# Tohum - Muzaffer Oruçoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Tohum kimin eseri? Tohum kitabının yazarı kimdir? Tohum konusu ve anafikri nedir? Tohum kitabı ne anlatıyor? Tohum PDF indirme linki var mı?  Tohum kitabının yazarı Muzaffer Oruçoğlu kimdir? İşte Tohum kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tohum-muzaffer-orucoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-10-21T15:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-10-21T15:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/10/21/muzaffer-orucoglu-kimdir-muzaffer-orucoglu-kitaplari-ve-sozleri-338468.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Muzaffer Oruçoğlu 
 Yayın Evi: Babek Yayınları 
 İSBN: 9789756099261 
 Sayfa Sayısı: 496 
--reklam--
Tohum Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Söz konusu olan, gerçek bir durumun öyküsüdür. Kahramanlar gerçektir. Yer, zaman ve olaylar gerçektir. Bilgi susuzluğuyla kavrulan, bilime ve itiraza aşık insanların, modern Donkişotların, dünyayı değiştirme pratiğini anlatmaya çalıştım. Cesaretle özverinin tutuşturduğu bir zaman dilimindesiniz. Ne kadro, ne donatım, ne miras, ne cephe gerisi, ne de kitle temeli aramayın. İnancın ve bilginin çılgınlık dönemidir; söz konusu olan. Uçurumlar, gerçekte olduklarından daha küçük görünmektedir. Uzak dağların maviş dumanlı sinesinde yayılan koyun sürüsü, uyuyan bir orduyu andırmaktadır.

Gökkuşağının altından geçmek mümkündür. Bir tanka ya da bir uçağa, küçük bir bıçakla meydan okunabilir. Demirde ki pası yeşerten güçlü bir devrimci romantizmdir, söz konusu olan. Devin cüceden, gülünecek derecede korktuğu ve elli yıllık bir suskunluğun etkisinden olsa gerek, kahramanların bol bol konuştuğu bir dönemdir.
--reklam--
Tohum Alıntıları - Sözleri
-Ama bir bakışta çarpılıp aşık olanlarda var...
-Pek sağlam bir aşk denmez ona. Sağlam aşk, çok yönlü derinlemesine tanımaya dayanır.
Acaba ayrı bir gezegenden mi sökün edip geldi adına kadın denilen bu şirin yaratıklar?'' diye bir ses cınladı icinde. Şimdiye kadar neden asık olamadığının, bir kızın elinden neden tutamayıp, bir kızla neden öpüsemediğinin üzerinde düşünmeye basladı. Cevabını kendisi verdi sonra: ''Buna hicbir zamcn vaktim olmadı." Aynı anda bu cevabı yerle bir etti: ''Ask arayıştır ve aşkın vakti yoktur."
İbo'yu karakolun buz gibi daracık nezarethanesine attılar. Küf kokan karanlık nezarethaneye iki koku daha girmişti. Kar ve kan kokusu ... Yanağını beton zemine dayamış, dişlerinin takırtısını dinliyordu. Üc saatlik yolculuğun

noktalandığı karanlık hücrede, otuziki dişin ritmik senfonisine kaptırmıştı kendisini. Kar ve buz icindeydi
Hayvan olsaydık küfür de yemezdik."

''Ne tür bir hayvan olmayı tercih ederdin? '' diye sordu ibo.

Kırmızı Tilki ateşin kenarında bağdaş kurdu. ''Keçi olmak isterdim'' dedi .

••

''Neden? Ozelliği ne keçinin? ''

''Keçi koyun sürüsünün önünde yürür. Yükseklere tırmanmasını sever. Sonra temiz bir hayvandır. Yaprak ve tomurcukla beslenir.
En iyisi de bu'' dedi Azeroğlu.

''Geri zekalılıktan daha iyidir. Dikkat edersen tüm manevi değerlerini saydı. Zekayı ya da aklı saymadı."

''Olmayan bir şeyi nasıl saysın."
Baharda on ilkeye uymak iyidir. Birincisi kuzuların zıplayışını seyredeceksin. İkincisi, çılgınlar gibi sevecek, yüksek mağaralarda, ormanlık derelerde ya da pınar başlarında ağız tadıyla sevişeceksin. Üçüncüsü, güneşi ilk gören koyak çİmenlerinin üzerinde uyuyacaksın. Dördüncüsü, yüksek bir zirvede oturacak, dağların ardından güneşin doğuşunu seyrederken çay İçeceksin. Beşincisi, ay ışığı altında yürürken türkü söyleyeceksin. Altıncısı, hasmın seni elek-velek ararken dağların ya da ormanların zulasında kitap okuyacaksın. Yedinçisi, Donkişot gibi cüretli serüvenlere gireceksin. Sekizincisi, geniş kalabalıklarda kıyasıya tartışacak ve kahkahalar atacaksın. Dokuzuncusu, olmayacak hayaller kuracak, coşkun bir ruhla yürürken hayatın emirlerine uyacaksın. Onuncusu, gözlerini geleceğe yani yüz yıl, bin yıl ötesine dikeceksin."
Mektup üzerinde iki gün düşünüp taşındıktan sonra şöyle bir cevap yazdım: Ben daha küçüğüm evlenemem. Benden önce evlenmemiş beş abim var. Benim bu acele cevabımdan sonra kestane kebap getirmesen iyi olur. Selamlar."
--reklam--
Tohum İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Muzaffer Oruçoğlu İbrahim Kaypakkaya ve Ali Haydar Yıldız'ın arkadaşlarından ve o dönem tkpml-tikko kurucularındandır.

Tohum tkp-ml'nin dersim dağlarında başlayan gerilla hareketini anlatan bir roman. Hareketin ilk aylarını, gerillanın öğrenci, küçük burjuva devrimcilerin dağda örgütlediği yeni yaşam biçimini, halkla ilişkilerini ve partinin askeri kanadının (tikko) oluşma aşamalarını ilk ağızdan öğrenebilirsiniz. Oruçoğlu romanda anlatıcı da olan Azeroğludur ve sürecin en başından itibaren içindedir. Henüz gerillaya yabancı dersim halkının bu genç öğrencilere gösterdikleri samimiyet ve yakınlığı görünce insanın nerden nereye diyesi geliyor. Ali Haydar ve Kaypakkaya’ nın yakalanmalarıyla öldürülmeleri arasında yaşadıklarını anlatan son bölüm, son 40 yıldır yaşananlarla ilgili bir başlangıç olarak aslında her şeyi göstermektedir.

Kitap okurken objektif olabiliyorsanız okunabilir. (Elif) 
Muzaffer Oruçoğlu' nun İbrahim Kaypakkaya ve diğer devrimci arkadaşlarıyla birlikte 12 mart Muhtırası'ndan sonra Tunceli bölgesindeki mücadelelerini anlattığı roman. Kimi köylüler tabanları patlayıp, elektrikli işkenceden geçip komalık olmasına rağmen "Kaçak Talebeler" olarak adlandırdıkları devrimci gençlere ekmek verdiklerini, evlerinde misafir ettiklerini, dağlarda sakladıklarını söylemezken, kimi köylüler muhbirlik karşılığı alacakları paraları ve Dersim Katliamı' gibi köylülerin kırılacağını düşünerek devletin "anarşist, terörist" olarak adlandırdığı gençleri ihbar eder. Bir köy öğretmeni düzenin değişmesi için sempati duyduğu gençlere evini açarken, bir öğretmen istanbul' a tayininin çıkmasına yardımcı olabileceği düşüncesiyle Fehmi Altınbilek' e devrimcilerin tutuklanmasında yardımcı olur.

Kitapta mert ve yalancı bir Kirve Memo vardır ki, bu karakterle ilgili ayrı bir kitap yazılabilir, hatta film bile çekilebilir.

Okuyunuz efendim. Yokluk içindeki idealistlerin mücadelesini görün, Orta Doğu ve Balkanlar' ın en büyük hümanisti olan Kirve Memo' nun evinde bir çay için. (Caim) 
Şu anda kitabın başlarında sayılırım ancak "memo" karakterini çok sevdim. Rahmetli babasının anıları, eşinin "vışş memo" deyişi ve memo'nun cevap olarak sürekli kullandığı "normaldir insandır" demesi her seferinde güldürüyor. Ayrıca karakoldaki dayak sonrası tepkilerine kurban adaş. Oruçoğlu'nun ajitasyona girmeden olayları anlatması ve bölgede örgütlenme çalışmalarını ilk ağızdan duymak hoş. Umarım elimde çok sürünmeden bitiririm. (Memet) 
--reklam--
Tohum PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Muzaffer Oruçoğlu - Tohum kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tohum PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Muzaffer Oruçoğlu Kimdir?
Muzaffer Oruçoğlu,18 mart 1947’de, Kars’ın Göle kazasına bağlı Büyük Zavot köyünde doğdu. Köyünde ilkokul olmadığı için İlkokulun ilk üç yılını komşu köyün (Küçük Zavot) okulunda, bir yılını kendi köyünde, son yılını da Kars’ta okudu. Kars Orta Okulu’nu bitirdikten sonra, Öğretmen okulu sınavlarını kazanarak Rize Öğretmen okuluna, iki yıl sonra da İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu hazırlık Lisesine gitti. Bir yıl sonra,
 Fen Fakültesi Matematik Astronomi bölümüne girdi. 67’de içlerinde İbrahim Kaypakkaya’nın da olduğu 9 arkadaşıyla birlikte, Amerikan 6. Filosuna karşı yayınladıkları bildiri gerekçesiyle Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’dan atıldı. 68 öğrenci hareketlerine katıldı. 1969’da Değirmen Köyündeki toprak işgaline katıldı ve tutuklanıp Silivri cezaevine konuldu. 1972’de TKP(M-L) kurucuları arasında yer aldı. 1973’de İstanbul’da yakalandı ve ömürboyu hapse mahkum edildi. Tutsaklık yıllarını şiir ve roman yazarak geçirdi. 13 yıl tutsaklıktan  sonra askere alındı. Askerden 40 gün sonra, mayıs 1986’da firar edip, Yunanistan’a kaçtı. Fransa’da iltica etti. Yeniden roman yazmaya ve resim yapmaya başladı. Politik ve edebiyat dergilerin de makaleleri yayınlandı. 1988’ de evlenerek Avustralya’ya yerleşti. Bu kıtada ilkin iki yıllık resim ve heykel kolejini (Greensborough TAFE COLLEGE - NMIT) bitirdi. Daha sonra Royal Melbourne Teknoloji Enstitüsüne (RMIT) bağlı, PUBLİC ART bölümünde üç yıl Resim ve Heykel eğitimi yaptı. Şimdiye kadar toplam 6 ülkede altmışa yakın kişisel resim sergisi açtı. 13’ü roman, 7’si şiir, 2’si masal olmak üzere 30 kitabı yayımlandı. 2011 yılı Abdullah Baştürk işçi edebiyat ödülü ,Grizu 4 ciltlik romanına verildi.Halen Avustralya'da yaşamaktadır.
--reklam--
Muzaffer Oruçoğlu Kitapları - Eserleri
Tohum
Dersim
Çıplak ve Özgür
Mengene
Kangurular
Gül, Demir ve Çığlık
Brunswick Delileri
Grizu 1
Filozof
Newroz
Karyaditler
Grizu 2
Baba İshak Destanı
Uçurum Geyikleri
Grizu 3
Mavi Munzur Masalları
Grizu 4
Çatlaklar ve Kesitler
Büyücüye Mektuplar
Maymun Düğünü
Sevdalı Kız
Mengene
Işıltılar İmgeler
Eşrefoğlu Al Haberi
Denemeler
Devlet ve Komün
Lâl Dili
Aşk ve Işık İçinde
Falaris Prelüdleri
Sanat Edebiyat Yazıları
Dangalak
Demirin ve Ateşin Dilinden
Huruç
Kaypakkaya - Akıl ve Aksiyon Duygusu
Çatlayan Süt Sessizliği
Işıltılar İmgeler
--reklam--
Muzaffer Oruçoğlu Alıntıları - Sözleri
Sevdim mi gözlerim çoğalır, sevdiğimin her yerine dağılır. (Grizu 1)
Gözün geride kalmasın. Zaten yaşadığın kadar yaşadın. Siktir et gerisini. (Grizu 2)
"Dünya değişti. Aletler artık kendi dışlarındaki elleri değil, kendi içlerindeki teri dinliyorlar. Ekmekler büyüyorlar, açlığı ve parayı yiyorlar." (Sevdalı Kız)
Kadının kendi altın krallığını yitirerek köleleşmesi tarihin en hazin, en ilginç ve en büyük öyküsüdür. Mülkiyetin ve mülkiyet duygusunun olmadığı güneşin ve suların, özgürlüğü pırıl pırıl bir kahkahayla selamladığı çağda, kadın insanlığın ikiden çok memelerle sembolize edilen - bereket kaynağı, komünal ve cinsel hayatın biricik kahramanıydı. İlkel insanın gözünde, insan denilen tılsımlı muammayı, doğanın en değerli varlığını, hatta kabileyi doğuruyordu. O kolektif hayatın, aşkın ve sevişmenin tüm alanlarına egemendi. Cinselliğe ilişkin hiçbir tabu, hiçbir kan bağı engeli, buyruk söz konusu değildi onun için. Kendi içinden çıkan tek bir buyruğa uyuyordu sadece; sevmek, istemek ve hoşlanmak buyruğu. (Karyaditler)
“Asırlar geçmiş aradan, bilincimiz, yaratıcı gücümüz, gönencimiz kurtulamamış hâlâ... Kurtulamamış şu lanetli şehvetin, servetin ve şiddetin hükmünden.” (Baba İshak Destanı)
İnançtır bu
Tanı yavrum
Sevaptır pırıl pırıl
Demire tırnakla
Duvara kanla yazılır

Acılardan süzülür
Canı can
Zindan zindan içinde
Beton gülüdür
Bükülmez
Bükülmez yavrum
Cellat suratlara tükürür
Ve alnı şafağa doğru
Darağacına yürür (Demirin ve Ateşin Dilinden)
Acılar kolay unutulur, aynalarda görünmezlerse. (Grizu 1)
"Donsuz dolaş fakat boynunu zalimlerin önünde eğme, bawo." (Dangalak)
Dünyanın tüm güzelliklerini
Davet ettim soframa
Başköşeye kuruldu orostopolluk
Teşrif etti hançeriyle ihanet
Alçaklık yanıma oturdu
Gülümsedi gözlerime gözleriyle puştluk Kadehlerde pırıl pırıl bir rakı
Şerefe dedi şerefsizlik. (Mengene)
-Ama bir bakışta çarpılıp aşık olanlarda var...
-Pek sağlam bir aşk denmez ona. Sağlam aşk, çok yönlü derinlemesine tanımaya dayanır. (Tohum)
Yaktıklarına ben de inanıyorum. Işıyan her şeye saldırıyorlar. Aydınlığın zerreciğinden bile ödleri kopuyor. (Gül, Demir ve Çığlık)
Acıdı galiba
Açtı mazgalı
Tek bir taze incir sundu asker
Tarifsiz bir minnettarlıkla aldım
Masamın üzerine koydum oturdum
Seyrine durdum.

"Korkuyorum," diye fısıldadı incir
"Benzinde safran sarısı ayaklarında zincir
Obur obur bakıyorsun ballanışıma
Yıllardır yememişsin belli ki
Zordur dağılmadan sana direnmek
İçimde var bin kırmızı çekirdek
Kolay değil
Tüm çekirdeklerimi ezerek
Beni yemek." (Lâl Dili)
Her insan, kaçıp sığınabileceği içi boş bir insan arıyordu. (Grizu 3)
“Kitap yasağı, bu tip aydın insanlarda okuma susuzluğu yaratır. Bunlar için en büyük işkence, yasaklarla, kısıtlamalarla yaratılan kitap işkencesidir belki de” diye düşündü. (Gül, Demir ve Çığlık)
"Hataları kavramazsak, hatalar bizi kavrar." (Kaypakkaya - Akıl ve Aksiyon Duygusu)
Savaş, tarihte olduğu gibi şimdide de bir kâr kapısı. Ama İnsanlık kendi tarihinin hiçbir döneminde paraya bu denli düşman ve bu denli de tutkun olmadı. (Çıplak ve Özgür)
Gözlerini gösterme, hemen anlar, çünkü sevdalısın. (Sevdalı Kız)
Kırımlara, yangınlara, sürgünlere hazır olun. (Dersim)
Gece seyrimdesin
Gündüz gönlümde
Unutamam
Vurgunum hasretine
Hasretine gelinim.

Akrep gömecine
Bal işleyensin
Ayva gibi ağlayıp
Nar gibi gülensin.

Öyle melül
Öyle mahzun olma
Uğruna yangın olup
Sevdasına yeldiğim.

Gelir günler gelir
Domurur uç verir bilincin
Başı dik
Kızıl pençeli
Şahin olur güvercin. (Demirin ve Ateşin Dilinden)
Yaşamın katı, geri ve çirkin yanlarıyla çatışmak, yaşamın kendisinden daha güzeldir. (Çıplak ve Özgür)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tohum-muzaffer-orucoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)