# Tüm Yönleriyle Osmanlı'da Harem - Ahmet Akgündüz Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Tüm Yönleriyle Osmanlı'da Harem kimin eseri? Tüm Yönleriyle Osmanlı'da Harem kitabının yazarı kimdir? Tüm Yönleriyle Osmanlı'da Harem konusu ve anafikri nedir? Tüm Yönleriyle Osmanlı'da Harem kitabı ne anlatıyor? Tüm Yönleriyle Osmanlı'da Harem PDF indirme linki var mı?  Tüm Yönleriyle Osmanlı'da Harem kitabının yazarı Ahmet Akgündüz kimdir? İşte Tüm Yönleriyle Osmanlı'da Harem kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/tum-yonleriyle-osmanlida-harem-ahmet-akgunduz-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-26T07:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-08-26T07:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/26/ahmet-akgunduz-kimdir-ahmet-akgunduz-kitaplari-ve-sozleri-298414.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ahmet Akgündüz 
 Yayın Evi: Timaş Yayınları 
 İSBN: 9789752636828 
 Sayfa Sayısı: 233 
--reklam--
Tüm Yönleriyle Osmanlı'da Harem Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Akgündüz'ün kitabı, diyebilirim ki, Osmanlı'ya bilhassa padişahlarımıza yapılan iftiraların milli vicdandaki üzüntü ve tepkisine tercüman oluyor. Osmanlı'yı bir bakıma yeniden keşfediyor gibiyiz. Osmanlı'nın ta kendisi ve meşru varisleri, çocukları olarak her türlü yeni ve doğru bilgiye muhtacız. Osmanlı'yı iyi ve doğru bilmeden Türkiye'nin geleceğe yürümesi mümkün değildir. Prof. Dr. Ahmed Akgündüz gibi konularında gerçekten uzman, gayret sahibi, enerji dolu, eline kalem alabilen tarihçilerimizi tebrik ediyorum.”Yılmaz Öztuna, Tarihçi-Yazar
“Osmanlı'da Harem, sadece ciddi bir boşluğu doldurmakla kalmamış maksatlı veya maksatsız yalanların ecdadla aramıza gerdiği perdeye ilmin indirdiği bir kılıç olmuştur. Bu kitapla perde açılıyor, haremin seks; işret yeri değil de, bir hizmet mahilli, eğitim yuvası olduğu karşımıza çıkıyor.”Dr. Mehmed Niyazi Özdemir, Araştırmacı Yazar

--reklam--
Tüm Yönleriyle Osmanlı'da Harem Alıntıları - Sözleri
" Osmanlı Devleti'nin iyilikleri de vardır , hataları da vardır. Ancak altı yüz sene boyunca hasenâtının seyyiatına ağır bastığı içindir ki, kader-i İlâhi bu uzun süre içinde İslam'ın bayraktarlığı unvanını onlara ihsan etmiştir . Seyyiâtı hasenatına ağır basınca da , bu şerefli unvan yine kaderin hükmüyle ellerinden alınmıştır . En kötü zamanında bile , değil içki gibi gibi İslam'ın açık bir hükmüne muhalefet, içtihadi meselelerde dahi şer'î hükümlere ri'ayet etmek için elden gelen gayreti gösterdiklerini , sayıları milyonları bulan arşiv belgeleri isbat etmektedir . "
En önemli özelliği, duvarlarının tamamının, güzel çinilerle ve san'at eserleriyle süslendiği kadar, aynı duvarların aile hayatı, çocuk terbiyesi ve benzer ulvî meselelere ait âyet, hadis ve kasidelerle süslenmesiydi.
Şimdi düşünmek gerekmez mi ki; girişine Kur'an âyetlerinin ilgili olanları yazılan böyle bir evde Kur'an'ın reddettiği kadın âlemlerinin yapılması mümkün müdür? Maalesef bu âyetleri aşk şiirleri diye anlatan bazı turist rehberleri ve hatta turistlere verilen rehber kitaplar bulunmaktadır.
--reklam--
Tüm Yönleriyle Osmanlı'da Harem İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu kitabı okumaya başlarken böyle bir şey okuyacağımı hiç hayal etmemiştim. Haremin ne olduğunu, nasıl oluşturulduğunu, haremdeki düzenin ne olduğunu, haremdeki cariyelerin ve eğitimin, günlük yaşantının ne olacağının anlatılacağını düşünmüştüm. Evet, bunlar da anlatılıyor ama o kadar çok savunma amaçlı bir kitap yazılmış ki bunlar sanki arada kaybolup gitmiş. İki cümleden biri, şunlar şunlar Osmanlı için böyle diyorlar, haremi böyle kötülüyorlar ama bundan bundan sebep böyle bir şey olamaz. Bu da belli bir yerden sonra insanı boğuyor. Ayrıca o kadar tekrar etmiş ve tekrar etmekte ısrar etmiş ki insan gerçekten boğuluyor. İşin tarihi boyutu ile değil de dini boyutu ile ilgiliyseniz okuyun evet bu kitabı seveceksiniz ama benim gibi objektif tarihi bir kitap okumak istiyorsanız okumayın. (Fatoş) 
Ahmed Akgündüz, tüm yanlış ve batı düşüncesi merkezli bilinen haremle ilgili, gerçekliğe ve belgelere dayanarak çok güzel bir eser ortaya çıkarmış. Akgündüz, ayrıca yalnız haremle ilgili değil, saray, padişah, saray teşkilatı ve haremin saray içindeki konumu ile ilgili de detaylı ve önemli bilgiler vermiş. Tarih'e meraklı ve gizemli harem konusu ile ilgili, hayal dünyası eserinden çok, gerçekleri öğrenmek isteyen herkese şiddetle tavsiye edilir. Okunmalı ve bu gerçek bilgiler yayılmalıdır. (smyrkl) 
--reklam--
Tüm Yönleriyle Osmanlı'da Harem PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmet Akgündüz - Tüm Yönleriyle Osmanlı'da Harem kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tüm Yönleriyle Osmanlı'da Harem PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmet Akgündüz Kimdir?
 

Rotterdam İslam Üniversitesi rektörü, Osmanlı Araştırmaları Vakfı mütevelli heyeti başkanı.

İlkokulu köyde tamamladıktan sonra, Gaziantep İmam-Hatip Lisesi’ni ve Gaziantep Lisesi fen bölümünü bitirdi. 1980 yılında Erzurum Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nden, 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne Hukuk Tarihi Araştırma Görevlisi olarak giren Akgündüz, 1983 senesinde Mastırını ve 1986 senesinde de “İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi” adlı teziyle doktorasını tamamladı.

1987 senesinin Kasım ayında hukuk doçenti olan Akgündüz, aynı yıl Konya Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne “Hukuk Tarihi ve İslam Hukuku Doçenti” olarak tayin edildi. 1986-1991 yılları arasında Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde Uzman Müşavir ve Devlet Arşivleri Danışma Kurulu üyeliği sıfatlarıyla araştırmalarda bulunan Akgündüz, 1993 Eylül’ünde Dumlupınar Üniversitesi’ne Hukuk Profesörü olarak atandı. Ekim 1993’de aynı üniversiteye bağlı Bilecik İktisadi ve İdari bilimler Fakültesi’ne Dekan olarak tayin olunan Akgündüz, aynı zamanda Osmanlı Araştırmaları Vakfı Mütevelli Heyet Başkanıdır.

1997-1998 ders yılında Princeton Üniversitesi’nde misafir profesör olarak araştırmalarda bulundu. Arapça, Hollandaca (Flemenkçe), İngilizce ve Farsça bilen Akgündüz, evli ve iki çocuk babasıdır.
--reklam--
Ahmet Akgündüz Kitapları - Eserleri
Bilinmeyen Osmanlı
Tüm Yönleriyle Osmanlı'da Harem
Osmanlı'da Harem/İslam Hukukunda Kölelik-Cariyelik Müessesesi
Silistre’li Süleyman Hilmi Tunahan
Sarayda Harem
Çandan Minareye Büyük İtiraf
Bilinmeyen Bir Dahi Bediüzzaman Said Nursi
İslam'da İnsan Hakları Beyannamesi
Tabular Yıkılıyor
Belgeler Gerçekleri Konuşuyor 5
Sorularla Ermeni Meselesi
Risâle-i Nur’a İtirazlar ve Cevapları
Osmanlı Devletinde Gayrimüslimlerin Yönetimi
Arşiv Belgeleri Işığında Tarsus Tarihi ve Eshâb-ı Kehf
Güneydoğu Meselesi ve Çözüm Yolları
Risale-i Nur Külliyatından Misallerle: Mantık, Münazara ve Cedel İlimleri
Tarih-Lenklere Cevaplar
Kiliseden Müzeye Ayasofya Camii
Eski Anayasa Hukukumuz Ve İslam Anayasası
Arşiv Belgeleri Işığında Somuncu Baba ve Neseb-i Alisi
Kamu Hukuku (Birinci Cild)
Özel Hukuk - I (İkinci Cild)
Özel Hukuk - II (Üçüncü Cild)
Arşiv Belgeleri Işığında Bediüzzaman Said Nursi
Arşiv Belgeleri Işığında Bediüzzaman Said Nursi
Arşiv Belgeleri Işığında Bediüzzaman Said Nursi
Arşiv Belgeleri Işığında Bediüzzaman Said Nursi
Arşiv Belgeleri Işığında Bediüzzaman Said Nursi
Arşiv Belgeleri Işığında Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman Said Nursi'nin İlmi Şahsiyeti
Ta'likat
Kızıl İcaz
Hakkın Hatırı Alîdir
Mukayeseli İslam Ve Osmanlı Hukuku Külliyatı
Üç Devirde Bir Mabed Ayasofya
--reklam--
Ahmet Akgündüz Alıntıları - Sözleri
Bizim hiç duracak zamanımız yok. Ümmet-i Muhammedin evlatları cehenneme bir sel gibi akıp giderken, biz onlara seyirci kalamayız. Bu selden ne kütük kurtarırsak kârdır." "Biz, değil yorgunluk, rahatsızlık, mezara gidiyor dahî olsak, okumak, okutmak ve hizmet denince koşarız."

Süleyman Efendi Hazretleri (k.s) (Silistre’li Süleyman Hilmi Tunahan)
Sultan Süleyman bir gün mahremleriyle görüşürken onlara "Velinimet-i âlem kimdir?" diye sormuş. Onlar "Padişah efendimizdir" demeleri üzerine: "Hayır, velinimet-i âlem reâyadır yani köylüdür ki, ziraat ve hirâset (çiftçilik) emrinde huzur ve rahatı terk ile iktisab ettikleri nimetle bizleri it’âm ederler" demiştir. (Bilinmeyen Osmanlı)
Allah yolunda ol,
dosdoğru ol,
verdiğin sözün eri ol. (Silistre’li Süleyman Hilmi Tunahan)
bir hatt-ı humâyûnda osmanlı sultanı şer'-i şerife bağlılığını şöyle açıklıyor:

"cümlemizin başı şeriat-ı mutahhara'ya bağlı olduğundan kâffe-i ef'al ve harekâtımızı ama tatbik etmeğe sa'y eder isek, ol vakit ruhaniyat-ı peygamberî dahi hoşnud ve razı olarak cenab-ı hayru'n-nâsırîn devlet-i aliyyemiz'de fevz ü nusret ü tevfîkât-ı samedaniyesine mazhar edeceğine kat'a şüphe yoktur." (Tarih-Lenklere Cevaplar)
* Oğlan ve kız çeken (kaçıran, tecavüz eden) kimselerin, hıyanet ile eve girenlerin ve avrat yahut kız çekmeye kalkanların içmeğini (âletlerini) keseler. (İslam'da İnsan Hakları Beyannamesi)
Der tarik-i nakşibendi lazım amed çar ter
terk-i dünya terk-i ukba terk-i hesti terk-i terk (Tabular Yıkılıyor)
Şehzade Bâyezid ile babasının karşılıklı olarak birbirine yazdıkları şu şiir, meselenin künhünü anlatması açısından çok manidardır. Sadece birer dörtlüklerini alıyoruz:

Şehzâde Bâyezid (Şâhi)

"Ey serâser âleme Sultân Süleyman'ım baba,
Tende canım, canımın içinde canım baba.
Bâyezid'ine kıyar mısın benim canım baba,
Bî günahım Hak bilir devletlü Sultânım baba."

Kanuni (Muhibbî):

"Ey demâdem mazhar-ı tuğyân-ı isyanım oğul,
Takmayayım boynuna herkiz tavk-ı fermanım oğul.
Ben kıyar mıydım sana ey Bâyezid Hânım oğul,
Bî günahım deme bârî tevbe kıl canım oğul." (Bilinmeyen Osmanlı)
hazmedilmeyen ilim ilim değildir. bir ilim, hazmedilmeden aktarılmaya kalkışılırsa, o zaman, ilmin aktarılması değil, hazmedilmeyen artık maddelerin kusulması mevzubahistir. bu hastalığın bizde yaygın olduğu acı bir vakıadır. (Tarih-Lenklere Cevaplar)
"Ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür seda İslam'ın sadası olacaktır." (Çandan Minareye Büyük İtiraf)
..insan, düşünce istidadını, muhakeme esnasında, fikrinin salim bir şekilde ve hatalardan uzak olarak ortaya çıkması ve maksadının hasıl olması için diğer bir kanuna ihtiyaç vardır. Bu ise mantık ilmidir. (Risale-i Nur Külliyatından Misallerle: Mantık, Münazara ve Cedel İlimleri)
Fâtih'in yazdığı gazellerde kullandığı, şarap ve benzeri kelimelere, ince remizler ve mecâzî mana ve mazmûnlar yüklerken, bir gün gelip de bir takım araştırma ve ilim özürlü insanların bu kelimelere gayr-i meşru manaları yükleyeceklerini tahmin dahi edemezdi. Onun şarabı Mevlânâ'nın, Hacı Bektaş Veli'nin ve Hacı Bayram Veli'nin kâsesinde demlenmektedir ve ilahî aşkın mest eden şarâbıdır. (Bilinmeyen Osmanlı)
Korkunun dağları beklediği bu vasatta, diğer dersiâmların bir çoğu teslim bayrağını çekerken, Süleyman Efendi'ye öğütte bulunmayı da ihmal etmediler: "Artık hocalıkta bize ekmek kalmadı. Bize tevdî edilecek yeni meleklere gidelim."

O ise bütün azim ve kararlığıyla: "Efendiler, hocalık bir meslek, bir ekmek teknesi değildir. Hocalık, Allah'ın, Resûlullah'ın, Kitabullah'ın ve dîn-i mübîn-i İslâm'ın tebliğ memurluğudur" diye cevap verdi. (Silistre’li Süleyman Hilmi Tunahan)
Tasavvur sadece bir mefhumu idrak etmeye ve tasdik dahi bir mefhumu bir başka mefhuma nefy yahut sübut ile nisbet edildiğini bilmeye denir. (Risale-i Nur Külliyatından Misallerle: Mantık, Münazara ve Cedel İlimleri)
İlim kelimesi müştakklarıyla birlikte Kuran’da 750 yerde geçmekte olup, Allah ve O’nun yarattıklarından şuur sahibi olan insan, cin ve melekler için kullanılmıştır. Bununla birlikte, okumak,düşünmek, ibret almak, akıl, nazar, hikmet, fikir, ayet gibi ilim ile ilgili kelimeler de dikkate alındığında, Kuran’daki her dört ayetten birinin ilimle ilgili olduğu görülür.

Mantıkta ise, akılda bir şey hakkında hasıl olan surettir. Diğer bir tabirle aklın tasavvur ve tasdik arasındaki hareketedir. (Arşiv Belgeleri Işığında Bediüzzaman Said Nursi)
" Osmanlı Devleti'nin iyilikleri de vardır , hataları da vardır. Ancak altı yüz sene boyunca hasenâtının seyyiatına ağır bastığı içindir ki, kader-i İlâhi bu uzun süre içinde İslam'ın bayraktarlığı unvanını onlara ihsan etmiştir . Seyyiâtı hasenatına ağır basınca da , bu şerefli unvan yine kaderin hükmüyle ellerinden alınmıştır . En kötü zamanında bile , değil içki gibi gibi İslam'ın açık bir hükmüne muhalefet, içtihadi meselelerde dahi şer'î hükümlere ri'ayet etmek için elden gelen gayreti gösterdiklerini , sayıları milyonları bulan arşiv belgeleri isbat etmektedir . " (Tüm Yönleriyle Osmanlı'da Harem)
Yıllardır Elmalılı Hamdi Yazır'ın Hak Dini Kur'an Dili adlı muhteşem tefsirini sadeleştirerek soyulmuş portakal gibi çürümeye terk eden meslektaşlarıma içimden itiraz ederdim, aynı duyguları elbette Bediüzzaman'ın eserlerine yapılan muamele de bende aynı itiraz duygularını depreştirdi. (Risâle-i Nur’a İtirazlar ve Cevapları)
islam hukuku bilinmeden gerçek tarihimiz ve özellikle de osmanlı tarihi ve müesseseleri tam olarak araştırılamaz. (Tarih-Lenklere Cevaplar)
Tarih bize gösteriyor ki, başta peygamberler ve onların gerçek mirasçıları olan din adamları olmak üzere, insanıık âlemi, büyük insanların kıymetlerini zamanında tam takdir edememişlerdir. Sonradan ise, bu takdir edememenin cezasını, hem muâsırı olan insanlar ve hem de onların nesilleri çekmişlerdir. Hemen hemen bütün peygamberler, bu hükmümüze müşahhas birer misal olarak verilebileceği gibi, İmam-ı A'zam ve Ahmed bin Hanbel gibi islam âlimleri de, bu acı hükmü teyid eden canlı misallerdendir.

Tesbitlerimize göre, asrında tam anlaşılamayan şahsiyetlerin bu asrımızdaki misallerinden biri de Süleyman Efendi Hazretleri’dir. Maalesef, tıpkı Bediüzzaman’da olduğu gibi, devletimizin istihbârât kaynakları, resmî kurumların hazırladıkları raporlar ve tabii ki, bunlardan etkilenen medya ve ansiklopediler, bu büyük İslâm âlimi hakkında yalan yanlış şeylerle doludurlar. (Silistre’li Süleyman Hilmi Tunahan)
Görülüyor ki, Fatih Sultân Mehmed'in Sırbistan'da tatbik edeceğini va'd ettiği "Her Caminin yanında bir kilise inşasına müsaade" durumu, İstanbul'da da tatbik olunmuştur. Fener'de Abdi Subaşı Mahallesi'ndeki Caminin bitişiğinde Rum Patrikhanesi ile kilisesine mevcudiyeti Osmanlı Devleti'nin gerçek mânâda din ve vicdan hürriyetni göstermiyor mu?Edirnekapı Caddesi'nin son kısmında yer alan Mihrimah Sultân Camii'nin hemen karşında bir Rum Kilisesi'nin inşasına müsaade etmek, bu hürriyetin maddî delillerinden değil midir? (Bilinmeyen Osmanlı)
.. Yapılan izahlar karşısında, İslam hukukunun belli bir devlet şeklini öngörmediğini, ancak koyduğu prensipler ve hakimiyet anlayışının dindar bir cumhuriyet olduğunu söyleyebiliriz. Gerçekten Raşit Halifeler(Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ra) hem bir halife hem de dindar bir cumhur reisi idi. (İslam'da İnsan Hakları Beyannamesi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/tum-yonleriyle-osmanlida-harem-ahmet-akgunduz-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)