını ziyaret etmesin, cenâzelerine gitmesin ve büyüklerine hürmet göstermesinler. Zira bunları yapanlar, İslamiyet'in yıkılmasına yedim etmiş olurlar." (İhyau Ulumi'd-Din Tercümesi Cilt - 6)

'Müziğin,kalbin berraklaşmasını sağlayan bir etkisi vardır.' (Müzik Ve Manevi Coşku Kitabı)

Beden kalbin ülkesidir. Bu ülkede kalbin birçok askerleri vardır. Kalp, ahiret için yaratılmıştır. Allah'ı tanımak ise onun yarattıklarını bilmekten geçer. (Kalp Risalesi)

Oku Rabbin en büyük lütuf sahibidir. (Tevhid ve Tevekkül)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tevhid-akidesinin-esaslari-imam-gazali-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi-pdf-indir)